Etiket: büyüme

Büyüme hızında yavaşlama uzun soluklu görünüyor

2018 yılı 2. çeyreğinde %5,2 seviyesinde GSYH büyümesi kaydeden Türkiye ekonomisi 2017’den bu yana gözlemlenen büyüme performansının gerisinde kaldı. 2017 yılı genelinde %7,4’lük GSYH büyümesine karşın 2018 yılının ilk yarısında %6,3’lük büyüme gerçekleşti,

Üretim yöntemi baz alındığında, %5,21’lik GSYH büyümesinin kaynaklarına baktığımızda 1,79 puanı hizmet sektöründen, 1,29’luk puanı kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetlerinden, 0,88 puanı ise sanayi sektöründen gelmiştir.

Harcamalar yöntemiyle %5,21’lik GSYH büyümesinin kaynaklarına baktığımızda 3,81 puanı yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşların tüketiminden, 0,96 puanı devletin nihai tüketim ve harcamalarından, 1,03’lük puanı mal ve hizmet ihracatından kaynaklanmıştır.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış verilere göre ise GSYH 2Ç2108’de bir önceki çeyreğe göre %0,9 artış kaydetti ki bu değer de 4Ç2106’dan bu yana kaydedilen en düşük büyümeyi temsil etti. 2017 yılı genelinin ortalaması %1,8 olmuşken 2018’in ilk yarısında ortalama %1,7 büyüme gerçekleşti.

Detaylarda dikkatimizi çeken kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetlerinde kaydedilen %13’lük sıçrayışın seçim öncesi yapılmış hamleden ziyade sürekliliğini arzu ediyoruz.

Sanayi sektörü 2Ç2018’de ihracatın verdiği destekle %4,3’lük büyüme ile gücünü korusa da 4Ç2016’dan bu yana en düşük büyümeyi gerçekleştirdi. Sektör 2017 yılında ortalama %9,2 büyümüşken 2018 yılı ilk yarısında ortalama %6,2’lik büyüme kaydetti.

Rusya ile ilişkilerin iyileşmesine rağmen 2Ç2018’de %1,5 daralan tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün dışa bağımlılığı azaltması bakımından büyümesinin desteklenmesini ümit ediyoruz. Tam tersine geçen hafta gündeme gelen tarımsal destekleme ödemesi almaya hak kazanan çiftçilerin su kullanım hizmet bedeli ile tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerji borcu alacağı destekten mahsup edileceği haberine şaşırmamak elde değil.

Artan borç yükü ve cari açık risklerine rağmen 2. çeyrekte seçim öncesi olması sebebiyle ekonomik aktivitenin canlı olduğunu gördük. 3. çeyrek öncü göstergeleri ise likidite problemine, enflasyonda hızlanmaya, iç talepte daralmaya ve üretimde hız kaybına işaret ediyor. TL’deki sert değer kayıplarının öngörülebilirliği azaltması ve likidite ihtiyacı sebebiyle özel sektörün yatırım harcamaları gerilerken kamu harcamalarında artış var. Merkez Bankası’nın faiz artırım sürecine girmesi gereken mevcut dönemde doğrudan yabancı yatırımları tetikleyecek ve sürdürülebilir büyümeyi ortaya koyacak elle tutulur bir gelişmenin yokluğunda ekonominin kırılganlığının arttığını düşünüyoruz.

Büyüme eğilimi belini kırdı

İlk iki çeyrek üretim, tüketim, yatırım ve dış talep göstergeleri ile kamu harcamalarını karşılaştırdığımızda 2. çeyrekte üretimde (sanayi üretimi, otomobil üretimi, , tüketimde (vergi gelirlerinde, perakende satışlarda, otomobil satışlarında, tüketici kredilerinde), yatırım harcamalarında, ihracat ve ithalat miktar endekslerinde, ülkeye gelen turist sayısında azalış; toplam kredilerde, kamu harcamalarında, konut satışlarında artış olduğunu görüyoruz. İlk çeyrekte GSYH büyümesi yıllık %7,36 olarak gerçekleşmişti.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi 2018 yılı 2. çeyrek GSYH büyüme oranını yıllık %6,5, simditahmin.com ise %6,25 olarak tahmin ediyor. Simditahmin.com mevcut verilerle 3. çeyrek için yıllık %5,94 büyüme öngörüyor. 3. çeyrekte konutta kampanya döneminin bitmesi büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturacak.

Son Merkez Bankası Beklenti Anketi’ne göre 2018 yılı için GSYH büyümesi %4,2 seviyesinde bulunuyor.

Yeni hükümetin Temmuz ayıyla birlikte kamu tarafında harcamaları kısıtlayıcı tedbirleri sıralaması mali disiplinin süreceğine işaret ediyor. Bakan Albayrak iç talepte daralmanın ve kısıtlayıcı tedbirlerin enflasyon üzerindeki baskıyı azaltacağını öngörüyor. Bu görüşe paralel olarak Merkez Bankası da Salı günü gerçekleştirdiği para politikası toplantısında beklentilerin aksine politika faizini %17,75’te sabit tuttu. Ancak Fitch’in de belirttiği gibi Türkiye’deki şirket ve kuruluşların hassasiyet taşıdığı alanlar:

. TL’deki değer kaybı,

. Artan borçlanma maliyetleri ve

. Yavaşlayan ekonomik büyüme.

Ve Fitch, Fed’in faiz artırmasıyla birlikte Dolar-TL’nin 2018 yılı sonunda 5,5, 2019 sonunda 6,0 seviyesine yükselebileceğine yönelik uyarıyor.

Öncelikle Merkez Bankası’nın Fed’in faiz artırımlarına önden yüklemeli olarak faiz artışıyla tedbir almak yerine beklemede kalmasıyla Dolar-TL kuru 4,80 seviyesinin üzerine yükseldi. 18 Ağustos’ta açıklanacak olan Orta Vadeli Programın cari açığı düşürücü ve finansmanı konusunda tedbirler ve sürdürülebilir büyümeye yönelik somut adımlar ortaya koymadıkça TL’deki değer kaybının dolayısıyla da enflasyon üzerindeki baskının süreceğini, maliyetlerin artmasıyla birlikte şirketlerin ayakta kalmasının giderek zorlaşacağını, bu da kısa vadeli yatırımlara bağımlı olan Türkiye’nin risk profilinin daha da kötüleşeceğini ve domino etkisiyle borçlanma kabiliyetinin daha da azalacağını, büyümeyi aşağıya çekeceğini düşünüyoruz.

Uzun vadede sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek yapısal reformlar yerine kısa zamanda enflasyonu düşürücü tedbirlerin ne olacağı konusunda endişeli bir bekleyiş halindeyiz. Türkiye’nin finansman sorununu sekteye uğratacak her hamle Merkez Bankası’nı çok daha sert faiz artırımlarına yaklaştıracaktır.

Son üç çeyrekte %6,8 büyüme kaydeden Çin ekonomisi 2Ç2018’de %6,7 büyüdü

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin, 2018 yılı 2. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,7 büyüme ile 2016 yılı 3. çeyreğinden bu yana en düşük büyüme performansını gösterdi. Bir önceki çeyreğe göre büyüme %1,8 oldu.

Aynı dönemde enflasyon bir önceki yılın aynı çeyreğine göre ortalama %1,8 ile artan; sanayi üretimi %6,6 ve perakende satışlar %9 ile azalan seyirde performans gösterdi.

Yeni Seçim yaklaşıyor: Ya ekonomik yavaşlama ya IMF

Seçimlere 4,70 seviyelerinin hemen altından giren Dolar-TL kuru seçimin 2. tura uzamamasıyla birlikte 4,50 seviyesine geriledi. Ancak sorunun seçimin uzaması olmadığı gerçeği ile kur tekrar 4,70 seviyesine yükseldi.

Neydi bu görmezden gelinen gerçek?

TL üzerindeki kara bulutların dağılmadığı:

. Değer kaybeden TL’nin enflasyon üzerindeki baskısı

. Nisan’dan bu yana TCMB’nin toplam 500 baz puanlık faiz artırımı

. Beraberinde kredi ve tahvil faizlerinde artış

. Seçim öncesi devlet kasasından yapılan harcamaların bütçeye ve iç borçlanma gereğine artısıyla yansıtılması

. Cari açığın yükselmesi ve finansmanına yönelik belirsizlik

. Yüksek iç ve dış borç

. Borçlanma maliyetlerinin artması

. Başkanlık sistemiyle birlikte meclisin ve bakanlığın etkinliğini kaybetmesi

. OHAL’in Temmuz ayında son bulacağına yönelik belirsizlik.

Nitekim Haziran ayı enflasyonu TÜFE’de %15, yurt içi ÜFE’de %23, çekirdek enflasyonda %14 seviyelerini geçtik.Yansımasını 2 yıl vadeli gösterge tahvilin faizinin %20’ye, kredi faizlerinin %25’e yaklaşmasında gördük.

Reel sektör tarafında ise likidite sorunu yaşayan şirketlerin haberlerine ek olarak üretimde yavaşlama verileri geliyor, gelmeye de devam edecek.

Zam haberleri gelmeye başladı, sırada doğal gaz ve ekmeğe yansıtılacak zamlar var. Zincirleme etki devam edecek. TÜFE’nin yılı %15 civarında tamamlayacağını düşünüyoruz.

Enflasyondaki baskı ve TL’deki istikrarsızlık Merkez Bankası’nı 23 Temmuz toplantısında mevcut %17,50 olan politika faizini 100–150 baz puan artırmak zorunda bırakabilir. Ancak Sayın Erdoğan’ın 8 Temmuz yemin töreninden sonra faizlere yönelik tavrı önemli olacak.

Eğer yapısal reformlar, kurumların bağımsızlığı, demokratikleşme, özgürlük, OHAL ve büyümeye ilişkin somut gelişmeler ortaya konmaz ise yüksek faiz, yüksek enflasyon ve büyümede sert iniş ve paralelinde IMF programı uzak bir son değil.

Draghi, büyüme dinamikleri güçlü ama zayıflıyor dedi çünkü…

Son açıklanan verilere göre;

. 2017 yılının ikinci yarısında %2,8 büyüme kaydeden Euro Bölgesi ekonomisi 1Ç2018’de %2,5 büyüme kaydetti.

. 2018 yılının ilk dört ayında ortalama yıllık %1,23 yükselen tüketici enflasyonunun Mayıs ayında %1,9 yükselmesi bekleniyor.

. Çekirdek enflasyon sekiz ayın sonrasında Mayıs ayında %1,1 seviyesine yükseldi.

. İşsizlik oranı sene başındaki %8,7 seviyesinden Nisan ayında %8,5 seviyesine geriledi.

. İhracat hacmi Mart ayında son 12 ayın en yükseğine çıktı, ithalat ortalamanın üzerinde yükseldi.

. Perakende satışlar aylık değişim olarak Şubat-Nisan döneminde pozitif bölgede seyrediyor.

. Sanayi üretimi Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %3,2’lik büyüme kaydetmesinin ardından Nisan ayında %1,7 artış kaydetti. Ara mallar, tüketim malları ve enerji malları üretiminde yavaşladı. Aylık bazda ise %0,9 daralma yaşandı. Son 12 ayda sanayi üretimi yıllık bazda ortalama %3,5 oldu.

. Mayıs ayı sanayi üretimine ipucu olan Mayıs ayı imalat sektörü PMI endeksi Ocak ayında başladığı düşüşüne Mayıs ayında da devam etti.