Kategori: EKONOMİ

Sanayi üretimi eylül ayında ihracatın desteğiyle arttı

Türkiye İstatistik Kurumu Eylül ayı sanayi üretimi verilerini açıkladı. Buna göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %3,4 arttı. Takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi ise Eylül ayında bir önceki aya göre %3,2 artış kaydetti. (Grafik 1)

Grafik 1

Eylül ayı takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi ve dış ticaret hacim endekslerindeki gelişmeleri bir önceki aya göre karşılaştıralım:

. Tüketim malları ithalatı arttı, hammadde (ara malı) ve sermaye malı ithalatı azaldı. (Grafik 2)

. Tüketim malı ihracatı arttı, yatırım malı ihracatı azaldı, hammadde ihracatı hafif geriledi. (Grafik 2)

Grafik 2

. Ara malı, tüketim malı (dayanıklı ve dayanıksız) ve sermaye (yatırım) malı imalatı arttı. (Grafik 3)

Grafik 3

Ağustos ve Eylül’de binek otomobil ithalatı ardı ardına artarken paralelinde yurt içinde otomobil satışları her iki ayda da benzer oranda artış gösterdi.

Genel olarak değerlendirdiğimizde sanayi üretimindeki artışın ihracat destekli arttığını düşünüyoruz.

Eylül ayı verisiyle birlikte takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi 2019 yılının ilk üç çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre sırasıyla %1,8, %0,7 ve %1,6 artış kaydetmiş oldu. Sanayi üretimindeki değişimle benzer hareket eden GSYH’de üçüncü çeyrekte artış görme ihtimalimiz yüksek. (Grafik 4)

Grafik 4

Okulların açılmasının etkisiyle Eylül ayında perakende ticarette de artış göreceğiz ancak genel olarak iç talepte -otomotiv ve konut dışında- genele yayılmış bir hareketlenme sinyali henüz almış değiliz.

TİM verileri ihracatın Ekim ayında da arttığına işaret etmişti. Dolayısıyla son çeyreğe sanayi üretimindeki artışın devamıyla gireceğimizi tahmin ediyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Cari işlemler dengesinde iyileşme ihracat performansına bağlı olacak

Cari işlemler fazlası, Eylül 2019’da 2,5 milyar dolar oldu, 12-aylık cari işlemler fazlası 5,9 milyar dolara yükseldi; ödemeler dengesindeki iyileşmede dış ticaret açığında azalma ve turizm gelirlerinde artış etkili oldu.

Yaz mevsiminin ardından turizm gelirlerinin azalmaya başladığını görmeye başladık. Ekim ayında turizm gelirlerinde azalma cari işlemler fazlasını aşağı yönlü etkileyecek.

TİM, Ekim ayında ihracat hacminde önceki aya göre 1,1 milyar dolarlık artış ortaya koymuştu. Cuma günü açıklanacak Ekim ayı merkezi bütçe verileri, ithalde alınan katma değer vergisindeki değişimi gösterecek ki bu da Ekim ayında dış ticaret dengesindeki değişim hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayacak.

Özetle, sonbahar ve kışla birlikte turizm gelirlerinde azalma cari işlemler dengesini olumsuz etkileyecek. Mevcut iç ve dış talep şartlarının canlanmaya işaret etmemesi cari işlemler dengesinin ihracat performansı ile yön bulacağını ortaya koyuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Taşıt ve konut kredilerindeki hareketlilik ticari kredilere yansımıyor

TCMB’nin faiz indirimleri sonrası konut ve otomotiv satışları artıyor…

Ekim ayı OSD verileri Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan otomotiv sektörü üretimi ve satışlarının Ağustos-Ekim döneminde aylık bazda ardı ardına arttığını gösterdi. 2019 yılı Ekim ayında otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre 2 katından daha fazla arttı. Benzer olarak otomotiv ithalatı ve yurt içi otomotiv pazarı satışları da Ağustos-Ekim döneminde ardı ardına aylık bazda artış kaydetti. Temmuz, Eylül ve Ekim toplantılarında TCMB’nin gerçekleştirdiği faiz indirimleriyle politika faizini %24 seviyesinden %14’e düşürmesinin etkisiyle otomotiv satışları ve taşıt kredileri Ağustos ayı ile birlikte artmaya başladı. (Tablo 1)

Tablo 1

Benzer şekilde aşağıda yer alan Tablo 2, kredi faizlerindeki düşüşün konut satışlarında hızlı bir artışa sebep olduğunu gösteriyor.

Tablo 2

Konut ve taşıt dışındaki diğer bireysel kredilerde de artış sürüyor…

Faiz indirimlerinin otomotiv ve konut kredileri dışında diğer bireysel kredilerde de artışlar yaşanmasına sebep oluyor (Tablo 3). 9 Ağustos ile biten haftadan 1 Kasım ile biten haftaya kadar diğer bireysel kredilerde %10’luk artış kaydedildi.

Tablo 3

Ticari krediler yatay seyrederken yatırımlar zayıflıyor…

Yurtiçi yerleşiklerin yabancı para (döviz) mevduat stoku 25 Ekim itibariyle 182,5 milyar dolar ile tarihi rekor seviyesinde bulunuyor. Diğer bir deyişle TL’ye güveni artıracak bir zemin henüz oluşmuş değil. İç ve dış riskler reel sektörün kredi talebinin yatay kalmasında etkili olurken (Tablo 4), reel sektörün yatırım harcamaları geriliyor (Tablo 5).

Tablo 4
Tablo 5

Dr. Fulya Gürbüz

Haftalık makro-ekonomik gündem: Ödemeler dengesi, sanayi üretimi, bütçe, işsizlik oranı ve perakende ticaret

12 Kasım 2019, Salı

Eylül ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak (Ağu-19: 2,6 mlr $, 12-aylık toplam denge: 5,1 mlr $). Eylül ayında mevsimsellikten arındırılmış ihracat önceki aya göre 48 mln $, ithalat ise 771 mln $ azalmış, böylece dış ticaret açığı 1,9 mlr $ seviyesine gerilemişti. Net turizm gelirleri ise Eylül ayında 760 mln $ azaldı. Eylül ayında cari fazlada önceki aya göre hafif bir azalma görebiliriz.

13 Kasım 2019, Çarşamba

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell Çarşamba günü ABD Kongresi Ortak Ekonomi Komitesi’ne ve Perşembe günü Bütçe Komitesi’ne sunum yapıp soruları cevaplayacak. Fed, 30 Ekim toplantısında ticaret riski ve düşük enflasyon dinamiklerine bağlı olarak politika faiz hedef aralığını 25 baz puan düşüşle %1,5-1,75 aralığına çekmiş, sonraki toplantı kararlarında ekonomik verilere göre hareket edeceklerini duyurmuştu. Mevcut veriler Fed’in 11 Aralık toplantısında faiz değişikliğine gitmeyeceğine işaret ediyor.

14 Kasım 2019, Perşembe

Eylül ayı sanayi üretimi verileri açıklanacak. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Ağustos 2019’da yıllık bazda %3,6, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi aylık bazda %2,8 daralmıştı.

15 Kasım 2019, Cuma

Ekim ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. YEP 2020-2022 tahminlerini dikkate aldığımızda 2019 yılının ilk 9 ayında hem toplam gelir hem de toplam gider hedeflerinin %75’ine ulaşılmış durumda. Yıl sonunda bütçenin 125 milyar TL açık vermesi hedefleniyor. Finansman tarafında ise yılın ilk 9 ayında 199 milyar TL borçlanma gerçekleştirildi. 2019 yılı için 241 milyar TL borçlanma hedefleniyor.

Ağustos dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Temmuz döneminde işsizlik oranı %13,9, tarım dışı işsizlik oranı %16,5, genç işsizlik oranı %27,1 seviyelerine yükselmişti.

Eylül ayı perakende ticaret endeksleri açıklanacak. Ağustos ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmi aylık bazda binde 3 artışla 108,8 seviyesine yükselmişti.

Eylül ayı özel sektör uzun vade borç stoku açıklanacak. Ağustos ayında stok 1,7 milyar dolar azalışla 196,6 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Finansal olmayan özel sektör kuruluşlarının uzun vadeli dış borç stoku ise Ağustos ayında 104,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. TCMB Kasım ayı Beklenti Anketi sonuçları açıklanacak. Ekim ayı anketine göre yıl sonu enflasyon tahmini %12,7, yıl sonu ABD doları/TL kuru tahmini 6,047, yıl sonu 12-aylık cari açık beklentisi 852 milyon dolar, yıl sonu GSYH büyüme beklentisi %0,09, 2020 yıl sonu GSYH büyüme beklentisi %%2,96 seviyelerinde bulunuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Tüketici fiyatlarında aylık artışlar sürecek, düşük talep çıktı fiyatlarını aşağı çekiyor

Enflasyonda dibi gördük

Ekim ayı enflasyon verilerine göre TÜFE yıllık bazda %8,6’ya Yİ-ÜFE %1,7 gerilemiş olsa da aylık değişimler farklı bir resim ortaya koyuyor: TÜFE ilk 10 ayda aylık bileşik olarak %10,6, Yİ-ÜFE ise %6,7 artış kaydetti.

Havalar soğumaya ve günler kısalmaya başladıkça ısınma ve elektrik harcamaları da beraberinde artacak. Gıda tarafında ise Ekim ayında önceki aya göre %1,7 artış yaşandı ki gıda fiyatlarındaki artış kış aylarıyla birlikte devam edecek.

Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ve tütün ürünleri hariç TÜFE, yani çekirdek enflasyon (C-endeksi) Ekim ayında önceki aya göre %1,8 artış kaydetti. Yıllık rakamları dikkate aldığımızda enflasyonda dibe ulaştık.

Küresel üretimde zayıflık Türkiye’nin potansiyelini aşağı çekiyor

Ekim ayına ait Markit PMI verileri küresel bazda üretimin zayıfladığını, ihracat siparişlerinin düşmeye devam ettiğini, istihdamın azaldığını ve güven algısının rekor düşük seviyelere gerilediğini gösterdi. Türkiye PMI verileri de üretimde hafif yavaşlamaya, iç talep ve ihracat talebinde zayıflığa, istihdam tarafında artışa, nihai ürün fiyatlarında üst üste ikinci ay düşüşe işaret etti.

Küresel yavaşlama ihracat performansımızı sınırlıyor

TİM verileri ise Ekim ayında ihracatımızın Eylül ayına göre 1,1 milyar dolar arttığına işaret etti. TL’de değer kaybının küresel bazda rekabet gücümüzü artırmaya katkısı oluyor ancak düşük fiyatlarla satışların karlılık performansını aşağı çektiğini söylemek yanlış olmaz. Öte yandan artan turizm gelirleri ve düşük iç talep cari işlemler dengesinde olumlu bir tablo ortaya koyuyor.

Mevcut veriler Fitch’in görünüm kararını teyit etti, devamlılığı bütçe performansına bağlı

Fitch’in Türkiye’nin kredi not görünümünü “durağan” seviyesine yükseltmesi sürpriz olmadı. Kritik konu ise mevcut şartların devam etmesi halinde bütçe verilerindeki performansın ne şekilde gelişeceği.

Küresel büyüme ve küresel ticarette iyileşme yaşanmazsa, Barış Pınarı operasyonuna yurt dışından mali destek sağlanamazsa Hükümetin 2020 yılında %5’lik ekonomik büyüme hedefi şimdilik olası gözükmüyor özellikle de en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa ekonomisi durgunluğa girmişken.

Dr. Fulya Gürbüz

İmalat sektörü PMI verileri enflasyonda ve ihracat talebinde zayıflığın sürdüğünü gösterdi

4 Kasım Pazartesi günü Ekim ayı enflasyon verileri açıklanacak. Eylül ayında TÜFE %9,26, yurt içi ÜFE ise %2,45 seviyelerine gerilemişti.

Cuma günü Asya ve Amerika kıtasına dair açıklanan imalat sektörü Markit PMI verileri çıktı fiyat enflasyonunda yumuşama eğiliminin, ihracat talebinde ise bozulmanın devam ettiğini gösterdi.

Türkiye’de de TL’de Ekim ayında yaşanan zayıflığa ve elektriğe yapılan zamma rağmen girdi maliyetlerinde ve çıktı fiyatlarında ılımlı seyrin sürdüğünü görüyoruz. TİM verileri ihracatımızın Eylül ayına göre 1,1 milyar dolar arttığına işaret etti.

TL’de değer kaybının küresel bazda rekabet gücümüzü artırmaya katkısı oluyor ancak düşük fiyatlarla satışların karlılık performansını aşağı çektiğini söylemek yanlış olmaz.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface: “Tarımsal gıda sektörünün görünümü: Korumacılık ile ilgili gerilimlerin damgasını vurduğu bir küresel ekonomide gelecek neler getirecek?”

Özellikle ABD ve Çin arasındaki gerilim başta olmak üzere mevcut ticaret gerilimlerinin merkezinde yer alan küresel tarımsal gıda sektörü özellikle soya fasulyesi gibi kilit gıda emtialarının fiyatlarındaki aşağı yönlü gidişat ile zincirleme etkilerden etkileniyor. Coface bu sektör için gelecekte yaşanabilecek eğilimlerin derinlemesine bir analizini gerçekleştirdi.

Özellikle stratejik bir öneme sahip olan tarımsal gıda sektörü, (bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü ile birlikte) Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki mevcut ticaret savaşındaki kilit sektörlerden birisidir. Son zamanlarda, Çinli yetkililer Trump yönetiminin açıkladığı tarife artışlarına cevap olarak Amerika Birleşik Devletleri’nden tüm tarım ürünleri ithalatının yasaklanmasına yönelik adımlar attılar.

Ticari gerilimler ve soya fiyatları aşağı yönlü bir gidişat izliyor

Soya ile ilgili olarak yaşanan hareketlilik, durumu mükemmel bir şekilde gösteriyor. Hem insanın tüketimi hem de hayvan yemi için yaygın olarak kullanılan bir emtia olan soya (mısır ve buğday gibi) fiyatları yüksek derecede bir oynaklık yaşadı ve şu anda aşağı yönlü bir eğilim izlemektedir.

Seçili emtia fiyatlarını tahmin eden istatistiksel modeli sayesinde, Coface hem ABD ve Çin arasındaki ticaret gerilimleri hem de ciddi Afrika domuz ateşi (ASF) salgını sebebiyle soya fiyatlarının 2019 yılında bir önceki yıla göre yüzde 9 düşeceğini tahmin etmektedir. Afrika domuz ateşi salgını Çinli domuz üreticilerinin salgının yayılmasını sınırlamak için domuz stoklarının önemli bir kısmını kesmelerine, dolayısıyla daha az soya alımı yapmalarına yol açmıştır. Aynı zamanda, bu durum yarısını Çin’in gerçekleştirdiği küresel domuz üretimini de doğrudan etkilemiştir. Böylece, Çinli tüketiciler kanatlı eti ve dana eti gibi başka hayvansal proteinlere dönmek zorunda kalacaktır ve Arjantin ve Brezilya gibi önemli küresel ihracatçıların alacağı taleplerde artışlar yaşanacaktır.

ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimlerinin küresel tarımsal gıda sektörü için doğurduğu bir başka sonuç da, soya ve domuz eti gibi belirli hammaddeler için ihracat rotalarında yaşanan dönüşümdür. Brezilya ve Arjantin gibi dünyanın önde gelen soya üreticileri ve ihracatçılarından bazılarının orta vadede bu durumdan bir şekilde faydalanmaları mümkün görünmekle birlikte, bir bütün olarak tarımsal gıda sektörünün karşı karşıya olduğu risk çok büyüktür.

Küresel tarımsal gıda sektörünün görünümünü baskılayan diğer riskler

Yukarıda belirtilen küresel korumacı bağlama ek olarak, gıda şirketlerinin karşı karşıya oldukları Afrika domuz ateşi veya küresel mısır piyasasını tehdit eden sonbahar tırtılı gibi başka potansiyel riskler de mevcuttur.

Yapısal risk bakımından, sektör şiddetli kuraklıklar ve El Niño olayı gibi tarım ürünlerini etkileyebilecek hava koşullarına karşı kırılgan durumdadır.

Son olarak, tarımsal gıda sektörü korumacı gerilimlerin damgasını vurduğu bir küresel ekonomik ortamdan güçlü bir şekilde etkilenmesine rağmen, Avrupa Birliği (AB) ile MERCOSUR arasında kısa süre önce imzalanan anlaşmanın gösterdiği gibi serbest ticaret anlaşmalarında genellikle kilit bir sektör konumuna sahiptir.

Hükümetler bu anlaşmaları müzakere ederken genellikle yerli tarımsal gıda sektörlerinin çıkarına olacak ürünlerin ticaretini kolaylaştırmayı hedeflerler. Ancak yerel çiftçiler her zaman için bunları desteklemez ve kamuoyunun bir bölümü bunu giderek artan bir şüphecilik ile karşılayarak bazen bu serbest ticaret anlaşmalarının onay süreçlerinde gecikmelere yol açarlar.

Haftanın ekonomi gündemi: Dış ticaret verileri, Fed faiz kararı, ABD işgücü verileri

30 Ekim 2019, Çarşamba

ABD merkez bankası Fed faiz kararını açıklayacak. Vadeli piyasalar %93,5 ihtimalle faiz indirimi yapılacağı beklentisini fiyatlıyor. Beklenti politika faiz aralığının 25 baz puan indirilerek %1,5-1,75 aralığına çekileceği yönünde.

Ekim ayı ekonomik güven endeksi açıklanacak (Eylül 2019: 86). Ekim ayı öncü göstergeleri endekste artışa işaret ediyor.

31 Ekim 2019, Perşembe

Japonya Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. Politika faizinde değişiklik öngörülmüyor.

Eylül ayı turizm istatistikleri açıklanacak. (Ağustos 2019: 6,3 milyon turist giriş yaptı)

Eylül ayı ihracat ve ithalat verileri açıklanacak. TİM verileri Eylül ayında ihracatın Ağustos ayına göre 2 milyar dolar arttığını göstermişti. Benzer olarak Eylül ayında ithalat hacminde de artış göreceğiz.

Euro Bölgesi 3. çeyrek GSYH büyüme tahmini açıklanacak. 2. çeyrekte önceki çeyreğe göre %0,2, önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,2 büyüme kaydedilmişti. 3. çeyrekte önceki çeyreğe göre %0,1, önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,1’lik büyüme bekleniyor.

1 Kasım 2019, Cuma

TİM Ekim ayı ihracat verilerini açıklayacak. (Eylül 2019: 15,2 milyar dolar)

Ekim ayı Markit imalat sanayi PMI verileri açıklanacak. (Eylül 2019: 50)

ABD Ekim ayı işgücü istatistikleri açıklanacak. Eylül ayında işsizlik oranı %3,5’e gerilerken ortalama saatlik kazançlar yıllık bazda %2,89 seviyesine düştü.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface: “Ekonomiden toparlanma sinyalleri gelirken dış borçlar risk oluşturmaya devam ediyor”

Coface ekonomisti Seltem İyigün’ün kaleme aldığı makalede kura hassasiyeti yaratan ekonomideki temel kırılganlığa dikkat çekiliyor.

Türkiye ekonomisine yönelik kırılganlıklar olarak zayıf talep, düşük yatırım iştahı, Avrupa’daki yavaşlamanın ihracatımıza olası etkileri olarak sıralanırken dış borçların da çözülmesi gereken bir sorun olduğuna vurgu yapılarak şu çıkarımlar öne çıkıyor:

. Yurt içi tasarrufların yetersizliği nedeniyle büyüme yurt dışından borçlanma ile finanse ediliyor… 2019 yılının ikinci çeyreğinde dış borç stokunun milli gelire oranı %62 seviyesinde.

. Toplam dış borç stoku olan 447 milyar doların %17’si kısa vadeli borçlardan oluşuyor. Bu rakam içinde kamunun dış borcunun payı %19 iken, özel sektörün payı %75,6 seviyesinde (milli gelirin %12,8’i). Bunda da aslan payı finansal olmayan kuruluşlara ait. Bankacılık dışı özel sektör olarak nitelendirebileceğimiz kesimin kısa vadeli dış borç stoku içindeki payı %47 seviyesinde bulunuyor (milli gelirin %8’i).

. Merkez Bankası tarafından açıklanan ve Türkiye’nin yurt dışından alacakları ve yurt dışına borçlarının net farkını gösteren Net Uluslararası Yatırım Pozisyonu’na göre ise Türkiye’nin net uluslararası yatırım pozisyonu 2017’de -463,9 milyar dolar iken 2018’de -373,6 milyar dolar oldu. 2019 yılının Temmuz ayında ise -351,5 milyar dolara geriledi. Bu rakam, milli gelirin neredeyse yarısına denk geliyor.

. Avrupa, doğrudan yatırımlarda liderliği koruyor… Doğrudan yatırımların coğrafi kırılımlarına bakıldığında Avrupa’nın sürekli olarak en temel yatırımcı olduğunu görüyoruz. 2010 yılında doğrudan yatırımların %78’i Avrupa’dan gelirken 2018’de bu oran %77 oldu. ABD’nin payı aynı dönemde %9’dan %3,3’e gerilerken Asya’nın payı %11’den %18,5’e çıktı. Bu eğilim, Türkiye’ye gelen yatırımların artık daha çeşitli ülkelerden geldiğini göstermesi açısından önem taşıyor.

. AB piyasasına ihracat bağımlılığı sürüyor… Dış ticaret tarafında, her ne kadar Türk ihracatçıları kriz dönemlerinde üretim ve pazar çeşitliliğini sağlama kabiliyetine sahip olsalar da, başlıca ihracat pazarımız Avrupa Birliği olmaya devam ediyor. 2010 yılında ihracatımızın %46’sı AB-28 bölgesine yapılırken, 2018 yılında bu oran %50’ye yükseldi. 2019 yılının ilk sekiz ayında ise toplam ihracatımızın %49’unu AB-28 bölgesine yaptık. Bu dönemde Yakın ve Orta Doğu’ya olan ihracatımız toplam ihracatımızın  %17-18’si civarında, diğer Asya bölgesine yaptığımız ihracatımız da yaklaşık %7-8’si kalmaya devam etti. Bu açıdan değerlendirildiğinde AB piyasasına ihracat bağımlılığından söz edilebilir. AB ülkelerine ihracat yapmanın, coğrafi yakınlık, ödemelerin daha güvenilir olması, tahsilat kolaylığı, ticaret teamüllerinin bilinmesi gibi açılardan faydası olsa da, herhangi bir dalgalanma döneminde, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmiş olması, risklerin üstesinden daha rahat gelinebilmesini sağlıyor.

. İhracatın ülkenin refah seviyesinin artmasına verdiği destek sınırlı kalıyor… 2019 yılının ilk sekiz ayında toplam ihracatımız yıllık %2,6 artarken ithalatımız %16,4 geriledi. Ancak aynı dönemde, ihracat birim değer endeksimiz ihracat için yıllık %5,3, ithalat için de %3,2 geriledi. Yani ithalatımız düşerken ithal ettiğimiz ürünlerin de fiyatlarında gerileme görüldü ancak ihracatımızın artmasına karşı ihracatımızın birim değer endeksi geriledi.

Makalede ihraç ürünlerin katma değerinin ve teknolojik içeriğinin artması, en stratejik sektörler arasında yer alan gıda ve tarım sektörlerinin öne çıktığı politikalar izlenmesi, ihracattan elde edilen kazancın artmasına ve refah seviyesinin yükselmesine yardımcı olacağı, bu sayede kilogram başına elde edilen ihracat kazancı olan 1,14 doların da yükseleceği öngörülüyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın ekonomik gündemi: Türkiye ve Avrupa merkez bankaları toplantısı ile güven endeksleri

21 Ekim 2019, Pazartesi

Eylül ayı merkezi yönetim borç stoku açıklanacak. Ağustos sonu itibarıyla stok 1,25 trilyon TL (221 milyar dolar) seviyesinde bulunuyor. Stokun %55’ini iç borç, %45’ini ise dış borç oluşturuyor.  

Eylül ayı yurtdışı üretici fiyat endeksi (YD-ÜFE) açıklanacak. Ağustos ayında YD-ÜFE aylık bazda %1,4, yıllık bazda ise %2,94 düşüş kaydetmişti.

22 Ekim 2019, Salı

Ağustos ayı inşaat maliyet endeksi açıklanacak. Temmuz ayında endeks aylık bazda %0,62 düşmüş, yıllık bazda %18,42 artış kaydetmişti.

23 Ekim 2019, Çarşamba

TÜİK Ekim ayı tüketici güven endeksi açıklanacak. Eylül ayında endeks aylık 3,4 puan düşüşle 55,1 seviyesine gerilemişti.

24 Ekim 2019, Perşembe

Merkez Bankası para politikası kurulu toplanacak. %16,5 seviyesindeki haftalık repo faizi olan politika faizinin %15’e düşürülmesi bekleniyor. TL üzerinden açılan mevduatlar 11 Ekim itibarıyla ortalama %13,68 seviyesinde bulunuyor. Kredi tarafında ise TL cinsinden açılan ticari kredilere ortalama %14,87, tüketici kredilerine ise %17,2 faiz uygulanıyor.

Avrupa Merkez Bankası (AMB) para politikası kurulu toplanacak. AMB’den faiz değişikliği beklenmiyor. Eylül ayı toplantısında AMB mevduat faiz oranını eksi binde 5 seviyesine düşürmüş, 1 Kasım’dan geçerli olmak üzere aylık 20 milyar Euro’luk tahvil alımlarına başlanacağını duyurmuştu.

25 Ekim 2019, Cuma

İmalat sanayi Ekim ayı kapasite kullanım oranı açıklanacak. (Eylül 2019: %76,3)

Ekim ayı reel sektör güven endeksi açıklanacak. (Eylül 2019: 98,8)

Ekim ayı sektörel güven endeksleri açıklanacak. (Eylül 2019: Hizmet 91,4; Perakende Ticaret 98,7; İnşaat 58,4)

Dr. Fulya Gürbüz