Haftanın başlıkları: Sanayi üretimi, işsizlik ve bütçe

17 Eylül 2018, Pazartesi

Takvim ve mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretimi Haziran ayında bir önceki aya göre %2,01 daraldı. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise bir önceki aya göre %3,19 artış kaydetmişti. Ağustos ayı imalat sektörü PMI endeksi sektörde daralmaya işaret etmiş, dış talep gücünü korumuş ancak üretim ve yurt içi siparişlerde ivme kaybı yaşanmıştı. Dolayısıyla PMI verileri baz alındığında sanayi üretiminin Ağustos ayında da ivme kaybını sürdüreceğini tahmin ediyoruz.

Mayıs dönemi işsizlik oranı ise %9,72 olarak ölçülmüştü. Mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik oranı ise Mart, Nisan, Mayıs dönemlerinde artarak %10,60 seviyesine yükselmişti. Haziran döneminde imalat, inşaat ve tarım sektörleri istihdamında iyileşme beklemiyoruz.

Merkezi yönetim bütçe dengesi Temmuz ayında 1,13 milyar TL fazla vermişti. Ağustos ayında faiz hariç bütçe giderlerinde önemli bir artış beklemiyoruz. Azalan iç talebin bütçe gelirleri üzerindeki etkisini izleyeceğiz.

Büyüme hızında yavaşlama uzun soluklu görünüyor

2018 yılı 2. çeyreğinde %5,2 seviyesinde GSYH büyümesi kaydeden Türkiye ekonomisi 2017’den bu yana gözlemlenen büyüme performansının gerisinde kaldı. 2017 yılı genelinde %7,4’lük GSYH büyümesine karşın 2018 yılının ilk yarısında %6,3’lük büyüme gerçekleşti,

Üretim yöntemi baz alındığında, %5,21’lik GSYH büyümesinin kaynaklarına baktığımızda 1,79 puanı hizmet sektöründen, 1,29’luk puanı kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetlerinden, 0,88 puanı ise sanayi sektöründen gelmiştir.

Harcamalar yöntemiyle %5,21’lik GSYH büyümesinin kaynaklarına baktığımızda 3,81 puanı yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşların tüketiminden, 0,96 puanı devletin nihai tüketim ve harcamalarından, 1,03’lük puanı mal ve hizmet ihracatından kaynaklanmıştır.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış verilere göre ise GSYH 2Ç2108’de bir önceki çeyreğe göre %0,9 artış kaydetti ki bu değer de 4Ç2106’dan bu yana kaydedilen en düşük büyümeyi temsil etti. 2017 yılı genelinin ortalaması %1,8 olmuşken 2018’in ilk yarısında ortalama %1,7 büyüme gerçekleşti.

Detaylarda dikkatimizi çeken kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetlerinde kaydedilen %13’lük sıçrayışın seçim öncesi yapılmış hamleden ziyade sürekliliğini arzu ediyoruz.

Sanayi sektörü 2Ç2018’de ihracatın verdiği destekle %4,3’lük büyüme ile gücünü korusa da 4Ç2016’dan bu yana en düşük büyümeyi gerçekleştirdi. Sektör 2017 yılında ortalama %9,2 büyümüşken 2018 yılı ilk yarısında ortalama %6,2’lik büyüme kaydetti.

Rusya ile ilişkilerin iyileşmesine rağmen 2Ç2018’de %1,5 daralan tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün dışa bağımlılığı azaltması bakımından büyümesinin desteklenmesini ümit ediyoruz. Tam tersine geçen hafta gündeme gelen tarımsal destekleme ödemesi almaya hak kazanan çiftçilerin su kullanım hizmet bedeli ile tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerji borcu alacağı destekten mahsup edileceği haberine şaşırmamak elde değil.

Artan borç yükü ve cari açık risklerine rağmen 2. çeyrekte seçim öncesi olması sebebiyle ekonomik aktivitenin canlı olduğunu gördük. 3. çeyrek öncü göstergeleri ise likidite problemine, enflasyonda hızlanmaya, iç talepte daralmaya ve üretimde hız kaybına işaret ediyor. TL’deki sert değer kayıplarının öngörülebilirliği azaltması ve likidite ihtiyacı sebebiyle özel sektörün yatırım harcamaları gerilerken kamu harcamalarında artış var. Merkez Bankası’nın faiz artırım sürecine girmesi gereken mevcut dönemde doğrudan yabancı yatırımları tetikleyecek ve sürdürülebilir büyümeyi ortaya koyacak elle tutulur bir gelişmenin yokluğunda ekonominin kırılganlığının arttığını düşünüyoruz.

TCMB, ECB ve BOE para politikası kararları, büyüme ve ödemeler dengesi verileri izlenecek

10 Eylül 2018, Pazartesi

Türkiye ekonomisi 2018 yılı 1. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %2, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %7,4 büyüme kaydetmişti. Bilgi Üniversitesi simditahmin.com’a göre 2. çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %1,45, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6’lık büyüme bekleniyor.

Bahçeşehir Üniversitesi BETAM’a göre yıllık büyüme %6,2, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle hesaplanan bir önceki çeyreğe kıyasla GSYH büyümesinin ise %0,9 olacağı tahmin ediliyor.

13 Eylül 2018, Perşembe

TCMB, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) para politikası kararlarını açıklayacak.

Reuters anketine göre TCMB’den 200-725 baz puan arasında faiz artışı bekleniyor. Buna ek olarak Banka’nın gecelik borç verme faizini politika faizi olarak ilan edeceği tahmin ediliyor. 1 haftalık politika faizi %17,75, gecelik borç verme faizi ise %19,25 seviyesinde bulunuyor.

Ilımlı büyümeyi sürdüren Avrupa ekonomisine yönelik ticaret savaşları belirsizliği bölgede yatırım aktivitesinin canlanmasını engelliyor. ECB’nin politika faizini %0’da sabit tutmasını bekliyoruz.

BOE Ağustos ayında politika faizini 25 baz puan artışla %0,75 seviyesine çıkarmıştı. Bu kararda 2. çeyrekte yıllık 1,3’lük büyüme ile bir önceki çeyrekte kaydedilen dip seviyeden dönüş yapması, işsizliğin azalması ve ücret artışları ve enflasyondaki artış etkili oldu. Eylül ayı toplantısında bir değişiklik beklemiyoruz.

14 Eylül 2018, Cuma

Türkiye’de Haziran 2018’de 2,97 milyar dolar seviyesine gerileyen cari işlemler açığının etkisiyle 12-aylık toplam cari açık 57,39 milyar dolar seviyesine geriledi. Bu gelişmede azalan ithalat talebinin ve artan turizm gelirlerinin etkisi olmuştu. Talep ve özel sektör yatırımı tarafında devam eden gerileme ve ihracat tarafında işlerin iyi gitmesine bağlı olarak cari açıkta daralma eğiliminin Temmuz ayında da korunacağını tahmin ediyoruz.

Türkiye, küresel ekonomideki iyileşmenin çok gerisinde kaldı

Küresel bazda imalat sektöründe üretim Ağustos ayında artarken, yeni siparişler ve istihdam artışlarında zayıflama yaşandı, yeni ihracat siparişleri değişiklik göstermedi, artan girdi maliyetlerine bağlı olarak enflasyonist baskılar arttı, önümüzdeki 1 yıl için güven algısı son iki yılın en düşüğüne geriledi. Genel olarak güçlü iç dinamiklerin hakim olduğu küresel ekonomide imalat sektörünün durgunluk yaşayan Türkiye’de güven algısı tazelenmedikçe ekonomisinin iyileşmesi mümkün gözükmüyor. Katma değeri yüksek yapısal reformların devreye alınıp dış politikada olumlu adımlar atılması halinde hem likidite olanakları hem fiyatlar genel seviyesi hem talep hem üretim hem de istihdam tarafında iyileşme görülecektir. Aksi halde ekonomi uzun dönemli bir kısır döngüde savrulacak.

Detaylar…

ABD’de imalat sektörü Ağustos ayında güçlü seyrini korudu. Üretim, yeni siparişler ve ihracat satışlarındaki artıştan kaynaklandı; istihdam arttı. Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarındaki artışta düşüş kaydedildi.

Euro Bölgesi’nde imalat sektörü güçlü büyüme seyrini korurken özellikle ihracat siparişlerinde son 2 yılın en zayıf artışı görüldü. Bu zayıflıkta Euro’daki değerlenmeden ziyade talepteki zayıflık ve riskten kaçınmanın etkisi olduğu belirtiliyor. Öte yandan fabrika satış fiyatlarında son 1 yılın en zayıf artışın görülmesi önümüzdeki aylarda tüketici enflasyonunda aşağı yön ihtimalini doğurdu.

Çin’de imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında son 14 ayın düşüğü olan 50,6 seviyesine geriledi. Yeni siparişler Mayıs 2017’den bu yana en düşük artışını kaydetti, yeni ihracat siparişleri son beş aylık düşüşünü sürdürdü, istihdamda zayıf yönlü eğilim devam etti. Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında ise yukarı yönlü baskı görüldü.

Japonya’da ise imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında yurt içi piyasanın desteğiyle 52,5 seviyesine yükseldi, ihracat siparişlerinde düşüş yaşandı. Enflasyon tarafında satış fiyatlarında son 10 yılın en hızlı yükselişi yaşandı.

Vietnam, Filipin, Endonezya, Malezya, Tayland, Singapur, Myanmar’dan oluşan Asya bölgesinde imalat sektörü üretimi ve yeni siparişlerde hızlı bir artış kaydedilirken ihracat satışlarında düşüş yaşandı. Bölge genelinde artan girdi maliyetleri enflasyonist baskıyı artırıyor. Her ne kadar çıktı fiyatları 6 ayın en yükseğine çıkmış olsa da hala girdi maliyetlerindeki artışın gerisinde.

Meksika’da imalat sektöründe büyüme zayıflama eğilimde. Sektörde istihdam ve üretim kaybı gözlendi. Fiyat tarafında girdi maliyetleri ve fabrika satış fiyatlarında yükseliş hâkim.

Brezilya’da Dolar-Real kurunda yılbaşından Ağustos sonuna kadar yaşanan %28’lik değer kaybının Brezilya’nın ihracat performansında artış getirmiş olsa da ithal girdi maliyetlerindeki sert artış üreticilerin maliyetlerini yukarı çekerek ürün çıkış enflasyonunda sert yükselişe sebep olmuştur. Brezilya’da imalat firmaları girdi maliyetlerini düşürmek amacıyla satın alımlarını azaltırken işten çıkarma yolunu tercih etmişlerdir.

Enflasyon Ağustos ayında zirve yaptı, TCMB faiz artırım sinyali verdi

TL’deki değer kaybı, girdi maliyetleri ve ürün fiyatlarını yukarı çekmeye devam ediyor: Ağustos ayında yurt içi ÜFE yıllık %32,13, TÜFE %17,90, çekirdek TÜFE %17,22 artış kaydetti. Üretici fiyatlarında kaydedilen sert artışın önümüzdeki aylarda tüketici fiyatlarına yansıtılarak %18 seviyelerini aşması ve çekirdek enflasyonda yukarı yönlü seyrin sürmesi olası gözüküyor. TCMB de enflasyon görünümüne ilişkin gelişmelerin fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret ettiğini, bu sebeple 13 Eylül’deki PPK toplantısında elindeki tüm araçları kullanacağını duyurarak faiz artışı sinyali verdi. Halen 1 haftalık repo faizi olan politika faizi %17,75 seviyesinde bulunuyor.  TCMB’nin ortalama fonlama maliyeti ise %19,25 seviyesinde. Ağustos ayında 12-aylık ileriye dönük beklenen reel faiz %9,44 ile 2008 finansal kriz dönemi seviyelerine yükseldi.  TL’deki sert değer kayıplarının etkisiyle artan enflasyon baskısına bağlı olarak, yüksek reel getiri talebi tahvil faizleri üzerindeki baskının artmasına sebep olabilir. TCMB’den en az 150 baz puanlık faiz artışı bekliyoruz ancak yeterli olmayacaktır. Fiyat istikrarı konusundaki kararlılığını karmaşık araçlar yerine yapacağı 400-600  baz puan arasındaki faiz artırımı kanıtlayacaktır. 

Detaylar…

TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları (TÜFE) Mart ayından bu yana yükselişini sürdürerek Ağustos ayında bir önceki aya göre %2,30, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,90 artış kaydetti.

Yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) ise Şubat ayından bu yana yükselişini aralıksız sürdürerek Ağustos ayında bir önceki aya göre %6,60, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,13 artış kaydetti.

Üretici fiyatlarındaki sert artışı imalat sektörü PMI endeksi verileri de doğruladı. İmalat sektörü  girdi maliyetleri ve ürün fiyatlarında TL’deki değer kaybına paralel olarak Ağustos ayında anketin başladığı Haziran 2005’den bu yana gözlenen en yüksek artışların yaşandığı belirtildi.

Ağustos ayında %50-50 Dolar ve Euro’dan oluşan döviz sepeti bir önceki yılın aynı ayına göre %63,49 değer kaybederken, çekirdek enflasyon (enerji, gıda, alkolsüz ve alkollü içecekleri, tütün ürünleri ve altın hariç tüketici fiyatları C-endeksi) aynı dönemde %17,22’lik artış ile 2005’ten bu yana gözlenen rekorunu kırdı.