Etiket: cari işlemler dengesi

Cari işlemler dengesinde iyileşme ihracat performansına bağlı olacak

Cari işlemler fazlası, Eylül 2019’da 2,5 milyar dolar oldu, 12-aylık cari işlemler fazlası 5,9 milyar dolara yükseldi; ödemeler dengesindeki iyileşmede dış ticaret açığında azalma ve turizm gelirlerinde artış etkili oldu.

Yaz mevsiminin ardından turizm gelirlerinin azalmaya başladığını görmeye başladık. Ekim ayında turizm gelirlerinde azalma cari işlemler fazlasını aşağı yönlü etkileyecek.

TİM, Ekim ayında ihracat hacminde önceki aya göre 1,1 milyar dolarlık artış ortaya koymuştu. Cuma günü açıklanacak Ekim ayı merkezi bütçe verileri, ithalde alınan katma değer vergisindeki değişimi gösterecek ki bu da Ekim ayında dış ticaret dengesindeki değişim hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayacak.

Özetle, sonbahar ve kışla birlikte turizm gelirlerinde azalma cari işlemler dengesini olumsuz etkileyecek. Mevcut iç ve dış talep şartlarının canlanmaya işaret etmemesi cari işlemler dengesinin ihracat performansı ile yön bulacağını ortaya koyuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftalık makro-ekonomik gündem: Ödemeler dengesi, sanayi üretimi, bütçe, işsizlik oranı ve perakende ticaret

12 Kasım 2019, Salı

Eylül ayı ödemeler dengesi verileri açıklanacak (Ağu-19: 2,6 mlr $, 12-aylık toplam denge: 5,1 mlr $). Eylül ayında mevsimsellikten arındırılmış ihracat önceki aya göre 48 mln $, ithalat ise 771 mln $ azalmış, böylece dış ticaret açığı 1,9 mlr $ seviyesine gerilemişti. Net turizm gelirleri ise Eylül ayında 760 mln $ azaldı. Eylül ayında cari fazlada önceki aya göre hafif bir azalma görebiliriz.

13 Kasım 2019, Çarşamba

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Powell Çarşamba günü ABD Kongresi Ortak Ekonomi Komitesi’ne ve Perşembe günü Bütçe Komitesi’ne sunum yapıp soruları cevaplayacak. Fed, 30 Ekim toplantısında ticaret riski ve düşük enflasyon dinamiklerine bağlı olarak politika faiz hedef aralığını 25 baz puan düşüşle %1,5-1,75 aralığına çekmiş, sonraki toplantı kararlarında ekonomik verilere göre hareket edeceklerini duyurmuştu. Mevcut veriler Fed’in 11 Aralık toplantısında faiz değişikliğine gitmeyeceğine işaret ediyor.

14 Kasım 2019, Perşembe

Eylül ayı sanayi üretimi verileri açıklanacak. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Ağustos 2019’da yıllık bazda %3,6, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi aylık bazda %2,8 daralmıştı.

15 Kasım 2019, Cuma

Ekim ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. YEP 2020-2022 tahminlerini dikkate aldığımızda 2019 yılının ilk 9 ayında hem toplam gelir hem de toplam gider hedeflerinin %75’ine ulaşılmış durumda. Yıl sonunda bütçenin 125 milyar TL açık vermesi hedefleniyor. Finansman tarafında ise yılın ilk 9 ayında 199 milyar TL borçlanma gerçekleştirildi. 2019 yılı için 241 milyar TL borçlanma hedefleniyor.

Ağustos dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Temmuz döneminde işsizlik oranı %13,9, tarım dışı işsizlik oranı %16,5, genç işsizlik oranı %27,1 seviyelerine yükselmişti.

Eylül ayı perakende ticaret endeksleri açıklanacak. Ağustos ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmi aylık bazda binde 3 artışla 108,8 seviyesine yükselmişti.

Eylül ayı özel sektör uzun vade borç stoku açıklanacak. Ağustos ayında stok 1,7 milyar dolar azalışla 196,6 milyar dolar seviyesine gerilemişti. Finansal olmayan özel sektör kuruluşlarının uzun vadeli dış borç stoku ise Ağustos ayında 104,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. TCMB Kasım ayı Beklenti Anketi sonuçları açıklanacak. Ekim ayı anketine göre yıl sonu enflasyon tahmini %12,7, yıl sonu ABD doları/TL kuru tahmini 6,047, yıl sonu 12-aylık cari açık beklentisi 852 milyon dolar, yıl sonu GSYH büyüme beklentisi %0,09, 2020 yıl sonu GSYH büyüme beklentisi %%2,96 seviyelerinde bulunuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Tüketici fiyatlarında aylık artışlar sürecek, düşük talep çıktı fiyatlarını aşağı çekiyor

Enflasyonda dibi gördük

Ekim ayı enflasyon verilerine göre TÜFE yıllık bazda %8,6’ya Yİ-ÜFE %1,7 gerilemiş olsa da aylık değişimler farklı bir resim ortaya koyuyor: TÜFE ilk 10 ayda aylık bileşik olarak %10,6, Yİ-ÜFE ise %6,7 artış kaydetti.

Havalar soğumaya ve günler kısalmaya başladıkça ısınma ve elektrik harcamaları da beraberinde artacak. Gıda tarafında ise Ekim ayında önceki aya göre %1,7 artış yaşandı ki gıda fiyatlarındaki artış kış aylarıyla birlikte devam edecek.

Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ve tütün ürünleri hariç TÜFE, yani çekirdek enflasyon (C-endeksi) Ekim ayında önceki aya göre %1,8 artış kaydetti. Yıllık rakamları dikkate aldığımızda enflasyonda dibe ulaştık.

Küresel üretimde zayıflık Türkiye’nin potansiyelini aşağı çekiyor

Ekim ayına ait Markit PMI verileri küresel bazda üretimin zayıfladığını, ihracat siparişlerinin düşmeye devam ettiğini, istihdamın azaldığını ve güven algısının rekor düşük seviyelere gerilediğini gösterdi. Türkiye PMI verileri de üretimde hafif yavaşlamaya, iç talep ve ihracat talebinde zayıflığa, istihdam tarafında artışa, nihai ürün fiyatlarında üst üste ikinci ay düşüşe işaret etti.

Küresel yavaşlama ihracat performansımızı sınırlıyor

TİM verileri ise Ekim ayında ihracatımızın Eylül ayına göre 1,1 milyar dolar arttığına işaret etti. TL’de değer kaybının küresel bazda rekabet gücümüzü artırmaya katkısı oluyor ancak düşük fiyatlarla satışların karlılık performansını aşağı çektiğini söylemek yanlış olmaz. Öte yandan artan turizm gelirleri ve düşük iç talep cari işlemler dengesinde olumlu bir tablo ortaya koyuyor.

Mevcut veriler Fitch’in görünüm kararını teyit etti, devamlılığı bütçe performansına bağlı

Fitch’in Türkiye’nin kredi not görünümünü “durağan” seviyesine yükseltmesi sürpriz olmadı. Kritik konu ise mevcut şartların devam etmesi halinde bütçe verilerindeki performansın ne şekilde gelişeceği.

Küresel büyüme ve küresel ticarette iyileşme yaşanmazsa, Barış Pınarı operasyonuna yurt dışından mali destek sağlanamazsa Hükümetin 2020 yılında %5’lik ekonomik büyüme hedefi şimdilik olası gözükmüyor özellikle de en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa ekonomisi durgunluğa girmişken.

Dr. Fulya Gürbüz

Barış Pınarı Harekatı’nın süresi ekonomiyi etkileyecek, sertliği yaptırımlara ve finansmana bağlı

7-14 Ekim tarihlerinde açıklanan makro ekonomik verileri ve 9 Ekim’de başlayan Barış Pınarı Harekatı’nın olası etkilerini değerlendireceğiz.

Öncelikle makro-ekonomik veriler:

– Sanayi üretimi Ağustos 2019’da bir önceki yılın aynı ayına göre %3,6, bir önceki aya göre %2,8 azaldı.

– Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi Ağustos 2019’da aylık %1,9, ithalat miktar endeksi %0,9 azaldı.

– Cari işlemler fazlası Ağustos 2019’da 2,6 milyar dolara, 12-aylık cari fazla 5,1 milyar dolara yükseldi.

Ağustos ayında mevsimsellikten arındırılmış dış ticaret verilerinin Temmuz ayına göre yataya yakın kalması sanayi üretimindeki azalışı açıklıyor. Eylül ayı TİM ihracat verileri ise önceki aya göre 2 milyar dolarlık (%16’lık) artışa işaret ediyor. Eylül ayı merkezi yönetim bütçe verileri de uluslararası ticaret ve muamelelerden alınan vergilerde Ağustos ayına göre artış olduğunu gösteriyor. Diğer bir deyişle ihracattaki artışa ek olarak ithalatta da Eylül ayında artış var. İhracat desteğiyle büyüyen Türkiye ekonomisinin mevcut seyrini dikkate aldığımızda Eylül ayında sanayi üretiminde düzelme göreceğiz.

İç talepte zayıflığın devam etmesi ithalatın ihracat performansıyla orantılı hareket etmesine sebep oluyor. Turizm gelirlerindeki iyileşmeler, ihracat performansındaki olumlu seyir ve iç talepte zayıflık cari dengede iyileşme sağlarken Barış Pınarı Harekatı’nın TL üzerinde yarattığı baskı ve yaptırımlara yönelik belirsizlikler cari denge üzerinde baskı oluşturacaktır.

İlk sekiz aylık merkezi yönetim bütçe verilerine baktığımızda hedeflerin ulaşılabilir olduğunu söyleyebiliyoruz. Ancak Barış Pınarı Harekatı’nın uzaması ve finansmanına destek sağlanamaması ise bütçe üzerindeki baskıların dolayısıyla da borçlanma maliyetleri üzerindeki baskının artacağı anlamına gelecektir.

Öte yandan küresel ekonomideki zayıflığın giderek belirgin hal alması Fed ve ECB’nin düşük faiz politikasına devam edeceğini gösteriyor olsa da bu gelişmenin TL üzerindeki baskıyı azaltmakta yetersiz kalacağı aşikâr.

Nitekim ABD Başkanı Trump 14 Ekim’de attığı son tweet ile Türkiye’nin Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik harekatının bölgede insan haklarının ihlal edilmesine, barış, güven ve istikrarın tehlikeye atılmasına yol açması halinde uygulanacak yaptırımları şöyle sıraladı:

. “Buna sebep olacak, destekleyecek ve finansman sağlayacak herkese ağır ekonomik yaptırımlar uygulanması,

. Türk ithal çelik ürünlerine uygulanan gümrük vergisinin tekrar %50’ye yükseltilmesi,

. ABD Ticaret Bakanlığının Türkiye ile 100 milyar dolarlık ticaret anlaşması müzakerelerini sonlandırması,

. Kuzey Suriye’ye yönelik harekatın tüm (mevcut ve önceki) sorumlularına yönelik yaptırımlar uygulanması (finansal yaptırımlar, varlıklarının dondurulması, ABD’ye giriş yasağı).”

Yönetmesi zor bir süreç. Açık olan Türkiye ekonomisinin belini bükecek her hamle doğrulmasını çok daha fazla zorlaştıracak.

Dr. FULYA GÜRBÜZ

Haftanın ekonomik gündemi: Dış ticaret endeksleri ve cari işlemler dengesi

10 Ekim 2019, Perşembe

Ağustos ayı dış ticaret hacim ve miktar endeksleri açıklanacak. Ağustos ayında ihracat ve ithalat verilerindeki düşüşe bağlı olarak ticaret endekslerinde düşüş bekliyoruz.

11 Ekim 2019, Cuma

Ağustos ayı cari işlemler dengesi açıklanacak. Temmuz ayında 1,16 milyar dolar cari işlemler fazlası verilmiş, 12-aylık toplam cari fazla 4,45 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Ağustos ayında ihracat ve ithalat bir önceki aya göre düşse de dış ticaret açığı 705 milyon dolar azalma kaydetti. Bu cari işlemler dengesi üzerinde iyileşmeye sebep olacaktır. Öte yandan Ağustos ayında turist sayısında Temmuz ayına göre yaşanan kısmi düşüşün turizm gelirlerini hafif düşüreceği varsayımı ve yabancı yatırımcıların BIST’te Temmuz ayında nette 78 milyon dolar satış yapmalarının ardından Ağustos ayında da 448 milyon dolarlık satış yapmaları cari işlemler dengesinde bozulma ortaya koyacaktır. Bu etkenler ışığında Ağustos ayında cari dengede önemli bir kötüleşme beklemiyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Küresel ticaretteki zayıflığa rağmen Yeni Ekonomi Programı umut dağıtıyor

ABD, Avrupa, Asya dahil olmak üzere Eylül ayı imalat sektörü PMI verileri yurtdışı talepte zayıflama, enflasyonist baskılarda azalma, istihdamda güç kaybına işaret etti. İç talep kaynaklı hafif toparlanmalar görülse de ticaret gerginliği dünya genelinde hissediliyor.

Yunanistan 53,6 değeri ile en yüksek imalat sektörü PMI değerine sahipken (endeksin 50 ve yukarısındaki değerler sektörde büyümeye işaret ediyor), en büyük ticaret ortağımız Almanya 41,7 değeri ile en kötü performans gösteren ekonomi oldu. ABD-Çin ticaret anlaşmazlığı ve Brexit ile ilgili belirsizlikler sürdükçe küresel ekonomide canlanmayı destekleyecek bir hikâye yakalamak gittikçe zorlaşıyor.

Türkiye imalat sektörü PMI endeksi de Eylül ayında aylık 2 puan artışla Mart 2018’dan bu yana ilk kez 50 seviyesine yükseldi. Eylül ayında Türkiye dahil küresel bazda ihracat siparişlerinde zayıflama var. Yurt içi yeni siparişlerdeki artış yüzümüzü güldürdü. Bayram ve yaz tatillerinin ardından okulların açılmasıyla birlikte iç talepte hareketlenme şaşırtıcı değil. Devamı gelir mi?

Küresel ekonomideki belirsizliğe bağlı olarak henüz biz ümitli olamasak da Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak 30 Eylül Pazartesi günü açıkladığı 2020-2022 dönemini kapsayan Yeni Ekonomi Program (YEP) ile umut dağıtsa da bizde soru işaretleri bıraktı: 2020-2022 döneminde büyüme %5 olarak sabitleniyor; enflasyon, Cari Açık/GSYH, Bütçe Açığı/GSYH ve işsizlik düşüyor.

Sayın Albayrak programın ana temasını “Değişim Başlıyor” olarak ifade etse de söz konusu değişim ekonomik göstergelerdeki eğimin iyileşmesi yönünde olsa da bu eğilimi destekleyen programların takvime oturtulmuş bir süreç olarak gösterilmesini arzu ederdik.

Bakan Albayrak 2019-2020 dönemini “dengelenme dönemi” olarak ifade etse de bize Merkez Bankası raporlarında sıkça vurgulanan “dengelenme” ifadesini hatırlattı. Önceki yorumlarımızı tekrarlamak gereği duyuyoruz: İç talepte daralmanın etkisiyle ithalattaki gerileme cari açığın düşmesinde baş rolü oynaması “dengelenme” değil bir sonuç. Elbette Sayın Albayrak’ın hakkını yemiyoruz zira turizm gelirlerindeki artış sektörde “dengelenme dönemine” iyi bir örnek oluşturuyor.

Katılmadığımız diğer bir nokta da Sayın Albayrak’ın 2009 ve 2019 yılları karşılaştırması. Sayın Albayrak soruyor: “2009 yılında neden bu kadar küçülürken cari fazla vermedik?”. Cevaplamaya çalışalım:

Küresel finansal krizin patladığı 2008 yılının hemen ardından gelen 2009 yılına bir bakalım. 12-aylık toplam olarak bakıldığında 2009 yılında ithalat ve ihracat paralel hızda gerilemiş, turizm gelirleri ise yatay kalmıştı. Bunların sonucu olarak 2009 yılında cari açık daralmış ancak artıya geçememişti. Aşağıdaki grafik dış ticarette hızlı gerilemenin cari dengeyi iyileştirdiğini gösterirken dış ticaretteki yatay seyre geçişte cari dengedeki iyileşme de daha düşük hıza geriliyor.

Eylül 2018-Ağustos 2019 döneminde ise iç talepteki daralmaya bağlı olarak ithalat sert gerilemiş ancak ihracat hacmi ve turizm gelirlerinde yaşanan kademeli artış ile 12-aylık toplam cari işlemler hesabı Haziran ve Temmuz 2019’da pozitif bölgeye geçmiştir.

Kış mevsimine yaklaşırken turizm gelirlerindeki yavaşlamayı dikkate aldığımızda, iç talepte kıpırdanma olması halinde cari dengenin zayıflayacağını hatırlatmaya gerek kalmadan Sayın Albayrak müjdeyi verdi: “…yılın ikinci yarısında ertelenen özel tüketimde de ivmelenme bekliyoruz”. Evet doğrudur, 26 Temmuz’da Merkez Bankasının politika faizini %24’ten %19,75 seviyesine, 13 Eylül tarihinde de %16,50 seviyesine düşürmesinin etkisini tüketici kredileri ve kredi kartlarında artış olarak görüyoruz.

Buna ek olarak Sayın Albayrak 2018 ve 2019’da “kur saldırısına” maruz kaldığımızı tekrarladı. Ancak yine görüşümüzü tekrarlarsak TL saldırıya uğramadı. TL’deki değer kaybının sebebi artan iç ve dış siyasi gerginlikler, şirketlerin ödeme kabiliyetlerine yönelik endişeler, finansman zorlukları, ABD kaynaklı yaptırım belirsizliği ve Fed’in faiz artıracağı beklentisinin Türkiye’nin dış borç maliyetini artıracağına yönelik endişelerin ortaya çıkardığı arz-talep dengesindeki bozulma olduğunu düşünüyoruz.

Gelelim enflasyon yapışkanlığına. Sayın Albayrak, Enflasyonla Mücadele Programı ile “enflasyon yapışkanlığına karşı tarihte eşine ender rastlanan çok önemli bir başarı elde edildiğini” söyledi. Merkez Bankasının yürüttüğü sıkı para politikası, ABD ile ilişkilerde korkulanın olmaması Türk lirasında sert dalgalanmaları yatıştırırken küresel talepteki daralmanın emtia fiyatlarını aşağı çekmesi, baz etkisi ve küresel mal fiyatlarında yaşanan aşağı yönlü eğilim enflasyondaki yapışkanlığı aşağı çeken önemli etkenler oldu. Petrol fiyatlarına ilişkin jeopolitik olumsuz bir durum olmadığı ve küresel ekonomide zorluklar devam ettiği sürece enflasyon tarafında ivmelenme ihtimalini düşük görüyoruz.

Bunların yanında, Sayın Albayrak’ın vurguladığı yerli ve katma değeri yüksek üretimi elbette destekliyoruz. Sanayide kapasiteyi artıracak, maliyetleri düşürecek, rekabet potansiyeli kazandıracak Ulusal Verimlilik Planı da kulağa hoş geliyor. İçeriği görmek lazım.

Buraya kadarki açıklamalar sıradandı, şaşırtıcı bir şey yoktu. Soğuk duş etkisi yaratan ise inşaat sektörüyle ilgili açıklamalar oldu.  İnşaat sektörüne ilişkin olarak “Son bir yıldaki istihdam kaybının yaklaşık üçte ikisi inşaat sektöründen kaynaklandı. Tamamlanmaya yakın yapıların bitirilmesinin desteklenmesiyle kısa dönemde bu alandaki istihdama olumlu katkı sunacağını göreceğiz” diyor Sayın Albayrak. Bütçe disiplinini bozmadan ve enflasyonu tetiklemeden büyüme ve istihdam artışı adına katma değeri düşük inşaat sektörünü canlandırmaya çalışmanın maliyetini de elbette bankalar dolayısıyla da hanehalkı üstlenecek.

Sayın Albayrak “Yılın ikinci yarısından itibaren kapasite artırıcı yatırımların başlaması, düşen faizlerle birlikte görülmeye başlandı. Yapılan çalışmalar sadece bu sürecin başlı başına yüzde 4’lük bir büyümeyi doğal seyrinde sağlayacağını gösteriyor” diyor. Sayın Albayrak 2020’de %5’lik büyümenin enflasyona sebep olmayacağını da ekliyor.

İnşaat sektöründeki canlanmanın istihdamı artıracağı söylemine ek olarak Sayın Albayrak sulama ve sera yatırımlarının desteklenmesiyle tarımda arzı artırmaya yönelik zamanında verilen uygun fiyat ve yapılan alımlarla tarım sektöründe de işsizliğin azalmasının sağlanacağını belirterek, bireysel tüketimin artmasının, uygun kredi şartlarının, stok ve revizyon yatırımlarının, sanayi ve hizmet sektöründe ve turizm alanında istihdamı artıracağını dile getiriyor. Umarız önümüzdeki süreç YEP hedeflerini destekler.

Dr. Fulya Gürbüz

Sabretmeye devam: İç talep zayıf, üretim ihracata endeksli, küresel büyüme yavaşlıyor

9-16 Eylül döneminde açıklanan makro-ekonomik veriler bize neler söylüyor, gelin grafiklerle anlatmaya çalışalım.

İç talep Temmuz ayında zayıfladı, sanayi üretimi arttı…

Mevsimsellikten arındırılmış perakende satışlar Temmuz ayında bir önceki aya göre azalsa da Ekim 2018’den bu yana olan yukarı yönlü eğilim devam ediyor. Ancak bu eğilim, ithalatı artıracak bir etki ortaya koymuyor.

Haziran ayında daralan sanayi üretimi ise Temmuz ayında yükseliş yaşadı. İç talepte zayıflık sürerken sanayi üretimi ihracat bazlı hareketini sürdürüyor.

…ancak Ağustos ayı verileri sanayi üretiminde daralmaya işaret ediyor…

Ağustos ayında TİM verileri ihracatta gerileme, merkezi yönetim bütçe verileri ise ithalatta gerileme ortaya koydu. Dolayısıyla sanayi üretiminin Ağustos ayında aylık bazda gerileme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtelim.

…sanayi sektöründe inişli çıkışlı hareketler ise Temmuz döneminde istihdamda artış ihtimalini ortaya koymuyor.

Dış ticaret açığında gerileme ve turizm gelirlerindeki artış sebebiyle cari işlemler dengesindeki iyileşmenin Ağustos ayında da sürmesini bekliyoruz.

Dolayısıyla iç talepte devam eden zayıflık, ihracat destekli büyüme eğilimi, küresel büyümeye yönelik aşağı yönlü baskılar enflasyonist baskıları da hafifletiyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) geçen haftaki toplantısında söz konusu gelişmelere vurgu yaparak politika faizini %16,50 seviyesine düşürmesi ve Avrupa Merkez Bankasının da yine geçen haftaki toplantısında mevduat faiz oranını 10 baz puan düşürmesi ve tahvil alımlarına 1 Kasım’dan itibaren yeniden başlayacak olmasına paralel olarak ABD Merkez Bankasının 18 Mart Çarşamba günkü para politikası toplantısında çeyrek puanlık indirim beklentileri ekonomik büyüme üzerindeki baskıların süreceği anlamına geliyor.

Petrol piyasasına yönelik riskler hariç tutulduğunda, enflasyonda düşüş eğilimi ve dış borçlanma maliyetlerindeki azalma şirketleri finansal olarak rahatlatacaktır ancak fiyat düşürme baskıları ciroların da azalmasında etkili olacaktır.

Para kazanmanın giderek zorlaştığı küresel ortamda yüksek teknolojik ürün geliştirmeye harcanacak zaman ve parayı, kısa vadede olmasa bile uzun vadede dışa bağımlılığımızı azaltacak önemli bir faktör olarak görüyoruz. Sabretmeye devam.

Dr. Fulya GÜRBÜZ

Haftanın gündemi: Merkez Bankası faiz kararı, ödemeler dengesi ve sanayi üretimi

9 Eylül 2019, Pazartesi

Merkez Bankası Eylül ayı Beklenti Anketi sonuçları açıklanacak. Ağustos ayı anketinde yıl sonu Dolar-TL kuru beklentisi 5,90, 2019 sonu GSYH büyüme beklentisi %0,02, 2020 yıl sonu büyüme beklentisi %2,64 seviyesinde bulunuyor.

11 Eylül 2019, Çarşamba

Temmuz ayı dış ticaret endeksleri açıklanacak. Takvim ve mevsimsellikten arındırılmış ihracat hacim endeksi Haziran ayında bir önceki aya göre %15,9, ithalat hacim endeksi ise %0,64 daralma kaydetmişti. Temmuz ayında hacim endekslerinde artış bekliyoruz.

12 Eylül 2019, Perşembe

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) para politikası kararını açıklayacak. Düşük talebin enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskısını dikkate alarak %19,75 seviyesindeki haftalık politika faizinde 100 baz puanlık bir indirimi olası görüyoruz. Aynı gün Avrupa Merkez Bankası da faiz kararını açıklayacak. Banka’dan faizde değişiklik yapmasını beklemiyoruz.

13 Eylül 2019, Cuma

Temmuz ayı cari işlemler dengesi açıklanacak. Yıllık bazda ihracatta artış, ithalatta daralma ve artan turizm gelirlerinin etkisiyle cari işlemler fazlası verileceğini tahmin ediyoruz.

Temmuz ayı imalat sektörü PMI verileri sanayi üretiminde Temmuz ayında aylık bazda gerileme olabileceği ihtimalini artırıyor.  

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: Sanayi üretimi, işsizlik, cari işlemler dengesi, bütçe ve beklenti anketi

11-15 Şubat haftasında yoğun bir veri akışı takip edilecek.

11 Şubat 2019, Pazartesi
. İngiltere’de 2018 yılı 4. çeyrek GSYH büyüme ilk tahmini yayınlanacak. 3Ç2018’de çeyrek bazda %0,6, yıllık bazda %1,5 artış kaydedilmişti. Beklentiler sırasıyla %0,2 ve %1,4.

12 Şubat 2019, Salı
. Fed Başkanı Powell konuşacak.

13 Şubat 2019, Çarşamba
. Euro Bölgesi Ocak ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak. Aralık 2018’de sanayi üretimi aylık bazda %1,7, yıllık bazda %3,3 düşüş kaydetmişti. Ocak ayı beklentisi aylık %0,4, yıllık %3,2 düşüş olacağı yönünde.
. ABD’de Ocak ayı enflasyon verisi açıklanacak. Aralık 2018’de tüketici enflasyonu %,1,9, çekirdek enflasyon %2,2 artış kaydetmişti. Ocak ayı için beklentiler sırasıyla %1,5 ve %2,1.

14 Şubat 2019, Perşembe
. Türkiye’de Aralık ayı cari işlemler dengesi açıklanacak. Kasım ayında 986 milyon dolar cari işlemler fazlası elde edilmiş böylece 12 aylık toplam cari açık 33,93 milyar dolar seviyesine gerilemişti.
. TCMB Şubat ayı Beklenti Anketi açıklanacak. Ocak ayında yıl sonu TÜFE %16,45’e gerilemiş, yıl sonu Dolar-TL kuru 6,185 seviyesine yükselmiş, yıl sonu cari açık toplamı 24,67 milyar dolar seviyesine gerilemiş, yıl sonu GSYH büyüme beklentisi önceki %3,04’ten %1,4 seviyesine gerilemiş, 2020 yılı GSYH büyüme beklentisi ise %1,53’ten %3,03’e yükselmişti.
. Aralık ayı sanayi üretimi verileri açıklanacak. Kasım 2018’de takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %0,25, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %6,47, arındırılmamış olarak sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %6,48 daralmıştı.
. Çin’de Ocak ayı dış ticaret verileri açıklanacak. Aralık ayında ihracat yıllık bazda %4,4, ithalat %7,6 daralmıştı. Ocak ayı için beklentiler sırasıyla %3,3, ve %9,0 daralma yönünde.
. Euro Bölgesi 4Ç2018 GSYH büyüme beklentisi ikinci tahmini yayınlanacak. İlk tahmin çeyrek bazda %0,2, yıllık bazda %1,6 artış yönündeydi.
. ABD’de Aralık 2018 perakende satış verileri açıklanacak. Kasım 2018’de aylık %0,2 artan perakende satışların Aralık ayında da %0,2 artış kaydedeceği yönünde.

15 Şubat 2019, Cuma
. Türkiye’de Kasım 2018 dönemi işsizlik verileri açıklanacak. Ekim 2018 döneminde işsizlik oranı %11,6 seviyesine yükselmiş, mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik oranı %11,5 seviyesine yükselmiş, tarım dışı işsizlik oranı 1,3 puanlık artış ile %13,6 olarak tahmin edilmişti. İşsizlik oranının Kasım 2018 döneminde %11,7 seviyesine yükselmesi bekleniyor.
. Ocak ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak. Aralık 2018’de 18,07 milyar TL bütçe açığı kaydedilmişti.
. Aralık 2018 perakende satış verileri açıklanacak. Kasım 2018’de takvim etkisinden arındırılmış perakende satışlar bir önceki yılın aynı ayına göre %6,3 azalmış, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sabit fiyatlarla perakende satış hacmi bir önceki aya göre %0,1 artmıştı.
. Çin’de Ocak ayı enflasyon verileri açıklanacak. Aralık 2018’de yıllık bazda %1,9 artan tüketici enflasyonunun Ocak ayında %2 artması bekleniyor.
. ABD’de Ocak ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak. Aralık 2018’de sanayi üretimi aylık %0,3, yıllık %4 artış kaydedilmişti. Ocak ayı imalat sektörü PMI verileri üretimde hızlı artışa işaret etmişti.

Haftanın gündemi: ABD-Çin ticaret görüşmeleri

7-8 Ocak tarihlerinde ABD ve Çin ticaret bakan yardımcıları Pekin’de ikili ticari görüşmelerde bulunacak. ABD-Çin arasındaki 3 aylık ticaret savaşı ateşkes süresi 3 Mart’ta doluyor. Halihazırda ABD 250 milyar dolarlık Çin malı, Çin ise 110 milyar dolarlık ABD malı üzerinde ek gümrük vergisi uyguluyor.

Çarşamba günü 19 Aralık tarihli Fed para politikası toplantı tutanakları yayınlanacak. Fed Başkanı Powell’in ABD istihdam verilerinin ardından yaptığı bir konuşmada 19 Aralık toplantısından farklı olarak güçlü istihdam piyasasına rağmen enflasyondaki zayıflamaya bağlı olarak faiz artırmak konusunda sabırlı olacaklarını belirtti. Powell’in bu görüşlerini baz aldığımızda tutanakların piyasalar üzerinde belirleyici olacağını düşünmüyoruz.

9 Ocak Çarşamba Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyeleri Bostic ve Rosengren’in, 10 Ocak Perşembe günü Fed Başkanı Powell ve FOMC üyeleri Bullard ve Clarida’nın konuşmalarını takip edeceğiz.

10 Ocak Çarşamba günü Avrupa Merkez Bankası 13 Aralık 2018 tarihli para politikası toplantı tutanakları yayınlanacak. Toplantıda faiz değişikliği olmamış, tahvil alım programı sonlandırılmış, ihtiyaç olması halinde tahvil alımlarının tekrar gündeme gelebileceği ifade edilmişti.

Cuma günü Türkiye’de Kasım ayı cari işlemler dengesi verisi açıklanacak. Ekim ayında 2,8 milyar dolar fazla veren cari işlemler dengesine bağlı olarak 12-aylık cari işlemler açığı eksi 39,4 milyar dolara gerilemişti. Mayıs 2018’de 58,1 milyar dolar seviyesine yükselen cari işlemler açığı Haziran 2018’den itibaren ihracat performansındaki olumlu seyir ve daralan iç talebin getirdiği ithalat daralmasına bağlı olarak aralıksız düşüşünü sürdürüyor. Aylık bazda bakıldığında Ağustos-Ekim 2018 döneminde cari işlemler dengesi fazla veriyor. Derinleşen talep daralmasına bağlı olarak cari işlemler dengesindeki iyileşmenin Kasım ayında da sürmesini bekliyoruz.