Fed Başkanı Jerome Powell: “ABD ekonomisinde resesyon riski yok”

ABD merkez bankası Fed Başkanı Jerome Powell 12 Şubat tarihinde Missisipi eyaletinde katıldığı bir forum ve üniversite ziyaretinde yaptığı konuşmalarda beklediğimiz gibi para politikasına yönelik yorum yapmadı ancak ABD ekonomisine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Konuşmalarda şu noktalara dikkat çekti:

. Ulusal bazda ekonomi güçlü. Artan bir resesyon riski görmüyorum.

. İşsizlik son 50 yılın en düşük seviyesinde. Üretim güçlü bir şekilde artıyor. Ancak refah özellikle kırsal bölgeler dahil olmak üzere birçok yerde hissedilmiyor.

. ABD ekonomisi güçlü görünmesine rağmen Fed yoksullukla savaşmak için kırsal bölgelerde bankacılık ve finansman ihtiyacına yönelik olarak çalışıyor.

. ABD’de işgücüne katılım oranı %63,2 seviyesinde olmasına rağmen 2018 Dünya Bankası istatistiklerine göre dünyada 101. sırada yer alıyor.

. %3,9 seviyesindeki işsizlik oranı ile maksimum istihdam seviyesine yakın ancak ülkenin her bölgesinde aynı değil.

. Eşit eğitim fırsatları ve işgücünün eğitilmesi önemli.

. 10 yıllarca yapılan araştırmalara göre üniversite öncesinde yüksek kalitede öğretmenlerin desteğinde iyi eğitim almış olan öğrenciler ilerde daha iyi bir yaşam kalitesine sahip olmaktadırlar.

. Yerel bankaların hem kişisel olarak hem de girişimcilik düzeyinde ihtiyaç duyanlara finansman sağlama konusunda kısıtlamalar olmamasına yönelik düzenlemelere ihtiyaç var.

Powell’dan farklı bir para politikası yorumu beklemiyoruz

Fed Başkanı Jerome Powell TSİ 20.45’te Yoksul Kırsal Toplumlarda Ekonomik Gelişmeler konusunda ABD’nin Missisipi eyaletinde bir konuşma yapacak.

En son 6 Şubat’ta eğitimcilerle bir araya geldiği toplantıda Powell, gelir eşitsizliği ve durağan üretkenliğin önümüzdeki on yılın en büyük zorlukları olduğunu dile getirmiş, ücretlerin orta ve düşük gelirli gruplarda daha düşük hızla arttığına dikkat çekmiş, işgücü katılımının ve gelir sınıfları arasındaki mobilitenin arttırılmasının önemine vurgu yapmıştı.

Powell’in bugün yapacağı konuşmasında para politikasından ziyade kırsal toplumlarda üretim, üretkenlik ve gelir artışına yönelik görüşlerini sunmasını bekliyoruz.

Para politikasına ilişkin olarak Powell, 29-30 Ocak’ta yapılan ve faiz değişikliğine gidilmeyen para politikası toplantısının ardından mevcut ekonomik ortamın faiz artışına sebep vermediğini, faiz artırımı konusunda sabırlı olunacağını ifade etmişti.

Coface: “2019 yılında işletmeler için iki gizli tehlike: Ekonomik gerileme ve siyasi riskler”

Dünyanın önde gelen sigorta şirketlerinden olan Fransa merkezli Coface 23. Ülke Riskleri Konferansı’nı 5 Şubat 2019 tarihinde Paris’te gerçekleştirdi.

Coface Baş Ekonomisti Julien Marcilly 2011-2012 yıllarındaki devlet borçları krizinden bu yana ilk kez 2019 yılında işletmelerin iki gizli tehlikeye dikkat etmeleri gerektiğini ifade etti: Konjonktürel yavaşlama ve siyasi riskler.

Ekonomik yavaşlama belirginleşiyor…

Yayınlanan basın bülteninde yer aldığı üzere 2017 ve 2018 yıllarında %3,2 büyüyen dünya ekonomisinin artan siyasi riskler, emtia fiyatlarındaki yüksek oynaklıklar ve arz kısıtlarının etkisiyle 2019 yılında %3 seviyesine yavaşlaması bekleniyor. Euro Bölgesi GSYH büyümesinin 2019 yılında %1,6’ya, ABD’nin ise %2,3’e yavaşlaması öngörülüyor.

Zayıflama sinyallerinin Batı Avrupa’dan gelmeye başladığı ifade edilirken, konjonktürel bir yavaşlama ve siyasi belirsizliklere bağlı olarak 26 Avrupa ülkesinden 20 tanesinde işletme iflaslarının sayısının (Euro Bölgesi’nde %1,2, Orta Avrupa’da %6,5 oranlarında) artacağı tahmin ediliyor. Dünya ticaretindeki yavaşlamanın bu yıl da devam ederek %2,3 seviyesine gerilemesi öngörülüyor.

Ekonomik yavaşlama eğiliminden en fazla etkilenecek sektörün ise yaklaşık sekiz yıllık büyüme döngüsünün ardından yavaşlama sinyalleri veren otomotiv sektörünün olduğu ifade ediliyor.

Coface, Çin piyasasının doyma noktasına ulaştığı ve korumacılığın arttığı bir küresel ortamda otomotiv sektörüne yönelik olarak yatırım ihtiyacı, artan rekabet, tüketicilerin değişen yaşam tarzları ve yeni kirlilik karşıtı çevre standartlarına uyum gerekliliğine vurgu yapıyor.

Bu gelişmeler neticesinde Coface, otomotiv sektörünün risk düzeyini Batı Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamında ve Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde “Orta Risk” düzeyine, Latin Amerika ve Kuzey Amerika ülkelerinde ise “Yüksek Risk” düzeyine düşürdüğünü açıkladı.

Artan siyasi risk Coface sosyal risk göstergesini aşağı çekti…

Avrupa’da artan siyasi risk unsurlarına bağlı olarak Coface sosyal risk göstergesinin 2010 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştığı kaydedilen notta bu risklerin genellikle seçim dönemlerinde belirginleştiği, bu sebeple Yunanistan’daki seçimlerin ve İtalya’daki, İspanya’daki ve Almanya’daki muhtemel erken seçimlerin yakından izlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Coface, Mayıs 2019’da gerçekleştirilecek olan Avrupa seçimleri sonrasında oldukça bölünmüş bir Avrupa Parlamentosu yapısı riskine işaret ederken bunda yaygınlaşan sosyal memnuniyetsizlikler ve Avrupa karşıtı partilerin artan popülerliğinin etkisi olacağına parmak basılıyor.

“TL’deki değer kaybı Türkiye ihracatı açısından avantaj”…

Türkiye’ye ilişkin olarak ise Coface ekonomisti Seltem İyigün şunları kaydetti:

“2018’de TL’nin ABD doları karşısında yaklaşık yüzde 40 değer kaybetmesinin özel sektör ve tüketim üzerindeki olumsuz etkilerinin 2019’un ilk yarısında devam etmesi beklenmektedir. Öte yandan, söz konusu değer kaybı, ihracatçılar açısından 2019 yılının daha avantajlı geçmesine neden olacaktır. Bu anlamda otomotiv, tekstil, giyim, metal, kimya, gıda gibi sektörlerin ihracat gelirlerinin artacağı öngörülmektedir. Kamu tarafından uygulamaya konulan destek paketleri ve ihracat, büyüme açısından önemli olacaktır. Öte yandan son haftalarda kredi faizlerinde görülen kısmi gerileme olumlu değerlendirilmektedir ancak bu düşüşün kalıcı olabilmesi için enflasyonun düşüş trendine girmesi önem taşımaktadır.”

“Yükselen piyasalara sermaye girişi Türkiye’yi avantajlı kılacak”…

Coface basın bülteninde, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki büyümede beklenen yavaşlamanın olumlu bir etkisi olarak ABD Merkez Bankası’nın faiz artırma olasılığının azalması ile birlikte, yükselen piyasalardan sermaye çıkışı riskinin sınırlanacağı ifade ediliyor.

Bu konuya ilişkin olarak ise Türkiye bağlamında Coface Türkiye Genel Müdürü Emre Özer 2019 yılının ikinci yarısında, sıkı para politikası ve TL’deki daha dengeli seyrin enflasyonun gerileme eğilimini destekleyeceğini savunuyor. Özer, enflasyondaki düşüşün paralelinde faizlerin bir miktar daha gerilemesiyle birlikte kredi kanalının daha verimli çalıştığı, tüketim ile üretim dinamiklerinin büyümeye daha fazla destek verdiği görüleceğini ifade ediyor. Coface Türkiye’nin 2019 yılı büyümesini %1,2 olarak tahmin ediyor.

Özer “petrol fiyatlarındaki oynaklık, jeopolitik gerginlikler, AB ülkelerindeki yavaşlama, Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşlarının etkileri gibi unsurların Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin büyüme performansları üzerinde 2019’da aşağı yönlü baskı yaratacağını” belirterek “ABD merkez bankasının önümüzdeki dönemde faizleri artırırken daha “sabırlı”, bilançoyu küçültürken ise daha “esnek” olacağını ifade etmesi, gelişmekte olan ülkelere daha fazla sermaye girişine neden olabileceğini” ekliyor. Özer’e göre “Böyle bir durumun oluşması halinde, Türkiye hem büyüme hem enflasyon dinamikleri açısından daha olumlu bir pozisyonda olacak.”

4Ç2018 makro verileri İngiltere ekonomisindeki zayıflığı doğruladı

Hafta başında İngiltere’den gelen büyüme, özel sektör yatırımları ve dış ticaret verileri ekonomide zayıflığın giderek arttığına işaret etti. Söz konusu gelişmelerde Brexit sürecenin yarattığı belirsizlik ve zayıflayan küresel ticaret önemli rol oynadı.

. İngiltere’de GSYH 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %0,2 büyüdü. 3Ç2018’de dönemlik %0,6 büyüme kaydedilmişti. Büyümenin tetikleyicileri özel ve kamu harcamaları oldu. GSYH, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,3 büyüme kaydetti; böylece 2018 yılı genelinde %1,4 büyüme kaydedildi. Böylece 2009’dan bu yana en düşük büyüme performansı yaşandı. 2017 yılında ortalama %1,8 büyüme kaydedilmişti.

. Özel sektör yatırımları 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %1,4 daralarak son 3 yılın en düşük performansını gösterdi. 3Ç2018’de dönemlik %1,2 daralma yaşanmıştı. Özel sektör yatırımları 4Ç2018’de bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %3,7 küçüldü.

. İhracat hacmi Aralık 2018’de aylık bazda %1, ithalat %1,6 düşüş kaydetti.

Gıda enflasyonundaki hızlanmaya tanzim satış çözümü

Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE), 2018 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %3,28, bir önceki yılın Aralık ayına göre ise %15,89 artış kaydetmişti.

Tüketici fiyatları enflasyonu (TÜFE) ise Ocak ayında bir önceki aya göre %1,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %20,4 artmış, aylık ve yıllık bazda en yüksek artış gıda ve alkollü içecekler grubunda kaydedilmişti.

TÜİK tarafından gıda ürünlerinin TÜFE içindeki ağırlığı %21,7, alkolsüz içeceklerin %1,6, alkollü içeceklerin %0,4, sigaranın payı ise %3,9 olarak belirlenmiştir.

Gıda enflasyonu Ocak ayında yıllık bazda %31 seviyesine sıçrarken gıda dışı TÜFE yıllık bazda %16,6 seviyesine geriledi. Küresel bazda bakıldığında imalat sektörü PMI verileri de gıda fiyatlarında artış yaşandığını gösteriyor.

TL’de yaşanan değer kaybının gıda enflasyonu üzerindeki etkisini de hatırlatmakta fayda var:

Tarım ürünleri üretici fiyatlarını incelediğimizde kuru soğan ve patates fiyatları 2018 yılında en sert artış yaşayan iki ürün oldu. Kuru soğan üretim fiyatları 2018 yılında yıllık ortalama %70, patates ise % 39 artış kaydetti. Aralık 2018’de sırasıyla yıllık bazda %168 ve %78 artış yaşandı. Her iki ürünün TÜFE içindeki ağırlıkları ise sırasıyla %0,23 ve %0,51 seviyesindedir.

Fiyat artışlarını kontrol altına almak amacıyla özellikle 2018 yılı sonundan itibaren hal yasası düzenlemeleri ve depo baskınları ile enflasyonla mücadele kapsamında fiyat indirimleri uygulamaları gündeme geldi ancak Aralık ve Ocak ayı verileri tarım ve gıda fiyatlarında henüz dizginlerin ele alınmadığını gösteriyor. Önümüzdeki aylardaki gelişmeler uygulamada başarılı olup olunmadığını gösterecek.

Dünya Gazetesi haberine göre sebzelerin aracılar olmadan üreticiyi doğrudan tüketiciyle buluşturan tanzim satış mağazalarının kurulmasının ardından geçen iki haftaya yakın süreçte marketlerdeki sebze fiyatlarının yarıya düşerek tanzim satış fiyatlarına yaklaştığı hatta aşağısına geldiği bildiriliyor.

Gelelim Tarım ÜFE’de seçtiğimiz ürünlerde yaşanan fiyat gelişmelerine…

14 Şubat Cuma günü Ocak ayı verileri açıklanacak olan Tarım ÜFE’de 2017-2018 dönemindeki gelişmeleri inceledik:

Kuru Soğan: 2017 yılı genelinde yıllık ortalama %21 fiyatı düşen kuru soğan, 2018 yılında ortalama %70 fiyat artışı yaşadı. 2018’in ilk yarısında ortalama %32 fiyat artışı yaşanırken ikinci yarısında %108’lik artış kaydedildi. Aralık 2018’de ise yıllık artış %168 oldu.

Patates: 2017 yılında yıllık ortalama %19 artan patates fiyatları 2018 yılında yıllık %39 artış kaydetti. 2018’in ilk yarısında ortalama %15, ikinci yarısında ise %64’lük artış yaşandı. Aralık 2018’de yıllık %78 artış yaşandı.

Buğday: 2017 yılında ortalama %10 artan buğday fiyatları 2018 yılında ortalama %6 artış kaydetti.

Arpa, Çavdar, Yulaf: 2017 yılında ortalama %16 artan arpa, çavdar, yulaf fiyatları 2018 yılında ortalama %8 artış kaydetti.

Mısır: 2017 yılında ortalama %11 artan mısır fiyatları 2018 yılında ortalama %14 artış kaydetti.

Ayçiçeği: 2017 yılında ortalama %14 artan ayçiçeği fiyatları 2018 yılında ortalama %11 artış kaydetti.

Kuru Baklagiller: Nohut, mercimek, kuru fasulyeyi kapsayan kuru baklagiller 2017 yılında %25 artış kaydetmiş, 2018 yılında ise %4 oranında fiyat düşüşü yaşanmıştır.

İnek Sütü: 2017 yılında ortalama %8 artış kaydeden inek sütü fiyatları 2018 yılında ortalama %21 artış kaydetti.

Yumurta: 2017 yılında ortalama %8 artan yumurta fiyatları 2018 yılında ortalama %15 artış kaydetti. 2018’in ilk yarısında fiyatlar yıllık olarak değişmezken ikinci yarısında ise %30’luk artış yaşandı.

Zeytin: 2017 yılında ortalama %4 artan zeytin fiyatları 2018 yılında ortalama %13 artış kaydetti.

Domates: 2017 yılında ortalama %17 artan domates fiyatları 2018 yılında ortalama %18 artış kaydetti. 2018’in ilk yarısında ortalama %3, ikinci yarısında ise %32’lik artış yaşandı. Özellikle 2018 yılı Haziran-Ekim döneminde yıllık ortalama %42 artış yaşandıktan sonra Kasım-Aralık döneminde ortalama yıllık %3’lük artış yaşandı

Sivri Biber: 2017 yılında ortalama %19 artan sivri biber fiyatları 2018 yılında ortalama %8 geriledi. 2018’in ilk yarısında ortalama %32 oranında fiyat düşerken, ikinci yarısında ise %17’lik artış yaşandı.

Patlıcan: 2017 yılında ortalama %24 artan patlıcan fiyatları 2018 yılında ortalama %2 geriledi. 2018’in ilk yarısında ortalama %13 oranında fiyat düşerken, ikinci yarısında ise %9’luk artış yaşandı.

Balık: 2017 yılında ortalama %17 oranında artan balık ve su ürünleri fiyatları 2018 yılında %18 arttı.

Fındık, Ceviz, Antep Fıstığı: Ayçiçeği: 2017 yılında ortalama %4 artan fındık, ceviz, antep fıstığı fiyatları 2018 yılında ortalama %19 artış kaydetti.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: Sanayi üretimi, işsizlik, cari işlemler dengesi, bütçe ve beklenti anketi

11-15 Şubat haftasında yoğun bir veri akışı takip edilecek.

11 Şubat 2019, Pazartesi
. İngiltere’de 2018 yılı 4. çeyrek GSYH büyüme ilk tahmini yayınlanacak. 3Ç2018’de çeyrek bazda %0,6, yıllık bazda %1,5 artış kaydedilmişti. Beklentiler sırasıyla %0,2 ve %1,4.

12 Şubat 2019, Salı
. Fed Başkanı Powell konuşacak.

13 Şubat 2019, Çarşamba
. Euro Bölgesi Ocak ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak. Aralık 2018’de sanayi üretimi aylık bazda %1,7, yıllık bazda %3,3 düşüş kaydetmişti. Ocak ayı beklentisi aylık %0,4, yıllık %3,2 düşüş olacağı yönünde.
. ABD’de Ocak ayı enflasyon verisi açıklanacak. Aralık 2018’de tüketici enflasyonu %,1,9, çekirdek enflasyon %2,2 artış kaydetmişti. Ocak ayı için beklentiler sırasıyla %1,5 ve %2,1.

14 Şubat 2019, Perşembe
. Türkiye’de Aralık ayı cari işlemler dengesi açıklanacak. Kasım ayında 986 milyon dolar cari işlemler fazlası elde edilmiş böylece 12 aylık toplam cari açık 33,93 milyar dolar seviyesine gerilemişti.
. TCMB Şubat ayı Beklenti Anketi açıklanacak. Ocak ayında yıl sonu TÜFE %16,45’e gerilemiş, yıl sonu Dolar-TL kuru 6,185 seviyesine yükselmiş, yıl sonu cari açık toplamı 24,67 milyar dolar seviyesine gerilemiş, yıl sonu GSYH büyüme beklentisi önceki %3,04’ten %1,4 seviyesine gerilemiş, 2020 yılı GSYH büyüme beklentisi ise %1,53’ten %3,03’e yükselmişti.
. Aralık ayı sanayi üretimi verileri açıklanacak. Kasım 2018’de takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %0,25, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %6,47, arındırılmamış olarak sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %6,48 daralmıştı.
. Çin’de Ocak ayı dış ticaret verileri açıklanacak. Aralık ayında ihracat yıllık bazda %4,4, ithalat %7,6 daralmıştı. Ocak ayı için beklentiler sırasıyla %3,3, ve %9,0 daralma yönünde.
. Euro Bölgesi 4Ç2018 GSYH büyüme beklentisi ikinci tahmini yayınlanacak. İlk tahmin çeyrek bazda %0,2, yıllık bazda %1,6 artış yönündeydi.
. ABD’de Aralık 2018 perakende satış verileri açıklanacak. Kasım 2018’de aylık %0,2 artan perakende satışların Aralık ayında da %0,2 artış kaydedeceği yönünde.

15 Şubat 2019, Cuma
. Türkiye’de Kasım 2018 dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Ekim 2018 döneminde işsizlik oranı %11,6 seviyesine yükselmiş, mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik oranı %11,5 seviyesine yükselmiş, tarım dışı işsizlik oranı 1,3 puanlık artış ile %13,6 olarak tahmin edilmişti. İşsizlik oranının Kasım 2018 döneminde %11,7 seviyesine yükselmesi bekleniyor.
. Ocak ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Aralık 2018’de 18,07 milyar TL bütçe açığı kaydedilmişti.
. Aralık 2018 perakende satış verileri açıklanacak. Kasım 2018’de takvim etkisinden arındırılmış perakende satışlar bir önceki yılın aynı ayına göre %6,3 azalmış, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sabit fiyatlarla perakende satış hacmi bir önceki aya göre %0,1 artmıştı.
. Çin’de Ocak ayı enflasyon verileri açıklanacak. Aralık 2018’de yıllık bazda %1,9 artan tüketici enflasyonunun Ocak ayında %2 artması bekleniyor.
. ABD’de Ocak ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak. Aralık 2018’de sanayi üretimi aylık %0,3, yıllık %4 artış kaydedilmişti. Ocak ayı imalat sektörü PMI verileri üretimde hızlı artışa işaret etmişti.

Oxford Economics: Borç stoku yüksek olan ülkelerde riskler korunuyor

Oxford Economics son 5 yılda çoğu gelişen ekonomilerde kredi patlaması olduğunu ancak tarihsel bazda bakıldığında kredi patlamalarının 3’te 2’sine yakınının düşük büyüme ve finansal krizlerle sonuçlandığına dikkat çekiyor.

Oxford Economic tarafından yayınlanan “Gelişen ekonomilerin borcu: Balon patlamış olabilir” başlıklı raporda, borç stokuyla ilgili problemlerin gelişen ekonomilerin toplam GSYH büyüme potansiyelini önümüzdeki birkaç yılda her yıl yüzde 1 puan aşağı çekebileceği hesaplanıyor.

2014-2016 döneminde borç patlaması zirve yapan gelişen ülkeler arasında Meksika, Şili, Tayland, Endonezya ve Malezya’nın GSYH büyümelerinde yumuşak iniş kaydedilirken (%1 veya daha az bir büyüme kaybı), Rusya, Kolombiya, Türkiye, Suudi Arabistan ve Brezilya’da ise daha sürt düşüşlere (%2,5-4,0 arasında düşüş) tanık olunduğu belirtiliyor.

Raporda Çin’in yüksek miktarlı borç patlamasının ise ekonomik büyümede yumuşak bir inişle sonuçlanacağı tahmin ediliyor.

Ayrıca artan batık kredilerin risk oluşturduğu, geçen yıl
bu sebeple özellikle Pakistan, Türkiye, Arjantin ve Filipinler’de sert faiz artışları yaşanmasına sebep olduğu ifade ediliyor.

Küresel yavaşlamanın ve geçen yıl (özellikle Arjantin ve Türkiye’de yaşanan) finansal şokların yüksek borç stokuna sahip gelişen ülkelerin büyüme potansiyelleri üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği hatta daha da derinleştirebileceği belirtiliyor. Her ne kadar Fed’in ABD ekonomisine yönelik güvercin tutumunun bu riskleri azalttığı ifade edilse de ortadan kalkmadığına dikkat çekiliyor.

Ekonomik aktiviteye gölge düşüren Brexit belirsizliğine AB yetkililerinden sarı ışık geldi

Brexit için son tarih olan 29 Mart öncesinde Başbakan Theresa May bugün AB yetkilileriyle Brüksel’de bir araya geldi.

Görüşme sonrasında AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve AB Konseyi Başkanı Donald Tusk anlaşmasız Brexit seçeneğini ortadan kaldıracak ve Başbakan May’in İngiltere parlamentosundan destek alabilecek şekilde bir çözüm bulma konusunda çalışabileceklerini ifade ettiler.

Görüşme sonrası yayınlanan ortak bildiride yer aldığı üzere taraflar arasında tartışmaların çetin ve yapıcı olduğu vurgulanırken, Başbakan May’in İrlanda duvarı konusunda değişiklik talebinde bulunmasına karşılık AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’ın 27 AB ülkesinin anlaşmayı tekrar müzakerelere açmayacaklarını söylediği belirtildi.

AB tarafı gümrük birliği veya tek pazar konularında İngiltere ile işbirliği niyetlerini ortaya koyarken Brexit taraftarları ticari olarak AB’den tamamen bağımsız olmayı tercih ediyorlar.

Başbakan May ve AB yetkilileri Şubat ayı bitmeden tekrar bir araya gelecekler.

Öncesinde Başbakan May’in ilk hamlesi parlamentoya revize bir anlaşma sunmak olacak.

Başbakan May ve AB yetkilileri arasında yapılan görüşme sırasında İngiltere Merkez Bankası (BOE) da para politikası toplantısı kararını ve enflasyon görünümü raporunu yayınladı. BOE beklendiği gibi %0,75 olan politika faizinde değişiklik yapmadı. Toplantı sonrası yayınlanan notta Brexit belirsizliği ve ticaret anlaşmazlıklarının hem İngiltere hem de dünya ekonomisini olumsuz etkilediği belirtildi. BOE, küresel ekonominin 2018 yılı üçüncü çeyreğinde (3Ç2018) %2,4 büyümesinin ardından 3Ç2019’da %1,9 seviyesine yavaşlayacağını öngörüyor.

Brexit belirsizliğine ilişkin olarak BOE Başkanı Carney anlaşma olmadan ayrılma durumunun en kötü senaryo olarak değerlendirdiklerini ve belirsizlikleri daha da artırabileceğini ifade etti. Şubat ayı Enflasyon Raporu’nda en kötü senaryoda İngiltere ekonomisinin 2018’de %1,4’lük büyüme kaydetmesinin ardından 2019 yılında %0,8 büyümeye gerileyebileceği, belirsizliklerin azaldığı ve finansal şartların gevşediği en iyi senaryoda ise %1,6’lık büyümenin yakalanabileceği tahmin ediyor. Şubat ayı mod projeksiyonuna göre ise 2019 yılı için büyüme tahmini Kasım Enflasyon Raporu’nda öngörülen %1,7’den %1,2 seviyesine revize edildi.

Para politikasında BOE’nin siyasi ve finansal her türlü olasılığı değerlendirdiğini ve esnek bir politika sürdürmeye devam edeceğini anlıyoruz. Anlaşmasız Brexit seçeneği henüz ortadan kalkmış değil; her iki taraf işbirliğine açık görünse de kararlarından taviz vermek istemiyorlar. Brexit tarihi olan 29 Mart’a kadar piyasalarda dalgalanma devam edecek. AB ve İngiltere arasındaki belirsizliğin ABD dolarına talebin artmasında önemli bir faktör olduğunu söyleyelim.

Dr. Fulya Gürbüz

ABD-Çin ticaret görüşmeleri haftaya Pekin’de devam edecek

ABD-Çin arasında 2 Mart’ta dolacak olan ticaret savaşı ateşkesi öncesinde bir grup ABD’li yetkili gelecek hafta Pekin’e gidiyor. Konuya ilişkin açıklama ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin’den geldi.

Mnuchin geçen hafta Çin Başbakan Yardımcısı Liu He ile yaptıkları görüşmelerin hayli verimli olduğunu, gelecek hafta görüşmelere Pekin’de devam edeceklerini belirtti.

ABD’li yetkililer Çin ile ticaret açığını daraltacak serbest ve adil bir ticaret anlaşması, fikri mülkiyet hakları, ticari sırların ifşa edilmemesi, teknoloji transferi gibi konularda Çin ile anlaşma sağlanamaması halinde 200 milyar dolarlık Çin ithal mallarına uygulanan %10 gümrük vergisi 2 Mart itibariyle %25’e çıkartılacak.

Reuters haberine göre ticaret savaşı öncesinde Çin ABD’den yıllık ortalama 30 milyon ton soya fasulyesi alırken 2018 yılında toplam satın alım 23 milyon ton oldu. Aralık 2018 başında başlayan ateşkesten bu yana Çin tarafı ABD’den 2,6 milyon ton soya fasulyesi aldı, geçen haftaki görüşmelerde ise Çin tarafı 5 milyon ton soya fasulyesi alım sözü verdi.

ABD ekonomisinin yıldızı Ocak ayında imalat sektörü oldu

Markit PMI verilerine göre, ABD’de ekonomik aktivite Ocak ayında imalat sektöründe hızlanırken hizmet sektöründe geriledi. Üretim ve istihdamdaki artışın kaynağı imalat sektörü oldu. Yavaşlayan ihracat siparişlerinin aksine iç talepteki artış imalat sektöründeki büyümenin tetikleyicisi oldu. Girdi maliyetleri zayıflarken çıktı fiyatları yükseldi.

Böylece ABD ekonomisi 2018’de kaydettiği hızlanmanın ardından 2019 yılına hafif vites düşürerek girdi. Ocak ayı tarım dışı işsizlik oranı %4 seviyesine hafif yükselirken, çıktı fiyatlarındaki artışa rağmen, enflasyon üzerinde baskılar girdi maliyetlerindeki ve ortalama saatlik ücretlerdeki düşüşe bağlı olarak azaldı. 2018 ortalamasına yakın bir performans sergileyen Ocak ayı PMI verileri, 2019 yılında %2,9 büyümesi beklenen ABD ekonomisinin 2019 yılında %2,5 seviyesine yavaşlayacağı beklentisine paralel bir performansa işaret ediyor. Dolayısıyla Fed’in faiz artırımında sabırlı olunacağı söyleminin de Ocak ayı istihdam ve PMI verileriyle doğrulandığını düşünüyoruz.

Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi olan Blackrock’ın Sabit Getirili Varlıklar Yatırım Direktörü Rick Rieder ise Reuters ile yaptığı röportajda bir adım öteye gidiyor ve birçok yatırımcının 2020 yılında ABD ekonomisinin resesyona gireceğini bu sebeple Fed’in faiz düşüreceğini beklediklerini ifade etti. Rieder piyasanın bu beklentisini aşırı bulurken Fed’in 2019 yılı ikinci yarısında güçlü ekonomik performansla birlikte bir veya iki faiz artırımı yapabileceği ihtimalini ortaya koyuyor.

Görüldüğü üzere beklentiler farklılık gösterebiliyor ancak asıl olan açıklanan ekonomik veriler. Fed’in veri bazlı hareket edecek olması Rieder’i veya resesyon bekleyen diğer yatırımcıları da haklı konuma getirebilir. Hükümet kapanmasını da dikkate aldığımızda, şimdilik ABD ekonomisinin vitesi hafif düşürdüğünü söyleyebiliyoruz.

Gelelim detaylara…

İmalat ve hizmet sektörleri PMI endekslerinin ağırlıklı ortalamasından oluşan ABD Kompozit PMI Üretim endeksi Ocak 2019’da Aralık ayına göre değişmeden 54,4 değerini aldı. Hizmet sektörü PMI endeksi Ocak ayında 0,2 puan düşüşle 54,2 değerine gerilerken, imalat sektörü PMI endeksi aylık 1,1 puan artışla 54,9 değerine yükseldi.

. Toplam sektörde yeni siparişler, imalat sektöründeki hızlı artışın etkisiyle yükseldi.
. İmalat sektöründe yeni ihracat siparişleri yavaş bir hızda artarken hizmet sektörü yeni ihracat siparişlerinde düşme yaşandı. Böylece toplam sektörün yeni ihracat siparişleri Ekim 2018’den bu yana en yavaş artışını kaydetti.
. Her iki sektörde girdi maliyetlerindeki azalmaya bağlı olarak fiyat baskıları azaldı.
. Güçlü müşteri talebinin etkisiyle şirketler çıktı fiyatlarını daha hızlı bir oranda artırdılar.
. İmalat sektöründe yaşanan istihdam artışına karşılık hizmet sektöründe istihdam zayıfladı. Böylece toplam istihdam artışı Haziran 2017’den bu yana en zayıf artışını gerçekleştirdi.
. Gelecek 12 aya yönelik beklentilerde güçlü artış yaşansa da 2018 yılı ortalamasının altında kaldı.