Etiket: cari açık

IIF: “TL adil değerinde, ucuz değil”

70 ayrı ülkeden 450 üyesi bulunan Institute of International Finance (IIF-Uluslararası Finans Enstitüsü) en riskli iki ülke olarak kabul edilen Arjantin ve Türkiye’nin para birimlerinin adil değerini hesapladıkları bir rapor yayınladı.

14 Şubat 2018 tarihinde yine Arjantin ve Türkiye’nin incelendiği raporda IIF peso ve liranın aşırı değerli olduğuna işaret etmiş, ardından her iki para birimi de değer kaybetmişti. 14 Şubat 2018’de 3,80 seviyesindeki Dolar/TL kuru 14 Şubat 2019 tarihli raporun yayınlandığı gün 5,27 seviyesinden işlem görüyor. IIF, peso ve liranın adil değerlerine yaklaştığını belirtiyor.

Para birimlerinin geçen yıl yaşadığı değer kaybına paralel olarak her iki ülkenin cari işlemler dengesinin iyileştiği vurgulanırken mevcut cari işlemler dengesi seviyeleri dikkate alındığında her iki ülke para biriminin adil değerine yakın oldukları, değerlerinin altında işlem görmedikleri, ifade ediliyor. Bunda şu rasyonel gerekçe sunuluyor: Cari açığın azalması ihracat destekli değil GSYH’nin düşmesi ve daralan ithalattan kaynaklanıyor.

Geçen yıl TL’de yaşanan sert değer kaybında Türkiye’nin yüksek kredi hacminin cari işlemler açığının sürdürülemez seviyeye yükseltmesinin etkisi olduğu vurgulanıyor. IIF, mevcut cari işlemler açığı seviyesinin TL’nin mevcut değerlerine işaret ettiğini, TL’nin ucuz olmadığını belirtiyor.

Dr. Fulya Gürbüz

S&P’den Türkiye’nin kredi notu ve ekonomik görünümünde iyileştirici bir hamle beklemiyoruz

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poors (S&P) 2019 yılına ilişkin ilk Türkiye değerlendirmesini 15 Şubat Cuma günü yapacak.

S&P en son 17 Ağustos 2018’de Türkiye’nin uzun dönem yabancı para cinsinden kredi notunu “BB-“den “B+”ya indirmiş, görünümü ise “durağan” olarak belirlemişti. Türkiye’nin kısa dönem yerli ve yabancı para cinsinden kredi notu ise “B” seviyesinde teyit edilmişti. “BB-” yatırım yapılabilir olmayan spekülatif risk seviyesi, “B” ise yüksek risk seviyesi anlamına geliyor.

S&P görünümün durağan olarak teyit edilmesinin Türkiye’nin gelecek 12 aydaki risk dengesini yansıttığını ifade etmiş, Türk lirasının zayıf seyretmesinin, yüksek enflasyonunun ve yüksek cari açığın Türkiye’nin kırılgan olmasında ana faktör olduğuna dikkat çekmişti.

Kredi notunu olumlu etkileyebilecek faktörleri de şöyle sıralamıştı: Hükümetin başarılı bir şekilde ekonomik uyum programı oluşturması ve uygulaması, enflasyonun kontrol altına alınması.

Ağustos 2018’den bu yana söz konusu faktörlerdeki değişimlere bakalım:

. TL’de kısmen istikrar sağlandı… Ağustos 2018 ayına 5,342 seviyesinde başlayan %50-50 ABD doları ve eurodan oluşan döviz sepeti 13 Ağustos 2018’de 7,363 seviyesine yükselmesinin ardından 13 Şubat itibariyle 5,595 seviyesine gerilemiştir. TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru ise Ağustos 2018’deki 52,14 seviyesinden Aralık 2018’de 62,64 seviyesine yükseldi. Türkiye’nin en kırılgan ülkelerin başında sayılması gelişen ekonomilere yönelik olumsuzluklarda en fazla Türkiye’nin etkilenmesine sebep oluyor. Özellikle bankaların kredi stokuna yönelik endişeler TL’nin kırılgan kalmasında en büyük etken.

. Düşük enerji maliyetlerine rağmen enflasyonist baskılar sürüyor… Tüketici enflasyonu (TÜFE) Temmuz 2018’deki %15,85 seviyesinden TL’deki sert değer kaybının etkisiyle Ekim 2018’de %25,24 seviyesine yükselip, Ocak 2019’da %20,35 seviyesine geriledi. Yeni Ekonomi Programı TÜFE’nin 2019 sonunda %16 seviyesine gerilemesini hedefliyor. Yurt içi üretici fiyatları ise (Yİ-ÜFE) Temmuz 2018’deki %25 seviyesinden Eylül 2018’de %46,15 seviyesine yükselmesinin ardından Ocak 2019’da %32,93 seviyesine geriledi.

. Cari açık ithalattaki düşüşün etkisiyle geriledi… Haziran 2018’de 57,4 milyar dolar seviyesindeki 12 aylık toplam cari açık Kasım 2018’de 33,9 milyar dolar seviyesine geriledi. Bu gelişmede iç talepteki daralmaya bağlı olarak ithalatta sert düşüş etkili oldu. TL’deki değer kaybının etkisiyle 12 aylık toplam enerji dengesi aynı dönemde 36,8 milyar dolar açık seviyesinden 38,6 milyar dolar açık seviyesine yükseldi.

S&P’nin dikkate aldığı yukarıdaki üç faktörü değerlendirdiğimizde Ağustos 2018’den bu yana yaşanan gelişmeler ışığında TL’de tam anlamıyla istikrar sağlanmadığını, kırılganlıklara açık olduğunu; enflasyonda polisiye tedbirlerin gıda enflasyonunu baskılamasına sebep olduğunu, özellikle Avrupa ekonomisinin zayıflamasının etkisiyle sınırlı ihracat potansiyelimize bağlı olarak iç talebin cari dengeyi yönlendirmeye devam ettiğini görüyoruz. Bu sebeplerle, S&P’den Türkiye’nin kredi notu ve ekonomik görünümüne dair bir iyileştirici hamle beklemiyoruz.

S&P’nin 2019 yılı için ikinci ve son değerlendirmesi 2 Ağustos tarihinde gerçekleşecek.

Dr. Fulya Gürbüz

İthalatta Aralık 2018’de aylık %1,7’lik artış yaşandı, Ocak ayı için bütçe verilerini izleyeceğiz

TÜİK tarafından yayınlanan takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre Aralık ayında ihracatta bir önceki aya göre görülen %5,5’luk düşüşe karşın ithalatta aylık %1,7’lik artış kaydedildi.

Turizm gelirlerinin Aralık ayında Kasım ayına benzer bir artış kaydettiğini dikkate aldığımızda ithalattaki artışa bağlı olarak Aralık ayında cari işlemler açığında kısmi bir kötüleşme görebiliriz.

İthalattaki artışın kaynakları bir önceki aya göre %1,5 artan hammadde ithalatı ile %9,9 artış kaydeden tüketim malları ithalatı oldu. Bunda Kasım ayında dayanıklı tüketim malları ve mobilya ürünlerine yapılan vergi indirimlerinin etkisi olduğunu düşünüyoruz.

Vergi indirimlerinin 31 Mart seçimlerine uzatılması ithalatta benzer artışın süreceği anlamına mı geliyor, bunu önce Ocak ayı merkezi bütçe verilerinde göreceğiz.

İç talepte daralmanın etkisiyle cari işlemler Kasım 2018’de 986 milyon dolar fazla verdi

TCMB verilerine göre Kasım 2018’de cari işlemler dengesi 986 milyon dolar fazla verirken 12-aylık toplam cari açık 33,9 milyar dolar seviyesine geriledi. Cari işlemler dengesi Ağustos-Kasım 2018 döneminde aylık bazda aralıksız fazla veriyor. Ekim ayında 2,75 milyar dolar büyüklüğünde cari fazla verilmişti.

Cari fazlanın ana kaynağı ithalatta devam eden azalış oldu ki bunun da ana sebebi daralan iç talep. Ağustos-Kasım döneminde tüketici kredileri ve kredi kartlarındaki aralıksız ve hızlanarak yaşanan güç kaybı iç talepteki daralmayı teyit ediyor. Nitekim Kasım 2018’de ÖTV ve KDV indirimlerinin devreye girmesine rağmen hem tüketici kredileri hem de imalat sektörü PMI endeksleri iç talepte önemli bir hızlanmaya işaret etmiyor.

Aralık ayı ve devamında 2019 yılının ilk çeyreğinde cari işlemler dengesindeki iyileşmenin sürmesini bekliyoruz. TL’de kırılganlığın devam etmesi ise cari işlemler dengesi üzerinde aşağı yönlü risk oluşturmaya devam edecek.

İhracattaki artış ve ithalattaki azalış Kasım ayında da sürdü

Kasım 2018’de ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre %9,4 arttı, ithalat %21,3 azaldı; dış ticaret açığı %89,8 azalarak 651 milyon dolara geriledi.

Böylece 12 aylık toplam dış ticaret açığı Kasım ayında Temmuz 2017’den bu yana kaydettiği en düşük değer olan 61,6 milyar dolar seviyesine geriledi.

Ağustos, Eylül, Ekim aylarında daralan iç talebe bağlı olarak cari işlemler dengesinde fazla verilmiş ve Ekim ayında 12-aylık cari işlemler açığı 39,4 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Cari işlemler açığındaki iyileşmenin Kasım ve Aralık aylarında da sürmesini bekliyoruz.

Detaylar…

Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2018 yılı Kasım ayında, 2017 yılının aynı ayına göre %9,4 artarak 15 milyar 529 milyon dolar, ithalat %21,3 azalarak 16 milyar 180 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Dış ticaret açığı %89,8 azaldı…

Kasım ayında dış ticaret açığı %89,8 azalarak 651 milyon dolara geriledi.

İhracatın ithalatı karşılama oranı 2017 Kasım ayında %69,1 iken, 2018 Kasım ayında %96’ya yükseldi.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat %0,8 arttı…

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2018 Kasım ayında bir önceki aya göre ihracat %0,8, ithalat %0,6 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2018 yılı Kasım ayında önceki yılın aynı ayına göre ihracat %9,4 arttı, ithalat %21,2 azaldı.

Avrupa Birliği’ne ihracat %10,9 arttı…

Avrupa Birliği’ne (AB-28) yapılan ihracat, 2017 yılının aynı ayına göre %10,9 artarak 7 milyar 730 milyon dolar olarak gerçekleşti. AB’nin ihracattaki payı 2017 Kasım ayında %49,1 iken, 2018 Kasım ayında %49,8 oldu.

En fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu…

Almanya’ya yapılan ihracat 2018 Kasım ayında 1 milyar 430 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla 983 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 871 milyon dolar ile İtalya ve 855 milyon dolar ile Irak takip etti.

İthalatta ilk sırayı Rusya aldı…

Rusya’dan yapılan ithalat, 2018 yılı Kasım ayında 1 milyar 756 milyon dolar oldu. Bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 566 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 391 milyon dolar ile Çin ve 1 milyar 107 milyon dolar ile ABD izledi.

İç talepte daralma, ihracat ve turizm cari açığı aşağı çekiyor

İç talepte daralmanın etkilerini cari işlemler dengesinde görmeye devam ediyoruz. 

Cari işlemler hesabı 2018 yılı Ekim ayında da 2 ,77 milyar dolar fazla vererek 12-aylık cari açığı 39,4 milyar dolar seviyesine çekti. 

İhracat ve turizm sektörü büyümeyi desteklerken, ithalat daralması dış ticaret açığını dolayısıyla da cari işlemler açığını aşağı çekiyor.

Kasım ve Aralık ayı makro-ekonomik verilerini dikkate aldığımızda benzer seyrin yılsonunda cari açığı 30 milyar dolar altına çekme ihtimali yüksek. 

Müshil hapı alıp kilo veriyoruz

Evet ihracat performansımız güçlü, evet talep darlığı ithalatı aşağı çekiyor ve evet cari açık azalıyor ancak tablo pek de göründüğü kadar pembe değil maalesef.

Şöyle açıklayalım:

Üç aylık hareketli ortalamalara baktığımızda ithalat hacmi Mart 2018’den beri yıllık bazda aralıksız gerilerken ihracat hacminin Ekim 2017’den itibaren gücünü korusa da zayıflamaya başladığına, Mayıs 2018’le birlikte gücünü tamamen kaybettiğine Eylül ayında ise yukarı yönlü sert bir sıçrama yaptığına tanık olduk.

Dış ticaret haddine baktığımızda Haziran-Eylül döneminde 104,1 seviyesinden 101,6 seviyesine gerilediğini görüyoruz. Diğer bir deyişle ihracat miktarsal olarak ayakta kalmayı başarıyor ancak değer olarak gerileyerek tehlike zillerinin çaldığı seviye olan 100 seviyesine doğru yaklaşıyoruz.

TİM’in yayınladığı Ekim ayı ihracat verileri yıllık bazda ihracat hacminin arttığına ama artış hızında yavaşlamaya işaret etmişti. Talep göstergeleri ise ithalatta zayıflığın Ekim ayında da sürdüğüne işaret etmişti. Dış ticaret haddinin Ekim ayında 100 seviyesinin altına gelmesini beklemiyoruz ancak ihracatımız maalesef ülke refahını artıracak güçte değil.

Bunun için yapılması gereken tek bir hamle şansımız var, o da katma değeri yüksek yeni ürün geliştirme ve üretimine yol açacak yapısal reformların gerçekleştirilmesi.

Cari işlemler dengesi Eylül ayında da fazla verdi, 12-aylık cari açık toplamı 46 milyar dolara geriledi

Ağustos 2018’de 2,59 milyar dolar fazla veren cari işlemler dengesi Eylül ayında da 1,83 milyar dolar fazla verdi ve 12-aylık cari işlemler açığı toplamı 46,06 milyar dolara geriledi.

Eylül ayında devam eden dış ticaret açığındaki gerileme ve turizm gelirlerindeki artış cari dengenin iyileşmesinde etkili oldu.

İç talep kaynaklı daralmanın ithalat hacmini Ağustos ve Eylül aylarında ortalama %20 daraltması, ihracatın ise ortalama %8 artması dış ticaret açığındaki gerilemenin ana sebepleri.

Ekim ayında talep bileşenlerine baktığımızda tüketim göstergelerinin (tüketici kredileri, kredi kartları, elektrik tüketimi) zayıflamaya devam ettiğini, ihracat tarafında ise güçlü performansın korunduğunu görüyoruz.  Dolayısıyla cari işlemler dengesinin Ekim ayında da fazla vermesi olası. İç talep şimdilik zayıf ancak güçlenmesi halinde cari dengenin zayıflayacağı gerçeğini de unutmayalım. Bu sebeple yine tekrarlayalım: katma değeri yüksek teknolojik ürünlerin geliştirilmesi, üretimi ve ihracatı ekonomik dengeler açısından hayati önem taşıyor.

Finansman tarafında, banka ve Genel Hükümet dışındaki sektörlerin yurtdışından kredi kullanımına devam edebilmesi finansman olanağının sürdürülebilmesi açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

TCMB’nin Beklenti Anketi’ne göre 2018 sonu cari işlemler açığı beklentisi 40,7 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Veri yoğun bir haftaya girdik

12 Kasım Pazartesi

Eylül ayı ödemeler dengesi verisi açıklanacak. Ağustos ayında 2,59 milyar dolar fazla verilirken 12-aylık cari açık 51,13 milyar dolar seviyesine gerilemişti. 1,87 milyar dolar dış ticaret açığı oluşan Eylül ayında ödemeler dengesinin 1,97 milyar dolar fazla vermesi bekleniyor.

15 Kasım Perşembe

Eylül dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Ağustos döneminde işsizlik oranı %10,8 seviyesine yükselmişti. İşsizlik oranının Eylül döneminde de %11 seviyesine yükselmesi tahmin ediliyor. Eylül ve Ekim ayı Reel Kesim Güven Endeksi verileri istihdam beklentilerinde düşüşe işaret etmişti.

Ekim ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Eylül ayında 5,96 milyar TL bütçe açığı kaydedilmişti.

16 Kasım Cuma

Eylül ayı sanayi üretim verisi açıklanacak. Ağustos ayında yıllık %1,7’lik artış yaşanan sanayi sektörünün yıllık %1,1 büyümesi bekleniyor.

TL’de değerlenme mümkün ama kısıtlar var

İran’ın yaklaşık 1,5 milyon varillik petrol üretimine karşı ABD’nin 5 Kasım’da resmi olarak başlatacağı ambargo sebebiyle petrol fiyatları üzerinde yukarı doğru baskı meydana getirirken Suudi Arabistan’ın arz miktarını artıracağı haberi, OPEC ve Uluslararası Enerji Ajansı’nın küresel petrol talebinde 2019 yılı sonuna kadar düşüş öngörmesi petrol fiyatları üzerindeki baskıyı hafifletiyor.

Petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskının hafiflemesi ABD’de enflasyon üzerindeki baskının azalmasında etkili olacaktır. Bu da kademeli faiz artışlarını öngören Fed’den agresif bir adım görmeyeceğiz demek. Dışarıdan net enerji ithal eden Türkiye’nin petrol fiyatlarında yukarı yönlü şok yaşamaması ise hem enflasyon hem de ödemeler dengesi üzerinde baskının da hafiflemesine sebep olacaktır. Bu sebeple ABD’nin İran ambargosuna başlayacağı 5 Kasım tarihi önemli.

Geçen hafta açıklanan verilere göre Türkiye’nin Ağustos ayı ödemeler dengesinin fazla vermesi, 12-aylık toplam cari açığın 51 milyar dolar seviyesine gerilemesi ve Rahip Brunson’un serbest bırakılması Dolar-TL kurunu 5,50-5,70 bandına geriletti. Etkisini Merkez Bankası Beklenti Anketi verilerinde de gördük: Enflasyon ve GSYH büyüme beklentilerindeki gerileme cari açığı da hızla aşağı çekmiş görünüyor. Cari açıktaki gerilemenin talep daralmasından kaynaklanması olumlu gözükse de yüksek teknolojik ürün üretmemizi ve ihraç etmemizi sağlayacak yapısal reformlar yapılmadıkça cari açıktaki gerilemenin kalıcı değil geçici olacağını, cari açığın finansmanının ise net hata ve noksan ile rezervlerden karşılanarak sağlıksız kalmaya devam edeceğini unutmayalım.

Dolayısıyla Türkiye ekonomisi petrol fiyatları ve TL’deki dalgalanmalara karşı ayakta kalmaya çalışırken bu hafta Merkez Bankası’nın yapacağı para politikası toplantısında nasıl bir aksiyon alacağı önemli. TCMB, son gerçekleştirdiği 13 Eylül toplantısında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 625 baz puan artırarak %17,75’ten %24,0 seviyesine yükseltmişti. İç ve dış talepte gerileme sanayi üretimini dolayısıyla da büyümeyi aşağı çekmesi fiyatlar genel seviyesi üzerinde baskıyı aşağı çekerken petrol fiyatları ve TL’deki dalgalanmalar risk oluşturmaya devam ediyor.

Her ne kadar TCMB’nin reel efektif döviz kuru verileri Dolar-TL’de 3,60 seviyelerini desteklese de

. güçlü ABD ekonomisinden kaynaklanan yüksek faiz ortamı,

. Avrupa Merkez Bankası ve Fed’in likiditeyi daraltması,

. ABD’nin yürüttüğü ticaret savaşına bağlı küresel ticarette zayıflama ve

. olumsuz jeopolitik gelişmeler

özellikle Türkiye dahil net enerji ithal eden ve dış finansmana bağımlı ülke ekonomilerini olumsuz etkilemeye devam etmesi TL üzerinde risk priminin düşmesini engelliyor. Eylül ayında 550 seviyesini aşan Türkiye’nin 5-yıl vadeli CDS primleri Ekim 2017’de 170-190 aralığında işlem görüyordu.

Özetle TCMB’nin faiz artırmakta geç kalması TL’nin kırılganlığını artırarak iç ve dış olumsuzlukların da etkisiyle Dolar-TL’yi 7,0, 2-yıl vadeli tahvilin bileşik faizini %27, risk priminin ise 550 seviyelerinin üzerine taşımasına sebep olmuştu. TCMB’nin sert faiz artırımı ve sonrasında dış politikada yaşanan olumlu gelişmeler Dolar-TL’yi 5,50-5,70 seviyelerine tekrar geriletti. Dolayısıyla TCMB Perşembe günü yapacağı toplantıda sembolik bir faiz artırımı yapması halinde kurda bir miktar geri çekilme görebiliriz. Ancak kalıcı iyileşme için AB ve ABD ile olan siyasi ilişkilerin kuvvetlenmesi ve yapısal reformların ivedilikle ön plana çekilmesi gerektiğini tekrar edelim.