Etiket: coface

Coface: Enflasyonda maliyet baskısı devam ediyor, üretimdeki düşüş hız kesiyor

Ticari alacak (kredi) sigortası alanında dünyadaki en yaygın şirket olan Coface Grubu 2019 yılı Mayıs ayına ilişkin Aylık Ekonomi Raporu’nu yayınladı.

Raporda, sanayi üretimindeki aylık toparlanmanın Şubat ayında da devam ettiği; yıllık bazda hala pozitif alanda olunmasına karşın, sanayi üretimindeki gerilemenin şiddetinin azaldığı, bunda ihracatın etkisi olduğu belirtildi.

Aylık satışların arttığı, ipotekli satışlardaki azalmanın yavaşladığı konut satışlarındaki toparlanmanın ise vergi indirimlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda Nisan ayı verisinin daha iyi fikir vereceği ifade edildi.

Coface raporuna göre diğer göstergeler arz ve talep tarafındaki zayıflığın devam ettiğine işaret ediyor:

. Yeni siparişlerdeki yetersizlik sebebiyle Nisan ayında 46,8 seviyesine gerileyen imalat sektörü PMI verisi 13 aydır yavaşlama trendini sürdürüyor.

. Yurt içi talepte zayıflık devam ediyor. Perakende satışlar geçen senenin Eylül ayından beri yıllık bazda gerilemeye devam ediyor ancak aylık bazda bir miktar toparlanma var.

. Enflasyonun, %20 seviyesine yakın seyretmesi ve hanehalkı harcamalarının dörtte birine yakınını oluşturan gıda fiyatlarındaki artışın %33’e çıkması (taze sebze ve meyvede %74) alım gücünü olumsuz etkilemeye devam ediyor.

. Kurdaki artış üretim maliyetlerini olumsuz etkiliyor.

. Tüketici fiyatlarındaki artışın birçok kalemde, üretici fiyatlarının altında kalması önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarının artmasına ya da iç talepteki zayıflık nedeniyle bu artışları tüketici fiyatlarına yansıtamayan ya da kısmi yansıtabilen üreticiler için kar marjlarının daha fazla baskı altında kalmasına neden olabilir.

Reel sektörün risk tablosuna oluşturan Coface, orta riskli sektörler arasında ilaç ve ulaştırma sektörlerini sıralarken en riskli sektörler olarak inşaat, enerji, elektronik ve bilgi teknolojileri, metaller ve perakende sektörleri sıralanıyor.

Coface: “Polonya’da şirketlerin yüzde 99’u ödemelerde gecikme yaşıyor”

Ticari alacak sigortası alanında ve küresel ekonomide referans noktası olan Coface, Türkiye’nin dış ticaretinde 2018 yılında %1,6’lık büyüklüğe sahip olan Polonya’nın şirket ödemelerine yönelik bir araştırma raporu yayınladı. Raporda 2018 yılında şirketlerin %99’unun ödemelerde gecikme yaşadığını, bunun ülke genelinde standart bir uygulama olduğu, öte yandan ödenmeyen alacaklarda sadece küçük bir azalma olduğu kaydediliyor. Yayınlanan basın bülteninin tamamı aşağıdadır:

Polonya Ödemeler Anketi 2019: Şirketlerin yüzde 99’u ödemelerde gecikme yaşıyor

2018 yılında, Polonya 2011 yılından bu yana kaydettiği en yüksek büyüme oranı olan yüzde 5,1’lik büyüme performansı ile ekonomik toparlanmada en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Bu olumlu makroekonomik ortama rağmen, ödeme gecikmelerinin Polonya piyasasında standart bir uygulama olmaya devam ettiği görülüyor. Coface anketine katılan Polonyalı şirketlerin neredeyse yüzde 99’u ödemelerde gecikme yaşamıştır. On şirketten sadece biri ödemeleri zamanında aldığını bildirmiştir.

Ödemelerdeki ortalama gecikme süresi azalıyor ancak sektörler birbirleri arasında farklı bir tablo sergiliyor…

2018 yılında ekonomik hızlanmaya rağmen, ödenmeyen alacaklarda sadece küçük bir azalma kaydedilmiştir. Ödemelerdeki ortalama gecikme süresi şu anda 59,9 gün olup bu süre 2017 yılına göre sadece 3 gün daha kısadır. Ödemelerdeki gecikme süresinin 26 gün olduğu tekstil, en iyi durumda olan sektör konumundadır. Taşımacılık ve inşaat şirketleri, sırasıyla 140 ve 105 günlük gecikme süreleri ile yine ödemelerde en fazla gecikmenin yaşandığı sektörler olmuştur. Her iki sektörde 2017 yılına göre hafif bir iyileşme kaydedilmiştir ancak bu yıl için kötüye gidiş beklenmektedir. Ödemelerdeki gecikme sürelerinde en fazla artış perakende sektöründe kaydedilmiştir (15 günden 44 güne çıkmıştır).

Polonyalı işletmeler için olumlu görünüm…

Ödeme anketinde, hem ekonominin orta vadedeki durumunu hem de daha yapısal özellikteki iş ortamını yansıtan şirketlerin ödeme davranışları araştırılmıştır. Coface’ın Orta ve Doğu Avrupa Bölge Ekonomisti Grzegorz Sielewicz konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları belirtti:

“Şirketlerin yüzde 52’si önümüzdeki 6 aylık dönemde karlılıklarının artacağını tahmin ederken, yüzde 39’u karlılıklarında bir azalma öngörüyor. Tekstil, otomotiv ve enerji sektörleri satışlarında bir iyileşme bekliyor. Öte yandan, ilaç, metal ve inşaat sektörleri satışlarının azalacağını tahmin ediyor.” Coface’ın gerçekleştirmiş olduğu ankete göre, oniki sektörden dokuzu önümüzdeki aylarda ödenmemiş alacakların miktarının azalacağını tahmin ediyor.

Coface Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi CEO’su Declan Daly’nin ödeme anketi ile ilgili görüşleri ise şöyle: “Polonya Ödeme Anketi, diğer Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde de yaşanmakta olan eğilimi teyit etmektedir. Güçlü ekonomik faaliyet, şirketlerin algıladıkları zorlukları maskeleyebilir. Rekabet ortamı ve artan maliyetler marjları baskılamıştır ve bu aynı zamanda işletmelerin ödeme likiditesini de etkileyecektir. Ekonomide yaşanacak yavaşlama ile birlikte, şirketler daha az destekleyici bir ortamda faaliyet göstermek zorunda kalacaktır.”

Coface: “Yatırım bakımından öncelikli sektörler: İlaç, kimya, petrokimya, enerji, makine ve yazılım”

Dünyada ticari alacak sigortası alanında önder konumundaki Coface Türkiye ekonomisini değerlendirdiği raporunda iç talebin yavaşlamaya devam ettiğini, öte yandan Türk lirasında yaşanan değer kaybının ihracatı desteklediğini belirtti.

Coface raporuna göre iç talepteki yavaşlamanın kaynağı yüksek faizler ve TL’deki değer kaybının neden olduğu yüksek enflasyon. Söz konusu faktörlerin bir sonucu olarak sanayi üretiminin hız kaybetmesine sebep olduğunu belirten Coface, Haziran 2018’de Türkiye’nin ülke riski değerlendirme notunu değiştirerek “yüksek riskli” (C) olarak belirlemişti.

Coface, hükümetin aldığı önlemlerin enflasyonda daha fazla yükselişi engellemeye ve bazı sektörlerin geçici olarak desteklenmesine yardımcı olduğunu, ancak ekonominin tam olarak toparlanmasının zaman alacağını vurguluyor.

2017 yılında KGF’nin de desteğiyle sanayi üretimi yaklaşık yüzde 9’luk büyüme kaydetmesinin ardından 2018 yılında hem KGF’nin sonlanması hem de TL’de yaşanan sert değer kaybının iç talepte yarattığı zayıflamaya bağlı olarak sanayi üretimi büyüme hızı yüzde 1,6 seviyesine yavaşlamıştır.

Coface, Eylül 2018’de üretici fiyatlarının yıllık bazda yüzde 46, tüketici fiyatlarının ise yüzde 24 seviyelerine yükselmesinde inşaat, perakende, bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) gibi iç talebe yönelik sektörlerin en fazla etkilenen sektörler olduğunu belirtiyor ve ekliyor “2019 yılında baz etkisi ve zayıflayan liranın yansıma etkilerinin yavaşlaması sayesinde enflasyonun düşmesi bekleniyor.”

İhracat tarafında ise TL’de yaşanan değer kaybının etkisiyle ihracat hacminin 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 7 artarak 168 milyar ABD doları seviyesine ulaştğı; kimya (yüzde 17), motorlu taşıtlar (yüzde 12), kağıt (yüzde 11), tekstil ve hazır giyim (yüzde 5) ve gıda (yüzde 4) sektörlerinin güçlü ihracat performansları ile öne çıktıkları belirtiliyor.

Toplam ihracatın yüzde 17’sini oluşturan otomotiv sektörünün ise 2018 yılında en büyük ihracat ürününü temsil ettiği, otomotiv sektörünün ihracatın yüzde 50,3’ünün nihai pazarı olan Avrupa ülkelerindeki ekonomik büyümeden ve çeşitli teşviklerden de yararlandığı ifade ediliyor.

Coface, Türkiye’de tekstil, hazır giyim, metal ve plastik sektörlerinin yüksek düzeyde bir rekabet avantajına sahip olduğunu, bu durumun hükümetin 2019-2021 yıllarını kapsayan ve daha fazla ihracat ile ekonominin yeniden dengelenmesine dayanan yeni ekonomi programı ile de uyumlu olduğunu belirtiyor. Bunlara ek olarak Coface; ilaç, kimya, petrokimya, enerji, makine ve yazılım sektörlerini yatırım bakımından öncelikli sektörler olarak görüyor.

İhracat ürünlerinin düşük teknoloji seviyesi ve sınırlı rekabet gücünün ihracat performansını sınırlayan unsurlar arasında yer aldığını belirten Coface, Türkiye’nin küresel değer zincirleri ile yüksek düzeyde entegre olmuş bir ekonomi olduğuna, özellikle (Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan) Almanya olmak üzere Avrupa’daki sanayi üretimi ile yakın ilişkilere sahip olduğuna, bu sebeple ihracat gelirlerinin özellikle otomotiv ve tekstil-hazır giyim başta olmak üzere Avrupa’daki büyüme performansına bağlı olacağına dikkat çekiyor.

Coface: “2019 yılında işletmeler için iki gizli tehlike: Ekonomik gerileme ve siyasi riskler”

Dünyanın önde gelen sigorta şirketlerinden olan Fransa merkezli Coface 23. Ülke Riskleri Konferansı’nı 5 Şubat 2019 tarihinde Paris’te gerçekleştirdi.

Coface Baş Ekonomisti Julien Marcilly 2011-2012 yıllarındaki devlet borçları krizinden bu yana ilk kez 2019 yılında işletmelerin iki gizli tehlikeye dikkat etmeleri gerektiğini ifade etti: Konjonktürel yavaşlama ve siyasi riskler.

Ekonomik yavaşlama belirginleşiyor…

Yayınlanan basın bülteninde yer aldığı üzere 2017 ve 2018 yıllarında %3,2 büyüyen dünya ekonomisinin artan siyasi riskler, emtia fiyatlarındaki yüksek oynaklıklar ve arz kısıtlarının etkisiyle 2019 yılında %3 seviyesine yavaşlaması bekleniyor. Euro Bölgesi GSYH büyümesinin 2019 yılında %1,6’ya, ABD’nin ise %2,3’e yavaşlaması öngörülüyor.

Zayıflama sinyallerinin Batı Avrupa’dan gelmeye başladığı ifade edilirken, konjonktürel bir yavaşlama ve siyasi belirsizliklere bağlı olarak 26 Avrupa ülkesinden 20 tanesinde işletme iflaslarının sayısının (Euro Bölgesi’nde %1,2, Orta Avrupa’da %6,5 oranlarında) artacağı tahmin ediliyor. Dünya ticaretindeki yavaşlamanın bu yıl da devam ederek %2,3 seviyesine gerilemesi öngörülüyor.

Ekonomik yavaşlama eğiliminden en fazla etkilenecek sektörün ise yaklaşık sekiz yıllık büyüme döngüsünün ardından yavaşlama sinyalleri veren otomotiv sektörünün olduğu ifade ediliyor.

Coface, Çin piyasasının doyma noktasına ulaştığı ve korumacılığın arttığı bir küresel ortamda otomotiv sektörüne yönelik olarak yatırım ihtiyacı, artan rekabet, tüketicilerin değişen yaşam tarzları ve yeni kirlilik karşıtı çevre standartlarına uyum gerekliliğine vurgu yapıyor.

Bu gelişmeler neticesinde Coface, otomotiv sektörünün risk düzeyini Batı Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamında ve Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde “Orta Risk” düzeyine, Latin Amerika ve Kuzey Amerika ülkelerinde ise “Yüksek Risk” düzeyine düşürdüğünü açıkladı.

Artan siyasi risk Coface sosyal risk göstergesini aşağı çekti…

Avrupa’da artan siyasi risk unsurlarına bağlı olarak Coface sosyal risk göstergesinin 2010 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştığı kaydedilen notta bu risklerin genellikle seçim dönemlerinde belirginleştiği, bu sebeple Yunanistan’daki seçimlerin ve İtalya’daki, İspanya’daki ve Almanya’daki muhtemel erken seçimlerin yakından izlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Coface, Mayıs 2019’da gerçekleştirilecek olan Avrupa seçimleri sonrasında oldukça bölünmüş bir Avrupa Parlamentosu yapısı riskine işaret ederken bunda yaygınlaşan sosyal memnuniyetsizlikler ve Avrupa karşıtı partilerin artan popülerliğinin etkisi olacağına parmak basılıyor.

“TL’deki değer kaybı Türkiye ihracatı açısından avantaj”…

Türkiye’ye ilişkin olarak ise Coface ekonomisti Seltem İyigün şunları kaydetti:

“2018’de TL’nin ABD doları karşısında yaklaşık yüzde 40 değer kaybetmesinin özel sektör ve tüketim üzerindeki olumsuz etkilerinin 2019’un ilk yarısında devam etmesi beklenmektedir. Öte yandan, söz konusu değer kaybı, ihracatçılar açısından 2019 yılının daha avantajlı geçmesine neden olacaktır. Bu anlamda otomotiv, tekstil, giyim, metal, kimya, gıda gibi sektörlerin ihracat gelirlerinin artacağı öngörülmektedir. Kamu tarafından uygulamaya konulan destek paketleri ve ihracat, büyüme açısından önemli olacaktır. Öte yandan son haftalarda kredi faizlerinde görülen kısmi gerileme olumlu değerlendirilmektedir ancak bu düşüşün kalıcı olabilmesi için enflasyonun düşüş trendine girmesi önem taşımaktadır.”

“Yükselen piyasalara sermaye girişi Türkiye’yi avantajlı kılacak”…

Coface basın bülteninde, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki büyümede beklenen yavaşlamanın olumlu bir etkisi olarak ABD Merkez Bankası’nın faiz artırma olasılığının azalması ile birlikte, yükselen piyasalardan sermaye çıkışı riskinin sınırlanacağı ifade ediliyor.

Bu konuya ilişkin olarak ise Türkiye bağlamında Coface Türkiye Genel Müdürü Emre Özer 2019 yılının ikinci yarısında, sıkı para politikası ve TL’deki daha dengeli seyrin enflasyonun gerileme eğilimini destekleyeceğini savunuyor. Özer, enflasyondaki düşüşün paralelinde faizlerin bir miktar daha gerilemesiyle birlikte kredi kanalının daha verimli çalıştığı, tüketim ile üretim dinamiklerinin büyümeye daha fazla destek verdiği görüleceğini ifade ediyor. Coface Türkiye’nin 2019 yılı büyümesini %1,2 olarak tahmin ediyor.

Özer “petrol fiyatlarındaki oynaklık, jeopolitik gerginlikler, AB ülkelerindeki yavaşlama, Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşlarının etkileri gibi unsurların Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin büyüme performansları üzerinde 2019’da aşağı yönlü baskı yaratacağını” belirterek “ABD merkez bankasının önümüzdeki dönemde faizleri artırırken daha “sabırlı”, bilançoyu küçültürken ise daha “esnek” olacağını ifade etmesi, gelişmekte olan ülkelere daha fazla sermaye girişine neden olabileceğini” ekliyor. Özer’e göre “Böyle bir durumun oluşması halinde, Türkiye hem büyüme hem enflasyon dinamikleri açısından daha olumlu bir pozisyonda olacak.”

Coface: Enflasyon geriledi, güven endeksleri düştü

Coface tarafından yayınlanan ve makro ekonomik gelişmelerin değerlendirildiği aylık raporda Türkiye’de üretim ve tüketim dinamiklerinde yavaşlama olduğu belirtildi.

Raporda şu değerlendirmeler yer alıyor:

. Aralık ayında kurlardaki oynaklığın azalmasına karşın beklenti anketlerinde bir miktar düşüş var.

. “Üretim ve tüketim dinamiklerinde yavaşlama sinyalleri güçleniyor.

. İhracatta devam eden artışa rağmen sanayi üretimindeki gerileme
ve ithalattaki düşüş büyük ölçüde iç pazardaki daralmadan kaynaklanıyor.

. 2018’in ilk 11 ayında sermaye malı ithalatı önceki yılın aynı dönemine göre %8,3 gerilerken, tüketim malı ithalatı %17,6 azaldı. Yıllık bazda ise düşüşler özellikle Ağustos ayından beri hızlanmış durumda. Eylül-Kasım 2018 döneminde ortalama yıllık gerileme sermaye malı ithalatında %27, ara malı ithalatında %16 ve tüketim malı ithalatında %45 oldu. İthalattaki bu gerileme, ithal ara malına büyük ölçüde bağımlı olan ihracat performansını etkileyebilir.

. Çin’in büyümesinin beklenenden hızlı yavaşlama ihtimali, küresel ticaret savaşları, politik belirsizlikler gibi etmenler küresel büyüme ve ticaret hacminin yavaşlayacağına ilişkin endişeler yaratıyor. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde ihracatın artış hızında bir miktar yavaşlama görebiliriz.

. Ancak biz yine de 2019 yılının genelinde söz konusu risklerin sınırlı olacağını ve TL’deki değer kaybının ihracatçılara destek vermeye devam edeceğini değerlendiriyoruz.

. Öte yandan alınan önlemler, kurdaki ve petrol fiyatlarındaki gerilemeler ile birlikte enflasyonda senenin ilk çeyreğinde bir miktar gerileme görülme ihtimali bulunuyor. Bu dönemde enflasyonun %20-21 bandına oturması halinde Merkez Bankası’ndan, enflasyon görünümü ile uyumlu olarak kademeli faiz indirimi gelebilir.

. Küresel risk iştahında beklenmedik bir olumsuzluk ve kurlarda ani bir şok görülmediği takdirde, enflasyon 2019 yılında Yeni Ekonomi Programı ile uyumlu olarak %15-16 bandına gerileyebilir. Bu durumda, finansman kanallarının bir miktar rahatladığını görebiliriz.”