Etiket: borç stoku

Haftanın makro-ekonomik veri gündemi: Borç stoku, uluslararası yatırım pozisyonu, konut, yurt dışı ÜFE ve tüketici güven endeksi

18 Kasım 2019, Pazartesi

TCMB Eylül ayı konut fiyat endeksi açıklanacak. (Ağustos 2019: 113,07)

Ekim ayı konut satış verileri açıklanacak. Eylül ayında gerçekleşen 146,903 konut satışı, 2013 yılından bu yana yapılan en yüksek satış rakamı oldu.

Eylül ayı kısa vadeli dış borç stoku açıklanacak (Ağustos 2019: 120,7 milyar dolar). Ağustos ayında kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç tutarı 172 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu.

19 Kasım 2019, Salı

TCMB Eylül ayı uluslararası yatırım pozisyonu açıklanacak. Ağustos 2019’da Türkiye’nin yurt dışı varlıkları 245,3 milyar dolar, yükümlülükleri 577,5 milyar dolar olmuş, böylece net uluslararası yatırım pozisyonu -332,2 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

20 Kasım 2019, Çarşamba

Ekim ayı merkezi yönetim borç stoku açıklanacak. (Eylül 2019: 1,24 trilyon TL; Hazine Bonosu: 10,5 milyar TL, Devlet Tahvili: 690,5 milyar TL, Uluslararası Tahvil: 423,2 milyar TL, Kredi: 114,9 milyar TL).

Ekim ayı yurt dışı üretici fiyat endeksi açıklanacak. Eylül ayında aylık bazda %0,8 artış, yıllık bazda %11,2 düşüş yaşanmıştı.

21 Kasım 2019, Perşembe

TÜİK Kasım ayı tüketici güven endeksi açıklanacak. (Ekim 2019: 56,6)

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın ekonomik gündemi: Türkiye ve Avrupa merkez bankaları toplantısı ile güven endeksleri

21 Ekim 2019, Pazartesi

Eylül ayı merkezi yönetim borç stoku açıklanacak. Ağustos sonu itibarıyla stok 1,25 trilyon TL (221 milyar dolar) seviyesinde bulunuyor. Stokun %55’ini iç borç, %45’ini ise dış borç oluşturuyor.  

Eylül ayı yurtdışı üretici fiyat endeksi (YD-ÜFE) açıklanacak. Ağustos ayında YD-ÜFE aylık bazda %1,4, yıllık bazda ise %2,94 düşüş kaydetmişti.

22 Ekim 2019, Salı

Ağustos ayı inşaat maliyet endeksi açıklanacak. Temmuz ayında endeks aylık bazda %0,62 düşmüş, yıllık bazda %18,42 artış kaydetmişti.

23 Ekim 2019, Çarşamba

TÜİK Ekim ayı tüketici güven endeksi açıklanacak. Eylül ayında endeks aylık 3,4 puan düşüşle 55,1 seviyesine gerilemişti.

24 Ekim 2019, Perşembe

Merkez Bankası para politikası kurulu toplanacak. %16,5 seviyesindeki haftalık repo faizi olan politika faizinin %15’e düşürülmesi bekleniyor. TL üzerinden açılan mevduatlar 11 Ekim itibarıyla ortalama %13,68 seviyesinde bulunuyor. Kredi tarafında ise TL cinsinden açılan ticari kredilere ortalama %14,87, tüketici kredilerine ise %17,2 faiz uygulanıyor.

Avrupa Merkez Bankası (AMB) para politikası kurulu toplanacak. AMB’den faiz değişikliği beklenmiyor. Eylül ayı toplantısında AMB mevduat faiz oranını eksi binde 5 seviyesine düşürmüş, 1 Kasım’dan geçerli olmak üzere aylık 20 milyar Euro’luk tahvil alımlarına başlanacağını duyurmuştu.

25 Ekim 2019, Cuma

İmalat sanayi Ekim ayı kapasite kullanım oranı açıklanacak. (Eylül 2019: %76,3)

Ekim ayı reel sektör güven endeksi açıklanacak. (Eylül 2019: 98,8)

Ekim ayı sektörel güven endeksleri açıklanacak. (Eylül 2019: Hizmet 91,4; Perakende Ticaret 98,7; İnşaat 58,4)

Dr. Fulya Gürbüz

Oxford Economics: Borç stoku yüksek olan ülkelerde riskler korunuyor

Oxford Economics son 5 yılda çoğu gelişen ekonomilerde kredi patlaması olduğunu ancak tarihsel bazda bakıldığında kredi patlamalarının 3’te 2’sine yakınının düşük büyüme ve finansal krizlerle sonuçlandığına dikkat çekiyor.

Oxford Economic tarafından yayınlanan “Gelişen ekonomilerin borcu: Balon patlamış olabilir” başlıklı raporda, borç stokuyla ilgili problemlerin gelişen ekonomilerin toplam GSYH büyüme potansiyelini önümüzdeki birkaç yılda her yıl yüzde 1 puan aşağı çekebileceği hesaplanıyor.

2014-2016 döneminde borç patlaması zirve yapan gelişen ülkeler arasında Meksika, Şili, Tayland, Endonezya ve Malezya’nın GSYH büyümelerinde yumuşak iniş kaydedilirken (%1 veya daha az bir büyüme kaybı), Rusya, Kolombiya, Türkiye, Suudi Arabistan ve Brezilya’da ise daha sürt düşüşlere (%2,5-4,0 arasında düşüş) tanık olunduğu belirtiliyor.

Raporda Çin’in yüksek miktarlı borç patlamasının ise ekonomik büyümede yumuşak bir inişle sonuçlanacağı tahmin ediliyor.

Ayrıca artan batık kredilerin risk oluşturduğu, geçen yıl
bu sebeple özellikle Pakistan, Türkiye, Arjantin ve Filipinler’de sert faiz artışları yaşanmasına sebep olduğu ifade ediliyor.

Küresel yavaşlamanın ve geçen yıl (özellikle Arjantin ve Türkiye’de yaşanan) finansal şokların yüksek borç stokuna sahip gelişen ülkelerin büyüme potansiyelleri üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği hatta daha da derinleştirebileceği belirtiliyor. Her ne kadar Fed’in ABD ekonomisine yönelik güvercin tutumunun bu riskleri azalttığı ifade edilse de ortadan kalkmadığına dikkat çekiliyor.

Küresel yavaşlama küresel borç miktarını artırabilir

Geçen hafta IMF’nin yayınladığı Dünya Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye’deki kırılganlığa bağlı olarak Avrupa ekonomisinin olumsuz etkilendiği vurgulanmıştı. Çarşamba yayınlanacak birinci çeyrek enflasyon görünümü raporunda Merkez Bankası’nın (TCMB) ekonomiye yönelik beklentilerini okuyacağız.

TCMB, 16 Ocak tarihli para politikası toplantısına ait tutanaklarda;
. İktisadi faaliyetteki yavaşlamanın sektörler geneline yayıldığı;
. Talepte daralma, TL’de yaşanan değer kazancı, düşen enerji fiyatları, temel mal grubu ve hizmet grubunda yaşanan fiyat azalışlarının etkisiyle enflasyonda yavaşlama kaydedildiğini belirtmişti.

Tutanaklarda küresel enflasyona yönelik riskler şöyle sıralanmıştı:
. Enerji fiyatlarındaki yüksek oynaklık
. Ücret enflasyonu.

Gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımları üzerindeki aşağı yönlü riskler olarak ise
. Küresel ekonomi politikalarına ilişkin belirsizlik ve
. Yüksek seviyedeki küresel finansal riskler ifade edilmişti.

Hem Fed hem de Avrupa Merkez Bankası ekonomide yavaşlamaya bağlı olarak gerekirse ek tedbirler alacaklarını tekrarlıyorlar. ABD-Çin ticaret anlaşmazlığı, Brexit ve Çin ekonomisine yönelik belirsizliklerin küresel ekonomi üzerinde yarattığı tahribatın artması halinde genişlemeci politikalara dönüleceği açık. Bu sürece Çin de dahil olacak. Çin hükümeti ekonomiyi hızlandırmak için miktarsal genişleme uygulamasına hazırlanıyor. Bu da 250 trilyon dolar seviyesindeki küresel borç tutarının artacağı anlamına geliyor.

Geçen hafta Davos’ta yapılan Dünya Ekonomi Forumu’nda küresel borç sorununun ele alındığı bir panelde gelişmiş ülkelerin düşük faizden dolayı borç yükünü artırdıkları, gelişmekte olan ülkelerin ise örneğin altyapı projelerinin borç yükünü artırdığı ve bilançoların kur riskiyle karşı karşıya kaldığı, bu sebeple özellikle gelişmekte olan ülkelerin bütçe disiplininden sapmamaları gerektiği ifade edildi.

Dahası, panelde küresel tasarrufların küresel yatırımlardan daha fazla artmasının etkisiyle küresel reel faizlerin düştüğü, dolayısıyla tasarrufların sermaye piyasalarına kaydığı; politika faizlerinin uzun süre düşük tutulmasının ise finansal riski artırdığı ve varlık fiyatlarını yükselttiği, bunda ekonomik temellerin güçlü olması değil nominal faizlerin düşük tutulmasının etkisi olduğu belirtildi.

Anlaşılacağı üzere risklerin giderek arttığı bir ortamda hükümetlerin ekonomiyi hızlandırma çabalarına karşı merkez bankalarının doğru bir şekilde para politikaları üretebilmeleri de giderek zorlaşıyor. Böyle bir ortamda kırılgan ekonomik yapıya sahip ülkelerin -ki Türkiye listenin başlarında- bütçe disiplininden asla taviz vermemeleri gerekiyor. Aksi halde güvenli liman arayışında kur riskini en ağır yaşayacak ülkelerden biri olacağız.

Dolayısıyla Fed’in Çarşamba günü açıklayacağı para politikası kararı büyük önem arz ediyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Powell, faiz konusunda ABD borç stokuna dikkat çekti

Fed Başkanı Jerome Powell dün (10 Ocak 2019) Washington Ekonomi Kulübü’nde yaptığı bir konuşmada faiz artırımı konusunda sabırlı olacaklarını tekrarladı.

Powell ortaya koyduğu güvercin yaklaşımını şu argümanlarla destekledi:

. 21,9 trilyon dolar seviyesine yükselen ABD borç stokuna bağlı olarak (16 trilyon doları kamuya ait) yüksek faiz borç maliyeti üzerinde ciddi risk oluşturuyor.

. ABD ekonomisinin durgunluğa girdiğine yönelik kesin bir işaret yok. Şartlar oluşmaya başladığında Fed hızlı hareket edecek.

. Fed’in faizler konusunda belirlenmiş bir yol haritaları yok. Küresel ekonominin yavaşlaması halinde Fed esnek bir politika yürütecek.

Fed’in 4 trilyon dolar büyüklüğündeki dev tahvil portföyüne ilişkin olarak ise Powell, faiz oranlarının seviyesine bağlı olmaksızın önemli derecede küçük bir büyüklüğe getirene kadar portföyü aylık bazda küçültmeye devam edeceklerini ifade etti.

Buna ek olarak Powell, hükümetin federal hizmetleri askıya alma süresinin (government shutdown) uzaması halinde ekonomik verilerin yayınlanması da sekteye uğrayacağından Fed’in ekonomiyi daha az netlikte okuyabilmesine sebep olacağını belirtti.

Aralık ayı toplantısında Fed 2019 yılı için iki faiz artırım ihtimalini ortaya koymuş, ancak piyasaların ABD ekonomisinin o kadar güçlü olmadığı değerlendirmeleriyle finansal piyasalarda yaşanan satış baskısı sonrası Fed Başkanı Powell piyasayı anladıklarını ve faiz artırım konusunda aceleci olmayacaklarını belirtmişti.

Fed Başkanı Powell’in açıklamalarının ardından ABD dolar endeksi 95 seviyelerine kadar geriledi. Endeks TSİ1000 itibariyle 95,4 seviyesinden işlem görüyor.