Kategori: EKONOMİ

Faiz indirimi talep artışı için yeterli olmayabilir

Türkiye ekonomisine yönelik ikinci çeyrek verileri henüz tamamlanmasa da öncü göstergeler tüketimdeki daralmanın ikinci çeyrekte de sürdüğünü, üretim tarafında ise ilk çeyreğin aksine ikinci çeyrekte kayıp yaşandığını, reel sektörün ise yatırım yapmadığını gösteriyor.

Yurt dışındaki ekonomik aktiviteyi gözlemlediğimiz PMI verileri ise yılın ilk yarısında küresel bazda canlanma işareti ortaya koymazken, girdi maliyetleri ve çıktı fiyat artışlarında yumuşama eğilimi var. Öte yandan ihracat hacminde Türkiye’nin aylık bazda kaydettiği performans dikkat çekici ancak bunda TL’de yaşanan yıllık yüzde 40’lık kaybın dolayısıyla da artan borçlanma maliyetlerinin payı büyük.

Mart 2019 işgücü verileri ise istihdamın kayıt dışına kaydığını, son 1 yılda istihdam edilenlerinin sayısının %2,5 azalışla 28 milyon 146 bin kişiye gerilediğini, işsiz sayısının ise %41 artışla 4 milyon 487 bin kişiye yükseldiğini gösterdi.

Küresel talepte daralmaya paralel olarak yurt içinde artan maliyetler sebebiyle hanehalkının satın alma gücünün azalması üretim kaybına, dolayısıyla da işsizliğin artmasına sebep olurken, şirketler yatırım yapmayı erteliyor. Merkez Bankasının 25 Temmuz toplantısında cuma günü görevinden alınan Murat Çetinkaya yerine atanan yeni Başkan Murat Uysal önderliğinde faiz indirimine tanık olacağız. Merkez Bankasının bağımsızlığının tekrar sorgulanmasına sebep olan son hamle, S-400 belirsizliği ve Doğu Akdeniz gerilimini dikkate aldığımızda mevcut ortamın, faizde indirim olsa bile talep artışını tetikleyecek bir zemin oluşturmadığını düşünüyoruz.

Detaylandırırsak:

İç talep daralmaya devam ediyor, miktar bazında ihracat ve ithalat küçülüyor…

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre tüketim endeksleri (E.T.T.E. ve perakende satış) Nisan ayında ilk çeyreğe göre daralırken otomobil satışlarında daralma Mayıs ayında da sürdü. İhracat ve ithalat miktar endeksleri ise Nisan ayında ilk çeyreğe göre daraldı.

İkinci çeyrekte kredi ve tüketim vergileri kapsamında reel bazda gerileme devam ederken otomobil ve konut satışlarındaki gerileme bu eğilimi teyit ediyor.

Üretim tarafında ilk çeyreğe göre performans kaybı var

Kredi Garanti Fonu (KGF) desteği ile Temmuz 2017’de zirve yapan mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS sanayi ve hizmet endeksleri 2018 yılı başında KGF’nin sonlanması, ABD’den gelen ticaret savaşı rüzgarları ile iç ve dış siyasette yaşanan olumsuzlukları ve TL’de yaşanan değer kaybının bir sonucu olarak Haziran 2018’den Haziran 2019 sonuna kadar daralma bölgesinde yer alıyor. SAMEKS bileşik endeksi ilk çeyrekte ortalama 45,1 değerini alırken 2. çeyrek performansı 43,8 oldu. Endeksin 50 değeri altında yer alması sektörde daralmayı gösteriyor. Sanayi endeksi performansı ilk çeyreğe göre değişiklik göstermedi.

Mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretiminde ise ilk çeyrekte aylık bazda kaydedilen büyüme eğiliminin ardından Nisan ayında önceki aya göre daralma kaydedildi. Nisan ayında hammadde ithalat hacmi ise Ocak 2019’dan bu yana aylık bazda artış eğilimini sürdürdü. Öncü göstergeler Mayıs ayında performans kaybına işaret ederken Haziran ayına ilişkin iyimser bir tablo var.

Yatırım harcamaları ilk çeyreğe göre azaldı…

Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi verilerine göre yatırım harcamaları ikinci çeyrekte ilk çeyreğe göre azaldı. Nisan ayında mevsimsellikten arındırılmış sermaye malı ithalat hacmi ve makine ve teçhizat imalatı ilk çeyrek ortalamasına göre daralma kaydetti.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: Dış ticaret, cari açık ve sanayi üretimi verileriyle Fed Başkanı Powell’in konuşması takip edilecek

10 Temmuz 2019, Çarşamba

Mayıs ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış ihracat hacim endeksi Nisan ayında aylık %2,6 azalırken ithalat hacim endeksi değişiklik göstermemişti. Ocak 2018’den bu yana yatırım malları ithalat hacmindeki düşüş iç talepteki daralmayı teyit ederken ihracat hacmindeki olumlu performans ekonomik büyümenin lokomotifi olmaya devam etti. Mayıs ayında mevcut eğilimin devam etmesini bekliyoruz.

Fed Başkanı Powell 2019 ilk yarı para politikası raporunu sunacak. Fed Aralık 2018 toplantısında politika hedef faiz aralığını 25 baz puan artırarak %2,25-2,50 aralığına yükseltmişti. Fed’in para politikasında yıllık %2’ye yakın olmasını hedeflediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları enflasyonu Mayıs ayında Nisan ayına göre değişmeyerek %1,6 seviyesinde bulunuyor. Öte yandan Fed’in dikkate aldığı ve %4’ün altında olmasını hedeflediği işsizlik oranı ise Haziran ayında %3,7 seviyesine yükselirken ortalama saatlik kazançlar yıllık %3,1 artış kaydetti. Fed’in 5 Temmuz’da yayınladığı Para Politikası Raporu’nda ABD ekonomisinin 2019 yılı başından bu yana güçlü şekilde büyüdüğü, istihdam piyasasının güçlenmeye devam ettiği ancak ekonomik görünüme yönelik artan belirsizliklere ve ılımlı enflasyon dinamiklerine bağlı olarak ekonomik büyümeyi sürdürebilmek adına gerekli adımların atılacağı ifade ediliyor. Rapora göre enflasyondaki yumuşama geçici. Fed bir sonraki para politikası kararını 31 Temmuz’da açıklayacak. Ilımlı enflasyon dinamiklerine bağlı olarak piyasa Fed’in 30-31 Temmuz toplantısında kesin olarak faiz indirimine gideceğini fiyatlıyor. Raporda enflasyondaki düşüşe yönelik “geçici” yorumunu dikkate aldığımızda Fed’in olası faiz değişikliğine gitmeme kararına şaşırmayacağız.

11 Temmuz 2019, Perşembe

Mayıs ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak. Nisan ayında 1,33 milyar dolarlık cari açık kaydedilmiş, 12-aylık toplam cari açık ise 8,63 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Mayıs ayında aylık bazda ihracattaki artışa ve ithalattaki gerilemeye bağlı olarak cari açıktaki gerilemenin devam edeceğini düşünüyoruz.

12 Temmuz 2019, Cuma

Mayıs ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Nisan ayında yıllık %4, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi aylık %1 düşüş kaydetmişti. Mayısta aylık bazda sanayi üretiminin gerilemeye devam etmesini bekliyoruz. Haziran ayı ön göstergeleri ise imalat sektöründe üretim artışı sinyali veriyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface: “Küresel düşük faiz ortamı TL cinsi varlıkları destekliyor”

Ticari alacak sigortası alanında dünyadaki en yaygın şirket olan Coface Grubu Haziran ayında açıklanan makro-ekonomik verileri değerlendirdiği Temmuz ayı aylık raporunu yayınladı.

Raporda, ABD Merkez Bankası Fed’in faiz indirim sinyalinin TL cinsi varlıkları desteklemesine rağmen reel sektörün borç ve düşük kar marjı sorunları ile jeopolitik risklerin devam ettiği belirtiliyor.

Raporda, Genel Değerlendirme başlığı altında şu noktalar ön plana çıkıyor:

. Küresel geopolitik gelişmeler son dönemlerde piyasalar üzerinde belirleyici etkiye sahip oluyor.

. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının, Avrupa ekonomilerine olumsuz yansımalarının ardından, ABD Merkez Bankası da küresel büyümedeki sıkıntılar, ticaret savaşları ve düşen enflasyona atıfta bulunarak Temmuz ayı için indirim sinyali verdi.

. Mart ayında Avrupa Merkez Bankası da benzer büyüme sorunlarına dikkat çekerek yeni bir TLTRO programı açıklamış, Nisan ayında da Japonya Merkez Bankası yetkilileri, ekonominin tehdit altında olması halinde para politikası araçlarını kullanarak karşılık verebileceklerini belirtmişti.

. Türkiye ekonomisi birinci çeyrek dönemde resesyondan çıkmasına karşın, hala zayıf büyüme dinamikleri gösteriyor. Bu dönemde ekonomimiz için en olumlu gelişme, ABD Merkez Bankası’nın faizleri düşürebileceğine ilişkin verdiği sinyal oldu.

. İstanbul seçimlerinin geride kalması siyasi belirsizliği azalttı.

. Bu gelişmeler bir araya geldiğinde, risk primimizin göstergelerinden olan 5 yıllık CDS’imiz 29 Mayıs tarihinde 515 seviyesindeyken 365’e geriledi. Dolar/TL ise 6,05 seviyelerinden 5,63’e düştü. Gösterge faiz ise Mayıs ortasında %25’in üzerindeyken %18’e yaklaştı. Enflasyonda ise baz etkisi nedeniyle gerileme görülüyor. Bu durum, küresel olarak düşen faiz ortamında Merkez Bankası’nın da faiz indirmesini destekleyici olabilir.

. Göstergelerdeki iyileşmeler henüz risklerin aşıldığı anlamına gelmiyor. S400 ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin ekonomiye yansımaları takip edilecek. S400 konusunda ABD’nin yaptırım uygulama kararı vermesi halinde, yaptırımların kapsamının geniş olması, piyasalarda düzeltmeye neden olabilir. . Reel sektör tarafında ise düşük satışlara ve yüksek finansman maliyetleri nedeniyle baskılanan kar marjları hala öncelikli sorun. Bu durum, ödeme sürelerinin de uzamasına neden oluyor. İhracat yapan firmalar ve sektörlerin bu dönemde daha avantajlı olabildiğini görüyoruz. Ancak birincil ticaret ortağımız Avrupa ekonomisindeki büyümenin yavaşlaması, önümüzdeki dönemde ihracatçılar açısından sorun oluşturabilir. Bu anlamda, Avrupa Merkez Bankası’nın 25 Temmuz’daki toplantısında açıklayacağı ekonomiyi destekleyici önlemler ve bunların ne derece etkili olacağı, ihracatçılarımız açısından önemli olacak.”

Sektörler baz alındığında Coface, Elektronik ve IT, Enerji, İnşaat, Metal ile Perakende sektörlerini “Çok Yüksek Riskli”, Ağaç, Gıda, Kağıt, Kimya, Otomotiv ve Tekstil sektörlerini “Yüksek Riskli”, İlaç ve Ulaştırma sektörlerini ise “Orta Riskli” olarak değerlendiriyor.

TL’de değerlenme güven endekslerini yukarı çekti, devamlılığı G20 Osaka Zirvesi’ndeki gelişmelere bağlı

ABD ile süregelen S-400 krizi ve 23 Haziran seçimlerine yönelik belirsizlikler Mayıs ayı başında Dolar-TL kurunun 6,0 seviyesinin üzerine çıkmasına sebep olmuştu. ABD merkez bankası Fed’in faiz indireceğine yönelik artan beklentiler, Avrupa Merkez Bankasının (AMB) genişlemeci politika söylemlerine ağırlık vermesi ve 23 Haziran seçimlerinin sorunsuz sonuçlanmasıyla Dolar-TL kuru Haziran ayı başındaki 5,90 seviyelerinden Haziran ayı sonunda 5,70 seviyelerine kadar geriledi. Türk lirasında yaşanan değer kazancının etkisiyle de Haziran ayında güven endeksleri arttı.

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre;

. Reel kesim güven endeksi Haziran ayında bir önceki aya göre 4,9 puan artışla 99,6 seviyesine yükseldi,

. Hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endeksleri sırasıyla aylık 5,9, 3,3 ve 0,6 puan artışla sırasıyla 85,4, 93,2 ve 50,4 seviyelerine yükseldi,

. Tüketici güven endeksi aylık 2,3 puan artışla 57,6 seviyesine yükseldi.

Haziran ayı reel kesim güven endeksi verileri üretim maliyetlerinde ve istihdam beklentilerinde zayıflama ortaya koydu; üretim, sipariş ve yatırım alt endeksleri ise önceki aya göre güçlendi. Üretici fiyat endeksi için olumlu olsa da üretim ve yatırımlardaki iyileşmenin devamlılığı için soru işaretleri var.

Evet, 23 Haziran seçimleri sorunsuz sonuçlandı ancak ABD-Türkiye arasında yaşanan S-400 gerilimi ve Akdeniz’de yürüttüğümüz sondaj faaliyetlerinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile tansiyonu yükseltmesi Dolar-TL kurunun 5,70 seviyelerinin altına gerilemesine olanak vermiyor.

Mevduat ve kredi gelişmeleri ise mevcut risklerin tasarruf ve finansman üzerindeki ağırlığını korumaya devam ettiğini gösteriyor:

. Kur etkisinden arındırılmış verilere göre Haziran ayında tüketici kredilerinde bir önceki yıla göre yavaşlama devam ederken kurumsal kredilerde zayıflama ağırlığını artırıyor.

. Takipteki kredilerde devam eden artışı dikkate aldığımızda reel sektörde kan kaybı devam ediyor.

. Mevduat tarafında dış ve iç politikada yaşanan gerilimlerin etkisiyle yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı rekor seviyelere yükselmiş durumda.

. Mevduatların krediye dönüşme oranı 2018 ortasından bu yana düşüş eğilimini korurken tahvil ve bono portföyünde artış eğilimi devam ediyor. Diğer bir deyişle tasarruflar, reel sektöre değil yüksek getiri sunan sabit getirili varlıklara kayıyor. Elbette başta Avrupa olmak üzere küresel ekonomideki yavaşlama Türkiye’nin makro-ekonomik dinamiklerini aşağı çeken önemli bir faktör ancak TL’ye güven kaybının yarattığı yüksek maliyetli finansmana erişim zorluğu reel sektörün belini kırmış durumda.

Şimdi gözler 28-29 Haziran’da Osaka’da yapılacak G20 zirvesinde. ABD Başkanı Trump ile Çin lideri Xi Jinping’in 29 Haziran’da bir araya gelmesi bekleniyor. Bize göre en iyimser senaryo ABD ve Çin’in görüşmeleri tekrar başlatma kararı alması; en olası senaryo ise uzlaşma olmaması ki bu küresel yavaşlamanın devam etmesi demek.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump görüşmesi ise S-400 krizinin dolayısıyla da Türk lirasının akıbeti açısından kritik öneme sahip.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: İmalat ve sektörel üretim verileri, dış ticaret verileri ve G20 zirvesi

24 Haziran 2019, Pazartesi

Haziran ayı imalat sektörü kapasite kullanımı, reel sektör güven endeksi ve sektörel güven endeksleri açıklanacak. Mayıs ayında mevsimsellikten arındırılmış imalat sektörü kapasite kullanım oranı aylık %1,5 yüzde puan artışla %76 seviyesine yükselmişti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi aylık %4,4 kayıpla 79,4’e, perakende ticaret sektörü güven endeksi %0,7 azalışla 89,9’a, inşaat sektörü güven endeksi %7,7 azalışla 49,8’e gerilemişti. Mevsimsellikten arındırılmış reel sektör güven endeksi ise Mayıs ayında aylık %5,3 azalışla 94,7 seviyesine gerilemişti.

27 Haziran 2019, Perşembe

Haziran ayı ekonomik güven endeksi açıklanacak. (Mayıs 2019: 77,5; mevsimsellikten arındırılmış)

28 Haziran 2019, Cuma

Mayıs ayı dış ticaret rakamları açıklanacak. (Nisan 2019: İhracat: 14,02 milyar dolar, İthalat: 17,02 milyar dolar; takvim ve mevsimsellikten arındırılmış). Nisan ayı verileri ihracat hacminde artışa rağmen değer olarak ithalatı karşılamaya yetmediğini tekrarlamıştı. Ticaret Bakanlığı geçici verileri Mayıs ayında ihracat ve ithalat hacminde sırasıyla aylık %10 ve %2’lik artışa işaret etmişti.

G20 ülkeleri liderleri 28-29 Haziran’da Japonya’da Osaka zirvesinde buluşuyor. ABD Başkanı Trump ve Çin lideri Xi Jinping ile bir araya geleceklerini duyurmuştu.

Dr. Fulya Gürbüz

İkinci çeyreğe üretim ve tüketim kaybı ile başladık

Ocak-Mart döneminde yükseliş eğilimine giren sanayi üretimi ve perakende satışlar Nisan ayında hızlı bir güç kaybı yaşadı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Nisan 2019’da bir önceki aya göre %1, perakende satışlar %1,8 düşüş kaydetti.

Sanayi üretiminde aramalı, dayanıklı tüketim malı ve sermaye malı üretimi bir önceki aya göre sırasıyla %1,5, %3,7 ve %2,3 daraldı. Dayanıksız tüketim malı üretiminde aylık bazda %0,3 artış ile zayıflama yaşandı, enerji malı üretimi %1,4 artış kaydetti.

Üretim ve perakende harcamalarındaki güç kaybının ana kaynağı yurt içi ve yurt dışında yaşanan talep darlığı. Nisan ayında tüketim malları ithalat hacminde düşüş yaşanırken kredilerde zayıflama devam ediyor.

Hanehalkı temel gıda ihtiyacını karşılayabiliyor ancak otomotiv yakıtı dışında gıda dışı tüketimde vergi indirimlerinin olumlu etkisinin sürdüğünü görüyoruz.

Otomotiv yakıtı ve gıda dışı tüketimde internet satışlarının güç kazanmaya, giyim ve sağlık harcamalarının yatay kalmaya devam ettiğini, ev aletleri ve mobilya gibi harcamalarda ise tasarrufa gidildiğini anlıyoruz. Ek olarak, bilgisayar donanım ve yazılımlardaki artış şirketlerin internet satışlarına ağırlık vermeye devam ettiğini destekleyen bir gelişme.

Elbette 31 Mart seçimi öncesi ve sonrasında Hükumetin talep artırıcı hamleleri tüketimi destekliyor ancak seçimin iptal edilmesi, dış politikada yaşanan gerilimler ve iz düşümü olarak TL’deki sert dalgalanmalar fiyat seviyelerini yukarı çekerken harcama eğilimini ve yatırımları azaltıyor. Sonuç olarak da ekonomik daralma ve işsizlik artışına tekrar tekrar tanık oluyoruz.

Türkiye ekonomisi 2019 yılı birinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %1,3 büyüme kaydetmişti. Ön göstergeler Nisan ayında üretim, tüketim ve yatırım tarafında yaşanan güç kaybının Mayıs ayında da devam edeceğine işaret ediyor.

Dr. Fulya Gürbüz

İşsizlik oranı zirveye yaklaşıyor

TÜİK verilerine göre işsizlik oranı Mart 2019 döneminde %14,1 seviyesinde gerçekleşti, tarım dışı işsizlik oranı 4,2 puanlık artış ile %16,1 olarak tahmin edildi; mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 0,1 puan artarak %13,7 oldu.

2005 baz yılına göre mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı en son Şubat 2018’de %9,8 seviyesinde iken söz konusu oran Mart 2019’a kadar aylık bazda aralıksız artış kaydediyor. Söz konusu baz yıla göre endeks verilerine baktığımızda işsizlik oranı Nisan 2009’da %13,9 değeri ile zirve yapmıştı. İşsizlik oranı bu zirveye ay be ay yaklaşıyor.

Mart 2018’den bu yana aralıksız artış kaydeden ve Şubat 2019’da 7,3 yüzde puan seviyesine yükselen mevsimsel etkilerden arındırılmış işgücüne katılma oranı ile istihdam edilenlerin oranı arasındaki fark Mart ayında değişiklik göstermedi.

Söz konusu iki oran arasındaki farkın açılması “işgücüne katılan kişi sayısı artarken istihdam edilenlerin payının azaldığı” anlamına geliyor. Bu da işsizlikte artış demek.

Devam eden yurt içi ve yurt dışı talep daralması, üretim kaybı ve yüksek borçlanma maliyetlerine bağlı olarak mevcut ekonomik ortam işsizlik oranında azalışa işaret etmiyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın başlıkları: İşsizlik, sanayi üretimi ve Fed kararı

17 Haziran 2019, Pazartesi

Mart dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Şubat döneminde %14,7 seviyesine yükselen işsizlik oranının devam eden talep daralmasına paralel olarak Mart döneminde artmasını tahmin ediyoruz.

Mayıs ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Nisan ayında 18,3 milyar TL bütçe açığı kaydedilmişti. Reel olarak bakıldığında Ocak-Nisan döneminde bütçe gelirleri bütçe giderlerine göre daha hızlı düşüş sergiliyor. Daralan talep dikkate alındığında bütçe gelirlerinde artış eğilimi beklemiyoruz.

18 Haziran 2019, Salı

Nisan ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak. Takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak-Mart 2019 döneminde ardı ardına aylık bazda artış kaydetmesine rağmen PMI ve dış ticaret verilerini dikkate aldığımızda Nisan ayında aylık bazda zayıflama öngörüyoruz.

Nisan ayı perakende endeksleri açıklanacak. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış perakende ticaret Ocak-Mart döneminde artış eğilimi göstermişti.

19 Haziran 2019, Çarşamba

ABD merkez bankası Fed faiz kararını açıklayacak. Faiz değişikliği beklemiyoruz.

20 Haziran 2019, Perşembe

İngiltere ve Japonya merkez bankaları faiz kararlarını açıklayacak.

Haziran ayı TÜİK tüketici güven endeksi açıklanacak. Mayıs ayında kaydedilen 55,5 seviyesi ile endeks 2008 yılı dip seviyelerine gerilemişti.

Nisan ayı kısa vadeli dış borç stoku açıklanacak. Mart ayında 119,4 milyar dolar seviyesindeydi.

Dr. Fulya Gürbüz

İç ve dış talepteki daralma ile cari açık geriliyor, ancak pahalıya üretip ucuza ihraç ediyoruz

TCMB verilerine göre Nisan 2018’de 5,6 milyar dolar açık veren cari işlemler dengesi Nisan 2019’da 1,33 milyar dolar açık verdi. Böylece 12-aylık cari işlemler açığı 8,63 milyar dolar seviyesine gerilemiş oldu (Mart 2019: 12,9 milyar dolar).

Cari açıkta yıllık bazdaki düşüşün en önemli kaynağı gerileyen dış ticaret açığı. Nisan 2018’de 5,46 milyar dolar olan dış ticaret açığı Nisan 2019’da 1,84 milyar dolar seviyesine geriledi ki bu değer 2019 yılının ilk dört ayının en yüksek seviyesi.

Nisan 2018 dönemi ile karşılaştırıldığında iç talepte yaşanan gerilemenin etkisiyle ithalat hacmi Nisan 2019’da %15 daralmasına karşılık ihracat hacmi aynı dönemde %4,6 artmış durumda. TL’de yaşanan değer kaybının rekabet gücünü artırması, ülke ve ihraç mal çeşitlendirilmesinin etkisiyle ihracat performansımız gücünü koruyor.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış Nisan ayı dış ticaret endeksi verilerini dikkate aldığımızda ise sermaye ve tüketim malları ihracat hacmi görece daha güçlü iken hammadde ihracat hacmi yatay seyrediyor.

Aşağıdaki grafik hammadde ihracat hacmindeki yatay seyrin özellikle Avrupa olmak üzere küresel otomotiv sektöründe yaşanan yavaşlamanın etkisi olduğu düşüncemizi destekliyor.

İthalat tarafında ise mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış Nisan ayı dış ticaret endeksi verilerine göre 2018 başında KGF’nin son bulmasıyla başlayan ve Ağustos 2018’de TL’de yaşanan sert değer kaybıyla süren iç talepte yaşanan gerileme yatırım ve tüketim malı ithalatını aşağı çekiyor. Her ne kadar Hükumetin 2019 yılı başında tüketimi artırmak adına vergi indirimlerine gitmesi yatırım ve tüketim malı ithalat hacmi sırasıyla Şubat ve Ocak aylarında zıplatmış olsa da devam eden aylarda yön aşağı dönmüş durumda. Öte yandan yatırım malları ihracat hacminde kaydedilen rekor seviyelere paralel olarak hammadde ithalat hacim endeksi de Ocak-Nisan döneminde aralıksız yükseliyor.

Mayıs ayı geçici verilerine göre ihracatta önceki aya göre hızlanma ithalatta ise görece hafif bir artış var. Bu gelişmenin Mayıs ayında cari açığı daraltıcı yönde etkisi olacağını tahmin ediyoruz.

Son olarak da dış ticaret haddine ilişkin gelişmelere bakalım. Dış ticaret haddini hesaplamak için ihracat birim değer endeksi ithalat birim değer endeksine bölünüp elde edilen sonuç 100 değeri ile çarpılır. Dış ticaret haddinin 100 olması halinde ithal ettiğimiz bir birim malın değeri ihraç ettiğimiz bir birim malın değerine eşitken, 100 seviyesinin altında olması bir birim ihraç malının değerinin bir birim ithal mal değerini karşılayamaması anlamına geliyor. Değer 100’den büyükse bir birim ihraç malının değeri bir birim ithal malının değerinden yüksek demektir.

Nisan ayında dış ticaret haddi 100.43 değerini alırken enerji dışı dış ticaret haddi 98,4 seviyesine gerilemiş durumda. Diğer bir deyişle enerji dışı ihracatımızın değeri ithalatımızı karşılamaya yetmiyor. Yani çark dönüyor ancak karın doyurmuyor. İşsizlik oranı üzerinde baskı oluşturabilecek bir gelişme. Elbette çözümü ithal malların Türkiye’de üretiminin sağlanması, yani üretimde dışa bağımlılığın azaltılmasıdır. Cari açık sorununu çözecek ve sürdürülebilir büyümeyi sağlayacak böyle bir gelişmenin yolu katma değeri yüksek ürünlerin üretiminden geçiyor.

Dr. Fulya Gürbüz