Etiket: enflasyon

Yeni para politikası sürecinde reel getiri detayı dikkat çekici

Geçen hafta atanan Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal Anadolu Ajansı ile para politikasını değerlendirdiği bir röportaj yaptı. Kısaca röportajda neler deniyor hem sıralayalım hem de görüşlerimizi dile getirelim. 

— Para politikası ve genel konulardaki yaklaşımlar geniş mecralarda daha sık ve daha somut olarak paylaşılacak. 

Bilgi paylaşımının öngörülebilirlik açısından önemli olduğunu düşünüyoruz ve katkı sağlayacağına inanıyoruz.

— Fiyat istikrarı ve finansal istikrar konusunda;

. zorunlu karşılıklar başta olmak üzere tüm araçlar etkin bir şekilde kullanılacak,

. finansal istikrara dair uzun vadeli yapısal çalışmalara verilen destek sürecek,

. sermaye piyasalarının derinleşmesine daha fazla katkı yapılacak.

Sermaye piyasalarının derinleşmesinin finansal istikrar açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. Dış politika ve sürdürülebilir büyüme konusunda atılacak her olumlu adımın fiyat istikrarı açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

— Yeni dönemde para politikası stratejisine göre;

. Tüm makroekonomik göstergeler dikkate alınarak veri odaklı bir yaklaşım ile hareket edilecek,

. mikro dinamikler ve saha bilgileri yakından takip edilmeye devam edilecek,

. para politikasının etkinliğini arttırmak adına başta finansal sektör, reel sektör ve kamu kesimi olmak üzere süreçlere girdi sağlayacak tüm taraflarla uyum içerisinde çalışılacak.

— Yakın dönem enflasyon gelişmelerine ilişkin olarak;

. enflasyon dinamikleri ve fiyatlama davranışlarında bir iyileşmenin başlaması ve

. azalan maliyet baskıları ve iç talep koşullarındaki zayıflamanın etkileriyle devam eden dezenflasyon sürecine bağlı olarak

. para politikasında hareket için bir manevra alanı oluşmuş durumda.

— Yeni dönem para politikasına ilişkin olarak;

. Başkan Uysal “Para Politikası Kurulu açıklanan bütün verileri analiz ederek, ortak akıl ve istişare çerçevesinde uygun kararı verecektir” diyor ve

. ekliyor “Enflasyondaki olumlu eğilimin devamını sağlamak için para politikasının temkinli bir duruş sergilemeye devam etmesi önem taşıyor, ancak burada sıkılık derecesini nominal değil reel faizler üzerinden tanımlamak daha doğru olur. Enflasyon görünümünü etkileyen bütün faktörleri yakından izleyerek, gerek beklentiler gerekse kendi projeksiyonlarımızı dikkate alan makul bir reel getirinin korunduğu bir çerçeveyi esas alacağımızı ifade edebilirim.”

Reel getiri beklentisi kısmı tam olarak anlaşılamıyor. Örneğin faiz ve enflasyon hangi seviyede olursa olsun birbirine eşit ise reel getiri sıfırdır. Haliyle enflasyon hedefi ve reel getiri hedefinin makul bir şekilde ortaya konmasına ihtiyaç var. Bu sebeple haftaya yapılacak para politikası toplantısı ve Enflasyon Raporu’nda bu detayları merakla bekliyor olacağız. 

— Rezervleri artırma planları kapsamında;

. uygun koşulların oluşması kaydıyla dışsal şoklara karşı bir sigorta niteliğinde olan uluslararası rezervleri artırma yönündeki niyet korunuyor,

. reeskont kredileri aracılığıyla rezerv biriktirme imkanına rağmen enerji ithalatçısı kamu kuruluşlarına yapılan döviz satışları rezervleri azaltıcı etki yapmakta bu sebeple 

. küresel konjonktür ve sermaye akımlarının seyrine bağlı olarak, rezervleri güçlendirmek amacıyla mevcut araçlarda revizyona gidilecek.

. 8 Temmuz tarihinde TBMM’ye gönderilen yeni torba yasa taslağında yer alan Merkez Bankası ile ilgili hususlara bağlı olarak;

. zorunlu karşılıklarla ilgili düzenlemeyle Merkez Bankasının bilanço içi ve bilanço dışı uygun görülen kalemleri de dikkate alacak şekilde zorunlu karşılıklar kapsamında yetki alanı ve para politikası araç seti genişleyecek,

. yüksek frekanslı verilere erişim imkânı veri odaklı para politikası karar süreçlerini destekleyecek,

. ihtiyat akçesiyle ilgili düzenleme aracılığıyla mevzuat altyapısı Türk Ticaret Kanunu ile uyumlaştırılacak. 

— Fitch’den not düşüşünde Merkez Bankası bağımsızlığı vurgusuna yönelik olarak;

. Başkan Uysal şöyle yorumluyor “Bu kavram üzerinde değerlendirme yaparken amaç ve araç bağımsızlığını birbirinden ayırmak gerekir. Merkez Bankası bağımsızlığı ile kastedilen araç bağımsızlığıdır. Bu da merkez bankasının verilen görevleri yerine getirirken kullanacağı araçlar ve yöntemi kendi inisiyatifi ile belirlemesi anlamına gelir. Araç bağımsızlığı konusu Merkez Bankası Kanunu çerçevesine net olarak tanımlanmıştır. Buna göre Merkez Bankasının kendine verilen görevleri yerine getirmek için para politikası araçlarını belirleme ve uygulama yetkisi bulunmaktadır. Bu çerçevede herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.”

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankası temkinli kaldı, faizi değiştirmedi

Merkez Bankası (TCMB) Haziran ayı para politikası toplantısında politika faizini beklediğimiz gibi %24 seviyesinde sabit tuttu.

Evet bekliyorduk çünkü;

. Küresel enflasyonist baskıların azalması ve özellikle ABD’de düşük enflasyon dinamiklerine bağlı olarak Fed’in faiz düşüreceği beklentilerinin ağırlık kazanması,

. ancak buna rağmen Türk lirası üzerindeki risklerin artması (S-400 alımı sebebiyle ABD’den yaptırım tehditleri, TCMB’nin rezervlerine ilişkin endişeler, enflasyonist baskıların sürmesi, bütçe gelirlerindeki azalmanın vergi artışları ihtimalini doğurması, 23 Haziran İBB seçimine yönelik belirsizlik) TCMB’nin Haziran ayı toplantısında beklemede kalmasına işaret ediyordu.

Fed 19 Haziran Çarşamba günü faiz kararını açıklayacak. ABD’de Mayıs ayı enflasyonunun %1,8’e gerilemesine rağmen ticaret savaşındaki gelişmelerin büyüme ve enflasyon üzerinde risk oluşturmaya devam etmesine bağlı olarak Fed Haziran toplantısında politika faizini değiştirmeyecek.

Öte yandan küresel ekonomideki yavaşlama eğilimi ve paralelinde hem küresel enflasyon baskılarının azalması hem de ABD özelinde enflasyon dinamiklerindeki yumuşama eğilimine bağlı olarak Fed’in 31 Temmuz tarihli toplantısında faiz indirimi yapma ihtimali giderek artıyor. Fed’in 31 Temmuz toplantısında faiz indirimine gitme olasılığı vadeli piyasalarda yükselerek %83 olarak fiyatlanıyor.

Evet, Fed’in düşük faiz politikasının Türkiye piyasaları için anlamı dış borçlanma maliyetlerinin aşağı gelmesi demek ancak Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme rotasına girmeden harcamaları artıracak olası bir eğilim enflasyon dolayısıyla da faiz üzerindeki baskıyı daha da artıracaktır.

Büyüme dinamiklerine baktığımızda ikinci çeyrek öngöstergeleri ihracattaki performansın korunmasına rağmen iç talepteki daralmanın devam ettiğine, yatırımlarda ise yavaşlamaya işaret ediyor. Bu sebeple Türkiye ekonomisinin birinci çeyrekte GSYH’de bir önceki çeyreğe göre kaydettiği %1,3’lük büyüme performansının ikinci çeyrekte yakalanamayacağını tahmin ediyoruz (1. çeyrekte bir önceki çeyreğe göre GSYH %1,3 artmıştı).

Ancak ekonomik büyümedeki zayıflama eğilimine rağmen mevcut risklerin TL üzerindeki baskıları canlı tutması sebebiyle TCMB’nin sıkı para politikasını sürdürüp faiz indiriminde sabırlı davranacağı senaryosunu daha olası görüyoruz.

Mevcut risklerin azalması halinde TCMB, 25 Temmuz toplantısında politika faizinde sınırlı bir indirime gidebilir. Aksi durumda 12 Eylül tarihli toplantısındaki faiz kararı yine risklerdeki gelişmeye bağlı olacak.

TCMB’nin 2019 yılının geri kalanında PPK toplantı tarihleri 25 Temmuz, 12 Eylül, 24 Ekim ve 12 Aralık. ABD merkez bankası Fed ise 19 Haziran, 31 Temmuz, 18 Eylül, 30 Ekim ve 11 Aralık tarihlerinde faiz kararını açıklayacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Enflasyon yıllık bazda gerilese de aylık bazda baskı devam ediyor

Tüketici fiyat endeksi Mayıs 2019’da aylık %0,95, yıllık %18,71 artış kaydetti; çekirdek enflasyonda (B endeksi: İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) aylık %1,57, yıllık %16,90 artış kaydedildi. Çekirdek TÜFE Nisan ayında aylık %1,45, yıllık %16,78 artış kaydetmişti. Çekirdek TÜFE’de son üç ayda aylık bazda artışlar sürüyor.

Arındırılmamış verilere göre aylık bazda baktığımızda gıda ve alkolsüz içeceklerin enflasyona etkisi Kasım 2018’den bu yana ilk kez negatif oldu. TL’deki değer kaybı ve artan benzin ve motorin fiyatlarına bağlı olarak ise ulaştırma fiyatlarının aylık bazda enflasyona etkisi Ocak 2019’dan bu yana artarak devam ediyor.

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre ise gıda ve alkolsüz içeceklerdeki aylık artış %0,77’ye gerilerken (Nisan: %1,99), B çekirdek TÜFE endeksi %0,81’e hızlandı (Nisan: %0,62).

Yurt içi üretici fiyat endeksi ise Mayıs 2019’da aylık %2,67, yıllık %28,71 artış kaydetti. Detaylara baktığımızda ara malı imalatı, sermaye malı imalatı ve dayanıksız tüketim malı imalatı fiyatları Ocak 2019’dan bu yana aylık bazda artışını sürdürürken, enerji üretim fiyatları Mart 2019’dan bu yana artış eğilimini koruyor. Mart ve Nisan 2019’da aylık bazda artan dayanıklı tüketim malı imalat fiyatları ise Mayıs ayında düştü. Mayıs ayı imalat sektörü PMI verileri de sektörde girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında artışı ortaya koydu.

Dr. Fulya Gürbüz

Almanya sanayi sektöründe iyileşme sinyali var, devamlılığı önemli

Almanya’da sanayi üretimi Mart 2019’da bir önceki aya göre %0,5 büyüme kaydetti. Şubat ayında sektörde aylık %0,4’lük büyüme yaşanmıştı. Ocak ayında sektörde değişiklik yaşanmamıştı. Böylece 2019 yılı ilk çeyreğinde ortalama %0,3’lük büyüme kaydedilirken son 12-aya bakıldığında sanayi üretimi ortalama %0,6 daralmış oldu.

Tüketim malları üretimindeki %1,1’lik büyüme ve inşaat sektöründeki %1’lik artış talepte artışa işaret ediyor.

Sermaye, aramalı ve enerji imalatındaki sırasıyla %0,6, %0,4 ve %0,3’lük büyüme üretim tarafında beklentilerde iyileşmeye işaret ediyor olabilir.

Nitekim Almanya’da Zew Ekonomi Duyarlılığı Endeksi Ekim 2018’deki (eksi) -24,7 değerinden ardı ardına iyileşerek Nisan ayında ilk kez pozitif bölgeye geçerek 3,1 değerini almıştı. Bunda küresel ekonomide zayıflığın beklendiği kadar kötü olmadığı ve Brexit tarihinin ertelenmesinin etkili olabileceği ifade edilmişti.

Nisan ayında imalat sektörü PMI endeksi ise Mart ayında son 7 yılın en düşük seviyesi olan 44,1 seviyesinden Nisan ayında 44,4 seviyesine yükselerek üretimde ılımlı bir artışa işaret etmişti. Sektörde farklı kollardaki firmaların tamamına yakını otomotiv sektöründeki yavaşlamadan etkilendiklerini belirtmişlerdi. Sektörde enflasyonist baskılar azalmaya devam ederken, istihdam tarafında ise mevcut talep koşullarına göre kapasite fazlası olduğu ifade ediliyor.

Nisan ayındaki olumlu gelişmelerin devamlılığı adına dikkatlerimizi Mayıs ayı verilerine yönlendirdik.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface: Enflasyonda maliyet baskısı devam ediyor, üretimdeki düşüş hız kesiyor

Ticari alacak (kredi) sigortası alanında dünyadaki en yaygın şirket olan Coface Grubu 2019 yılı Mayıs ayına ilişkin Aylık Ekonomi Raporu’nu yayınladı.

Raporda, sanayi üretimindeki aylık toparlanmanın Şubat ayında da devam ettiği; yıllık bazda hala pozitif alanda olunmasına karşın, sanayi üretimindeki gerilemenin şiddetinin azaldığı, bunda ihracatın etkisi olduğu belirtildi.

Aylık satışların arttığı, ipotekli satışlardaki azalmanın yavaşladığı konut satışlarındaki toparlanmanın ise vergi indirimlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda Nisan ayı verisinin daha iyi fikir vereceği ifade edildi.

Coface raporuna göre diğer göstergeler arz ve talep tarafındaki zayıflığın devam ettiğine işaret ediyor:

. Yeni siparişlerdeki yetersizlik sebebiyle Nisan ayında 46,8 seviyesine gerileyen imalat sektörü PMI verisi 13 aydır yavaşlama trendini sürdürüyor.

. Yurt içi talepte zayıflık devam ediyor. Perakende satışlar geçen senenin Eylül ayından beri yıllık bazda gerilemeye devam ediyor ancak aylık bazda bir miktar toparlanma var.

. Enflasyonun, %20 seviyesine yakın seyretmesi ve hanehalkı harcamalarının dörtte birine yakınını oluşturan gıda fiyatlarındaki artışın %33’e çıkması (taze sebze ve meyvede %74) alım gücünü olumsuz etkilemeye devam ediyor.

. Kurdaki artış üretim maliyetlerini olumsuz etkiliyor.

. Tüketici fiyatlarındaki artışın birçok kalemde, üretici fiyatlarının altında kalması önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarının artmasına ya da iç talepteki zayıflık nedeniyle bu artışları tüketici fiyatlarına yansıtamayan ya da kısmi yansıtabilen üreticiler için kar marjlarının daha fazla baskı altında kalmasına neden olabilir.

Reel sektörün risk tablosuna oluşturan Coface, orta riskli sektörler arasında ilaç ve ulaştırma sektörlerini sıralarken en riskli sektörler olarak inşaat, enerji, elektronik ve bilgi teknolojileri, metaller ve perakende sektörleri sıralanıyor.

Enflasyonda, gıda fiyatlarındaki artış ve TL’de değer kaybının etkisi devam ediyor

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Nisan 2019’da bir önceki aya göre %1,69, bir önceki yılın aynı ayına göre %19,50 arttı; işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE (çekirdek TÜFE) ise aylık %1,45, yıllık %16,78 artış kaydetti.

Aylık %1,40, yıllık %31,86 yükseliş yaşayan gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarının tüketici fiyatları üzerindeki baskısı devam ediyor.

Yurt içi üretici fiyat endeksi ise (Yİ-ÜFE), Nisan 2019’da bir önceki aya göre %2,98, bir önceki yılın aynı ayına göre %30,12 artış kaydetti.

Aylık bazda %0,36 artış yaşayan su temini üretimi hariç tutulduğunda diğer sektörlerdeki ortalama %3,76’lık artış TL’deki değer kaybından kaynaklandı. Nisan ayı imalat sektörü PMI verileri yurt içi üretici fiyat endeksindeki artışın ipucunu vermişti. TL’deki değer kaybının etkisiyle girdi maliyetleri alt endeksi Nisan ayında geçen yılın Ekim ayından beri en sert artışını kaydetmişti, nihai ürün fiyatları enflasyonu ise son 6 ayın en yüksek hızında gerçekleşmişti.

Küresel fiyat gelişmelerine baktığımızda küresel talepteki daralmanın enflasyon üzerindeki aşağı yönlü etkisini görüyoruz. Küresel imalat sektörü PMI verileri talepteki gerilemenin girdi maliyetleri üzerindeki baskıyı azalttığını, bunun da çıktı fiyatları enflasyonunu zayıflattığını ortaya koydu. Maliyet düşürme amacıyla istihdam tarafında gözlenen zayıflık ise ücret artışları üzerindeki baskıyı azaltan bir diğer etken.

Küresel enflasyonist baskılar azalırken ABD Merkez Bankası Fed Başkanı Powell son para politikası toplantısının yaptığı açıklamada istihdam piyasasının gücünü koruduğunu, enflasyondaki yumuşaklığın ise geçici olduğunu vurgulayarak politika faizinde değişiklik yapmadıklarını ifade etmişti. Türkiye’nin artan risk primi dikkate alındığında ABD’de enflasyonda yumuşaklığın devam etmesi Türkiye’nin yurt dışı borçlanma maliyetleri üzerinde ek baskı oluşturmayacaktır, elbette ABD tarafından Türkiye’ye yönelik ek bir yaptırım gelmediği sürece.

Türkiye’de ise fiyat değişimleri sert değer kayıpları yaşayan Türk lirasına bağlı olarak hareket ediyor. Nisan ayında TL, %50-50 ABD doları ve eurodan oluşan döviz sepetine karşı %5,7 değer kaybetti. Mart ayında TL’de %5’lik değer kaybı yaşanmış, TÜFE bir önceki aya göre %1,03, yurt içi ÜFE ise %1,58 artış kaydetmişti. TL, yılbaşından bugüne %11,5’lik değer kaybı yaşadı.

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankası ikna edemiyor

Merkez Bankası 30 Nisan tarihinde yayınladığı 2019 yılı Nisan ayı Enflasyon Raporu’nda ortalama ham petrol fiyatları ve gıda fiyatları enflasyon tahminlerini yukarı çekti, manşet enflasyon tahminlerini ise değiştirmedi.

MERKEZ BANKASININ TAHMİNLERİ

. 2019 yılı ortalama ham petrol (Brent) fiyatları varsayımı önceki 63 dolar seviyesinden 67 dolar seviyesine yükseltildi. (2018 yılı sonu: 51 dolar, 2018 yılı ortalaması: 71 dolar)

. Gıda fiyatları enflasyonu tahmini 2019 yıl sonu için %13 seviyesinden %16 seviyesine, 2020 yıl sonu için ise %10 seviyesinden %11 seviyesine yükseltildi.

. Ocak ayı raporunda yer alan manşet enflasyonun (TÜFE) 2019 yıl sonunda %14,6, 2020 yıl sonunda %8,2, 2021 yıl sonunda %5,4’e geriledikten sonra orta vadede %5 düzeyinde istikrar kazanacağı tahminleri Nisan ayı raporunda aynı şekilde korundu.

MERKEZ BANKASININ DİKKAT ÇEKTİĞİ TEMEL RİSKLER, ENFLASYON ÜZERİNDEKİ OLASI ETKİLERİ VE OLASI PARA POLİTİKASI TEPKİLERİ

. Risk primi ve döviz kuru oynaklığında öngörülen kısmi iyileşmenin gecikmesi;

Sıkı para politikası duruşu korunacak ve ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecek. Finansal politikalar finansal oynaklık ve risk primini düşürmeye odaklı olarak belirlenmeli ve maliye politikası öngörülebilir olmalıdır.

. Fiyatlama davranışına dair belirsizlikler ve enflasyon beklentilerinde bozulma;

Sıkı para politikası korunmalı, enflasyon ve döviz kuru beklentileri çıpalanmalıdır.

. Gıda fiyatlarındaki yükselişin devam etmesi;

Birikmiş maliyet baskıları ve olumsuz hava şartları gıda enflasyonu tahminlerini yukarı çekebilir.

. Para ve maliye politikası eşgüdümüne (yönetilen/yönlendirilen fiyatlar ve vergi ayarlamaları) dair riskler;

Yönetilen/yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamalarında geçmiş enflasyona endeksleme davranışı azaltılmalı, bütçe açığı kontrol altında tutulmalıdır. Aksi durumda para politikası duruşu güncellenebilir.

. Finansal koşullardaki sıkılığın artması;

Ekonomik faaliyetteki toparlanma gecikebilir.

. Küresel büyüme görünümündeki zayıflamanın devam etmesi;

Kırılganlıkları azaltmak için makroekonomik politikalar etkin ve eşgüdümlü olarak kullanılmalı, yapısal reformlar ve uygun ticaret politikaları ile desteklenmelidir.

. Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının zayıflaması;

Küresel likidite koşulları ve risk algılamalarındaki dalgalanmalara bağlı olarak piyasalarda aşırı oynaklık gözlenmesi durumunda, piyasanın ihtiyacı olan likiditenin zamanında, kontrollü ve etkili bir şekilde sağlanmasına yönelik önlemler alınabilecektir. Söz konusu risklerin enflasyon ve enflasyon beklentileri üzerindeki etkileri izlenecek ve gerektiğinde para politikası tepkisi verilebilecektir.

. Uluslararası ham petrol fiyatlarındaki oynaklıklar;

Enerji fiyatları ve üretici fiyatları kaynaklı yukarı yönlü risklerin belirginleşmesi durumunda, para politikası tepkisi, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışında gözlenebilecek bozulmayı kontrol altında tutacak şekilde belirlenecektir.

YORUMUMUZ

Risklerin hakim olduğu konjonktürde para politikasını yönetmek zor fakat politika ve uygulamaları anlamak adına hesap verebilirlik ve şeffaflık önemli.

Evet, Merkez Bankası sıkı para politikasını koruyacak ve Rapor’da da yer verdiği üzere gerektiğinde ilave sıkılaştırmaya başvuracak. İhracatın büyümeyi desteklemeye, iç talebin ise zayıf kalmaya devam edeceği süreçte cari açıktaki gerileme de ekonomide dengelenme sürecine katkı yapmaya devam edecek. Bu noktada Merkez Bankasının kırılganlıkların azalması adına yapısal reformların desteklenmesi gerektiğine atıfta bulunması önemlidir. Rapor’da yer aldığı üzere Yapısal Dönüşüm Adımları çerçevesinde açıklanan tedbir ve teşviklerin finansal koşullardaki toparlanma sürecini desteklemesinin ülke risk primindeki iyileşmeye katkı
sağlayacağı ve döviz kuru oynaklığını sınırlayacağı varsayılmıştır. Tersten okursak yapısal reformlar ön plana çıkartılmadan TL’ye güven sağlanmayacak.

2019 yılı sonunda enflasyonda %14,6 seviyesini öngören Merkez Bankası 2021 yılı sonunda %5,4 seviyelerine gerilemesini bekliyor. Buna dayanak olarak sıkı para politikası duruşu ve güçlendirilmiş politika koordinasyonu varsayımında bulunuluyor ve şu şartlar ortaya konuyor: “Risk priminde iyileşme ile beraber döviz kurundaki istikrarlı seyrin ve dezenflasyona yönelik güçlendirilmiş politika koordinasyonun da desteğiyle geçmişe dönük endeksleme davranışının kırılması ve orta vadeli enflasyon bekleyişlerinin tahmin ve hedeflerle uyumlu noktalara gerilemesi enflasyonla mücadelenin başarısı açısından kritik önem taşımaktadır.”

Çoklu değişkenler ve çoklu risklerin hakim olduğu mevcut konjonktür Merkez Bankasının sıraladığı şartların oluşmasına izin verecek mi? Hükumet’in yapısal reformlara ilişkin inandırıcı ve güvenilir bir takvim ortaya koymadan Merkez Bankası ne enflasyonla tek başına mücadele edebilir ne de Hükumet hedeflerine ulaşılmasına katkı sağlayabilir. Fiyat istikrarı için Merkez Bankasının bağımsızlığı, sürdürülebilir büyüme için de Hükumet’in kararlılığı gerekiyor.

Gelelim Merkez Bankası rezervleri ve swap konusuna…

Enflasyon Raporu’nda yer alan “TCMB Uluslararası Rezerv Gelişmeleri” kutusunda Merkez Bankası rezervlerindeki dalgalanma -yapısal sorun olarak nitelendirdiği- hanehalkı ve firmaların yabancı para mevduat tercih etmesi eğilimine bağlanıyor. 2018 yılı başında hızla gerileyen yurt içi yerleşiklerin yabancı para mevduatları neden Eylül 2018 ile birlikte yükseliş eğilimine girdi? Söz konusu yapısal sorunun çözülmesi için güven algısı neden oluşturulamadı? Güven algısı sağlanmadığı sürece Merkez Bankası rezervleri sorgulanacaktır. Sorgulanan Merkez Bankası brüt döviz rezervleri ile brüt uluslararası yükümlülüklerinin farkını gösteren net uluslararası rezervleridir. 19 Nisan haftası bitiminde net uluslararası rezervler 26,9 milyar dolar seviyesine gerilemiştir. Ancak Merkez Bankası Rapor’daki ilgili kutuda rezerv yeterliliği konusunda net rezervleri değil brüt rezervleri dikkate alınmasını savunuyor. Söz konusu kalem 19 Nisan haftasında 96,1 miyar dolar iken brüt uluslararası yükümlülükler 69,2 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, 18 Nisan tarihli haberinde Merkez Bankasının 12 Nisan’da ilan ettiği net uluslararası rezervinin 28,4 milyar dolar değil, swap işlemleri çıkarıldığında 11,5 milyar dolar olduğunu iddia etmişti. Merkez Bankası Enflasyon Raporu’nda yer alan ilgili kutuda swap anlaşması yapıldığında borç alınan döviz miktarının brüt rezervlere eklenip eklenmediği konusunda bilgi vermemektedir. Merkez Bankasının şeffaflığı konusunda soru işareti doğuran bir durum.

Merkez Bankası rezerv yeterliliği konusunu bir adım öteye taşıyıp bankacılık sistemi ve şirketler kesiminin yabancı para varlıklarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini ekliyor.

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya Enflasyon Raporu yayınlanması öncesinde yaptığı sunumda gazetecilerin para politikası, rezervler, swap, bağımsızlık konularındaki sorularına net cevaplar verememiştir.

Net uluslararası rezervler başlığını geri plana atan Merkez Bankası, hanehalkı ve firmaların yabancı para mevduat tercih etmesi eğilimine sebep olan şartlar korunurken, %5 enflasyon hedefine ulaşmak için öngördüğü “risk priminde iyileşme ve döviz kurunda istikrarlı seyir” hedefine nasıl ulaşılacağını merak ediyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed iki günlük toplantısına bugün başlıyor

ABD Merkez Bankası Fed, bugün iki günlük para politikası toplantısına başlıyor. Faiz kararı yarın toplantı bitiminde açıklanacak. Faiz kararında sabırlı olacaklarını vurgulayan Fed faiz değiştirmeyecek. Çünkü Fed’in temel aldığı enflasyon üzerindeki baskılar azalırken, istihdam piyasasında ise ücret artışlarında soluklanma var:

. Fed’in faiz politikasında baz aldığı çekirdek kişisel tüketim harcamaları endeksi (PCE) Şubat 2019’da bir önceki yılın aynı ayına göre %1,7’lik artış kaydetmişken Mart ayında %1,6’lik artış kaydedildi. Bir önceki aya göre ise endeks yatay kaldı. Fed çekirdek PCE değerinde yıllık %2’lik artışı hedefliyor. Temmuz 2017’de %2,04 seviyesine yükselen çekirdek PCE başladığı düşüş eğilimini Ocak 2019 ile birlikte hızlandırdı.

. Fed’in faiz politikasında dikkate aldığı bir diğer gösterge de işsizlik verileri. Mart ayında işsizlik oranı %3,8 seviyesinde kalmaya devam etti. Fed işsizlik oranında %4 ve aşağısını hedefliyor. İşsizlik Oranı Mart 2018’den bu yana %4 seviyesinin altında ortalama %3,84 seviyesinde bulunuyor.

Evet, ABD’de istihdam piyasası son 1 yıldır gücünü koruyor ancak 2017 yılında hızlanmaya başlayan ortalama saatlik kazançlar aşağıdaki grafkte de görüleceği gibi 2019 yılının ilk çeyreğinde yataya yakın seyretmeye başladı. Diğer bir deyişle ücret artışlarının enflasyon üzerindeki baskısında azalma var. Devamlılığı takip edilmeli.

Nisan ayı istihdam verileri 3 Mayıs Cuma günü açıklanacak. Dolayısıyla Fed para politikası değerlendirmesinde Nisan ayı gelişmeleri dikkate alınmamış olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın başlığı: Fed toplantısı

29 Nisan 2019, Pazartesi

Nisan ayı Ekonomik Güven Endeksi açıklanacak (Mart: 81,9). Öncü veriler endekste Şubat ve Mart aylarındaki iyileşmenin Nisan ayında da sürdüğüne işaret ediyor.

30 Nisan 2019, Salı

Mart ayı dış ticaret ve turizm verileri açıklanacak. İhracat Şubat ayında %3,4 artmış, ithalat ise %16,9 azalmıştı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise Şubat ayında bir önceki aya göre ihracat %0,2 azalmış, ithalat ise %2,8 artmıştı.

Merkez Bankası 2019 yılı 2. çeyreğine ilişkin Enflasyon Raporu’nu yayınlayacak. 25 Nisan tarihli para politikası toplantısında enflasyon patikasındaki düşüşü ön plana çıkaran Merkez Bankasının TL’deki son değer kaybı ve olası risklere yönelik vurgularını takip edeceğiz.

1 Mayıs 2019, Çarşamba

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Nisan ayı ihracat verilerini açıklayacak. Mart ayı ihracatı, Özel Ticaret Sistemi kayıtlarına göre 15 milyar 488 milyon dolar olurken ihracatın ithalatı karşılama oranı %87,9 oldu. Genel Ticaret Sistemi’ne göre ise, ihracat 16 milyar 334 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye ve küresel bazda imalat sektörü PMI verileri açıklanacak. Nisan ayında Türkiye imalat sektörü PMI endeksi 47,2 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde daralmaya, üzerindeki değerler ise sektörde büyümeye işaret ediyor.

ABD merkez bankası Fed para politikası faiz kararını açıklayacak. Mevcut durumda Fed’in politika faiz aralığı %2,25-2,50 aralığında bulunuyor. Geçen hafta yayınlanan verilere göre 1. çeyrekte GSYH %3,2 ile beklentilerden yukarıda büyüme kaydetmiş olmasına rağmen enflasyon dinamikleri güçsüz seyrediyor. Fed önceki toplantısında faiz artırımında sabırlı bir tutum sergileyeceğini tekrarlamış ve akabinde ekonomik aktivitedeki zayıf işaretler sebebiyle faiz indirim söylemlerine tanık olmuştuk. Son GSYH verisi beklenenden güçlü gelse de imalat tarafında Nisan ayında yaşanan hız kaybı ve enflasyondaki zayıflık sebebiyle Fed’in Çarşamba günkü toplantısında faizde değişiklik yapmayacağını öngörüyoruz.

3 Mayıs 2019, Cuma

Nisan ayı enflasyon verileri açıklanacak. Mart ayında TÜFE aylık %1,03, yıllık %19,71 artış kaydetmişti. Yurtiçi ÜFE ise aylık %1,58, yıllık %29,64 artış kaydetmişti.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye değerlendirmesini yayınlaması bekleniyor. Türkiye’nin kredi notu “BB”, not görünümü ise “negatif” seviyesinde bulunuyor.

ABD’de Nisan ayı işgücü verileri açıklanacak. Mart ayında işsizlik oranı %3,8 ile önceki aya göre değişiklik göstermemişti. Ortalama saatlik kazançlar ise Mart ayında yıllık %3,2’lik artış kaydetmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankası sıkı duruşunu koruyacak, faiz indirimleri ise kapıda

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, beklentilere paralel olarak, 25 Nisan tarihli toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını %24 düzeyinde sabit tuttu. Merkez Bankası toplantı sonrasında faiz oranlarına ilişkin basın duyurusunda şu noktalara değindi:

“Son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin devam ettiğini göstermektedir. Dış talep nispeten gücünü korurken finansal koşullardaki sıkılığın da etkisiyle iktisadi faaliyet yavaş bir seyir izlemektedir. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.”

1Ç2019’da ihracat ve ithalatta yukarı yönlü bir eğilim var ancak 2018 ortalamasının hayli gerisinde. Bu da iç talepteki daralmayı teyit ediyor. İhracat ise 2018 yılının aynı dönemine göre %3’lük artışa işaret ediyor. Bu sebeple cari açık düşüş eğilimini koruyor.

“İç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon göstergelerinde bir miktar iyileşme gözlenmektedir. Bununla birlikte, gıda fiyatları ve ithal girdi maliyetlerindeki artışlar ile enflasyon beklentilerindeki yüksek seyir fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiğini göstermektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.”

Merkez Bankasının temel amacı fiyat istikrarını korumaktır. TL’de değer kaybı ve gıda fiyatlarındaki önlenemeyen artış enflasyon üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği sürece Merkez Bankası sıkı para politikasını koruyacak ki toplantı öncesinde bu vurguyu görmek istemiştik. Şimdi önemli olan “belirgin iyileşme”nin zamanı ve süresi. Yaz ayları Banka’nın elini rahatlatabilir ancak üretim maliyetleri üzerinde baskı oluşturan TL’deki değer kaybının sönmesi için siyasi gerilimlerin (seçimlerin yenilenmesi, S-400, ABD’nin Türkiye’ye yaptırım muafiyetini 1 Mayıs’tan itibaren kaldıracak olması) azalması, Merkez Bankasının rezervlerini güçlendirmesi ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Yapısal Dönüşüm Adımları 2019 programında yer alan takvime bağlı kalarak doyurucu reform adımlarını atması gerekiyor.

“Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyon görünümünü etkileyen unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek, parasal duruş enflasyonu hedeflenen patika ile uyumlu seviyelerde tutacak şekilde belirlenecektir.”

Yeni Ekonomi Programı’nda 2019 ve 2020 sonu enflasyon hedefleri sırasıyla %15,9 ve %9,8 seviyelerinde bulunuyor. Patika enflasyonda düşüşü gösteriyor ki TCMB Beklenti Anketi’nde de piyasa profesyonellerinin tahminleri sırasıyla %16 ve %12 seviyelerinde bulunuyor. Dolayısıyla basın bülteninden anladığımız Merkez Bankası para musluklarını kısarak sıkı para politikasını sürdürecek ve patikaya uyum adına faiz indirmeye başlayacak. TCMB’nin 2019 yılı için toplantı tarihleri: 12 Haziran, 25 Temmuz, 12 Eylül, 24 Ekim ve 12 Aralık.

Evet, Merkez Bankası Haziran ayı ile birlikte faiz indirmeye başlayabilir ancak TL’de dalgalanmaların süreceği ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor.

Bir önceki paragraf değerlendirmemizde yer alan şartların sağlanması elbette en iyi senaryo ancak ABD’de 2020 seçim hazırlıklarına başlanması Başkan Trump’ın sert söylemlerinin ve politikalarının süreceği anlamına geliyor.

Piyasa beklentisi yıl sonuna kadar en fazla 400 baz puan indirim olacağı yönünde.

Dr. Fulya Gürbüz