Kategori: EKONOMİ

Konut satışları dipten döndü

Şubat ayında Türkiye genelinde konut satışları dipten geri geldi…

Şubat ayında 78.450 konut satışı gerçekleşti ve böylece 2013 yılından itibaren Ocak ayında kaydettiği dip seviyesinden (72.937) geri gelmiş oldu.

Konut kredileri Ağustos 2018’den bu yana düşüşünü sürdürüyor…

Banka ve finansman şirketleri tüketici kredilerini baz aldığımızda konut kredileri Temmuz 2018’de kaydettiği rekor seviye olan 187,9 milyar TL seviyesinden Şubat ayında 172,5 milyar TL seviyesine geriledi.

Tüketici kredilerindeki azalış talep tarafındaki zayıflığı kanıtlıyor…

Bankacılık sektörü kredi hacmine baktığımızda tüketici kredilerinin pastadan aldığı payın giderek azaldığını görüyoruz.

İşsizlikteki artış ve tüketicinin finansmana ulaşmakta artan zorluğu yüksek enflasyon ve faiz ortamında hanehalkının belini daha da büküyor. Tablo iç açıcı değil. Enflasyonda kalıcı düşüş müdahale ile değil yapısal tedbirlerin ortaya konmasıyla gerçekleşebilir. Sürdürülebilir bir güven ortamının sağlanması için bütçe disiplininden taviz verilmemeli. Zira mevduat ve kredi faizlerinin aşağı bastırılması sıçramanın daha sert olabileceği tehlikesini ortaya koyuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

İşsizlik oranı %13,5’e yükseldi, zirveyi henüz görmedik

Pazartesi açıklanan ve 2018 yılı 4. çeyreğinde (4Ç2018) %3 daralan GSYH verisinin ardından Aralık ayı işsizlik verileri de ekonomide daralmanın iz düşümü oldu. İşsizlik oranı %13,5 seviyesine tırmanarak rekor tazeledi.

Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 54 bin, sanayi sektöründe 182 bin, inşaat sektöründe 77 bin kişi azalırken, hizmet sektöründe ise 16 bin kişi arttı.

Ocak ve Şubat ayı verilerini dikkate aldığımızda;

. PMI verilerine göre imalat sektöründe istihdamın Ağustos 2018’den bu yana aralıksız azalması,

. Sektörel güven endekslerine göre hizmet sektöründe çalışan sayısında azalması, perakende ticaret iş hacminde azalma ve inşaat sektörü faaliyetlerindeki gerileme işsizlik oranındaki artışın Ocak ve Şubat aylarında da süreceğine işaret ediyor.

Aşağıdaki grafik mevsimsel etkilerden arındırılmış sektörel güven endeksleri ve işsizlik oranı arasındaki ters ilişkiyi açıkça gösteriyor:

Detaylar…

TÜİK tarafından açıklanan işsizlik oranı Aralık 2018 döneminde 3,1 puanlık artış ile %13,5 seviyesinde gerçekleşirken tarım dışı işsizlik oranı 3,3 puanlık artış ile %15,6 olarak tahmin edildi.

Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 375 bin, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 258 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin %17,3’ü tarım, %19,8’i sanayi, %5,8’i inşaat, %57’si ise hizmet sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 1 puan, inşaat sektörünün payı 1,5 puan azalırken, sanayi sektörünün payı 0,3 puan, hizmet sektörünün payı 2 puan arttı.

Kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,1 puan artarak %33,4 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 0,6 puan artarak %12,7 oldu, tarım dışı işsizlik oranı 0,7 puanlık artış ile %14,9 olarak tahmin edildi.

Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı 0,3 puan azalarak %53,1 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 54 bin, sanayi sektöründe 182 bin, inşaat sektöründe 77 bin kişi azalırken, hizmet sektöründe ise 16 bin kişi arttı.

Dr. Fulya Gürbüz

Topaç: Küresel Finans Merkezleri Endeksi’ne göre, İstanbul’un geçen yıla göre 9 sıra öne çıkarak 59. sıraya yükselmesini memnuniyetle karşılıyoruz.

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Başkanı Erhan Topaç, İngiltere Londra merkezli danışmanlık şirketi Z/Yen Group tarafından yılda iki kez yayımlanan Küresel Finans Merkezleri Endeksi’nin raporunun 11 Mart 2019 tarihinde açıklanan sonuçları hakkında bilgi verdi.

Londra merkezli danışmanlık şirketi Z/Yen Group, farklı finans merkezlerinin rekabet güçlerini karşılaştırdığı araştırmasının sonuçlarını açıkladı. İstanbul’un puanı, Eylül 2018 dönemine göre 30 puan birden artarak 620 puana yükseldi. Bu artış İstanbul’u küresel finans merkezleri sıralamasında 9 sıra öne taşıyarak 59. sıraya yükselmesini sağladı. Ayrıca, Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki yerimiz 2 sıra artışla 4. sıradan 2. sıraya yükseldi.

TSPB Başkanı Erhan Topaç, “Küresel Finansal Merkezler Endeksi’nde İstanbul 2009 yılında 72. sıradayken, 2014 yılında sürdürülen çalışmaların sonucunda 42. sıraya kadar yükseldi. Ancak bu tarihten sonra yaşadığımız olumsuz olayların etkisiyle, ülkemizin önceliklerinin değişmesi sonucu 2018 yılında 68. sıraya geriledi. Bugün açıklanan rapor sonuçları ise, önümüze finans merkezi olmak için daha umutla bakabileceğimizin bir göstergesi oldu” dedi.

İstanbul Finans Merkezi Projesi’nin, TSPB’nin birinci önceliği olduğunu vurgulayan Topaç, “İstanbul finansal hizmetler sektörü ekosistemi, teknik altyapısı ve Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu uluslararası standartlardaki düzenlemeleri ile yüksek bir potansiyel taşıyor. İhtiyacımız olan bu potansiyeli ortaya çıkaracak kıvılcımın çakılmasıdır. İstanbulumuzu Uluslararası Finans Merkezi olarak üst sıralara taşımamız gerekiyor. Gerekli çalışmalar yapıldığında, bu hedefe kolaylıkla erişilebileceğine gönülden inanıyoruz” dedi.

Sanayi üretimi aylık bazda %1 arttı, Şubat verileri devamlılığı sorgulatıyor

TÜİK verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak 2019’da bir önceki yılın aynı ayına göre %7,3 azaldı, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %1 artış kaydetti.

Sanayi üretimi verilerine baktığımızda Temmuz 2018’den bu yana aylık bazda aralıksız olarak düşen aramalı, enerji ve sermaye malı imalatı ilk kez Ocak ayında bir önceki aya göre artış kaydetti; sırasıyla %2,2, %1,4 ve %0,8.

TCMB’nin yayınladığı Şubat ayı Reel Kesim Güven Endeksi verileri, gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin azalış yönlü beklentilerin zayıflayarak devam ettiğine işaret etmişti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sermaye yatırım harcaması alt endeksi Ocak’taki 97,7 seviyesinden Şubat ayında 98,9 seviyesine yükseldi. Hükumetin KOBİ’lere sağladığı finansal desteğin üretim sektörü için nefes aldırıcı bir gelişme olduğunu düşünüyoruz.

Avrupa’daki gelişmeler Türkiye’nin otomotiv sektörünü zayıflattı, imalat sektörüne destek gıda, içecek, plastik ve tekstilden geldi

Ocak ayı imalat sektörü PMI verileri üretim, yeni siparişler ve istihdamdaki yavaşlamanın Aralık ayına kıyasla hız kestiğine işaret etmişti. Bu paralelde TÜİK tarafından açıklanan sanayi üretimi verileri bu gelişmeyi destekledi ve imalat sektörü Ocak ayında bir önceki aya göre %1,1 artış kaydetti.

Ara malı imalatındaki aylık %2,2’lik yükseliş olması otomotiv sektöründen kaynaklanmıyor. Ocak ayı ithalat detaylarında gıda, içecek, kimyasal madde, plastik, tekstile dayalı ürün ithalat miktarlarında artış, otomotiv sektörüne yönelik ürün ithalatında azalış, demiryolu ulaşım araçları aksam ve parçalarında artış var. Ocak ayı sanayi üretimi verilerine baktığımızda gıdada aylık %1,75, içecekte %3,3, tekstilde %1,6, plastik-kauçukta %2,3 artış olduğunu; motorlu kara taşıtı, treyler ve treyler imalatında %3,3, mobilya imalatında %1,7 azalış olduğunu görüyoruz.

Otomotiv sektörüne yönelik üretimde aylık bazda gerileme olması özellikle Almanya’daki olumsuz otomotiv sektörü gelişmeleriyle paralellik gösterdi. Almanya’da sanayi üretimi Ocak ayında bir önceki aya göre %0,8 daralma kaydetmiş, bunun otomotiv sektöründe yaşanan grevden kaynaklandığı ileri sürülmüştü. Almanya haricinde ticari ortağımız olan İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya ve Hollanda’da imalat sektörlerinde yaşanan artış genel bir iyileşmeye işaret etse de Şubat ayı PMI verileri Fransa dışında üretimde ve ihracat siparişlerinde yavaşlamaya işaret etmiş, özellikle aramalı ve sermaye imalatında yavaşlamanın daha belirgin olduğunu göstermişti.

Şubat ayı öncü verileri sanayi üretimi için umut vermiyor

Türkiye’ye ait Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri üretim ve yeni siparişlerdeki yavaşlamanın hafiflediğini, yeni ihracat siparişlerinin arttığını, istihdamdaki gerilemenin daha yavaş gerçekleştiğini göstermişti. Enflasyonun hız kaybetmesi ve TL’nin rekabetçi gücünün etkisiyle ihraç mallarımıza olan talebin artması olumlu bir gelişme. Ancak, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’dan gelen olumsuz sinyaller sürdürülebilir büyüme konusunda endişelerimizi artırırken Şubat ayı öncü göstergeler imalat sektöründe hızlanmaya işaret etmiyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimi açıklanacak, beklenti %7,7 daralma

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 22019 yılı Ocak ayı sanayi üretimi verisini açıklayacak.

AA anketine göre Ocakta takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksinin yıllık bazda %7,6 azalacağı, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksinin ise aylık bazda %1,2 artacağı tahmin ediliyor. Foreks anketine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretiminin yıllık %7,8 daralacak.

Aralık 2018’de takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %9,8, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış
sanayi üretimi bir önceki aya göre %1,4 daralmıştı.

En büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi Aralık 2018’de yıllık %4,2 daralmanın ardından Ocak 2019’da %1,1 daralma yaşayarak hafif toparlanma gösterdi öyle ki aylık bazda sanayi üretimi %1,4 büyüdü.

En büyük ticaret ortağımız olan Almanya’da ise Ocak ayında hem aylık (-%0,8) hem de yıllık (-%3,3) bazda sanayi üretiminin daralmaya devam etmesi Türkiye sanayi üretimine yönelik daralma beklentilerini teyit eder nitelikte.

Dr. Fulya Gürbüz

İç talepsiz büyüme lazım

2018 yılında GSYH büyümesi önce zayıfladı sonra daraldı…

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %2,4 azaldı. 2018 yılında çeyrek bazda bir önceki döneme göre kıyasla %0,92 büyüme, %0,05 büyüme, %1,57 daralma ve %2,45 daralma yaşandı. Bu düşüşün tetikleyicileri sırasıyla 2017 yılı son çeyreğinde sonlanan KGF (Kredi Garanti Fonu), ABD’den gelen korumacılık rüzgarları, Rahip Brunson Krizi’ne bağlı olarak Ağustos ayında TL’de yaşanan sert değer kaybı ve özellikle Avrupa ekonomisinde yaşanan kademeli momentum kaybı oldu.

TL’de yaşanan değer kaybı ve artan enflasyona bağlı olarak iç talep 1Ç2009’dan bu yana ilk kez 4Ç2018’de daralma yaşadı…

Yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşların toplam nihai tüketim harcamaları 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %5,41 daraldı; bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %8,9 azaldı. Devletin nihai tüketim harcamaları bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %0,5 arttı, gayrisafi sabit sermaye oluşumu %12,9 azaldı.

İç talepte daralma 3Ç2016’dan bu yana ilk kez sanayi üretiminde düşüş getirdi…

GSYH’nin %22,25’ini oluşturan sanayi üretimi 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %1,30 daraldı.

GSYH’nin %5,76’sını oluşturan inşaat sektörü 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %0,64 daraldı.

GSYH’nin %54,31’ini oluşturan hizmet sektörü 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %0,06 daraldı.

Küresel büyüme endişeleri ve iç talepte daralma yatırım harcamalarının 2018 yılı son iki çeyreğinde arka arkaya daralmasına sebep oldu…

Gayri safi sabit sermaye oluşumu 3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %1,38 daralmasının ardından 4Ç2018’de %3,85 daralma yaşadı.

Son 9 çeyrektir mal ve hizmet ihracatı büyümeye pozitif katkı sağlıyor…

TL’deki değer kaybının getirdiği artan rekabet gücünün etkisiyle son iki çeyrektir ihracatın büyümeye katkısında artış var. İhracat 3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %2,95 artış kaydetmesinin ardından 4Ç2018’de %2,21 büyüme kaydetti. Bu gelişmeye paralel olarak 2018 yılının son iki çeyreğinde mal ve hizmet ithalatı daha hızlı arttı (sırasıyla %3,79 ve %6,19).

Gelin ihracat, ithalat, iç talep ve büyüme arasındaki aşağıdaki grafiği inceleyelim:

KGF desteğiyle 2017 yılında GSYH %7,44 büyüdü, ithalat artışı ihracatın önüne, 12 aylık cari işlemler açığı 2017 yılında sürekli artarak yıl genelinde %43 artış kaydetti. 2017 yılı sonunda KGF’nin sonlanması iç talepte yavaşlamaya sebep oldu ve ithalatta düşüşü getirdi. Küresel korumacılık dalgasıı ile başladığımız 2018 yılı artan politik riskle birlikte TL’de sert değer kaybı ile birlikte iç talepte keskin daralma getirdi. 12 aylık cari işlemler açığı Mayıs 2018’de 58 milyar dolar yükselmiş olduğu seviyeden ihracat performansının da desteğiyle 2018 yılı sonunda 27,8 milyar dolara kadar geriledi. 2018 yılının son iki ayında ithalat tarafında yaşanan yükselme ise ihracattaki artıştan kaynaklanan bir gelişme.

Bundan sonra ne olacak?

Avrupa ve küresel ekonominin zayıfladığı ortamda iç talebi tetiklemek ekonomik büyümeyi hızlandıracaktır ancak ithalatta daha hızlı artış getirecektir. İhracat potansiyelinde artışın sınırlı olması cari açıkta daha hızlı artışa, finansmanında ise yüksek faiz ortamında dış borçlanmaya eğilimi artıracaktır. Kısacası ihracat potansiyeli sınırlıyken büyüme uğruna iç talebi tetiklemek kısa vadede büyüme, sanal bir güven artışı getirse de orta-uzun vadede enflasyon, güven bunalımı, ekonomik zayıflama ve işsizlikte artış getirecektir. Evet 12 aylık toplam cari işlemler açığı Mayıs 2018’deki 58 milyar dolar seviyesinden Ocak 2019 sonunda 21,6 milyar dolar seviyesine geriledi, doğru, ancak bunda iç talepte daralmanın etkisi var.

Dolayısıyla 31 Mart seçimleri sonrasında hükumet sürdürülebilir büyümeyi getirecek yapısal reformlar ortaya koymadan iç talep artırıcı hamleleri devreye sokarsa rota belli: Belki kısa süreli bir rahatlama, sonrasında ise özellikle cari açıkla ilgili veriler bozulmaya başladıkça TL’de sert dalgalanmalara karşı şimdiden tedbirli olmakta fayda var.

Dr. Fulya Gürbüz

2018 yılı 4. çeyrek GSYH büyüme beklentileri %1,0-5,5 daralma aralığında

AA Finans Büyüme Beklenti Anketi sonuçlarına göre 4Ç2018’de yıllık %3 daralma bekleniyor (en fazla %5,5 daralma, en az %1 daralma). Ankete göre 2018 yılı büyüme beklentisi %2,5, 2019 yılı büyüme öngörüsü ise %1 seviyesinde.

Bloomberg HT Araştırma Masası anketine göre 4Ç2018’de yıllık %2,8 daralma bekleniyor. 2018 ve 2019 yılları için büyüme tahminleri ise sırasıyla %2 ve %1.

Bilgi Üniversitesi simditahmin.com’a göre 4Ç2018’de %2,3 daralma beklenirken 2018 yılı geneli için %2,6 büyüme bekleniyor.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi, Betam, ise 4Ç2018’de %3,5 daralma beklerken 2018 yılı geneli için %2,7 büyüme bekliyor.

2018 yılı 3. Çeyreğinde yıllık bazda %1,6 büyüme kaydedilmiş böylece 2018 yılı ilk üç çeyreğinde ortalama %4,7 büyüme kaydedilmişti. 2017 yılında ise ortalama %7,4 büyüme kaydedilmişti.

Hükümetin Yeni Ekonomi Programı’na göre 2018, 2019 ve 2020 yılları için GSYH büyüme tahminleri sırasıyla %3,8, %2,3 ve %3,5. Anket beklentilerinde 4Ç2018’de en az %1’lik daralma bekleniyor ki 2018 yılı için %3,5’lik bir büyüme ile hükumetin beklentisinin altında kalacak.

S-400 gerginliği TL’yi vurdu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yaptığı “S-400 konusunda işi bitirdik, geri dönüşümüz asla olamaz. Ruslarla anlaştık, ortak üretime gireceğiz, belki S-400’den sonra S-500’e gireceğiz” açıklamanın ardından Dolar/TL kuru 5,43 seviyesinin üzerinde işlem görüyor.

Türkiye’nin Rusya tarafından üretilen S-400 alımına karşı çıkan ABD yönetimi 5 Mart’ta Türk ithal ürünlerine vergi muafiyetini kaldıracağını duyurmuştu.

Dış politikadaki olumsuz gelişmelere ek olarak;

. 31 Mart yerel seçimlerine yaklaşırken erken seçim ihtimalinin konuşulmaya başlanması,

. Daralma işaretleri veren ekonomik görünüm,

. En büyük ticaret ortağımız olan ve Brexit sorunuyla uğraşan Avrupa’dan gelen zayıflama işaretleri ve

. ABD dolarının gücünü koruması Türk lirasını sert dalgalanmalara açık bırakıyor.

Neyse ki TCMB dünkü toplantısında temkinli tavrını koruyup faizde bir değişiklik yapmadı; bu en azından dalga boyunu sınırlandırıyor.

Karşıdan esen rüzgarlara karşı kürek çekmeye devam. 2019 yılı sürprizlere açık olacak. Etkisinin 2020’ye uzayacağı çok ağır bir daralma yaşanabilir. Her şey seçim sonrasında atılacak ekonomik adımlara bağlı. Geçici değil kalıcı çözümlerle sağlam bir reform paketi gelmeli.

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankası temkinli kaldı, faizi değiştirmedi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bugün gerçekleştirdiği para politikası toplantısında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olan politika faizini %24 seviyesinde sabit tuttu.

Fiyat baskıları ve belirsizliklere bağlı olarak faiz değişikliği beklemiyorduk.

TCMB’nin faiz değişikliğine gitmeme sebeplerini ve ilgili yorumlarımızı sıralayalım:

“Son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğini göstermektedir. Dış talep nispeten gücünü korurken finansal koşullardaki sıkılığın da etkisiyle iktisadi faaliyet yavaş bir seyir izlemektedir. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.”

İç talepte daralma, ihracat hacminde ve turizm gelirlerinde artış 12-aylık cari açığın Aralık 2018’de 27,6 milyar gerilemesine sebep oldu. TL’deki değer kaybı ihraç ürünlerimizin rekabetçi konumunu güçlendirdi. TİM verilerine göre Ocak ayında hafif gerileyen ihracat Şubat ayında bir miktar arttı. İthalattaki düşüşün devam etmesiyle birlikte ilk çeyrekte cari işlemler dengesinde iyileşme sürecek. Ancak, olası bir talep artışı ithalatı tetikleyeceğinden söz konusu gelişmeyi “dengelenme” değil “şimdilik nefes aldırıcı” olarak değerlendiriyoruz.

“İthal girdi maliyetleri ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon göstergelerinde bir miktar iyileşme gözlenmektedir. Bununla birlikte, fiyat istikrarına yönelik riskler devam etmektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.”

Tüm önlemlere rağmen Şubat ayında gıda enflasyonu yıllık %29,3 artış kaydetti, tüketici fiyat enflasyonundaki (TÜFE) artış %19,7 oldu. Üretici fiyatları (yurt içi ÜFE) ise %29,3 arttı. Emtia fiyatları, TL’deki değer kaybı ve yapısal sorunlar enflasyonda sürdürülebilir iyileşmenin önünde engel.

31 Mart yerel seçimlerin ardından TCMB ilk toplantısını 25 Nisan’da yapacak. Reuters anketine göre katılımcılar TCMB’nin yıl sonuna kadar toplam 200 baz puan ile 900 baz puan arasında (medyan 500 baz puan) indirim yapacağını tahmin ediyorlar.

Şubat ayı küresel PMI verileri hem girdi maliyetlerinde hem de çıktı fiyatlarında artışa işaret ediyor. Türkiye’de düşük talebin etkisiyle çıktı fiyatlarında kısmen yavaşlama oldu. Seçim sonrasındaki tablonun sonucuna, yurt içi ve yurt dışı talep koşullarına bağlı olarak enflasyonun yönü de belli olacak.

Mevcut şartlarda TCMB’nin Haziran ayı ile birlikte indirime gitmesini ve kademeli olarak yıl sonuna kadar toplamda 500 baz puanlık indirim yapmasını öngörüyoruz.

TCMB’nin 2019 yılı sonuna kadar toplantı takvimi şöyle: 25 Nisan, 12 Haziran, 25 Temmuz, 12 Eylül, 24 Ekim ve 12 Aralık.

Dr. Fulya Gürbüz

ABD’den Türkiye’ye 1,7 milyar dolarlık maliyet

ABD yönetimi Türkiye’yi “ekonomik olarak yeterince gelişmiş” ülke olarak değerlendirdi ve 1975 yılında gelişmekte olan ülkelere sunulan serbest ticaret programına aldığı Türkiye’yi gelişen ekonomisi sebebiyle programdan çıkaracağını duyurdu.

Açıklamaya göre Türkiye’nin 1,7 milyar dolarlık ihraç ürünü ABD’ye gümrüksüz giriyor. 2017 yılında ABD’ye toplam 8,7 milyar dolarlık ihracat ile tarihi rekor seviyesine yükselmiş, 2018 yılında ise hafif gerilemeyle ABD’ye 8,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmişti. 1996-2018 döneminde Türkiye’nin ABD’ye ortalama yıllık ihracat büyüklüğü 4,8 milyar dolar seviyesindedir.

ABD, Türkiye ile birlikte 5,6 milyar dolarlık gümrük vergisi muafiyetine sahip Hindistan’ı da aynı programdan çıkardı.