Etiket: cari açık

İç talepte daralma, ihracat ve turizm cari açığı aşağı çekiyor

İç talepte daralmanın etkilerini cari işlemler dengesinde görmeye devam ediyoruz. 

Cari işlemler hesabı 2018 yılı Ekim ayında da 2 ,77 milyar dolar fazla vererek 12-aylık cari açığı 39,4 milyar dolar seviyesine çekti. 

İhracat ve turizm sektörü büyümeyi desteklerken, ithalat daralması dış ticaret açığını dolayısıyla da cari işlemler açığını aşağı çekiyor.

Kasım ve Aralık ayı makro-ekonomik verilerini dikkate aldığımızda benzer seyrin yılsonunda cari açığı 30 milyar dolar altına çekme ihtimali yüksek. 

Müshil hapı alıp kilo veriyoruz

Evet ihracat performansımız güçlü, evet talep darlığı ithalatı aşağı çekiyor ve evet cari açık azalıyor ancak tablo pek de göründüğü kadar pembe değil maalesef.

Şöyle açıklayalım:

Üç aylık hareketli ortalamalara baktığımızda ithalat hacmi Mart 2018’den beri yıllık bazda aralıksız gerilerken ihracat hacminin Ekim 2017’den itibaren gücünü korusa da zayıflamaya başladığına, Mayıs 2018’le birlikte gücünü tamamen kaybettiğine Eylül ayında ise yukarı yönlü sert bir sıçrama yaptığına tanık olduk.

Dış ticaret haddine baktığımızda Haziran-Eylül döneminde 104,1 seviyesinden 101,6 seviyesine gerilediğini görüyoruz. Diğer bir deyişle ihracat miktarsal olarak ayakta kalmayı başarıyor ancak değer olarak gerileyerek tehlike zillerinin çaldığı seviye olan 100 seviyesine doğru yaklaşıyoruz.

TİM’in yayınladığı Ekim ayı ihracat verileri yıllık bazda ihracat hacminin arttığına ama artış hızında yavaşlamaya işaret etmişti. Talep göstergeleri ise ithalatta zayıflığın Ekim ayında da sürdüğüne işaret etmişti. Dış ticaret haddinin Ekim ayında 100 seviyesinin altına gelmesini beklemiyoruz ancak ihracatımız maalesef ülke refahını artıracak güçte değil.

Bunun için yapılması gereken tek bir hamle şansımız var, o da katma değeri yüksek yeni ürün geliştirme ve üretimine yol açacak yapısal reformların gerçekleştirilmesi.

Cari işlemler dengesi Eylül ayında da fazla verdi, 12-aylık cari açık toplamı 46 milyar dolara geriledi

Ağustos 2018’de 2,59 milyar dolar fazla veren cari işlemler dengesi Eylül ayında da 1,83 milyar dolar fazla verdi ve 12-aylık cari işlemler açığı toplamı 46,06 milyar dolara geriledi.

Eylül ayında devam eden dış ticaret açığındaki gerileme ve turizm gelirlerindeki artış cari dengenin iyileşmesinde etkili oldu.

İç talep kaynaklı daralmanın ithalat hacmini Ağustos ve Eylül aylarında ortalama %20 daraltması, ihracatın ise ortalama %8 artması dış ticaret açığındaki gerilemenin ana sebepleri.

Ekim ayında talep bileşenlerine baktığımızda tüketim göstergelerinin (tüketici kredileri, kredi kartları, elektrik tüketimi) zayıflamaya devam ettiğini, ihracat tarafında ise güçlü performansın korunduğunu görüyoruz.  Dolayısıyla cari işlemler dengesinin Ekim ayında da fazla vermesi olası. İç talep şimdilik zayıf ancak güçlenmesi halinde cari dengenin zayıflayacağı gerçeğini de unutmayalım. Bu sebeple yine tekrarlayalım: katma değeri yüksek teknolojik ürünlerin geliştirilmesi, üretimi ve ihracatı ekonomik dengeler açısından hayati önem taşıyor.

Finansman tarafında, banka ve Genel Hükümet dışındaki sektörlerin yurtdışından kredi kullanımına devam edebilmesi finansman olanağının sürdürülebilmesi açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

TCMB’nin Beklenti Anketi’ne göre 2018 sonu cari işlemler açığı beklentisi 40,7 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Veri yoğun bir haftaya girdik

12 Kasım Pazartesi

Eylül ayı ödemeler dengesi verisi açıklanacak. Ağustos ayında 2,59 milyar dolar fazla verilirken 12-aylık cari açık 51,13 milyar dolar seviyesine gerilemişti. 1,87 milyar dolar dış ticaret açığı oluşan Eylül ayında ödemeler dengesinin 1,97 milyar dolar fazla vermesi bekleniyor.

15 Kasım Perşembe

Eylül dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Ağustos döneminde işsizlik oranı %10,8 seviyesine yükselmişti. İşsizlik oranının Eylül döneminde de %11 seviyesine yükselmesi tahmin ediliyor. Eylül ve Ekim ayı Reel Kesim Güven Endeksi verileri istihdam beklentilerinde düşüşe işaret etmişti.

Ekim ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Eylül ayında 5,96 milyar TL bütçe açığı kaydedilmişti.

16 Kasım Cuma

Eylül ayı sanayi üretim verisi açıklanacak. Ağustos ayında yıllık %1,7’lik artış yaşanan sanayi sektörünün yıllık %1,1 büyümesi bekleniyor.

TL’de değerlenme mümkün ama kısıtlar var

İran’ın yaklaşık 1,5 milyon varillik petrol üretimine karşı ABD’nin 5 Kasım’da resmi olarak başlatacağı ambargo sebebiyle petrol fiyatları üzerinde yukarı doğru baskı meydana getirirken Suudi Arabistan’ın arz miktarını artıracağı haberi, OPEC ve Uluslararası Enerji Ajansı’nın küresel petrol talebinde 2019 yılı sonuna kadar düşüş öngörmesi petrol fiyatları üzerindeki baskıyı hafifletiyor.

Petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskının hafiflemesi ABD’de enflasyon üzerindeki baskının azalmasında etkili olacaktır. Bu da kademeli faiz artışlarını öngören Fed’den agresif bir adım görmeyeceğiz demek. Dışarıdan net enerji ithal eden Türkiye’nin petrol fiyatlarında yukarı yönlü şok yaşamaması ise hem enflasyon hem de ödemeler dengesi üzerinde baskının da hafiflemesine sebep olacaktır. Bu sebeple ABD’nin İran ambargosuna başlayacağı 5 Kasım tarihi önemli.

Geçen hafta açıklanan verilere göre Türkiye’nin Ağustos ayı ödemeler dengesinin fazla vermesi, 12-aylık toplam cari açığın 51 milyar dolar seviyesine gerilemesi ve Rahip Brunson’un serbest bırakılması Dolar-TL kurunu 5,50-5,70 bandına geriletti. Etkisini Merkez Bankası Beklenti Anketi verilerinde de gördük: Enflasyon ve GSYH büyüme beklentilerindeki gerileme cari açığı da hızla aşağı çekmiş görünüyor. Cari açıktaki gerilemenin talep daralmasından kaynaklanması olumlu gözükse de yüksek teknolojik ürün üretmemizi ve ihraç etmemizi sağlayacak yapısal reformlar yapılmadıkça cari açıktaki gerilemenin kalıcı değil geçici olacağını, cari açığın finansmanının ise net hata ve noksan ile rezervlerden karşılanarak sağlıksız kalmaya devam edeceğini unutmayalım.

Dolayısıyla Türkiye ekonomisi petrol fiyatları ve TL’deki dalgalanmalara karşı ayakta kalmaya çalışırken bu hafta Merkez Bankası’nın yapacağı para politikası toplantısında nasıl bir aksiyon alacağı önemli. TCMB, son gerçekleştirdiği 13 Eylül toplantısında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 625 baz puan artırarak %17,75’ten %24,0 seviyesine yükseltmişti. İç ve dış talepte gerileme sanayi üretimini dolayısıyla da büyümeyi aşağı çekmesi fiyatlar genel seviyesi üzerinde baskıyı aşağı çekerken petrol fiyatları ve TL’deki dalgalanmalar risk oluşturmaya devam ediyor.

Her ne kadar TCMB’nin reel efektif döviz kuru verileri Dolar-TL’de 3,60 seviyelerini desteklese de

. güçlü ABD ekonomisinden kaynaklanan yüksek faiz ortamı,

. Avrupa Merkez Bankası ve Fed’in likiditeyi daraltması,

. ABD’nin yürüttüğü ticaret savaşına bağlı küresel ticarette zayıflama ve

. olumsuz jeopolitik gelişmeler

özellikle Türkiye dahil net enerji ithal eden ve dış finansmana bağımlı ülke ekonomilerini olumsuz etkilemeye devam etmesi TL üzerinde risk priminin düşmesini engelliyor. Eylül ayında 550 seviyesini aşan Türkiye’nin 5-yıl vadeli CDS primleri Ekim 2017’de 170-190 aralığında işlem görüyordu.

Özetle TCMB’nin faiz artırmakta geç kalması TL’nin kırılganlığını artırarak iç ve dış olumsuzlukların da etkisiyle Dolar-TL’yi 7,0, 2-yıl vadeli tahvilin bileşik faizini %27, risk priminin ise 550 seviyelerinin üzerine taşımasına sebep olmuştu. TCMB’nin sert faiz artırımı ve sonrasında dış politikada yaşanan olumlu gelişmeler Dolar-TL’yi 5,50-5,70 seviyelerine tekrar geriletti. Dolayısıyla TCMB Perşembe günü yapacağı toplantıda sembolik bir faiz artırımı yapması halinde kurda bir miktar geri çekilme görebiliriz. Ancak kalıcı iyileşme için AB ve ABD ile olan siyasi ilişkilerin kuvvetlenmesi ve yapısal reformların ivedilikle ön plana çekilmesi gerektiğini tekrar edelim.

Haftanın önemli verisi ödemeler dengesi olacak

11 Ekim Perşembe günü Ağustos ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak.

Temmuz ayında 12-aylık toplam cari işlemler dengesi Haziran ayına göre 2,96 milyar dolar azalarak 54,56 milyar dolara gerilemişti.

Detaylarda enerji dengesinde kötüleşme sürerken enerji ve altın dışı dengede iyileşme olduğunu görmüştük. Bunda daralan talebe bağlı olarak düşen ithalat hacminin etkisi var.

Dış ticaret açığının 80,27 milyar dolar seviyesine gerilediği Ağustos ayında 12-aylık cari açığın 52 milyar dolar seviyesine gerilemesini bekliyoruz.

Merkez Bankası Beklenti Anketi’ne göre yıl sonu cari açık beklentisi 49,7 milyar dolar.

Dış ticaret verilerinde hız kaybı var

2018 yılı Mayıs ayında hem ihracat hem de ithalatta momentum kaybı yaşanırken tüketim malları ithalatını dikkate aldığımızda iç tüketimde zayıflığın işaretini alıyoruz.  %6’lara yükselen GSYH içindeki cari işlemler açığının payı ve finansmanında sıcak paraya bağımlılığı, yüksek dış borç ile artan enflasyon baskısını dikkate aldığımızda yüksek faiz ortamında yeni hükümetin tüketim tarafını hızlandırıcı tedbirler almayacaklarını ümit ediyoruz.

Detaylar…

Mayıs 2018’de son 12-aylık dış ticaret açığı Temmuz 2014’ten bu yana en yüksek seviye olan 87,12 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Ocak-Nisan döneminde yıllık olarak ortalama %21,5 artan ithalat Mayıs ayında sadece %5,5 artış kaydetti. İhracat ise Ocak-Nisan döneminde yıllık ortalama %8,65 artış kaydetmişken Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %5,3 arttı.

Takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre ise ihracatta (Şubat’taki %9,02 artıştan Mayıs’ta %5,19 artışa doğru) kademeli bir performans kaybı yaşanırken ithalatta Mayıs ayında sert bir performans kaybı yaşandı (Nisan: %15,40 artış, Mayıs: %3,36 artış).

Fren öncesi son yüksek büyüme

Beklentiler paralelinde GSYH birinci çeyrekte %7,4 büyüme kaydetti. 2017 yılı genelinde %7,35 seviyesinde ekonomik büyüme kaydedilmişti.

Birinci çeyrekte büyümenin lokomotifi iç talep olurken ihracatın katkısı olmadı. Tüketici harcamaları ve şirketlerin yatırım harcamalarında birinci çeyrekte kaydedilen artışın devamını -teşvik tedbirleri alınmayacağı varsayımı altında- ikinci yarıyıl itibariyle görmeyeceğiz.

2018’in ilk 5 ayına ait öncü göstergeler yıl geneli için şimdilik %6,3’lük büyümeye işaret ediyor. Ancak yüksek faiz-yüksek enflasyon ortamında iç talepte daralmayla birlikte büyümenin 2018 genelinde %4,0-4,5 seviyelerine inmesi tahmin ediliyor.

Öte yandan Nisan itibariyle bir önceki aya göre yaklaşık 2 milyar dolar artışla 57 milyar doların üzerine çıkan cari işlemler açığı yılın geri kalanında iç talepte daralmayla birlikte gerileyecek. Birinci çeyrekte ihracattaki düşük performansın yılın geri kalanında da devam edeceğini düşünüyoruz ki bunda Avrupa ekonomisinin büyümede yaşadığı momentum kaybının etkisi olacak. Dolayısıyla cari işlemler açığında beklenen azalmanın iç talepteki zayıflıktan kaynaklanacak olması yabancı yatırımcı için soru işareti olmaya devam edecek. Bundan dolayıdır ki seçim sonrasında Merkez Bankası’nın bağımsızlığının korunması, sıkı para ve maliye politikalarının sürdürülmesi ve katma değeri yüksek yapısal reformların devreye alınması halinde yabancı yatırımcıyı kalıcı olarak çekebilecek bir hikaye sunmuş olacağız.

Cari açıkta artış sürüyor

Mart ayında 12-aylık cari açık 1,7 mlr $ artışla 55,4 mlr $ oldu. Aynı dönemde dış ticaret açığı da 1,3 mlr $ artışla 84,9 mlr $ oldu.

Mart ayında ise cari açık bir önceki aya göre 290 mln $ artışla 4,8 mlr $ oldu.

Turizm gelirlerindeki artış ve ihracat performansının korunması cari açığı destekliyor.

Öte yandan seçim ekonomisinin bütçe üzerindeki baskısı, iç talebi artması ve TL’deki dalgalanma cari açık üzerinde yukarı yönlü risk oluşturuyor.

Sıcak paraya bağımlılık artıyor

2017 yılı sonunda 12 aylık cari işlemler açığı 47,4 milyar dolarken 2018’in ilk iki ayında 5,9 milyar dolar artarak 53,4 milyar dolar seviyesine yükseldi. 2017 sonunda cari işlemler açığının GSYH’ye oranı %5,6 seviyesine yükseldi; son 10 yılın ortalaması %5,2, son 5 yılın ortalaması %4,9.

Doğrudan sermaye yatırımlarının yokluğunda, TL’deki kırılganlığın enflasyon üzerinde süren katılık, iç talepteki artışın ithalat artışını hızlandırması, yurtdışı borçlanma maliyetlerinin artması, jeopolitik risklerin turizm sektörü üzerindeki baskısı, artan enerji ve hammadde maliyetleri, portföy yatırımlarında azalma gibi sebepler cari işlemler açığının artmasına sebep olacak.

Cari açığın finansmanında sıcak paraya artan bağımlılık faizlerde aşağı yönü sınırlandırıyor.