Kategori: EKONOMİ

Dolar-TL’nin adil değeri için iki öngörü

Dün yaptığı para politikası toplantısında faizleri %24 seviyesinde sabit tutan Merkez Bankası’nın enflasyonda belirgin bir iyileşme görene kadar kararlı tutumunu sürdüreceğini tekrar gördük.

TL’deki kırılganlığı azaltan bu hamlenin ardından TL’ye olan talep Dolar/TL kurunu tekrar 5,30-5,40 aralığına taşıdı.

Bütçe rakamlarının hedeflere uygun gelmesi, 12-aylık toplam cari işlemler açığının 34 milyar dolar seviyesine gerilemesi, ABD ile Türkiye’nin belirli alanlarda aynı paydada buluşması gibi etkenleri dikkate aldığımızda TL’de adil değer ne olabilir sorusuna cevaplar gelmeye başladı.

Deutsche Bank 15 Ocak tarihli raporunda kısa vadede Dolar/TL için adil değeri 5,15, BNP Paribas ise16 Ocak tarihli raporunda 5,25 olarak öngörüyor.

Enflasyonda belirgin bir iyileşmeye kadar politika faizi %24’te kalacak

Merkez Bankası (TCMB) bugün gerçekleştirdiği Para Politikası Kurulu toplantısında enflasyon görünümünde bir miktar iyileşmeye rağmen fiyat istikrarına yönelik risklerin devam etmesine bağlı olarak %24 seviyesindeki politika faizi olan 1-hafta vadeli repo ihale faiz oranını değiştirmedi.

TCMB, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunacağını bu toplantıda da tekrarladı.

Piyasa profesyonelleri enflasyondaki düşüş eğilimine rağmen TL’deki kırılganlığa bağlı olarak TCMB’nin faiz düşürmemesi gerektiğini ifade ediyorlardı ki aynı beklentiyi biz de taşıdık. Fed Başkanı Powell’in piyasalardaki satış baskısını dikkate alarak “sizi duyuyoruz, gerekmedikçe faiz artırmayacağız” açıklamasına benzer olarak TCMB’nin faiz düşürmeyerek “piyasayı duyduğunu” düşünüyoruz. Bu da TCMB’nin kredibilitesi açısından olumlu bir hamle.

Aralık 2018’de TÜFE %20,3, yurt içi ÜFE ise %33,64 seviyesine gerilemişti. Tüketici kredileri 4 Ocak haftasında ortalama %31,94, ticari krediler ise %27,3 seviyesinde bulunuyor. TCMB’nin son beklenti anketinde yılsonu TÜFE beklentisi %16,45 seviyesinde bulunuyor. TL’de istikrar sağlanması, petrol fiyatlarında sert bir artış olmaması halinde 31 Mart seçimlerinin ardından şartların olumlu olması halinde TCMB’nin kademeli olarak faiz indirmeye başlayacağını düşünüyoruz. TCMB’nin seçim sonrasında ilk para politikası toplantısı 25 Nisan’da, bir sonraki ise 12 Haziran’da yapılacak.

Toplantı kararında, Para Politikası Kurulu,
. Ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğini,
. Dış talebin gücünü koruduğunu,
. Finansal koşullardaki sıkılığın etkisiyle iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın devam ettiğini,
. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesini beklediklerini belirtti.

Enflasyon tarafında ise,
. İthal girdi maliyetleri ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon görünümünde bir miktar iyileşme olduğu,
. Ancak fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiği ifade edildi.

TCMB’nin söz konusu ekonomik ve finansal çerçeveye bağlı olarak ilk faiz indirimini 12 Haziran toplantısında gerçekleştireceğini düşünüyoruz.

İşsizlik oranı Ekim 2018’de %11,6 seviyesine yükseldi

TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2018 yılı Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 501 bin kişi artarak 3 milyon 788 bin kişi oldu.

İşsizlik oranı Ekim döneminde 1,3 puanlık artış ile %11,6 seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 1,3 puanlık artış ile %13,6 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 3 puanlık artış ile %22,3 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 1,4 puanlık artış ile %11,9 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 58 bin kişi artarak 3 milyon 742 bin kişi olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı 0,2 puan artarak %11,5 oldu.

PMI ve reel sektör güven endeksi verilerini dikkate aldığımızda Kasım ve Aralık dönemlerinde de işsizlik oranındaki artışın sürmesini bekliyoruz.

Sanayi üretimindeki daralma Kasım 2018’de hız kesti

TÜİK verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Kasım 2018’de bir önceki yılın aynı ayına göre %6,47 azalırken, takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %0,25 azaldı.

İmalat sektörü bir önceki aya göre %0,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %7,1 daralma kaydetti.

İç talepte zayıf seyrin sürmesi ve Aralık ayı PMI verileri imalat sektöründeki daralmanın Aralık ayında da süreceğine işaret ediyor.

Öte yandan cuma açıklanan dış ticaret endekslerini de dikkate aldığımızda özellikle TL’nin değer kaybettiği Ağustos 2018 ile birlikte ihracat hacmi Eylül-Kasım döneminde hızlı artış eğilimine girdi. Deutsche Bank verilerine göre TL şu anda en ucuz para birimi. Bu da ihracat hacmindeki artışın en büyük sebebi. Mevcut riskler TL’de kırılganlığı artırırken Dolar-TL tekrar 5,40-5,50 aralığına yükseldi. İhracat hacmindeki iyileşme ise dış ticaret haddinin iyileşmesine katkıda bulunamıyor. Nitekim dış ticaret haddi Kasım ayında 99,8 değerine geriledi ki bu dış ticarete konu malların baz yılına göre pahalıya alınıp, ucuza satılması anlamına geliyor.

Evet artan ihracat hacmi sanayi üretimini destekliyor ancak Aralık ayı PMI verilerinde enerji maliyetlerindeki düşüşe bağlı olarak özellikle Asya ülkelerinin ihracat malı fiyatlarında indirime gittiklerini gördük. Yüksek rekabet ortamında kar marjlarının düştüğü bir dönemde kaliteden taviz verilmemeli.

Haftanın gündemi: Merkez Bankası faiz kararı, sanayi üretimi, işsizlik oranı, bütçe ve perakende ticaret

14 Ocak 2019, Pazartesi

Kasım ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak. Ekim 2018’de takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %1,94, takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %5,7 gerilemişti. Yıllık bazda sanayi üretimi 2018 yılında Temmuz ayı hariç ilk 10 ay aralıksız düşüş kaydetti.

Aralık ayı tarım ürünleri üretici fiyat endeksi açıklanacak. Kasım ayında endeks aylık bazda %2,53, yıllık bazda %14,37 artış kaydetmişti.

15 Ocak 2019, Salı

Ekim 2018 dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Mayıs-Eylül döneminde aralıksız yükselen işsizlik oranı Eylül ayında %11,4 seviyesine yükselmişti. Yükselişin 2018 yılı 3. çeyreğinde de sürmesini bekliyoruz.

Aralık ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Ocak-Kasım 2018 döneminde 12 aylık vergi gelirleri toplamının yıllık bazda değişimleri 2017 yılının aynı döneminin gerisinde kalırken faiz dışı giderlerde Mayıs-Kasım 2018 döneminde hızlanma var. Bunda KGF’nin 2018 yılında son bulması, yavaşlayan ekonomik aktivite, gerileyen talep, seçim ekonomisi, ücret artışları gibi sebepler etkili oldu.

Kasım ayı perakende ticaret verileri açıklanacak. Takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış endeks Eylül-Ekim döneminde hızlı bir düşüş yaşamıştı. Kasım ve Aralık aylarında enflasyonla mücadele tedbirleri ile ÖTV ve KDV indirimleri sebebiyle perakende ticarette bir miktar artış görebiliriz.

16 Ocak 2019, Çarşamba

TCMB para politikası toplantı kararı açıklanacak. TL’deki kırılganlığa bağlı olarak toplantıda değişiklik beklemiyoruz ancak 50 baz puanlık bir indirim ihtimalini de göz ardı etmiyoruz.

İç talepte daralmanın etkisiyle cari işlemler Kasım 2018’de 986 milyon dolar fazla verdi

TCMB verilerine göre Kasım 2018’de cari işlemler dengesi 986 milyon dolar fazla verirken 12-aylık toplam cari açık 33,9 milyar dolar seviyesine geriledi. Cari işlemler dengesi Ağustos-Kasım 2018 döneminde aylık bazda aralıksız fazla veriyor. Ekim ayında 2,75 milyar dolar büyüklüğünde cari fazla verilmişti.

Cari fazlanın ana kaynağı ithalatta devam eden azalış oldu ki bunun da ana sebebi daralan iç talep. Ağustos-Kasım döneminde tüketici kredileri ve kredi kartlarındaki aralıksız ve hızlanarak yaşanan güç kaybı iç talepteki daralmayı teyit ediyor. Nitekim Kasım 2018’de ÖTV ve KDV indirimlerinin devreye girmesine rağmen hem tüketici kredileri hem de imalat sektörü PMI endeksleri iç talepte önemli bir hızlanmaya işaret etmiyor.

Aralık ayı ve devamında 2019 yılının ilk çeyreğinde cari işlemler dengesindeki iyileşmenin sürmesini bekliyoruz. TL’de kırılganlığın devam etmesi ise cari işlemler dengesi üzerinde aşağı yönlü risk oluşturmaya devam edecek.

Coface: Enflasyon geriledi, güven endeksleri düştü

Coface tarafından yayınlanan ve makro ekonomik gelişmelerin değerlendirildiği aylık raporda Türkiye’de üretim ve tüketim dinamiklerinde yavaşlama olduğu belirtildi.

Raporda şu değerlendirmeler yer alıyor:

. Aralık ayında kurlardaki oynaklığın azalmasına karşın beklenti anketlerinde bir miktar düşüş var.

. “Üretim ve tüketim dinamiklerinde yavaşlama sinyalleri güçleniyor.

. İhracatta devam eden artışa rağmen sanayi üretimindeki gerileme
ve ithalattaki düşüş büyük ölçüde iç pazardaki daralmadan kaynaklanıyor.

. 2018’in ilk 11 ayında sermaye malı ithalatı önceki yılın aynı dönemine göre %8,3 gerilerken, tüketim malı ithalatı %17,6 azaldı. Yıllık bazda ise düşüşler özellikle Ağustos ayından beri hızlanmış durumda. Eylül-Kasım 2018 döneminde ortalama yıllık gerileme sermaye malı ithalatında %27, ara malı ithalatında %16 ve tüketim malı ithalatında %45 oldu. İthalattaki bu gerileme, ithal ara malına büyük ölçüde bağımlı olan ihracat performansını etkileyebilir.

. Çin’in büyümesinin beklenenden hızlı yavaşlama ihtimali, küresel ticaret savaşları, politik belirsizlikler gibi etmenler küresel büyüme ve ticaret hacminin yavaşlayacağına ilişkin endişeler yaratıyor. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde ihracatın artış hızında bir miktar yavaşlama görebiliriz.

. Ancak biz yine de 2019 yılının genelinde söz konusu risklerin sınırlı olacağını ve TL’deki değer kaybının ihracatçılara destek vermeye devam edeceğini değerlendiriyoruz.

. Öte yandan alınan önlemler, kurdaki ve petrol fiyatlarındaki gerilemeler ile birlikte enflasyonda senenin ilk çeyreğinde bir miktar gerileme görülme ihtimali bulunuyor. Bu dönemde enflasyonun %20-21 bandına oturması halinde Merkez Bankası’ndan, enflasyon görünümü ile uyumlu olarak kademeli faiz indirimi gelebilir.

. Küresel risk iştahında beklenmedik bir olumsuzluk ve kurlarda ani bir şok görülmediği takdirde, enflasyon 2019 yılında Yeni Ekonomi Programı ile uyumlu olarak %15-16 bandına gerileyebilir. Bu durumda, finansman kanallarının bir miktar rahatladığını görebiliriz.”

Haftanın gündemi: ABD-Çin ticaret görüşmeleri

7-8 Ocak tarihlerinde ABD ve Çin ticaret bakan yardımcıları Pekin’de ikili ticari görüşmelerde bulunacak. ABD-Çin arasındaki 3 aylık ticaret savaşı ateşkes süresi 3 Mart’ta doluyor. Halihazırda ABD 250 milyar dolarlık Çin malı, Çin ise 110 milyar dolarlık ABD malı üzerinde ek gümrük vergisi uyguluyor.

Çarşamba günü 19 Aralık tarihli Fed para politikası toplantı tutanakları yayınlanacak. Fed Başkanı Powell’in ABD istihdam verilerinin ardından yaptığı bir konuşmada 19 Aralık toplantısından farklı olarak güçlü istihdam piyasasına rağmen enflasyondaki zayıflamaya bağlı olarak faiz artırmak konusunda sabırlı olacaklarını belirtti. Powell’in bu görüşlerini baz aldığımızda tutanakların piyasalar üzerinde belirleyici olacağını düşünmüyoruz.

9 Ocak Çarşamba Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyeleri Bostic ve Rosengren’in, 10 Ocak Perşembe günü Fed Başkanı Powell ve FOMC üyeleri Bullard ve Clarida’nın konuşmalarını takip edeceğiz.

10 Ocak Çarşamba günü Avrupa Merkez Bankası 13 Aralık 2018 tarihli para politikası toplantı tutanakları yayınlanacak. Toplantıda faiz değişikliği olmamış, tahvil alım programı sonlandırılmış, ihtiyaç olması halinde tahvil alımlarının tekrar gündeme gelebileceği ifade edilmişti.

Cuma günü Türkiye’de Kasım ayı cari işlemler dengesi verisi açıklanacak. Ekim ayında 2,8 milyar dolar fazla veren cari işlemler dengesine bağlı olarak 12-aylık cari işlemler açığı eksi 39,4 milyar dolara gerilemişti. Mayıs 2018’de 58,1 milyar dolar seviyesine yükselen cari işlemler açığı Haziran 2018’den itibaren ihracat performansındaki olumlu seyir ve daralan iç talebin getirdiği ithalat daralmasına bağlı olarak aralıksız düşüşünü sürdürüyor. Aylık bazda bakıldığında Ağustos-Ekim 2018 döneminde cari işlemler dengesi fazla veriyor. Derinleşen talep daralmasına bağlı olarak cari işlemler dengesindeki iyileşmenin Kasım ayında da sürmesini bekliyoruz.

Enflasyon Aralık ayında geriledi ancak faiz indirimi için henüz erken

Tüketici fiyatları (TÜFE) Aralık ayında aylık %0,4 düşüşle %20,3, yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) aylık %2,22 düşüşle %33,64 seviyelerine geriledi.

Eylül ayında yurt içi ÜFE yıllık %46,15, Ekim ayında ise TÜFE %25,24 değerleri ile endeks tarihinde en yüksek seviyelerine yükselmişti.

Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE verilerini kapsayan çekirdek enflasyon (C endeksi) Aralık ayında bir önceki aya göre %0,46 düşüşle yıllık bazda %19,53 seviyesine geriledi. Enflasyonla mücadele kapsamında şirketlerin gönüllü fiyat indirimleri ile ÖTV ve KDV indirimlerinin çekirdek enflasyonda düşüşü desteklediğini düşünüyoruz.

ÖTV ve KDV indirimlerinin 31 Mart seçimlerine kadar uzatılması sebebiyle enflasyon baskısı ilk çeyrekte azalmaya devam edecek.

Üretici fiyatlarındaki artış baskısı her ne kadar enerji fiyatlarındaki düşüşle azalmış olsa da üretici fiyatlarının yüksek kalmaya devam etmesi her ne kadar talep daralsa da tüketici fiyatlarında aşağı yönü baskı altında tutacaktır.

Öte yandan Aralık ayı imalat sektörü PMI verileri küresel bazda gelişmekte olan ülkelerin üretimde gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldığına işaret etmişti. Düşen enerji fiyatlarının küresel olarak girdi maliyetleri üzerindeki baskıyı azaltmasıyla çıktı fiyatlarında kaydedilen düşüşler ihracatta rekabeti daha da kızıştıran bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Hükümet’in finansal olarak destekleyici tedbirleri üreticiye nefes aldırabilir ancak küresel olarak da yatırımlara çekinceli yaklaşılan bir dönemi yaşamaya devam ediyoruz. Dolayısıyla üretim kaybının enflasyonda yumuşamayla desteklenmesi olumlu ancak üretimde hızlanma için şartlar oluşmuş değil. Önümüzdeki yol uzun.

Söz konusu sebepler TCMB’nin 16 Ocak’ta yapacağı yılın ilk para politikası toplantısında faizde indirime açık kapı bıraksa da küresel belirsizlikler, fiyat istikrarı ve bütçe disiplini açısından faiz indirimi için erken olduğu kanaatindeyiz. Şartların olumlu olması halinde ilk faiz indirimi yılın 2. yarısında gündeme gelebilir.