Etiket: borç

Coface: “Portekiz’de merkez-sol koalisyonu ikinci kez görevde. Akıllıca kullanabilecek mi?”

6 Ekim 2019’da Portekiz’de yapılan genel seçimlerde Sosyalist Parti (SP) oyların %36,7’sini alarak 230 sandalyeli parlamentonun 106 sandalyesine sahip odu. Başbakan Antonio Costa liderliğinde merkez sol parti 2015 yılındaki seçimlerde kazandığı 86 sandalyeye göre daha başarılı bir sonuç ortaya koysa da parlamentoda çoğunluk sandalye sayısını elde etmek için 10 sandalyeye daha ihtiyacı var. Coface raporunda SP’nin çoğunluk koalisyon hükumeti için iki sol partiden sadece birine ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

Raporda yer aldığı üzere, 2015-2019 döneminde Başbakan Antonio Costa liderliğinde sol kanat koalisyon hükumeti kişi başına milli geliri kriz öncesi döneme yükseltmeyi ve işsizlik oranını %6 seviyelerine kadar geriletmeyi başarmış.

Coface’a göre seçim sonucu üç ana faktörü açıklıyor:

1. PS’nin iyi zamanlarda siyasal sermaye oluşturma ve oylara dönüştürme becerisi: Başbakan Costa turizm gelirlerindeki artıştan faydalanarak hem seçmenlerini hem de Avrupalı alacaklılarını memnun etti. Yaşam standartları desteklenirken, kamu maliyesi iyileştirildi, aylık asgari ücret 500-600 Euro aralığına yükseltildi, bütçe açığının GSYH’ye oranı %4’ten %0,5’e düşürüldü. Bunun yanında, PS koalisyon ortakları ile çalışırken sosyal harcamaları artırmayı kabul etmiş ancak öğretmen ücretlerinin artırılmasına karşı muhalif duruşunu korumuş.

2. Sağ kanadın çöküşü: 2015 seçimlerinde Sosyal Demokrat Parti ve Halkın Partisi oy oranını %39’dan %32’ye düşürmüş, bu durum sağ kanadı tasarruf tedbirleri üzerinde çalışmaya yöneltirken güç kaybetmesine sebep olmuş, PS ise oy oranını artırmıştı.

3. Portekiz’in seçim görünümü: Avrupa’nın en yoğun göç rotasından uzak olan Portekiz’de göç göze çarpan bir sorun değil. Görece olarak kalifiye genç göçmenler Portekiz’i tercih ederken demografik zorlukların farkında olan nüfus tarafından memnuniyetle karşılandığını ifade ediyor Coface ve bunun aşırı sağ popülizmin yokluğunu açıkladığını vurguluyor. Dahası krizden yaralanmış seçmenlerin bütçeye yönelik çabaları takdir ettiği belirtiliyor.

Coface olası riskleri ise şöyle sıralıyor:

1) Başbakan Costa borcun düşürülmesinin öncelikli kalacağına işaret etmesine yönelik olarak Coface, Portekiz’in altyapı eksiklikleri göz önüne alındığında bunun uzun vadede ihtiyatlı bir strateji olup olmadığını sorguluyor; nüfus yaşlanırken Portekiz’in sadece bütçe ayarlamasıyla önemli miktardaki borç yüküyle yüzleşemeyeceğini, bunun yanında faktör üretkenliğini ve potansiyel çıktıyı artırması gerektiğini belirtiyor.

2) Büyüme görünümü kötüleşirse, SP politika gündemini zor şekillendirebilir. Batıda başka bir yerde olduğu gibi, ücretlerin geri kazanımı, çıktıların gerisinde kalmıştır, ortalama yıllık reel ücret hala kriz öncesi zirvesi olan %2,3 seviyesinin altında. Avrupa’daki yavaşlama nedeniyle, dış çevre giderek daha az cesaret verici görünüyor: ihracat, 2019 yılının ilk ve ikinci çeyreğinde sırasıyla yıllık bazda %3,5 ve %3,2 oranlarında azaldı. Seçmenler şimdilik memnun görünüyor, ancak çekimser oyların yüksek olması, hayal kırıklığına uğramış seçmenin potansiyel bir oy rezervi olduğuna olduğuna işaret ediyor. SP vergi gelirlerindeki düşüşe bağlı olarak zor seçimler yapmak zorunda kalırsa, teşvikler değişebilir. SP liderliğindeki hükumet olumlu sonuçlar ortaya koymadığı takdirde Sol Blok (BE) ve Komünist Partisi/Yeşiller (UDC) siyasi manzarayı daha sola çekmek için seçmen memnuniyetsizliğinden faydalanabilirler. Coface bu senaryoyu henüz olası olmadığını ancak dış çevrenin güçlü bir şekilde bozulması ve dolayısıyla küresel risklerin gerçekleşmesine (sert Brexit, ticaret savaşında tırmanış, Avrupa ekonomisinde durgunluk) bağlı olarak olası bir senaryoya dönüşebileceğini belirtiyor.

Coface, A 2 (düşük) olarak risk değerlendirmesinde bulunduğu Portekiz ekonomisinin 2019 ve 2020 yıllarında sırasıyla %1,7 ve %1,5 büyüyeceğini tahmin ediyor.

Dr. FULYA GÜRBÜZ

Haftanın ekonomik gündemi: İşsizlik, perakende satış ve dış borç

16 Temmuz 2019, Salı

Nisan dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Mart döneminde işsizlik oranı 4 puanlık artış ile %14,1 seviyesinde gerçekleşmiş, tarım dışı işsizlik oranı 4,2 puanlık artış ile %16,1 olarak tahmin edilmişti. Mevsimsellikten arındırılmış işsiz işsizlik oranı ise 0,1 puan artışa olarak %13,7 gerçekleşmişti.

Haziran ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Mayıs ayında bütçe 12 milyar TL açık vermiş, ilk 5 aylık bütçe açığı 66,5 milyar TL olarak gerçekleşmişti. 2018 yılı genelinde 72,6 milyar TL bütçe açık vermişti.

17 Temmuz 2019, Çarşamba

Mayıs ayı perakende satış verileri açıklanacak. Mart ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmi bir önceki aya göre %1,9 düşüş kaydetmişti.

Özel sektörün Mayıs ayı uzun vadeli kredi borç tutarı açıklanacak. (Nisan 2019: 206,9 milyar dolar)

18 Temmuz 2019, Perşembe

Mayıs ayı kısa vadeli dış borç tutarı açıklanacak. (Nisan 2019: 120,6 milyar dolar)

19 Temmuz 2019, Cuma

Merkez Bankası Temmuz ayı Beklenti Anketi sonuçları açıklanacak.

Dr. Fulya Gürbüz

TL’nin değer kaybı kalıcı mı?

“Erdoğan’ın başkan olması ve AK Parti’nin seçimlerde çoğunluğu kazanması durumunda bile siyasi belirsizlik yok olmayacak.” sonucu yer almış Bloomberg’in Foresight Danışmanlık’a yaptırdığı ankette.

Siyasi belirsizlik ve ekonomik durumun giderek kötüleşmesinin Fed’in likiditeyi kısarak faiz artırım sürecine girmesi ve likidite kısma döngüsüne Avrupa Merkez Bankası’nın da katılacağı beklentisi yüksek dış ve iç borç yükü taşıyan Türkiye’ye sermaye akımını durduran gelişmeler.

Hiç para girişi olmayacak diye düşünmeyin, yüksek faiz ortamında yüksek reel getiri sunan Türk tahvillerine talep sürecek. Bu geçici de olmayacak zira yüksek enflasyon-yüksek faiz döngüsü sürdükçe yabancı yatırımcı daha yüksek faiz isteyecek. Neden?

Çünkü;

. Hazine’nin ihrac ettiği borçlanma senedi (DİBS) miktarı son 1 yılda %18 artış kaydetti.

. Dış borç stoku %11 arttı.

. Küresel likidite azalırken 225 milyar dolar büyüklüğünde dış borç yükü taşıyan ve borç yenileme ve borç bulma konusunda yüksek faize boyun eğmek zorunda kalacak olan özel sektörün karlılığı azalacak, ekonomik büyüme yavaşlayacak ve cari açığın finansmanında sıcak paraya bağımlılık giderek artacak.