İşsizlik oranında yükseliş sürüyor

İşsizlik oranı Temmuz 2018 döneminde 0,1 puanlık artışla %10,8 oranında gerçekleşti. Haziran 2018 döneminde %10,2 olarak ölçülmüştü. Temmuz döneminde istihdam piyasasına sanayi sektörü 0,8 puan, hizmet sektörü 1,1 puan artış yönünde katkı yaptı. Tarım ve inşaat sektörlerinin payı ise sırasıyla 1,2 puan ve 0,7 puan azalma kaydetti.

Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı ise Haziran dönemindeki %10,9 seviyesinden %11,0 seviyesine yükseldi.

İmalat sektörünü baz alan Markit PMI verileri Ağustos ve Eylül aylarında istihdamda daralmaya işaret etmişti. Her ne kadar yaz aylarında hizmet sektörü istihdam piyasasına destek olsa da daralan inşaat sektörünü de dikkate aldığımızda işsizlik oranında Ağustos ve sonraki dönemlerde artışın devam edeceğini tahmin ediyoruz.

15-19 Ekim haftasında işsizlik ve sanayi üretimi verilerini takip edeceğiz

15 Ekim 2018 – Pazartesi 

İşsizlik oranı Haziran 2018 döneminde %10,20 olarak ölçülmüş ve bir önceki döneme göre değişiklik göstermemişti. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı ise 0,3 puan artışla %10,9 olarak gerçekleşmişti.

İmalat sektörünü baz alan Markit PMI verileri Temmuz ayında son 4 ayda ilk kez olmak üzere istihdamda artış olduğuna işaret etmiş ardından Ağustos ve Eylül aylarında tekrar daralma göstermişti. Dolayısıyla imalat sektörünün Temmuz ayında istihdama pozitif katkıda bulunacağını sonraki iki ayda ise yönünü tekrar aşağıya çevireceğini bekliyoruz.

16 Ekim 2018 – Salı 

Ağustos ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak. Temmuz ayında sanayi üretimi yıllık %5,6, aylık %3,5 artış kaydetmişti. Ağustos ayında yıllık %1,3 oranında artış bekleniyor.

Temmuz ayı Markit PMI verileri dış talepte süren iyileşmenin imalat sektörünü pozitif yönde etkilediğini göstermişti. Benzer eğilim Ağustos ayında sürmüş olsa da Eylül ayında ihracat siparişlerinde ilk kez düşüş yaşandı.

Otomotiv üretimine baktığımızda ise Ağustos ve Eylül aylarında düşüş yaşandığını gördük.

Her iki  veriyi dikkate aldığımızda sanayi üretiminde Ağustos ve Eylül aylarında güç kaybı göreceğimizi tahmin ediyoruz.

17 Ekim 2018 – Çarşamba

Perakende satışlar (Temmuz: %3,1 y/y; %1,3 a/a)

Haftanın önemli verisi ödemeler dengesi olacak

11 Ekim Perşembe günü Ağustos ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak.

Temmuz ayında 12-aylık toplam cari işlemler dengesi Haziran ayına göre 2,96 milyar dolar azalarak 54,56 milyar dolara gerilemişti.

Detaylarda enerji dengesinde kötüleşme sürerken enerji ve altın dışı dengede iyileşme olduğunu görmüştük. Bunda daralan talebe bağlı olarak düşen ithalat hacminin etkisi var.

Dış ticaret açığının 80,27 milyar dolar seviyesine gerilediği Ağustos ayında 12-aylık cari açığın 52 milyar dolar seviyesine gerilemesini bekliyoruz.

Merkez Bankası Beklenti Anketi’ne göre yıl sonu cari açık beklentisi 49,7 milyar dolar.

TL’de kırılganlık devam edecek

6 Kasım’da ABD’de yapılacak olan parlamento seçimleri önemli çünkü Demokratlar en az iki yeni sandalye kazanması halinde meclis kontrolünü tekrar elde etmiş olacaklar. Diğer bir deyişle Başkan Trump meclis hakimiyetini kaybetmiş olacak. Böyle bir durumda Trump’ın başlattığı ticaret savaşının daha kontrollü olacağı ihtimalini dikkate almak istiyoruz. Zira dolardaki belirsizliğin küresel bazda fiyatlamalar üzerinde de belirsizlik yaratması kur ve likidite riskine karşı şirketlerin pozisyon almalarını gerektirecek.

Peki ABD ekonomisi ABD dolarını yeterince güçlü kılıyor mu?

Hem evet hem hayır.

Açıklamaya çalışalım.

ABD’nin uluslararası ticaret hacminde (ihracat ve ithalat) 2016 yılında başlayan yükseliş devam ederken son açıklanan makro-ekonomik veriler ekonominin gücünü koruduğunu doğruladı:

. GSYH 1. Çeyrekteki %2,2’lik büyümenin ardından 2. çeyrekte %4,2 büyüme kaydetti. (2017 ortalaması %2,5)

. İşsizlik oranı Eylül ayında kaydettiği %3,7 seviyesi ile son 49 yılın en düşük seviyesine geriledi.

. Enflasyonda ılımlı yükseliş yaşansa da dinamikler güçlü. Ağustos ayında TÜFE yıllık %2,7 seviyesine hafif gerilerken Fed’in dikkate aldığı çekirdek kişisel harcamalar fiyat endeksi yıllık %2 ile Temmuz ayına göre değişiklik göstermedi.

. Saatlik ortalama işçi ücretleri Ağustos ayında yıllık bazda %2,9 artış ile son 9 yılın yükseğini gördü. İstihdam piyasası gücünü koruyor ancak kişisel gelir ve kişisel harcamaların tarihsel ortalamalarının altında seyretmesi enflasyon üzerindeki baskıyı azaltıyor. Ücret artışlarında devamlılık enflasyon üzerindeki baskıyı artıracaktır.

. Sanayi üretimi Ağustos ayında yıllık %4,9’luk artış ile son 8 yılın en güçlü artışını kaydetti.

Kısacası ABD makro-ekonomik verileri son 9 yıldır süren ekonomik büyüme eğiliminin devam ettiğini teyit ediyor.

Güçlü ekonomik görünüme bağlı olarak ABD merkez bankası Fed, politika faizini Eylül ayındaki toplantısında beklentiler dahilinde 25 baz puan artırarak %2,25 seviyesine yükseltmiş, sene sonuna kadar ek bir faiz artırım ihtimalini korumuştu. Fed 2019 yılında toplam üç faiz artırımı öngörüyor. Dolayısıyla önümüzdeki yıl bu zamanlar politika faizi %3 seviyesine yükselmiş olacak.

Seçim belirsizliği, güçlü ekonomik görünüm ve ABD’nin Çin üzerinde yarattığı ticaret savaşı baskısı üçlemesine bağlı olarak 10 yıl vadeli ABD tahvilinin faizi son 7 yılın yükseği olan %3,23 seviyesine çıktı. Devamı gelir mi? Evet, söz konusu üçlemeye bağlı olarak faizlerde yukarı yönlü hareket devam edecek.

Kısacası makro-ekonomik görünüm ABD dolarını destekliyor ancak meclis aritmetiğindeki belirsizliğin ABD doları üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyoruz.

Avrupa tarafında ise özellikle ABD’nin çelik ithalatına yönelik yaptırımları sebebiyle Avrupa otomotiv üreticilerinin maruz kaldığı olumsuz durum ve düşük talep 3. çeyrek GSYH büyümesi üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.  3. çeyrekte otomobil üretimi tarihinde en büyük düşüşünü yaşadı. Düşüş, daralan talep ve emisyon ölçümündeki yeni standartlardan kaynaklandı. Güçlü ücret artışları ve istihdam piyasasında devam eden iyileşme önümüzdeki dönemde talep koşullarını iyileştirmesi halinde ekonomik büyüme üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir ancak bu konuda pek de ümitli olamıyoruz. Çünkü ABD’nin Avrupa’yı da baz alan ticaret savaşının bölge halkının beklentileri üzerinde olumsuz etkisi devam ediyor. Haziran ayında eksi bölgeye geçen Zew ekonomik duyarlılık endeksi son dört aydır pozitif bölgeye geçebilmiş değil. Etkisini, son iki aydır daralma kaydeden perakende satışlarda görüyoruz. Halihazırda korumacılığa yönelik endişeler, yüksek petrol fiyatları, Brexit kaynaklı belirsizlikler ve dünyanın 9. büyük ekonomisi olan İtalya’da henüz istikrar ortamının sağlanamamış olması sebebiyle Avrupa’da sağlıklı bir güven ortamı için şartlar mevcut değil. Zayıflayan küresel ticareti de dikkate aldığımızda yakın vadede Avrupa’da ekonomik büyümede hızlanma öngörmüyoruz.

Dolayısıyla ABD’den gelecek her olumlu haberin Euro-Dolar paritesinde dolar lehine momentum yaratacağını düşünüyoruz.

Türkiye açısından baktığımızda ABD’nin yürüttüğü ticaret savaşına bağlı olarak yaptırım uygulamaları Türk şirketlerini de etkiliyor. Hem dövizdeki şiddetli oynaklığa hem de likidite riskine karşı ayakta kalmaya çalışan Türkiye ekonomisinin kırılganlığı devam ediyor. T.C. Merkez Bankası’nın politika faizini Eylül ayında 6,25 yüzde puan artırarak %24 seviyesine yükseltmesi Dolar-TL kurunun 7,0 seviyesinin altına gelmesinde etkili oldu ancak sadece makro-ekonomik belirsizlikler değil Papaz Brunson davası ve Halk Bankası’nın ABD kaynaklı olarak olası bir cezaya maruz kalmasına bağlı olarak kurdaki dalgalanmanın sert rüzgarlara karşı kırılganlığını artıracağını düşünüyoruz.

Özetle kısa-orta vadede Türk lirasını destekleyecek ne ekonomik ne de siyasi ortamın varlığını hissedebiliyoruz.

ÜFE depremi TÜFE’yi vuracak

Eylül ayında tüketici enflasyonu (TÜFE) bir önceki aya göre %6,30, bir önceki yılın aynı ayına göre %24,52 artış kaydetti. TÜFE’nin yıllık %21 civarında artması bekleniyordu. Gıda fiyatları aylık %6,4, yıllık %27,7 yükseldi.

Çekirdek enflasyon ise artışını sürdürerek beklentilerin üzerinde %24 seviyesine yükseldi.

Yurt içi üretici fiyatları da hız kesmiyor: aylık artış %10,88, yıllık artış %46,15 oldu. Aylık bazda en yüksek artış %40,21 (yıllık %71,88) ile elektrik ve gaz sektöründe yaşandı. Ana sanayi gruplarında aylık en fazla artış ise %25,55 ile enerjide gerçekleşti.

Çekirdek enflasyondaki yükselişin Ekim ayında daha ılımlı artmasını  bekliyoruz.

Enflasyon verisi sonrasında Dolar/TL  6 seviyesinin hemen altından 6.0972 seviyesine yükseldi. Kur, TSİ 1135 itibariyle 6,0301 seviyesinde.

Türk ekonomisini kur artışına bağlı enflasyon yükselişi, enflasyon yükselişine bağlı faiz talebi, faiz baskısının yerine getirilmemesinin yarattığı tekrar kur artışı sarmalından kurtarmanın yolu ileriye dönük politikalar konusunda daha açık, net ve tek sesli olmaktan geçiyor.

Beklentilerin düzeltilmesi noktasında elbette uluslararası siyaset çok önemli bir yer tutuyor. Bununla birlikte tekrar Avrupa Birliği çıpasının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir büyüme noktasında bütçe açığının kontrol edilmesi hayati önem taşıyor.

Son olarak yeni dönemde yani hem ekonomik durgunluk hem de arz yönlü şoklar sebebiyle fiyatlardaki artış, stagflasyona uygun bir para politikası ve maliye politikasını gerektiriyor. Şirketler açısından da bu yeni dönemi anlamak ve buna göre uygun pozisyon almak çok ama çok önemli. Unutmayalım ki stagflasyon önümüzdeki dönemde sınırlı da olsa -talep düşük de olsa- eninde sonunda tüketici fiyatlarını vuracak. ÜFE artçı TÜFE deprem.