Yeni para politikası sürecinde reel getiri detayı dikkat çekici

Geçen hafta atanan Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal Anadolu Ajansı ile para politikasını değerlendirdiği bir röportaj yaptı. Kısaca röportajda neler deniyor hem sıralayalım hem de görüşlerimizi dile getirelim. 

— Para politikası ve genel konulardaki yaklaşımlar geniş mecralarda daha sık ve daha somut olarak paylaşılacak. 

Bilgi paylaşımının öngörülebilirlik açısından önemli olduğunu düşünüyoruz ve katkı sağlayacağına inanıyoruz.

— Fiyat istikrarı ve finansal istikrar konusunda;

. zorunlu karşılıklar başta olmak üzere tüm araçlar etkin bir şekilde kullanılacak,

. finansal istikrara dair uzun vadeli yapısal çalışmalara verilen destek sürecek,

. sermaye piyasalarının derinleşmesine daha fazla katkı yapılacak.

Sermaye piyasalarının derinleşmesinin finansal istikrar açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. Dış politika ve sürdürülebilir büyüme konusunda atılacak her olumlu adımın fiyat istikrarı açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

— Yeni dönemde para politikası stratejisine göre;

. Tüm makroekonomik göstergeler dikkate alınarak veri odaklı bir yaklaşım ile hareket edilecek,

. mikro dinamikler ve saha bilgileri yakından takip edilmeye devam edilecek,

. para politikasının etkinliğini arttırmak adına başta finansal sektör, reel sektör ve kamu kesimi olmak üzere süreçlere girdi sağlayacak tüm taraflarla uyum içerisinde çalışılacak.

— Yakın dönem enflasyon gelişmelerine ilişkin olarak;

. enflasyon dinamikleri ve fiyatlama davranışlarında bir iyileşmenin başlaması ve

. azalan maliyet baskıları ve iç talep koşullarındaki zayıflamanın etkileriyle devam eden dezenflasyon sürecine bağlı olarak

. para politikasında hareket için bir manevra alanı oluşmuş durumda.

— Yeni dönem para politikasına ilişkin olarak;

. Başkan Uysal “Para Politikası Kurulu açıklanan bütün verileri analiz ederek, ortak akıl ve istişare çerçevesinde uygun kararı verecektir” diyor ve

. ekliyor “Enflasyondaki olumlu eğilimin devamını sağlamak için para politikasının temkinli bir duruş sergilemeye devam etmesi önem taşıyor, ancak burada sıkılık derecesini nominal değil reel faizler üzerinden tanımlamak daha doğru olur. Enflasyon görünümünü etkileyen bütün faktörleri yakından izleyerek, gerek beklentiler gerekse kendi projeksiyonlarımızı dikkate alan makul bir reel getirinin korunduğu bir çerçeveyi esas alacağımızı ifade edebilirim.”

Reel getiri beklentisi kısmı tam olarak anlaşılamıyor. Örneğin faiz ve enflasyon hangi seviyede olursa olsun birbirine eşit ise reel getiri sıfırdır. Haliyle enflasyon hedefi ve reel getiri hedefinin makul bir şekilde ortaya konmasına ihtiyaç var. Bu sebeple haftaya yapılacak para politikası toplantısı ve Enflasyon Raporu’nda bu detayları merakla bekliyor olacağız. 

— Rezervleri artırma planları kapsamında;

. uygun koşulların oluşması kaydıyla dışsal şoklara karşı bir sigorta niteliğinde olan uluslararası rezervleri artırma yönündeki niyet korunuyor,

. reeskont kredileri aracılığıyla rezerv biriktirme imkanına rağmen enerji ithalatçısı kamu kuruluşlarına yapılan döviz satışları rezervleri azaltıcı etki yapmakta bu sebeple 

. küresel konjonktür ve sermaye akımlarının seyrine bağlı olarak, rezervleri güçlendirmek amacıyla mevcut araçlarda revizyona gidilecek.

. 8 Temmuz tarihinde TBMM’ye gönderilen yeni torba yasa taslağında yer alan Merkez Bankası ile ilgili hususlara bağlı olarak;

. zorunlu karşılıklarla ilgili düzenlemeyle Merkez Bankasının bilanço içi ve bilanço dışı uygun görülen kalemleri de dikkate alacak şekilde zorunlu karşılıklar kapsamında yetki alanı ve para politikası araç seti genişleyecek,

. yüksek frekanslı verilere erişim imkânı veri odaklı para politikası karar süreçlerini destekleyecek,

. ihtiyat akçesiyle ilgili düzenleme aracılığıyla mevzuat altyapısı Türk Ticaret Kanunu ile uyumlaştırılacak. 

— Fitch’den not düşüşünde Merkez Bankası bağımsızlığı vurgusuna yönelik olarak;

. Başkan Uysal şöyle yorumluyor “Bu kavram üzerinde değerlendirme yaparken amaç ve araç bağımsızlığını birbirinden ayırmak gerekir. Merkez Bankası bağımsızlığı ile kastedilen araç bağımsızlığıdır. Bu da merkez bankasının verilen görevleri yerine getirirken kullanacağı araçlar ve yöntemi kendi inisiyatifi ile belirlemesi anlamına gelir. Araç bağımsızlığı konusu Merkez Bankası Kanunu çerçevesine net olarak tanımlanmıştır. Buna göre Merkez Bankasının kendine verilen görevleri yerine getirmek için para politikası araçlarını belirleme ve uygulama yetkisi bulunmaktadır. Bu çerçevede herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.”

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın ekonomik gündemi: İşsizlik, perakende satış ve dış borç

16 Temmuz 2019, Salı

Nisan dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Mart döneminde işsizlik oranı 4 puanlık artış ile %14,1 seviyesinde gerçekleşmiş, tarım dışı işsizlik oranı 4,2 puanlık artış ile %16,1 olarak tahmin edilmişti. Mevsimsellikten arındırılmış işsiz işsizlik oranı ise 0,1 puan artışa olarak %13,7 gerçekleşmişti.

Haziran ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Mayıs ayında bütçe 12 milyar TL açık vermiş, ilk 5 aylık bütçe açığı 66,5 milyar TL olarak gerçekleşmişti. 2018 yılı genelinde 72,6 milyar TL bütçe açık vermişti.

17 Temmuz 2019, Çarşamba

Mayıs ayı perakende satış verileri açıklanacak. Mart ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmi bir önceki aya göre %1,9 düşüş kaydetmişti.

Özel sektörün Mayıs ayı uzun vadeli kredi borç tutarı açıklanacak. (Nisan 2019: 206,9 milyar dolar)

18 Temmuz 2019, Perşembe

Mayıs ayı kısa vadeli dış borç tutarı açıklanacak. (Nisan 2019: 120,6 milyar dolar)

19 Temmuz 2019, Cuma

Merkez Bankası Temmuz ayı Beklenti Anketi sonuçları açıklanacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimindeki aylık artış ihracattaki artışı destekledi, iç talep daralmaya devam ediyor

Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,3 azalırken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %1,3 artış kaydetti.

Yüksek teknolojili ürün üretimi aylık %25,5, orta-yüksek teknoloji ürün üretimi ise %2,9 artış gösterdi.

Alt sektörler bazında bakıldığında sermaye malı imalatında aylık bazda %6,53’lük artış kaydedildi. Bilgisayarların, Elektronik ve Optik Ürünlerin üretimi aylık bazda %7,39, Elektrikli Teçhizat İmalatı %4,59, Diğer Ulaşım Araçları İmalatı %59,63 artış kaydetmesine rağmen Makine ve Teçhizat İmalatı önceki aya göre değişiklik göstermedi.

Sanayi üretimi verilerine Diğer Ulaşım Araçları İmalatı damgasını vurduğunu görüyoruz. Üretimdeki gelişmeleri bir de Mayıs ayı dış ticaret verileriyle anlamaya çalışalım…

Takvim ve mevsimsellikten arındırılmış ihracat hacmi Mayıs ayında aylık bazda %8,5 artarken Yatırım Malları İthalat Hacmi Mayıs ayında %2,2 artış kaydetti, hammadde ithalatı ve tüketim malları ithalatı sırasıyla aylık bazda %3,4 ve %1,8 düşüş kaydedildi.

Hem sanayi üretimi hem de dış ticaret endeksleri detaylarına baktığımızda Dolar-TL’nin %5,1 yükseldiği Mayıs ayında sanayi üretimindeki artışın ihracat artışından kaynaklandığını, iç talepteki daralmanın ise sürdüğünü düşünüyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Faiz indirimi talep artışı için yeterli olmayabilir

Türkiye ekonomisine yönelik ikinci çeyrek verileri henüz tamamlanmasa da öncü göstergeler tüketimdeki daralmanın ikinci çeyrekte de sürdüğünü, üretim tarafında ise ilk çeyreğin aksine ikinci çeyrekte kayıp yaşandığını, reel sektörün ise yatırım yapmadığını gösteriyor.

Yurt dışındaki ekonomik aktiviteyi gözlemlediğimiz PMI verileri ise yılın ilk yarısında küresel bazda canlanma işareti ortaya koymazken, girdi maliyetleri ve çıktı fiyat artışlarında yumuşama eğilimi var. Öte yandan ihracat hacminde Türkiye’nin aylık bazda kaydettiği performans dikkat çekici ancak bunda TL’de yaşanan yıllık yüzde 40’lık kaybın dolayısıyla da artan borçlanma maliyetlerinin payı büyük.

Mart 2019 işgücü verileri ise istihdamın kayıt dışına kaydığını, son 1 yılda istihdam edilenlerinin sayısının %2,5 azalışla 28 milyon 146 bin kişiye gerilediğini, işsiz sayısının ise %41 artışla 4 milyon 487 bin kişiye yükseldiğini gösterdi.

Küresel talepte daralmaya paralel olarak yurt içinde artan maliyetler sebebiyle hanehalkının satın alma gücünün azalması üretim kaybına, dolayısıyla da işsizliğin artmasına sebep olurken, şirketler yatırım yapmayı erteliyor. Merkez Bankasının 25 Temmuz toplantısında cuma günü görevinden alınan Murat Çetinkaya yerine atanan yeni Başkan Murat Uysal önderliğinde faiz indirimine tanık olacağız. Merkez Bankasının bağımsızlığının tekrar sorgulanmasına sebep olan son hamle, S-400 belirsizliği ve Doğu Akdeniz gerilimini dikkate aldığımızda mevcut ortamın, faizde indirim olsa bile talep artışını tetikleyecek bir zemin oluşturmadığını düşünüyoruz.

Detaylandırırsak:

İç talep daralmaya devam ediyor, miktar bazında ihracat ve ithalat küçülüyor…

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre tüketim endeksleri (E.T.T.E. ve perakende satış) Nisan ayında ilk çeyreğe göre daralırken otomobil satışlarında daralma Mayıs ayında da sürdü. İhracat ve ithalat miktar endeksleri ise Nisan ayında ilk çeyreğe göre daraldı.

İkinci çeyrekte kredi ve tüketim vergileri kapsamında reel bazda gerileme devam ederken otomobil ve konut satışlarındaki gerileme bu eğilimi teyit ediyor.

Üretim tarafında ilk çeyreğe göre performans kaybı var

Kredi Garanti Fonu (KGF) desteği ile Temmuz 2017’de zirve yapan mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS sanayi ve hizmet endeksleri 2018 yılı başında KGF’nin sonlanması, ABD’den gelen ticaret savaşı rüzgarları ile iç ve dış siyasette yaşanan olumsuzlukları ve TL’de yaşanan değer kaybının bir sonucu olarak Haziran 2018’den Haziran 2019 sonuna kadar daralma bölgesinde yer alıyor. SAMEKS bileşik endeksi ilk çeyrekte ortalama 45,1 değerini alırken 2. çeyrek performansı 43,8 oldu. Endeksin 50 değeri altında yer alması sektörde daralmayı gösteriyor. Sanayi endeksi performansı ilk çeyreğe göre değişiklik göstermedi.

Mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretiminde ise ilk çeyrekte aylık bazda kaydedilen büyüme eğiliminin ardından Nisan ayında önceki aya göre daralma kaydedildi. Nisan ayında hammadde ithalat hacmi ise Ocak 2019’dan bu yana aylık bazda artış eğilimini sürdürdü. Öncü göstergeler Mayıs ayında performans kaybına işaret ederken Haziran ayına ilişkin iyimser bir tablo var.

Yatırım harcamaları ilk çeyreğe göre azaldı…

Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi verilerine göre yatırım harcamaları ikinci çeyrekte ilk çeyreğe göre azaldı. Nisan ayında mevsimsellikten arındırılmış sermaye malı ithalat hacmi ve makine ve teçhizat imalatı ilk çeyrek ortalamasına göre daralma kaydetti.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: Dış ticaret, cari açık ve sanayi üretimi verileriyle Fed Başkanı Powell’in konuşması takip edilecek

10 Temmuz 2019, Çarşamba

Mayıs ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış ihracat hacim endeksi Nisan ayında aylık %2,6 azalırken ithalat hacim endeksi değişiklik göstermemişti. Ocak 2018’den bu yana yatırım malları ithalat hacmindeki düşüş iç talepteki daralmayı teyit ederken ihracat hacmindeki olumlu performans ekonomik büyümenin lokomotifi olmaya devam etti. Mayıs ayında mevcut eğilimin devam etmesini bekliyoruz.

Fed Başkanı Powell 2019 ilk yarı para politikası raporunu sunacak. Fed Aralık 2018 toplantısında politika hedef faiz aralığını 25 baz puan artırarak %2,25-2,50 aralığına yükseltmişti. Fed’in para politikasında yıllık %2’ye yakın olmasını hedeflediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları enflasyonu Mayıs ayında Nisan ayına göre değişmeyerek %1,6 seviyesinde bulunuyor. Öte yandan Fed’in dikkate aldığı ve %4’ün altında olmasını hedeflediği işsizlik oranı ise Haziran ayında %3,7 seviyesine yükselirken ortalama saatlik kazançlar yıllık %3,1 artış kaydetti. Fed’in 5 Temmuz’da yayınladığı Para Politikası Raporu’nda ABD ekonomisinin 2019 yılı başından bu yana güçlü şekilde büyüdüğü, istihdam piyasasının güçlenmeye devam ettiği ancak ekonomik görünüme yönelik artan belirsizliklere ve ılımlı enflasyon dinamiklerine bağlı olarak ekonomik büyümeyi sürdürebilmek adına gerekli adımların atılacağı ifade ediliyor. Rapora göre enflasyondaki yumuşama geçici. Fed bir sonraki para politikası kararını 31 Temmuz’da açıklayacak. Ilımlı enflasyon dinamiklerine bağlı olarak piyasa Fed’in 30-31 Temmuz toplantısında kesin olarak faiz indirimine gideceğini fiyatlıyor. Raporda enflasyondaki düşüşe yönelik “geçici” yorumunu dikkate aldığımızda Fed’in olası faiz değişikliğine gitmeme kararına şaşırmayacağız.

11 Temmuz 2019, Perşembe

Mayıs ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak. Nisan ayında 1,33 milyar dolarlık cari açık kaydedilmiş, 12-aylık toplam cari açık ise 8,63 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Mayıs ayında aylık bazda ihracattaki artışa ve ithalattaki gerilemeye bağlı olarak cari açıktaki gerilemenin devam edeceğini düşünüyoruz.

12 Temmuz 2019, Cuma

Mayıs ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Nisan ayında yıllık %4, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi aylık %1 düşüş kaydetmişti. Mayısta aylık bazda sanayi üretiminin gerilemeye devam etmesini bekliyoruz. Haziran ayı ön göstergeleri ise imalat sektöründe üretim artışı sinyali veriyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface: “Küresel düşük faiz ortamı TL cinsi varlıkları destekliyor”

Ticari alacak sigortası alanında dünyadaki en yaygın şirket olan Coface Grubu Haziran ayında açıklanan makro-ekonomik verileri değerlendirdiği Temmuz ayı aylık raporunu yayınladı.

Raporda, ABD Merkez Bankası Fed’in faiz indirim sinyalinin TL cinsi varlıkları desteklemesine rağmen reel sektörün borç ve düşük kar marjı sorunları ile jeopolitik risklerin devam ettiği belirtiliyor.

Raporda, Genel Değerlendirme başlığı altında şu noktalar ön plana çıkıyor:

. Küresel geopolitik gelişmeler son dönemlerde piyasalar üzerinde belirleyici etkiye sahip oluyor.

. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının, Avrupa ekonomilerine olumsuz yansımalarının ardından, ABD Merkez Bankası da küresel büyümedeki sıkıntılar, ticaret savaşları ve düşen enflasyona atıfta bulunarak Temmuz ayı için indirim sinyali verdi.

. Mart ayında Avrupa Merkez Bankası da benzer büyüme sorunlarına dikkat çekerek yeni bir TLTRO programı açıklamış, Nisan ayında da Japonya Merkez Bankası yetkilileri, ekonominin tehdit altında olması halinde para politikası araçlarını kullanarak karşılık verebileceklerini belirtmişti.

. Türkiye ekonomisi birinci çeyrek dönemde resesyondan çıkmasına karşın, hala zayıf büyüme dinamikleri gösteriyor. Bu dönemde ekonomimiz için en olumlu gelişme, ABD Merkez Bankası’nın faizleri düşürebileceğine ilişkin verdiği sinyal oldu.

. İstanbul seçimlerinin geride kalması siyasi belirsizliği azalttı.

. Bu gelişmeler bir araya geldiğinde, risk primimizin göstergelerinden olan 5 yıllık CDS’imiz 29 Mayıs tarihinde 515 seviyesindeyken 365’e geriledi. Dolar/TL ise 6,05 seviyelerinden 5,63’e düştü. Gösterge faiz ise Mayıs ortasında %25’in üzerindeyken %18’e yaklaştı. Enflasyonda ise baz etkisi nedeniyle gerileme görülüyor. Bu durum, küresel olarak düşen faiz ortamında Merkez Bankası’nın da faiz indirmesini destekleyici olabilir.

. Göstergelerdeki iyileşmeler henüz risklerin aşıldığı anlamına gelmiyor. S400 ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin ekonomiye yansımaları takip edilecek. S400 konusunda ABD’nin yaptırım uygulama kararı vermesi halinde, yaptırımların kapsamının geniş olması, piyasalarda düzeltmeye neden olabilir. . Reel sektör tarafında ise düşük satışlara ve yüksek finansman maliyetleri nedeniyle baskılanan kar marjları hala öncelikli sorun. Bu durum, ödeme sürelerinin de uzamasına neden oluyor. İhracat yapan firmalar ve sektörlerin bu dönemde daha avantajlı olabildiğini görüyoruz. Ancak birincil ticaret ortağımız Avrupa ekonomisindeki büyümenin yavaşlaması, önümüzdeki dönemde ihracatçılar açısından sorun oluşturabilir. Bu anlamda, Avrupa Merkez Bankası’nın 25 Temmuz’daki toplantısında açıklayacağı ekonomiyi destekleyici önlemler ve bunların ne derece etkili olacağı, ihracatçılarımız açısından önemli olacak.”

Sektörler baz alındığında Coface, Elektronik ve IT, Enerji, İnşaat, Metal ile Perakende sektörlerini “Çok Yüksek Riskli”, Ağaç, Gıda, Kağıt, Kimya, Otomotiv ve Tekstil sektörlerini “Yüksek Riskli”, İlaç ve Ulaştırma sektörlerini ise “Orta Riskli” olarak değerlendiriyor.

Euro Bölgesi’nde imalat ve tüketici güven endekslerindeki bozulma Haziran ayında da sürdü

Euro Bölgesi’nde Ekonomik Duyarlılık Endeksi (Economic Sentiment Indicator) 2019 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre 1,9 puan azalışla 103,3 ile Ağustos 2016 seviyesine geriledi. Ticaret savaşı, Brexit ve otomotiv sektörünün düzenlemeleri yerine getirmeye yönelik çalışmaları sebebiyle 2018 yılı başından itibaren endeks düşüş eğilimini koruyor. İmalat sektörü (-2,7), hizmet (-1,1) ve tüketici (-0,7) alt güven endeksleri Haziran ayında gerilerken perakende ticaret (+1,0) ve inşaat (+3,6) tarafında iyileşme var. Güven kaybı sırasıyla en fazla Almanya (-2,9), İtalya (-1,5), Fransa (-1,5), Hollanda (-1) ve İspanya’da (-0,6) yaşandı.

Euro Bölgesi’nde İş Durum Endeksi ise (Business Climate Indicator) Haziran ayında önceki aya göre 0,13 puan azalışla 0,17 değerine düşerek Ekim 2014 seviyelerine geriledi. Gerilemede işletmelerin üretim beklentileri, ihracat siparişleri ve stok seviyelerindeki kötüleşme etkili oldu. Geçmiş üretim seviyesinde ise iyileşme var.

Bölge’de Tüketici Güven Endeksi ise Haziran ayında bir önceki aya göre 0,7 puan düşüşle -7,2 seviyesine geriledi.

Haziran ayı imalat sektörü PMI ilk tahminlerine göre Euro Bölgesi’nde üretim önceki aya göre değişiklik göstermeyip daralma bölgesinde kalmayı sürdürürken hizmet sektörü büyüme bölgesinde gücünü korumaya devam ediyor. Her iki sektörde ihracat siparişleri güç kaybı yaşarken istihdamda görece iyileşme var. Fiyat tarafında ise maliyet enflasyonu Eylül 2016 seviyelerine gerilerken çıktı fiyat artışı son üç yılın en düşük artışını kaydetti.

Mayıs ayında tüketici enflasyonu yıllık %1,2 seviyesine gerilemişti ki bu seviye Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) %2 olan hedefinin hayli gerisinde. Üretici fiyat enflasyonu ise Nisan ayında yıllık %2,6 seviyesine geriledi. GSYH büyümesi ise 2019 yılı I. çeyreğinde kaydettiği %1,2 büyüme ile 2013 yılı sonu seviyelerine gerilemiş durumda. Parasal genişlemeye rağmen Bölge’de büyüme ve enflasyon dinamiklerinin zayıflamaya devam etmesine bağlı olarak AMB Başkanı Draghi hazine tahvillerinin alımına devam etmek suretiyle parasal genişleme sinyali verdi.

Euro Bölgesi’nde ihracat performansının Haziran ayında düşmeye devam etmesi küresel talepte daralmanın devam ettiğine işaret ediyor. Yarın Osaka’da başlayacak iki günlük G20 zirvesinde cumartesi günü ABD ve Çin liderlerinin bir araya gelecek olması küresel ekonomi açısından belki bir umut kaynağı olabilir.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface: “Doğal Gaz: Yükseliş ve çöküş arasında dalgalanma”

Ticari alacak sigortası alanında önde gelen sigorta şirketlerinden olan Coface, Haziran ayı raporunda doğal gaz piyasasını mercek altına aldı. “Doğal Gaz: Yükseliş ve çöküş arasında dalgalanma” başlıklı raporda doğal gaz piyasasının yükselmeye devam ettiğini, orta vadede de yükselmeye devam edeceğini, ancak birçok faktörün daha az umut vaat eden bir geleceğe işaret ettiği belirtiliyor.

En temiz fosil yakıt olarak nitelendirilen doğal gaz için raporda aşağıda sıralanan bir çok göstergenin doğal gaza yönelik talep ve üretimde artışa işaret ettiği savunuluyor:

. “Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, doğal gaz 2006 yılından bu yana tüm fosil yakıtlar içerisinde tüketimi en fazla artan yakıt türü olmuştur. Özellikle “Mavi Gökyüzü” politikası sıkı hava kalitesi hedefleri ile birlikte kömürden gaza geçişi öngören Çin başta olmak üzere Asya’daki talep artışı sebebiyle doğal gaz talebi yükselmeye devam edecektir.

. Gaz çok fazla miktarda bulunabilmesi, kaynak çeşitliliği ve diğer fosil yakıtlara göre daha düşük kirlilik seviyesi sebebiyle pratik bir enerji üretim kaynağı olarak kabul edilmektedir. Kömür ile karşılaştırıldığında doğal gaz yüzde 40 daha az karbon dioksit (CO2), parçacık madde (PM2.5), kükürt dioksit (SO2) ve azot oksit yaymaktadır (NOx). Doğal gaz; genellikle kesintili üretim yapılabilen, hızlı ve güvenilir yedek gerektiren güneş panelleri ve rüzgar santralleri gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını tamamlayıcı olarak en fazla kullanılan enerji kaynağıdır.

. Doğal gaz aynı zamanda etan rotası yoluyla petrokimya ürünleri için kullanılan bir hammadde olarak endüstriyel proseslere de entegre edilmiş bir kaynaktır. Doğal gaz ve ilgili sıvı yakıtlar kimya sanayinde kullanılan tüm fosil yakıtların yaklaşık yüzde 29’unu oluşturmaktadır.”

Söz konusu sebeplerle dağal gaz piyasasında olağanüstü bir momentum yakalanmış olsa da Coface raporunda doğal gaza yönelik olarak ufukta belirsiz bir gelecek göründüğü belirtiliyor. Bu görüşü destekleyen faktörler ise söz konusu raporda şöyle sıralanmış:

. “Doğal gaz yakıldığında petrol veya kömüre göre daha az emisyona yol açmasına rağmen, tamamen temiz bir enerji kaynağı değildir ve küresel ısınma riskini azaltmayacaktır. Ek olarak, kaya gazı üretimi yüksek derecede kirliliğe sebep olmakta, yüksek miktarlarda su tüketimini ve kayaların parçalanması için toprağa yüksek miktarlarda kimyasal enjekte edilmesini gerektirmektedir. Bu hidrolik kırma teknolojisi aynı zamanda şebeke sularını da kirletmekte, kırsal topluluklarda güvenli içme suyuna erişimi tehdit etmektedir.

. Öte yandan, yenilenebilir enerji kaynakları artık doğal gaza göre daha ucuz hale gelmektedir. Uluslararası finans şirketi Lazard tarafından yapılan son enerji maliyet analizlerine (LCOE) göre, sübvansiyonsuz rüzgar enerjisi doğal gaza dayalı en ucuz elektrik üretim yöntemi ile rekabet edebilir hale gelmiş durumdadır. Ayrıca doğal gaz fiyatlarının da oldukça değişken olduğu ve bunun karar verme sürecine ilave belirsizlikler eklediği unutulmamalıdır.

. Son olarak, elektrik depolama alanında kaydedilen teknolojik ilerlemeler göz önüne alındığında, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretimini tamamlayıcı olarak doğal gazın kullanılması uygulaması muhtemelen artık son aşamalarına gelmiş durumdadır. Wood McKenzie tasarım ve enerji şirketine göre, GW/h bazında elektrik depolama kapasitesi 2018 yılında yüzde 140’lık artışla iki katının üzerine çıkmıştır. Otomobil üreticisi Tesla Avustralya’da Hornsdale rüzgar santraline bağlı bir batarya depolama sistemini test etmektedir. Teknoloji henüz ilk aşamalarında olmasına rağmen, için birçok piyasa aktörü ve hükümet Avrupa’nın en büyük batarya üreticisi olmayı hedefleyen İsveçli Northvolt gibi kendi batarya depolama markalarını geliştirmek istemektedir.”

Coface, avantaj ve dezavantajlarıyla doğal gazın önünde halen parlak bir gelecek bulunsa da uzun vadede her zamankinden daha fazla tehdit altında olduğunu, bu durumun gezegenimizin korunmasına daha fazla katkıda bulunabilecek enerji kaynaklarının önünü açtığını vurguluyor.

TL’de değerlenme güven endekslerini yukarı çekti, devamlılığı G20 Osaka Zirvesi’ndeki gelişmelere bağlı

ABD ile süregelen S-400 krizi ve 23 Haziran seçimlerine yönelik belirsizlikler Mayıs ayı başında Dolar-TL kurunun 6,0 seviyesinin üzerine çıkmasına sebep olmuştu. ABD merkez bankası Fed’in faiz indireceğine yönelik artan beklentiler, Avrupa Merkez Bankasının (AMB) genişlemeci politika söylemlerine ağırlık vermesi ve 23 Haziran seçimlerinin sorunsuz sonuçlanmasıyla Dolar-TL kuru Haziran ayı başındaki 5,90 seviyelerinden Haziran ayı sonunda 5,70 seviyelerine kadar geriledi. Türk lirasında yaşanan değer kazancının etkisiyle de Haziran ayında güven endeksleri arttı.

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre;

. Reel kesim güven endeksi Haziran ayında bir önceki aya göre 4,9 puan artışla 99,6 seviyesine yükseldi,

. Hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endeksleri sırasıyla aylık 5,9, 3,3 ve 0,6 puan artışla sırasıyla 85,4, 93,2 ve 50,4 seviyelerine yükseldi,

. Tüketici güven endeksi aylık 2,3 puan artışla 57,6 seviyesine yükseldi.

Haziran ayı reel kesim güven endeksi verileri üretim maliyetlerinde ve istihdam beklentilerinde zayıflama ortaya koydu; üretim, sipariş ve yatırım alt endeksleri ise önceki aya göre güçlendi. Üretici fiyat endeksi için olumlu olsa da üretim ve yatırımlardaki iyileşmenin devamlılığı için soru işaretleri var.

Evet, 23 Haziran seçimleri sorunsuz sonuçlandı ancak ABD-Türkiye arasında yaşanan S-400 gerilimi ve Akdeniz’de yürüttüğümüz sondaj faaliyetlerinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile tansiyonu yükseltmesi Dolar-TL kurunun 5,70 seviyelerinin altına gerilemesine olanak vermiyor.

Mevduat ve kredi gelişmeleri ise mevcut risklerin tasarruf ve finansman üzerindeki ağırlığını korumaya devam ettiğini gösteriyor:

. Kur etkisinden arındırılmış verilere göre Haziran ayında tüketici kredilerinde bir önceki yıla göre yavaşlama devam ederken kurumsal kredilerde zayıflama ağırlığını artırıyor.

. Takipteki kredilerde devam eden artışı dikkate aldığımızda reel sektörde kan kaybı devam ediyor.

. Mevduat tarafında dış ve iç politikada yaşanan gerilimlerin etkisiyle yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı rekor seviyelere yükselmiş durumda.

. Mevduatların krediye dönüşme oranı 2018 ortasından bu yana düşüş eğilimini korurken tahvil ve bono portföyünde artış eğilimi devam ediyor. Diğer bir deyişle tasarruflar, reel sektöre değil yüksek getiri sunan sabit getirili varlıklara kayıyor. Elbette başta Avrupa olmak üzere küresel ekonomideki yavaşlama Türkiye’nin makro-ekonomik dinamiklerini aşağı çeken önemli bir faktör ancak TL’ye güven kaybının yarattığı yüksek maliyetli finansmana erişim zorluğu reel sektörün belini kırmış durumda.

Şimdi gözler 28-29 Haziran’da Osaka’da yapılacak G20 zirvesinde. ABD Başkanı Trump ile Çin lideri Xi Jinping’in 29 Haziran’da bir araya gelmesi bekleniyor. Bize göre en iyimser senaryo ABD ve Çin’in görüşmeleri tekrar başlatma kararı alması; en olası senaryo ise uzlaşma olmaması ki bu küresel yavaşlamanın devam etmesi demek.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump görüşmesi ise S-400 krizinin dolayısıyla da Türk lirasının akıbeti açısından kritik öneme sahip.

Dr. Fulya Gürbüz