ABD-Çin ticaret görüşmelerinden somut adım geldi, sıra Rusya ve İran’da

Washington’da süren görüşmeler sonrasında Pekin yönetiminin en üst düzey ekonomi yetkilisi Liu He ile ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin haftasonu ortak bir bildiriye imza attılar:

“Taraflar Çin’in ABD’den tarım ve enerji ürünleri ithalatında anlamlı bir artışta anlaştı. Bu ABD’nin büyümesine ve istihdamına olumlu katkı yapacak”

YORUM: Anlaşma bu şekilde mi kalacak yoksa örneğin teknoloji ürünleri ile ilgili nasıl bir gelişme olacak bekleyip göreceğiz.

ABD-Çin arasındaki ticaret savaşında Başkan Trump’ın amacı ABD mallarının aleyhine işleyen ticari anlaşmaları dengeye getirmekti, ilk uzlaşı geldi. Şimdi sırada ABD’nin Rusya ve İran ile dengelenme süreci var.

ABD dolar endeksi Aralık 2017 seviyelerine yükseldi

ABD-Çin arasındaki ticaret savaşında hafta sonu gelen somut adımlar ve bugün açıklanan ve beklentileri karşılamayan Japonya ihracat verileri sonrasında Dolar-Yen paritesi 111,25 ile Ocak ayı seviyelerine yükseldi.

ABD dolar endeksi ise 93,79 ile Aralık 2017’den bu yana en yüksek seviyede işlem görüyor.

Dolar-TL ise 4,53 sınırında yukarı yönlü hareketini sürdürüyor.

21– 25 Mayıs 2018 haftası ekonomik gündem ve beklentiler

Yurt içi ve yurtdışında ağırlıklı olarak güven endeksleri takip edilecek. Çarşamba günü Fed Mayıs ayı toplantı tutanaklarından ve Cuma günü Fed Başkan Powell’ın yapacağı konuşmada ekonomik görünüm ve faiz artışlarına yönelik beklentiler izlenecek.

23 Mayıs 2018, Çarşamba

08:30 Fransa – 1Ç2018 – İşsizlik oranı (4Ç2018: %8,9)

10:00 Türkiye – Mayıs 2018 – Tüketici güven endeksi (Nisan: 71,9)

10:30 Almanya – Mayıs 2018 – Markit imalat sektörü PMI (Nisan: 58,1)

10:30 Almanya – Mayıs 2018 – Markit hizmet sektörü PMI (Nisan: 53)

11:00 Euro Bölgesi – Mayıs 2018 – Markit imalat sektörü PMI (Nisan: 56,2)

11:30 İngiltere – Nisan 2018 – Enflasyon (Mart: TÜFE %0,1 a/a, %2,5 y/y)

17:00 ABD – Nisan 2018 – Yeni konut satışları (Mart: %4,0 a/a)

17:00 Euro Bölgesi – Mayıs 2018 – Tüketici güven endeksi (Nisan: 0,4)

17:00 ABD – Nisan 2018 – Yeni konut satışları (Mart: %4,0 a/a)

21:00 ABD – Mayıs ayı Fed toplantı tutanakları (Politika faizi %1,5-1,75 aralığında bırakılmıştı. Fed 13 Haziran’da faiz kararını açıklayacak.)

 

24 Mayıs 2018, Perşembe

09:00 Almanya – Haziran 2018 – GfK tüketici güveni (Mayıs: 10,8)

09:00 Almanya – 1Ç2018 – GSYH nihai büyüme (beklentiler %0,6 ç/ç, %2,9 y/y)

09:45 Fransa – Mayıs 2018 – İş güveni (Nisan: 109)

11:30 İngiltere – Nisan 2018 – Perakende satışları (Mart: -%1,2 a/a, %1,1 y/y)

15:30 17: 00 ABD – 19 Mayıs bitişli haftanın işsizlik başvuruları (12 Mayıs: 222bin)

17: 00 ABD – Nisan 2018 – Mevcut konut satışları (Mart: %1,1 a/a)

 

25 Mayıs 2018, Cuma

10:00 Türkiye – Mayıs 2018 – Reel sektör güven endeksi (Nisan: 111,2)

10:00 Türkiye – Mayıs 2018 – İmalat sektörü kapasite kullanımı (Nisan: 77,3)

10:00 Türkiye – Mayıs 2018 – Sektörel güven endeksleri (Nisan: Hizmet 100,7, Perakende Ticaret 106,9, İnşaat 86,4)

11:00 Almanya – Mayıs 2018 – Ifo iş görünümü (Nisan: 102,1)

11:30 İngiltere – 1Ç2018 – GSYH büyüme 2. tahmin (1. tahmin: %0,4 ç/ç, %1,4 y/y)

15:30 ABD – Nisan 2018 – Dayanıklı tüketim malları siparişleri (Mart: %2,6 a/a)

16:00 Fed Başkanı Powell konuşacak

17:00 ABD – Mayıs 2018 – Michigan tüketici güveni endeksi (Nisan: 98,8)

MURAT ÜÇER: “Türk Trileması (siyasetin çetrefilleşmesi+dış finansman ihtiyacı+büyüme isteği) büyümeyi tıkıyor”

Artunç Kocabalkan’ın ekonomist Murat Üçer ile gerçekleştirdiği röportajın 3. ve son bölümünde Üçer borç dinamikleri, büyüme sorunu, maliye ve para politikalarını değerlendirildi.

___BÜTÇE AÇIĞINDA REHAVETE KAPILMAMALI___

“Borç dinamiklerinde kısa vadede alarm verecek bir durum yok ama orta-uzun dönemde var. Çünkü bu %1,5-2,0’lik (Borç/GSYH) bütçe açıkları faizlerin, koşullu yükümlülüklerin hızla arttığı bir ortamda büyüyebilir. IMF de son raporunda bu noktaya özellikle vurgu yaptı. %1,5-2,0’lik bütçe açığı performansımızın sonsuza dek devam edeceği konusunda rehavete kapılmamak gerekiyor. Bunu kabul etmek gerekiyor.”

___BÜYÜME TARAFINDA ALAN YOK___

Türkiye’de temel mesele büyümeyle ilgili. Biz büyüme istiyoruz hatta %4-5-6 büyüme istiyoruz. Yani Türkiye’de siyaset ve özel sektör ve genel ülke büyüme istiyor. Fakat ülkenin artık %5-6 üretebilecek bir durumu yok.

Geçen sene bunu yaşadık. Zaten büyüme kendiliğinden %3-4’lere çok rahat iniyordu ama buna müsaade etmedik. Ne yaptık? Müthiş bir teşvikle -Kredi Garanti Fonu- maliye politikasını açarak üstüne gittik. Fakat bence Türkiye’de bu alan da daraldı artık. Ülke %3 büyümeyi ancak üretebilecek haldeyken bunun üzerine atabileceğiniz teşvik alanı da oldukça kısıtlı diye düşünüyorum.

___MALİYE VE PARA POLİTİKALARINDA TIKANIKLIK___

Yani sistem kredi yaratamıyor eskisi kadar, bunu kabul etmek lazım. Neden? Tasarruf açığı olması bu demek zaten; dışarıdan para girecek, bizim yerli TL’yi seçecek ki bizde TL cinsinden finansal derinleşme olsun. Bu sistem Türkiye’de tıkanmış vaziyette. Bu tıkanıklığın üstüne bütçe açıklarını atarsak ‘crowding out’ dediğimiz yani devletin harcayıp özel sektörün harcamasının kısılması olayını yaşarız; faizler artar, özel sektör harcamalarını daha kısabilir.

Dolayısıyla Türkiye’nin fazla politika alanı yok bence. Yani maliye ve para politikasında açılmış olmanın ötesinde bunu biraz daha açalım deme lüksü zaten yok çünkü böyle bir alan yok. Bunu kabul etmek lazım.

___ÇÖZÜM___

Tam tersi geri çekilmek, biraz sıkılaştırmaya gitmek, bir hikaye oluşturulması -rekalibrasyon diyelim buna- yani iktisat politikalarının biraz daha sıkılaşma yönünde kullanılması, bu sayede Türkiye’ye giren paranın artması ve uzun vadede faizlerin düşmesi gibi belki bir dinamiğe oynamak lazım zaman içerisinde.

___KISIT: TÜRK TRİLEMASI: SİYASETİN ÇETREFİLLEŞMESİ+DIŞ FİNANSMAN İHTİYACI+BÜYÜME İSTEĞİ___

Bu tıkanma nasıl açılacak? Açıkçası kafam çok net değil ama tıkanma olduğu çok net. Ben buna Türk Trileması diyorum. Yani siyaset oldukça çetrefilli, dış finansman ihtiyacından bahsettim -%25’i milli gelirin- cari açıkla birlikte çevrilmesi gereken borçla Türkiye’nin dışarıya bir finansman ihtiyacı var ve %5-6 gibi bir büyüme istiyoruz. Buna trilema (üç önermeli durum) diyorum çünkü bu üçünün birlikte olması mümkün değil. Üçünün birlikte olmaması demek bana göre ilk aşamada büyümenin yavaşlaması demek.

___ORTODOKS POLİTİKA GEREKLİLİĞİ___

Peki siyasetçi yavaşlayan büyümeye nasıl tepki verecek, politikaları ne kadar zorlayacak, buradan bir politika hatası çıkıp piyasada bir panik havası yaşanır mı vesaire bunları düşünmek lazım. Ama ben biraz daha tıkanmayı geniş görüyorum, bu tıkanıklığı önemli buluyorum. Bunu aşmanın yolu da hepimizin bildiği düzgün bir Ortodoks politika programına geçmek ama o geçiş nasıl olacak kafam çok net değil.

Merkez Bankası beklentileri karşılamadı, Dolar-TL 4,5056 seviyesini gördü

Raporlar ABD faizlerindeki yükselişe karşı Türkiye’nin en kırılgan ülke olduğunu söyleyedursun “Merkez Bankası’ndan faiz artırımı gelecek” beklentilerinin bu hafta da sonuç bulmaması Dolar-TL’nin tekrar 4.50 seviyesinin üzerine çıkmasına sebep oldu.

Böylece 14-18 Mayıs haftasında Türk lirası ABD dolarına karşı %4, %50 Euro ve %50 dolardan oluşan sepete karşı %3,2 değer kaybetti.

 

.

Oxford Economics: ABD faizlerindeki artıştan en fazla etkilenecek ülke Türkiye

Oxford Economics, ABD tahvil faizlerindeki yükselişten en fazla etkilenecek ülkeleri sıraladı.

Yayınlanan raporda ABD’de politika ve piyasa faizlerinin yükselmesinin gelişmekte olan ülkelerin borç servis oranına GSYH’nin %0,1-0,2 gibi sınırlı bir aralıkta etkileyeceğini yazmış.

Artacak borçlanma maliyetlerine bağlı olarak ise örneğin 10-yıl vadeli ABD tahvilinin 100 baz puan artması halinde gelişmekte olan ülkelerin faizlerinde ortalama 40 baz puan artış olacağı hesap ediliyor. Meksika, Endonezya ve Türkiye’nin ise 100 baz puandan fazla artış olacağı belirtilmiş.

ABD faizlerindeki yükselişle birlikte ABD dolarının değer kazanması durumunda yüksek cari açığı olan Türkiye, Güney Afrika, Kolombiya ve Arjantin’de ise yerel faiz oranlarının çok daha sert artışlar getirdiği vurgulanıyor.

ABD dolarının değer kazandığı ve/veya gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarının zayıfladığı dönemlerde yurtiçi hanehalkı ve şirket kredi faiz oranlarının risksiz faiz oranının çok üzerinde yükseldiği ve 2014-2016 döneminde özellikle Brezilya ve Türkiye’de en sert biçimde yaşandığı ifade ediliyor.

Yabancı para cinsinden borçlanma araçlarının payının yüksek olduğu bazı gelişmekte olan ülkelerde ise kredi faizlerinin sert artışlar yaşadığı not ediliyor.

Bir dizi değişkeni baz alarak artan ABD faizlerine bağlı dalgalanmaları özel sektör borç oranlarıyla karşılaştıran Oxford Economics, Türkiye, Brezilya, Şili, Malezya, Kolombiya, Güney Afrika ve Arjantin’in ABD faiz oranlarındaki artıştan en fazla etkilenecek ülkeler olarak sıralıyor.

Gelişmekte olan ülkeler arasında en risksiz ülkeler olarak Hindistan, Polonya ve Macaristan gösteriliyor. Çin’in ise yüksek borç oranına sahip olmasına rağmen ABD faizlerindeki artışa karşı düşük duyarlılığa sahip olduğu belirtilmiş.

ABD’de imalat sektörü Mayıs’ta hızlandı

ABD Philadelphia Fed İmalat Endeksi Mayıs 2018’de 21 seviyesinde gerçekleşmesi beklenirken aylık 11,2 puan artışla 34,4 seviyesine yükseldi. Ocak-Nisan döneminde endeks ortalama 23,4 seviyesindeydi.

İmalat sektöründe Mayıs ayında başta yeni siparişler olmak üzere nakliye, istihdam ve stoklarda artış kaydedildi.

Fiyat tarafında ise ödenmiş fiyat yayılma endeksinde aylık %8’lik gerileme yaşanırken imalatçıların fiyatlarını gösteren endeks %24 artış kaydetti.

YORUM: ABD ekonomisi rayında iken fiyat tarafındaki sessizlik sürüyor. Ocak-Nisan döneminde üretici ve tüketici fiyat endeksleri nispeten yatay seyretti.

Murat Üçer: “Euro-Dolar’da 1,05’lere doğru hareket şaşırtıcı olur”

Artunç Kocabalkan: Hızlı bir tur yapalım. Birinci sorum şu: Fed’in sen enflasyonla mücadelede curve’ün gerisinde kaldığını (yavaş hareket ettiğini) düşünmüyorsun, hatta bir miktar daha faiz artırmak konusunda temkinli davranacak, bu da gelişen piyasalar üzerinde 2018’de son çeyrekte çok büyük bir baskı yaratmaz diyebilir miyiz?

Murat Üçer: Bence normalleşme devam edecek ama bu normalleşme içerisinde 3 beklerken 5 faiz artırım beklenmesi gibi bir durum çıkmayacak. Yani bilanço meselesi devam edecek, faizin yukarı doğru hareketlenmesi devam edecek, 10-yıllık (tahvilin faizi) %3,5’a doğru devam edecek ama bu süreçte büyük şahince bir sürpriz bence olmayacak diye düşünüyorum açıkçası.

Bu ne demek bizim gibi ülkeler açısından? “Durum artık eskisi gibi değil, dikkat et evini topla” demek. Hani biz buna push (itmek) ve pull (çekmek) deriz. Yani sermayeyi sana iten faktörler, global ortam, risk iştahı; bir de sermayeyi çeken senin yaptıkların önemli. Dolayısıyla bu selektivite (seçicilik) önemli bir kelime olacak. Yani Türkiye, Arjantin, vs. bir yandan konuşuluyor maalesef, diğer yanda adjustment dedikleri evini toparlamış, kırılganlıklarını kontrol altına almış ekonomiler daha bir ayrışıyorlar. Dolayısıyla her EM (yükselen piyasalar) aynı değil demek mümkün.

Artunç Kocabalkan: Gelişen piyasalar içerisinde ilginin azalmış olmasına rağmen belki de bazı piyasalar bundan daha fazla etkilenecek, bazıları daha az etkilenecek diyebiliriz. Peki Avrupa tarafına baktığın zaman Avrupa’da enflasyonist baskı çok yok. Dolayısıyla Avrupa Merkez Bankası buna tepki vermek zorunda değil, uzun süre faizi düşük götürecek demek doğru mu? Bu da Euro-Dolar paritesinde o neredeyse bir ay önce 1,30’lar denen Euro-Dolar paritesinin Dolar lehine giderek hızlanan şekilde gelişmesi anlamına geliyor mu? Biraz abartarak sorayım ama yılsonunda Euro-Dolar paritesini mesela 1,05’lerde görsen şaşırır mısın?

Murat Üçer: Şaşırırım açıkçası. O kadar güçlü bir ayrışma olacak mı cycle’larda (döngülerde) emin değilim. Yani sonuçta ben biraz düz mantık makro düşünüyorum. Yani ABD dolarının kuvvetlenmesi, ABD’nin QE’ye (parasal genişlemeye) herkesten önce başlamasıyla ilgiliydi. Bu çok agresif (sert) fiyatlandı. Doları bir anlamda aşırı değerli territory (bölgeye) götürdü. Sonra birdenbire ne gördük geçen sene? Bu da tabi lag’li -gecikmeli- oluyor ama ne gördük? Çok beklentilere göre daha güçlü daha sağlam bir Avrupa ekonomisi Euro Bölgesi ekonomisi olduğu ortaya çıktı. (Avrupa Merkez Bankası Başkanı) Draghi doğru mesajlar verdi, “Ben de artık normalleşiyorum” dedi. Cycle bu defa – ibre veyahut – Euro lehine döndü. Şimdi tekrar Dolar’ın güçlendiğini görüyoruz. Neden? İşte Trump harcayacak, ABD ekonomisinde istihdam piyasası sıkıştı, ücretler gelecek vesaire. Yani bu trend devam eder herhalde ama buradan 1,05 agresif geliyor bana açıkçası.