Etiket: enflasyon

Draghi, büyüme dinamikleri güçlü ama zayıflıyor dedi çünkü…

Son açıklanan verilere göre;

. 2017 yılının ikinci yarısında %2,8 büyüme kaydeden Euro Bölgesi ekonomisi 1Ç2018’de %2,5 büyüme kaydetti.

. 2018 yılının ilk dört ayında ortalama yıllık %1,23 yükselen tüketici enflasyonunun Mayıs ayında %1,9 yükselmesi bekleniyor.

. Çekirdek enflasyon sekiz ayın sonrasında Mayıs ayında %1,1 seviyesine yükseldi.

. İşsizlik oranı sene başındaki %8,7 seviyesinden Nisan ayında %8,5 seviyesine geriledi.

. İhracat hacmi Mart ayında son 12 ayın en yükseğine çıktı, ithalat ortalamanın üzerinde yükseldi.

. Perakende satışlar aylık değişim olarak Şubat-Nisan döneminde pozitif bölgede seyrediyor.

. Sanayi üretimi Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %3,2’lik büyüme kaydetmesinin ardından Nisan ayında %1,7 artış kaydetti. Ara mallar, tüketim malları ve enerji malları üretiminde yavaşladı. Aylık bazda ise %0,9 daralma yaşandı. Son 12 ayda sanayi üretimi yıllık bazda ortalama %3,5 oldu.

. Mayıs ayı sanayi üretimine ipucu olan Mayıs ayı imalat sektörü PMI endeksi Ocak ayında başladığı düşüşüne Mayıs ayında da devam etti.

Hem ABD’de hem Türkiye’de dolar enflasyonla yükselecek

ABD’de tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Mayıs ayında bir önceki aya göre %0,2, bir önceki yılın aynı ayına göre %2,8 artış kaydetti. Son dört aydır yıllık enflasyondaki artış sürüyor.

Gıda ve enerji fiyatlarını kapsamayan çekirdek TÜFE ise bir önceki yılın aynı ayına göre %2,2 arttı.

ABD merkez Bankası Fed ise para politikasında %2 olarak hedeflediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları endeksini (PCE) dikkate alıyor. Nisan ayı itibariyle söz konusu endeks bir önceki yılın aynı ayına göre %1,8 artış kaydetmişti. Çekirdek PCE’nin %2 seviyesini yılın üçüncü çeyreğinde aşacağı beklentilerinin ağırlık kazanması ile birlikte Fed’in yarın ve sene sonuna kadar iki kez daha çeyrek puanlık artırımlar yapacağı öngörülüyor.

ABD ekonomisinin güçlü seyrini koruması, enflasyonda yukarı yönlü eğilim dolayısıyla da Fed’in faiz artırımlarını hızlandıracağı beklentisiyle Nisan ayından bu yana ABD dolar endeksi 88 seviyelerinden 93 seviyelerine kadar yükseldi.

Zayıflama sinyalleri veren Euro Bölgesi dikkate alındığında 1,17 seviyesinin yukarısında işlem gören Euro-Dolar paritesinin düşüş trendine tekrar dönmesini beklesek de perşembe günü para politikasını görüşmek üzere toplanacak olan Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) varlık alım programını sonlandıracağı haberiyle ABD doları euro’ya karşı fazla direnç gösteremiyor.

Ancak makro-verilerin ABD’de büyümeyi, Euro Bölgesi’nde ise yavaşlamayı teyit etmesi halinde paritenin ABD doları lehine kuvvetlenmesini bekliyor, son çeyrek için 1,05 beklentimizi koruyoruz.

TL’nin düşmanı Fed

Son açıklanan ABD verilerine bakalım:

ABD’de fabrika siparişleri Nisan 2018’de bir önceki aya göre beklentilerden fazla %0,8 geriledi. Mart ayı verisi 0,1 yüzde puan artışla %1,7 olarak revize edilirken Nisan ayında bir önceki aya göre %0,5’lik düşüş bekleniyordu.

ISM imalat dışı PMI endeksi ise Mayıs ayında aylık 1,8 puan artışla 58,6 seviyesine yükseldi. İş aktivitesi, yeni siparişler ve istihdamda artış kaydedildi. Şirketler gümrük vergisi artışları ve ticaret anlaşmalarına ve satılan malın maliyetine belirsizliklere rağmen iş koşulları ve genel ekonomi konusunda iyimser olmayı sürdürüyorlar.

IHS Markit tarafından açıklanan hizmet sektörü PMI endeksi ise Mayıs ayında aylık 2,8 puan artışla 56,8 seviyesine yükseldi. Artışta elverişli ekonomik şartlar ve artan müşteri talebi etkili oldu. İstihdamda artış kaydedildi. Girdi maliyetleri gümrük vergileri; artan faiz oranları, enerji ve benzin fiyatları sebebiyle 2013 yılı Ekim ayından bu yana en hızlı artışını kaydetti. Çıktı fiyatları son üç ayın en yükseğini gördü. İş güveni yüksek seviyelerini korudu.

Kişisel harcamalar ise Nisan ayında bir önceki aya göre %0,6’lık artışla son beş ayın en hızlı yükselişini yaşadı. Artışta dayanıksız tüketim malları tüketimindeki artış etkili oldu.

Gıda ve enerji hariç kişisel tüketim harcamaları çekirdek fiyat endeksi ise Nisan ayında bir önceki aya göre %0,2, bir önceki yılın aynı ayına göre %1,8 artış kaydetti. Fed para politikası kararında %2 seviyesini hedefliyor.

YORUM: Son veriler 2. çeyrekte ABD’de iş koşullarının iyileşmeyi sürdürerek güçlü istihdam piyasasının ve enflasyonda artış eğiliminin korunduğuna işaret etti. Fed 12-13 Haziran’da para politikası toplantısını gerçekleştirecek. Çeyrek baz puanlık faiz artışına kesin gözüyle bakılıyor. Fed yetkilileri ekonomi koşullarında iyileşmeye rağmen kademeli faiz artışı mı yoksa faiz artışında hızlanmaya mı gidilmeli konusunda tartışmalarını sürdürüyor. Bu toplantı hangi noktada fikir birliği sağlanacağı konusunda önemli olacak. Türkiye’nin yurtdışından borçlanma maliyetlerini dikkate aldığımızda faiz artırımlarında hızlanmanın borçlanma ve borç çevirmede daha aza baskıya sebep olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla gelecek haftaki toplantı TL’deki seyir açısından önemli.

Stagflasyona doğru

Haziran ayında enflasyonda yeni zirvelerin görülmesi Merkez Bankası’na bağlı çünkü Mayıs ayında enflasyon dört koldan zirve yaptı…

Mayıs ayı imalat sektörü PMI verileri artan maliyet baskılarının nihai ürün fiyatlarını artırdığına işaret etmişti. TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerine göre ise Mayıs ayında enerji fiyatlarındaki artış ve TL’de yaşanan sert değer kayıplarının etkisiyle ara malı fiyatları yükseldi. Böylece yurt içi üretici fiyat endeksi (ÜFE) Eylül 2003’ten bu yana gördüğü en yüksek seviye olan %20,2’ye, tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) son 6 ayın en yükseği olan %12,15’e, gıda ve enerji fiyatlarını kapsamayan çekirdek TÜFE ise 2004 baz yılından bu yana en yüksek değer olan %12,64’e yükseldi.

2016 yılı sonundan bu yana TL’deki değer kaybı enflasyonu kademeli olarak zirveye taşıdı…

Türk lirası, Mayıs ayında eşit ağırlıklı ABD doları ve Euro’dan oluşan döviz sepetine karşı %28,98 ile en sert yıllık değer kaybını yaşadı.

Aralık 2016’dan bu yana çekirdek TÜFE %7 seviyesinden %12,6 seviyesine kademeli olarak yükselirken aynı dönemde döviz sepetindeki artış ortalama %20,3 oldu.

Önümüzdeki dönemde enflasyondaki seyir yeni hükümet ve politikalarına bağlı…

Enflasyon yükselecek çünkü TL üzerindeki baskı fiyat seviyelerini yukarı çekiyor. 22 Haziran seçimlerinin 8 Temmuz’a ötelenmesi Temmuz ayında da enflasyonist baskının sürmesine sebep olacak. Ardından yeni hükümetin oluşması ve ortaya konacak politikalar kurun yönünü etkileyecek.

Merkez Bankası 7 Haziran toplantısında ne yapacak?

TL’de değer kaybının enflasyonu doğrudan etkilemesi ve seçim belirsizliğinin TL üzerinde baskı oluşturmaya devam etmesi TCMB’nin temkinli bir dil kullanmasını gerektirecek.

Hatta ithalatın ihracattan daha hızlı artmasıyla birlikte dış ticaret açığındaki artışın ödemeler dengesi üzerinde baskı oluşturmaya devam etmesi sebebiyle sıkı para politikasının sürdürülmesi gerektiği ifade edilecek.

Son ani kararla %16,50 seviyesine yükselen TCMB fonlama maliyetinin bu toplantıda 100 baz puan daha artırılması bekleniyor. Çünkü Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya son Londra toplantısında Mayıs ayı enflasyonu yüksek çıkarsa faiz tarafında ek aksiyon alacaklarını söylemişti. Eğer TCMB Mayıs ayı enflasyonunu yeterince yüksek değerlendirmez ise Dolar-TL’de yukarı hızlanma ve devamında seçimlere kadar 4,75 civarında dengelenme görebiliriz.

ABD’de imalat tarafında hızlanma sürüyor

Fed’in ekonomik görünümü değerlendirdiği Mayıs ayı Bej Kitap raporunda “ılımlı” bir tablo ortaya kondu: ücretler ile mal ve hizmetlerin fiyatları ılımlı artış kaydetti.

İmalat tarafında ise Mayıs ayı Dallas Fed imalat sanayi endeksi bir önceki aya göre 5 puan artışla 26,8 seviyesine yükseldi. Üretim, kapasite kullanımı, sevkiyat, sipariş, istihdam ve çalışma saatleri alt endekslerinde hızlanma var.

ABD ekonomisi 1. çeyrek GSYH büyüme ikinci tahminine göre yıllık %2,2 artış kaydetti. İlk tahmin %2,3 seviyesindeydi. 4Ç2017’de %2,9’luk, 2017 genelinde ise ortalama %2,6’lık büyüme kaydedilmişti.

1. çeyrekte büyüme hızında hafif gerileme yaşansa da kademeli fiyat artışlarıyla birlikte Fed %2 enflasyon hedefine yaklaştı. Fed yetkililerine göre enflasyondaki artış sürecek. Dolayısıyla 12-13 Haziran’da toplanacak olan Fed’in faiz artırımına gitmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Yüksek dış borç stoğu olan Türkiye ekonomisi için anlamı, ABD doları cinsinden finansman maliyetleri artış eğilimini sürdürecek. Merkez Bankası son acil toplantısında para politikasında sadeleşme ve 300 baz puanlık faiz artırımı gerçekleştirerek geç de olsa yüksek faiz ortamına yönelik bir koruma kalkanı oluşturmuş oldu. Gerekli görmesi halinde faiz artırımlarına devam edecek. Artan faiz enflasyonda düşüşü, büyüme tarafında ise ivme kaybı getirecek.

Merkez Bankası 7 Haziran’da tekrar sınav verecek

Bloomberg kaynaklı habere göre Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek dün (29 Mayıs) Londra’da yatırımcılarla yaptıkları toplantıda iki mesaj verdiler:

. 7 Haziran para politikası toplantısında ek faiz artırımı için Mayıs ayı enflasyon verisi dikkate alınacak.

. Herhangi bir sermaye kontrolü uygulaması olmayacak.

Sermaye kotrolü olmayacağına dair garanti verilmesi olumlu ancak faiz artırımına yönelik Mayıs ayı enflasyonunun baz alınacağı açıklamasına çekinceyle yaklaşıyoruz.

Nisan ayında TÜFE yıllık %10,85, yurt içi üretici fiyat endeksi (ÜFE) %16,37, yurt dışı ÜFE %21,72, tarım ürünleri ÜFE %6,39, çekirdek enflasyon %12,50 artış kaydetmişti. Nisan ayında ½ Dolar+ ½ Euro’dan oluşan döviz sepeti %1,3 değer kazanmışken, TÜFE’de bir önceki aya göre %1,87’lik artış yaşandı.

Mayıs ayında ise döviz sepetindeki artış %11 ile sert oldu. TCMB Beklenti Anketi’ne göre Mayıs ayında TÜFE’de bir önceki aya göre %0,99’luk artış bekleniyor.

Nisan ayı verilerine göre 100 birim TÜFE artışında gıdanın payı %21,4, ulaştırma %17,5, konut-su-elektrik-gaz ve diğer yakıtlar %14,9, giyim ve ayakkabı %7,2, alkollü içecekler ve tütün %5,1, ulaştırma ücretleri %3,7. Mayıs ayında yaşanan hızlı kur artışının tüketim malları fiyatları üzerinde artırıcı etkisi olacaktır. Mayıs ayındaki etkisi sınırlı bile olsa önümüzdeki aylarda üretici fiyatları ve dolayısıyla da tüketici fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturacaktır.

4 Haziran Pazartesi günü açıklanacak olan enflasyon verisinin Merkez Bankası’nın 7 Haziran’daki faiz kararı üzerindeki takdiri ne olacak bilmiyoruz. Ancak yabancı banka raporlarına göre kurdaki artışın etkisini baz alarak Merkez Bankası’nın kredibilitesini korumak adına 100-300 baz puan arasında bir artırıma daha gitmesi gerektiğine inanılıyor.

TCMB son acil toplantısında karar aldığı üzere gecelik borç verme faizinin üst bandı 1 Haziran’dan itibaren %19,5 olacak. Eğer TCMB politika faizini 7 Haziran toplantısında %16,5 seviyesinde tutup ağırlıklı olarak gecelik %19,5’ten fonlama gerçekleştirirse kredibilite sorununun tekrar gündeme gelip kur üzerinde baskı oluşturacağını düşünüyoruz.

ABD’de konut fiyatları Mart ayında beklentilerin yukarısında arttı

ABD’de S&P Case-Shiller konut fiyat endeksi Mart 2018’de yıllık %6,8’lik artış ile Şubat ayında göre değişiklik göstermedi. ABD’de konut fiyatlarında yıllık %6,5’lik artış bekleniyordu. En son Haziran 2014’te yıllık %8,1’lik artış yaşanmıştı.

Fed’in para politikasında baz aldığı PCE tüketici harcamaları endeksi Şubat ayında yıllık %1,6’dan Mart ayında yıllık %1,9 seviyesine yükselmişti. Fed %2 enflasyon verisini hedefliyor. Nisan ayı anketleri ABD’de enflasyon beklentilerinde yükselişe işaret etmişti.

1-2 Mayıs tarihli para politikası tutanaklarına göre Fed üyeleri enflasyon hedeflerine ulaşıldığına inanıyor. Son açıklanan konut fiyat endeksindeki artış da Fed üyelerinin enflasyon öngörülerini destekler nitelikte.

Dolayısıyla Fed üyeleri arasında yeni tartışma konusu “Enflasyon yeterince yükseliyor mu?” yerine artık “Enflasyon hızını artırmayacak faiz artırım seviyesi ve sayıları ne olmalı?” konusuna yönelmiş durumda.

Murat Üçer: “Orta vadeli büyüme dinamikleri hala zayıf; ABD’de %2 üzeri enflasyon mümkün, Avrupa’da bu beklentiyi korumuyorum”

 

Artunç Kocabalkan’ın ekonomist Murat Üçer ile gerçekleştirdiği röportajın ilk bölümünde küresel büyüme ve enflasyon konuları değerlendiriliyor.

Küresel büyüme…

Küresel büyüme konusunda IMF Bahar toplantılarına değinen Murat Üçer, 2011’den beri büyüme oranlarını tutturan küresel ekonominin önündeki risklerin başında korumacılığın geldiğini ve Trump’ın küçümsenmeyecek bir risk olduğunu belirtti.

Üçer, Çin’le olan tartışmanın kısa vadede sonuçlanmayacak gibi gözüktüğünü ifade etti.

Kısa ve orta dönem büyüme dinamiklerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Üçer şöyle devam ediyor:

“Kısa dönem sonrasında belli bölgeler ve ülkeler tekrar ayağa kalkıyor. Brezilya ve Rusya iki sene öncesine kadar resesyondaydı. Avrupa 2017’de olumlu yönde bizi şaşırttı. Bunun sürdürülebilirliği açısından bakıldığında birtakım endişeler var.

Demokratik problemler, üretkenlik problemlerini de dikkate aldığımızda orta vadeli büyüme dinamiklerinin hala zayıf gittiğini eklemek lazım.

IMF, politikaları daha iyi koordine edelim, yapısal reformlarımızı yapalım ki büyüme fırsatını kaçırmayalım görüşünü savunuyor.

Aslında sağlıklı bir dünya ekonomisi olduğunu söylemek yanlış olmaz.”

Küresel boyutta enflasyon görünümü…

Enflasyon görünümü hakkında Üçer şu değerlendirmelerde bulundu:

“Enflasyon üzerinde yapısal baskılar var: Globalleşme, işçilerin eski gücünün olmayışı, gelir dağılımı sorunu sebebiyle -orta sınıfın gelirleri büyümedikçe- talep zayıf seyrediyor. Yani düşük faizin ve parasal genişlemenin talebe dönüşmesinde hala tahribat devam ediyor; yapısal birtakım enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskıların dışında.

Temel soru şu: “Phillips Eğrisi öldü mü yoksa sessiz sakin bekliyor ve bir noktada geri gelecek mi?” Yani istihdam piyasası bu kadar sıkıştığı, işsizlik oranları böyle tarihi düşük seviyelerde seyrettiği zaman bir noktada ücret artışlarının hızlanması ve enflasyonun geri gelmesi gerekiyor.

Bence enflasyon dinamikleri göründüğü kadar zayıf değil.  Yavaş yavaş ABD’de yukarı doğru bir hareket beklemek lazım. Son rakam çok güçlü gelmedi ama sonuç itibariyle biraz daha zaman vermek lazım.

Benim görüşüm en azından ABD’de Phillips Eğrisi’nin ölmediği, sessiz sakin beklediği yönünde. Doğrudur büyük bilmeceler devam ediyor, ücretler hala çok güçlü değil ama sonuçta %2’yi konuşuyoruz. %2’nin üstüne çıkacak bir enflasyon kalıcı olarak ABD’de konuşmak bence mümkün.

Ama Avrupa tarafı çok daha farklı. Avrupa’da daha büyük bir bilmece var. Avrupa’daki enflasyon dinamikleri daha bir merak konusu. Avrupa’da ABD’deki gibi bir beklentiyi korumuyorum.

Ama tabi ABD’de enflasyonun 6 ay içerisinde sorun olması mümkün. Fakat buna Fed’in çok sert reaksiyon vereceğini düşünmüyorum. Çünkü çok riskli bir şey olur o. Hatta bence enflasyon tarafında yukarı doğru kaçırma toleransları var diye hissediyorum ve düşünüyorum. Bu kadar uzun süre enflasyonsuz bir dünyada iki sene öncesine kadar enflasyonu konuştuğumuz bir dünyada Fed’in hemen davranacağını ben düşünmüyorum. Ama enflasyon var yani %2 üstü bir enflasyon ABD’de yerleşecek bunu göreceğiz diye düşünüyorum.”

ABD’de ılımlı enflasyon kalıcı olabilir mi?

ABD’de üretici fiyatları Nisan ayında artan enerji fiyatlarına rağmen gıda fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak bir önceki aya göre %0,1 artış kaydetti; beklenti %0,2 artış olacağı yönündeydi.

Tüketici fiyatları ise artan enerji fiyatları ve yatay kalan gıda fiyatlarıyla %0,3’lük artış beklentisine karşılık bir önceki aya göre %0,2 artış kaydetti.

Çekirdek tüketici fiyatları bir önceki aya göre değişmeyerek %2,1 seviyesinde kaldı.

YORUM: ABD’de enflasyon tahmin edildiği hızda artış kaydedemiyor. ABD’nin İran’a yaptırım uygulamasıyla birlikte enerji ve metal fiyatlarında artışın etkisini enflasyon üzerinde hissetmeye devam edeceğiz. Şimdilik Fed’in faiz artırımlarını hızlandıracak bir gelişme yok. Dolayısıyla ABD tahvil piyasasında dar aralıktaki hareketlerin sürmesini bekliyoruz. Yılın son çeyreğiyle birlikte dinamikler daha agresif bir ortama işaret edebilir.

 

TL’deki değer kaybı enflasyonu yukarı çekiyor

Nisan ayında yurt içi üretici fiyatları (%16,37) son 5 ayın yükseğini, tüketici fiyatları (%10,85) ve çekirdek enflasyon (%12,24) son 4 ayın yükseğini gördü.

Dün açıklanan Nisan ayı PMI verileri imalat sektöründe girdi fiyatlarının arttığını göstermişti. Yurt içi ÜFE’nin %89’unu oluşturan imalat sektörü aylık %2,79, yıllık %18 artış kaydetti.

Bugün 4,22 ile tarihi zirvesini gören Dolar-TL yılbaşına göre TL’de %12,54’lük kayba işaret etti.

YORUM: TL’deki zayıflığın girdi maliyetlerini artırmaya devam etmesi ve emtia fiyatlarındaki artış enflasyonda yukarı yönün devam edeceğini gösteriyor.