Etiket: büyüme

Haftanın gündemi: ABD-Çin görüşmeleri, makro ekonomik veriler, Fed ve AMB yetkililerinin konuşmaları

Geçtiğimiz hafta Pekin’de yapılan ABD-Çin ticaret görüşmeleri bu hafta Washington’da devam edecek. Her iki taraf da anlaşma konusunda istekliler ancak ABD’nin adil ticaret isteğine Çin tarafı ne kadar taviz vereceği merakla beklediğimiz sonuç olacak.

Hafta genelinde Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve Fed bölge başkanları konuşmalarını takip edeceğiz. AMB Başkanı Draghi Cuma günü konuşacak.

18 Şubat 2019, Pazartesi

Türkiye’de Ocak ayı konut satışları açıklanacak. Aralık 2018’de 136,845 konut satılmıştı. Tarihsel olarak bakıldığında Aralık aylarında satışlar yıl ortalamasının üstünde artarken yeni yılda Ocak aylarında önemli oranlarda düşüş yaşanıyor. Konut satışlarında Aralık aylarındaki artışlarda vergi indirimlerinin etkisi de var. Kasım 2018’de devreye giren ve 31 Mart 2019’da sonlanacak olan uygulamaya göre konutta KDV oranı %18’den %8’e düşürülürken tapu harçlarında %4’ten %3’e düşürüldü.

19 Şubat 2019, Salı

İngiltere’de Aralık 2018 işsizlik oranı açıklanacak. Kasım ayında %4 seviyesindeki işsizlik oranının değişiklik göstermemesi bekleniyor.

Almanya’da Şubat ayı ZEW ekonomik duyarlılık endeksi açıklanacak. Nisan 2018’den bu yana eksi bölgede yer alan endeks Ocak ayında eksi 15 seviyesine yükselmişti. Şubat ayı için beklenti eksi 13,5.

20 Şubat 2019, Çarşamba

Türkiye’de Şubat ayı TÜİK tüketici güven endeksi açıklanacak (Ocak 2019: 58,5). Şubat ayı için endekste iyileşme beklemiyoruz.

ABD merkez banksı Fed Ocak ayı para politikası toplantı tutanaklarını yayınlayacak. Toplantıda %2,25-2,50 olan gösterge faiz aralığında değişiklik yapılmamıştı. Tutanaklarda 2019’da faiz öngörüsü ve bilanço küçültülmesine yönelik görüşleri inceleyeceğiz.

21 Şubat 2019, Perşembe

Avrupa’da Şubat ayı imalat ve hizmet sektörleri PMI tahminleri yayınlanacak. Ocak 2019’da imalat sektörü PMI endeksi 50,5 seviyesine gerilemiş, hizmet sektörü PMI endeksi 51,2 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 ve yukarısı değerleri sektörde büyümeyi gösteriyor.

22 Şubat 2019, Cuma

Türkiye’de Şubat ayı imalat sektörü kapasite kullanım oranı açıklanacak. (Ocak 2019: 74,4)

Şubat ayı reel sektör güven endeksi açıklanacak (Ocak 2019: 93). Endekste önemli bir değişiklik beklemiyoruz.

Şubat ayı sektörel güven endeksleri açıklanacak. (Ocak 2019: Hizmet: 68,9; Perakende Ticaret: 82,7; İnşaat: 54)

Almanya’da 4Ç2018 GSYH büyümesi nihai verisi açıklanacak. Çeyreksel bazda %0 büyüme, bir önceki yılın aynı dönemine göre %0,6 büyüme bekleniyor. 3Ç2018’de dönemsel bazda %0,2 daralma kaydedilmiş, yıllık bazda büyüme %1,1 olarak ölçülmüştü.

Almanya’da Şubat ayı Ifo iş ortamı endeksi açıklanacak. Ocak 2019’da 99,1 olan endeksin Şubat ayında 98,9 seviyesine gerilemesi bekleniyor.

Coface: “2019 yılında işletmeler için iki gizli tehlike: Ekonomik gerileme ve siyasi riskler”

Dünyanın önde gelen sigorta şirketlerinden olan Fransa merkezli Coface 23. Ülke Riskleri Konferansı’nı 5 Şubat 2019 tarihinde Paris’te gerçekleştirdi.

Coface Baş Ekonomisti Julien Marcilly 2011-2012 yıllarındaki devlet borçları krizinden bu yana ilk kez 2019 yılında işletmelerin iki gizli tehlikeye dikkat etmeleri gerektiğini ifade etti: Konjonktürel yavaşlama ve siyasi riskler.

Ekonomik yavaşlama belirginleşiyor…

Yayınlanan basın bülteninde yer aldığı üzere 2017 ve 2018 yıllarında %3,2 büyüyen dünya ekonomisinin artan siyasi riskler, emtia fiyatlarındaki yüksek oynaklıklar ve arz kısıtlarının etkisiyle 2019 yılında %3 seviyesine yavaşlaması bekleniyor. Euro Bölgesi GSYH büyümesinin 2019 yılında %1,6’ya, ABD’nin ise %2,3’e yavaşlaması öngörülüyor.

Zayıflama sinyallerinin Batı Avrupa’dan gelmeye başladığı ifade edilirken, konjonktürel bir yavaşlama ve siyasi belirsizliklere bağlı olarak 26 Avrupa ülkesinden 20 tanesinde işletme iflaslarının sayısının (Euro Bölgesi’nde %1,2, Orta Avrupa’da %6,5 oranlarında) artacağı tahmin ediliyor. Dünya ticaretindeki yavaşlamanın bu yıl da devam ederek %2,3 seviyesine gerilemesi öngörülüyor.

Ekonomik yavaşlama eğiliminden en fazla etkilenecek sektörün ise yaklaşık sekiz yıllık büyüme döngüsünün ardından yavaşlama sinyalleri veren otomotiv sektörünün olduğu ifade ediliyor.

Coface, Çin piyasasının doyma noktasına ulaştığı ve korumacılığın arttığı bir küresel ortamda otomotiv sektörüne yönelik olarak yatırım ihtiyacı, artan rekabet, tüketicilerin değişen yaşam tarzları ve yeni kirlilik karşıtı çevre standartlarına uyum gerekliliğine vurgu yapıyor.

Bu gelişmeler neticesinde Coface, otomotiv sektörünün risk düzeyini Batı Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamında ve Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde “Orta Risk” düzeyine, Latin Amerika ve Kuzey Amerika ülkelerinde ise “Yüksek Risk” düzeyine düşürdüğünü açıkladı.

Artan siyasi risk Coface sosyal risk göstergesini aşağı çekti…

Avrupa’da artan siyasi risk unsurlarına bağlı olarak Coface sosyal risk göstergesinin 2010 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştığı kaydedilen notta bu risklerin genellikle seçim dönemlerinde belirginleştiği, bu sebeple Yunanistan’daki seçimlerin ve İtalya’daki, İspanya’daki ve Almanya’daki muhtemel erken seçimlerin yakından izlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Coface, Mayıs 2019’da gerçekleştirilecek olan Avrupa seçimleri sonrasında oldukça bölünmüş bir Avrupa Parlamentosu yapısı riskine işaret ederken bunda yaygınlaşan sosyal memnuniyetsizlikler ve Avrupa karşıtı partilerin artan popülerliğinin etkisi olacağına parmak basılıyor.

“TL’deki değer kaybı Türkiye ihracatı açısından avantaj”…

Türkiye’ye ilişkin olarak ise Coface ekonomisti Seltem İyigün şunları kaydetti:

“2018’de TL’nin ABD doları karşısında yaklaşık yüzde 40 değer kaybetmesinin özel sektör ve tüketim üzerindeki olumsuz etkilerinin 2019’un ilk yarısında devam etmesi beklenmektedir. Öte yandan, söz konusu değer kaybı, ihracatçılar açısından 2019 yılının daha avantajlı geçmesine neden olacaktır. Bu anlamda otomotiv, tekstil, giyim, metal, kimya, gıda gibi sektörlerin ihracat gelirlerinin artacağı öngörülmektedir. Kamu tarafından uygulamaya konulan destek paketleri ve ihracat, büyüme açısından önemli olacaktır. Öte yandan son haftalarda kredi faizlerinde görülen kısmi gerileme olumlu değerlendirilmektedir ancak bu düşüşün kalıcı olabilmesi için enflasyonun düşüş trendine girmesi önem taşımaktadır.”

“Yükselen piyasalara sermaye girişi Türkiye’yi avantajlı kılacak”…

Coface basın bülteninde, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki büyümede beklenen yavaşlamanın olumlu bir etkisi olarak ABD Merkez Bankası’nın faiz artırma olasılığının azalması ile birlikte, yükselen piyasalardan sermaye çıkışı riskinin sınırlanacağı ifade ediliyor.

Bu konuya ilişkin olarak ise Türkiye bağlamında Coface Türkiye Genel Müdürü Emre Özer 2019 yılının ikinci yarısında, sıkı para politikası ve TL’deki daha dengeli seyrin enflasyonun gerileme eğilimini destekleyeceğini savunuyor. Özer, enflasyondaki düşüşün paralelinde faizlerin bir miktar daha gerilemesiyle birlikte kredi kanalının daha verimli çalıştığı, tüketim ile üretim dinamiklerinin büyümeye daha fazla destek verdiği görüleceğini ifade ediyor. Coface Türkiye’nin 2019 yılı büyümesini %1,2 olarak tahmin ediyor.

Özer “petrol fiyatlarındaki oynaklık, jeopolitik gerginlikler, AB ülkelerindeki yavaşlama, Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşlarının etkileri gibi unsurların Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin büyüme performansları üzerinde 2019’da aşağı yönlü baskı yaratacağını” belirterek “ABD merkez bankasının önümüzdeki dönemde faizleri artırırken daha “sabırlı”, bilançoyu küçültürken ise daha “esnek” olacağını ifade etmesi, gelişmekte olan ülkelere daha fazla sermaye girişine neden olabileceğini” ekliyor. Özer’e göre “Böyle bir durumun oluşması halinde, Türkiye hem büyüme hem enflasyon dinamikleri açısından daha olumlu bir pozisyonda olacak.”

IMF 2019 ve 2020 için küresel büyüme beklentilerini aşağı çekti, Türkiye’ye vurgu yaptı

IMF, Davos’ta gerçekleşecek Dünya Ekonomik Forumu öncesinde 2019 ve 2020 yılları için küresel büyüme beklentilerini aşağı revize etti.

Dünya Ekonomik Görünüm revizyon raporunda küresel ekonominin 2019 yılında %3,5, 2020 yılında ise %3,6 büyüyeceğini tahmin eden IMF Ekim ayındaki beklentilerine göre 2019 tahminini 0,2, 2020 tahminini ise 0,1 yüzde puan aşağı çekmiş oldu.

Revizyonun gerisinde yatan sebepler ve varsayımlar şöyle sıralanıyor:

. Euro Bölgesi ve bazı gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerindeki zayıflık ve ticaret savaşında çözüme ulaşılamamasının küresel ekonomiyi daha da yavaşlatabileceği,
. Çin ekonomisinin beklenenden daha yavaş büyüyeceği,
. Olası bir anlaşmasız Brexit’in ekonomik görünümü risk altına alacağı.

IMF gelişmekte olan Avrupa bölgesi ülkelerinin 2018 yılında %3,8 olarak öngörülen büyümesinin ardından 2019 yılında %0,7, 2020 yılında ise %2,4 büyümesini bekliyor ki bunda Türkiye ekonomisinin 2019 yılında sert bir şekilde daralacağı ve 2020 yılında hafif toparlanacağı beklentisi öne sürülüyor. Türkiye vurgusunda para politikasının sıkılaştırılması ve çok daha kısıtlayıcı yurt dışı finansman şartlarına vurgu yapılıyor.

IMF, ticaret politikalarındaki belirsizlik ve gerginliğin artması ve misillemelere yönelik endişelerin yatırım ortamını zayıflatabileceği, tedarik zincirini aksatabileceği ve üretkenlik artışını yavaşlatabileceğini belirtirken böyle bir ortamın şirketlerin karlılığını düşürerek finansal piyasalara yönelik algıyı bozabileceği ve büyümeyi daha da azaltabileceğine dikkat çekiyor.

Euro Bölgesi ekonomisine yönelik zayıf noktalar olarak ise otomobillere yönelik yakıt emisyon standartlarının Almanya’nın ihracat performansını zayıflatması ve İtalya’nın AB bütçe açığı üst limitini zorlaması sıralanıyor.

Çin ekonomisi 2018 yılında %6,6 büyüme kaydetti

Dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip olan Çin 2018 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %1,5, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %6,4 büyüme kaydetti. Böylece 2018 yılı genelinde GSYH büyümesi ortalama %6,6 büyüme kaydederek 1990 yılından bu yana en düşük performans gerçekleştirilmiş oldu. Çin ekonomisi 2017 yılı genelinde %6,8 büyüme kaydetmişti.

Öte yandan son verilere göre Çin ekonomisinde;

. İmalat sektöründe kapasite kullanım oranı Aralık 2018’de 76 seviyesine geriledi. Böylece 2018 yılı ortalaması 75,5 olarak gerçekleşti.
. Sanayi üretimi Aralık 2018’de bir önceki yılın aynı ayına göre %5,7 büyüdü. Kasım ayında %5,4’lük büyüme kaydedilmişti. Böylece 2018 yılı genelinde sanayi üretimi ortalama yıllık %6,2 büyüme kaydetmiş oldu.
. Sabit varlık yatırımları 2018 yılı genelinde bir önceki yıla göre %5,9 artış kaydetti. Özel sektörün yatırımları %8,7 büyürken (2018 yılının ilk 11 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre %8,7 büyüme kaydedilmişti) Ocak-Kasım 2018 dönemindeki %2,3’lük büyümeden 2018 yılı genelinde %1,9 seviyesine geriledi.
. Perakende satışlar Aralık 2018’de bir önceki yılın aynı ayına göre %8,2 büyüdü. Kasım ayında %8,1’lik artış kaydedilmişti. Böylece 2018 yılı genelinde perakende satışlar 2017 yılına göre %9 büyümüş oldu.

Reuters anketine göre Çin ekonomisinin 2019 yılında %6,3 büyümesi tahmin ediliyor.

Reuters anketine göre Çin 2019 yılında %6,3 büyüyecek

85 ekonomistin katıldığı Reuters anketinde Çin ekonomisinin 2018 yılında %6,6, 2019 yılında ise %6,3 büyümesi öngörülüyor. Çin ekonomisi 2017 yılında %6,9 büyüme kaydetmişti.

Geçen hafta Çin hükümeti 2019 yılı için büyüme hedefini önceki %6,5 seviyesinden %6,0-6,5 aralığına çekmişti. Çin ekonomisi 2018 yılının ilk 3 çeyreğinde ortalama %6,6 büyümüştü.

Ankete göre 2019 yılında bankaların rezerv karşılık oranlarının 150 baz puan indirilmesi, tüketici enflasyonunun 2018’deki ortalama %2,1 seviyesinden 2019’da %2,3 olarak gerçekleşmesi tahmin ediliyor. Reuters’ta yer alan habere göre Çin hükümeti 2019 için enflasyon hedefini %3 seviyesinde tutmayı planlıyor.

ABD ile devam eden ticaret görüşmeleri 2 Mart tarihinde son bulacak. Her ne kadar görüşmelerde olumlu adımlar atılmış olsa da sorunların tümden çözülmesinde yeterli değil. Çin hükümeti büyümenin rayından çıkmaması için gerekli adımları atmaya devam ediyor. Dün Çin Yeni Yıl tatili öncesinde Çin hükümeti -vergi dönemi olması sebebiyle olası bir finansal sıkışıklığa sebep olmaması için- bankacılık sistemine 83 milyar dolar para enjekte etti. Gümrük tarifelerinin indirilmesi, küçük işletmelere finansal destek sağlanması gibi adımları da dikkate aldığımızda Çin hükümeti 2019 yılında ekonomiyi desteklemek adına gayretini sürdürecek.

4. çeyrek için iki büyüme beklentisi

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi, Betam, Ekim ve Kasım aylarına ait GSYH öncü göstergelerini baz alarak yaptığı hesaplamalar sonucunda 2018 yılı 4. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre GSYH’nin %2,3 daralmasını tahmin ediyor. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ise GSYH’nin bir önceki çeyreğe göre %1,9 daralacağını öngörüyor. Bu verilerle 2018 yılı geneli için büyüme beklentisi %2,95 büyümeye işaret ediyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi (CEFIS) bünyesinde hazırlanan ve simditahmin.com’da ilan edilen Türkiye Ekonomisinin Temel Makro Ekonomik ve Finansal Değişkenlerinin Şimdi-Tahmin (Nowcasting) ve İleri Tahmin (Forecasting)’leri çalışmasına göre ise 2018 yılı 4. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre GSYH’nin %1,54 daralmasını öngörüyor. Bu beklentiyle birlikte 2018 yılı geneli için GSYH büyümesi %3,14 seviyesine işaret ediyor.

Yeni Ekonomi Programı’na göre 2018 yılı için %3,8 GSYH büyümesi hedeflenmişti. Türkiye ekonomisi 2017 yılında %7,44 büyüme kaydetmesinin ardından 2018 yılı ilk üç çeyreğinde sırasıyla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %7,24, %5,30 ve %1,56 büyüme kaydetmişti.

Fed faiz artırdı, 2019 için büyüme ve faiz artırım beklentisini düşürdü

Fed son toplantısında şartlar ve risklere bağlı olarak büyümeyi aşağı doğru çeken unsurlara değinerek temkinli bir tavır ortaya koydu. Fed’e göre ekonomi iyi performans göstermeye devam ettiği için ne faiz oranlarını düşük tutmaya ne de devasa boyuttaki bilançosunu büyütmeye gerek var.

Fed başkanlarından son gelen açıklamalar küresel durgunluk tehlikesine karşı Fed’in kademeli faiz artırım stratejisinden veri bazlı karar sürecine geçeceğine işaret etmişti. Bunda güçlü istihdam piyasasına rağmen fiyat dinamiklerinin yeterince güçlü olmamasının Fed başkanları arasında yarattığı ikilem etkili olmuştu: “kademeli faiz artırımları ekonomiyi soğutabilir” görüşüne karşı “faiz artırımlarında duraksama ekonomiyi aşırı ısıtabilir”.

Son makro-ekonomik verilerin ABD’de kısmi zayıflık işaretlerine rağmen güçlü ekonomik yapının korunduğuna işaret etmesi sebebiyle Fed’in yılın son toplantısında faiz artıracağı beklentimizi korumuştuk. Nitekim 25 baz puanlık artışla politika faiz aralığı %2,25-2,50 seviyesine yükseltildi.

2018 yılı için GSYH büyüme beklentisini Eylül toplantısındaki %3,1 seviyesinden %3’e düşüren Fed 2019 yılı için büyüme beklentisini %2,5’ten %2,3’e düşürerek 2019 için faiz artırım beklentisini üçten ikiye çekti. Fed 2020 ve 2021 yılları için sırasıyla %2 ve %1,8 büyüme öngörüyor. İşsizlik oranının 2018’de 49 yılın en düşüğü olan %3,7 seviyesine gerilemesinin ardından 2019’da %3,5 düşmesi, 2020 ve 2021’de sırasıyla %3,6 ve %3,8 seviyelerine yükselmesini bekliyor. Enerji ve gıda hariç çekirdek kişisel tüketim harcamalar (PCE) enflasyonunun 2018 yılındaki %1,9 seviyesinden 2019, 2020 ve 2021 yıllarında %2 seviyesinde olacağını tahmin ediyor.

Fed’in büyüme beklentilerini aşağı çekmesinde küresel ekonomide yumuşama sinyalleri, sıkılaşan finansal şartlara ek olarak 2019 yılında Trump hükümetinin harcamalar için bütçe desteğine sahip olmaması ve 1,5 trilyon dolarlık vergi indirim paketinin 2018 yılı ile son bulması etkili oldu.

Fed Başkanı Powell toplantı sonrası gerçekleştirdiği basın toplantısında ekonominin iyi performans gösterdiğini, bu sebeple Fed’in faiz oranlarını normalin altında tutarak veya bilançosunun büyük kalmasını sağlayarak ekonomiyi desteklemesine artık gerek olmadığını ifade etti.

Bundan sonrasında Fed para politikasına yönelik olarak şu endikatörleri dikkate alacak:

İstihdam piyasası şartları, enflasyonist baskı unsurları ve enflasyon beklentileri ile finansal ve uluslararası gelişmeler.

Türkiye ekonomisi 3. çeyrekte yıllık %1,6 büyüdü, dönemlik %1,1 daraldı

Türkiye’de GSYH 2018 yılı Temmuz-Eylül dönemini kapsayan 3. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre piyasanın ortalama %2 artış beklentisine karşılık %1,6 artış kaydetti. Mevsimsellikten arındırılmış veriye göre GSYH bir önceki çeyreğe göre %1,1 daraldı. Böylece 2018 yılının ilk üç çeyreğinde ortalama %4,7 yıllık, %0,4 dönemsel büyüme yaşandı.

Sanayi sektörünün katma değeri bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %0,3 artış kaydetti. Tarım sektörü toplam katma değeri %1 artarken inşaat sektörünün katma değeri %5,3 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri ise %4,5 arttı.

Üçüncü çeyrekte öncü verilerin de işaret ettiği gibi hanehalkı ve hanehalkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşların nihai tüketim harcamaları yıllık %1,1 artış ile önceki çeyreklere göre sert geriledi. Tüketim harcamaları 1. çeyrekte %9,1, 2. çeyrekte %6,4 artış kaydetmişti. Böylece ilk üç çeyreğin büyüme ortalaması %5,5 oldu. 2017 yılı ortalama nihai tüketim harcamaları artışı ise %6,1 olarak gerçekleşmişti.

2018 yılı ikinci çeyreğinde GSYH bir önceki yılın aynı dönemine göre %5,2, bir önceki çeyreğe göre %0,9 artış kaydedilmişti. 2017 yılında GSYH çeyrek bazda ortalama %1,8, yıllık bazda ise ortalama %7,35 büyümüştü.

2018 yılı 4. çeyrek öncü verileri ise üretim ve tüketimde daralmaya, özel sektör yatırım harcamalarında yavaşlamaya, kamu kesimi harcamalarında daralmaya işaret ediyor.

Euro Bölgesi ekonomisinde yavaşlama Türkiye’nin istihdam pazarı üzerinde baskı yaratıyor

Euro Bölgesi’nde sanayi üretimi Eylül 2018’de yıllık bazda %0,9 büyürken Ağustos ayı sanayi üretimi büyümesi yukarı %1,1 olarak revize edildi. Aylık bazda ise sanayi üretimi %0,3 daralma kaydetti, Ağustos ayı verisi %1,1 ile yukarı revize edildi. Almanya, Fransa ve İtalya’da sanayi üretimi aylık bazda gerilerken, yıllık bazda Almanya ve İtalya’da büyüme Fransa da ise daralma yaşandı.

Euro Bölgesi’nde GSYH ise 3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre son 4 yılın düşüğü olan %0,2’lik büyüme kaydetti. 2Ç2018’de %0,4’lük büyüme kaydedilmişti. Bir önceki yılın aynı dönemine göre ise GSYH 3Ç2018’de 0,5 yüzde puanlık kayıpla %1,7 büyüme kaydetti.

EU-GDP-2018-Q-3

En büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi’nde hizmet ve imalat sektörünü kapsayan bileşik PMI endeksi Ekim ayında aylık 1 puan gerileme ile 53,1 puan seviyesine gerilese de endeksin 50 seviyesinin üzerinde olması ekonomik aktivitenin canlı olduğuna işaret ediyor. Eylül ayında hafif yükselen tüketici kredilerinin Ekim ayında hafif gerilediğini gördük. Bölge’de talep tarafında Ekim ayında önemli bir düşüş yaşanmaması üretim verilerinde aşağı yönlü sert bir düşüş olasılığını ortaya koymuyor. Hem Eylül hem de Ekim ayı ihracat verilerimiz de Euro Bölgesi’ndeki talep tarafındaki mevcut seyri destekliyor.

ABD merkez bankasının (Fed) finansal koşulları sıkılaştırması ve Avrupa Merkez Bankasının (AMB) yıl sonunda miktarsal genişlemeyi sonlandırmasına bağlı olarak küresel finansal şartların zorlaşması ve küresel ticarete yönelik belirsizlikler küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor.

En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa ekonomisinde büyüme hızında yavaşlamanın devam edeceği beklentisi ışığında Türkiye’nin üretim tarafında büyümenin sınırlı olması ve zorlu finansal koşullara bağlı olarak tüketim ve yatırımda canlanma ihtimalinin zayıf olması sebebiyle Türkiye’nin istihdam verilerinde olumsuz seyrin devam etmesini bekliyoruz. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı son altı aydır aralıksız yükselerek Ağustos döneminde %11,20 seviyesinde bulunuyor.

Güçlü ABD ekonomisi doların arkasındaki en büyük destek

ABD ekonomisi 2018 yılı 3. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yıllıklandırılmış olarak %3,3 büyüme beklentisine karşılık %3,5 büyüdü.

ABD ekonomisi 2. çeyrekte %4,2, 1. çeyrekte ise %2,2 büyüme kaydetmişti.

3. çeyrekte büyümenin tetikleyicileri olarak kişisel tüketim harcamaları, özel sektör envanter yatırımları, kamu harcamaları, federal hükümet harcamaları ve konut dışı yatırımlar sıralanırken ihracat hacmi ve konut yatırımlarında gerileme kaydedildi.

ABD’nin sürdürdüğü ticaret savaşının dış ticaret verilerine olumsuz yansımasına rağmen iç talepteki artış ve devlet teşvikleri ekonominin istikrarlı büyüme performansının sürmesinde etkili oluyor.

Güçlü ABD ekonomisinin yansımasını da ABD dolarında görüyoruz. İç siyasi ve finansal sorunlarla cebelleşen Avrupa ekonomisi ve ABD’nin Çin mallarına uyguladığı ek tarifelerin Çin ekonomisini finansal krizin yaşandığı 2009 yılına geriletmesine bağlı olarak ABD doları gücünü koruyor.

ABD doları 1,1380 seviyesi ile Euroya karşı Ağustos 2018 seviyelerine doğru güçlenirken bu güçlenmede Almanya Şansölyesi Merkel’in Aralık seçimlerinde başbakanlık yarışında yer almayacağı kararı da etkili oldu.

Çin hükümeti ülke para birimi yuanı güçlendirmek adına yatırım ortamını iyileştirecek ve uzun vadeli yabancı sermayeyi çekecek adımlar atacağını duyurması önemli ancak Kasım ayı sonunda bir araya gelecek olan ABD ve Çin liderlerinin yapacağı görüşmede anlaşmaya varmamaları halinde ABD yeni yaptırımları devreye sokacağını duyurdu.

Her şekilde ticaret savaşı ile elini güçlendiren ABD’nin 6 Kasım seçimlerinde Trump parlamentoda güç kaybı yaşasa bile ABD dolarının gücünü koruyacağını düşünüyoruz.