Reel sektör de hanehalkı da kemer sıkmaya devam ediyor

Temmuz ayı bütçe verileri ithalatta artış olduğunu, söz konusu artışın etkisiyle Temmuz ayında 19,5 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirildiğini, böylece Temmuz ayında 3,4 milyar dolarlık dış ticaret açığına tanık olacağımızı tahmin ediyoruz. Haziran ayında 3,2 milyar dolarlık dış ticaret açığı kaydedilmişti. Turizm sektöründeki iyileşmeye bağlı olarak cari işlemler dengesindeki iyileşmenin Temmuz ayında da süreceğini tahmin ediyoruz. Cari işlemler açığı, Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 2,47 milyar dolar azalışla 548 milyon dolar olmuş, böylece 12-aylık cari işlemler hesabı 538 milyon dolar fazla vermişti. Söz konusu azalışta dış ticaret açığındaki gerileme ve turizm gelirlerindeki artış etkili olmuştu.

Tüketim tarafında ise yine Temmuz ayı bütçe verilerini baz aldığımızda KDV gelirlerindeki azalış yurt içi tüketimde Temmuz ayında artış olmayacağına işaret ediyor. Diğer bir deyişle Temmuz ayında perakende satışlarda düşüş görme olasılığı yüksek. Perakende satış hacmi Haziran ayında aylık bazda %2,3 artmış, yıllık bazda %1,2 daralmıştı. Gıda, içecek ve tütün tüketimi aylık bazda artışlar kaydetse de önceki yılın gerisinde kalmaya devam etti. Perakende ciro ise aylık %1,2 ve yıllık %14,6 artış kaydetti.

Yukarıdaki veriler ışığında Temmuz ayında imalat sektöründe dış talep kaynaklı bir büyümeden söz edebiliyoruz, diğer bir değişle ekonomi dış taleple beslenmeye devam ederken iç talep kan kaybetmeye devam ediyor. Haziran ayında sanayi üretimi aylık bazda %3,7, yıllık bazda ise %3,9 daralma yaşamış, imalat sektörü aylık bazda %4,2 küçülmüştü.

Haziran ayı seçimlerinin ardından TL’de yaşanan değer kazancının etkisiyle TL’de Temmuz-Ağustos döneminde yaşanan değer artışı TCMB’den faiz indirimiyle cevap bulmuşken Temmuz ayında gıda fiyatlarında gerileme ve üretici fiyat endeksindeki düşüşe rağmen tüketici fiyatlarında artış yaşandı. Üreticilerin ithal girdi maliyetlerindeki düşüşe rağmen ayakta kalabilmek için Temmuz ayında çıktı fiyatlarını yükseltmek zorunda kaldıklarını tahmin ediyoruz.

Sonbaharla birlikte gıda fiyatlarında artış ve yılın son çeyreğinde artacak olan enerji tüketimi ve paralelinde ödenecek ağır fatura yükünü de dikkate aldığımızda istihdamda iyileşme sağlanmadıkça önümüzdeki dönemde hanehalkının kemer sıkmaya devam edeceğini anlıyoruz. İşsizlik oranı Mayıs döneminde 3,1 puanlık artışla %12,8 seviyesinde gerçekleşmiş, tarım dışı işsizlik oranı 3,4 puanlık artış ile %15,0 olarak tahmin edilmiş, genç işsizlik oranı 3,2 puanlık artış ile %13,1 olarak gerçekleşmişti. Kayıt dışı çalışanların oranı ise Şubat 2019 döneminden bu yana aralıksız artıyor.

Bir tarafta Arjantin’de yaşanan siyasi ve finansal kaos Türk lirası üzerinde baskı oluştururken öte yandan Almanya Finans Bakanı Scholz’dan 50 milyar Euro’luk destek müjdesi ihracat hacmimiz için iyimser kalmamıza sebep oluyor.

Dr. Fulya Gürbüz

İç talebi harcanabilir gelirdeki artış tetikleyebilir

ABD Merkez Bankası Fed’in 2008 krizinden bu yana ilk kez 31 Temmuz’da gerçekleştirdiği 25 baz puanlık indirimin gerekçesinde yer aldığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının yine aynı gün yayınladığı 3. çeyrek Enflasyon Raporu’nda mevcut riskler kapsamında sıralandığı üzere küresel ekonomilerdeki yavaşlama, korumacılık çatısı altında devam eden ticaret savaşı ve jeopolitik gelişmeler uluslararası ticareti olumsuz etkilediği gibi yerel imalat sektörlerinin de güç kaybetmesinde etkili oluyor.

Her ne kadar basın toplantısında Fed Başkanı Powell söz konusu faiz indiriminin uzun süreli bir indirim sürecine girildiği anlamı taşımadığını söylese de son PMI verileri imalat sektöründe ülkede istihdamın zayıfladığını ortaya koydu. Enflasyonist baskıların küresel bazda azalması ve istihdamdaki zayıflığın devam etmesi halinde Fed’den faiz indirimi beklentileri de canlı kalacaktır. ABD-Çin arasındaki ticaret savaşı ABD yönetiminin 1 Eylül’den itibaren geçerli olmak üzere 300 milyar dolarlık Çin ithal ürünlerine %10 vergi uygulayacak olması iki ülke arasındaki müzakerelerde sürecin zorlu geçtiğinin işareti. Olumlu adımlar gelmediği sürece ticaret savaşı faktörü küresel ekonomiler üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek.

Hal böyle iken üstün ihracat performansımıza rağmen Türkiye imalat sektörünün yaşadığı kan kaybının aksine turizm sektöründe yaşanan olumlu hava bir miktar nefes alışımızı rahatlatıyor. İşsizlik oranı yükselmeye devam ederken TCMB’nin 425 baz puanlık faiz indiriminin kredi faizlerine düşüş yönünde yansımaya başlaması iç talebi kısa vadede canlandırmaya yetecek mi kuşkuluyuz. Enflasyon Raporu’nda da vurgulandığı üzere merkezi yönetim bütçe hedeflerinden uzaklaşmaya devam edilmesi halinde faizler dolayısıyla da enflasyon hedefi üzerinde risk oluşturacaktır ki bu ek vergi artışlarını beraberinde getirecektir ki hane halkının harcanabilir geliri üzerinde yük oluşturmaya devam edecek bir gelişme. İşsizlik rakamının yükselmeye devam ettiği mevcut ortamda gerileyen kredi faizlerinin iç talebi canlandırmaya yetmeyeceği aşikar. Sürdürülebilir istihdamı yaratacak iş ortamının sağlanması dolayısıyla harcanabilir gelirde artış güven algısındaki artışla birlikte iç talebi artıracaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Enflasyonda zayıflık faizde düşüşü getiriyor, uzun vadede eğitim reformu sürdürülebilir büyümeyi getirecek

Geçen haftaki toplantısında politika faizini değiştirmeyen Avrupa Merkez Bankası, orta vadeli enflasyon hedefine ulaşana kadar gevşek para politikasının sürdürüleceğini, faizlerin en az 2020 ilk yarısına kadar mevcut seviyesini koruyacağını veya daha düşük seviyelere gerileyebileceği beklentisini ortaya koydu. Banka, istihdam piyasası ve ücret artışlarının Avrupa ekonomisini desteklediğini, öte yandan ise yavaşlayan küresel büyüme dinamikleri ve zayıf uluslararası ticaretin ekonomik görünümü olumsuz etkilediğini vurguluyor. Dahası, jeopolitik belirsizlikler, artan korumacılık tehdidi ve gelişen ülke ekonomilerine yönelik kırılganlıkların ise özellikle Avrupa imalat sektöründe ekonomik algının bozulmasında rol oynadığı belirtiliyor.

Avrupa’da imalat sektörüne yönelik belirsizlikler Türkiye imalat sektörü özelinde de olumsuz bir tablo ortaya koyuyor. Temmuz ayında Türkiye imalat sektöründe kapasite kullanım oranı, ihracat beklentileri ve yatırım harcamalarındaki gerilemeler yurt dışı ve yurt içinde talep daralmasının devam ettiğini teyit eden gelişmeler.

Küresel bazda enflasyon dinamiklerinin zayıflaması, TL’nin değer kazanması, ithalat maliyetlerinin azalmasına paralel olarak yurt dışı üretici fiyat endeksinin Haziran ayında önceki aya göre düşmesi, Avrupa Merkez Bankasının gevşek para politikasını sürdürmeye devam etmesi ve ABD Merkez Bankası Fed’in politika faizini Temmuz ayı toplantısında aşağı çekecek olması gibi sebepler Türkiye’de enflasyon dinamikleri üzerindeki baskının azalmaya devam edeceği ihtimalini ortaya koyuyor. Nitekim TCMB de geçen haftaki para politikası toplantısı karar özetinde enflasyonda düşüş beklentisini ortaya koymuştu.

Doğrudur, mevcut veriler enflasyon görünümünde dolayısıyla da faizde aşağı yönü destekliyor ancak sürdürülebilir şekilde istihdamı artıracak büyüme denklemi “düşük faiz + tüketim artışı” ile sınırlı kalmamalı. Nitekim Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk‘un şu açıklaması mevcut ekonomik durumu özetliyor: “Biz geleneksel enstrümanlarla ekonomiyi gerçekten canlandıramayız. Bizim uluslararası standartları ele alan evrensel bakış açısına sahip bir eğitim sistematiği içinde olmamız lazım“.

Düşük enflasyon ve düşük faiz kısa vadede hane halkına nefes aldıracak bir gelişme. Uzun vadede ise eğitim reformu sürdürülebilir büyüme için önemli bir yapı taşı olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: Fed faiz kararı

30 Temmuz 2019, Salı

Japonya Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. Politika faizinde değişiklik beklenmiyor.

31 Temmuz 2019, Çarşamba

ABD Merkez Bankası Fed faiz kararını açıklayacak. %2,25-2,50 olan politika faiz aralığının 0,25 yüzde puan düşürülmesi bekleniyor.

TCMB Enflasyon Raporu’nu yayınlayacak. 25 Temmuz PPK toplantısında TCMB enflasyondaki düşüş eğilimine vurgu yapmıştı. Toplantı sonrası yayınlanan basın duyurusunda enflasyondaki düşüş eğilimi ve finansal koşullardaki kısmi iyileşmeyle birlikte ekonomideki kademeli toparlanmanın devam edeceği öngörülmüştü.

TÜİK Haziran ayı dış ticaret verilerini açıklayacak. Mayıs ayında ihracat yıllık bazda %12,1 artmış, ithalat %19,3 azalmıştı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat bir önceki aya göre %8,1 artmış, ithalat %4,1 azalmıştı. Ticaret Bakanlığının yayınladığı Haziran ayı dış ticaret verileri ise Ramazan Bayramı etkisinden dolayı ihracat verilerinde düşüş ortaya koymuştu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler ise eğilimi daha kolay anlamamızı sağlayacak.

1 Ağustos 2019, Perşembe

İngiltere Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. %0,75 olan politika faizinde değişiklik beklenmiyor.

Küresel ve Türkiye imalat sektörü PMI verileri açıklanacak.

2 Ağustos 2019, Cuma

TİM Temmuz ayı ihracat verilerini açıklayacak.

ABD işgücü istatistikleri yayınlanacak. Haziran ayında işsizlik oranı %3,7 seviyesine yükselmişti. ABD merkez bankası Fed, para politikasını belirlemede işsizlik oranını %4’ün altında tutmayı hedefliyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu S&P, Türkiye değerlendirmesini açıklayacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Temmuz ayı PMI verileri AMB’den gevşek para politikası söylemlerini kuvvetlendirdi

Avrupa Merkez Bankası (AMB) bugün TSİ 14:45’te faiz kararını açıklayacak. Başkan Draghi TSİ 15:30’da basın toplantısını gerçekleştirecek. Beklenti, büyümeye yönelik risklerin ortaya konup para politikasında gevşemeyle ilgili bir yol haritası açıklanması yönünde.

AMB yürüttüğü miktarsal genişleme politikası ile 2017 yılının son yarısında Bölge ekonomisi %2,8’lik büyüme kaydederek 2010-2012 yılı performansını yakalamıştı. Ancak Bölge’de otomotiv sektörünün emisyon standartlarına yönelik düzenlemelerin etkisiyle daralması, ABD’nin yürüttüğü ticaret savaşına bağlı olarak küresel ekonomide yaşanan talep darlığı ve Brexit sorunu ekonomik büyümenin 2018 yılı son çeyreğinde ve 2019 yılı ilk çeyreğinde %1,2 seviyesine gerilemesine sebep oldu.

Küresel enflasyon eğilimindeki yumuşamaya paralel olarak Bölge’de enflasyon Haziran ayında yıllık %1,3 seviyesi ile AMB’nin %2 hedefinin gerisinde bulunuyor.

Büyüme ve enflasyon dinamikleri için öngösterge niteliğindeki imalat sektörü PMI (satın alma müdürleri endeksi) verileri ise ticaret savaşının başladığı 2018 yılından itibaren aralıksız düşüşünü sürdürüyor. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değer sektörde daralmaya, yukarısındaki değerler ise sektörde büyümeye işaret ediyor.

Euro Bölgesi’nde imalat sektörü PMI ilk tahmin sonuçları Temmuz ayında 46,4 puan ile son 6,5 yılın en düşük seviyesine işaret etti ki bu gelişmede Almanya’da imalat sektöründeki daralmanın etkisi var.

İmalat sektöründe üretim alt PMI endeksi de son 6 yılın en düşük seviyesi olan 47 seviyesine geriledi. Özellikle yeni ihracat siparişlerindeki daralma küresel talep darlığını teyit ederken iç talep gücünü korumaya devam ediyor.

Euro Bölgesi’nde GSYH büyümesinin lokomotifi olan hizmet sektörü ise Temmuz ayında 53,3 puan ile hafif güç kaybı yaşadı.

2019 yılı ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %0,4 büyüme kaydeden Euro Bölgesi’nin ikinci çeyrekte %0,2 büyümesi bekleniyor.

AMB’nin değerlendirmeye aldığı bir diğer faktör de istihdam piyasasındaki gelişmeler. PMI verilerine göre istihdam piyasası zayıflıyor. Bölge’de mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı Mayıs ayında %7,5 seviyesine gerilemişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Faiz indirimi için zemin hazır

Türk lirasındaki değer kaybı ve enflasyondaki yüksek seyir yurt içi satışları olumsuz etkiliyor…

Ağustos 2018’de Türk lirasında reel bazda yaşanan %17’lik değer kaybına paralel olarak perakende satışlar Eylül-Ekim 2018 döneminde Ağustos 2018’e göre nominal %8,5 gerilemişti.

Kasım 2018-Mart 2019 döneminde devreye alınan ÖTV ve KDV indirimlerinin etkisiyle perakende satışlar %4 toparlanma yaşadı. ÖTV ve KDV indirimlerinin Nisan ayı ile birlikte devreden kalkması perakende satışlarda Mayıs sonuna kadar iki aylık sürede %1’lik güç kaybı ortaya koydu.

Mevsimsellikten arındırılmış perakende hacim endeksi 2018 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %6,1 daralma kaydetmiş, 2019 yılı birinci çeyreğinde ise ÖTV ve KDV indirimlerinin etkisiyle %2,4 artış kaydetmişti.

Konut satışları çeyrek bazda bakıldığında 2018 yılı dördüncü çeyreğine göre nominal bazda %39 düşerken otomotiv sektörü ihracatı aynı dönemde %9,2, otomotiv ithalatı %42, yurt içi otomotiv satışları ise %32 geriledi.

Mevsimsellikten arındırılmış E.T.T.E. gıda tüketim endeksi ise ilk çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %2 gerilerken taşıt hariç gıda dışı tüketim aynı dönemde yatay kaldı.

Talepte daralma işsizlik oranında artış getiriyor…

Tüketimde gerilemenin başlıca etkeni fiyat artışları oldu. Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi çeyrek bazda bakıldığında 2019 yılı birinci çeyreğinde yıllık %26, ikinci çeyreğinde yıllık %29 artış kaydetti. Yurt içi üretici fiyat endeksi ise 2019 yılı birinci çeyreğinde yıllık %31, ikinci çeyreğinde yıllık %28 artış kaydetti.

Yurtiçi tüketimde 2019 yılının ilk yarısında yaşanan gerileme talepte daralmayı teyit ederken KGF’nin etkisiyle Ocak 2018’de %9,8’e gerileyen mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı KGF’nin sonlanması ve Ağustos 2018’de TL’de yaşanan sert değer kaybının etkisiyle Nisan 2019’da %13,8’e yükseldi.

TCMB’den faiz indirimi borçlanma maliyetlerini aşağı çekecektir ama…

TCMB’nin ekonomistler ile gerçekleştirdiği Beklenti Anketi Temmuz ayı sonuçları enflasyon ve faizde düşüş eğilimini ortaya koydu.

Perşembe günü yapılacak para politikası toplantısında TCMB’nin mevcut %24 seviyesindeki politika faizinin %20 seviyesine çekilme ihtimali var.

12 Temmuz itibariyle TL cinsinden ticari krediler faiz oranı ortalama %25,3, tüketici kredisi faiz oranı ortalama %27,1, TL cinsinden mevduat oranları ise ortalama %21,9 seviyesinde bulunuyor.

Elbette politika faizinde düşüş mevduat faizleri ve paralelinde kredi faizlerinde düşüş getirecektir.

ABD ve Avrupa merkez bankalarının faiz indirim sürecine girecek olması Türkiye’nin dış borç maliyetlerini aşağı çekecek ve hatta ABD-Çin arasındaki ticaret savaşında olumlu atılacak her adım ihracat rakamlarımıza olumlu yansıyacaktır.

Ancak yurt içi talep artışının tabana yayılabilmesi için öncelik olarak istihdamda artış getirecek hamlelere ihtiyaç var, kredi hacminde artış değil.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: Türkiye ve Avrupa merkez bankaları faiz kararları

23 Temmuz 2019, Salı

TÜİK Temmuz ayı Tüketici Güven Endeksi açıklanacak. (Haziran 2019: 57,7)

25 Temmuz 2019, Perşembe

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Avrupa Merkez Bankası (AMB) faiz kararlarını açıklayacak. TCMB’den 400 baz puanlık indirimle politika faizinin %20 seviyesine gerilemesi olası gözüküyor. AMB’den gevşek politika söylemi bekliyoruz.

İmalat sanayi kapasite kullanımı verisi açıklanacak. (Haziran 2019: 77,1)

Reel Sektör Güven Endeksi açıklanacak. (Haziran 2019: 102,5)

Sektörel güven endeksleri açıklanacak. (Haziran 2019: Hizmet 93,3, Perakende Ticaret 101,2, İnşaat 54,3)

Reel sektör ve sektörel güven endekslerinin 100 üzerindeki değerleri sektörlerde büyümeye, aşağısındaki değerler ise daralmaya işaret ediyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Yeni para politikası sürecinde reel getiri detayı dikkat çekici

Geçen hafta atanan Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal Anadolu Ajansı ile para politikasını değerlendirdiği bir röportaj yaptı. Kısaca röportajda neler deniyor hem sıralayalım hem de görüşlerimizi dile getirelim. 

— Para politikası ve genel konulardaki yaklaşımlar geniş mecralarda daha sık ve daha somut olarak paylaşılacak. 

Bilgi paylaşımının öngörülebilirlik açısından önemli olduğunu düşünüyoruz ve katkı sağlayacağına inanıyoruz.

— Fiyat istikrarı ve finansal istikrar konusunda;

. zorunlu karşılıklar başta olmak üzere tüm araçlar etkin bir şekilde kullanılacak,

. finansal istikrara dair uzun vadeli yapısal çalışmalara verilen destek sürecek,

. sermaye piyasalarının derinleşmesine daha fazla katkı yapılacak.

Sermaye piyasalarının derinleşmesinin finansal istikrar açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. Dış politika ve sürdürülebilir büyüme konusunda atılacak her olumlu adımın fiyat istikrarı açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

— Yeni dönemde para politikası stratejisine göre;

. Tüm makroekonomik göstergeler dikkate alınarak veri odaklı bir yaklaşım ile hareket edilecek,

. mikro dinamikler ve saha bilgileri yakından takip edilmeye devam edilecek,

. para politikasının etkinliğini arttırmak adına başta finansal sektör, reel sektör ve kamu kesimi olmak üzere süreçlere girdi sağlayacak tüm taraflarla uyum içerisinde çalışılacak.

— Yakın dönem enflasyon gelişmelerine ilişkin olarak;

. enflasyon dinamikleri ve fiyatlama davranışlarında bir iyileşmenin başlaması ve

. azalan maliyet baskıları ve iç talep koşullarındaki zayıflamanın etkileriyle devam eden dezenflasyon sürecine bağlı olarak

. para politikasında hareket için bir manevra alanı oluşmuş durumda.

— Yeni dönem para politikasına ilişkin olarak;

. Başkan Uysal “Para Politikası Kurulu açıklanan bütün verileri analiz ederek, ortak akıl ve istişare çerçevesinde uygun kararı verecektir” diyor ve

. ekliyor “Enflasyondaki olumlu eğilimin devamını sağlamak için para politikasının temkinli bir duruş sergilemeye devam etmesi önem taşıyor, ancak burada sıkılık derecesini nominal değil reel faizler üzerinden tanımlamak daha doğru olur. Enflasyon görünümünü etkileyen bütün faktörleri yakından izleyerek, gerek beklentiler gerekse kendi projeksiyonlarımızı dikkate alan makul bir reel getirinin korunduğu bir çerçeveyi esas alacağımızı ifade edebilirim.”

Reel getiri beklentisi kısmı tam olarak anlaşılamıyor. Örneğin faiz ve enflasyon hangi seviyede olursa olsun birbirine eşit ise reel getiri sıfırdır. Haliyle enflasyon hedefi ve reel getiri hedefinin makul bir şekilde ortaya konmasına ihtiyaç var. Bu sebeple haftaya yapılacak para politikası toplantısı ve Enflasyon Raporu’nda bu detayları merakla bekliyor olacağız. 

— Rezervleri artırma planları kapsamında;

. uygun koşulların oluşması kaydıyla dışsal şoklara karşı bir sigorta niteliğinde olan uluslararası rezervleri artırma yönündeki niyet korunuyor,

. reeskont kredileri aracılığıyla rezerv biriktirme imkanına rağmen enerji ithalatçısı kamu kuruluşlarına yapılan döviz satışları rezervleri azaltıcı etki yapmakta bu sebeple 

. küresel konjonktür ve sermaye akımlarının seyrine bağlı olarak, rezervleri güçlendirmek amacıyla mevcut araçlarda revizyona gidilecek.

. 8 Temmuz tarihinde TBMM’ye gönderilen yeni torba yasa taslağında yer alan Merkez Bankası ile ilgili hususlara bağlı olarak;

. zorunlu karşılıklarla ilgili düzenlemeyle Merkez Bankasının bilanço içi ve bilanço dışı uygun görülen kalemleri de dikkate alacak şekilde zorunlu karşılıklar kapsamında yetki alanı ve para politikası araç seti genişleyecek,

. yüksek frekanslı verilere erişim imkânı veri odaklı para politikası karar süreçlerini destekleyecek,

. ihtiyat akçesiyle ilgili düzenleme aracılığıyla mevzuat altyapısı Türk Ticaret Kanunu ile uyumlaştırılacak. 

— Fitch’den not düşüşünde Merkez Bankası bağımsızlığı vurgusuna yönelik olarak;

. Başkan Uysal şöyle yorumluyor “Bu kavram üzerinde değerlendirme yaparken amaç ve araç bağımsızlığını birbirinden ayırmak gerekir. Merkez Bankası bağımsızlığı ile kastedilen araç bağımsızlığıdır. Bu da merkez bankasının verilen görevleri yerine getirirken kullanacağı araçlar ve yöntemi kendi inisiyatifi ile belirlemesi anlamına gelir. Araç bağımsızlığı konusu Merkez Bankası Kanunu çerçevesine net olarak tanımlanmıştır. Buna göre Merkez Bankasının kendine verilen görevleri yerine getirmek için para politikası araçlarını belirleme ve uygulama yetkisi bulunmaktadır. Bu çerçevede herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.”

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın ekonomik gündemi: İşsizlik, perakende satış ve dış borç

16 Temmuz 2019, Salı

Nisan dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Mart döneminde işsizlik oranı 4 puanlık artış ile %14,1 seviyesinde gerçekleşmiş, tarım dışı işsizlik oranı 4,2 puanlık artış ile %16,1 olarak tahmin edilmişti. Mevsimsellikten arındırılmış işsiz işsizlik oranı ise 0,1 puan artışa olarak %13,7 gerçekleşmişti.

Haziran ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Mayıs ayında bütçe 12 milyar TL açık vermiş, ilk 5 aylık bütçe açığı 66,5 milyar TL olarak gerçekleşmişti. 2018 yılı genelinde 72,6 milyar TL bütçe açık vermişti.

17 Temmuz 2019, Çarşamba

Mayıs ayı perakende satış verileri açıklanacak. Mart ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmi bir önceki aya göre %1,9 düşüş kaydetmişti.

Özel sektörün Mayıs ayı uzun vadeli kredi borç tutarı açıklanacak. (Nisan 2019: 206,9 milyar dolar)

18 Temmuz 2019, Perşembe

Mayıs ayı kısa vadeli dış borç tutarı açıklanacak. (Nisan 2019: 120,6 milyar dolar)

19 Temmuz 2019, Cuma

Merkez Bankası Temmuz ayı Beklenti Anketi sonuçları açıklanacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimindeki aylık artış ihracattaki artışı destekledi, iç talep daralmaya devam ediyor

Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,3 azalırken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %1,3 artış kaydetti.

Yüksek teknolojili ürün üretimi aylık %25,5, orta-yüksek teknoloji ürün üretimi ise %2,9 artış gösterdi.

Alt sektörler bazında bakıldığında sermaye malı imalatında aylık bazda %6,53’lük artış kaydedildi. Bilgisayarların, Elektronik ve Optik Ürünlerin üretimi aylık bazda %7,39, Elektrikli Teçhizat İmalatı %4,59, Diğer Ulaşım Araçları İmalatı %59,63 artış kaydetmesine rağmen Makine ve Teçhizat İmalatı önceki aya göre değişiklik göstermedi.

Sanayi üretimi verilerine Diğer Ulaşım Araçları İmalatı damgasını vurduğunu görüyoruz. Üretimdeki gelişmeleri bir de Mayıs ayı dış ticaret verileriyle anlamaya çalışalım…

Takvim ve mevsimsellikten arındırılmış ihracat hacmi Mayıs ayında aylık bazda %8,5 artarken Yatırım Malları İthalat Hacmi Mayıs ayında %2,2 artış kaydetti, hammadde ithalatı ve tüketim malları ithalatı sırasıyla aylık bazda %3,4 ve %1,8 düşüş kaydedildi.

Hem sanayi üretimi hem de dış ticaret endeksleri detaylarına baktığımızda Dolar-TL’nin %5,1 yükseldiği Mayıs ayında sanayi üretimindeki artışın ihracat artışından kaynaklandığını, iç talepteki daralmanın ise sürdüğünü düşünüyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz