Etiket: euro-dolar

Euro’yu güçlü kılacak bir sinyal henüz yok

Euro Bölgesi’nde ZEW ekonomik güven endeksi Kasım 2018’de aylık 2,6 puan düşüşle -22,0 değerine geriledi. Temmuz 2012’den bu yana gördüğü en düşük seviyeye gerileyen ZEW endeksinin Kasım ayında -17,3 seviyesine gerilemesi bekleniyordu. Endeks son 6 aydır eksi bölgede seyrediyor. Ankete katılan ekonomistlerin %53,8’i gelecek 6 ayda ekonomik aktivitede değişiklik beklemezken %34,1’i kötüleşmesini, %12,1’i ise iyileşme kaydedeceğini bekliyor. Anket katılımcıları enflasyonda düşüş öngörüyor.

ZEW-EuroBölgesi-2018-Kasım

Ekim ayı imalat sektörü PMI verileri de Euro Bölgesi’nin 4. çeyreğe yavaşlayarak girdiğine işaret etmişti.

Enflasyon tarafında yaşanan artışın Avrupa Merkez Bankası’nın miktarsal genişleme politikasını sonlandıracağı beklentisini kuvvetlendirmesi, Brexit belirsizliği ile İtalya’nın finansal sorunları ve küresel büyümeye yönelik endişeler (ticaret savaşı ve Fed’in faiz artırımlarına devam etmesi) ekonomik büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor. Nitekim, Avrupa Komisyonu da 2017 yılında %2,5 büyüyen Bölge ekonomisinin 2018 yılında %2,1, 2019 ve 2020 yıllarında ise sırasıyla %1,9 ve %1,7 büyüyeceğini tahmin ediyor.

Öte yandan ZEW endeksi detaylarında talep artışına bağlı olarak otomotiv sektörüne ilişkin olumlu gelişmeler var. Bu kapsamda, Kasım ve Aralık ayı gelişmelerini takip edeceğiz.

Son veriler Euro Bölgesi’nde yavaşlamanın sürdüğüne ve mevcut risklerin ekonomik aktivitede hızlı bir toparlanmanın önünde engel oluşturmaya devam ettiğini gösterdi.

Dolayısıyla, güçlü ABD ekonomisini dikkate aldığımızda ABD dolarının Euro’ya karşı gücünü korumaya devam edeceğini düşünüyoruz.

ABD dolar endeksi Temmuz 2017 seviyelerine yükseldi

Küresel piyasalar ABD’nin Çin’e 200 milyar dolarlık yeni gümrük vergisi hamlesini sindirmeye çalışırken Avrupa’da devam eden politik anlaşmazlıklar ABD dolarının değer kazanmasına sebep oluyor.

ABD dolarının öncü para birimlerinden oluşan sepete karşı değerini ölçen ABD dolar endeksi 95,10 seviyesi ile Temmuz 2017 seviyelerine yükseldi.

Dün 1,1574 seviyesinde kapanan Euro-Dolar paritesi TSİ 1045 itibariyle 1,1557, Dolar-TL ise 4,7547 seviyelerinden işlem görüyor.

Bugün faiz kararını açıklayacak olan İngiltere Merkez Bankası’ndan bir değişiklik beklenmiyor zira 2018 yılı 1. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yıllıklandırılmış olarak %0,4 büyüyen İngiltere ekonomisinde öncü göstergeler ekonomide şahin bir görüntü ortaya koymasa da bunun geçici olduğunu düşünen ekonomistler Ağustos’ta faiz artırım olabileceği ihtimaline yer veriyor.

ABD dolarına talebin etkisi İngiliz sterlininde de görülüyor. Sterlin, dolar karşısında 1,3130 seviyelerine kadar geriledi ki en son Kasım 2017 ortalarında bu seviyeler görülmüştü.

Dolara bir destek de eurodan

Avrupa Merkez Bankası (AMB) bugünkü para politikası toplantısında %0 olan politika faizinde beklendiği gibi değişiklik yapmazken aylık 30 milyar euro olan tahvil alım programının Ekim 2018’den itibaren yıl sonuna kadar aylık 15 milyar euro olarak devam ettirilebileceği ve yeni yılla birlikte programın sonlandırılabileceği kaydedildi.

Banka, faiz artırımı için ise 2019 yılı yaz ayları öncesinde bir değişiklik öngörmüyor.

Karar öncesi 1,1852 seviyelerine kadar yükselen Euro-Dolar paritesi güvercin açıklamalar sonrasında 1,17 seviyesinin altına indi.

Paritenin dolar lehine gerilemesinin sebebi olarak AMB’nin Haziran 2019’dan önce faiz artırmayacağı ihtimali ifade ediliyor.

Karar sonrasında AMB Başkanı Draghi yaptığı basın toplantısında şu detaylara yer verdi:

. %2’lik enflasyon hedefine doğru eğilim sürüyor.

. Ekonomik veriler zayıflıyor ancak geniş tabana yayılmış büyüme dinamikleri hala güçlü.

. Artan korumacılık tehdit olmayı sürdürüyor.

. Faizlerin ne zaman artırılabileceği toplantıda tartışılmadı.

YORUM: Evet AMB’den Eylül ayında faiz artışı beklentisi yoktu, varlık alımının sadece ne zaman sonlandırılacağı tahmin edilmeye çalışılıyordu ve öyle de oldu. Başkan Draghi sıkılaştırmaya dair ekstra bir şey söylemedi. Gelişen piyasalar için finansman maliyeti sıkıntısının şimdilik ötelendiğini düşünüyoruz. Paritedeki düşüşe bağlı olarak Amerikan dolarının değer kazandığını görüyoruz ki bu da Eylül’de 1,05 beklentimizi güçlendiren bir diğer gelişme.

Hem ABD’de hem Türkiye’de dolar enflasyonla yükselecek

ABD’de tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Mayıs ayında bir önceki aya göre %0,2, bir önceki yılın aynı ayına göre %2,8 artış kaydetti. Son dört aydır yıllık enflasyondaki artış sürüyor.

Gıda ve enerji fiyatlarını kapsamayan çekirdek TÜFE ise bir önceki yılın aynı ayına göre %2,2 arttı.

ABD merkez Bankası Fed ise para politikasında %2 olarak hedeflediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları endeksini (PCE) dikkate alıyor. Nisan ayı itibariyle söz konusu endeks bir önceki yılın aynı ayına göre %1,8 artış kaydetmişti. Çekirdek PCE’nin %2 seviyesini yılın üçüncü çeyreğinde aşacağı beklentilerinin ağırlık kazanması ile birlikte Fed’in yarın ve sene sonuna kadar iki kez daha çeyrek puanlık artırımlar yapacağı öngörülüyor.

ABD ekonomisinin güçlü seyrini koruması, enflasyonda yukarı yönlü eğilim dolayısıyla da Fed’in faiz artırımlarını hızlandıracağı beklentisiyle Nisan ayından bu yana ABD dolar endeksi 88 seviyelerinden 93 seviyelerine kadar yükseldi.

Zayıflama sinyalleri veren Euro Bölgesi dikkate alındığında 1,17 seviyesinin yukarısında işlem gören Euro-Dolar paritesinin düşüş trendine tekrar dönmesini beklesek de perşembe günü para politikasını görüşmek üzere toplanacak olan Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) varlık alım programını sonlandıracağı haberiyle ABD doları euro’ya karşı fazla direnç gösteremiyor.

Ancak makro-verilerin ABD’de büyümeyi, Euro Bölgesi’nde ise yavaşlamayı teyit etmesi halinde paritenin ABD doları lehine kuvvetlenmesini bekliyor, son çeyrek için 1,05 beklentimizi koruyoruz.

ABD’nin korumacılık rüzgarı Avrupa’yı sallıyor

Almanya’da Mayıs ayında -8,2 olarak ölçülen ZEW ekonomik algı endeksi Haziran ayında -16,1 seviyesine gerileyerek Eylül 2012’den bu yana kaydedilen en düşük değeri gördü. Son üç aydır negatif bölgede olan Almanya’da ekonomik algı bozulmaya devam ediyor.

Euro Bölgesi genelinde ise ZEW endeksi Haziran ayında aylık 15 puan kayıpla son 1 yılda ilk kez negatif bölgeye geçerek -12,6 seviyesine geriledi.

ABD Başkanı Trump’ın “Önce Amerika” sloganıyla devreye aldığı korumacılık politikasının yarattığı belirsizlik, daralma sinyali veren küresel ekonomi ve İtalya’da yükselen politik riskin etkisiyle Euro Bölgesi’nde  yatırım ortamı zayıflıyor.

Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Euro Bölgesi’nden gelen yavaşlama sinyallerinin Türkiye’ye yansımasını birince çeyrek GSYH verilerinde gördük; ihracattan büyümeye katkı olmadı. Euro Bölgesi’nde yatırım ortamı iyileşene kadar Türkiye’nin ihracat performansının iyileşme şansı yok. Büyüme sürdürülebilir değil, kurdaki yükseliş cari açığı kapatmıyor. Kurdaki yükselişin de cari açığın da ilacı ekonominin yavaşlaması.

Euro-Dolar paritesi Avrupa’daki yavaşlama dolayısıyla dolar lehine gelişecek.

Euro-Dolar’ın seyri aşağı ama sertliği AB’nin cevabına bağlı

ABD yönetiminin AB, Kanada ve Meksika’nın çelik ve alüminyum ithal ürünlerine %25 ve %10 ek gümrük vergisi uygulamasına 1 Haziran itibariyle başlaması sonrasında Euro-Dolar paritesinin seyri ne olacak?

İtalya’da hükümet kurma ve başbakan seçiminde uzlaşıya varılamaması ile erken seçim kararının 1,15’e taşıdığı Euro-Dolar paritesi Salvini’nin başbakan olma ihtimali ile tekrar 1,16-1,17 aralığına yükseldi.

Kalıcı mı? Kuşkuluyuz. Çünkü,

Brexit ile başlayan süreç önemli. Uzun dönemde Euro karşıtı söylemler Euro’yu baskı altında tutmaya devam edecek.

Orta-kısa vadede ticaret savaşının etkileri Euro üzerinde baskı oluşturacak. ABD Başkanı Trump’ın gümrük vergilerini artıracağız söylemi bile AB’de beklentilerde zayıflığa sebep olmuştu. Uygulamaya başlanması ile ekonomik cephede AB ekonomisinin sınırlı etkileneceği hesaplanıyor (GSYH’de %0,1’lik azalış). Ancak asıl kritik konu AB-ABD arasındaki diplomatik ilişkilerin nasıl şekilleneceği olacak. AB’nin kazan-kazan politikasından vazgeçip daha sert uygulamaları devreye sokarsa diplomatik kaos parite üzerinde sert dalgalanmalara sebep olabilir.

ABD’de enflasyonun güçlenmesi ve büyüme tarafında AB’ye kıyasla daha güçlü bir performans ortaya konması ile ABD dolarına talep sürüyor. AB ise siyasi belirsizlik ve ekonomik birlik cephelerinde savaşını sürdürüyor.

Kısacası Euro üzerindeki baskıların korunacağı ve Euro-Dolar’da dolar lehine olan sürecin devam edeceğini düşünüyoruz.

Sene sonuna doğru paritede 1,05 seviyelerini görme ihtimalimiz hala yüksek.

Euro-Dolar’ın Euro lehine kuvvetlenmesi zor

Erken seçim kararı alan İtalya kaynaklı esen olumsuz havayla birlikte Euro, ABD dolarına karşı değer kaybını sürdürüyor. Avrupa’nın 3. büyük ekonomisinde son makro-ekonomik verilerde bir bozulma yok ancak bugün açıklanan iş güveni endeksinde geleceğe dair beklentilerde bozulma olmasını normal karşılıyoruz. Ancak ay başından bu yana 2 kata yakın yükselen İtalya tahvil faizleri borçlanma maliyetlerini artıracağı gibi piyasada azalan likidite fiyatlamaları anormalleştiriyor. Dolayısıyla seçimlere kadar siyasi söylem ve çekişmeler faiz tarafında olumsuz havanın sürmesine sebep olacaktır. 14 Haziran’da toplanacak olan Avrupa Merkez Bankası’nın düşük ivmeli büyüme performansı ve artan siyasi riski öne sürerek düşük faiz politikasında bir değişikliğe gitmeyecektir.

ABD tarafında ise enflasyonist eğilimin ve büyüme performansının daha güçlü olduğunu görüyoruz. Kuzey Kore ile görüşmelerin başlaması küresel siyasi riskin azalması açısından önemli bir gelişme. 13 Haziran’da faiz kararını açıklayacak olan Fed’in çeyrek baz puanlık faiz artışı yapılmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak faiz artırımlarının hızı konusunda aceleci davranmayacaklarını düşünüyoruz.

Kısacası siyasi sorunlar ve büyümede ivme kaybı yaşayan Avrupa’ya karşılık büyüme performansını koruyan ABD’yi dikkate aldığımızda ABD dolarının Euro’ya karşı güçlenmeye devam edeceğini düşünüyoruz.

Euro-Dolar paritesinin bugün gördüğü en düşük seviye olan 1,1511 seviyesi en son Haziran 2017’de görülmüştü.

Paritenin 1,15 seviyesini aşağı kırması halinde sene sonunda 1,05 seviyelerini göreceğimizi tahmin ediyoruz.

Buradaki kritik konu Avrupa’nın büyüme tarafında ne zaman ivme yakalayacağı. İvmelenme ne kadar gecikirse AB içinde AB’ye karşı muhalefet de artacaktır. ABD’nin korumacılık politikaları da ateşi körüklediğine göre Avrupa tarafında 2018 yılı sonuna kadar suların durulması olası gözükmüyor. 2019 yılında siyasi risk ve ticari dengelenme sürecindeki değişimler Euro-Dolar’ın 1 seviyesinin altına gelmesinde veya 1’in üzerinde kalmasında etkili olacak.

Dollar is big

Amerikan doları tüm para birimlerine karşı değer kazanıyor…

Nedenlerini sıralayalım:

. ABD’nin ticaret ve siyaset dengesi aleyhine olan her ülkeyle hesaplaşmaya girmesi

(Ticaret savaşını önlemek için önce Çin ile başladı. Çin’in Amerikan tahvillerini aldığını gördük. Böylece ABD, faizleri yükseltmeden ve doların değerlenmesi nedeniyle oluşabilecek negatif ticaret dengesini aleyhine çevirmeden doları güçlendirecek bir adım atılmış oldu.)

. ABD faizleri artırmadan Libor faizlerinin yukarı çekilmesiyle Avrupa bankalarının borçlanma maliyetlerinin artması.

Çin’in ardından sıra Rusya ve İran’a gelecek.

Avrupa tarafına baktığımızda…

Avrupa bankaları açısından Türkiye tarafından tetiklenen bir gelişen piyasa finansal krizi çok ciddi sonuçlar doğurabilir.

Euro-Dolar’daki seyir…

Avrupa bankaları ciddi batık kredilerle karşı karşıya kalabilir ve bu da zaten 1,17 seviyesinin altına hareketlenen Euro-Dolar paritesinin hızla daha aşağı gitmesi sonucunu doğurabilir.

Unutmayalım Amerikan Başkanı Trump’ın göreve geldiği dönemde Euro-Dolar paritesi 1,05 seviyesindeydi, ardından 1,25 seviyesine kadar yükseldi. Beklenti daha geçtiğimiz Nisan ayındaki IMF ve Dünya bankası toplantılarında 1,30 seviyesine çıkması şeklindeydi.

Ancak Trump’ın atmış olduğu adımlar ve Amerika’nın ticaret dengesini lehine çevirmekteki kararlılığı pariteyi tekrar 1,05 seviyesine çevirebilir. Bu da Türkiye gibi gelişen piyasalar açısından zaten zor olan durumu daha da kötüleştirir.

Anlatmaya çalıştığımız, ABD’nin yanında ve karşısında olanlar şeklinde, ülke ekonomileri açısından özellikle de gelişen piyasalar noktasında fasit bir daire içerisine girdiğimiz.

Sözün özü…

Tüm dünyada dolar güçlenecek, güçlendikçe gelişen piyasalardan para çıkışı artacak, ABD’nin yanında olanlar daha az karşısında olanlar ise daha çok etkilenecek.

Halkbank cezasına gelince…

Bu konuyla ilgili spekülasyonlar bile kur üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Dolayısıyla dünkü yorumumuzu tekrar edelim; alınan önlemler ve faiz artırımı sebebiyle Dolar-TL kurunun daha önce gördüğü rekor seviyeleri görmeyeceğini düşünüyoruz ama bundan sonra siyasilerin açıklamaları kurun gidişatı açısından belirleyici olacak. Ve tabii Halkbank konusunda gelecek cezanın büyüklüğü de önemli.

Merkez Bankası’ndan son hamle…

Merkez Bankası’nın faiz artırımının ardından yeni önlemlerle dövize müdahale ettiğini gördük. Burada sevinilmesi gereken geç de olsa Merkez Bankasının aksiyon almış olması. Yoksa Merkez Bankası’nın reeskont kurunu sabitlemesi kuru 4,70 seviyesinin altına getirse de burada tutmaya yetmez.

Merkez Bankası’nın bağımsızlığı…

Önemli olan Merkez Bankası bağımsızlığı ve seçim sonrasında nasıl bir para politikası izleneceği.

Ak Parti’nin seçim beyannamesine baktığımızda Merkez Bankası bağımsızlığının yer almadığını görüyoruz. Dolayısıyla esas önemli olan bu konudaki belirsizliğin devam ediyor olması.

Son olarak da Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya ve Sayın Mehmet Şimşek’in Londra gezisi…

Şimşek’in söylediği gibi geç de olsa Merkez Bankası güçlü bir adım attı ve şimdi yatırımcılara güven mesajı verilmeye çalışılacak ama tabi Londra’da bankacılık tatili varken orada kime ne anlatacak ve ne kadar inandırıcı olacak hep birlikte göreceğiz.

Fed, hızlı faiz artırımlarına temkinli yaklaşıyor

Fed, 1-2 Mayıs tarihlerinde yaptığı para politikası toplantı tutanaklarını yayınladı. 12-13 Haziran’da toplanacak olan Fed’in faiz artıracağı ihtimali kuvvetlendi.

%1,9 seviyesindeki çekirdek tüketici enflasyonu Fed’in %2 hedefine çok yaklaşmışken işsizlik oranı %3,9 seviyesine geriledi. Enflasyonun önümüzdeki süreçte artışının ne hızda olacağı ve  istihdamdaki artışın enflasyon ve büyüme üzerinde nasıl bir etkiye sahip olacağı şu an tartışılan konular arasında.

Dolayısıyla Fed’in faizleri hızlı artırması konusunda aceleci davranmayacağını anlıyoruz.

Trump yönetiminin yılbaşında vergi indirimleri ve teşvikleri devreye sokmasının meyveleri toplanıyor; imalat ve hizmet sektörünü kapsayan ve ekonomik aktiviteyi ölçen PMI endeksi Mayıs ayında da artışını sürdürdü.

Tartışmaların Fed’in ekonominin aşırı ısınmasını engelleyecek ve fiyat istikrarının korunacağı bir para politikasına yoğunlaştığını görüyoruz.

Öte yandan, beklentileri karşılamayan başta Almanya olmak üzere Euro Bölgesi ekonomisi ABD’deki korumacılık politikasından olumsuz etkileniyor. Euro-Dolar paritesi de bu olumsuzluğu kanıtlar şekilde Nisan ortasından bu yana düşüşünü koruyor. Paritenin 1,17 sınırını aşağı yönlü kırması ve 1,10 seviyelerine doğru gerilemesi bekleniyor.

ABD dolarındaki değerlenme sürecek

Euro Bölgesi’nde ekonomik aktivite zayıflamaya devam ediyor. İmalat ve hizmet sektörlerini kapsayan PMI endeksi Şubat ayında başladığı düşüşünü Mayıs ayında da sürdürdü, Alman ekonomisindeki zayıflık dikkat çekici. Euro-Dolar paritesi 1,17’nin hemen üzerinde beklemede.

Brexit kaynaklı olarak İngiltere ekonomisinde yaşanan zayıflama ve henüz başbakan seçilmemiş olan İtalya’da tahvil faizlerinde yükselişin devam etmesi Euro-Dolar paritesinde aşağı seyri ateşliyor.

Bununla beraber 5 seviyesine yaklaşan Dolar-TL’deki seyir tüm gelişen piyasalara bir satış baskısı yaratabilir.

Avrupa bankaları nezdindeki Türkiye ve diğer gelişen piyasaların yükümlülükleri düşünüldüğünde bulaşıcılık etkisi ile bir gelişen piyasa ve euro krizi tetiklenebilir.

Diğer taraftan Fed’in faiz artışı sürecine paralel olarak ABD dolarındaki değerlenme ons başına altın fiyatını 1300 dolar seviyesinin altında seyretmesine sebep oluyor.

Genel itibariyle vurucu nokta ABD dolarının tüm para birimlerine karşı değer kazanması ki bu süreç güçlenerek devam edecek.