Türkiye, küresel ekonomideki iyileşmenin çok gerisinde kaldı

Küresel bazda imalat sektöründe üretim Ağustos ayında artarken, yeni siparişler ve istihdam artışlarında zayıflama yaşandı, yeni ihracat siparişleri değişiklik göstermedi, artan girdi maliyetlerine bağlı olarak enflasyonist baskılar arttı, önümüzdeki 1 yıl için güven algısı son iki yılın en düşüğüne geriledi. Genel olarak güçlü iç dinamiklerin hakim olduğu küresel ekonomide imalat sektörünün durgunluk yaşayan Türkiye’de güven algısı tazelenmedikçe ekonomisinin iyileşmesi mümkün gözükmüyor. Katma değeri yüksek yapısal reformların devreye alınıp dış politikada olumlu adımlar atılması halinde hem likidite olanakları hem fiyatlar genel seviyesi hem talep hem üretim hem de istihdam tarafında iyileşme görülecektir. Aksi halde ekonomi uzun dönemli bir kısır döngüde savrulacak.

Detaylar…

ABD’de imalat sektörü Ağustos ayında güçlü seyrini korudu. Üretim, yeni siparişler ve ihracat satışlarındaki artıştan kaynaklandı; istihdam arttı. Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarındaki artışta düşüş kaydedildi.

Euro Bölgesi’nde imalat sektörü güçlü büyüme seyrini korurken özellikle ihracat siparişlerinde son 2 yılın en zayıf artışı görüldü. Bu zayıflıkta Euro’daki değerlenmeden ziyade talepteki zayıflık ve riskten kaçınmanın etkisi olduğu belirtiliyor. Öte yandan fabrika satış fiyatlarında son 1 yılın en zayıf artışın görülmesi önümüzdeki aylarda tüketici enflasyonunda aşağı yön ihtimalini doğurdu.

Çin’de imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında son 14 ayın düşüğü olan 50,6 seviyesine geriledi. Yeni siparişler Mayıs 2017’den bu yana en düşük artışını kaydetti, yeni ihracat siparişleri son beş aylık düşüşünü sürdürdü, istihdamda zayıf yönlü eğilim devam etti. Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında ise yukarı yönlü baskı görüldü.

Japonya’da ise imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında yurt içi piyasanın desteğiyle 52,5 seviyesine yükseldi, ihracat siparişlerinde düşüş yaşandı. Enflasyon tarafında satış fiyatlarında son 10 yılın en hızlı yükselişi yaşandı.

Vietnam, Filipin, Endonezya, Malezya, Tayland, Singapur, Myanmar’dan oluşan Asya bölgesinde imalat sektörü üretimi ve yeni siparişlerde hızlı bir artış kaydedilirken ihracat satışlarında düşüş yaşandı. Bölge genelinde artan girdi maliyetleri enflasyonist baskıyı artırıyor. Her ne kadar çıktı fiyatları 6 ayın en yükseğine çıkmış olsa da hala girdi maliyetlerindeki artışın gerisinde.

Meksika’da imalat sektöründe büyüme zayıflama eğilimde. Sektörde istihdam ve üretim kaybı gözlendi. Fiyat tarafında girdi maliyetleri ve fabrika satış fiyatlarında yükseliş hâkim.

Brezilya’da Dolar-Real kurunda yılbaşından Ağustos sonuna kadar yaşanan %28’lik değer kaybının Brezilya’nın ihracat performansında artış getirmiş olsa da ithal girdi maliyetlerindeki sert artış üreticilerin maliyetlerini yukarı çekerek ürün çıkış enflasyonunda sert yükselişe sebep olmuştur. Brezilya’da imalat firmaları girdi maliyetlerini düşürmek amacıyla satın alımlarını azaltırken işten çıkarma yolunu tercih etmişlerdir.

Enflasyon Ağustos ayında zirve yaptı, TCMB faiz artırım sinyali verdi

TL’deki değer kaybı, girdi maliyetleri ve ürün fiyatlarını yukarı çekmeye devam ediyor: Ağustos ayında yurt içi ÜFE yıllık %32,13, TÜFE %17,90, çekirdek TÜFE %17,22 artış kaydetti. Üretici fiyatlarında kaydedilen sert artışın önümüzdeki aylarda tüketici fiyatlarına yansıtılarak %18 seviyelerini aşması ve çekirdek enflasyonda yukarı yönlü seyrin sürmesi olası gözüküyor. TCMB de enflasyon görünümüne ilişkin gelişmelerin fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret ettiğini, bu sebeple 13 Eylül’deki PPK toplantısında elindeki tüm araçları kullanacağını duyurarak faiz artışı sinyali verdi. Halen 1 haftalık repo faizi olan politika faizi %17,75 seviyesinde bulunuyor.  TCMB’nin ortalama fonlama maliyeti ise %19,25 seviyesinde. Ağustos ayında 12-aylık ileriye dönük beklenen reel faiz %9,44 ile 2008 finansal kriz dönemi seviyelerine yükseldi.  TL’deki sert değer kayıplarının etkisiyle artan enflasyon baskısına bağlı olarak, yüksek reel getiri talebi tahvil faizleri üzerindeki baskının artmasına sebep olabilir. TCMB’den en az 150 baz puanlık faiz artışı bekliyoruz ancak yeterli olmayacaktır. Fiyat istikrarı konusundaki kararlılığını karmaşık araçlar yerine yapacağı 400-600  baz puan arasındaki faiz artırımı kanıtlayacaktır. 

Detaylar…

TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları (TÜFE) Mart ayından bu yana yükselişini sürdürerek Ağustos ayında bir önceki aya göre %2,30, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,90 artış kaydetti.

Yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) ise Şubat ayından bu yana yükselişini aralıksız sürdürerek Ağustos ayında bir önceki aya göre %6,60, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,13 artış kaydetti.

Üretici fiyatlarındaki sert artışı imalat sektörü PMI endeksi verileri de doğruladı. İmalat sektörü  girdi maliyetleri ve ürün fiyatlarında TL’deki değer kaybına paralel olarak Ağustos ayında anketin başladığı Haziran 2005’den bu yana gözlenen en yüksek artışların yaşandığı belirtildi.

Ağustos ayında %50-50 Dolar ve Euro’dan oluşan döviz sepeti bir önceki yılın aynı ayına göre %63,49 değer kaybederken, çekirdek enflasyon (enerji, gıda, alkolsüz ve alkollü içecekleri, tütün ürünleri ve altın hariç tüketici fiyatları C-endeksi) aynı dönemde %17,22’lik artış ile 2005’ten bu yana gözlenen rekorunu kırdı.

Çin ve Japonya’da Ağustos ayı imalat sektörü PMI verileri zayıf ihracat talebine ve güçlü enflasyona işaret etti

Çin’de imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında son 14 ayın düşüğü olan 50,6 seviyesine geriledi. Yeni siparişler Mayıs 2017’den bu yana en düşük artışını kaydetti, yeni ihracat siparişleri son beş aylık düşüşünü sürdürdü, istihdamda zayıf yönlü eğilim devam etti. Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında ise yukarı yönlü baskı görüldü.

Japonya’da ise imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında yurt içi piyasanın desteğiyle 52,5 seviyesine yükseldi, ihracat siparişlerinde düşüş yaşandı. Enflasyon tarafında satış fiyatlarında son 10 yılın en hızlı yükselişi yaşandı.

Veri yoğun haftada siyasi gelişmeler TL üzerinde etkili olacak

Fed Başkanı Powell’in Cuma günü ABD ekonomisinin gidişatından memnun olduğunu, enflasyonda %2 hedefin tutturulduğunu ancak sonrasında enflasyonda hızlanma beklemediklerine bağlı olarak faiz artırımlarının yavaş ve kademeli olacağına vurgu yapması 2018 yılında bir sonraki faiz artırımının Aralık ayına kayabileceği beklentilerini doğurdu. Bu, TL üzerindeki baskının artmayacağı anlamına gelmemeli zira İdlib ile ilgili gelişmelerin sıcak çatışmaya sebep olma ihtimali, ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımlarını sürdüreceği beklentileri, yurt içinde artan enflasyonist baskının faizler üzerindeki baskıyı artırması gibi sebepler göz ardı edilmemeli.

27 Ağustos 2018, Pazartesi

10:00 Türkiye – Ağustos 2018 – Sektörel güven endeksleri (Temmuz: Hizmet 97,5, Perakende satış 104,4, İnşaat 79)

10:00 Türkiye – Ağustos 2018 – Merkezi yönetim borç stoku (Haziran: Hazine Bonosu + Tahvil + Kredi=969,8 milyar TL)

11:00 Almanya – Ağustos 2018 – IFO iş ortamı endeksi (Temmuz: 101,7)

13:30 Türkiye – Temmuz 2018 – Otomotiv üretimi (Ocak-Haziran: -%3 y/y)

14:30 Türkiye – Ağustos 2018 – Reel Kesim Güven Endeksi (Temmuz: 101,5)

14:30 Türkiye – Ağustos 2018 – Kapasite kullanım oranı (Temmuz: %77,1)

15:30 ABD – Temmuz 2018 – Chicago Fed Ulusal aktivite endeksi (Haziran: 0,43)

17:30 ABD – Ağustos 2018 – Dallas Fed İmalat endeksi (Temmuz: 32,3)

28 Ağustos 2018, Salı

15:30 ABD – Temmuz 2018 – Toptancı stokları (Haziran: %0,1 a/a)

16:00 ABD – Haziran 2018 – S&P/Case-Shiller Konut fiyat endeksi (Mayıs: %0,7 a/a, %6,5 y/y)

17:00 ABD – Ağustos 2018 – Tüketici güven endeksi (Temmuz: 127,4)

29 Ağustos 2018, Çarşamba

08:00 Japonya – Ağustos 2018 – Tüketici güven endeksi (Temmuz: 43,5)

09:00 Almanya – Eylül 2018 – GfK Tüketici güven endeksi (Ağustos: 10,6)

10:00 Türkiye – Temmuz 2018 – Dış ticaret istatistikleri (Haziran: İhracat -%1,3 y/y, İthalat -%3,8)

10:00 Türkiye – Ağustos 2018 – Ekonomik güven endeksi (Temmuz: 92,2)

10:00 Türkiye – Temmuz 2018 – Turizm istatistikleri (Haziran: Net Gelirler 23,3 milyar $; Turist 36,1 milyon kişi)

15:30 ABD – 2Ç2018 – GSYH büyümesi 2. tahmini (1. Tahmin: %4,1; 1Ç2018: %2,2)

30 Ağustos 2018, Perşembe

02:50 Japonya – Temmuz 2018 – Perakende satışlar (Haziran: %1,5 a/a, %1,8 y/y)

10:55 Almanya – Ağustos 2018 – İşsizlik oranı (Temmuz: %5,2)

12:00 Euro Bölgesi – Ağustos 2018 – İş ortamı güven endeksi (Temmuz: 1,29)

12:00 Euro Bölgesi – Ağustos 2018 – Hizmet sektörü güven endeksi (Temmuz: 15,3)

12:00 Euro Bölgesi – Ağustos 2018 – Tüketici güven endeksi son tahmin (Önceki tahmin: -1,9; Temmuz: -0,5)

12:00 Euro Bölgesi – Ağustos 2018 – Ekonomik algı endeksi (Temmuz: 112,1)

15:00 Almanya – Ağustos 2018 – Enflasyon ilk tahmin (Temmuz: %0,3 a/a, %2 y/y)

15:30 ABD – Temmuz 2018 – PCE Kişisel tüketim harcamaları endeksi (Haziran: %0,1 a/a, %2,2 y/y)

15:30 ABD – Temmuz 2018 – Kişisel harcamalar (Haziran: %0,4 a/a)

31 Ağustos 2018, Cuma

02:30 Japonya – Temmuz 2018 – İşsizlik oranı (Haziran: %2,4)

02:50 Japonya – Temmuz 2018 – Sanayi üretimi ilk tahmin (Haziran: -%1,8 a/a, -%0,9 y/y)

04:00 Çin – Ağustos 2018 – NBS İmalat sektörü PMI endeksi (Temmuz: 51,2)

04:00 Çin – Ağustos 2018 –İmalat-dışı sektörü PMI endeksi (Temmuz: 54)

09:00 Almanya – Temmuz 2018 – Perakende satışlar (Haziran: %1,2 a/a, %3 y/y)

12:00 Euro Bölgesi – Ağustos 2018 – Çekirdek TÜFE (Temmuz: %1,1 y/y)

12:00 Euro Bölgesi – Ağustos 2018 – TÜFE (Temmuz: %2,1 y/y)

12:00 Euro Bölgesi – Temmuz 2018 – İşsizlik oranı (Haziran: %8,3)

16:45 ABD – Ağustos 2018 – Chicago PMI (Temmuz: 65,5)

17:00 ABD – Ağustos 2018 – Michigan Tüketici algısı nihai verisi (Önceki tahmin: 95,3; Temmuz: 97,9)

Ar-Ge Artık Gelecek Mi?

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan 17 Ağustos’ta KOBİ ve girişimciler için 16 maddelik destek ve önlem paketini açıkladı. 16 maddeden en çok Ar-Ge desteğine kur farkı düzenlemesi ve Ar-Ge sonucunda çıkan ürünlerin üretim ve ihracatını destekleyen iki madde dikkatimizi çekti.

Yeni düzenlemelere göre;

. TÜBİTAK KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programında yer alan 500 bin TL proje bütçesi üst sınırı 600 bin TL’ye çıkarılacak.

. TÜBİTAK Teknogirişim Sermaye Desteği programında proje destek üst sınırları 200 bin TL’ye çıkarılacak.

. TÜBİTAK Sanayi Destekleri kapsamında kur farkı dolayısıyla oluşacak maliyet artışlarına destek olunacak.

. Ar-Ge sonucunda çıkan ürünlerin üretim ve ihracatını desteklemek amacıyla 50 Milyon TL üretim yatırım desteği sağlayacağız.

Söz konusu desteklerin yeterli olup olmadığı noktasında Türkiye’nin Ar-Ge konusunda dünyadaki yerini araştırmak istedik.

Tarihsel olarak bakıldığında Ar-Ge harcamalarını Dünya Bankası verilerine dayanarak tablo haline getirdik[1]:

Tablo1

Tablodan da görüleceği üzere yüksek gelirli ekonomiler Ar-Ge’ye daha yüksek pay ayırırken düşük gelirli ekonomiler %1’in çok altında pay ayırmaktadırlar.

İsrail ve Güney Kore 2015 yılında %4,2’nin üzerindeki Ar-Ge harcamalarıyla dünyanın ilk iki ülkesi olarak sıralanmışlardır. Japonya ve İsveç %3,3’lük harcama ile üçüncü ve dördüncü sırada yer almıştır. ABD %2,8, AB ise %2,1 Ar-Ge harcaması gerçekleştirmiştir. 2015 yılında Ar-Ge harcamalarını GSYH’sinin %2,07’sine yükselten Çin 2020 yılında Ar-Ge harcamalarını %2,5 seviyesine yükseltmeyi hedeflemektedir.[2]

İsrail 1984 yılında kabul edilen Endüstriyel Araştırma ve Geliştirme Teşvik Kanunu ile istihdamı artıracak ve ülkenin ödemeler dengesine katkıda bulunacak bilime dayalı ve ihracat odaklı ürün geliştirmeyi hedeflemiştir.[3] 1993 yılında atılan inovasyon temelleri ile ağırlıklı olarak risk sermayesi fonlarına yatırım yapılmış ve yabancı sermaye çekmeyi başararak yüksek teknolojik ürünlerin geliştirilmesi ve üretilmesinde önemli bir adım atılmıştır.[4] Vergi indirimleri ve muafiyetler yabancı sermayenin ülkeye girmesinde önemli rol oynamıştır. Küresel İnovasyon Endeksi 2018 yılı raporuna göre İsrail 11. sırada yer almaktadır.[5]

Küresel İnovasyon Endeksi’nde 2018 yılında İsrail’in hemen arkasında 12. sırada yer alan Güney Kore ise 2010 yılında Ar-Ge harcamalarının %88’ini imalat sektörüne yöneltmiştir. G. Kore 1997’de yaşanan Asya Krizi’nin ardından Ar-Ge harcamalarını 2000 yılından itibaren %2 seviyesinden hızlandırarak 2014 yılında %4,3’e kadar yükseltmeyi başarmıştır. Son 10 yıldır Güney Kore ortalama %3’ün üzerinde GSYH büyümesi kaydetmiştir ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin temelini katma değeri yüksek teknolojik ürünlerin üretimi ve ihracatı oluşturmuştur. Samsung ve LG markaları IT’ye yaptıkları yatırımlarla hafıza kartları, ekran görüntüsü ve akıllı telefonlar konusunda dünya lideri konumuna gelmişlerdir.[6]

Güney Kore’de Ar-Ge için yapılan harcamaların büyük bir bölümü ağırlıklı olarak araştırmaya yöneltilmektedir. Ancak Ar-Ge harcamalarının yeni start-up’lar yerine ağırlıklı olarak uluslararası nitelikteki büyük aile şirketlerine ve devlet tarafından işletilen araştırma enstitülerine aktarılması yeni ürün geliştirme konusunda daralma riskini ortaya koyduğu ve KOBİ’lerin büyük şirketlere bağımlı olarak üretim yaptıkları eleştiriler arasında yer almaktadır.

Küresel İnovasyon Endeksi’nde 2018 yılında 126 ülke arasında 50. sırada yer alan Türkiye ise Ar-Ge harcamalarını 2014 yılında %1’e yükseltse de G-20 ülkeleri arasında ancak 16. sırada yer almıştır. Türkiye’nin sıralamada yukarıya yükselebilmesi Ar-Ge yatırımlarını artırma ve katma değeri yüksek ürün geliştirme ve üretimiyle doğrudan ilişkilidir.

Tablo2

Temmuz 2018 TÜİK verilerine göre, merkezi yönetim bütçesi üzerinden gerçekleştirilen hesaplamalara göre 2017 yılında Ar-Ge için bir önceki yıla göre %17,5 artışla 10,71 milyar TL harcama yapıldı.[7] 2018 yılı merkezi yönetim bütçesinden Ar-Ge için tahsis edilen başlangıç ödeneği 12,95 milyar TL olmuştur ki bu rakam 2014 yılı değerinin yaklaşık iki katıdır. 2018 yılı için en çok ödenek %41,2 ile Genel Bilgi Gelişimi (Genel Üniversite Fonlarından finanse edilen) için tahsis edildi. Bunu %28,5 ile savunma, %7,7 ile endüstriyel üretim ve teknoloji, %5 ile eğitim ve %4 ile ulaşım, telekomünikasyon ve diğer altyapılar takip etti.

Türkiye’de savuma sanayinin Ar-Ge harcamaları bazında endüstriyel üretim ve teknolojiden daha yüksek pay alması düşündürücüdür. Sürdürülebilir büyümenin temelleri başta eğitim olmak üzere üretim ve teknolojiye dayandırılmalıdır. Orta gelirli ekonomilerin ortalamasının altında Ar-Ge harcaması yapan Türkiye’nin inovasyon ve teknoloji alanlarında atacağı kararlı adımlarla yüksek teknolojik ürünlerin üretilmesini, geliştirilmesini ve KOBİ’lerin teknolojik gelişimini desteklemesi zaruridir. İhracat performansımızı artırmak, cari dengeyi sürdürülebilir olarak iyileştirmek ve işsizliği azaltmak amacıyla Ar-Ge harcamalarına daha büyük pay ayırılması gerektiğini düşünüyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan son gelen destek ve önlem paketinin Ar-Ge bacağının önemli ancak yeterli olmadığı kanaatindeyiz. Bakanlıktan ileriye dönük Ar-Ge harcamalarına yönelik hedef konulması Hükümet’in sürdürülebilir büyüme mi yoksa proje bazlı büyüme mi noktasında ne kadar kararlı olduklarının işareti olacaktır.

[1] https://data.worldbank.org/indicator/GB.XPD.RSDV.GD.ZS

[2] https://www.nature.com/news/israel-edges-out-south-korea-for-top-spot-in-research-investment-1.21443

[3] https://www.legco.gov.hk/research-publications/english/1617fs05-innovation-and-technology-development-in-israel-20170320-e.pdf

[4] https://www.ft.com/content/546af0b2-ede5-11e6-930f-061b01e23655

[5] www.globalinnovationindex.org

[6] https://www.ft.com/content/99450bd8-ba71-11e7-bff8-f9946607a6ba

[7] http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27742

 

FULYA GÜRBÜZ