Dollar is big

Amerikan doları tüm para birimlerine karşı değer kazanıyor…

Nedenlerini sıralayalım:

. ABD’nin ticaret ve siyaset dengesi aleyhine olan her ülkeyle hesaplaşmaya girmesi

(Ticaret savaşını önlemek için önce Çin ile başladı. Çin’in Amerikan tahvillerini aldığını gördük. Böylece ABD, faizleri yükseltmeden ve doların değerlenmesi nedeniyle oluşabilecek negatif ticaret dengesini aleyhine çevirmeden doları güçlendirecek bir adım atılmış oldu.)

. ABD faizleri artırmadan Libor faizlerinin yukarı çekilmesiyle Avrupa bankalarının borçlanma maliyetlerinin artması.

Çin’in ardından sıra Rusya ve İran’a gelecek.

Avrupa tarafına baktığımızda…

Avrupa bankaları açısından Türkiye tarafından tetiklenen bir gelişen piyasa finansal krizi çok ciddi sonuçlar doğurabilir.

Euro-Dolar’daki seyir…

Avrupa bankaları ciddi batık kredilerle karşı karşıya kalabilir ve bu da zaten 1,17 seviyesinin altına hareketlenen Euro-Dolar paritesinin hızla daha aşağı gitmesi sonucunu doğurabilir.

Unutmayalım Amerikan Başkanı Trump’ın göreve geldiği dönemde Euro-Dolar paritesi 1,05 seviyesindeydi, ardından 1,25 seviyesine kadar yükseldi. Beklenti daha geçtiğimiz Nisan ayındaki IMF ve Dünya bankası toplantılarında 1,30 seviyesine çıkması şeklindeydi.

Ancak Trump’ın atmış olduğu adımlar ve Amerika’nın ticaret dengesini lehine çevirmekteki kararlılığı pariteyi tekrar 1,05 seviyesine çevirebilir. Bu da Türkiye gibi gelişen piyasalar açısından zaten zor olan durumu daha da kötüleştirir.

Anlatmaya çalıştığımız, ABD’nin yanında ve karşısında olanlar şeklinde, ülke ekonomileri açısından özellikle de gelişen piyasalar noktasında fasit bir daire içerisine girdiğimiz.

Sözün özü…

Tüm dünyada dolar güçlenecek, güçlendikçe gelişen piyasalardan para çıkışı artacak, ABD’nin yanında olanlar daha az karşısında olanlar ise daha çok etkilenecek.

Halkbank cezasına gelince…

Bu konuyla ilgili spekülasyonlar bile kur üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Dolayısıyla dünkü yorumumuzu tekrar edelim; alınan önlemler ve faiz artırımı sebebiyle Dolar-TL kurunun daha önce gördüğü rekor seviyeleri görmeyeceğini düşünüyoruz ama bundan sonra siyasilerin açıklamaları kurun gidişatı açısından belirleyici olacak. Ve tabii Halkbank konusunda gelecek cezanın büyüklüğü de önemli.

Merkez Bankası’ndan son hamle…

Merkez Bankası’nın faiz artırımının ardından yeni önlemlerle dövize müdahale ettiğini gördük. Burada sevinilmesi gereken geç de olsa Merkez Bankasının aksiyon almış olması. Yoksa Merkez Bankası’nın reeskont kurunu sabitlemesi kuru 4,70 seviyesinin altına getirse de burada tutmaya yetmez.

Merkez Bankası’nın bağımsızlığı…

Önemli olan Merkez Bankası bağımsızlığı ve seçim sonrasında nasıl bir para politikası izleneceği.

Ak Parti’nin seçim beyannamesine baktığımızda Merkez Bankası bağımsızlığının yer almadığını görüyoruz. Dolayısıyla esas önemli olan bu konudaki belirsizliğin devam ediyor olması.

Son olarak da Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya ve Sayın Mehmet Şimşek’in Londra gezisi…

Şimşek’in söylediği gibi geç de olsa Merkez Bankası güçlü bir adım attı ve şimdi yatırımcılara güven mesajı verilmeye çalışılacak ama tabi Londra’da bankacılık tatili varken orada kime ne anlatacak ve ne kadar inandırıcı olacak hep birlikte göreceğiz.

ABD-Çin ticaret görüşmelerinden somut adım geldi, sıra Rusya ve İran’da

Washington’da süren görüşmeler sonrasında Pekin yönetiminin en üst düzey ekonomi yetkilisi Liu He ile ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin haftasonu ortak bir bildiriye imza attılar:

“Taraflar Çin’in ABD’den tarım ve enerji ürünleri ithalatında anlamlı bir artışta anlaştı. Bu ABD’nin büyümesine ve istihdamına olumlu katkı yapacak”

YORUM: Anlaşma bu şekilde mi kalacak yoksa örneğin teknoloji ürünleri ile ilgili nasıl bir gelişme olacak bekleyip göreceğiz.

ABD-Çin arasındaki ticaret savaşında Başkan Trump’ın amacı ABD mallarının aleyhine işleyen ticari anlaşmaları dengeye getirmekti, ilk uzlaşı geldi. Şimdi sırada ABD’nin Rusya ve İran ile dengelenme süreci var.

Oxford Economics: ABD faizlerindeki artıştan en fazla etkilenecek ülke Türkiye

Oxford Economics, ABD tahvil faizlerindeki yükselişten en fazla etkilenecek ülkeleri sıraladı.

Yayınlanan raporda ABD’de politika ve piyasa faizlerinin yükselmesinin gelişmekte olan ülkelerin borç servis oranına GSYH’nin %0,1-0,2 gibi sınırlı bir aralıkta etkileyeceğini yazmış.

Artacak borçlanma maliyetlerine bağlı olarak ise örneğin 10-yıl vadeli ABD tahvilinin 100 baz puan artması halinde gelişmekte olan ülkelerin faizlerinde ortalama 40 baz puan artış olacağı hesap ediliyor. Meksika, Endonezya ve Türkiye’nin ise 100 baz puandan fazla artış olacağı belirtilmiş.

ABD faizlerindeki yükselişle birlikte ABD dolarının değer kazanması durumunda yüksek cari açığı olan Türkiye, Güney Afrika, Kolombiya ve Arjantin’de ise yerel faiz oranlarının çok daha sert artışlar getirdiği vurgulanıyor.

ABD dolarının değer kazandığı ve/veya gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarının zayıfladığı dönemlerde yurtiçi hanehalkı ve şirket kredi faiz oranlarının risksiz faiz oranının çok üzerinde yükseldiği ve 2014-2016 döneminde özellikle Brezilya ve Türkiye’de en sert biçimde yaşandığı ifade ediliyor.

Yabancı para cinsinden borçlanma araçlarının payının yüksek olduğu bazı gelişmekte olan ülkelerde ise kredi faizlerinin sert artışlar yaşadığı not ediliyor.

Bir dizi değişkeni baz alarak artan ABD faizlerine bağlı dalgalanmaları özel sektör borç oranlarıyla karşılaştıran Oxford Economics, Türkiye, Brezilya, Şili, Malezya, Kolombiya, Güney Afrika ve Arjantin’in ABD faiz oranlarındaki artıştan en fazla etkilenecek ülkeler olarak sıralıyor.

Gelişmekte olan ülkeler arasında en risksiz ülkeler olarak Hindistan, Polonya ve Macaristan gösteriliyor. Çin’in ise yüksek borç oranına sahip olmasına rağmen ABD faizlerindeki artışa karşı düşük duyarlılığa sahip olduğu belirtilmiş.

ABD’de ılımlı enflasyon kalıcı olabilir mi?

ABD’de üretici fiyatları Nisan ayında artan enerji fiyatlarına rağmen gıda fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak bir önceki aya göre %0,1 artış kaydetti; beklenti %0,2 artış olacağı yönündeydi.

Tüketici fiyatları ise artan enerji fiyatları ve yatay kalan gıda fiyatlarıyla %0,3’lük artış beklentisine karşılık bir önceki aya göre %0,2 artış kaydetti.

Çekirdek tüketici fiyatları bir önceki aya göre değişmeyerek %2,1 seviyesinde kaldı.

YORUM: ABD’de enflasyon tahmin edildiği hızda artış kaydedemiyor. ABD’nin İran’a yaptırım uygulamasıyla birlikte enerji ve metal fiyatlarında artışın etkisini enflasyon üzerinde hissetmeye devam edeceğiz. Şimdilik Fed’in faiz artırımlarını hızlandıracak bir gelişme yok. Dolayısıyla ABD tahvil piyasasında dar aralıktaki hareketlerin sürmesini bekliyoruz. Yılın son çeyreğiyle birlikte dinamikler daha agresif bir ortama işaret edebilir.

 

Petrol fiyatlarında yön yukarı

ABD Başkanı Trump İran’ın da dahil olduğu nükleer anlaşmadan tek taraflı ayrıldıklarını ve 90-180 gün içinde İran’a sert yaptırımlar uygulanılacağını duyurdu; İran ile işbirliğinde kalacak ülkelere de uyarı getirdi.

S&P Global söz konusu yaptırımların petrol, doğalgaz, metal ve petrokimya piyasalarına etkisinin büyük olacağını belirtti.

YORUM: İran’ın petrol üretiminde düşüşe bağlı olarak petrol fiyatlarında yükseliş devam edecek. Yüksek enerji maliyetleri Türkiye’de enflasyonist baskıyı artıracaktır. Dolar-TL kurunun 4,33 seviyesini geçmesi ile TL Mayıs ayının ilk 8 gününde %7,1 değer kaybetti. TCMB’den daha sert müdahale bekliyoruz.

ABD’de enflasyon %2 hedefine yaklaştı

ABD’de çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksi Mart 2018’de bir önceki aya göre %0,2, bir önceki yılın aynı ayına göre %1,9 (Şubat:%1,6) yükseldi.

ABD merkez bankası Fed, para politikası değişimi için %2 hedefini baz alıyor ki bu eşik değeri 2012’den bu yana henüz geçilemedi.

YORUM: Fed’in faizleri artırması gelişen piyasalar merkez bankalarına enflasyonda artışla birlikte faiz artırım baskısının süreceğine işaret ediyor. Kısacası ABD dünyaya enflasyon ve durgunluk ihraç edecek.

İki Kore’nin barış adımı küresel refahın kapısını aralar mı? Cevap Trump’ta

Kuzey ve Güney Kore’nin daimi barış ve nükleer silahlardan arınmaya yönelik mutabakata varması sonrasında ABD-Çin arasında ticaret konusunda atılacak adımlar, NAFTA (ABD-Kanada-Meksika) cephesindeki gelişmeler küresel büyümenin önünü açabilecek bir gelişme mi diye hevesleniyor insan. Güzel haberler gelmeye devam ederse küresel talepte dolayısıyla da enflasyonda artış ve beraberinde büyük merkez bankalarının sıkılaştırma sürecine geçmesine sebep olacak. Tabi bu uzun vadeli senaryo.

Kısa vadede küresel ekonomi Fed’in faiz artırımlarına odaklanmış durumda. Fed faiz artırım sürecine girdi ama kritik konu hızı.

Bakalım son veriler ABD’de ekonomisi hakkında ne söylüyor?

. Talep tarafı güçlü… 4Ç2017 bir önceki çeyreğe göre yıllık %2,9 büyüyen ABD ekonomisi 1Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre yıllık bazda %2,3 büyüme kaydetti. Beklenti %2 artış olacağı yönündeydi. Her ne kadar son dört çeyreğin en düşük GSYH büyümesi kaydedilmiş olsa da kişisel tüketim harcamalarındaki artış talep tarafının gücünü koruduğunu gösterdi.

. İş gücü maliyeti artıyor… Geçen hafta açıklanan 1Ç2018 işgücü maliyeti endeksi bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,2 puan artışla %0,8 artış kaydetti.

. Aylık ortalama saatlik ücretler 2006-2017 ortalamasının üzerinde… Cuma günü açıklanacak olan tarım dışı istihdam rakamlarında işsizlik rakamından (%4,10) ziyade ortalama saatlik kazanca (Mart: %2,72 y/y) odaklanacağız.

. Ancak çekirdek enflasyon istenen hıza ulaşamıyor… Fed’in para politikasında değişiklik için %2 hedef olarak aldığı çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) endeksi ise Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,6 artış kaydetmişti. Bugün açıklanacak Mart ayı PCE verisi enflasyonun dolayısıyla da tahvil faizlerinin seyri açısından önemli. En son Temmuz 2016’da %1,3 seviyesi ile tarihi düşük seviyesini gören ABD 10-yıl vadeli tahvil Aralık 2013’te %3 seviyelerine yükselmesinin ardından ilk kez geçen hafta artan enflasyon endişesi ile tekrar %3,04 seviyesini gördü.

Piyasada Çarşamba günü Fed’in beklemede kalması yılın geri kalanında Haziran, Eylül ve Aralık olmak üzere toplam üç faiz artışı daha yapması bekleniyor. Bankanın enflasyon ve büyüme dinamiklerine yönelik beklentilerini takip edeceğiz. Fed 20-21 Mart toplantısında gösterge faiz aralığını 25 baz puan artırımla %1,50-1,75 aralığına yükseltmişti.

Türkiye açısından baktığımızda TL’de volatilite artmadıkça faiz-enflasyon sarmalından şimdilik korkmuyoruz. Yapısal reformlarda talep artırıcı değil katma değeri yüksek mal üretip ihraç edebilecek bir ekonomik yapıya kavuşmadığımız sürece korkmaya devam.

Sözün özü popülist siyasetçiler sert söylemleri hem iç politikaya mesaj vermek hem de ticaret savaşlarında kendilerine pozisyon kazandırmak için kullanıyor.

Önümüzdeki günlerde Türkiye ya da Rusya’ya ABD tarafından yeni yaptırımlar gelirse bunların da sözde yaptırımlar olduğunu ve esas amacın iç siyasete mesaj vermek olacağını unutmayalım.

Çin liderinin konuşması, ABD enflasyon ve bilanço verileri ile NAFTA müzakerelerini izleyeceğiz

Önümüzdeki hafta ABD’de 1. çeyrek bilanço verileri açıklanmaya başlıyor. Gelirlerde %18,4’lük büyüme bekleniyor.

Salı günü Çin lideri Xi Jinping’in yapacağı konuşma ABD Başkanı Trump’ın Çin ithal mallarına ek 100 milyar dolarlık gümrük vergisi getirebilecekleri açıklamasına cevap bulmak açısından izlenmeli.

Salı günü ABD’de Mart ayı enflasyon verileri açıklanacak. Çarşamba günü ise Fed’in 21 Mart’ta gerçekleştirilen para politikası toplantı tutanakları yayınlanacak. Fed’in Haziran ve Aralık toplantılarında faiz artırması bekleniyor. 

Önümüzdeki hafta sonunda ise Peru’da NAFTA müzakereleri için ABD, Kanada ve Meksika liderleri görüşecek.