Cari işlemler dengesinde iyileşme ihracat performansına bağlı olacak

Cari işlemler fazlası, Eylül 2019’da 2,5 milyar dolar oldu, 12-aylık cari işlemler fazlası 5,9 milyar dolara yükseldi; ödemeler dengesindeki iyileşmede dış ticaret açığında azalma ve turizm gelirlerinde artış etkili oldu.

Yaz mevsiminin ardından turizm gelirlerinin azalmaya başladığını görmeye başladık. Ekim ayında turizm gelirlerinde azalma cari işlemler fazlasını aşağı yönlü etkileyecek.

TİM, Ekim ayında ihracat hacminde önceki aya göre 1,1 milyar dolarlık artış ortaya koymuştu. Cuma günü açıklanacak Ekim ayı merkezi bütçe verileri, ithalde alınan katma değer vergisindeki değişimi gösterecek ki bu da Ekim ayında dış ticaret dengesindeki değişim hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayacak.

Özetle, sonbahar ve kışla birlikte turizm gelirlerinde azalma cari işlemler dengesini olumsuz etkileyecek. Mevcut iç ve dış talep şartlarının canlanmaya işaret etmemesi cari işlemler dengesinin ihracat performansı ile yön bulacağını ortaya koyuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Taşıt ve konut kredilerindeki hareketlilik ticari kredilere yansımıyor

TCMB’nin faiz indirimleri sonrası konut ve otomotiv satışları artıyor…

Ekim ayı OSD verileri Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan otomotiv sektörü üretimi ve satışlarının Ağustos-Ekim döneminde aylık bazda ardı ardına arttığını gösterdi. 2019 yılı Ekim ayında otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre 2 katından daha fazla arttı. Benzer olarak otomotiv ithalatı ve yurt içi otomotiv pazarı satışları da Ağustos-Ekim döneminde ardı ardına aylık bazda artış kaydetti. Temmuz, Eylül ve Ekim toplantılarında TCMB’nin gerçekleştirdiği faiz indirimleriyle politika faizini %24 seviyesinden %14’e düşürmesinin etkisiyle otomotiv satışları ve taşıt kredileri Ağustos ayı ile birlikte artmaya başladı. (Tablo 1)

Tablo 1

Benzer şekilde aşağıda yer alan Tablo 2, kredi faizlerindeki düşüşün konut satışlarında hızlı bir artışa sebep olduğunu gösteriyor.

Tablo 2

Konut ve taşıt dışındaki diğer bireysel kredilerde de artış sürüyor…

Faiz indirimlerinin otomotiv ve konut kredileri dışında diğer bireysel kredilerde de artışlar yaşanmasına sebep oluyor (Tablo 3). 9 Ağustos ile biten haftadan 1 Kasım ile biten haftaya kadar diğer bireysel kredilerde %10’luk artış kaydedildi.

Tablo 3

Ticari krediler yatay seyrederken yatırımlar zayıflıyor…

Yurtiçi yerleşiklerin yabancı para (döviz) mevduat stoku 25 Ekim itibariyle 182,5 milyar dolar ile tarihi rekor seviyesinde bulunuyor. Diğer bir deyişle TL’ye güveni artıracak bir zemin henüz oluşmuş değil. İç ve dış riskler reel sektörün kredi talebinin yatay kalmasında etkili olurken (Tablo 4), reel sektörün yatırım harcamaları geriliyor (Tablo 5).

Tablo 4
Tablo 5

Dr. Fulya Gürbüz

Haftalık makro-ekonomik gündem: Ödemeler dengesi, sanayi üretimi, bütçe, işsizlik oranı ve perakende ticaret

12 Kasım 2019, Salı

Eylül ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak (Ağu-19: 2,6 mlr $, 12-aylık toplam denge: 5,1 mlr $). Eylül ayında mevsimsellikten arındırılmış ihracat önceki aya göre 48 mln $, ithalat ise 771 mln $ azalmış, böylece dış ticaret açığı 1,9 mlr $ seviyesine gerilemişti. Net turizm gelirleri ise Eylül ayında 760 mln $ azaldı. Eylül ayında cari fazlada önceki aya göre hafif bir azalma görebiliriz.

13 Kasım 2019, Çarşamba

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell Çarşamba günü ABD Kongresi Ortak Ekonomi Komitesi’ne ve Perşembe günü Bütçe Komitesi’ne sunum yapıp soruları cevaplayacak. Fed, 30 Ekim toplantısında ticaret riski ve düşük enflasyon dinamiklerine bağlı olarak politika faiz hedef aralığını 25 baz puan düşüşle %1,5-1,75 aralığına çekmiş, sonraki toplantı kararlarında ekonomik verilere göre hareket edeceklerini duyurmuştu. Mevcut veriler Fed’in 11 Aralık toplantısında faiz değişikliğine gitmeyeceğine işaret ediyor.

14 Kasım 2019, Perşembe

Eylül ayı sanayi üretimi verileri açıklanacak. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Ağustos 2019’da yıllık bazda %3,6, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi aylık bazda %2,8 daralmıştı.

15 Kasım 2019, Cuma

Ekim ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. YEP 2020-2022 tahminlerini dikkate aldığımızda 2019 yılının ilk 9 ayında hem toplam gelir hem de toplam gider hedeflerinin %75’ine ulaşılmış durumda. Yıl sonunda bütçenin 125 milyar TL açık vermesi hedefleniyor. Finansman tarafında ise yılın ilk 9 ayında 199 milyar TL borçlanma gerçekleştirildi. 2019 yılı için 241 milyar TL borçlanma hedefleniyor.

Ağustos dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Temmuz döneminde işsizlik oranı %13,9, tarım dışı işsizlik oranı %16,5, genç işsizlik oranı %27,1 seviyelerine yükselmişti.

Eylül ayı perakende ticaret endeksleri açıklanacak. Ağustos ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmi aylık bazda binde 3 artışla 108,8 seviyesine yükselmişti.

Eylül ayı özel sektör uzun vade borç stoku açıklanacak. Ağustos ayında stok 1,7 milyar dolar azalışla 196,6 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Finansal olmayan özel sektör kuruluşlarının uzun vadeli dış borç stoku ise Ağustos ayında 104,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. TCMB Kasım ayı Beklenti Anketi sonuçları açıklanacak. Ekim ayı anketine göre yıl sonu enflasyon tahmini %12,7, yıl sonu ABD doları/TL kuru tahmini 6,047, yıl sonu 12-aylık cari açık beklentisi 852 milyon dolar, yıl sonu GSYH büyüme beklentisi %0,09, 2020 yıl sonu GSYH büyüme beklentisi %%2,96 seviyelerinde bulunuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Tüketici fiyatlarında aylık artışlar sürecek, düşük talep çıktı fiyatlarını aşağı çekiyor

Enflasyonda dibi gördük

Ekim ayı enflasyon verilerine göre TÜFE yıllık bazda %8,6’ya Yİ-ÜFE %1,7 gerilemiş olsa da aylık değişimler farklı bir resim ortaya koyuyor: TÜFE ilk 10 ayda aylık bileşik olarak %10,6, Yİ-ÜFE ise %6,7 artış kaydetti.

Havalar soğumaya ve günler kısalmaya başladıkça ısınma ve elektrik harcamaları da beraberinde artacak. Gıda tarafında ise Ekim ayında önceki aya göre %1,7 artış yaşandı ki gıda fiyatlarındaki artış kış aylarıyla birlikte devam edecek.

Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ve tütün ürünleri hariç TÜFE, yani çekirdek enflasyon (C-endeksi) Ekim ayında önceki aya göre %1,8 artış kaydetti. Yıllık rakamları dikkate aldığımızda enflasyonda dibe ulaştık.

Küresel üretimde zayıflık Türkiye’nin potansiyelini aşağı çekiyor

Ekim ayına ait Markit PMI verileri küresel bazda üretimin zayıfladığını, ihracat siparişlerinin düşmeye devam ettiğini, istihdamın azaldığını ve güven algısının rekor düşük seviyelere gerilediğini gösterdi. Türkiye PMI verileri de üretimde hafif yavaşlamaya, iç talep ve ihracat talebinde zayıflığa, istihdam tarafında artışa, nihai ürün fiyatlarında üst üste ikinci ay düşüşe işaret etti.

Küresel yavaşlama ihracat performansımızı sınırlıyor

TİM verileri ise Ekim ayında ihracatımızın Eylül ayına göre 1,1 milyar dolar arttığına işaret etti. TL’de değer kaybının küresel bazda rekabet gücümüzü artırmaya katkısı oluyor ancak düşük fiyatlarla satışların karlılık performansını aşağı çektiğini söylemek yanlış olmaz. Öte yandan artan turizm gelirleri ve düşük iç talep cari işlemler dengesinde olumlu bir tablo ortaya koyuyor.

Mevcut veriler Fitch’in görünüm kararını teyit etti, devamlılığı bütçe performansına bağlı

Fitch’in Türkiye’nin kredi not görünümünü “durağan” seviyesine yükseltmesi sürpriz olmadı. Kritik konu ise mevcut şartların devam etmesi halinde bütçe verilerindeki performansın ne şekilde gelişeceği.

Küresel büyüme ve küresel ticarette iyileşme yaşanmazsa, Barış Pınarı operasyonuna yurt dışından mali destek sağlanamazsa Hükümetin 2020 yılında %5’lik ekonomik büyüme hedefi şimdilik olası gözükmüyor özellikle de en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa ekonomisi durgunluğa girmişken.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface avro bölgesinde büyümenin tahmin edilmesinde kullanılacak yeni tahmin aracı CRAFT’ı tanıttı

Coface, 21 Ekim tarihli basın bülteninde, avro bölgesindeki önemli ekonomilerde resesyon veya hafif bir küçülme halinde yavaşlamanın anahtarlarını ortaya koyduğu CRAFT tahmin aracını tanıttı. Bültende yer alan detaylar şöyle:

“2019 yılının başlarından bu yana, küresel büyümede yavaşlama işaretleri giderek artıyor. Tüm ekonomistler 2017 yılında döngünün zirvesine ulaşan yavaşlama sonrasında bu aşağı yönlü eğilim üzerinde hemfikir iken, şu anda soru işaretleri özellikle avro bölgesinde olmak üzere bu yavaşlamanın şiddeti üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bazıları 2020 yılı için bir resesyon yaşanacağını öngörürken, ekonomistlerin çoğu “sadece” hafif bir yavaşlama olacağını tahmin ediyor.

Dolayısıyla, daha net bir tablonun ortaya konulabilmesi için, mevcut göstergelerden yararlanacak güvenilir ve yenilikçi tahmin araçlarına sahip olmak önem taşımaktadır. Bu sebeple, Coface CRAFT (Coface Araştırma Faaliyeti Tahmin Aracı) adı verilen kendi tahmin aracını geliştirmiştir.

CRAFT: Önemli eğilimlerin tespiti için değerli bir araç

Faaliyet göstergesi Ana Bileşen Analizi (PCA) olarak adlandırılan istatistik yöntemine dayanmaktadır. Makine öğrenimi modellerinin kullanılması, yaklaşık yüz değişkenin analiz edilmesine olanak tanımaktadır ve sadece GSYH büyüme oranının modellenmesi için gerekli olanlar tutulmaktadır. Tutulan değişkenler, (her bir ülke için otuz ile elli arasında) PCA analizine dahil edilmekte ve beş ayrı kategori altında gruplandırılabilmektedir.
. Rakamsal veriler;
. Anket verileri;
. Parasal ve finansal değişkenler;
. Uluslararası göstergeler;
. Şirketlerin Coface tarafından sigortalanan ticaret alacaklarındaki temerrüt oranı.

İlk dört değişken türü faaliyet göstergelerinin oluşturulmasında yaygın bir şekilde kullanılırken, beşinci değişken sadece Coface tarafından kullanılmaktadır. CRAFT üç aylık dönemlere ait GSYH artış oranı ile direkt ilişkilidir ve içinde bulunulan üç aylık dönem (cari dönem tahmini) ve takip eden dönem (gelecek dönem tahmini) için doğru tahmin yapılabilmesini mümkün kılmaktadır.

Fransız ve İspanyol ekonomileri dayanıklılık sergilerken, Almanya’nın resesyona, İtalya’nın ise durgunluğa girmesi bekleniyor

Bu modelden elde edilen sonuçlara göre, Almanya üçüncü çeyrekte resesyona girecek (bir önceki çeyrekteki yüzde -0,1’in üzerine yine yüzde -0,1), sonrasında ise yılın son üç aylık döneminde durağanlaşacaktır. Özellikle sanayiye bağımlı olan ve ihracatın ağırlığı sebebiyle dış çalkantılara maruz kalan Almanya ekonomisi 2018 yılının başlarından bu yana uluslararası ekonomik ortamdaki kötüleşmeden etkilenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Birleşik Krallık Almanya’nın en büyük beş ihracat pazarı arasında yer aldığından dolayı, bu bölgelerdeki gelişmeler faaliyetteki büyüme bakımından büyük önem taşıyacaktır.

Fransız ekonomisinin de üçüncü çeyrekte yavaşlaması (yüzde 0,2), sonrasında ise bu zorlu ortama dayanıklılık göstererek yılın son çeyreğinde yüzde 0,3 büyümesi beklenmektedir. Böylelikle yılın tamamına ait GSYH artış oranı yüzde 1,3 olacaktır. 2017 yılından bu yana faaliyette yavaşlama kaydedilmesine rağmen, (2017 yılında yüzde 2,4 ve 2018 yılında yüzde 1,7), Fransa’nın büyüme performansı pozitif seviyelerde kalmıştır ve çeyrekler bazında tutarlı bir şekilde yüzde 0,2’nin altına inmemiştir. Dolayısıyla Fransa dış talebe daha az bağımlı olması sebebiyle komşularının çoğundaki inişli çıkışlı seyirden uzak kalmıştır.

CRAFT sonuçlarına göre, İtalya’nın büyüme hızı üçüncü çeyrekte hafif bir yükselişle yüzde 0,1 olarak gerçekleşecek, sonrasında yılın son çeyreğinde tekrar durağanlaşacaktır. Ancak, İtalyan ekonomisi avro bölgesindeki ekonomiler arasında 2019 yılında da üst üste ikinci yılda en kötü performansı sergilemiştir.

İspanya’da da GSYH artışının üçüncü çeyrekte hızlanması (yüzde 0,6), yılın son çeyreğinde ise biraz yavaşlaması (yüzde 0,5) beklenmektedir. Her çeyrekte yüzde 0,8 ile 0,9 arasında bir büyüme kaydedilen 2017 yılına göre faaliyet daha az dinamik olmakla birlikte, halen sağlam bir görünüm sergilemekte ve oldukça kademeli bir şekilde yavaşlamaktadır. Halen oldukça yüksek bir işsizlik oranına sahip olmasına (Haziran sonu itibariyle çalışma çağındaki nüfusun yüzde 14’ü) ve siyasi istikrarsızlığa rağmen, İspanya ekonomisi 2013 sonunda başlayan toparlanmadan bu yana kayda değer bir düzenlilik sergilemiştir.”

Coface: “Almanya’da şirket ödemelerine ilişkin 2019 anketi: işler tersine dönüyor”


Coface’ın 24 Ekim tarihli basın bülteninde Almanya’nın ödeme performansı mercek altına alınıyor. Bültende Almanya’da şirketlerin yüzde 85’inin 2019 yılında ödemelerde gecikme yaşadığı; bu rakamın 2017 yılına göre 7 puan daha yüksek bir oran olduğu belirtiliyor. Bültende şu detaylar yer alıyor:

“Coface’ın 442 şirketin katılımıyla gerçekleştirdiği 2019 Almanya ödemeler anketine göre, ülke bir değişim sürecinde. Uluslararası rekabetin şirketler üzerinde yarattığı baskı artıyor. Nakit akşının azalmaya devam etmesinin sebeplerinden birini bu oluşturuyor. Ortalama olarak, Almanya’daki şirketlerin ödeme vadeleri 2017 yılında 29,8 gün iken 2019 itibariyle 35,9 güne yükseldi.

Alacak riskleri sigortalansa bile, şirketlerin müşterilerine olan güvenleri azalıyor. Kısa ve orta dönemli alacak vadeleri halen piyasada hakim durumda. Şirketlerin yüzde 87’si ödemelerin 60 gün içerisinde yapılmasını talep ediyor ve bunun uluslararası karşılaştırmalara göre oldukça kısa bir vade olduğu söylenebilir. Ödeme vadelerini kaçıran müşteriler iki yıl önce Alman şirketlerinin yüzde 78’ini etkilerken, bugün bu oran yüzde 85’e yükseldi.

Faaliyet sektörlerine göre durum farklılaşıyor

Borcunu vadesinde ödeyemeyen şirket sayısındaki en büyük artış, tekstil ve hazır giyim sektöründe (yüzde 58’den 78’e), toptan ve perakende ticaret sektöründe (yüzde 75’ten 89’a) ve otomotiv sektöründe (yüzde 73’ten 81’e) kaydedilmiştir. İlaç ve metal sektörlerinde de ödeme vadelerinin uzadığı görülmektedir.

Ulaştırma sektöründe ödeme vadeleri kısalmıştır ancak yine de halen yüksek düzeydedir: yüzde 86’dan 81’e düşmüştür.

Gecikme sebepleri temel olarak şirketlerin yönetim sorunları sebebiyle yaşadıkları finansal güçlüklerin yanında artan rekabetten ve finansman eksikliğinden oluşmaktadır. Öte yandan, veriler Almanya’daki işletmelerin geleceğe ilişkin güvenlerinin önemli ölçüde aşındığını göstermektedir; şirketlerin sadece yüzde 20’sinin 2019 yılına ait görüşleri olumludur.

Özellikle iyimser olan tek sektör BİT (bilgi ve iletişim teknolojileri) sektörüdür ve sektördeki şirketlerin neredeyse yarısı 2019 yılına ilişkin ticari beklentilerinin 2018 yılına göre daha iyi olduğunu bildirmiştir.

Ufukta kara bulutlar görünüyor

Alman şirketlerinin iyimserliğindeki bu kötüleşmenin sebepleri arasında küresel ölçekteki siyasi riskleri ön plana çıkarabiliriz. Şirketlerin neredeyse yüzde 20’si Donald Trump’ın korumacı politikalarının ve ABD ile Çin arasındaki ticaret anlaşmazlıklarının ihracat faaliyetlerinin önündeki en temel risk olduğunu bildirmiştir. Bunu yüzde 15 ile Brexit takip etmiştir; 2017 yılında Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden çıkışı ile ilgili endişeleri olan şirketlerin oranı sadece yüzde 3 idi.”

İmalat sektörü PMI verileri enflasyonda ve ihracat talebinde zayıflığın sürdüğünü gösterdi

4 Kasım Pazartesi günü Ekim ayı enflasyon verileri açıklanacak. Eylül ayında TÜFE %9,26, yurt içi ÜFE ise %2,45 seviyelerine gerilemişti.

Cuma günü Asya ve Amerika kıtasına dair açıklanan imalat sektörü Markit PMI verileri çıktı fiyat enflasyonunda yumuşama eğiliminin, ihracat talebinde ise bozulmanın devam ettiğini gösterdi.

Türkiye’de de TL’de Ekim ayında yaşanan zayıflığa ve elektriğe yapılan zamma rağmen girdi maliyetlerinde ve çıktı fiyatlarında ılımlı seyrin sürdüğünü görüyoruz. TİM verileri ihracatımızın Eylül ayına göre 1,1 milyar dolar arttığına işaret etti.

TL’de değer kaybının küresel bazda rekabet gücümüzü artırmaya katkısı oluyor ancak düşük fiyatlarla satışların karlılık performansını aşağı çektiğini söylemek yanlış olmaz.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface Barometre: “Merkez bankalarının müdahalelerine rağmen küresel ekonomide genel bir yavaşlama yaşanıyor”

Dünya genelinde siyasi belirsizlik alanlarının katlanarak arttığı bir yaz döneminin işletmelerin morallerini etkilediği bir ortamda, 2020 yılının bir ekonomik yavaşlama yılı olması olası görünüyor.

Arjantin’deki kur krizi, Hong Kong ve Rusya’daki önemli gösteriler, Brexit, Suudi Arabistan’ın petrol tesislerine yapılan saldırı 2019 yılının üçüncü çeyreğine damgasını vuran olaylardan sadece bazıları olarak sayılabilir. Artan siyasi belirsizlikler, dünya ticaret hacmindeki daralma, petrol fiyatlarındaki oynaklıklar ve Avrupa ile Çin’de otomobil satışlarında yaşanan azalma ile birlikte işletmelerin morallerini etkilemeye devam etti.

İmalat şirketlerinin karamsarlığı ekonominin geri kalan alanlarına yayılacak mı?

Bugün Avrupa ve Asya şirketlerine ek olarak Amerikan şirketleri de artık Başkan Trump’ın korumacı söylemlerinden açık bir şekilde endişe duyduklarını ifade ediyorlar. Çin-ABD ticaret savaşının iki büyük küresel güç arasında bir ticaret anlaşmasına doğru evirildiği görülmekle birlikte, ABD Başkanının seçim kampanyası ve hakkında yürütülen azil süreci bağlamındaki eylemlerini kestirmek halen oldukça güç.

Öte yandan, Avrupa’daki emisyon standartları ve Çin’de tüketici davranışlarındaki değişiklikler dahil olmak üzere, otomotiv sektöründe yapısal değişiklikler yaşanmaya devam ediyor. Bu bağlamda, Avrupa ekonomileri şu anda iki farklı hızda ilerliyor: Bazıları küresel sanayiye ve ticarete özellikle bağlı iken (Almanya) ve/veya ticaret siyasi belirsizliklerden olumsuz etkilenirken (İtalya, Birleşik Krallık), Fransa, İspanya ve Hollanda ekonomileri daha dayanıklı bir görünüm sergiliyor.

Merkez bankaları hızla harekete geçiyor

ABD, Avro bölgesi ve birçok yükselen ülkedeki merkez bankaları mevcut durumu değerlendiriyor.

Hatta, büyümedeki keskin yavaşlama sonucunda, birçok merkez bankası parasal genişleme önlemleri uygulayacaklarını açıkladı.

Negatif nominal faiz oranları belirleyen para politikalarının etkileri belirsizdir. Negatif politika faiz oranları hane halklarını ve işletmeleri destekleyerek ekonomiyi canlandırabilirler, ancak bankaların karlılıklarını da aşındırabilirler. Bununla birlikte, teoride, faaliyet üzerindeki olumlu etki daha baskındır. Dolayısıyla, bu aşırı genişlemeci politikalar enflasyonun bu yaklaşımı benimseyen ülkelerin belirlediği hedeflere yaklaşmasına izin vermese de, özellikle avro bölgesi başta olmak üzere son zamanlarda uygulamaya konulan parasal genişleme önlemlerinin beklenen etkisi gerçek olacaktır.

Genel olarak, bu yaygın siyasi istikrarsızlık sebebiyle, Coface 2020 yılının bir ekonomik yavaşlama yılı olacağını öngörmektedir ancak yine de uyanma çağrısı olarak nitelenebilecek birçok olumlu sinyal tespit etmeye ve hükümetlerin ve merkez bankalarının buna karşı harekete geçtiğini gözlemlemeye devam etmektedir.

Bu bağlamda, bu çeyrekte ülke değerlendirme notlarında iki değişiklik gerçekleşti: Hong Kong (notu A2’den A3’e düşürüldü) ve Moritanya (notu D’den C’ye yükseltildi). Sektör bazında, haziran ayında otomotiv sektöründe gerçekleşen bir dizi not düşüşü sonrasında, bu çeyrekte daha az değişiklik yaşandı – ancak özellikle otomotiv sektöründe (üç ülkede daha nottu düşürüldü) ve ona bağımlı sektörlerde (örneğin Almanya’da kimya sektörü) riskler halen artmaya devam etti (13 not düşürme kaydedilirken, not artırımı olmadı). Öte yandan, Kuzey Amerika’da kağıt sektöründe şirket kredi riskleri yükseliyor. Son olarak, ticaretteki yükselen korumacılık rüzgarının yeni mağdurları ortaya çıkıyor (Kore’de bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü).

Coface: “Tarımsal gıda sektörünün görünümü: Korumacılık ile ilgili gerilimlerin damgasını vurduğu bir küresel ekonomide gelecek neler getirecek?”

Özellikle ABD ve Çin arasındaki gerilim başta olmak üzere mevcut ticaret gerilimlerinin merkezinde yer alan küresel tarımsal gıda sektörü özellikle soya fasulyesi gibi kilit gıda emtialarının fiyatlarındaki aşağı yönlü gidişat ile zincirleme etkilerden etkileniyor. Coface bu sektör için gelecekte yaşanabilecek eğilimlerin derinlemesine bir analizini gerçekleştirdi.

Özellikle stratejik bir öneme sahip olan tarımsal gıda sektörü, (bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü ile birlikte) Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki mevcut ticaret savaşındaki kilit sektörlerden birisidir. Son zamanlarda, Çinli yetkililer Trump yönetiminin açıkladığı tarife artışlarına cevap olarak Amerika Birleşik Devletleri’nden tüm tarım ürünleri ithalatının yasaklanmasına yönelik adımlar attılar.

Ticari gerilimler ve soya fiyatları aşağı yönlü bir gidişat izliyor

Soya ile ilgili olarak yaşanan hareketlilik, durumu mükemmel bir şekilde gösteriyor. Hem insanın tüketimi hem de hayvan yemi için yaygın olarak kullanılan bir emtia olan soya (mısır ve buğday gibi) fiyatları yüksek derecede bir oynaklık yaşadı ve şu anda aşağı yönlü bir eğilim izlemektedir.

Seçili emtia fiyatlarını tahmin eden istatistiksel modeli sayesinde, Coface hem ABD ve Çin arasındaki ticaret gerilimleri hem de ciddi Afrika domuz ateşi (ASF) salgını sebebiyle soya fiyatlarının 2019 yılında bir önceki yıla göre yüzde 9 düşeceğini tahmin etmektedir. Afrika domuz ateşi salgını Çinli domuz üreticilerinin salgının yayılmasını sınırlamak için domuz stoklarının önemli bir kısmını kesmelerine, dolayısıyla daha az soya alımı yapmalarına yol açmıştır. Aynı zamanda, bu durum yarısını Çin’in gerçekleştirdiği küresel domuz üretimini de doğrudan etkilemiştir. Böylece, Çinli tüketiciler kanatlı eti ve dana eti gibi başka hayvansal proteinlere dönmek zorunda kalacaktır ve Arjantin ve Brezilya gibi önemli küresel ihracatçıların alacağı taleplerde artışlar yaşanacaktır.

ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimlerinin küresel tarımsal gıda sektörü için doğurduğu bir başka sonuç da, soya ve domuz eti gibi belirli hammaddeler için ihracat rotalarında yaşanan dönüşümdür. Brezilya ve Arjantin gibi dünyanın önde gelen soya üreticileri ve ihracatçılarından bazılarının orta vadede bu durumdan bir şekilde faydalanmaları mümkün görünmekle birlikte, bir bütün olarak tarımsal gıda sektörünün karşı karşıya olduğu risk çok büyüktür.

Küresel tarımsal gıda sektörünün görünümünü baskılayan diğer riskler

Yukarıda belirtilen küresel korumacı bağlama ek olarak, gıda şirketlerinin karşı karşıya oldukları Afrika domuz ateşi veya küresel mısır piyasasını tehdit eden sonbahar tırtılı gibi başka potansiyel riskler de mevcuttur.

Yapısal risk bakımından, sektör şiddetli kuraklıklar ve El Niño olayı gibi tarım ürünlerini etkileyebilecek hava koşullarına karşı kırılgan durumdadır.

Son olarak, tarımsal gıda sektörü korumacı gerilimlerin damgasını vurduğu bir küresel ekonomik ortamdan güçlü bir şekilde etkilenmesine rağmen, Avrupa Birliği (AB) ile MERCOSUR arasında kısa süre önce imzalanan anlaşmanın gösterdiği gibi serbest ticaret anlaşmalarında genellikle kilit bir sektör konumuna sahiptir.

Hükümetler bu anlaşmaları müzakere ederken genellikle yerli tarımsal gıda sektörlerinin çıkarına olacak ürünlerin ticaretini kolaylaştırmayı hedeflerler. Ancak yerel çiftçiler her zaman için bunları desteklemez ve kamuoyunun bir bölümü bunu giderek artan bir şüphecilik ile karşılayarak bazen bu serbest ticaret anlaşmalarının onay süreçlerinde gecikmelere yol açarlar.

Haftanın ekonomi gündemi: Dış ticaret verileri, Fed faiz kararı, ABD işgücü verileri

30 Ekim 2019, Çarşamba

ABD merkez bankası Fed faiz kararını açıklayacak. Vadeli piyasalar %93,5 ihtimalle faiz indirimi yapılacağı beklentisini fiyatlıyor. Beklenti politika faiz aralığının 25 baz puan indirilerek %1,5-1,75 aralığına çekileceği yönünde.

Ekim ayı ekonomik güven endeksi açıklanacak (Eylül 2019: 86). Ekim ayı öncü göstergeleri endekste artışa işaret ediyor.

31 Ekim 2019, Perşembe

Japonya Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. Politika faizinde değişiklik öngörülmüyor.

Eylül ayı turizm istatistikleri açıklanacak. (Ağustos 2019: 6,3 milyon turist giriş yaptı)

Eylül ayı ihracat ve ithalat verileri açıklanacak. TİM verileri Eylül ayında ihracatın Ağustos ayına göre 2 milyar dolar arttığını göstermişti. Benzer olarak Eylül ayında ithalat hacminde de artış göreceğiz.

Euro Bölgesi 3. çeyrek GSYH büyüme tahmini açıklanacak. 2. çeyrekte önceki çeyreğe göre %0,2, önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,2 büyüme kaydedilmişti. 3. çeyrekte önceki çeyreğe göre %0,1, önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,1’lik büyüme bekleniyor.

1 Kasım 2019, Cuma

TİM Ekim ayı ihracat verilerini açıklayacak. (Eylül 2019: 15,2 milyar dolar)

Ekim ayı Markit imalat sanayi PMI verileri açıklanacak. (Eylül 2019: 50)

ABD Ekim ayı işgücü istatistikleri açıklanacak. Eylül ayında işsizlik oranı %3,5’e gerilerken ortalama saatlik kazançlar yıllık bazda %2,89 seviyesine düştü.

Dr. Fulya Gürbüz