Risk (CDS) primi düşerse TL güçlenir

Foreks.com’da yayınlanan haberde yer aldığı üzere uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nin EMEA Kıdemli Direktör ve Analisti Frank Gill, S&P’nin canlı interaktif web yayınında Türkiye için en büyük soru işaretinin yurt içinde Türk lirasına olan zayıf güvenin nasıl tesis edileceğine dair belirsizlik olduğunu ifade ediyor. TL’de zayıflamanın devam etmesi halinde Gill “Türk özel sektörünün borç çevirmenin üstesinden gelebilecek gibi” göründüğünü ancak Türk lirasında zayıflamanın devam etmesi durumunda “Türk şirketleri ve buna bağlı olarak bankaları için çok, çok kötü haber” olacağını ifade ediyor.

Merkez Bankası’nın 2 Nisan tarihinde yayınladığı Ocak ayı Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Döviz Varlık ve Yükümlülükleri verilerine göre finans dışı kesimin net döviz açığı pozisyonu bir önceki aya göre 3,9 milyar dolar azalarak 194,5 milyar dolar seviyesine geriledi. Finans dışı kesimin döviz varlıkları 118,2 milyar dolar, yükümlülükleri ise 312,7 milyar dolardır. Kısa vadeli varlıkları ise 94,2 milyar dolar olup kısa vadeli yükümlülükleri 89,2 milyar dolar seviyesindedir. Diğer bir deyişle, finans dışı kesim kısa vadede borçlarını çevirebilecek bir yapı ortaya koyuyor. Bankacılık sektörünün ise 29 Mart 2019 ile biten haftada brüt 49, 6 milyar dolar döviz pozisyonu açığı bulunuyor.

Ağustos 2018’de TL’de yaşanan sert değer kaybının ardından TL’de devam eden kırılganlık bankacılık sektörünün takipteki alacaklarının toplam kredilere oranını Ağustos 2018’deki %2,86 seviyesinden Mart 2019 sonu itibarıyla %4,2 seviyesine yükseltmiş durumda. TL’de değer kaybının sürmesi söz konusu oranın yükselmeye devam edeceğini garanti ediyor. 29 Mart tarihli BDDK verilerine göre bankacılık sisteminin takipteki alacak büyüklüğü 106,13 milyar TL seviyesinde. Sorunlu kredilerin satılması (EBRD ve IFC haberleri gündemdeydi) bankacılık sektörü görünümünü iyileştirecektir ancak miktarı ve zamanı konusunda netlik yok.

Ödemeler dengesinin sağlıklı bir yapıya kavuşabilmesi için öncelik TL’ye güveni tekrar kazandıracak ortamı sağlamak. Bu da 8 Nisan’da açıklanması beklenen yapısal reform paketine bağlı.

Dr. Fulya Gürbüz

Mart ayında ihracat bir önceki aya göre yüzde 0,5 arttı, ithalat yüzde 17,8 azaldı

Ticaret Bakanlığı Genel Ticaret Sistemi’ne (GTS) göre 2019 yılı Mart ayında ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre %0,50 artışla 16,33 milyar dolara yükseldi. İthalat ise %17,81 azalarak 18,3 milyar dolara geriledi.

Dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre %67,30 azalışla 1,97 milyar dolara geriledi. Dış ticaret hacmi ise %10,08 azalarak 34,63 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

2018 yılının Mart ayında %73 olarak gerçekleşen ihracatın ithalatı karşılama oranı 2019 yılının Mart ayında %89,3 düzeyine yükseldi.

Son 12 aylık dönemde ihracat bir önceki yıla göre % 6,46 oranında artış ile 178 milyar 324 milyon dolar, ithalat ise % 13,20 oranındaki azalış ile 217 milyar 383 milyon dolar oldu. Dış ticaret hacmi bir önceki yıla göre %5,32 oranında azalarak 395 milyar 707 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise % 82,0 oldu.

2019 yılı Mart ayında Geniş Ekonomik Grupların sınıflamasına göre ihracat incelendiğinde; en çok ihracat “Hammadde (ara mallar)” (7 milyar 619 milyon dolar) grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla “Tüketim malları” (6 milyar 680 milyon dolar) ve “Yatırım (sermaye) malları” (1 milyar 971 milyon dolar) grupları takip etti.

2019 yılı Mart ayında Geniş Ekonomik Grupların sınıflamasına göre ithalat incelendiğinde; en çok ithalat “Hammadde (ara mallar)” (14 milyar 354 milyon dolar) grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla “Yatırım (sermaye) malları” (2 milyar 92 milyon dolar) ve “Tüketim malları” (1 milyar 826 milyon dolar) grupları takip etti.

2019 yılı Mart ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya (1 milyar 504 milyon dolar) olurken, bu ülkeyi sırasıyla İngiltere (899 milyon dolar) ve Irak (894 milyon dolar) izledi. GTS’ye göre 2019 yılı Mart ayında; Irak’a ihracat %8,8, İspanya’ya ihracat %10,3, ABD’ye ihracat %4,4, Romanya’ya ihracat %8,3 ve Suudi Arabistan’a ihracat %30,2 artış kaydedildi.

2019 yılı Mart ayında en fazla ithalat yapılan ülke Rusya (2 milyar 69 milyon dolar) olurken, bu ülkeyi sırasıyla Almanya (1 milyar 698 milyon dolar) ve Çin (1 milyar 426 milyon dolar) izledi.

İşlenmemiş gıdada yüzde 41,7 ile rekor artış

TÜFE’de harcama grupları içerisinde %23,3 paya sahip olan gıda ve alkolsüz içeceklerin enflasyon üzerindeki baskısı Mart ayında da sürdü. Gıda ve alkolsüz içecekler Mart ayında bir önceki aya göre %2,44, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,77 artış kaydetti.

İşlenmemiş gıda özelinde değerlendirdiğimizde sert artış görüyoruz. 2004 temel yılı bazlı işlenmemiş gıda enflasyonu endeksi Mart ayında bir önceki aya göre %4,5 yükseldi ve bir önceki yılın aynı ayına göre %41,7’lik artışla tarihi rekor kırdı. Yukarıdaki grafikten de görüleceği gibi işlenmemiş gıda enflasyonundaki artış tüketici enflasyonu üzerindeki baskının artarak sürdüğüne işaret ediyor. Fiyat indirme baskıları yerine yapısal reformlar çerçevesinde gıda enflasyonunun kontrol edilebilir hale getirilmesi gerektiği açık.

B sınıfı çekirdek enflasyon ise (işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE) 2019 yılı Mart ayında bir önceki aya göre %0,28, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,72 artış kaydetti. Endeks Kasım 2018’den bu yana aralıksız düşüyor. TL’deki sert değer kayıplarının enflasyon üzerindeki etkisi halen sürüyor. TL’ye güven kazandıracak politikalar üretilmesi ve TCMB’nin bağımsızlığı fiyat istikrarında olmazsa olmazlardan.

Dr. Fulya Gürbüz

Mart ayı tüketici enflasyon beklentileri %19,6 civarında

Bugün Türkiye İstatistik Kurumu Mart ayı enflasyon verilerini açıklayacak.

Bloomberg HT’nin enflasyon anketine göre Mart ayı TÜFE için medyan beklentisi aylık 0,94% ve yıllık %19,61 artış olması yönünde.

Foreks anketine göre beklentiler sırasıyla %0,85 ve %19,52.

Şubat ayında TÜFE aylık %0,16 ve yıllık %19,67 artış kaydetmişti.

Yeni Ekonomi Programı’na göre yılsonu TÜFE beklentisi %15,9 seviyesinde bulunurken TCMB’nin reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 74 katılımcıdan oluşan Beklenti Anketi verilerine göre %15,6 seviyesinde bulunuyor.

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ise Şubat ayında aylık %0,09 ve yılık %29,59 artış kaydetmişti. İmalat sektörü PMI verileri girdi maliyetleri ve nihai ürün fiyatlarının Mart ayında yükseldiğini ortaya koymuştu.

Dr. Fulya Gürbüz

Gaz verip sert frene basmak yerine yeni bir yol haritası lazım: Yapısal reform

İmalat sektörü PMI endeksi Eylül 2018’de 42,7 ile 2008 krizinden sonraki en düşük seviyesini kaydetmiş, sonrasında yükselme eğilimini ortaya koymuştu; 2019’un ilk üç ayında da endeks yükselişini sürdürdü.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak 2019’da bir önceki aya göre %1 artış kaydetti. Şubat ve Mart aylarında imalat sektöründeki iyileşmenin sürmesi sanayi üretimi için olumlu bir gelişme. Ancak mevsimsellikten arındırılmış verilere göre Kasım 2018-Şubat 2019 dönemi boyunca ihracatın aylık bazda gerilemeye devam etmesi, 2019 yılının ilk iki ayında ihracatın sanayi üretimi ve dolayısıyla da GSYH büyümesine katkısının negatif olduğuna işaret ediyor.

Öte yandan mevsimsellikten arındırılmış ithalat hacmi aynı dönem boyunca aralıksız artışını sürdürürken dış ticaret açığı aylık bazda aralıksız artmaya devam ediyor (ki bu durum değer kaybeden TL’yi de dikkate aldığımızda cari açıkta artış eğilimini ortaya koyuyor). En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’dan özellikle de Almanya’dan gelen zayıflama işaretleri Türkiye’nin ihracat performansındaki gerilemeyi teyit eder nitelikte.

Tüketim tarafında ise perakende ticaret ve e.t.t.e. tüketim endekslerinin 2019 yılının ilk iki ayında hafif kıpırdandığını, artan iç talebi karşılamak adına da reel sektörün söz konusu dönemde yatırımlarını artırarak stoklarını güçlendirdiğini ortaya koydu.

Ancak takipteki alacaklar tarafına baktığımızda takipteki kredilerin toplam bankacılık sektörü kredilerine oranının Ağustos 2018’den bu yana aralıksız yükselmesiyle reel sektörün finansman tarafında giderek daha zorluk yaşadığını anlıyoruz. 2018 yılının son çeyreğinden 2019 yılı ilk çeyreği sonuna kadar tüketici ve kurumsal kredilerdeki artış eğiliminin sürdüğünü de dikkate aldığımızda takipteki alacakların bankacılık sistemi üzerinde ağırlığını daha da artırdığını anlayabiliriz hele de artan risk primimize bağlı olarak dış borçlanma maliyetleri artıyorken.

(Hatırlatalım: Dış finansman şartlarının giderek zorlu bir hal aldığı 2018 yılında TL’de yaşanan sert değer kaybı sebebiyle TCMB TL’yi korumak adına sert faiz artırım kararı aldı ve sıkı para politikası kararlılıkla sürdürülmeye devam edildi. Ekonomik faaliyette yaşanan fren etkisine paralel olarak yüksek kredi faizleri yurt içinde finansmana erişimi zorlaştırdı.)

Bunların yanında özellikle Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) katkısıyla 2017’de kaydedilen iç tüketimdeki hızlanma, 2018’de KGF’nin sonlanmasıyla yavaşlama ve düşme eğilimini beraberinde getirdi ve sonuç olarak işsizlik oranı 2017 yılında hızla düşerken 2018 yılında hızla arttı.

Enerji ve dış borca bağımlı olmamıza rağmen iç tüketimi pompalayarak büyümenin ateşlenmesi cari açık, TL’de ve üretimde sert değer kayıpları ve yüksek işsizlik oranlarıyla daha şiddetli döndü.

Hal böyle iken, küresel ekonominin yavaşlama eğilimine girdiği bir ortamda hızla artan Türkiye nüfusunu da dikkate aldığımızda Türkiye’nin mevcut tüketim, yatırım ve üretim resminde sürdürülebilir bir şekilde istihdamı artıracak, işsizliği azaltacak bir hikayesi var mı? Maalesef yok. Yerli araba da bir hikaye evet ama yapay zekanın üretim tarafında ağırlığını artırdığı bir ortamda katma değer yaratacak teknolojik ürünlerin üretilmesi, yeni iş alanları yaratması ve dünya çapında marka değeri taşıması daha güzel bir hikaye.

Gerçek şu ki mevcut yapı hem TL’yi hem de ekonomiyi daha da kırılgan hale getiriyor. Gaz verip frene basmak zorunda kalmaktansa istihdam ve sürdürülebilir bir hızda büyümeyi sağlayacak yeni bir yol haritası lazım. Mevcut yapıyla bu sağlanamadığına göre yapıyı değiştirmek yani reform yapmak gerekiyor. Bunu da “yapısal reform” olarak adlandırıyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Avrupa’daki zayıflık Türkiye’de yeni ihracat siparişlerini zayıflattı

Türkiye’de imalat sanayi PMI endeksi Mart 2019’da aylık 0,8 puan artışla 47,2 seviyesine yükseldi.

. Üretimde Temmuz 2018’den beri en ılımlı yavaşlama gözlendi,

. İstihdamdaki düşüş hız kesti,

. Zorlu talep koşullarının yansıması olarak yeni siparişler hem iç hem de dış pazarlarda hız kesti,

. Türk lirasındaki zayıflamaya bağlı olarak girdi maliyetleri arttı, nihai ürün fiyatları üst üste ikinci ay arttı ve artış Şubat ayına göre ivme kazandı.

Endeksin 50,0 değerinin üzerinde ölçülen tüm rakamlar sektörde genel anlamda iyileşmeye, altındaki değerler ise daralmaya işaret ediyor.

PMI endeksi Eylül 2018’de 42,7 ile 2008 krizinden sonraki en düşük seviyesini kaydetmiş, sonrasında yükselme eğilimini ortaya koymuştu; 2019’un ilk üç ayında ise endeks yükselişini sürdürdü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak 2019’da bir önceki aya göre %1 artış kaydetmişti. Şubat ve Mart aylarında imalat sektöründeki iyileşmenin sürmesi sanayi üretimi için olumlu bir gelişme. Ancak özel sektör yatırımlarındaki toparlanmaya rağmen talep tarafındaki zayıflıkları dikkate aldığımızda 2019 yılı ilk çeyreğinde sanayi üretiminde bir önceki çeyreğe göre dikkate değer bir hızlanma işareti görmüyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Çin’de imalat sektörü Mart 2019’da büyüdü ancak hızlanma potansiyeli sınırlı

Çin Caixin imalat sektörü PMI endeksi Mart 2019’da aylık 0,9 puan artışla 50,8 puan seviyesine yükselerek büyüme bölgesine geri döndü. Markit tarafından yayınlanan raporda şu detaylar yer alıyor:

. Üretim ve toplam yeni siparişler hızla arttı.

. Yurt içi ve yurt dışı talep arttı… Yeni siparişler alt endeksi Kasım 2018’den bu yana en yüksek seviyesini kaydetti, yeni ihracat siparişleri alt endeksi büyüme bölgesi olan 50 seviyesinin üzerine çıktı.

. Şubat ayındaki zayıf işsizlik verisinin ardından, istihdam alt endeksi son 5 yılın en yüksek seviyesini kaydetti.

. Girdi stokları Kasım 2018’den bu yana ilk kez yükseldi.

. Kısmi artış kaydeden girdi maliyetlerine bağlı olarak çıktı fiyatları yükseldi.

. Gelecek 12 aya yönelik beklentilerde artış kaydedildi.

Japonya’da ise Nikkei imalat sektörü PMI endeksi 2019 yılı ilk çeyreğinde 2016 yılı ikinci çeyreğinden bu yana en kötü performansını gösterdi. Yurt içi ve yurt dışı talepte düşüş üretimi de aşağı çekerken sektörde istihdam artışı 2016’nın sonlarından bu yana en zayıf performansını kaydetti.

Güney Kore imalat sektörü PMI endeksi de 50 seviyesinin altında daralma bölgesinde yerini korudu. Zayıf yurt içi ve yurt dışı talebe bağlı olarak düşmeye devam eden yeni siparişlerin etkisiyle üretim kaybı sürdü.

2018 yılında %2,6 reel büyüme kaydeden Tayvan ekonomisinde ise imalat sektörü zayıf performans göstermeye devam ediyor. 2019’da %2,1 büyüme tahmini öne süren IHS Markit raporuna göre ülkede yurt içi ve yurt dışı talepteki zayıflığa bağlı olarak imalat sektörü PMI endeksi daralma bölgesi olan 50 seviyesinin altındaki yerini korumaya devam ediyor.

Endonezya, Filipinler, Malezya, Myanmar, Singapur, Tayland ve Vietnam’ı kapsayan ASEAN imalat sanayi PMI endeksi de Mart ayında tekrar büyüme bölgesi olan 50 seviyesinin üzerine yükseldi. Üretim ve satışlardaki artış iş güvenini yükseltti. Bölgede enflasyonist baskılar azalırken istihdam Şubat ayının ardından Mart ayında da yükseldi.

ABD ve Çin arasındaki ticaret görüşmelerine yönelik olumlu adımlar Mart ayında bölgede ticaret ve üretimin artmasında etkili oldu. Devamlılığı mümkün ancak ABD ekonomisindeki zayıflama sinyalleri, durgunluk emareleri gösteren Avrupa ekonomisi ve iç talepte zayıflama kaydeden Japonya ekonomisini dikkate aldığımızda Çin ve komşu ülkelerin üretim ve satış potansiyellerinin sınırlı olduğunu düşünüyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

TL’de istikrar yapısal reformlarla sağlanmalı

Merkez Bankası net uluslararası rezervleri 1-22 Mart arasında 9,3 milyar dolar eridi…

Merkez Bankası’nın net uluslararası rezervleri 22 Mart ile biten haftada 25,7 milyar dolara gerileyerek Mart ayı başına göre 9,3 milyar dolar eridi. Net uluslararası rezerv, Merkez Bankası’nın brüt döviz rezervleri ile brüt uluslararası yükümlülüklerinin farkını ifade ediyor. 15 Mart’ta biten haftada net rezervler 28,5 milyar dolar seviyesine gerilemişti, Hazine’nin Mart ayı dış borç ödemesi 3,8 milyar dolar iken Mart ayı başına göre net rezervin 6,7 milyar dolar erimesine sebep olarak TCMB, 25 Mart tarihli basın duyurusunda, “olağan işlemlerden ve dönemsel unsurlardan kaynaklanmakta olup öngörülmeyen bir durum söz konusu değildir” açıklamasını yaptı.

“Olağan” durum 18-22 Mart haftasında da devam etti ve net uluslararası rezervler bir önceki haftaya göre 2,8 milyar dolar daha eridi.

… finansal piyasaları satış dalgası vurdu…

“Olağan” durumların ayrıntılarını net olarak bilmesek de sonuç olarak Dolar/TL kuru geçen hafta 5,84 zirvesini gördü, Türkiye tahvillerini almak için talep edilen risk primi 400 baz puana yaklaştı, yurt içi yerleşiklerin kıymetli maden dahil yabancı para mevduat ve fonları 22 Mart ile biten haftada yaklaşık 3,5 milyar dolar artışla 179,3 milyar dolara yükselerek rekor tazeledi.

25 Mart ile başlayan haftada ise Londra’da swap piyasasında azalan TL arzına bağlı olarak TL borçlanma faizi 27 Mart’ta gecelik %1300 seviyesini geçti, CDS primleri 475 baz puana yükseldi, TL bulamayan yabancı yatırımcıların TL cinsinden varlıklarını satmaları sonucu tahvil faizleri yükseldi, Hazine ihalelerinde daha yüksekten borçlanıldı, hisse senetleri sert düştü. Bugün (28 Mart) ise TCMB’nin swap limitlerini artırması ile swap piyasasında TL faizleri tekrar %25 seviyelerine geri geldi.

22-28 Mart tarihleri arasında yaşanan kargaşanın etkisiyle BIST 100 endeksi %7,7 düştü, 2-yıllık gösterge tahvilin faizi 300 baz puandan fazla yükseldi, 5,84 seviyesine yükselen Dolar/TL kuru 5,33 seviyelerine gerileyip tekrar 5,60 sınırına dayandı. Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’dan da müjdeli bir açıklama geldi: “TCMB’nin rezervlerini güçlendirme politikasına kararlılıkla devam ediyor. Son bir hafta içinde toplam rezerv 4,3 milyar dolar artışla 96,7 milyar dolar seviyesine ulaştı”. Brüt rezervler 22 Mart tarihinde 91 milyar dolara gerilemişti.

…31 Mart yerel seçimlerinin sonucu ve ardından atılacak yeni ekonomik hamlelere odaklanıyoruz.

22 Mart’ta başlayan çalkantı TL’nin kırılganlığını teyit etmiş oldu. Yavaşlayan küresel ekonomide yatırımlar, sağlam hikayesi olan ekonomilere yönelecek. Türkiye’de yerli otomobil üretimi konusunda umut tohumları ekilmeye çalışılıyor ancak önceliğimizin hükumetten beklediğimiz yapısal reformlar olduğunu tekrarlayalım.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed Mart ayı Ekonomi Raporu’nda sürpriz yok, güvercin ton desteklendi

New York Fed, Mart ayı Ekonomi Raporu’nu yayınladı. 19-20 Mart tarihli toplantısında faizleri sabit tutan ve 2020’de bir faiz artırımı beklentisini ortaya koyan Fed’in güvercin yaklaşımıyla hayli uyumlu bir rapor. Fed bir sonraki toplantısını 30 Nisan-1 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirecek. Fed’in mevcut faiz seviyesinde değişiklik yapmasını gerektirecek bir tablo şimdilik yok. Sebebi detaylarda sıralanmış:

Tüketim 2018 sonunda zayıfladı, 2019’da toparlanma sinyalleri var…

Aralık 2018’de tüketici harcamalarının reel olarak önemli ölçüde zayıfladığı; buna karşılık perakende satışların Ocak 2019’da, tüketici güveninin ise Şubat 2019’da önceki düşüşlerin ardından toparlandığı ifade edildi.

Yatırım harcamalarında ivme kaybı var…

İşletme ekipmanı harcamaları 4Ç2018’de önceki iki çeyreğe göre iyileşse de 2017 seviyelerinin gerisinde kaldı. Uçak hariç yeni sermaye malları siparişleri Ocak 2019’da arttı ancak sevkiyatların bir miktar gerisinde kaldı ki Fed bu gelişmeyi yakın vadede ivme kaybı olarak yorumluyor.

Konut piyasasında sinyaller karışık…

Konut piyasası göstergeleri Ocak 2019’da sıçrama yaptı ancak inşaat izinleri sektöre ilişkin karışık sinyaller verdi.

İstihdam piyasası zayıfladı, ücret artışları gücünü korudu…

İstihdam Şubat 2019’da zayıf kaldı. İşsizlik oranı düştü, istihdamın nüfusa oranı ve işgücüne katılım oranı değişmedi. Ücret artışları gücünü korudu.

Enflasyonda kısa vadede zayıflama işaretleri geldi…

Çekirdek enflasyon Şubat 2019’da zayıfladı fakat para politikası kurulunun uzun vadeli hedefi olan %2 ile aşağı yukarı uyumlu olduğu belirtiliyor.

Finansal piyasalar Mart ayında olumlu seyretti…

Geçen ay ABD hisse senetleri endeksleri ılımlı bir toparlanma sergiledi, volatilite düştü. 10-yıl vadeli tahvilin faizi nominal olarak kısmen geriledi. Ticaret ağırlıklı geniş kapsamlı dolar endeksi hafif yükseldi. Petrol fiyatları kısmen arttı.

Dr. Fulya Gürbüz