Etiket: enflasyon

İç talepsiz büyüme lazım

2018 yılında GSYH büyümesi önce zayıfladı sonra daraldı…

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %2,4 azaldı. 2018 yılında çeyrek bazda bir önceki döneme göre kıyasla %0,92 büyüme, %0,05 büyüme, %1,57 daralma ve %2,45 daralma yaşandı. Bu düşüşün tetikleyicileri sırasıyla 2017 yılı son çeyreğinde sonlanan KGF (Kredi Garanti Fonu), ABD’den gelen korumacılık rüzgarları, Rahip Brunson Krizi’ne bağlı olarak Ağustos ayında TL’de yaşanan sert değer kaybı ve özellikle Avrupa ekonomisinde yaşanan kademeli momentum kaybı oldu.

TL’de yaşanan değer kaybı ve artan enflasyona bağlı olarak iç talep 1Ç2009’dan bu yana ilk kez 4Ç2018’de daralma yaşadı…

Yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşların toplam nihai tüketim harcamaları 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %5,41 daraldı; bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %8,9 azaldı. Devletin nihai tüketim harcamaları bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %0,5 arttı, gayrisafi sabit sermaye oluşumu %12,9 azaldı.

İç talepte daralma 3Ç2016’dan bu yana ilk kez sanayi üretiminde düşüş getirdi…

GSYH’nin %22,25’ini oluşturan sanayi üretimi 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %1,30 daraldı.

GSYH’nin %5,76’sını oluşturan inşaat sektörü 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %0,64 daraldı.

GSYH’nin %54,31’ini oluşturan hizmet sektörü 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %0,06 daraldı.

Küresel büyüme endişeleri ve iç talepte daralma yatırım harcamalarının 2018 yılı son iki çeyreğinde arka arkaya daralmasına sebep oldu…

Gayri safi sabit sermaye oluşumu 3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %1,38 daralmasının ardından 4Ç2018’de %3,85 daralma yaşadı.

Son 9 çeyrektir mal ve hizmet ihracatı büyümeye pozitif katkı sağlıyor…

TL’deki değer kaybının getirdiği artan rekabet gücünün etkisiyle son iki çeyrektir ihracatın büyümeye katkısında artış var. İhracat 3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %2,95 artış kaydetmesinin ardından 4Ç2018’de %2,21 büyüme kaydetti. Bu gelişmeye paralel olarak 2018 yılının son iki çeyreğinde mal ve hizmet ithalatı daha hızlı arttı (sırasıyla %3,79 ve %6,19).

Gelin ihracat, ithalat, iç talep ve büyüme arasındaki aşağıdaki grafiği inceleyelim:

KGF desteğiyle 2017 yılında GSYH %7,44 büyüdü, ithalat artışı ihracatın önüne, 12 aylık cari işlemler açığı 2017 yılında sürekli artarak yıl genelinde %43 artış kaydetti. 2017 yılı sonunda KGF’nin sonlanması iç talepte yavaşlamaya sebep oldu ve ithalatta düşüşü getirdi. Küresel korumacılık dalgasıı ile başladığımız 2018 yılı artan politik riskle birlikte TL’de sert değer kaybı ile birlikte iç talepte keskin daralma getirdi. 12 aylık cari işlemler açığı Mayıs 2018’de 58 milyar dolar yükselmiş olduğu seviyeden ihracat performansının da desteğiyle 2018 yılı sonunda 27,8 milyar dolara kadar geriledi. 2018 yılının son iki ayında ithalat tarafında yaşanan yükselme ise ihracattaki artıştan kaynaklanan bir gelişme.

Bundan sonra ne olacak?

Avrupa ve küresel ekonominin zayıfladığı ortamda iç talebi tetiklemek ekonomik büyümeyi hızlandıracaktır ancak ithalatta daha hızlı artış getirecektir. İhracat potansiyelinde artışın sınırlı olması cari açıkta daha hızlı artışa, finansmanında ise yüksek faiz ortamında dış borçlanmaya eğilimi artıracaktır. Kısacası ihracat potansiyeli sınırlıyken büyüme uğruna iç talebi tetiklemek kısa vadede büyüme, sanal bir güven artışı getirse de orta-uzun vadede enflasyon, güven bunalımı, ekonomik zayıflama ve işsizlikte artış getirecektir. Evet 12 aylık toplam cari işlemler açığı Mayıs 2018’deki 58 milyar dolar seviyesinden Ocak 2019 sonunda 21,6 milyar dolar seviyesine geriledi, doğru, ancak bunda iç talepte daralmanın etkisi var.

Dolayısıyla 31 Mart seçimleri sonrasında hükumet sürdürülebilir büyümeyi getirecek yapısal reformlar ortaya koymadan iç talep artırıcı hamleleri devreye sokarsa rota belli: Belki kısa süreli bir rahatlama, sonrasında ise özellikle cari açıkla ilgili veriler bozulmaya başladıkça TL’de sert dalgalanmalara karşı şimdiden tedbirli olmakta fayda var.

Dr. Fulya Gürbüz

AMB faizleri değiştirmedi, büyüme ve enflasyon tahminlerini düşürdü

Avrupa Merkez Bankası (AMB) politika faizini değiştirmeyerek %0’da tuttu ve en azından yıl sonuna kadar değiştirmeyeceğini duyurdu.

Bununla birlikte AMB, orta vadede %2 enflasyon hedefine ulaşmak ve bankalara likidite sağlamak amacıyla

1. Varlık alıp programı kapsamında satın alınmış olan tahvillerin vadeleri dolduğunda anaparanın tekrar yatırıma dönüştürülmesi uygulamasına uzun süre devam edilecek.

2. Yeni bir uzun vadeli yeniden finansman programı (TLTRO) Eylül 2019’da devreye alınacak ve Mart 2021’de sonlanacak. Böylece bankalara uygun faiz oranıyla uzun vadede kaynak sağlanmış olacak.

3. Eurosystem’in ödünç verme işlemleri de en az Mart 2021’e kadar devam edecek.

Ekonomik görünüme ilişkin olarak AMB Başkanı Draghi şu değerlendirmelerde bulundu:

. Euro Bölgesi’nde ekonomi zayıflıyor,

. Jeopolitik belirsizlikler, korumacılık tehditleri ve gelişen ekonomilerdeki kırılganlıklar ekonomik büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor,

. Ekonomideki zayıflık enflasyon hedefinden uzaklaştırıyor,

. Destekleyici finansman koşulları, elverişli işgücü piyasası ve ücretlerdeki artış Euro Bölgesi’de ekonomik büyümeyi destekliyor ancak enflasyon üzerinde kısmi baskı yaratıyor.

Söz konusu ekonomik görünüme bağlı olarak AMB, Euro Bölgesi GSYH büyüme beklentilerini 2019 yılı için %1,7’den %1,1’e, 2020 yılı için %1,7’den %1,6’ya düşürdü; 2021 yılı için %1,5 olan beklentisini değiştirmedi.

AMB’nin enflasyon beklentileri ise 2019 yılı için %1,8’den %1,2’ye, 2020 yılı için %1,6’dan %1,5’e, 2021 yılı için %1,7’den %1,6’ya düşürüldü.

AMB’nın ekonomiye yönelik değerlendirmelerinin Türkiye için anlamı riskler korunduğu müddetçe en büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi’nin ihracat hacmimize katkısının sınırlı kalacak olması. ABD’nin ise Türkiye’den ithal ürünlerine gümrük muafiyetini kaldırma hamlesini de eklediğimizde son gelişmeler yüzümüzü güldürecek cinsten değil.

Dr. Fulya Gürbüz

AMB’den faiz değişikliği beklenmiyor

Avrupa Merkez Bankası (AMB) para politikasını görüşmek üzere bugün toplanıyor. AMB’den faiz değişikliği beklenmezken ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmeleri ve beklentileri takip edeceğiz.

Euro Bölgesi 2018 yılı genelinde %1,8 büyümüş, son çeyrekte kaydettiği %1,2 büyüme ile 2014 yılından bu yana en zayıf performansı ortaya koydu.

Enflasyon ise 2019 yılı Şubat ayında yıllık %1,5 artış kaydetmişti. İmalat ve hizmet sektörleri PMI verileri fiyatlar üzerindeki baskının azaldığına işaret etti.

İşsizlik oranı ise Ocak ayındaki %7,8 değeri ile Ekim 2008’den bu yana kaydedilen en düşük seviyede.

Faiz kararı TSİ 15.45’te açıklanacak.

Bej Kitap, Fed’in 20 Mart toplantısı için faiz artırım sinyali vermedi

20 Mart’ta faiz kararını görüşmek üzere toplanacak olan ABD merkez bankası (Fed) Mart ayı ekonomik görünümü sunan Bej Kitap’ı yayınladı.

Ülke genelinde yılın iki ayında ekonomik aktivitede canlılık sürerken, istihdamda artış devam etti, fiyatlar genel seviyesi hızlı olmasa da arttı. Hükumet kapanması, küresel talepte yavaşlama, gümrük tarifeleri ve ticaret politikası belirsizliğinin ekonomik aktivite üzerinde olumsuz etkisinden bahsedildi.

Raporda yer alan detaylar şöyle:

. ABD’de 12 bölgenin 10’unda büyüme hızı hafif ılımlı iken diğer ikisinde yatay kaldı.

. Bölgelerin yarısında hükumet kapanması perakende, emlak, lokanta, imalat ve personel hizmetlerini olumsuz etkiledi.

. Küresel talepte yavaşlama, gümrük tarifelerine bağlı yüksek maliyetler ve devam eden ticaret politikası belirsizliği imalat sektörüne yönelik endişeler olarak sıralandı.

. Finans-dışı hizmetler sektörü çoğu bölgede ılımlıdan ve orta seviye hıza doğru büyüdü.

. Konut inşaatı faaliyetleri ülke genelinde sabit veya kısmen büyürken konut satışları genel olarak düştü.

. Tarım koşulları zayıf kaldı, enerji faaliyeti ülke genelinde farklılık gösterdi.

. İstihdam bölgelerin çoğunda arttı.

. Fiyatlar genel olarak ılımlıdan ve orta seviye hıza doğru arttı. Girdi maliyetleri satış fiyatlarından daha hızlı artış kaydetti.

ABD ekonomisi 3Ç2018’de çeyrek bazda yıllık %3,4 büyümesinin ardından 4Ç2018’de %2,6 büyüme ile vites küçülttü. 2018 yılında %2,9 büyüyen ABD ekonomisinin 2019 yılında %2,5, 2020 yılında ise %2’ye doğru yavaşlaması bekleniyor. OECD’nin 6 Mart tarihli Ara Dönem Ekonomik Görünüm raporunda dünya ekonomisinin 2018 yılında %3,6’lık büyümeden sonra 2019 yılında %3,3’e yavaşlayacağı tahmin ediliyor. Söz konusu yavaşlamanın tetikleyicileri ise Bej Kitap ile paralel: Küresel büyümede momentum kaybı, politika belirsizliğinde artış, devam eden ticari gerilimler ile iş ve tüketici güveninde düşüş.

Bej Kitap, Fed’in tam istihdam hedefini koruduğuna, enflasyonda ise ılımlı bir artışa işaret ediyor. Fed’in 20 Mart tarihli toplantısında faiz artırım için zemin çok güçlü değil. Başkan Trump’ın Çarşamba günü (6 Mart) Çin ile ticaret görüşmelerinin olumlu gittiğini tekrarlamasına rağmen Fed’in bu toplantısında dikkate alacağı bir gelişme olmayacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Gıda enflasyonu Şubat ayında hızını kesmedi, gözümüz seçim sonrası reform takviminde

Şubat ayında tüketici fiyatları (TÜFE) yıllık bazda %19,67, yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) ise %29,59 seviyelerine geriledi. Tanzim satışlar ve fiyat indirimlerine rağmen gıda ve alkolsüz içecekler enflasyon üzerinde baskı oluşturmaya devam etti, öyle ki gıda ve alkolsüz içecekler Şubat 2019’da aylık %0,9, yıllık bazda %29,25 artış kaydetti.

Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri de hem girdi maliyetlerinde hem de çıktı fiyatlarında sınırlı bir artış olduğuna işaret etmiş, daralan talebin çıktı fiyatları üzerindeki baskıyı azalttığı belirtilmişti. TL’de değer kaybı ve petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam edecek.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE ise (B-çekirdek enflasyon) ise aylık bazda %0,15 düşerken yıllık bazda artış %18,48 seviyesine geriledi. Üretim maliyetlerindeki artışın devam etmesi tüketici fiyatlarında kalıcı bir düşüşü engellese de zayıf talep fiyatlardaki artışı sınırlıyor.

Söz konusu tablo, 6 Mart Çarşamba günü para politikasını görüşmek üzere toplanacak olan TCMB’nin beklemede kalmasını ve TL’deki zayıflığa bağlı olarak sıkı para politikasını sürdürmesi gerektiğini söylüyor. Hatta seçim sonrasında, başta tarım sektörü olmak üzere yapısal sorunlara reform başlığına uygun akılcı çözüm üretilememesi halinde ne ekonomik büyümede ne de enflasyonda sürdürülebilir bir iyileşme görmemiz hayal olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

TL için kritik hafta: TCMB faiz kararını açıklayacak

4 Mart 2019, Pazartesi

Şubat ayı enflasyon verileri açıklanacak. TÜFE Ocak ayında %20,35, yurt içi ÜFE ise %33,64 seviyesinde bulunuyor. Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri hem girdi maliyetlerinde hem de çıktı fiyatlarında sınırlı bir artış olduğuna işaret etmişti. Devam eden talep daralmasına istinaden TÜFE’de %20 seviyesinin korunacağını tahmin ediyoruz.

6 Mart 2019, Çarşamba

TCMB faiz kararını açıklayacak. TL’deki değer kaybına ek olarak enflasyonist baskıların devam etmesi sebebiyle TCMB’den faiz değişikliği beklemiyoruz. Bankalara kredi faiz oranlarını düşürme ve kredi musluklarını açma baskıları geçen hafta TL’de değer kaybı getirdi. TCMB’nin olası bir faiz indirme hamlesi TL’de satışı hızlandıracaktır.

7 Mart 2019, Perşembe

Avrupa Merkez Bankası (AMB) faiz kararını açıklayacak. Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri Euro Bölgesi’nde Almanya ve İtalya’da üretim daralmasına işaret ederken girdi maliyetleri ve çıktı fiyat artışlarında yavaşlama var. Nitekim Şubat ayında enflasyonun Ocak’taki %1,4 seviyesinden %1,5 seviyesine yükselmesi bekleniyor. Brexit ve otomotiv sektörüne yönelik devam eden belirsizlikleri de dikkate aldığımızda AMB’den faiz değişikliği beklemiyoruz.

8 Mart 2019, Cuma

ABD’de Şubat ayı işgücü istatistikleri yayınlanacak. Ocak ayında %4’e yükselen işsizlik oranının Şubat ayında tekrar %3,9’a gerilemesi bekleniyor. Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri istihdamda hızlanmaya işaret etti.

Dr. Fulya Gürbüz

Seçim ayına müjdelerle giriyoruz

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler öncesinde makro-ekonomik görünümü özetlersek: Yüksek enflasyon, yüksek işsizlik, düşük talep, düşük üretim. Seçim ayına girerken söz konusu zayıf görünümü güçlendirecek müjdeler gelmeye devam ediyor. Kasım 2018’de dayanıklı tüketim mallarına getirilen KDV ve ÖTV indirimlerinin 31 Mart 2019 tarihine kadar uzatılmasının ardından 10 Şubat’ta BDDK, tahsili geciken ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik ilgili yönetmelikte değişiklik yapmıştı.

Cuma günü (22 Şubat) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Mehmet Ali Akben’den bireysel tüketicilerin elini rahatlatmak ve iç talebin canlanmasına katkı sağlaması amacıyla kredi kartlarında taksit sayısının artırılması ve bireysel tüketici kredilerinde vade uzatımı yönünde çalışma yaptıkları açıklaması geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ise yeni haftaya 2019 yılında 2,5 milyon yeni istihdam, KOBİ’ler için yeni bir kredi paketi, faizlerde düşüş, doğrudan yabancı sermaye, yapısal reform müjdeleriyle girdi. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ise her ilave istihdama prim ve vergilerin yanı sıra ücret desteği verileceğini söyledi.

Kısacası Ağustos 2018’den bu yana gerileyen hane halkı harcamalarında artışa ek olarak devlet desteğiyle istihdam artışı hedefleniyor. 15 Şubat itibariyle toplam tüketici kredileri 911,2 milyar TL seviyesinde bulunuyor.

Peki, Ağustos 2018’de TL’de yaşanan sert değer kaybının ardından yaşanan ekonomik daralma ile enflasyonda ve işsizlikte artış kaydedilirken hükumetin cari açığı tehlikeye düşürmeden GSYH büyümesinde vites artırmayı gerektirecek ne gibi gelişmeler var?

Küresel yavaşlama endişeleri ve iç talepte daralmayla birlikte Türkiye ekonomisinin 2019’da yavaşlamaya devam edeceği (Hükumet: %2,3), hatta daralma yaşayacağı (Moody’s: eksi %2, S&P: eksi %0,5) beklentileri hükumeti yerel seçimler öncesinde aksiyon almaya yöneltti ki bunda tetikleyici unsurların enflasyonda düşüş ve doğrudan yabancı yatırımlarda artış beklentilerinin etkisi olduğunu düşünüyoruz.

Şöyle ki;

1 Eylül 2018’de hane halkının uzun süreli borçlanmasını önlemek amacıyla kredi kartında taksit sayısı ile ihtiyaç kredileri vadelerine sınırlama getirilmişti. O günden bugüne iç talepte daralma artarken, enflasyonla mücadele çerçevesinde alınan önlemlerle fiyatlarda yukarı yön sınırlanmış, Merkez Bankası (TCMB) enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlanana kadar sıkı para politikasını sürdüreceğini açıklamış, Dolar/TL kurunda sert dalgalanmaların yerini 5,20-5,40 aralığında istikrarlı bir görünüm kazanmasına sebep olmuştu. İç talepte daralma ve petrol fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle 12-aylık toplam cari açık Aralık 2018 itibariyle 27,6 milyar dolar seviyesine gerilemişti.

TL’de sert bir değer kaybı yaşatacak olumsuz bir gelişme olmaz ise baz etkisinin azalacağı Haziran ayı ile birlikte enflasyonda düşüş görmeye başlanacak olması TCMB’nin faizleri düşürmeye başlamasına sebep olacak. Ek olarak Brexit gölgesinde Avrupa ekonomisinde toparlanma beklentisi ihracatta (dolayısıyla da üretimde) artış beklentileri yaratıyor.

Söz konusu gelişmeler ithalat hacmini artıracaktır ancak hükumetin cari açıktaki olası kötüleşmeyi artan turizm gelirleriyle birlikte doğrudan yabancı sermaye girişleriyle sınırlandırmayı hesaba kattığını düşünüyoruz. Seçim sonrası açıklanacak yapısal reform takviminin ise kredi derecelendirme kuruluşlarının kredi notunda olmasa bile görünümde iyileştirme yaratabilecek şekilde ikna edici olması gerekiyor.

Dr. Fulya Gürbüz

S&P’den Türkiye’nin kredi notu ve ekonomik görünümünde iyileştirici bir hamle beklemiyoruz

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poors (S&P) 2019 yılına ilişkin ilk Türkiye değerlendirmesini 15 Şubat Cuma günü yapacak.

S&P en son 17 Ağustos 2018’de Türkiye’nin uzun dönem yabancı para cinsinden kredi notunu “BB-“den “B+”ya indirmiş, görünümü ise “durağan” olarak belirlemişti. Türkiye’nin kısa dönem yerli ve yabancı para cinsinden kredi notu ise “B” seviyesinde teyit edilmişti. “BB-” yatırım yapılabilir olmayan spekülatif risk seviyesi, “B” ise yüksek risk seviyesi anlamına geliyor.

S&P görünümün durağan olarak teyit edilmesinin Türkiye’nin gelecek 12 aydaki risk dengesini yansıttığını ifade etmiş, Türk lirasının zayıf seyretmesinin, yüksek enflasyonunun ve yüksek cari açığın Türkiye’nin kırılgan olmasında ana faktör olduğuna dikkat çekmişti.

Kredi notunu olumlu etkileyebilecek faktörleri de şöyle sıralamıştı: Hükümetin başarılı bir şekilde ekonomik uyum programı oluşturması ve uygulaması, enflasyonun kontrol altına alınması.

Ağustos 2018’den bu yana söz konusu faktörlerdeki değişimlere bakalım:

. TL’de kısmen istikrar sağlandı… Ağustos 2018 ayına 5,342 seviyesinde başlayan %50-50 ABD doları ve eurodan oluşan döviz sepeti 13 Ağustos 2018’de 7,363 seviyesine yükselmesinin ardından 13 Şubat itibariyle 5,595 seviyesine gerilemiştir. TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru ise Ağustos 2018’deki 52,14 seviyesinden Aralık 2018’de 62,64 seviyesine yükseldi. Türkiye’nin en kırılgan ülkelerin başında sayılması gelişen ekonomilere yönelik olumsuzluklarda en fazla Türkiye’nin etkilenmesine sebep oluyor. Özellikle bankaların kredi stokuna yönelik endişeler TL’nin kırılgan kalmasında en büyük etken.

. Düşük enerji maliyetlerine rağmen enflasyonist baskılar sürüyor… Tüketici enflasyonu (TÜFE) Temmuz 2018’deki %15,85 seviyesinden TL’deki sert değer kaybının etkisiyle Ekim 2018’de %25,24 seviyesine yükselip, Ocak 2019’da %20,35 seviyesine geriledi. Yeni Ekonomi Programı TÜFE’nin 2019 sonunda %16 seviyesine gerilemesini hedefliyor. Yurt içi üretici fiyatları ise (Yİ-ÜFE) Temmuz 2018’deki %25 seviyesinden Eylül 2018’de %46,15 seviyesine yükselmesinin ardından Ocak 2019’da %32,93 seviyesine geriledi.

. Cari açık ithalattaki düşüşün etkisiyle geriledi… Haziran 2018’de 57,4 milyar dolar seviyesindeki 12 aylık toplam cari açık Kasım 2018’de 33,9 milyar dolar seviyesine geriledi. Bu gelişmede iç talepteki daralmaya bağlı olarak ithalatta sert düşüş etkili oldu. TL’deki değer kaybının etkisiyle 12 aylık toplam enerji dengesi aynı dönemde 36,8 milyar dolar açık seviyesinden 38,6 milyar dolar açık seviyesine yükseldi.

S&P’nin dikkate aldığı yukarıdaki üç faktörü değerlendirdiğimizde Ağustos 2018’den bu yana yaşanan gelişmeler ışığında TL’de tam anlamıyla istikrar sağlanmadığını, kırılganlıklara açık olduğunu; enflasyonda polisiye tedbirlerin gıda enflasyonunu baskılamasına sebep olduğunu, özellikle Avrupa ekonomisinin zayıflamasının etkisiyle sınırlı ihracat potansiyelimize bağlı olarak iç talebin cari dengeyi yönlendirmeye devam ettiğini görüyoruz. Bu sebeplerle, S&P’den Türkiye’nin kredi notu ve ekonomik görünümüne dair bir iyileştirici hamle beklemiyoruz.

S&P’nin 2019 yılı için ikinci ve son değerlendirmesi 2 Ağustos tarihinde gerçekleşecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Bugün ajandada Euro Bölgesi sanayi üretimi ve ABD enflasyon verileri var

Euro Bölgesi’nde Ocak ayı sanayi üretimi verisi açıklanacak…

2018 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %1,7, yıllık bazda ise %3,3 daralan sanayi üretiminin Ocak ayında aylık %0,4, yıllık %3,2 düşüş kaydetmesi bekleniyor. Ocak ayı imalat sektörü PMI verileri üretimde son 6 yılın en yavaş artışına işaret etmiş, endeks daralma bölgesine doğru gerilemeyi sürdürmüştü.

ABD’de ise Ocak ayı enflasyon verisi açıklanacak…

Aralık 2018’de ABD’de tüketici enflasyonu bir önceki yılın aynı ayına göre %,1,9, çekirdek enflasyon %2,2 artış kaydetmişti. Ocak ayında TÜFE’nin %1,5, çekirdek enflasyonun ise %2,1 seviyelerine gerilemesi bekleniyor.

Ocak ayı PMI verileri ise ABD’de imalat sektöründe girdi maliyetleri üzerindeki baskının arttığını, ancak petrol fiyatlarındaki gerilemenin etkisiyle girdi maliyet enflasyonunun son 1 yılın en zayıf artışını kaydettiğini, talep artışı sebebiyle üreticilerin çıktı fiyatlarını yukarı çektiğini göstermişti.

Gıda enflasyonundaki hızlanmaya tanzim satış çözümü

Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE), 2018 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %3,28, bir önceki yılın Aralık ayına göre ise %15,89 artış kaydetmişti.

Tüketici fiyatları enflasyonu (TÜFE) ise Ocak ayında bir önceki aya göre %1,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %20,4 artmış, aylık ve yıllık bazda en yüksek artış gıda ve alkollü içecekler grubunda kaydedilmişti.

TÜİK tarafından gıda ürünlerinin TÜFE içindeki ağırlığı %21,7, alkolsüz içeceklerin %1,6, alkollü içeceklerin %0,4, sigaranın payı ise %3,9 olarak belirlenmiştir.

Gıda enflasyonu Ocak ayında yıllık bazda %31 seviyesine sıçrarken gıda dışı TÜFE yıllık bazda %16,6 seviyesine geriledi. Küresel bazda bakıldığında imalat sektörü PMI verileri de gıda fiyatlarında artış yaşandığını gösteriyor.

TL’de yaşanan değer kaybının gıda enflasyonu üzerindeki etkisini de hatırlatmakta fayda var:

Tarım ürünleri üretici fiyatlarını incelediğimizde kuru soğan ve patates fiyatları 2018 yılında en sert artış yaşayan iki ürün oldu. Kuru soğan üretim fiyatları 2018 yılında yıllık ortalama %70, patates ise % 39 artış kaydetti. Aralık 2018’de sırasıyla yıllık bazda %168 ve %78 artış yaşandı. Her iki ürünün TÜFE içindeki ağırlıkları ise sırasıyla %0,23 ve %0,51 seviyesindedir.

Fiyat artışlarını kontrol altına almak amacıyla özellikle 2018 yılı sonundan itibaren hal yasası düzenlemeleri ve depo baskınları ile enflasyonla mücadele kapsamında fiyat indirimleri uygulamaları gündeme geldi ancak Aralık ve Ocak ayı verileri tarım ve gıda fiyatlarında henüz dizginlerin ele alınmadığını gösteriyor. Önümüzdeki aylardaki gelişmeler uygulamada başarılı olup olunmadığını gösterecek.

Dünya Gazetesi haberine göre sebzelerin aracılar olmadan üreticiyi doğrudan tüketiciyle buluşturan tanzim satış mağazalarının kurulmasının ardından geçen iki haftaya yakın süreçte marketlerdeki sebze fiyatlarının yarıya düşerek tanzim satış fiyatlarına yaklaştığı hatta aşağısına geldiği bildiriliyor.

Gelelim Tarım ÜFE’de seçtiğimiz ürünlerde yaşanan fiyat gelişmelerine…

14 Şubat Cuma günü Ocak ayı verileri açıklanacak olan Tarım ÜFE’de 2017-2018 dönemindeki gelişmeleri inceledik:

Kuru Soğan: 2017 yılı genelinde yıllık ortalama %21 fiyatı düşen kuru soğan, 2018 yılında ortalama %70 fiyat artışı yaşadı. 2018’in ilk yarısında ortalama %32 fiyat artışı yaşanırken ikinci yarısında %108’lik artış kaydedildi. Aralık 2018’de ise yıllık artış %168 oldu.

Patates: 2017 yılında yıllık ortalama %19 artan patates fiyatları 2018 yılında yıllık %39 artış kaydetti. 2018’in ilk yarısında ortalama %15, ikinci yarısında ise %64’lük artış yaşandı. Aralık 2018’de yıllık %78 artış yaşandı.

Buğday: 2017 yılında ortalama %10 artan buğday fiyatları 2018 yılında ortalama %6 artış kaydetti.

Arpa, Çavdar, Yulaf: 2017 yılında ortalama %16 artan arpa, çavdar, yulaf fiyatları 2018 yılında ortalama %8 artış kaydetti.

Mısır: 2017 yılında ortalama %11 artan mısır fiyatları 2018 yılında ortalama %14 artış kaydetti.

Ayçiçeği: 2017 yılında ortalama %14 artan ayçiçeği fiyatları 2018 yılında ortalama %11 artış kaydetti.

Kuru Baklagiller: Nohut, mercimek, kuru fasulyeyi kapsayan kuru baklagiller 2017 yılında %25 artış kaydetmiş, 2018 yılında ise %4 oranında fiyat düşüşü yaşanmıştır.

İnek Sütü: 2017 yılında ortalama %8 artış kaydeden inek sütü fiyatları 2018 yılında ortalama %21 artış kaydetti.

Yumurta: 2017 yılında ortalama %8 artan yumurta fiyatları 2018 yılında ortalama %15 artış kaydetti. 2018’in ilk yarısında fiyatlar yıllık olarak değişmezken ikinci yarısında ise %30’luk artış yaşandı.

Zeytin: 2017 yılında ortalama %4 artan zeytin fiyatları 2018 yılında ortalama %13 artış kaydetti.

Domates: 2017 yılında ortalama %17 artan domates fiyatları 2018 yılında ortalama %18 artış kaydetti. 2018’in ilk yarısında ortalama %3, ikinci yarısında ise %32’lik artış yaşandı. Özellikle 2018 yılı Haziran-Ekim döneminde yıllık ortalama %42 artış yaşandıktan sonra Kasım-Aralık döneminde ortalama yıllık %3’lük artış yaşandı

Sivri Biber: 2017 yılında ortalama %19 artan sivri biber fiyatları 2018 yılında ortalama %8 geriledi. 2018’in ilk yarısında ortalama %32 oranında fiyat düşerken, ikinci yarısında ise %17’lik artış yaşandı.

Patlıcan: 2017 yılında ortalama %24 artan patlıcan fiyatları 2018 yılında ortalama %2 geriledi. 2018’in ilk yarısında ortalama %13 oranında fiyat düşerken, ikinci yarısında ise %9’luk artış yaşandı.

Balık: 2017 yılında ortalama %17 oranında artan balık ve su ürünleri fiyatları 2018 yılında %18 arttı.

Fındık, Ceviz, Antep Fıstığı: Ayçiçeği: 2017 yılında ortalama %4 artan fındık, ceviz, antep fıstığı fiyatları 2018 yılında ortalama %19 artış kaydetti.

Dr. Fulya Gürbüz