Haftanın gündemi: Merkez Bankası toplantısı ve faiz kararı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 25 Nisan Perşembe günü faiz kararını görüşmek üzere toplanacak.

Merkez Bankasının 6 Mart tarihli toplantısından bu yana neler yaşanmıştı hatırlayalım…

31 Mart seçimleri öncesinde TL’deki değer kaybını sınırlamak için Merkez Bankası Londra piyasasında yabancılara TL musluklarını kapatmış, artan TL ihtiyacı ile yabancı yatırımcılar yüzde 2000’lere yakın faizlerden TL borçlanmak durumunda kalmış, Türkiye’nin risk primini gösteren ve 6 Mart tarihinde 313 seviyesinde olan 5 yıl vadeli CDS primleri 28 Mart tarihinde 468 seviyesine yükselmişti. TL arzının normale döndürülmesinin ve 31 Mart seçimlerinin ardından CDS primi 377 seviyesine gerilese de açıklanan yapısal reformların tatmin etmemesi, artan iç siyasi gerginlik, ABD ile yaşanan S-400 krizi, Türkiye’nin NATO’dan çıkma ihtimalinin gündeme gelmesi, Merkez Bankasının net döviz varlıkları ile ilgili endişeler ve İstanbul seçimlerinin tekrarlanma ihtimali TL üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Söz konusu gelişmelerle 6 Mart tarihindeki son para politikası toplantısından bugüne kadar Dolar/TL kuru %7,7 değer kaybederken döviz sepetindeki artış %7,4 oldu. İBB mazbatasının Ekrem İmamoğlu’na verilmesinin ardından en son 19 Nisan Cuma günü 5 yıl vadeli CDS primi 428 seviyesinden işlem gördü.

Öte yandan Fed’in faiz artırmayacak olması TCMB’nin elini rahatlatsa da yukarıda saydığımız olumsuz gelişmelere ek olarak küresel piyasalarda olası bir düzeltme hareketinin TCMB’nin döviz varlıkları üzerindeki endişeleri canlı tutması TL ve risk primi üzerindeki baskının azalmayacağını ortaya koyuyor.

Dolayısıyla TCMB’nin perşembe günü yapacağı toplantısında
%24 seviyesinde bulunan bir hafta vadeli borç verme faizi olan politika faizinde değişiklik yapmayacağını ancak temkinli ve güven uyandırıcı bir söylem ortaya koymasını bekliyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Financial Times haberi sonrasında Dolar/TL tekrar 5,82 seviyelerinde

Seçimlerin tamamlanmasından 17 gün sonra İBB Başkanlığına Ekrem İmamoğlu’na mazbata verilmesi sonrasında Dolar-TL 5,70 seviyelerine gerilerken bugünkü işlemlerde kur tekrar 5,80 seviyesine dayanmış durumda.

Evet mazbata ortadan kalktı ancak S-400, F-35, olası yaptırımlar, özel sektörün yüksek dış borcu, artan faizler, TCMB’nin net döviz rezervleri, daralan ekonomi, yapısal reform açıklamalarının tatmin etmemesi gibi başlıkların bizi getirdiği yer dış finansmana ihtiyaç duyan Türkiye’nin güven artırıcı hamleleri almakta yetersiz kalması.

Bu başlıklara 18 Nisan tarihli basımında TCMB’yi kapağa taşıyan Financial Times (FT) haberi ile bir yenisi eklendi: TCMB’nin net döviz rezervi ilan ettiğinden daha düşük.

FT makalesinde, TCMB’nin net döviz rezervlerinin TCMB’nin raporladığı gibi 28,7 milyar dolar olmadığı, swap işlemlerinin çıkartılması halinde gerçekte 11,5 milyar dolar olduğu hesaplanmış. FT’ye göre TCMB’nin 77 milyar dolarlık brüt rezervi bile Türkiye’nin gelecek 12 ayda çevirmesi gereken 177 milyar dolar dış borcu için yetersiz bir miktar. Konuyla ilgili olarak paraanaliz.com’da yer alan haberi okumanızı tavsiye ederim.

Haber sonrasında Dolar-TL kuru üzerindeki baskı tekrar arttı ve kur 5,82 seviyesini gördü.

Dr. Fulya Gürbüz

ABD-AB müzakereleri Euro Bölgesi’nde ekonomik beklentiler için olumlu bir hamle

Ekim 2018’de Almanya’da ekonomik durum 2018 yılı Ekim ayında yıl içinde ikinci dip seviyesini görmüş, ardından şartlardaki bozulma Mart 2019’a kadar zayıflayarak devam etti. ZEW ekonomik beklentiler endeksi Ekim ayında gördüğü -24,7 seviyesinden itibaren aralıksız iyileşerek Mart ayında -3,6 seviyesine geriledi ve ardından Nisan ayında Mart 2018’den bu yana ilk artı değeri alarak 3,1 seviyesine yükseldi. Öte yandan mevcut ekonomik görünüm değerlendirmesi ise 5,6 puan düşüşle 5,5 seviyesine geriledi. Enflasyon beklentisi ise 8,2 puan artışla 2,1 seviyesine yükseldi.

Benzer eğilim Euro Bölgesi genelinde de yaşandı. Bölgede ekonomik şartları gösteren ZEW endeksi Mayıs 2018’den bu yana ilk kez Nisan ayında 4,5 seviyesini görerek artı bölgeye geçti. Gelecek 6 aya ilişkin beklentiler 6,6 puan düşüşle -13,2 değerini alırken enflasyon beklentisi 7,7 puan artışla 1,1 seviyesine yükseldi.

ABD ile Çin arasında ticaret görüşmeleri devam ederken Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, ABD ile sanayi ürünlerinde gümrük vergilerini kaldırmak üzere ticaret anlaşması müzakerelerinin başlatılmasını onaylaması haberi 15 Nisan’da Anadolu Ajansı resmi sitesinde yayınlanmıştı. ABD-Çin arasındaki uzlaşmacı hamleler ardından Çin’den gelen son Mart ayı sanayi üretimi ve perakende satışlarda beklenenden yukarıda gelen iyileşmelere benzer olarak ABD-AB müzakerelerinin başlayacak olması Euro Bölgesi’ne ilişkin ekonomik beklentilerde iyileşme göreceğimize işaret ediyor.

Çin ilk çeyrekte %6,4 büyüdü, Mart ayında hızlanma var

Çin ekonomisi 2019 yılı ilk çeyreğinde yıllık bazda %6,4 büyüme kaydetti. Piyasada beklenti GSYH’nin %6,3 büyüyeceği yönündeydi. GSYH bir önceki çeyreğe göre ise %1,4 büyüme kaydetti, 2018 yılı 4. çeyreğinde çeyrek bazda %1,5’lik büyüme kaydedilmişti.

Çin’de Mart ayı üretim ve tüketim göstergeleri ise beklentilerden yukarıda performans gösterdi…

Çin’de sanayi üretimindeki beklentilerin çok üzerindeki artış moral verdi. Sanayi üretiminin Mart 2019’da bir önceki yılın aynı ayına göre %5,9 büyümesi beklentilerine karşılık %8,5 büyüme kaydetti. Şubat ayında sektörde yıllık bazda %5,3 büyüme kaydedilmişti. Sektör genelinde tüm kalemler büyüme gösterdi. Yılın ilk çeyreğinde sanayi üretimi %6,5 büyümüş oldu.

Öte yandan perakende satışlar Mart 2019’da bir önceki yılın aynı ayına göre %8,7 artış yaşadı. Şubat ayında perakende satışlarda %8,2’lik artış kaydedilmişti. Böylece 2019 yılı ilk çeyreğinde büyüme %8,3 olarak gerçekleşti.

Dr. Fulya Gürbüz

İlk çeyrek verileri ekonomide iyileşme işareti veriyor

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi 2019 yılının ilk iki ayında -2018 yılı başından bu yana ilk kez- ardı ardına yükseliş kaydetti. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimindeki daralma, yıllık bazda, yine son iki aydır yavaşlıyor. Sanayi üretimi Şubat 2019‘da bir önceki aya göre %1,3 artarken bir önceki yılın aynı ayına göre %5,1 daralma gösterdi.

Öte yandan Şubat ayı perakende satışları verilerine baktığımızda mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmi 2019 yılın ilk iki ayında aylık bazda ardı ardına yükselirken, takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmindeki bir önceki yıla göre daralma eğiliminin zayıfladığını görüyoruz. Perakende satış hacmi Şubat 2019’da bir önceki aya göre %0,8 artarken bir önceki yılın aynı ayına göre %4,9 daraldı.

Mart ayına ilişkin veriler sanayi sektöründe bir önceki aya göre iyileşmenin sürdüğünü gösteriyor…

İhracat sektörünün en büyük kalemini oluşturan otomotiv sektörüne ilişkin OSD verilerini dikkate aldığımızda, Mart ayında otomotiv sektöründe üretim bir önceki aya göre %10,6 artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,1 daraldı. Ocak-Mart döneminde üretim bir önceki döneme göre %5,6, bir önceki yılın aynı dönemine göre %15 daralma gösterdi.

Markit imalat sektörü PMI endeksi Mart ayı verileri üretimdeki yavaşlamanın son 8 ayın en düşük oranında gerçekleştiğini, istihdam düzeyindeki gerilemenim daha düşük hızda gerçekleştiğini, öte yandan zorlu talep koşullarının devam ettiğini ve yeni siparişlerin hem iç hem de dış pazarlarda (özellikle Avrupa) hız kestiğini ortaya koymuştu. Markit imalat sektörü PMI endeksi Mart ayında bir önceki aya göre 0,8 puan yükselişle 47,2 puan seviyesine yükselmişti.

2019 yılı ilk çeyrek GSYH büyümesi bir önceki çeyreğe göre hafif büyümeye işaret ediyor…

2019 yılı ilk çeyreğine ilişkin makro-ekonomik verileri dikkate aldığımızda, GSYH büyümesinin 2019 yılı ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %1’e yakın büyüyeceğini, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise %3’e yakın bir daralma kaydedeceğini tahmin ediyoruz.

2019 yılı ikinci çeyreği ve devamına ilişkin olarak dış siyasette atılacak adımlar ve yapısal reform takvimine ilişkin detaylı açıklamalar ekonominin seyrinde belirleyici olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

İşsizlik oranı yüzde 14,7 seviyesine sıçradı, tarım üretici fiyatları endeksi tarihi zirvesine yükseldi

İşsizlik oranı Mayıs 2018’den 2019 yılı Ocak dönemine kadar aralıksız artarak %14,7 seviyesine kadar yükseldi.

Yeni Ekonomi Programı’nda 2019 sonu işsizlik oranı beklentisi %12,1 iken işsizlik oranındaki artış soluksuz devam ediyor. İşsizlik oranı en son 2009 yılı Şubat ayında %14,8 seviyesine yükselmişti. 

Ekonomik aktivitede yavaşlamaya bağlı olarak işsizlik oranındaki artışın Şubat ve Mart dönemlerinde de sürmesini bekliyoruz.

İşsizlikteki artışla birlikte gıda temel ihtiyacını karşılamak da giderek zorlaşıyor. Hız kesmeyen tarım ürünleri üretici fiyat endeksi de aylık %1,75 ve yıllık %27,33 artışla 2019 yılı Mart ayında 160,60 seviyesine yükselerek yeni bir tarihi rekor kırdı.

Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi küresel bazda gıda fiyatlarına ilişkin olarak BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün aylık yayınladığı gıda fiyat endeksini dikkate aldığımızda 2018 yılının ikinci yarısında aşağı yönlü olan endeksin 2019 yılın ilk üç ayında aralıksız yükseldiğini görüyoruz. Türkiye dolar bazlı Tarım-ÜFE endeksi ise Ağustos 2018’de TL’de yaşanan sert değer kaybı ile birlikte yükseliş eğilimine girdi.

Yapısal reform paketi beklerken geçen çarşamba günü (10 Nisan) açıklanan ve belirsiz bir takvim niteliği taşıyan reform sunumunda Mayıs ayında tarım reformunun detaylarının açıklanacağını öğrenmiştik. Tekrar tarım ülkesi olma ve gıda fiyatlarıyla mücadele aşamasında tatmin edici bir yol haritasını görmek istiyoruz. Hızla artan dünya nüfusunu dikkate aldığımızda önümüzdeki dönemde gıda fiyatlarında düşüş eğilimi iyimser bir tahmin olarak kalacaktır ancak iklim değişikliğiyle uyumlu ve gıda fiyatlarındaki sert dalgalanmaları minimize edebilecek bir tarım reformunun hayalini kuruyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündeminde işsizlik, sanayi üretimi, perakende satış ve dış borç verileri var

15 Nisan 2019, Pazartesi

Ocak ayı işsizlik oranı verisi açıklanacak. Aralık 2018’de işsizlik oranı %13,5 seviyesine yükselmişti. İşsizlik oranınındaki artışın Ocak ayında da sürmesini bekliyoruz.

Şubat ayında bir önceki aya göre %2,73, bir önceki yılın ayn ayına göre %25,79 artış kaydeden tarım ürünleri üretici fiyat endeksinin Mart ayında da yükselişini sürdürmesini bekliyoruz.

Mart ayı merkezi yönetim bütçe dengesi açıklanacak. Şubat ayında bütçe 16,8 milyar TL açık vermiş, faiz dışı denge ise 2 milyar TL açık vermişti.

16 Nisan 2019, Salı

Şubat ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak. Takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %7,3 daralmış, takvim ve mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretimi Ocak ayında bir önceki aya göre %1 artış kaydetmişti. Şubat ayında sanayi üretimi sermaye malı imalatında bir artış görebiliriz ancak genel olarak sektörde daralmanın sürmesini bekliyoruz.

Şubat ayı özel sektör uzun vadeli kredi borcu verileri açıklanacak. Ocak ayında söz konusu borç büyüklüğü Ocak ayında 414 milyon dolar azalışla 210,1 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Şubat ayında gerilemenin sürmesini bekliyoruz. Finans dışı özel sektörün uzun vadeli dış borcu ise Ocak ayında 107,58 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Şubat ayı perakende ticaret verileri açıklanacak. Takvim etkilerinden arındırılmış sabit fiyatlarla perakende satış hacmi 2019 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %6,7 azalış, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sabit fiyatlarla perakende satış hacmi Ocak ayında bir önceki aya göre %1,3 artış kaydetmişti.

17 Nisan 2019, Çarşamba

Mart ayı konut satışları açıklanacak. Şubat ayında Türkiye genelinde konut satışları bir önceki aya göre %7,6 artış kaydederek 78.450 adet olarak gerçekleşmişti.

Şubat ayı kısa vadeli dış borç stoku verisi açıklanacak. Ocak ayında söz konusu stok 117,98 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

19 Nisan 2019, Cuma

TCMB Nisan ayı Beklenti Anketi verileri açıklanacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Dolar/TL 5,79, Euro/TL 6,53 seviyesini aştı

Türk lirası üzerindeki baskının azalmasında 12-aylık cari açığın Şubat ayında 17 milyar dolar seviyesine gerilemesi de etkili olmadı. Zaten olamazdı. Çünkü Şubat 2018’de 53,6 milyar dolar seviyesindeki cari açığın 36 milyar dolar azalması daralan iç talepten kaynaklandı. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Mart ayı dış ticaret verileri ihracatta ve ithalatta Mart ayında bir önceki aya göre sırasıyla 1,89 milyar dolar ve 1,84 milyar dolarlık artışa işaret etmişti. Dolayısıyla 12-aylık cari açık Mart ayında da düşmeye devam edecek. Tersinden okuduğumuzda, Avrupa ekonomisindeki yavaşlamaya bağlı olarak sınırlı ihracat potansiyelimiz ve net enerji ithalatçısı ülke konumumuzu dikkate aldığımızda iç talepte kımıldanma cari açıkta artış anlamına geliyor.

10 Nisan’da açıklanan yapısal reform başlıkları niyeti ortaya koysa da sürdürülebilir büyümeye yönelik somut adımların henüz gösterilememesi, Merkez Bankası’nın rezervlerine yönelik endişeler, özel sektörün yüksek dış borcu, sorunlu kredi görünümüne rağmen bankacılık sektörü kredi hacminde artış, ABD ile süregelen S-400 alım sorununun yaptırımlar getireceği ihtimali Türk lirası üzerinde baskının artmasına sebep oluyor. TSİ1005 itibariyle Dolar/TL kuru 5,79, Euro/TL kuru ise 6,54 seviyelerinden işlem görüyor.

Dolayısıyla ABD’de Washington’da başlayan IMF – Dünya Bankası ilkbahar toplantılarında yapılan bir ankette 2019’da en kötü performans beklenen gelişmekte olan ülke sıralamasında Türkiye’nin en üst sırada yer alması şaşırtıcı olmasa gerek.

Dr. Fulya Gürbüz

Yapısal Dönüşüm Adımları 2019’un detayları Mayıs ayında gelmeye başlayacak

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımları 2019 programını açıkladı. 2019-2023 dönemini kapsayan program ile “ihracata dayalı, teknolojik üretimi önceleyen, rekabetçi, katma değerli ürün üretimi alt yapısını tamamlamış bir ekonomi dönüşümü” hedefleniyor.

Bu hedef doğrultusunda 2019 yılını içeren ve reel sektörün finansman ihtiyacını karşılayacak, vergi adaletini sağlayacak, enflasyonda kalıcı düşüş getirecek, 7 stratejik sektörde üretim ve ihracatı artıracak adımlar Mayıs ayı ile birlikte ilan edilmeye başlanacak.

Öncelikle Mayıs ayında Tarımda Milli Birlik Projesi ve Sanayide Yerlileştirme Programı açıklanacak.

Ağustos ayında İhracat Master Planı açıklanacak.

Eylül ayında İstihdam Bazlı Eğitim Planlaması, Turizm Master Planı ve Lojistik Master Planı açıklanacak.

Yıl sonuna kadar ise BES ve Kıdem Tazminatı Reformu, Sosyal Güvenlik Reformu ve Yargı Reformu açıklanacak.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan özet sunum ve Sayın Albayrak’ın konuşmasını değerlendirdiğimizde kısa vadeli değil orta-uzun vadeli önlemlerle arz-talep dengesi doğrultusunda sürdürülebilir büyümenin temellerinin atılmak istendiğini, hükumetin bu konuda niyetli olduğunu anlıyoruz. Mayıs ayı ile birlikte açıklanmaya başlanacak proje, program, plan ve reformların detaylı olarak takvime bağlanması, sürecin işleyişinin düzenli olarak kontrolü, denetimi ve değerlendirmesi Türkiye’nin büyüme hikayesinin daha net anlaşılmasını sağlayacaktır. Özellikle orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin üretilmesi ve istihdamı destekleyecek ve Eylül ayında açıklanacak eğitim planlamasının detaylarını merakla bekliyoruz. Örneğin, tematik liselerin sayısının ve kapsamının yetkin ve yeterli eğitim kadrosu ve olanaklarıyla birlikte artırılması Yapısal Dönüşüm Adımları’nda belirtilen 7 sektörün (enerji, maden, petrokimya, turizm, bilişim, otomotiv ve ilaç) gelişiminde önemli rol oynayacaktır.

Gelelim 2019 yılı takviminde yer alan detaylara…

FİNANSAL SİSTEMİN GÜÇLENDİRİLMESİ

Finansal sektörün reel sektörü destekleyebilmesi adına öncelikle bankaların sermayelerinin güçlendirilmesi ve aktif kalitesinin artırılması amaçlanıyor.

Tasarrufların, ekonominin kırılganlıklarını gidermedeki en önemli araç olduğunu öne süren Albayrak emeklilik sisteminin reforme edilmesiyle birlikte artacak tasarruf miktarının dış finansman bağımlılığını azaltacağını ifade ediyor.

Tahsili gecikmiş alacakların, bankacılık sektörü için bir risk oluşturmayacağını öngören Albayrak, bankacılık sektörünün daha dirençli hale getirilmesini ve sermaye yeterlilik oranlarının güçlendirmesini önemsediklerini belirtti. Bu amaçla;

. Kamu bankalarının sermayelerini güçlendirmek için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ihraç edeceği 28 milyar TL’lik İkrazen Özel Tertip Devlet İç Borçlanma Senetleri kamu bankalarına verilecek.

. Özel bankalar Bankalar Birliği koordinasyonunda, BDDK ile birlikte sermayelerini güçlendirmek için 2018 yılı karlarını dağıtamayacak.

. Mali sistemin gözetim ve denetiminin güçlendirilmesi ve veriye dayalı iktisadi politikalar geliştirilmesi amacıyla, risk ve potansiyellerin çok daha erken ve etkili analiz edilmesini sağlayacak olan Ulusal Veri Merkezi kurulacak.

. Konkordato ve kredi yapılandırma meselesi yeni bir yasal çerçeve ile yeniden yapılandırma ve alacak tahsil süreçleri hızlandırılacak.

. Borç ödeme kabiliyetini yitirmiş şirketlerin hızlı şekilde tasfiyesini sağlayacak bir çerçeve ile icra-iflas ve ipoteklerin nakde çevrilmesinin daha kolay olacağı bir yapı oluşturulacak.

. Bankalar Birliği öncülüğünde, kamunun olmadığı bir yapıda, enerji ve inşaat gibi NPL’ler (nonperforming loans-sorunlu krediler) noktasında önem teşkil eden iki sektörde, sorunlu varlıkları borç-hisse takası ile dışarı çıkaracak ve bankalarımızın bilançolarını daha iyi bir hale getirecek Enerji Girişim Sermaye Fonu ve Gayrimenkul Fonu kurulacak. Bu yeni finansal model ile sorunlu varlıkların ayrılıp, bankaların, yerli ve yabancı yatırımcıların iştirak edebileceği fonlarla yönetilmesi sağlanacak.

. Sağlıklı ve sürdürülebilir büyümenin dayanağı olan ihracat ve katma değerli ürün üretimini, yerlileştirmeyi sağlayan sektörlerin kredi arzından daha fazla yararlanmasını sağlamak amacıyla Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi (FİKKO) bünyesinde bir kurul ile bu stratejik alanlara daha fazla kredi sağlanması için teşvik mekanizmaları devreye alınacak.

. Bankacılık sektöründe toplam 100 milyon TL ve üzeri riski olan şirketlerin, mali yılın kapanmasının ardından 120 gün içerisinde bankalarına bağımsız denetimden geçmiş finansal tablolarını ve borç ödeme kapasitesi, likidite riski, kur riski ve karlılık gibi unsurları da içeren bir mali denetim raporu sunmak zorunda olacak. Aksi halde sektörden ek kredi alamayacak.

. Ulusal kredi derecelendirme kuruluşu işlemleri 2019 yılı içinde tamamlanacak.

BES VE KIDEM TAZMİNATI REFORMU (2019 yılı sonu)

. Tasarrufları güçlendirmek ve dış finansman bağımlılığını azaltmak adına zorunlu bireysel emeklilik sistemi (tamamlayıcı emeklilik sistemi) yeniden ele alınacak ve Kıdem Tazminatı Reformu hayata geçirilecek. Çalışanlardan olduğu gibi iş verenden de yapılacak kesintiler BES ile entegre Kıdem Tazminatı Fonu’nda toplanacak. Her iki fonun 2020 yılında fiilen hayata geçirilmesi hedefleniyor. 5 yılda, sistemde biriken fonların milli gelirin %10’unun üstüne çıkması hedefleniyor.

. Sigortacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu kurarak sektörün izlenmesi ve denetlenmesi daha yakından takip edilecek. Milli Reasurans şirketi ile birlikte sigorta şirketleri desteklenecek, sigortalanmayan sektörlerin sigortalanmasına imkân sağlanacak.

BÜTÇE DİSİPLİNİ KORUNACAK

. Yeni Ekonomi Programında 76 milyar TL’lik tasarrufu ve gelir artırıcı önlemleri devreye alınacağı duyurulmuştu. Şu ana kadar, 2019 bütçesinde bu rakamın 44 milyar TL’lik kısmı uygulamaya alındı. Bütçe hedeflerini tutturacak tasarruf adımları devam edecek.

VERGİ DÖNÜŞÜMÜ REFORMLARI

Mali tarafta güçlü, uyumlu ve koordineli süreç devam edecek. Gelirlerimizi arttırmak için, toplumun genelini etkilemeyen ve yüksek vergi noktasında bakıldığında yüksek gelir gruplarının daha adil vergilendirilmesini sağlayacak ve enflasyona etkisi minimumda olacak bazı adımlar önümüzdeki süreçte hayata geçirilecek.

. Yeni Vergi Mimarisi: İstisna ve muafiyetler azaltılacak. Kurumlar vergisi kademeli olarak düşürülecek. Gelire göre artan oranlarda vergilendirme daha etkin hale getirilecek. Beyannameyi yaygınlaştırarak gelir artışlarının sağlayacağı potansiyelle dolaylı vergileri azaltıp, dolaysız vergileri artırarak verginin daha da fazla tabana yayılması hedefleniyor.

. Kayıtdışılık ile Mücadele: Gönüllü uyum adı verilen yeni bir sistemle mükelleflerin beyanlarının esas olduğu ve ilk inceleme sonrasında sorun görülmediği takdirde süreçlerin tamamlandığı sadeleştirilmiş bir süreç hayata geçirilecek. Sahte ve yanıltıcı belge ile mücadele için, etkin yaptırım, teknik çözüm, e-fatura ve e-faturanın eş zamanlı takibi, benzersiz kodlu mal hareketi takip sistemi ile kayıtdışılığa karşı etkin bir yapı devreye alınacak.

. Mükellef hakları: Mükellef dostu bir vergi sistemiyle süreçlerin başarısını artıracak Mükellef Hakları İcra Kurulu kurulacak. Mükelleflerin, vergi süreçlerindeki beyanları ile ilgili yazılı destekleri devreye alınacak. Mükellef memnuniyeti düzenli ve sürekli olarak ölçülecek, süreçlerdeki eksikler anında tespit edilecek.

. Gelecek dönem için geçici beyanname sayısının 4’ten 3’e düşürülmesi ve elektronik çeklerin ücretten muafiyet konusu üzerinde çalışılıyor. İnşaat izinlerinde, elektrik bağlamada, işe başlamada belediyeler ile SGK, belediyeler, ticaret sicil müdürlükleri gibi ilgili kamu kuruluşları arasındaki elektronik imzanın sürece dahil edilmesi için mevcut sistemler entegre edilecek.

. Vergi dönüşümü ile süreçler kolaylaştırılacak. Kayıtdışılıkla mücadele ile gelirler artırılacak. Kaynakların 7 stratejik sektöre (enerji, maden, petrokimya, turizm, bilişim, otomotiv ve ilaç) sanayilerine yönlendirilmesi daha etkin kılınacak.

YARGI REFORMU (2019 yılı sonu)

Yargı reformu paketinin “Yargı Reformu Strateji Belgesi” Adalet Bakanlığı tarafından yakın bir süreçte kamuoyu ile paylaşılacak.

Yargı Reformu’nun vizyonu “güven veren ve erişilebilir bir adalet sistemi” olacak. Sayın Albayrak şöyle detaylandırıyor:

“Güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomik kalkınmayla, adil ve etkin işleyen bir hukuk sistemi arasındaki ilişki açıktır. Uzun vadeli yatırımlar, öngörülebilir, sonuçları kestirilebilir bir hukuk pratiğine yakından bağlıdır. Yargı sisteminin kalitesi, hızı, ihtiyaçlara cevap verme kapasitesi yatırım ortamını geliştirmenin temel şartları arasındadır. Bugüne kadar, ülkemize üretim ve istihdam katkısı sunan, piyasa kural ve koşullarında faaliyet yürüten her yatırımcıya desteğimizi sunmaktan geri durmadık.

Yatırımcının, hukuki güvence ve istikrar beklentisini, mümkün olan en yüksek seviyede karşıladık. Hukukun kolaylaştırıcı, teşvik edici ve güvence verici imkânlarını geliştirme irademizi koruduk. Bu iradenin bir tezahürü olarak Adalet Bakanlığımız da yargı alanında önemli reformlara imza attı. Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin güncellenmesi çalışmaları devam ediyor. Yakın zamanda Adalet Bakanımız tarafından bu yıl içerisinde paylaşılacak.”

TARIMDA MİLLİ BİRLİK PROJESİ (Mayıs 2019)

. Bölge ve ürün bazında bir makro arz, talep ve ticari planlama sürecinin kurumsal alt yapıları tesis edilecek. Sahada operasyonel yetkinlik kooperatif yapısının merkezde olduğu güçlü kurumsal alt yapılarla sağlanacak. Bu kurumsal altyapı ürün ve bölge bazında sözleşmeli tarımın daha da yaygınlaştırılmasını sağlayacak.

. Mevsimsel dalgalanmalarla enflasyonla mücadelede önemli yer tutan taze meyve sebze pazarında dengeleyici unsur olması amacıyla Tarım Kredi Kooperatifi ortaklığıyla Sera AŞ kurulacak. Sera AŞ bünyesinde 2019 yılında ilk etapta 2 bin hektar teknolojik sera inşa edilecek. Orta vadede 5 bin hektar üretim alanına ulaşılırken uzun vadede örtü altı sebze üretiminin %25’inin karşılanması hedeflenecek.

. Ülkemiz coğrafi gerçeklerine uygun şekilde kırmızı et fiyat istikrarı Küçükbaş Hayvancılık Hamlesi ile desteklenecek. Verilecek desteklerle 47 milyon olan küçükbaş hayvan varlığımız 4 yıl içinde 100 milyona yükseltilecek.

. Hal yasası kapsamında üretici kooperatiflerinin haller içerisindeki payının artırılması hedeflenerek toptan, perakende ve lojistik alanlarında daha rekabetçi bir yapının oluşturulmasını sağlanacak. Bu kapsamda tarladan sofraya daha kısa, daha etkin, daha rekabetçi ve daha denetlenebilir bir değer zinciri oluşturulması hedefleniyor. Ayrıca, üretimde rekabeti, toptan, perakende ve lojistikte denetim ve gözetimi sağlayacak bir regülasyon çerçevesi devreye alınacak.

SANAYİDE YERLİLEŞTİRME PROGRAMI (Mayıs 2019)

Sanayi Bakanlığı, bu programla, Ar-Ge’den yatırım ve ihracata tüm adımların tek pencereden yönetildiği, arz-talep bileşenlerinin desteklendiği, öncelikli orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlere yönelik stratejileri hayata geçirecek.

300 ürünün yerlileştirmesini ortaya koyacak bu program mayıs ayında kamuoyu ile paylaşılacak.

İHRACAT MASTER PLANI (Ağustos 2019)

İhracat noktasında Ticaret Bakanlığının, ağustos ayında açıklayacağı planla kısa-orta ve uzun vadede ihracat potansiyeli belirlenerek Türkiye’nin ihracatının arttırılması için sürdürülebilir bir stratejinin yürürlüğe konması ve bu stratejiden sapmadan doğru adımların atılması hedefleniyor. İhracatın ithalatı karşılama oranının sürdürülebilir bir şekilde artırılması için stratejiler oluşturulup bunların uygulanması için gerekli adımlar ortaya konacak.

Ağustos ayında açıklanacak bu plan ile katma değeri yüksek ürün ihracatının arttırılması amacıyla, etki analizleri yapılarak ihracatta devlet yardımlarını yeniden düzenlemek, hedef ürün ve pazarlara odaklanmış bir bakış açısıyla, birim ihraç fiyatlarının yükseltilmesi sağlanacak.

LOJİSTİK MASTER PLANI (Eylül 2019)

Türkiye’nin stratejik konumundan kaynaklanan lojistik avantajının ve rekabet gücünün artırılarak, iktisadi ve sosyal gelişmeyi hızlandırmak ve Türkiye’nin uluslararası ticarette bölgesel lojistik üs haline getirme bakış açışıyla Lojistik Master Planı, ilişkili bakanlık ve Türkiye Varlık Fonu tarafından hazırlanıyor.

Taşımacılıkla ilgili tüm hizmetlerin tek bir merkezden ve etkin bir şekilde verildiği ve birden fazla taşımacılık moduna erişim imkanı sağlayacak lojistik merkez planlaması sayesinde, taşıma modları arasındaki tüm bu rekabetin artırılması başta olmak üzere, mevcut lojistik alt yapısının karayolu, denizyolu ve havayolu eksenlerinde etkin bir şekilde incelenmesi, lojistik ihtiyaçların belirlenmesi, rekabet ve güvenliği esas alarak stratejik önceliklerin saptanması, belirlenen ihtiyaçlar ve önceliklere göre kamu lojistik varlıkları arasındaki potansiyel sinerjilerin ortaya çıkartılarak etkin bir model mimarisinin oluşturulması, planlanan hedeflerin gerçekleştirilmesi için yerli ve yabancı tüm paydaşlara kazan-kazan modeline dönük iş birliklerinin gerçekleştirilmesi kurumsal ve uluslararası kamusal iş birlikleri ile hayata geçirilecek.

TURİZM MASTER PLANI (Eylül 2019)

Tüm paydaşların katılımı ile hazırlanacak olan Turizm Master Planı, Turizm Bakanı tarafından en geç eylül ayında kamuoyu ile paylaşılacak.

. Bu plan çerçevesinde turizmde hem ülke ve destinasyon çeşitliliğini hem turist sayısını hem de turist başına düşen geliri arttırarak 4 yıl içerisinde 70 milyon turist 70 milyar dolar turizm gelirine ulaşma hedefi gerçekleştirilecek.

. Bu plan çerçevesinde gastronomi, inanç, kültür, golf, kış ve kongre turizmleri başta olmak üzere kıyı turizmine çeşitlilik ve turizm gelirimize katkı sağlanmış olacak.

. 2019 yılı içerisinde YEP planlarıyla uyumlu olarak 2019 yılında turist sayısının 50 milyon, turizm gelirinin 35 milyar doların üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor.

. Kurulacak olan Turizm Geliştirme Fonu ile ülke turizminin tanıtımı daha etkin yapılacak ve turizmde bölgesel çeşitliliğin arttırılması için yatırımcılar teşvik edilerek yatırımlara destek olunacak.

İSTİHDAM BAZLI EĞİTİM PLANLAMASI (Eylül 2019)

. Kurumlardaki eğitim ve istihdam verileri entegre edilerek, eğitim programı ve meslek bazında arz talep dengesi oluşturulacak, böylece eğitim ve istihdam uzun vadeli perspektifle planlanacak.

. PISA 2021 uygulamasında ortaokullar lehine farkın %20, bölgeler arası farkın %10 azaltılması hedefleniyor.

Sayın Albayrak söz konusu planlamanın Eylül ayında açıklanacağını belirtti.

Dr. Fulya Gürbüz

Avrupa Merkez Bankası bugün faiz kararını açıklayacak

Avrupa Merkez Bankası (AMB) para politikasını görüşmek üzere bugün toplanıyor.

2018 yılı 4. Çeyrek GSYH büyümesinin yıllık %1,1 olarak aşağı revize edilmesi (2018 yılı ortalaması %1,8), Mart ayında %1,4 seviyesine gerileyen yıllık tüketici fiyat enflasyonu, 2019 yılı ilk çeyreğinde daralma eğilimine giren imalat sektörünü dikkate aldığımızda AMB’nin bugünkü toplantısında faizde değişiklik yapmasını beklemiyoruz.

Nitekim AMB Başkanı Draghi 1 Nisan tarihinde yaptığı bir konuşmada küresel belirsizliklere dikkat çekerek bölge genelinde enflasyon dinamiklerindeki toparlanmanın sürmesi adına AMB’nin teşvik politikasını koruması gerektiğini ifade etmişti. Draghi küresel belirsizlikler olarak jeopolitik faktörleri, korumacılık tehditlerini ve kırılganlık gösteren gelişen ekonomileri sıralıyor.

AMB, politika faizi kararında enflasyonun orta vadede %2 seviyesinin hemen altında olmasını hedefliyor.

Mevcut durumda AMB’nin marjinal borç verme faizi (bankaların Eurosystem’den gecelik borçlanma faizi) %0,25, ana refinansman işlemleri %0 (bankaların Eurosystem’den haftalık borçlanma faizi), depo oranı (bankaların Eurosystem’de gecelik mevduat yapma faizi) eksi %0,4 seviyesinde bulunuyor.

Dr. Fulya Gürbüz