Dolar-TL’nin adil değeri için iki öngörü

Dün yaptığı para politikası toplantısında faizleri %24 seviyesinde sabit tutan Merkez Bankası’nın enflasyonda belirgin bir iyileşme görene kadar kararlı tutumunu sürdüreceğini tekrar gördük.

TL’deki kırılganlığı azaltan bu hamlenin ardından TL’ye olan talep Dolar/TL kurunu tekrar 5,30-5,40 aralığına taşıdı.

Bütçe rakamlarının hedeflere uygun gelmesi, 12-aylık toplam cari işlemler açığının 34 milyar dolar seviyesine gerilemesi, ABD ile Türkiye’nin belirli alanlarda aynı paydada buluşması gibi etkenleri dikkate aldığımızda TL’de adil değer ne olabilir sorusuna cevaplar gelmeye başladı.

Deutsche Bank 15 Ocak tarihli raporunda kısa vadede Dolar/TL için adil değeri 5,15, BNP Paribas ise16 Ocak tarihli raporunda 5,25 olarak öngörüyor.

Reuters anketine göre Çin 2019 yılında %6,3 büyüyecek

85 ekonomistin katıldığı Reuters anketinde Çin ekonomisinin 2018 yılında %6,6, 2019 yılında ise %6,3 büyümesi öngörülüyor. Çin ekonomisi 2017 yılında %6,9 büyüme kaydetmişti.

Geçen hafta Çin hükümeti 2019 yılı için büyüme hedefini önceki %6,5 seviyesinden %6,0-6,5 aralığına çekmişti. Çin ekonomisi 2018 yılının ilk 3 çeyreğinde ortalama %6,6 büyümüştü.

Ankete göre 2019 yılında bankaların rezerv karşılık oranlarının 150 baz puan indirilmesi, tüketici enflasyonunun 2018’deki ortalama %2,1 seviyesinden 2019’da %2,3 olarak gerçekleşmesi tahmin ediliyor. Reuters’ta yer alan habere göre Çin hükümeti 2019 için enflasyon hedefini %3 seviyesinde tutmayı planlıyor.

ABD ile devam eden ticaret görüşmeleri 2 Mart tarihinde son bulacak. Her ne kadar görüşmelerde olumlu adımlar atılmış olsa da sorunların tümden çözülmesinde yeterli değil. Çin hükümeti büyümenin rayından çıkmaması için gerekli adımları atmaya devam ediyor. Dün Çin Yeni Yıl tatili öncesinde Çin hükümeti -vergi dönemi olması sebebiyle olası bir finansal sıkışıklığa sebep olmaması için- bankacılık sistemine 83 milyar dolar para enjekte etti. Gümrük tarifelerinin indirilmesi, küçük işletmelere finansal destek sağlanması gibi adımları da dikkate aldığımızda Çin hükümeti 2019 yılında ekonomiyi desteklemek adına gayretini sürdürecek.

Enflasyonda belirgin bir iyileşmeye kadar politika faizi %24’te kalacak

Merkez Bankası (TCMB) bugün gerçekleştirdiği Para Politikası Kurulu toplantısında enflasyon görünümünde bir miktar iyileşmeye rağmen fiyat istikrarına yönelik risklerin devam etmesine bağlı olarak %24 seviyesindeki politika faizi olan 1-hafta vadeli repo ihale faiz oranını değiştirmedi.

TCMB, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunacağını bu toplantıda da tekrarladı.

Piyasa profesyonelleri enflasyondaki düşüş eğilimine rağmen TL’deki kırılganlığa bağlı olarak TCMB’nin faiz düşürmemesi gerektiğini ifade ediyorlardı ki aynı beklentiyi biz de taşıdık. Fed Başkanı Powell’in piyasalardaki satış baskısını dikkate alarak “sizi duyuyoruz, gerekmedikçe faiz artırmayacağız” açıklamasına benzer olarak TCMB’nin faiz düşürmeyerek “piyasayı duyduğunu” düşünüyoruz. Bu da TCMB’nin kredibilitesi açısından olumlu bir hamle.

Aralık 2018’de TÜFE %20,3, yurt içi ÜFE ise %33,64 seviyesine gerilemişti. Tüketici kredileri 4 Ocak haftasında ortalama %31,94, ticari krediler ise %27,3 seviyesinde bulunuyor. TCMB’nin son beklenti anketinde yılsonu TÜFE beklentisi %16,45 seviyesinde bulunuyor. TL’de istikrar sağlanması, petrol fiyatlarında sert bir artış olmaması halinde 31 Mart seçimlerinin ardından şartların olumlu olması halinde TCMB’nin kademeli olarak faiz indirmeye başlayacağını düşünüyoruz. TCMB’nin seçim sonrasında ilk para politikası toplantısı 25 Nisan’da, bir sonraki ise 12 Haziran’da yapılacak.

Toplantı kararında, Para Politikası Kurulu,
. Ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğini,
. Dış talebin gücünü koruduğunu,
. Finansal koşullardaki sıkılığın etkisiyle iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın devam ettiğini,
. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesini beklediklerini belirtti.

Enflasyon tarafında ise,
. İthal girdi maliyetleri ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon görünümünde bir miktar iyileşme olduğu,
. Ancak fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiği ifade edildi.

TCMB’nin söz konusu ekonomik ve finansal çerçeveye bağlı olarak ilk faiz indirimini 12 Haziran toplantısında gerçekleştireceğini düşünüyoruz.

Japonya’da üretici fiyatları enerji fiyatları önderliğinde geriledi

Japonya’da üretici fiyatları 2018 yılı Aralık ayında yıllık bazda %1,5 artış ile Mart 2017’den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Böylece 2018 genelinde üretici fiyatları ortalama %2,5 artış kaydetmiş oldu.

Üretici fiyat enflasyonu Aralık ayında bir önceki aya göre %0,6 düşüş kaydetti.

Benzer olarak ABD’de dün (15 Ocak) açıklanan üretici fiyat enflasyonu da enerji fiyatlarındaki sert düşüşe bağlı olarak Aralık ayında aylık %0,2 düşüş kaydetmişti.

Brexit belirsizliği devam ediyor

İngiliz Parlamentosu’nun alt kanadı olan Avam Kamarası’nın Salı günü (15 Ocak) gerçekleştirdiği oylamada Başbakan May’in AB ile çıkış anlaşmasının 202 oya karşılık 432 oyla reddedilmesi sonrasında May hükümetine yönelik bugün güven oylaması yapılması bekleniyor. Başbakan May’in güven oylamasında da hezimete uğraması halinde erken seçim ihtimali gündeme gelecek. May hükümetine güven oyu vermeyeceğini açıklayan İşçi Partisi erken seçimi destekliyor.

Brexit için belirlenen resmi tarih 29 Mart. İngiltere’nin önünde ise şu seçenekler var:

. Brexit süresinin uzatılması,
. Anlaşmasız Brexit,
. Brexit seçeneğinin tamamen ortadan kalkması.

Yeni bir referandum olmadan Brexit seçeneği ortadan kalkmayacaktır.

23 Haziran 2016’da yapılan referandumda İngiliz halkının %51,9’u AB’den ayrılma lehinde oy kullanmıştı.

AB’den anlaşmasız olarak ayrılınması halinde dünyanın beşinci büyük ekonomisi zorlu ekonomik şartlarla yüzleşmek zorunda kalacak. İngiltere Merkez Bankası’nın Kasım 2018’de yayınladığı bir raporda anlaşmasız Brexit olması halinde İngiltere ekonomisinin 2008 Küresel Finansal Kriz’e göre daha sert sonuçlarla karşılaşabileceği ortaya konmuştu. Raporda halen %4,1 olan işsizlik oranının %7,5’e çıkması, enflasyonun %6,5’e yükselmesi, konut fiyatlarının %30 düşmesi, poundun değer kaybetmesi, ekonominin 2019 yılında %8 civarında daralması öngörülüyor. Buna karşılık AB’den anlaşmalı bir ayrılık olması halinde 2019-2023 döneminde ekonominin olumlu etkileneceği belirtilmişti. AB ile en iyi anlaşmalı senaryoda İngiltere’nin 2019-2023 döneminde %1,75’lik bir büyümeyi yakalayabileceği, en kötü anlaşmada ise ekonominin %0,75 daralması tahmin ediliyor.

Her ne kadar AB’den yapılan açıklamalarla anlaşma şartlarının olabilecek en iyi anlaşma olduğunda ısrar edilmesine rağmen yeni bir hükümetin anlaşma şartlarını nasıl daha iyi yapabileceği konusu da Brexit belirsizliğinin uzayacağı anlamına geliyor.

Almanya 2018’de tüketim ve yatırım harcamaları önderliğinde %1,5 büyüdü

2017 yılında %2,2 büyüyen dünyanın 3. büyük ekonomisi olan Almanya ekonomisi 2018 yılında %1,5 büyüdü. Böylece son beş yılın en düşük büyümesi kaydedilmiş oldu.

Hanehalkı tüketimi büyümesi %1’e, kamu harcamaları büyümesi %1,1’e, ihracat büyümesi %2,4’e, ithalat büyümesi %3,4’e yavaşladı. Makine ve teçhizatların büyümesi %4,5’e, inşaat büyümesi %3’e hızlandı, sabit varlık yatırımları büyümesi %3’e hafif yükseldi.

Ticaret savaşı, ülkede otomobil sektörünün yaşadığı zorluklar ve Brexit belirsizliğinin ülke ekonomisi üzerinde yarattığı yavaşlamaya rağmen yatırım harcamalarındaki artış dikkate değer. OECD, Almanya’da GSYH’nin 2019’da %1,6 büyümesini tahmin ediyor. Deutsche Bank ise Brexit belirsizliği ve Çin ekonomisinde büyüme endişelerine işaret ederek Alman ekonomisinin 2019 yılında %1’lik büyümeyi yakalayamayacağı riskine değiniyor.

İşsizlik oranı Ekim 2018’de %11,6 seviyesine yükseldi

TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2018 yılı Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 501 bin kişi artarak 3 milyon 788 bin kişi oldu.

İşsizlik oranı Ekim döneminde 1,3 puanlık artış ile %11,6 seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 1,3 puanlık artış ile %13,6 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 3 puanlık artış ile %22,3 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 1,4 puanlık artış ile %11,9 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 58 bin kişi artarak 3 milyon 742 bin kişi olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı 0,2 puan artarak %11,5 oldu.

PMI ve reel sektör güven endeksi verilerini dikkate aldığımızda Kasım ve Aralık dönemlerinde de işsizlik oranındaki artışın sürmesini bekliyoruz.

Sanayi üretimindeki daralma Kasım 2018’de hız kesti

TÜİK verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Kasım 2018’de bir önceki yılın aynı ayına göre %6,47 azalırken, takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %0,25 azaldı.

İmalat sektörü bir önceki aya göre %0,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %7,1 daralma kaydetti.

İç talepte zayıf seyrin sürmesi ve Aralık ayı PMI verileri imalat sektöründeki daralmanın Aralık ayında da süreceğine işaret ediyor.

Öte yandan cuma açıklanan dış ticaret endekslerini de dikkate aldığımızda özellikle TL’nin değer kaybettiği Ağustos 2018 ile birlikte ihracat hacmi Eylül-Kasım döneminde hızlı artış eğilimine girdi. Deutsche Bank verilerine göre TL şu anda en ucuz para birimi. Bu da ihracat hacmindeki artışın en büyük sebebi. Mevcut riskler TL’de kırılganlığı artırırken Dolar-TL tekrar 5,40-5,50 aralığına yükseldi. İhracat hacmindeki iyileşme ise dış ticaret haddinin iyileşmesine katkıda bulunamıyor. Nitekim dış ticaret haddi Kasım ayında 99,8 değerine geriledi ki bu dış ticarete konu malların baz yılına göre pahalıya alınıp, ucuza satılması anlamına geliyor.

Evet artan ihracat hacmi sanayi üretimini destekliyor ancak Aralık ayı PMI verilerinde enerji maliyetlerindeki düşüşe bağlı olarak özellikle Asya ülkelerinin ihracat malı fiyatlarında indirime gittiklerini gördük. Yüksek rekabet ortamında kar marjlarının düştüğü bir dönemde kaliteden taviz verilmemeli.