Etiket: fed

Büyüme eğilimi belini kırdı

İlk iki çeyrek üretim, tüketim, yatırım ve dış talep göstergeleri ile kamu harcamalarını karşılaştırdığımızda 2. çeyrekte üretimde (sanayi üretimi, otomobil üretimi, , tüketimde (vergi gelirlerinde, perakende satışlarda, otomobil satışlarında, tüketici kredilerinde), yatırım harcamalarında, ihracat ve ithalat miktar endekslerinde, ülkeye gelen turist sayısında azalış; toplam kredilerde, kamu harcamalarında, konut satışlarında artış olduğunu görüyoruz. İlk çeyrekte GSYH büyümesi yıllık %7,36 olarak gerçekleşmişti.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi 2018 yılı 2. çeyrek GSYH büyüme oranını yıllık %6,5, simditahmin.com ise %6,25 olarak tahmin ediyor. Simditahmin.com mevcut verilerle 3. çeyrek için yıllık %5,94 büyüme öngörüyor. 3. çeyrekte konutta kampanya döneminin bitmesi büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturacak.

Son Merkez Bankası Beklenti Anketi’ne göre 2018 yılı için GSYH büyümesi %4,2 seviyesinde bulunuyor.

Yeni hükümetin Temmuz ayıyla birlikte kamu tarafında harcamaları kısıtlayıcı tedbirleri sıralaması mali disiplinin süreceğine işaret ediyor. Bakan Albayrak iç talepte daralmanın ve kısıtlayıcı tedbirlerin enflasyon üzerindeki baskıyı azaltacağını öngörüyor. Bu görüşe paralel olarak Merkez Bankası da Salı günü gerçekleştirdiği para politikası toplantısında beklentilerin aksine politika faizini %17,75’te sabit tuttu. Ancak Fitch’in de belirttiği gibi Türkiye’deki şirket ve kuruluşların hassasiyet taşıdığı alanlar:

. TL’deki değer kaybı,

. Artan borçlanma maliyetleri ve

. Yavaşlayan ekonomik büyüme.

Ve Fitch, Fed’in faiz artırmasıyla birlikte Dolar-TL’nin 2018 yılı sonunda 5,5, 2019 sonunda 6,0 seviyesine yükselebileceğine yönelik uyarıyor.

Öncelikle Merkez Bankası’nın Fed’in faiz artırımlarına önden yüklemeli olarak faiz artışıyla tedbir almak yerine beklemede kalmasıyla Dolar-TL kuru 4,80 seviyesinin üzerine yükseldi. 18 Ağustos’ta açıklanacak olan Orta Vadeli Programın cari açığı düşürücü ve finansmanı konusunda tedbirler ve sürdürülebilir büyümeye yönelik somut adımlar ortaya koymadıkça TL’deki değer kaybının dolayısıyla da enflasyon üzerindeki baskının süreceğini, maliyetlerin artmasıyla birlikte şirketlerin ayakta kalmasının giderek zorlaşacağını, bu da kısa vadeli yatırımlara bağımlı olan Türkiye’nin risk profilinin daha da kötüleşeceğini ve domino etkisiyle borçlanma kabiliyetinin daha da azalacağını, büyümeyi aşağıya çekeceğini düşünüyoruz.

Uzun vadede sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek yapısal reformlar yerine kısa zamanda enflasyonu düşürücü tedbirlerin ne olacağı konusunda endişeli bir bekleyiş halindeyiz. Türkiye’nin finansman sorununu sekteye uğratacak her hamle Merkez Bankası’nı çok daha sert faiz artırımlarına yaklaştıracaktır.

ABD istihdam verisi Fed’i nasıl etkiler?

ABD’de istihdam Haziran’da arttı, işsizlik oranı yükseldi… ABD tarım dışı işsizlik oranı Haziran ayında aylık 0,2 yüzde puan artışla %4 seviyesine yükseldi. Saat başına ortalama ücret artışı yıllık bazda %2,7 ile bir önceki ay verisiyle aynı kalırken beklentilerden 0,1 yüzde puan aşağı geldi. Tarım dışı istihdam verisi de 195 bin artış beklentisine karşın 213 bin artış kaydetti.

Fed tutanakları istihdam ve ekonomik aktivitenin gücünü koruduğunu vurgulamıştı… Haziran ayı toplantısında politika faiz aralığını 25 baz puan artışla %1,75-2,0 aralığına yükselten Fed, dün açıklanan toplantı tutanaklarında istihdam piyasası ve ekonomik aktivitenin gücünü koruduğu, 2018 yılı sonuna kadar iki faiz artırımı daha yapılacağını tahmin ettikleri, uzun süreli yüksek büyümenin enflasyonda yukarı yönlü baskı oluşturduğu, bu sebeple faiz artırımlarına devam edilmesi gerektiği, gümrük tarifeleri ve ticari kısıtlamaların ise gelecekteki yatırım aktivitesi kapsamında ABD içi ve dışında olumsuz etkisi olabileceğine yönelik endişeler not edilmişti.

İstihdam verisi ABD dolarına satış getirdi… İstihdam verisinin açıklanmasının ardından ABD doları endeksi Haziran ortası seviyesi olan 93,66 seviyesine kadar geriledi.

ABD Başkanı Trump’ın AB’nin ABD otomobillerine gümrük vergisini kaldırması halinde kendilerinin de AB otomobillerine tarifeleri askıya alacağını açıklaması ve son gelen güçlü Almanya sanayi üretimi verileri ile güçlenmesinin ardından beklentilerin gerisinde kalan ABD işsizlik verisi ile Euro-Dolar paritesi 1,1763 seviyesine kadar yükseldi.

Dolar-TL kuru ise ABD dolar endeksindeki gerilemeyle birlikte 4,5759 seviyesine kadar geriledi.

İstihdam verisi Fed’i nasıl etkiler?

Fed, 1 Ağustos’ta para politikası kararını açıklayacak. Fed’in %2 olarak hedeflediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları PCE endeksi Mayıs ayında yıllık %2,3 seviyesine yükselmişti. Her ne kadar işsizlik oranı %4’e yükselmiş olsa da Fed hedefine denk seviyede bulunuyor.

Fed’in 1 Ağustos toplantısında beklemede kalıp enflasyon, istihdam ve büyüme dinamiklerini gözlemek suretiyle Eylül ve Aralık ayları toplantılarında 25’er baz puanlık faiz artırımına gitmesini bekliyoruz.

Fed korkutmadı

Fed beklendiği gibi faiz aralığını 25 puan artırımla %1,75-2,00 seviyesine yükseltti.

Fed yetkilileri büyüme konusunda olumlu bir tablo çizdi:

. Büyüme oranı sert şekilde arttı,

. İşsizlik oranı düştü,

. Hanehalkı harcamaları hızlandı.

Enflasyonda yukarı yöne vurgu yapan Fed 2018’in geri kalanında iki ayrı faiz artırım olasılığına yer verdi. Böylece 2018 için öngörülen 3 faiz artırımı beklentilerini 4’e çıkarmış oldular.

Fed 2018 yılı sonunda çekirdek enflasyonun %2 seviyesine yükselmesini, işsizlik oranının %3,6’ya gerilemesini ve 2018 geneli için %2,8’lik büyüme tahmin ediyor.

2020 için fonlama faiz oranının %3,4 tepe noktasına ulaşacağını bekleyen Fed GSYH büyümesini 2019’da %2,4, 2020’de %2 ve uzun dönemde %1,8’e gerilemesini bekliyor.

2019 ve 2020 yılları için enflasyon bekletileri ise %2,1.

Dolayısıyla bilançosunu küçültmeye başlayan Fed faiz artırım sürecine girerken faiz artırımlarında hızlanma işareti almadık.

Avrupa Merkez Bankası yarın para politikası kararını açıklayacak. Faizde değişiklik beklemiyoruz ancak varlık alım programının sonlandırılmasına yönelik açıklamaları takip edeceğiz.

Fed şaşırtmadı. Para politikasında şeffaflığın tahmin etme kabiliyetini artırması sürpriz dalgalanmalarının önünü kesiyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da benzer öngörüleri paylaşmasını temenni ediyoruz. Küresel likiditede daralma ve yüksek faiz oranları ortamında Türkiye’de hakim olan siyasi belirsizlik TL üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek.

 

TL’nin değer kaybı kalıcı mı?

“Erdoğan’ın başkan olması ve AK Parti’nin seçimlerde çoğunluğu kazanması durumunda bile siyasi belirsizlik yok olmayacak.” sonucu yer almış Bloomberg’in Foresight Danışmanlık’a yaptırdığı ankette.

Siyasi belirsizlik ve ekonomik durumun giderek kötüleşmesinin Fed’in likiditeyi kısarak faiz artırım sürecine girmesi ve likidite kısma döngüsüne Avrupa Merkez Bankası’nın da katılacağı beklentisi yüksek dış ve iç borç yükü taşıyan Türkiye’ye sermaye akımını durduran gelişmeler.

Hiç para girişi olmayacak diye düşünmeyin, yüksek faiz ortamında yüksek reel getiri sunan Türk tahvillerine talep sürecek. Bu geçici de olmayacak zira yüksek enflasyon-yüksek faiz döngüsü sürdükçe yabancı yatırımcı daha yüksek faiz isteyecek. Neden?

Çünkü;

. Hazine’nin ihrac ettiği borçlanma senedi (DİBS) miktarı son 1 yılda %18 artış kaydetti.

. Dış borç stoku %11 arttı.

. Küresel likidite azalırken 225 milyar dolar büyüklüğünde dış borç yükü taşıyan ve borç yenileme ve borç bulma konusunda yüksek faize boyun eğmek zorunda kalacak olan özel sektörün karlılığı azalacak, ekonomik büyüme yavaşlayacak ve cari açığın finansmanında sıcak paraya bağımlılık giderek artacak.

Hem ABD’de hem Türkiye’de dolar enflasyonla yükselecek

ABD’de tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Mayıs ayında bir önceki aya göre %0,2, bir önceki yılın aynı ayına göre %2,8 artış kaydetti. Son dört aydır yıllık enflasyondaki artış sürüyor.

Gıda ve enerji fiyatlarını kapsamayan çekirdek TÜFE ise bir önceki yılın aynı ayına göre %2,2 arttı.

ABD merkez Bankası Fed ise para politikasında %2 olarak hedeflediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları endeksini (PCE) dikkate alıyor. Nisan ayı itibariyle söz konusu endeks bir önceki yılın aynı ayına göre %1,8 artış kaydetmişti. Çekirdek PCE’nin %2 seviyesini yılın üçüncü çeyreğinde aşacağı beklentilerinin ağırlık kazanması ile birlikte Fed’in yarın ve sene sonuna kadar iki kez daha çeyrek puanlık artırımlar yapacağı öngörülüyor.

ABD ekonomisinin güçlü seyrini koruması, enflasyonda yukarı yönlü eğilim dolayısıyla da Fed’in faiz artırımlarını hızlandıracağı beklentisiyle Nisan ayından bu yana ABD dolar endeksi 88 seviyelerinden 93 seviyelerine kadar yükseldi.

Zayıflama sinyalleri veren Euro Bölgesi dikkate alındığında 1,17 seviyesinin yukarısında işlem gören Euro-Dolar paritesinin düşüş trendine tekrar dönmesini beklesek de perşembe günü para politikasını görüşmek üzere toplanacak olan Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) varlık alım programını sonlandıracağı haberiyle ABD doları euro’ya karşı fazla direnç gösteremiyor.

Ancak makro-verilerin ABD’de büyümeyi, Euro Bölgesi’nde ise yavaşlamayı teyit etmesi halinde paritenin ABD doları lehine kuvvetlenmesini bekliyor, son çeyrek için 1,05 beklentimizi koruyoruz.

TL’nin düşmanı Fed

Son açıklanan ABD verilerine bakalım:

ABD’de fabrika siparişleri Nisan 2018’de bir önceki aya göre beklentilerden fazla %0,8 geriledi. Mart ayı verisi 0,1 yüzde puan artışla %1,7 olarak revize edilirken Nisan ayında bir önceki aya göre %0,5’lik düşüş bekleniyordu.

ISM imalat dışı PMI endeksi ise Mayıs ayında aylık 1,8 puan artışla 58,6 seviyesine yükseldi. İş aktivitesi, yeni siparişler ve istihdamda artış kaydedildi. Şirketler gümrük vergisi artışları ve ticaret anlaşmalarına ve satılan malın maliyetine belirsizliklere rağmen iş koşulları ve genel ekonomi konusunda iyimser olmayı sürdürüyorlar.

IHS Markit tarafından açıklanan hizmet sektörü PMI endeksi ise Mayıs ayında aylık 2,8 puan artışla 56,8 seviyesine yükseldi. Artışta elverişli ekonomik şartlar ve artan müşteri talebi etkili oldu. İstihdamda artış kaydedildi. Girdi maliyetleri gümrük vergileri; artan faiz oranları, enerji ve benzin fiyatları sebebiyle 2013 yılı Ekim ayından bu yana en hızlı artışını kaydetti. Çıktı fiyatları son üç ayın en yükseğini gördü. İş güveni yüksek seviyelerini korudu.

Kişisel harcamalar ise Nisan ayında bir önceki aya göre %0,6’lık artışla son beş ayın en hızlı yükselişini yaşadı. Artışta dayanıksız tüketim malları tüketimindeki artış etkili oldu.

Gıda ve enerji hariç kişisel tüketim harcamaları çekirdek fiyat endeksi ise Nisan ayında bir önceki aya göre %0,2, bir önceki yılın aynı ayına göre %1,8 artış kaydetti. Fed para politikası kararında %2 seviyesini hedefliyor.

YORUM: Son veriler 2. çeyrekte ABD’de iş koşullarının iyileşmeyi sürdürerek güçlü istihdam piyasasının ve enflasyonda artış eğiliminin korunduğuna işaret etti. Fed 12-13 Haziran’da para politikası toplantısını gerçekleştirecek. Çeyrek baz puanlık faiz artışına kesin gözüyle bakılıyor. Fed yetkilileri ekonomi koşullarında iyileşmeye rağmen kademeli faiz artışı mı yoksa faiz artışında hızlanmaya mı gidilmeli konusunda tartışmalarını sürdürüyor. Bu toplantı hangi noktada fikir birliği sağlanacağı konusunda önemli olacak. Türkiye’nin yurtdışından borçlanma maliyetlerini dikkate aldığımızda faiz artırımlarında hızlanmanın borçlanma ve borç çevirmede daha aza baskıya sebep olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla gelecek haftaki toplantı TL’deki seyir açısından önemli.

ABD’de imalat tarafında hızlanma sürüyor

Fed’in ekonomik görünümü değerlendirdiği Mayıs ayı Bej Kitap raporunda “ılımlı” bir tablo ortaya kondu: ücretler ile mal ve hizmetlerin fiyatları ılımlı artış kaydetti.

İmalat tarafında ise Mayıs ayı Dallas Fed imalat sanayi endeksi bir önceki aya göre 5 puan artışla 26,8 seviyesine yükseldi. Üretim, kapasite kullanımı, sevkiyat, sipariş, istihdam ve çalışma saatleri alt endekslerinde hızlanma var.

ABD ekonomisi 1. çeyrek GSYH büyüme ikinci tahminine göre yıllık %2,2 artış kaydetti. İlk tahmin %2,3 seviyesindeydi. 4Ç2017’de %2,9’luk, 2017 genelinde ise ortalama %2,6’lık büyüme kaydedilmişti.

1. çeyrekte büyüme hızında hafif gerileme yaşansa da kademeli fiyat artışlarıyla birlikte Fed %2 enflasyon hedefine yaklaştı. Fed yetkililerine göre enflasyondaki artış sürecek. Dolayısıyla 12-13 Haziran’da toplanacak olan Fed’in faiz artırımına gitmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Yüksek dış borç stoğu olan Türkiye ekonomisi için anlamı, ABD doları cinsinden finansman maliyetleri artış eğilimini sürdürecek. Merkez Bankası son acil toplantısında para politikasında sadeleşme ve 300 baz puanlık faiz artırımı gerçekleştirerek geç de olsa yüksek faiz ortamına yönelik bir koruma kalkanı oluşturmuş oldu. Gerekli görmesi halinde faiz artırımlarına devam edecek. Artan faiz enflasyonda düşüşü, büyüme tarafında ise ivme kaybı getirecek.

Euro-Dolar’ın Euro lehine kuvvetlenmesi zor

Erken seçim kararı alan İtalya kaynaklı esen olumsuz havayla birlikte Euro, ABD dolarına karşı değer kaybını sürdürüyor. Avrupa’nın 3. büyük ekonomisinde son makro-ekonomik verilerde bir bozulma yok ancak bugün açıklanan iş güveni endeksinde geleceğe dair beklentilerde bozulma olmasını normal karşılıyoruz. Ancak ay başından bu yana 2 kata yakın yükselen İtalya tahvil faizleri borçlanma maliyetlerini artıracağı gibi piyasada azalan likidite fiyatlamaları anormalleştiriyor. Dolayısıyla seçimlere kadar siyasi söylem ve çekişmeler faiz tarafında olumsuz havanın sürmesine sebep olacaktır. 14 Haziran’da toplanacak olan Avrupa Merkez Bankası’nın düşük ivmeli büyüme performansı ve artan siyasi riski öne sürerek düşük faiz politikasında bir değişikliğe gitmeyecektir.

ABD tarafında ise enflasyonist eğilimin ve büyüme performansının daha güçlü olduğunu görüyoruz. Kuzey Kore ile görüşmelerin başlaması küresel siyasi riskin azalması açısından önemli bir gelişme. 13 Haziran’da faiz kararını açıklayacak olan Fed’in çeyrek baz puanlık faiz artışı yapılmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak faiz artırımlarının hızı konusunda aceleci davranmayacaklarını düşünüyoruz.

Kısacası siyasi sorunlar ve büyümede ivme kaybı yaşayan Avrupa’ya karşılık büyüme performansını koruyan ABD’yi dikkate aldığımızda ABD dolarının Euro’ya karşı güçlenmeye devam edeceğini düşünüyoruz.

Euro-Dolar paritesinin bugün gördüğü en düşük seviye olan 1,1511 seviyesi en son Haziran 2017’de görülmüştü.

Paritenin 1,15 seviyesini aşağı kırması halinde sene sonunda 1,05 seviyelerini göreceğimizi tahmin ediyoruz.

Buradaki kritik konu Avrupa’nın büyüme tarafında ne zaman ivme yakalayacağı. İvmelenme ne kadar gecikirse AB içinde AB’ye karşı muhalefet de artacaktır. ABD’nin korumacılık politikaları da ateşi körüklediğine göre Avrupa tarafında 2018 yılı sonuna kadar suların durulması olası gözükmüyor. 2019 yılında siyasi risk ve ticari dengelenme sürecindeki değişimler Euro-Dolar’ın 1 seviyesinin altına gelmesinde veya 1’in üzerinde kalmasında etkili olacak.

ABD’de konut fiyatları Mart ayında beklentilerin yukarısında arttı

ABD’de S&P Case-Shiller konut fiyat endeksi Mart 2018’de yıllık %6,8’lik artış ile Şubat ayında göre değişiklik göstermedi. ABD’de konut fiyatlarında yıllık %6,5’lik artış bekleniyordu. En son Haziran 2014’te yıllık %8,1’lik artış yaşanmıştı.

Fed’in para politikasında baz aldığı PCE tüketici harcamaları endeksi Şubat ayında yıllık %1,6’dan Mart ayında yıllık %1,9 seviyesine yükselmişti. Fed %2 enflasyon verisini hedefliyor. Nisan ayı anketleri ABD’de enflasyon beklentilerinde yükselişe işaret etmişti.

1-2 Mayıs tarihli para politikası tutanaklarına göre Fed üyeleri enflasyon hedeflerine ulaşıldığına inanıyor. Son açıklanan konut fiyat endeksindeki artış da Fed üyelerinin enflasyon öngörülerini destekler nitelikte.

Dolayısıyla Fed üyeleri arasında yeni tartışma konusu “Enflasyon yeterince yükseliyor mu?” yerine artık “Enflasyon hızını artırmayacak faiz artırım seviyesi ve sayıları ne olmalı?” konusuna yönelmiş durumda.

Fed, hızlı faiz artırımlarına temkinli yaklaşıyor

Fed, 1-2 Mayıs tarihlerinde yaptığı para politikası toplantı tutanaklarını yayınladı. 12-13 Haziran’da toplanacak olan Fed’in faiz artıracağı ihtimali kuvvetlendi.

%1,9 seviyesindeki çekirdek tüketici enflasyonu Fed’in %2 hedefine çok yaklaşmışken işsizlik oranı %3,9 seviyesine geriledi. Enflasyonun önümüzdeki süreçte artışının ne hızda olacağı ve  istihdamdaki artışın enflasyon ve büyüme üzerinde nasıl bir etkiye sahip olacağı şu an tartışılan konular arasında.

Dolayısıyla Fed’in faizleri hızlı artırması konusunda aceleci davranmayacağını anlıyoruz.

Trump yönetiminin yılbaşında vergi indirimleri ve teşvikleri devreye sokmasının meyveleri toplanıyor; imalat ve hizmet sektörünü kapsayan ve ekonomik aktiviteyi ölçen PMI endeksi Mayıs ayında da artışını sürdürdü.

Tartışmaların Fed’in ekonominin aşırı ısınmasını engelleyecek ve fiyat istikrarının korunacağı bir para politikasına yoğunlaştığını görüyoruz.

Öte yandan, beklentileri karşılamayan başta Almanya olmak üzere Euro Bölgesi ekonomisi ABD’deki korumacılık politikasından olumsuz etkileniyor. Euro-Dolar paritesi de bu olumsuzluğu kanıtlar şekilde Nisan ortasından bu yana düşüşünü koruyor. Paritenin 1,17 sınırını aşağı yönlü kırması ve 1,10 seviyelerine doğru gerilemesi bekleniyor.