Etiket: enflasyon

Merkez Bankası sıkı duruşunu koruyacak, faiz indirimleri ise kapıda

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, beklentilere paralel olarak, 25 Nisan tarihli toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını %24 düzeyinde sabit tuttu. Merkez Bankası toplantı sonrasında faiz oranlarına ilişkin basın duyurusunda şu noktalara değindi:

“Son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin devam ettiğini göstermektedir. Dış talep nispeten gücünü korurken finansal koşullardaki sıkılığın da etkisiyle iktisadi faaliyet yavaş bir seyir izlemektedir. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.”

1Ç2019’da ihracat ve ithalatta yukarı yönlü bir eğilim var ancak 2018 ortalamasının hayli gerisinde. Bu da iç talepteki daralmayı teyit ediyor. İhracat ise 2018 yılının aynı dönemine göre %3’lük artışa işaret ediyor. Bu sebeple cari açık düşüş eğilimini koruyor.

“İç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon göstergelerinde bir miktar iyileşme gözlenmektedir. Bununla birlikte, gıda fiyatları ve ithal girdi maliyetlerindeki artışlar ile enflasyon beklentilerindeki yüksek seyir fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiğini göstermektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.”

Merkez Bankasının temel amacı fiyat istikrarını korumaktır. TL’de değer kaybı ve gıda fiyatlarındaki önlenemeyen artış enflasyon üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği sürece Merkez Bankası sıkı para politikasını koruyacak ki toplantı öncesinde bu vurguyu görmek istemiştik. Şimdi önemli olan “belirgin iyileşme”nin zamanı ve süresi. Yaz ayları Banka’nın elini rahatlatabilir ancak üretim maliyetleri üzerinde baskı oluşturan TL’deki değer kaybının sönmesi için siyasi gerilimlerin (seçimlerin yenilenmesi, S-400, ABD’nin Türkiye’ye yaptırım muafiyetini 1 Mayıs’tan itibaren kaldıracak olması) azalması, Merkez Bankasının rezervlerini güçlendirmesi ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Yapısal Dönüşüm Adımları 2019 programında yer alan takvime bağlı kalarak doyurucu reform adımlarını atması gerekiyor.

“Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyon görünümünü etkileyen unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek, parasal duruş enflasyonu hedeflenen patika ile uyumlu seviyelerde tutacak şekilde belirlenecektir.”

Yeni Ekonomi Programı’nda 2019 ve 2020 sonu enflasyon hedefleri sırasıyla %15,9 ve %9,8 seviyelerinde bulunuyor. Patika enflasyonda düşüşü gösteriyor ki TCMB Beklenti Anketi’nde de piyasa profesyonellerinin tahminleri sırasıyla %16 ve %12 seviyelerinde bulunuyor. Dolayısıyla basın bülteninden anladığımız Merkez Bankası para musluklarını kısarak sıkı para politikasını sürdürecek ve patikaya uyum adına faiz indirmeye başlayacak. TCMB’nin 2019 yılı için toplantı tarihleri: 12 Haziran, 25 Temmuz, 12 Eylül, 24 Ekim ve 12 Aralık.

Evet, Merkez Bankası Haziran ayı ile birlikte faiz indirmeye başlayabilir ancak TL’de dalgalanmaların süreceği ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor.

Bir önceki paragraf değerlendirmemizde yer alan şartların sağlanması elbette en iyi senaryo ancak ABD’de 2020 seçim hazırlıklarına başlanması Başkan Trump’ın sert söylemlerinin ve politikalarının süreceği anlamına geliyor.

Piyasa beklentisi yıl sonuna kadar en fazla 400 baz puan indirim olacağı yönünde.

Dr. Fulya Gürbüz

İşsizlik oranı yüzde 14,7 seviyesine sıçradı, tarım üretici fiyatları endeksi tarihi zirvesine yükseldi

İşsizlik oranı Mayıs 2018’den 2019 yılı Ocak dönemine kadar aralıksız artarak %14,7 seviyesine kadar yükseldi.

Yeni Ekonomi Programı’nda 2019 sonu işsizlik oranı beklentisi %12,1 iken işsizlik oranındaki artış soluksuz devam ediyor. İşsizlik oranı en son 2009 yılı Şubat ayında %14,8 seviyesine yükselmişti. 

Ekonomik aktivitede yavaşlamaya bağlı olarak işsizlik oranındaki artışın Şubat ve Mart dönemlerinde de sürmesini bekliyoruz.

İşsizlikteki artışla birlikte gıda temel ihtiyacını karşılamak da giderek zorlaşıyor. Hız kesmeyen tarım ürünleri üretici fiyat endeksi de aylık %1,75 ve yıllık %27,33 artışla 2019 yılı Mart ayında 160,60 seviyesine yükselerek yeni bir tarihi rekor kırdı.

Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi küresel bazda gıda fiyatlarına ilişkin olarak BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün aylık yayınladığı gıda fiyat endeksini dikkate aldığımızda 2018 yılının ikinci yarısında aşağı yönlü olan endeksin 2019 yılın ilk üç ayında aralıksız yükseldiğini görüyoruz. Türkiye dolar bazlı Tarım-ÜFE endeksi ise Ağustos 2018’de TL’de yaşanan sert değer kaybı ile birlikte yükseliş eğilimine girdi.

Yapısal reform paketi beklerken geçen çarşamba günü (10 Nisan) açıklanan ve belirsiz bir takvim niteliği taşıyan reform sunumunda Mayıs ayında tarım reformunun detaylarının açıklanacağını öğrenmiştik. Tekrar tarım ülkesi olma ve gıda fiyatlarıyla mücadele aşamasında tatmin edici bir yol haritasını görmek istiyoruz. Hızla artan dünya nüfusunu dikkate aldığımızda önümüzdeki dönemde gıda fiyatlarında düşüş eğilimi iyimser bir tahmin olarak kalacaktır ancak iklim değişikliğiyle uyumlu ve gıda fiyatlarındaki sert dalgalanmaları minimize edebilecek bir tarım reformunun hayalini kuruyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

İşlenmemiş gıdada yüzde 41,7 ile rekor artış

TÜFE’de harcama grupları içerisinde %23,3 paya sahip olan gıda ve alkolsüz içeceklerin enflasyon üzerindeki baskısı Mart ayında da sürdü. Gıda ve alkolsüz içecekler Mart ayında bir önceki aya göre %2,44, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,77 artış kaydetti.

İşlenmemiş gıda özelinde değerlendirdiğimizde sert artış görüyoruz. 2004 temel yılı bazlı işlenmemiş gıda enflasyonu endeksi Mart ayında bir önceki aya göre %4,5 yükseldi ve bir önceki yılın aynı ayına göre %41,7’lik artışla tarihi rekor kırdı. Yukarıdaki grafikten de görüleceği gibi işlenmemiş gıda enflasyonundaki artış tüketici enflasyonu üzerindeki baskının artarak sürdüğüne işaret ediyor. Fiyat indirme baskıları yerine yapısal reformlar çerçevesinde gıda enflasyonunun kontrol edilebilir hale getirilmesi gerektiği açık.

B sınıfı çekirdek enflasyon ise (işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE) 2019 yılı Mart ayında bir önceki aya göre %0,28, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,72 artış kaydetti. Endeks Kasım 2018’den bu yana aralıksız düşüyor. TL’deki sert değer kayıplarının enflasyon üzerindeki etkisi halen sürüyor. TL’ye güven kazandıracak politikalar üretilmesi ve TCMB’nin bağımsızlığı fiyat istikrarında olmazsa olmazlardan.

Dr. Fulya Gürbüz

Mart ayı tüketici enflasyon beklentileri %19,6 civarında

Bugün Türkiye İstatistik Kurumu Mart ayı enflasyon verilerini açıklayacak.

Bloomberg HT’nin enflasyon anketine göre Mart ayı TÜFE için medyan beklentisi aylık 0,94% ve yıllık %19,61 artış olması yönünde.

Foreks anketine göre beklentiler sırasıyla %0,85 ve %19,52.

Şubat ayında TÜFE aylık %0,16 ve yıllık %19,67 artış kaydetmişti.

Yeni Ekonomi Programı’na göre yılsonu TÜFE beklentisi %15,9 seviyesinde bulunurken TCMB’nin reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 74 katılımcıdan oluşan Beklenti Anketi verilerine göre %15,6 seviyesinde bulunuyor.

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ise Şubat ayında aylık %0,09 ve yılık %29,59 artış kaydetmişti. İmalat sektörü PMI verileri girdi maliyetleri ve nihai ürün fiyatlarının Mart ayında yükseldiğini ortaya koymuştu.

Dr. Fulya Gürbüz

İç talepsiz büyüme lazım

2018 yılında GSYH büyümesi önce zayıfladı sonra daraldı…

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %2,4 azaldı. 2018 yılında çeyrek bazda bir önceki döneme göre kıyasla %0,92 büyüme, %0,05 büyüme, %1,57 daralma ve %2,45 daralma yaşandı. Bu düşüşün tetikleyicileri sırasıyla 2017 yılı son çeyreğinde sonlanan KGF (Kredi Garanti Fonu), ABD’den gelen korumacılık rüzgarları, Rahip Brunson Krizi’ne bağlı olarak Ağustos ayında TL’de yaşanan sert değer kaybı ve özellikle Avrupa ekonomisinde yaşanan kademeli momentum kaybı oldu.

TL’de yaşanan değer kaybı ve artan enflasyona bağlı olarak iç talep 1Ç2009’dan bu yana ilk kez 4Ç2018’de daralma yaşadı…

Yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşların toplam nihai tüketim harcamaları 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %5,41 daraldı; bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %8,9 azaldı. Devletin nihai tüketim harcamaları bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %0,5 arttı, gayrisafi sabit sermaye oluşumu %12,9 azaldı.

İç talepte daralma 3Ç2016’dan bu yana ilk kez sanayi üretiminde düşüş getirdi…

GSYH’nin %22,25’ini oluşturan sanayi üretimi 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %1,30 daraldı.

GSYH’nin %5,76’sını oluşturan inşaat sektörü 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %0,64 daraldı.

GSYH’nin %54,31’ini oluşturan hizmet sektörü 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %0,06 daraldı.

Küresel büyüme endişeleri ve iç talepte daralma yatırım harcamalarının 2018 yılı son iki çeyreğinde arka arkaya daralmasına sebep oldu…

Gayri safi sabit sermaye oluşumu 3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %1,38 daralmasının ardından 4Ç2018’de %3,85 daralma yaşadı.

Son 9 çeyrektir mal ve hizmet ihracatı büyümeye pozitif katkı sağlıyor…

TL’deki değer kaybının getirdiği artan rekabet gücünün etkisiyle son iki çeyrektir ihracatın büyümeye katkısında artış var. İhracat 3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %2,95 artış kaydetmesinin ardından 4Ç2018’de %2,21 büyüme kaydetti. Bu gelişmeye paralel olarak 2018 yılının son iki çeyreğinde mal ve hizmet ithalatı daha hızlı arttı (sırasıyla %3,79 ve %6,19).

Gelin ihracat, ithalat, iç talep ve büyüme arasındaki aşağıdaki grafiği inceleyelim:

KGF desteğiyle 2017 yılında GSYH %7,44 büyüdü, ithalat artışı ihracatın önüne, 12 aylık cari işlemler açığı 2017 yılında sürekli artarak yıl genelinde %43 artış kaydetti. 2017 yılı sonunda KGF’nin sonlanması iç talepte yavaşlamaya sebep oldu ve ithalatta düşüşü getirdi. Küresel korumacılık dalgasıı ile başladığımız 2018 yılı artan politik riskle birlikte TL’de sert değer kaybı ile birlikte iç talepte keskin daralma getirdi. 12 aylık cari işlemler açığı Mayıs 2018’de 58 milyar dolar yükselmiş olduğu seviyeden ihracat performansının da desteğiyle 2018 yılı sonunda 27,8 milyar dolara kadar geriledi. 2018 yılının son iki ayında ithalat tarafında yaşanan yükselme ise ihracattaki artıştan kaynaklanan bir gelişme.

Bundan sonra ne olacak?

Avrupa ve küresel ekonominin zayıfladığı ortamda iç talebi tetiklemek ekonomik büyümeyi hızlandıracaktır ancak ithalatta daha hızlı artış getirecektir. İhracat potansiyelinde artışın sınırlı olması cari açıkta daha hızlı artışa, finansmanında ise yüksek faiz ortamında dış borçlanmaya eğilimi artıracaktır. Kısacası ihracat potansiyeli sınırlıyken büyüme uğruna iç talebi tetiklemek kısa vadede büyüme, sanal bir güven artışı getirse de orta-uzun vadede enflasyon, güven bunalımı, ekonomik zayıflama ve işsizlikte artış getirecektir. Evet 12 aylık toplam cari işlemler açığı Mayıs 2018’deki 58 milyar dolar seviyesinden Ocak 2019 sonunda 21,6 milyar dolar seviyesine geriledi, doğru, ancak bunda iç talepte daralmanın etkisi var.

Dolayısıyla 31 Mart seçimleri sonrasında hükumet sürdürülebilir büyümeyi getirecek yapısal reformlar ortaya koymadan iç talep artırıcı hamleleri devreye sokarsa rota belli: Belki kısa süreli bir rahatlama, sonrasında ise özellikle cari açıkla ilgili veriler bozulmaya başladıkça TL’de sert dalgalanmalara karşı şimdiden tedbirli olmakta fayda var.

Dr. Fulya Gürbüz

AMB faizleri değiştirmedi, büyüme ve enflasyon tahminlerini düşürdü

Avrupa Merkez Bankası (AMB) politika faizini değiştirmeyerek %0’da tuttu ve en azından yıl sonuna kadar değiştirmeyeceğini duyurdu.

Bununla birlikte AMB, orta vadede %2 enflasyon hedefine ulaşmak ve bankalara likidite sağlamak amacıyla

1. Varlık alıp programı kapsamında satın alınmış olan tahvillerin vadeleri dolduğunda anaparanın tekrar yatırıma dönüştürülmesi uygulamasına uzun süre devam edilecek.

2. Yeni bir uzun vadeli yeniden finansman programı (TLTRO) Eylül 2019’da devreye alınacak ve Mart 2021’de sonlanacak. Böylece bankalara uygun faiz oranıyla uzun vadede kaynak sağlanmış olacak.

3. Eurosystem’in ödünç verme işlemleri de en az Mart 2021’e kadar devam edecek.

Ekonomik görünüme ilişkin olarak AMB Başkanı Draghi şu değerlendirmelerde bulundu:

. Euro Bölgesi’nde ekonomi zayıflıyor,

. Jeopolitik belirsizlikler, korumacılık tehditleri ve gelişen ekonomilerdeki kırılganlıklar ekonomik büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor,

. Ekonomideki zayıflık enflasyon hedefinden uzaklaştırıyor,

. Destekleyici finansman koşulları, elverişli işgücü piyasası ve ücretlerdeki artış Euro Bölgesi’de ekonomik büyümeyi destekliyor ancak enflasyon üzerinde kısmi baskı yaratıyor.

Söz konusu ekonomik görünüme bağlı olarak AMB, Euro Bölgesi GSYH büyüme beklentilerini 2019 yılı için %1,7’den %1,1’e, 2020 yılı için %1,7’den %1,6’ya düşürdü; 2021 yılı için %1,5 olan beklentisini değiştirmedi.

AMB’nin enflasyon beklentileri ise 2019 yılı için %1,8’den %1,2’ye, 2020 yılı için %1,6’dan %1,5’e, 2021 yılı için %1,7’den %1,6’ya düşürüldü.

AMB’nın ekonomiye yönelik değerlendirmelerinin Türkiye için anlamı riskler korunduğu müddetçe en büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi’nin ihracat hacmimize katkısının sınırlı kalacak olması. ABD’nin ise Türkiye’den ithal ürünlerine gümrük muafiyetini kaldırma hamlesini de eklediğimizde son gelişmeler yüzümüzü güldürecek cinsten değil.

Dr. Fulya Gürbüz

AMB’den faiz değişikliği beklenmiyor

Avrupa Merkez Bankası (AMB) para politikasını görüşmek üzere bugün toplanıyor. AMB’den faiz değişikliği beklenmezken ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmeleri ve beklentileri takip edeceğiz.

Euro Bölgesi 2018 yılı genelinde %1,8 büyümüş, son çeyrekte kaydettiği %1,2 büyüme ile 2014 yılından bu yana en zayıf performansı ortaya koydu.

Enflasyon ise 2019 yılı Şubat ayında yıllık %1,5 artış kaydetmişti. İmalat ve hizmet sektörleri PMI verileri fiyatlar üzerindeki baskının azaldığına işaret etti.

İşsizlik oranı ise Ocak ayındaki %7,8 değeri ile Ekim 2008’den bu yana kaydedilen en düşük seviyede.

Faiz kararı TSİ 15.45’te açıklanacak.

Bej Kitap, Fed’in 20 Mart toplantısı için faiz artırım sinyali vermedi

20 Mart’ta faiz kararını görüşmek üzere toplanacak olan ABD merkez bankası (Fed) Mart ayı ekonomik görünümü sunan Bej Kitap’ı yayınladı.

Ülke genelinde yılın iki ayında ekonomik aktivitede canlılık sürerken, istihdamda artış devam etti, fiyatlar genel seviyesi hızlı olmasa da arttı. Hükumet kapanması, küresel talepte yavaşlama, gümrük tarifeleri ve ticaret politikası belirsizliğinin ekonomik aktivite üzerinde olumsuz etkisinden bahsedildi.

Raporda yer alan detaylar şöyle:

. ABD’de 12 bölgenin 10’unda büyüme hızı hafif ılımlı iken diğer ikisinde yatay kaldı.

. Bölgelerin yarısında hükumet kapanması perakende, emlak, lokanta, imalat ve personel hizmetlerini olumsuz etkiledi.

. Küresel talepte yavaşlama, gümrük tarifelerine bağlı yüksek maliyetler ve devam eden ticaret politikası belirsizliği imalat sektörüne yönelik endişeler olarak sıralandı.

. Finans-dışı hizmetler sektörü çoğu bölgede ılımlıdan ve orta seviye hıza doğru büyüdü.

. Konut inşaatı faaliyetleri ülke genelinde sabit veya kısmen büyürken konut satışları genel olarak düştü.

. Tarım koşulları zayıf kaldı, enerji faaliyeti ülke genelinde farklılık gösterdi.

. İstihdam bölgelerin çoğunda arttı.

. Fiyatlar genel olarak ılımlıdan ve orta seviye hıza doğru arttı. Girdi maliyetleri satış fiyatlarından daha hızlı artış kaydetti.

ABD ekonomisi 3Ç2018’de çeyrek bazda yıllık %3,4 büyümesinin ardından 4Ç2018’de %2,6 büyüme ile vites küçülttü. 2018 yılında %2,9 büyüyen ABD ekonomisinin 2019 yılında %2,5, 2020 yılında ise %2’ye doğru yavaşlaması bekleniyor. OECD’nin 6 Mart tarihli Ara Dönem Ekonomik Görünüm raporunda dünya ekonomisinin 2018 yılında %3,6’lık büyümeden sonra 2019 yılında %3,3’e yavaşlayacağı tahmin ediliyor. Söz konusu yavaşlamanın tetikleyicileri ise Bej Kitap ile paralel: Küresel büyümede momentum kaybı, politika belirsizliğinde artış, devam eden ticari gerilimler ile iş ve tüketici güveninde düşüş.

Bej Kitap, Fed’in tam istihdam hedefini koruduğuna, enflasyonda ise ılımlı bir artışa işaret ediyor. Fed’in 20 Mart tarihli toplantısında faiz artırım için zemin çok güçlü değil. Başkan Trump’ın Çarşamba günü (6 Mart) Çin ile ticaret görüşmelerinin olumlu gittiğini tekrarlamasına rağmen Fed’in bu toplantısında dikkate alacağı bir gelişme olmayacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Gıda enflasyonu Şubat ayında hızını kesmedi, gözümüz seçim sonrası reform takviminde

Şubat ayında tüketici fiyatları (TÜFE) yıllık bazda %19,67, yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) ise %29,59 seviyelerine geriledi. Tanzim satışlar ve fiyat indirimlerine rağmen gıda ve alkolsüz içecekler enflasyon üzerinde baskı oluşturmaya devam etti, öyle ki gıda ve alkolsüz içecekler Şubat 2019’da aylık %0,9, yıllık bazda %29,25 artış kaydetti.

Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri de hem girdi maliyetlerinde hem de çıktı fiyatlarında sınırlı bir artış olduğuna işaret etmiş, daralan talebin çıktı fiyatları üzerindeki baskıyı azalttığı belirtilmişti. TL’de değer kaybı ve petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam edecek.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE ise (B-çekirdek enflasyon) ise aylık bazda %0,15 düşerken yıllık bazda artış %18,48 seviyesine geriledi. Üretim maliyetlerindeki artışın devam etmesi tüketici fiyatlarında kalıcı bir düşüşü engellese de zayıf talep fiyatlardaki artışı sınırlıyor.

Söz konusu tablo, 6 Mart Çarşamba günü para politikasını görüşmek üzere toplanacak olan TCMB’nin beklemede kalmasını ve TL’deki zayıflığa bağlı olarak sıkı para politikasını sürdürmesi gerektiğini söylüyor. Hatta seçim sonrasında, başta tarım sektörü olmak üzere yapısal sorunlara reform başlığına uygun akılcı çözüm üretilememesi halinde ne ekonomik büyümede ne de enflasyonda sürdürülebilir bir iyileşme görmemiz hayal olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

TL için kritik hafta: TCMB faiz kararını açıklayacak

4 Mart 2019, Pazartesi

Şubat ayı enflasyon verileri açıklanacak. TÜFE Ocak ayında %20,35, yurt içi ÜFE ise %33,64 seviyesinde bulunuyor. Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri hem girdi maliyetlerinde hem de çıktı fiyatlarında sınırlı bir artış olduğuna işaret etmişti. Devam eden talep daralmasına istinaden TÜFE’de %20 seviyesinin korunacağını tahmin ediyoruz.

6 Mart 2019, Çarşamba

TCMB faiz kararını açıklayacak. TL’deki değer kaybına ek olarak enflasyonist baskıların devam etmesi sebebiyle TCMB’den faiz değişikliği beklemiyoruz. Bankalara kredi faiz oranlarını düşürme ve kredi musluklarını açma baskıları geçen hafta TL’de değer kaybı getirdi. TCMB’nin olası bir faiz indirme hamlesi TL’de satışı hızlandıracaktır.

7 Mart 2019, Perşembe

Avrupa Merkez Bankası (AMB) faiz kararını açıklayacak. Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri Euro Bölgesi’nde Almanya ve İtalya’da üretim daralmasına işaret ederken girdi maliyetleri ve çıktı fiyat artışlarında yavaşlama var. Nitekim Şubat ayında enflasyonun Ocak’taki %1,4 seviyesinden %1,5 seviyesine yükselmesi bekleniyor. Brexit ve otomotiv sektörüne yönelik devam eden belirsizlikleri de dikkate aldığımızda AMB’den faiz değişikliği beklemiyoruz.

8 Mart 2019, Cuma

ABD’de Şubat ayı işgücü istatistikleri yayınlanacak. Ocak ayında %4’e yükselen işsizlik oranının Şubat ayında tekrar %3,9’a gerilemesi bekleniyor. Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri istihdamda hızlanmaya işaret etti.

Dr. Fulya Gürbüz