Etiket: enflasyon

Reuters anketine göre Çin 2019 yılında %6,3 büyüyecek

85 ekonomistin katıldığı Reuters anketinde Çin ekonomisinin 2018 yılında %6,6, 2019 yılında ise %6,3 büyümesi öngörülüyor. Çin ekonomisi 2017 yılında %6,9 büyüme kaydetmişti.

Geçen hafta Çin hükümeti 2019 yılı için büyüme hedefini önceki %6,5 seviyesinden %6,0-6,5 aralığına çekmişti. Çin ekonomisi 2018 yılının ilk 3 çeyreğinde ortalama %6,6 büyümüştü.

Ankete göre 2019 yılında bankaların rezerv karşılık oranlarının 150 baz puan indirilmesi, tüketici enflasyonunun 2018’deki ortalama %2,1 seviyesinden 2019’da %2,3 olarak gerçekleşmesi tahmin ediliyor. Reuters’ta yer alan habere göre Çin hükümeti 2019 için enflasyon hedefini %3 seviyesinde tutmayı planlıyor.

ABD ile devam eden ticaret görüşmeleri 2 Mart tarihinde son bulacak. Her ne kadar görüşmelerde olumlu adımlar atılmış olsa da sorunların tümden çözülmesinde yeterli değil. Çin hükümeti büyümenin rayından çıkmaması için gerekli adımları atmaya devam ediyor. Dün Çin Yeni Yıl tatili öncesinde Çin hükümeti -vergi dönemi olması sebebiyle olası bir finansal sıkışıklığa sebep olmaması için- bankacılık sistemine 83 milyar dolar para enjekte etti. Gümrük tarifelerinin indirilmesi, küçük işletmelere finansal destek sağlanması gibi adımları da dikkate aldığımızda Çin hükümeti 2019 yılında ekonomiyi desteklemek adına gayretini sürdürecek.

Enflasyonda belirgin bir iyileşmeye kadar politika faizi %24’te kalacak

Merkez Bankası (TCMB) bugün gerçekleştirdiği Para Politikası Kurulu toplantısında enflasyon görünümünde bir miktar iyileşmeye rağmen fiyat istikrarına yönelik risklerin devam etmesine bağlı olarak %24 seviyesindeki politika faizi olan 1-hafta vadeli repo ihale faiz oranını değiştirmedi.

TCMB, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunacağını bu toplantıda da tekrarladı.

Piyasa profesyonelleri enflasyondaki düşüş eğilimine rağmen TL’deki kırılganlığa bağlı olarak TCMB’nin faiz düşürmemesi gerektiğini ifade ediyorlardı ki aynı beklentiyi biz de taşıdık. Fed Başkanı Powell’in piyasalardaki satış baskısını dikkate alarak “sizi duyuyoruz, gerekmedikçe faiz artırmayacağız” açıklamasına benzer olarak TCMB’nin faiz düşürmeyerek “piyasayı duyduğunu” düşünüyoruz. Bu da TCMB’nin kredibilitesi açısından olumlu bir hamle.

Aralık 2018’de TÜFE %20,3, yurt içi ÜFE ise %33,64 seviyesine gerilemişti. Tüketici kredileri 4 Ocak haftasında ortalama %31,94, ticari krediler ise %27,3 seviyesinde bulunuyor. TCMB’nin son beklenti anketinde yılsonu TÜFE beklentisi %16,45 seviyesinde bulunuyor. TL’de istikrar sağlanması, petrol fiyatlarında sert bir artış olmaması halinde 31 Mart seçimlerinin ardından şartların olumlu olması halinde TCMB’nin kademeli olarak faiz indirmeye başlayacağını düşünüyoruz. TCMB’nin seçim sonrasında ilk para politikası toplantısı 25 Nisan’da, bir sonraki ise 12 Haziran’da yapılacak.

Toplantı kararında, Para Politikası Kurulu,
. Ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğini,
. Dış talebin gücünü koruduğunu,
. Finansal koşullardaki sıkılığın etkisiyle iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın devam ettiğini,
. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesini beklediklerini belirtti.

Enflasyon tarafında ise,
. İthal girdi maliyetleri ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon görünümünde bir miktar iyileşme olduğu,
. Ancak fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiği ifade edildi.

TCMB’nin söz konusu ekonomik ve finansal çerçeveye bağlı olarak ilk faiz indirimini 12 Haziran toplantısında gerçekleştireceğini düşünüyoruz.

Japonya’da üretici fiyatları enerji fiyatları önderliğinde geriledi

Japonya’da üretici fiyatları 2018 yılı Aralık ayında yıllık bazda %1,5 artış ile Mart 2017’den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Böylece 2018 genelinde üretici fiyatları ortalama %2,5 artış kaydetmiş oldu.

Üretici fiyat enflasyonu Aralık ayında bir önceki aya göre %0,6 düşüş kaydetti.

Benzer olarak ABD’de dün (15 Ocak) açıklanan üretici fiyat enflasyonu da enerji fiyatlarındaki sert düşüşe bağlı olarak Aralık ayında aylık %0,2 düşüş kaydetmişti.

Coface: Enflasyon geriledi, güven endeksleri düştü

Coface tarafından yayınlanan ve makro ekonomik gelişmelerin değerlendirildiği aylık raporda Türkiye’de üretim ve tüketim dinamiklerinde yavaşlama olduğu belirtildi.

Raporda şu değerlendirmeler yer alıyor:

. Aralık ayında kurlardaki oynaklığın azalmasına karşın beklenti anketlerinde bir miktar düşüş var.

. “Üretim ve tüketim dinamiklerinde yavaşlama sinyalleri güçleniyor.

. İhracatta devam eden artışa rağmen sanayi üretimindeki gerileme
ve ithalattaki düşüş büyük ölçüde iç pazardaki daralmadan kaynaklanıyor.

. 2018’in ilk 11 ayında sermaye malı ithalatı önceki yılın aynı dönemine göre %8,3 gerilerken, tüketim malı ithalatı %17,6 azaldı. Yıllık bazda ise düşüşler özellikle Ağustos ayından beri hızlanmış durumda. Eylül-Kasım 2018 döneminde ortalama yıllık gerileme sermaye malı ithalatında %27, ara malı ithalatında %16 ve tüketim malı ithalatında %45 oldu. İthalattaki bu gerileme, ithal ara malına büyük ölçüde bağımlı olan ihracat performansını etkileyebilir.

. Çin’in büyümesinin beklenenden hızlı yavaşlama ihtimali, küresel ticaret savaşları, politik belirsizlikler gibi etmenler küresel büyüme ve ticaret hacminin yavaşlayacağına ilişkin endişeler yaratıyor. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde ihracatın artış hızında bir miktar yavaşlama görebiliriz.

. Ancak biz yine de 2019 yılının genelinde söz konusu risklerin sınırlı olacağını ve TL’deki değer kaybının ihracatçılara destek vermeye devam edeceğini değerlendiriyoruz.

. Öte yandan alınan önlemler, kurdaki ve petrol fiyatlarındaki gerilemeler ile birlikte enflasyonda senenin ilk çeyreğinde bir miktar gerileme görülme ihtimali bulunuyor. Bu dönemde enflasyonun %20-21 bandına oturması halinde Merkez Bankası’ndan, enflasyon görünümü ile uyumlu olarak kademeli faiz indirimi gelebilir.

. Küresel risk iştahında beklenmedik bir olumsuzluk ve kurlarda ani bir şok görülmediği takdirde, enflasyon 2019 yılında Yeni Ekonomi Programı ile uyumlu olarak %15-16 bandına gerileyebilir. Bu durumda, finansman kanallarının bir miktar rahatladığını görebiliriz.”

Enflasyon Aralık ayında geriledi ancak faiz indirimi için henüz erken

Tüketici fiyatları (TÜFE) Aralık ayında aylık %0,4 düşüşle %20,3, yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) aylık %2,22 düşüşle %33,64 seviyelerine geriledi.

Eylül ayında yurt içi ÜFE yıllık %46,15, Ekim ayında ise TÜFE %25,24 değerleri ile endeks tarihinde en yüksek seviyelerine yükselmişti.

Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE verilerini kapsayan çekirdek enflasyon (C endeksi) Aralık ayında bir önceki aya göre %0,46 düşüşle yıllık bazda %19,53 seviyesine geriledi. Enflasyonla mücadele kapsamında şirketlerin gönüllü fiyat indirimleri ile ÖTV ve KDV indirimlerinin çekirdek enflasyonda düşüşü desteklediğini düşünüyoruz.

ÖTV ve KDV indirimlerinin 31 Mart seçimlerine kadar uzatılması sebebiyle enflasyon baskısı ilk çeyrekte azalmaya devam edecek.

Üretici fiyatlarındaki artış baskısı her ne kadar enerji fiyatlarındaki düşüşle azalmış olsa da üretici fiyatlarının yüksek kalmaya devam etmesi her ne kadar talep daralsa da tüketici fiyatlarında aşağı yönü baskı altında tutacaktır.

Öte yandan Aralık ayı imalat sektörü PMI verileri küresel bazda gelişmekte olan ülkelerin üretimde gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldığına işaret etmişti. Düşen enerji fiyatlarının küresel olarak girdi maliyetleri üzerindeki baskıyı azaltmasıyla çıktı fiyatlarında kaydedilen düşüşler ihracatta rekabeti daha da kızıştıran bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Hükümet’in finansal olarak destekleyici tedbirleri üreticiye nefes aldırabilir ancak küresel olarak da yatırımlara çekinceli yaklaşılan bir dönemi yaşamaya devam ediyoruz. Dolayısıyla üretim kaybının enflasyonda yumuşamayla desteklenmesi olumlu ancak üretimde hızlanma için şartlar oluşmuş değil. Önümüzdeki yol uzun.

Söz konusu sebepler TCMB’nin 16 Ocak’ta yapacağı yılın ilk para politikası toplantısında faizde indirime açık kapı bıraksa da küresel belirsizlikler, fiyat istikrarı ve bütçe disiplini açısından faiz indirimi için erken olduğu kanaatindeyiz. Şartların olumlu olması halinde ilk faiz indirimi yılın 2. yarısında gündeme gelebilir.

Küresel imalat sektöründe üretim ve uluslararası ticarette zayıflık Türkiye için de baskı oluşturuyor

JP Morgan küresel imalat sektörü PMI endeksi Aralık 2018’de bir önceki aya göre 0,5 puan düşüşle son 27 ayın düşüğü olan 51,5 seviyesine geriledi. Performans kaybında şu faktörler öne çıktı:

. Gelişmekte olan ekonomilerin imalat sektöründe üretim gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldı,

. Tüketici malları üretimi yüzleri güldürse de ara mallar ve yatırım malları üretimindeki bozulmaya bağlı olarak üretimde artış zayıflamaya devam etti,

. Yeni siparişler ve istihdamda artış yavaşladı,

. Yeni ihracat siparişlerinin son dört ayda düşüşünü korumasına bağlı olarak küresel ticaret zayıf kalmaya devam etti,

. Şirketlerin sektöre karşı güveni tarihsel olarak en zayıf seviyesine geriledi,

. Çıktı fiyat enflasyonu gelişmiş ekonomilerde azalırken girdi maliyetleri gelişmekte olan ekonomilerde son üç yılda ilk kez düştü.

Küresel bazda imalat sektöründe üretim ve ticarette zayıflama sürerken fiyat baskıları azalıyor. Yüksek çelik fiyatlarına rağmen petrol fiyatlarındaki düşüş enflasyonda baskıyı azaltan ana etken oldu. Petrol fiyatlarında olası bir artış enflasyon baskısını tekrar gündeme taşıyabilir.

Türkiye ekonomisi de küresel yavaşlama endişelerinden nasibini alırken imalat sektörü daralmaya devam ediyor. Başta Avrupa ekonomisine yönelik belirsizlikler ve küresel bazda çıktı fiyat indirimleri Türkiye’nin ihracat gelirlerini aşağı çekebilecek unsurlar. Ek olarak ÖTV ve KDV indirimlerinin 31 Mart seçimlerine kadar uzatılması bütçe üzerinde soru işaretleri yaratıyor. Enflasyondaki gerilemenin TCMB’yi ilk toplantısında faiz düşürmeye yönelteceği beklentilerine katılmıyoruz. Finansal şartlarda sıkılaşma ve talepte daralmaya bağlı olarak Türkiye’nin imalat sektörü üzerinde aşağı yönlü risklerin yılın ilk çeyreğinde korunmasını bekliyoruz.

Azalan fiyat baskısı küresel ticarette rekabeti zorluyor

Endonezya, Filipinler, Malezya, Myanmar, Singapur, Tayland ve Vietnam imalat sektörü PMI endekslerini baz alan Nikkei Asya imalat sektörü PMI endeksi Aralık ayında bir önceki aya göre 0,1 puan azalışla 50,3 seviyesine geriledi. Genel olarak bakıldığında;

. İç talepte yaşanan artış üretimde ılımlı bir artışı getirdi,

. Başta petrol fiyatları olmak üzere hammadde fiyatlarında yaşanan düşüşe bağlı olarak girdi fiyatlarındaki baskının azalması çıktı fiyatlarında daha düşük oranlı artışları getirdi,

. Fiyat seviyelerindeki yumuşama ülkelerin dış ticarette daha sert bir ortamla mücadele etmelerine

. Özellikle ABD-Çin arasındaki ticaret anlaşmazlığına bağlı olarak küresel talepte yaşanan gerileme ile ihracat siparişleri son beş aylık düşüşünü sürdürdü,

. İç talepte canlanma istihdama olumlu yansıdı.

Haftanın gündemi: Dış ticaret, PMI ve enflasyon verileri

31 Aralık 2018, Pazartesi

Kasım ayı dış ticaret verileri açıklanacak. Ekim ayında ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre %13 artmış ithalat %23,8 azalmış, böylece dış ticaret açığı 456 milyon dolara gerilemişti. TİM verilerine göre Kasım ayında ihracat yıllık %9,5 artışla 15,5 milyar dolar seviyesine yükselmişti. Kasım ayı öncü verilerinin iç talepte daralmanın sürdüğüne işaret etmesinden dolayı ithalat hacminde gerilemenin Kasım ayında da sürmesini bekliyoruz.

2 Ocak 2019, Salı

Aralık ayı imalat sektörü PMI verileri açıklanacak. Kasım ayında endeks 44,7 olarak ölçülmüştü. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değerleri sektörde daralmaya işaret ediyor.

TİM ise Aralık ayı ihracat verilerini açıklayacak. (Kasım 2018: 15,5 milyar dolar)

3 Ocak 2019, Perşembe

Aralık ayı enflasyon verileri açıklanacak. TÜFE’nin Kasım ayındaki %21,62 değerinden Aralık ayında %20 seviyesine gerilemesi bekleniyor. Foreks anketine göre analistler TÜFE’nin 2019 yılı sonunda %16 seviyesine gerilemesini bekliyor.

Fed faiz artırdı, 2019 için büyüme ve faiz artırım beklentisini düşürdü

Fed son toplantısında şartlar ve risklere bağlı olarak büyümeyi aşağı doğru çeken unsurlara değinerek temkinli bir tavır ortaya koydu. Fed’e göre ekonomi iyi performans göstermeye devam ettiği için ne faiz oranlarını düşük tutmaya ne de devasa boyuttaki bilançosunu büyütmeye gerek var.

Fed başkanlarından son gelen açıklamalar küresel durgunluk tehlikesine karşı Fed’in kademeli faiz artırım stratejisinden veri bazlı karar sürecine geçeceğine işaret etmişti. Bunda güçlü istihdam piyasasına rağmen fiyat dinamiklerinin yeterince güçlü olmamasının Fed başkanları arasında yarattığı ikilem etkili olmuştu: “kademeli faiz artırımları ekonomiyi soğutabilir” görüşüne karşı “faiz artırımlarında duraksama ekonomiyi aşırı ısıtabilir”.

Son makro-ekonomik verilerin ABD’de kısmi zayıflık işaretlerine rağmen güçlü ekonomik yapının korunduğuna işaret etmesi sebebiyle Fed’in yılın son toplantısında faiz artıracağı beklentimizi korumuştuk. Nitekim 25 baz puanlık artışla politika faiz aralığı %2,25-2,50 seviyesine yükseltildi.

2018 yılı için GSYH büyüme beklentisini Eylül toplantısındaki %3,1 seviyesinden %3’e düşüren Fed 2019 yılı için büyüme beklentisini %2,5’ten %2,3’e düşürerek 2019 için faiz artırım beklentisini üçten ikiye çekti. Fed 2020 ve 2021 yılları için sırasıyla %2 ve %1,8 büyüme öngörüyor. İşsizlik oranının 2018’de 49 yılın en düşüğü olan %3,7 seviyesine gerilemesinin ardından 2019’da %3,5 düşmesi, 2020 ve 2021’de sırasıyla %3,6 ve %3,8 seviyelerine yükselmesini bekliyor. Enerji ve gıda hariç çekirdek kişisel tüketim harcamalar (PCE) enflasyonunun 2018 yılındaki %1,9 seviyesinden 2019, 2020 ve 2021 yıllarında %2 seviyesinde olacağını tahmin ediyor.

Fed’in büyüme beklentilerini aşağı çekmesinde küresel ekonomide yumuşama sinyalleri, sıkılaşan finansal şartlara ek olarak 2019 yılında Trump hükümetinin harcamalar için bütçe desteğine sahip olmaması ve 1,5 trilyon dolarlık vergi indirim paketinin 2018 yılı ile son bulması etkili oldu.

Fed Başkanı Powell toplantı sonrası gerçekleştirdiği basın toplantısında ekonominin iyi performans gösterdiğini, bu sebeple Fed’in faiz oranlarını normalin altında tutarak veya bilançosunun büyük kalmasını sağlayarak ekonomiyi desteklemesine artık gerek olmadığını ifade etti.

Bundan sonrasında Fed para politikasına yönelik olarak şu endikatörleri dikkate alacak:

İstihdam piyasası şartları, enflasyonist baskı unsurları ve enflasyon beklentileri ile finansal ve uluslararası gelişmeler.