Trump, Davos’un yarasına tuz bastı

22 Ocak Salı günü Davos’ta başlayan Dünya Ekonomik Forumu’nda küresel ekonomiye yönelik olarak en fazla dile getirilen endişe unsurları ticaret savaşı ve küresel yavaşlama oldu. Söz konusu endişelerle küresel hisse senetleri piyasalarında satış baskısı yaşandı. Dün (21 Ocak) tatil olan ABD hisse senetleri piyasaları bugün %1,2-1,9 arasında kayıplarla haftaya başladı.

Üst yöneticiler ve yatırımcılar ABD-Çin arasında devam eden ticari görüşmelere odaklanmış durumda. Örneğin Intesa Sanpaolo CEO’su Carlo Messina küresel yavaşlama riskine karşı ABD-Çin arasında ticari uzlaşıya vurgu yapıyor. Ne var ki Messina’nın beklentisini sekteye uğratan bir gelişme yaşandı. Beyaz Saray fikri mülkiyet hakları konusunda yaşanan anlaşmazlığa bağlı olarak bu hafta iki Çin bakan yardımcıları ile yapılacak ticari görüşmeleri iptal ettiğini duyurdu. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, Çin Başbakan Yardımcısı Liu He ile ay sonunda yapılacak üst düzey görüşmelere hazırlık için Çinli yetkililer ile irtibatta kalmaya devam edilecek.

ABD ile Çin ticaret anlaşmazlığı konusunda 1 Mart’a kadar uzlaşıya varılmaz ise ABD tarafı halihazırda %10 tarife uygulanan 200 milyar dolarlık Çin ithal mallarına %25 tarife uygulamasını devreye sokacak.

Kasım sonunda ABD ve Çin arasında devreye giren 90 günlük ateşkesin akabinde Çin tarafı ABD’ye soya fasulyesi alımına yönelik sipariş vermiş, yavaşlayan ekonomisini canlandırmak amacıyla bazı mallara ait gümrük vergisini sıfırlamış, öte yandan 2024 yılına kadar ABD’den yapılan ithalatı 1 trilyon dolar seviyesine yükselteceğini duyurmuştu. Ateşkesten tarifelere yönelik uzlaşının sağlanacak olması fikri mülkiyet hakları ve teknoloji transferleri gibi konulara kıyasla daha olası olduğu genel kabul görmüş bir beklentiydi.

Dr. Fulya Gürbüz

PwC: “Doğru yapılması halinde yapay zekanın GSYH’ye katkısı 2030 yılında 15,7 trilyon dolar olabilir”

PwC, Eylül-Ekim 2018 döneminde 90 farklı ülkeden 1378 CEO’nun katıldığı 22.ci Küresel CEO Anketi 2019 yılı sonuçlarını yayınladı.

Anket sonuçlarına geçmeden önce PwC geçmiş anket sonuçlarını analiz ederek CEO’ların (icra kurulu başkanlarının) tahmin gücünü ölçtüklerini ve sonuç olarak CEO’ların önümüzdeki sene için şirket gelir tahminleri ve gerçekleşen küresel GSYH büyümesi arasında güçlü bir korelasyon (ilişki) olduğunu belirtiyorlar. Diğer bir deyişle CEO’ların gelir güvenleri küresel ekonominin gidişatı konusunda öncü bir gösterge olarak dikkate alınabilir.

Anket sonuçları şöyle sıralanıyor:

. Küresel ekonomik büyümeye yönelik kötümserlik arttı… 2018 yılı anketinde CEO’ların %5’i küresel ekonomik görünüm konusunda kötümserken bu oran 2019 yılı anketinde %30’a yükseldi. 12-ayı kapsayan kısa vade ve 3-yılı kapsayan orta vade için CEO’ların şirket gelir beklentileri geriledi. Yukarıda bahsi geçen korelasyonun geçerliliğini koruması halinde küresel ekonomik büyüme 2019 yılında yavaşlayacak.

. CEO’lar güçlü milliyetçi ve popülist dalgaya uyum sağlamaya çalışıyor… CEO’lar geçen yıldan farklı olarak terör ve iklim değişikliğinden daha az rahatsızlık duyarken faaliyet gösterdikleri pazarlarda aşırı düzenleme, politika belirsizliği, kilit becerilerin eksikliği, ticaret anlaşmazlıkları gibi konuların iş yapma kolaylığı önünde daha büyük tehdit oluşturduklarını düşünüyorlar. CEO’lar cazip yabancı pazarlara yatırım yapma ve risk alma konularında isteksizken yurt içi pazarda gelir artışı arayışındalar.

. Milyarlarca dolarlık yatırımlara rağmen CEO’ların ihtiyaç duyduğu bilgi ile elde ettikleri arasındaki fark son on yılda kapatılamadı… Bunda veriyi temizleme, entegre etme ve değer elde etme konusunda yetenekli çalışan eksikliğinin payı bulunurken şirketler elde ettikleri veriyi daha iyi karar vermeye dönüştürmekte zorluk yaşıyorlar.

PwC Küresel Başkanı Bob Moritz büyüme potansiyellerini artırmak amacıyla şirketlerin yapay zeka gibi dijital teknolojilere yöneldiklerini, bunu doğru yapmaları halinde yapay zekanın 2030 yılında küresel GSYH’ye katkısının 15,7 trilyon dolar olacağını tahmin ettiklerini belirtiyor.

Moritz, dijital transformasyon projelerinde insan faktörünün kilit öneme sahip olduğunu, bu sebeple şirketlerin çalışanlarına dijital yeteneklerini geliştirme konusunda eğitimler verdiklerini, ancak gerçek inovasyona geçmek için
. İş dünyasının liderlerinin şimdiki ve gelecekteki iş gücünün becerilerini yükseltmeye devam etmeleri,
. Yaratıcılık, problem çözme ve empati gibi kurumsal becerileri kurum kültürlerinde geliştirmeye devam etmeleri,
. Eğitim kurumlarının, yaşam boyu teknik becerilerin gelişmesini ve yaratıcı problem çözmeyi teşvik etmesi gerektiğini;
. İnsanlar ve malların ulusal sınırların ötesine geçmeye devam edeceğinden, devletler ve işletmeler arasında küresel ölçekte işbirliğine yönelik artan bir ihtiyaç olduğunu savunuyor.

IEA İcra Direktörü Birol: Gelecekteki başlıca enerji kaynağı elektrik olacak

. Elektrik kullanımındaki hızlı artış gelişmekte olan ülkelerin artan gelir seviyesinden kaynaklanıyor
. Petrol, temiz kömür, doğal gaz ve yenilenebilir enerjiye ihtiyaç sürecek ancak gelecekteki başlıca enerji kaynağı elektrik olacak
. Petrol ve doğal gazın verimli bir şekilde nasıl kullanılacağı öğrenilmeli
. Petrol talebinin ana kaynağı tır ve hava taşımacılığı; elektrikli otomobil sayısı 60 kat artıp 300 milyon bile olsa karbondioksit emisyonuna etkisi %1’den daha az olacak
. 2035 yılında temiz enerji Çin’in başlıca enerji sektörü olacak

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Direktörü Fatih Birol 22 Ocak’ta Davos’ta başlayan Dünya Ekonomi Forumu’nda katıldığı bir panelde 2018 yılını “elektrifikasyon yılı” olarak niteledi. Birol elektrik kullanımındaki hızlı artışın özellikle gelişmekte olan ülkelerin artan gelir seviyesinden kaynaklandığını belirtti.

Enerjide Stratejik Görünüm konulu panelde konuşan Birol, enerji talebindeki başlıca etmenin klimalar olduğunu söyledi ki en yoğun olarak kullanan ülkeler Hindistan, Çin ve Güney Doğu Asya ülkeleri.

Birol, petrol, temiz kömür, doğal gaz ve yenilenebilir enerjiye ihtiyacın süreceğini ancak elektriğin gelecekteki başlıca enerji kaynağı olacağını belirtti.

Panelist Çin Enerji Bakanı Zhang Jianhua ise Çin’de herkesin elektriğe sahip olduğunu, Çin’in yeni bir düşük karbon yeşil stratejisi yürüttüklerini, 2020 yılında fosil dışı düşük karbon enerjisinin toplam enerjisinin %15’ini, doğal gazın ise %10’unu oluşturacağını ifade etti. Söz konusu oranların 2030 yılında sırasıyla %20 ve %15 seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Jianhau temiz enerjinin 2035 yılında Çin’in başlıca enerji sektörü haline geleceğini söylüyor.

Fatih Birol petrol ve doğal gazın daha uzun süre kullanılacağını ancak verimli bir şekilde nasıl kullanılacağını öğrenmemiz gerektiğini belirtti. Birçok şirketin hidrojen gücü, karbon yakalama ve depolama ile üretim sırasında metan emisyonunun azaltılması gibi teknikleri kullanarak doğru hamleler yaptıklarını söylüyor Birol.

Önümüzdeki uzun bir süreçte Orta Doğu en fazla petrol ihraç eden bölge olma özelliğini koruyacak. ABD kendi petrolünü üretiyor ancak çoğu iç tüketim için harcanıyor.

Dünya genelinde 5 milyon elektrikli araç kullanılıyor. Bunun yarısı Çin’de. Günlük küresel petrol talebinin yaklaşık 1,3 milyon varile yükselmesi beklenirken 5 milyon elektrikli araç ise petrol üretiminin sadece 50 bin varil düşmesini sağlayabiliyor. Dünyada 1 milyar yanmalı motorlu arabanın kullanıldığı, ancak petrol talebini bu sürücülerin değil asıl olarak tır ve hava taşımacılığının oluşturduğunu belirtiyor Birol ve ekliyor “Elektrikli araçların petrol talebini düşürmesi net değil. 300 milyon elektrikli araba kullanılsa bile bunun karbondioksit emisyonuna etkisi %1’den daha az olacak”.

IMF 2019 ve 2020 için küresel büyüme beklentilerini aşağı çekti, Türkiye’ye vurgu yaptı

IMF, Davos’ta gerçekleşecek Dünya Ekonomik Forumu öncesinde 2019 ve 2020 yılları için küresel büyüme beklentilerini aşağı revize etti.

Dünya Ekonomik Görünüm revizyon raporunda küresel ekonominin 2019 yılında %3,5, 2020 yılında ise %3,6 büyüyeceğini tahmin eden IMF Ekim ayındaki beklentilerine göre 2019 tahminini 0,2, 2020 tahminini ise 0,1 yüzde puan aşağı çekmiş oldu.

Revizyonun gerisinde yatan sebepler ve varsayımlar şöyle sıralanıyor:

. Euro Bölgesi ve bazı gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerindeki zayıflık ve ticaret savaşında çözüme ulaşılamamasının küresel ekonomiyi daha da yavaşlatabileceği,
. Çin ekonomisinin beklenenden daha yavaş büyüyeceği,
. Olası bir anlaşmasız Brexit’in ekonomik görünümü risk altına alacağı.

IMF gelişmekte olan Avrupa bölgesi ülkelerinin 2018 yılında %3,8 olarak öngörülen büyümesinin ardından 2019 yılında %0,7, 2020 yılında ise %2,4 büyümesini bekliyor ki bunda Türkiye ekonomisinin 2019 yılında sert bir şekilde daralacağı ve 2020 yılında hafif toparlanacağı beklentisi öne sürülüyor. Türkiye vurgusunda para politikasının sıkılaştırılması ve çok daha kısıtlayıcı yurt dışı finansman şartlarına vurgu yapılıyor.

IMF, ticaret politikalarındaki belirsizlik ve gerginliğin artması ve misillemelere yönelik endişelerin yatırım ortamını zayıflatabileceği, tedarik zincirini aksatabileceği ve üretkenlik artışını yavaşlatabileceğini belirtirken böyle bir ortamın şirketlerin karlılığını düşürerek finansal piyasalara yönelik algıyı bozabileceği ve büyümeyi daha da azaltabileceğine dikkat çekiyor.

Euro Bölgesi ekonomisine yönelik zayıf noktalar olarak ise otomobillere yönelik yakıt emisyon standartlarının Almanya’nın ihracat performansını zayıflatması ve İtalya’nın AB bütçe açığı üst limitini zorlaması sıralanıyor.

Haftanın gündemi: Ocak ayı PMI ilk tahminleri, Avrupa ve Japonya merkez bankaları toplantıları

21-25 Ocak 2019 haftasında ABD ve Euro Bölgesi imalat ve hizmet sektörlerine ilişkin Ocak ayı PMI ilk tahminleri açıklanacak. Verilerde Aralık ayına göre önemli bir değişiklik beklenmiyor.

Öte yandan Avrupa ve Japonya merkez bankaları 2019 yılının ilk para politikası toplantılarını gerçekleştirecekler. Her iki toplantıdan da politika faizinde değişiklik beklenmiyor. Euro Bölgesi ekonomisi 2018 yılı üçüncü çeyreğinde yıllık bazda %1,6 büyüme ile 2018 yılı ilk yarısı ortalaması olan %2,3’ün gerisinde kaldı. Japon ekonomisinde ise GSYH 2018 yılı ilk yarısında yıllık bazda ortalama %1,3 büyüme kaydetmiş, üçüncü çeyrekte %0 olarak ölçülmüştü.

21 Ocak 2019, Pazartesi
Türkiye Aralık 2018 yurt dışı ÜFE açıklanacak (Kasım 2018: aylık %8,44 düşüş, yıllık %35,21 artış)
Türkiye Aralık 2018 merkezi yönetim borç stoku (Kasım 2018: 1,05 trilyon TL)

22 Ocak 2019, Salı
Euro Bölgesi Zew ekonomik beklenti endeksi açıklanacak (Beklenti: -20,1; Aralık 2018: -21,0)
Almanya Zew ekonomik beklenti endeksi açıklanacak (Beklenti: -18,3; Aralık 2018: -17,5)
İngiltere Kasım 2018 işsizlik oranı (Beklenti: %4,1; Ekim 2018: %4,1)
ABD Aralık 2018 mevcut konut satışları (Beklenti: 5,24 milyon; Kasım 2018: 5,32 milyon)

23 Ocak 2019, Çarşamba
Japonya Merkez Bankası para politikası kararını açıklayacak. Eksi %0,1 olan politika faizinde değişiklik beklenmiyor.
Japonya Aralık 2018 ihracat verileri açıklanacak. (Beklenti: -%1,9 y/y; Kasım 2018: %0,1 y/y)
Türkiye Ocak 2019 TÜİK tüketici güven endeksi açıklanacak (Aralık 2018: 58,2)

24 Ocak 2019, Perşembe
Avrupa Merkez Bankası (AMB) faiz kararını açıklayacak. %0 seviyesindeki politika faizinde değişiklik beklenmiyor.
Euro Bölgesi imalat sektörü Ocak ayı PMI ilk tahmin verisi açıklanacak (Beklenti: 51,4; Aralık 2018: 51,4)
Euro Bölgesi hizmet sektörü Ocak ayı PMI ilk tahmin verisi açıklanacak (Beklenti: 51,5; Aralık 2018: 51,2)
Almanya imalat sektörü Ocak ayı PMI ilk tahmin verisi açıklanacak (Beklenti: 51,3; Aralık 2018: 51,5)
Almanya hizmet sektörü Ocak ayı PMI ilk tahmin verisi açıklanacak (Beklenti: 51,8; Aralık 2018: 52,1)
ABD imalat sektörü Ocak ayı PMI ilk tahmin verisi açıklanacak (Beklenti: 53,5; Aralık 2018: 53,8)
ABD hizmet sektörü Ocak ayı PMI ilk tahmin verisi açıklanacak (Beklenti: 54,2; Aralık 2018: 54,4)
ABD’de 24 Ocak haftası ham petrol stokları açıklanacak. (16 Ocak: -2,68 milyon varil)

25 Ocak 2019, Cuma
Türkiye Ocak 2019 imalat sektörü kapasite kullanım oranı açıklanacak (Aralık 2018: 74,1)
Türkiye Ocak 2019 reel sektör güven endeksi açıklanacak (Aralık 2018: 91,5)
Türkiye Ocak 2019 sektörel güven endeksleri açıklanacak (Aralık 2018: Hizmet sektörü 70,6, Perakende ticaret sektörü 83,3, İnşaat sektörü 46,1)
Almanya Ifo iş ortamı endeksi açıklanacak (Beklenti: 100,7; Aralık 2018: 101,0)
ABD imalat sektörü dayanıklı tüketim malları siparişleri (Beklenti: %1,8 a/a; Kasım 2018: -%4,3 a/a)
ABD Kasım 2018 yeni konut satışları (Beklenti: 569 bin; Ekim 2018: 544 bin)

Çin ekonomisi 2018 yılında %6,6 büyüme kaydetti

Dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip olan Çin 2018 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %1,5, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,4 büyüme kaydetti. Böylece 2018 yılı genelinde GSYH büyümesi ortalama %6,6 büyüme kaydederek 1990 yılından bu yana en düşük performans gerçekleştirilmiş oldu. Çin ekonomisi 2017 yılı genelinde %6,8 büyüme kaydetmişti.

Öte yandan son verilere göre Çin ekonomisinde;

. İmalat sektöründe kapasite kullanım oranı Aralık 2018’de 76 seviyesine geriledi. Böylece 2018 yılı ortalaması 75,5 olarak gerçekleşti.
. Sanayi üretimi Aralık 2018’de bir önceki yılın aynı ayına göre %5,7 büyüdü. Kasım ayında %5,4’lük büyüme kaydedilmişti. Böylece 2018 yılı genelinde sanayi üretimi ortalama yıllık %6,2 büyüme kaydetmiş oldu.
. Sabit varlık yatırımları 2018 yılı genelinde bir önceki yıla göre %5,9 artış kaydetti. Özel sektörün yatırımları %8,7 büyürken (2018 yılının ilk 11 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre %8,7 büyüme kaydedilmişti) Ocak-Kasım 2018 dönemindeki %2,3’lük büyümeden 2018 yılı genelinde %1,9 seviyesine geriledi.
. Perakende satışlar Aralık 2018’de bir önceki yılın aynı ayına göre %8,2 büyüdü. Kasım ayında %8,1’lik artış kaydedilmişti. Böylece 2018 yılı genelinde perakende satışlar 2017 yılına göre %9 büyümüş oldu.

Reuters anketine göre Çin ekonomisinin 2019 yılında %6,3 büyümesi tahmin ediliyor.

Dolar-TL’nin adil değeri için iki öngörü

Dün yaptığı para politikası toplantısında faizleri %24 seviyesinde sabit tutan Merkez Bankası’nın enflasyonda belirgin bir iyileşme görene kadar kararlı tutumunu sürdüreceğini tekrar gördük.

TL’deki kırılganlığı azaltan bu hamlenin ardından TL’ye olan talep Dolar/TL kurunu tekrar 5,30-5,40 aralığına taşıdı.

Bütçe rakamlarının hedeflere uygun gelmesi, 12-aylık toplam cari işlemler açığının 34 milyar dolar seviyesine gerilemesi, ABD ile Türkiye’nin belirli alanlarda aynı paydada buluşması gibi etkenleri dikkate aldığımızda TL’de adil değer ne olabilir sorusuna cevaplar gelmeye başladı.

Deutsche Bank 15 Ocak tarihli raporunda kısa vadede Dolar/TL için adil değeri 5,15, BNP Paribas ise16 Ocak tarihli raporunda 5,25 olarak öngörüyor.