Etiket: fed

Fed faiz değiştirmedi, sabırlı olmaya devam edecek

ABD Merkez Bankası Fed Mayıs ayı toplantısında politika faiz aralığını %2,25-2,50 aralığında sabit tuttu.

Fed’in para politikasında baz aldığı iki gösterge var: İşsizlik oranı ve Gıda ve enerji fiyatlarını baz almayan (çekirdek) kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonu.

Fed işsizlik oranında %4, çekirdek PCE’de %2 seviyesi hedefleniyor. Mart 2018’den bu yana %4 ve altında seyreden işsizlik oranı Mart 2019’da %3,8 değerini korudu. Dünkü para politikası toplantısı sonrasında yayınlanan basın duyurusunda da belirtildiği gibi istihdam piyasası gücünü koruyor.

Enflasyon tarafında ise çekirdek PCE Aralık 2011 sonrasından bu yana ilk kez Temmuz 2018’de yıllık %2,04 artış kaydederek Fed’in hedefine ulaşmıştı. Ancak özellikle petrol fiyatlarındaki aşağı yönlü hareketin üretim maliyetlerini aşağı çekmesiyle birlikte enflasyon dinamikleri yumuşama eğilimine girdi ve çekirdek PCE Mart 2019’da %1,55 seviyesine kadar geriledi.

Fed geçen toplantıda belirttiği faiz değiştirme konusunda sabırlı olacakları ifadesini bu toplantıda da korudu. Fed Başkanı Powell basın toplantısında ekonomideki toparlanmaya dikkat çekerek enflasyondaki yumuşaklığın geçici olduğunu belirtti ve öncekinden farklı olarak şahin bir görünüm ortaya koydu.

Piyasalarda Aralık ayında %50 ihtimalle faiz indirimi olacağı fiyatlanıyor.

Fed’in faiz değişikliğinde sabırlı olması TL açısından olumlu bir gelişme ancak gücünü koruyan ABD ekonomisi karşısında potansiyelinin altında ekonomik aktiviteye sahip Türkiye ekonomisinin yatırım çekme konusunda şansı çok düşük. Sürdürülebilir büyüme konusunda atılacak her olumlu ve kararlı adım Türkiye hikayesine dikkatleri çekebilir.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed iki günlük toplantısına bugün başlıyor

ABD Merkez Bankası Fed, bugün iki günlük para politikası toplantısına başlıyor. Faiz kararı yarın toplantı bitiminde açıklanacak. Faiz kararında sabırlı olacaklarını vurgulayan Fed faiz değiştirmeyecek. Çünkü Fed’in temel aldığı enflasyon üzerindeki baskılar azalırken, istihdam piyasasında ise ücret artışlarında soluklanma var:

. Fed’in faiz politikasında baz aldığı çekirdek kişisel tüketim harcamaları endeksi (PCE) Şubat 2019’da bir önceki yılın aynı ayına göre %1,7’lik artış kaydetmişken Mart ayında %1,6’lik artış kaydedildi. Bir önceki aya göre ise endeks yatay kaldı. Fed çekirdek PCE değerinde yıllık %2’lik artışı hedefliyor. Temmuz 2017’de %2,04 seviyesine yükselen çekirdek PCE başladığı düşüş eğilimini Ocak 2019 ile birlikte hızlandırdı.

. Fed’in faiz politikasında dikkate aldığı bir diğer gösterge de işsizlik verileri. Mart ayında işsizlik oranı %3,8 seviyesinde kalmaya devam etti. Fed işsizlik oranında %4 ve aşağısını hedefliyor. İşsizlik Oranı Mart 2018’den bu yana %4 seviyesinin altında ortalama %3,84 seviyesinde bulunuyor.

Evet, ABD’de istihdam piyasası son 1 yıldır gücünü koruyor ancak 2017 yılında hızlanmaya başlayan ortalama saatlik kazançlar aşağıdaki grafkte de görüleceği gibi 2019 yılının ilk çeyreğinde yataya yakın seyretmeye başladı. Diğer bir deyişle ücret artışlarının enflasyon üzerindeki baskısında azalma var. Devamlılığı takip edilmeli.

Nisan ayı istihdam verileri 3 Mayıs Cuma günü açıklanacak. Dolayısıyla Fed para politikası değerlendirmesinde Nisan ayı gelişmeleri dikkate alınmamış olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın başlığı: Fed toplantısı

29 Nisan 2019, Pazartesi

Nisan ayı Ekonomik Güven Endeksi açıklanacak (Mart: 81,9). Öncü veriler endekste Şubat ve Mart aylarındaki iyileşmenin Nisan ayında da sürdüğüne işaret ediyor.

30 Nisan 2019, Salı

Mart ayı dış ticaret ve turizm verileri açıklanacak. İhracat Şubat ayında %3,4 artmış, ithalat ise %16,9 azalmıştı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise Şubat ayında bir önceki aya göre ihracat %0,2 azalmış, ithalat ise %2,8 artmıştı.

Merkez Bankası 2019 yılı 2. çeyreğine ilişkin Enflasyon Raporu’nu yayınlayacak. 25 Nisan tarihli para politikası toplantısında enflasyon patikasındaki düşüşü ön plana çıkaran Merkez Bankasının TL’deki son değer kaybı ve olası risklere yönelik vurgularını takip edeceğiz.

1 Mayıs 2019, Çarşamba

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Nisan ayı ihracat verilerini açıklayacak. Mart ayı ihracatı, Özel Ticaret Sistemi kayıtlarına göre 15 milyar 488 milyon dolar olurken ihracatın ithalatı karşılama oranı %87,9 oldu. Genel Ticaret Sistemi’ne göre ise, ihracat 16 milyar 334 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye ve küresel bazda imalat sektörü PMI verileri açıklanacak. Nisan ayında Türkiye imalat sektörü PMI endeksi 47,2 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde daralmaya, üzerindeki değerler ise sektörde büyümeye işaret ediyor.

ABD merkez bankası Fed para politikası faiz kararını açıklayacak. Mevcut durumda Fed’in politika faiz aralığı %2,25-2,50 aralığında bulunuyor. Geçen hafta yayınlanan verilere göre 1. çeyrekte GSYH %3,2 ile beklentilerden yukarıda büyüme kaydetmiş olmasına rağmen enflasyon dinamikleri güçsüz seyrediyor. Fed önceki toplantısında faiz artırımında sabırlı bir tutum sergileyeceğini tekrarlamış ve akabinde ekonomik aktivitedeki zayıf işaretler sebebiyle faiz indirim söylemlerine tanık olmuştuk. Son GSYH verisi beklenenden güçlü gelse de imalat tarafında Nisan ayında yaşanan hız kaybı ve enflasyondaki zayıflık sebebiyle Fed’in Çarşamba günkü toplantısında faizde değişiklik yapmayacağını öngörüyoruz.

3 Mayıs 2019, Cuma

Nisan ayı enflasyon verileri açıklanacak. Mart ayında TÜFE aylık %1,03, yıllık %19,71 artış kaydetmişti. Yurtiçi ÜFE ise aylık %1,58, yıllık %29,64 artış kaydetmişti.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye değerlendirmesini yayınlaması bekleniyor. Türkiye’nin kredi notu “BB”, not görünümü ise “negatif” seviyesinde bulunuyor.

ABD’de Nisan ayı işgücü verileri açıklanacak. Mart ayında işsizlik oranı %3,8 ile önceki aya göre değişiklik göstermemişti. Ortalama saatlik kazançlar ise Mart ayında yıllık %3,2’lik artış kaydetmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed Mart ayı Ekonomi Raporu’nda sürpriz yok, güvercin ton desteklendi

New York Fed, Mart ayı Ekonomi Raporu’nu yayınladı. 19-20 Mart tarihli toplantısında faizleri sabit tutan ve 2020’de bir faiz artırımı beklentisini ortaya koyan Fed’in güvercin yaklaşımıyla hayli uyumlu bir rapor. Fed bir sonraki toplantısını 30 Nisan-1 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirecek. Fed’in mevcut faiz seviyesinde değişiklik yapmasını gerektirecek bir tablo şimdilik yok. Sebebi detaylarda sıralanmış:

Tüketim 2018 sonunda zayıfladı, 2019’da toparlanma sinyalleri var…

Aralık 2018’de tüketici harcamalarının reel olarak önemli ölçüde zayıfladığı; buna karşılık perakende satışların Ocak 2019’da, tüketici güveninin ise Şubat 2019’da önceki düşüşlerin ardından toparlandığı ifade edildi.

Yatırım harcamalarında ivme kaybı var…

İşletme ekipmanı harcamaları 4Ç2018’de önceki iki çeyreğe göre iyileşse de 2017 seviyelerinin gerisinde kaldı. Uçak hariç yeni sermaye malları siparişleri Ocak 2019’da arttı ancak sevkiyatların bir miktar gerisinde kaldı ki Fed bu gelişmeyi yakın vadede ivme kaybı olarak yorumluyor.

Konut piyasasında sinyaller karışık…

Konut piyasası göstergeleri Ocak 2019’da sıçrama yaptı ancak inşaat izinleri sektöre ilişkin karışık sinyaller verdi.

İstihdam piyasası zayıfladı, ücret artışları gücünü korudu…

İstihdam Şubat 2019’da zayıf kaldı. İşsizlik oranı düştü, istihdamın nüfusa oranı ve işgücüne katılım oranı değişmedi. Ücret artışları gücünü korudu.

Enflasyonda kısa vadede zayıflama işaretleri geldi…

Çekirdek enflasyon Şubat 2019’da zayıfladı fakat para politikası kurulunun uzun vadeli hedefi olan %2 ile aşağı yukarı uyumlu olduğu belirtiliyor.

Finansal piyasalar Mart ayında olumlu seyretti…

Geçen ay ABD hisse senetleri endeksleri ılımlı bir toparlanma sergiledi, volatilite düştü. 10-yıl vadeli tahvilin faizi nominal olarak kısmen geriledi. Ticaret ağırlıklı geniş kapsamlı dolar endeksi hafif yükseldi. Petrol fiyatları kısmen arttı.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed güvercine döndü

Fed 20-21 Mart tarihli para politikası toplantısında faiz değişikliğine gitmedi ve politika faiz aralığını %2,25-2,50 aralığında bıraktı.

Toplantı sonrası yayınlanan basın duyurusuna göre;

. İstihdam piyasası güçlü ancak ekonomik büyümede yavaşlama var.

. İlk çeyrek göstergeleri hanehalkı harcamaları ve şirketlerin sabit yatırımlarında yavaşlamaya işaret ediyor.

. Düşük enerji fiyatlarına bağlı olarak enflasyon yıllık bazda geriledi. Çekirdek enflasyon %2 seviyesine yakın.

. Küresel ekonomi ve finansal gelişmeler ile azalan enflasyon baskıları ışığında, Komite faiz politikası konusunda sabırlı kalacak.

. Mayıs 2019’dan geçerli olmak üzere Fed bünyesindeki Hazine tahvil stoğu azaltımını aylık 30 milyar dolardan 15 milyar dolara düşürerek Eylül 2019’da bilanço azaltımını tamamlamayı planlıyor.

Fed söz konusu verilere dayanarak;

. 2019 ve 2020 yılları için GSYH tahminlerini sırasıyla %2,3’ten %2,1’e ve %2’den %1,9 düşürdü, 2021 yılı için büyüme beklentisini %1,8 olarak bıraktı.

. Kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonu 2019, 2020 ve 2021 yılları için beklentilerini 0,1 yüzde puan düşürerek sırasıyla %1,8, %2 ve %2 seviyelerine çekti. Çekirdek PCE hedefini %2 olarak korudu.

. İşsizlik oranı beklentilerini 2019, 2020 ve 2021 yılları için sırasıyla 0,2 yüzde puan, 0,2 yüzde puan ve 0,1 yüzde puan artırarak %3,7, %3,8 ve %3,9 seviyelerine yükseltti.

. Aralık ayı toplantısında Fed 2019 yılı için iki faiz artırım öngörmüştü. Mart toplantısında faiz değişikliği öngörülmezken 2020 yılında bir faiz artırımı tahmin ediliyor.

Avrupa ve Çin ekonomileri yavaşlarken Fed’in küresel ekonomik gelişmelere yönelik temkinli tutumu ve enflasyonda yumuşama eğilimine paralel olarak “sabırlı” politikasını sürdürmesi yatırımcıların rotasını gelişen ekonomilerden gelişmekte olan ekonomilere yönlendirecektir. Türkiye bu akımdan olumlu etkilenecektir. Nitekim 5,50 seviyesine yaklaşan Dolar-TL kuru Fed kararı sonrasında 5,42 seviyelerine çekildi ancak bütçede faiz dışı harcamalarda artış ve yüksek özel sektör borcu TL ve faizi baskı altında tutuyor. ABD ve AB ile ikili ilişkilerin olumlu seyretmesi, 31 Mart yerel seçimleri sonrasında yapısal reformlarda hızlanma Türkiye’nin yeni fon dalgasından önemli oranda pay almasında etkili olacaktır. Aksi halde kısa vadeli fon akışları TL ve faizleri sert dalgalanmalara maruz bırakabilir.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed faiz kararını açıklayacak

Toplantıdan faiz değişikliği gelmeyecek. Takip edeceğimiz Fed Başkanı Powell’in toplantı sonrası yapacağı basın toplantısı.

Başkan Powell en son 11 Mart tarihinde yaptığı bir konuşmada ekonominin genel olarak gücünü koruduğu ifadesine yer verdi. 2008 finansal krizin ardından düşük ve orta gelir grubu hanehalkının diğerlerine göre çabuk ve tam olarak iyileşmediğini ifade etti.

Para politikasıyla ilgili ipucu aradığımda konuşmanın detayında bir ayrıntı yakalayamasam da ABD ekonomisi “güçlü” ifadesinin tekrarlanması faizde indirim olmayacağının kanıtı. Ancak yavaşlama sinyalleri var. 2018 yılı 4. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre GSYH yıllık %2,6 büyüme ile beklentilerden yukarı açıklandı, 3. çeyrek büyümesi %3,4 idi. Ekonomik aktivitede yavaşlama var ve 2019 yılının ilk iki ayında da bu yavaşlamanın sinyalleri geliyor: Tüketici enflasyonu gıda ve benzin fiyatlarına bağlı olarak %1,5’e geriledi. Öte yandan Şubat ayında işsizlik oranı %3,8 dip seviyesine geriledi. Yani istihdam piyasası güçlü, ama enflasyon ve üretim dinamiklerinde zayıflama var.

Bugünkü basın toplantısında faiz 2019 yılı faiz kararı öngörüsü, varlık alımlarının durum, küresel ekonomi ve 2020 yılı ekonomisine yönelik beklentiler konusunda ipuçları arayacağız.

Fed bugünkü toplantısında politika faiz aralığını %2,25-2,5 seviyesinde tutacak ancak bundan sonrasında tartışacağımız konu ABD ekonomisinin ne hızla yavaşlayacağı olacak. IMF’nin 2019 ve 2020 ABD için büyüme tahmini sırasıyla %2,5 ve %1,8 iken OECD’nin tahmini sırasıyla %2,6 ve %2,2. CNBC’nin Mart tarihli Fed Anketi‘ne göre ise piyasa profesyonelleri ABD ekonomisinin 2019 ve 2020 yıllarında sırasıyla %2,3 ve %2 büyüyeceğini, 43 katılımcının %60’ı 2019 yılında 1 faiz artırımı beklerken %33’ü 1 faiz indirimi bekliyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın başlığı: Fed faiz kararı

ABD Merkez Bankası (FED) 19-20 Mart tarihlerinde Mart ayı para politikası toplantısını gerçekleştirecek. Faiz kararını çarşamba günü açıklayacak olan Fed’den faiz değişikliği beklemiyoruz.

3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre yıllık bazda %3,4 büyüyen ABD ekonomisi 4Ç2018’de beklentilerden yukarıda %2,6 büyüme kaydetti. Böylece 2017’de %2,5 büyümenin ardından ABD ekonomisi 2018 genelinde ortalama %3,1 büyüme kaydetmiş oldu.

Ocak ve Şubat aylarına ilişkin verilere baktığımızda,

. İşsizlik oranı Şubat ayında %3,8 seviyesine geriledi (Fed’in para politikasında işsizlik oranı hedefi %4).

. Ortalama saatlik kazançlar Şubat ayında yıllık %3,4 seviyesine yükseldi.

. Fed’in baz aldığı çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat edeksi (PCE) ise Aralık 2018’de Kasım ayına göre değişiklik göstermeyerek %1,9 yükseldi (Fed’in para politikasında çekirdek PCE hedefi %2).

. Tüketici enflasyonu Şubat benzin ve tekstilde gerilemeye paralel olarak ayında yıllık %1,5 seviyesine geriledi.

. İmalat sektöründe Şubat ayında zayıflama görülse de büyümeyi sürdürdü, hizmet sektörü Ocak ayına göre güçlü bir sıçrama yaptı.

. Ocak ayında devlet harcamaları arttı.

. Perakende satışlar Ocak ayında yükseldi.

Öncü göstergeler ABD ekonomisinin 2019 yılına güçlü girdiğini gösterdi. ABD-Çin ticaret anlaşmasının netlik kazanmaması ve Fed’in küresel zayıflığı başlıca risk olarak değerlendirmesini dikkate aldığımızda bu toplantıda beklemede kalacağını düşünüyoruz.

Fed, bir sonraki faiz kararını 1 Mayıs’ta açıklayacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Bej Kitap, Fed’in 20 Mart toplantısı için faiz artırım sinyali vermedi

20 Mart’ta faiz kararını görüşmek üzere toplanacak olan ABD merkez bankası (Fed) Mart ayı ekonomik görünümü sunan Bej Kitap’ı yayınladı.

Ülke genelinde yılın iki ayında ekonomik aktivitede canlılık sürerken, istihdamda artış devam etti, fiyatlar genel seviyesi hızlı olmasa da arttı. Hükumet kapanması, küresel talepte yavaşlama, gümrük tarifeleri ve ticaret politikası belirsizliğinin ekonomik aktivite üzerinde olumsuz etkisinden bahsedildi.

Raporda yer alan detaylar şöyle:

. ABD’de 12 bölgenin 10’unda büyüme hızı hafif ılımlı iken diğer ikisinde yatay kaldı.

. Bölgelerin yarısında hükumet kapanması perakende, emlak, lokanta, imalat ve personel hizmetlerini olumsuz etkiledi.

. Küresel talepte yavaşlama, gümrük tarifelerine bağlı yüksek maliyetler ve devam eden ticaret politikası belirsizliği imalat sektörüne yönelik endişeler olarak sıralandı.

. Finans-dışı hizmetler sektörü çoğu bölgede ılımlıdan ve orta seviye hıza doğru büyüdü.

. Konut inşaatı faaliyetleri ülke genelinde sabit veya kısmen büyürken konut satışları genel olarak düştü.

. Tarım koşulları zayıf kaldı, enerji faaliyeti ülke genelinde farklılık gösterdi.

. İstihdam bölgelerin çoğunda arttı.

. Fiyatlar genel olarak ılımlıdan ve orta seviye hıza doğru arttı. Girdi maliyetleri satış fiyatlarından daha hızlı artış kaydetti.

ABD ekonomisi 3Ç2018’de çeyrek bazda yıllık %3,4 büyümesinin ardından 4Ç2018’de %2,6 büyüme ile vites küçülttü. 2018 yılında %2,9 büyüyen ABD ekonomisinin 2019 yılında %2,5, 2020 yılında ise %2’ye doğru yavaşlaması bekleniyor. OECD’nin 6 Mart tarihli Ara Dönem Ekonomik Görünüm raporunda dünya ekonomisinin 2018 yılında %3,6’lık büyümeden sonra 2019 yılında %3,3’e yavaşlayacağı tahmin ediliyor. Söz konusu yavaşlamanın tetikleyicileri ise Bej Kitap ile paralel: Küresel büyümede momentum kaybı, politika belirsizliğinde artış, devam eden ticari gerilimler ile iş ve tüketici güveninde düşüş.

Bej Kitap, Fed’in tam istihdam hedefini koruduğuna, enflasyonda ise ılımlı bir artışa işaret ediyor. Fed’in 20 Mart tarihli toplantısında faiz artırım için zemin çok güçlü değil. Başkan Trump’ın Çarşamba günü (6 Mart) Çin ile ticaret görüşmelerinin olumlu gittiğini tekrarlamasına rağmen Fed’in bu toplantısında dikkate alacağı bir gelişme olmayacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed Başkanı Powell: “Fed bilançosu kademeli olarak küçülmeye devam edecek”

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell dün ABD Kongre’sine ilk yarıyıl para politikası raporunu sundu. Powell faiz artırımları için ön koşulun Fed’in iki temel hedefi olan maksimum istihdam ve %2’lik enflasyon seviyesine ulaşmak olduğunu, bu sebeple veri bazlı para politikasını sürdüreceklerini, paralelinde 4,1 trilyon büyüklüğündeki Fed bilançosunun kademeli olarak azaltılmaya devam edeceğini söyledi. Konuşmasından satır başlarına bakarsak;

. ABD ekonomisi 2018 yılında tüketici harcamaları ve özel sektör yatırımlarındaki artışın önderliğinde %3’e çok yakın bir büyüme kaydetti (2017: %2,5). İstihdam ve ücretlerdeki artış, hanehalkı ve özel sektörün güven algısındaki iyileşme ve mali politikalar büyümeyi destekledi.

. Harcama tarafı gücünü korumakla birlikte kısmi hükumet kapanmalarına bağlı olarak son aylarda ekonomik verilerde yavaşlama var kapanmaların yarattığı olumsuz etki önümüzdeki birkaç ayda yok olacak.

. İstihdam piyasası gücünü koruyor, ücret artışları halen sürüyor. Düşük vasıflı çalışanların ücretlerinde güçlü artış var. Bununla birlikte Afrika ve Latin kökenli Amerikalıların işsizlik oranı beyaz ve Asya kökenli Amerikalıların çok üzerindeyken kentsel ve kırsal bölgeler arasındaki istihdam eşitsizliği son 10 yıldır artıyor.

. Düşük enerji fiyatlarına bağlı olarak yıllık kişisel tüketim harcamaları enflasyonunun (PCE) Aralık 2018’de %1,7 olması tahmin ediliyor. Gıda ve enerji hariç çekirdek PCE ise %2’lik hedefin hemen altında %1,9 seviyesinde.

. Ekonomik aktivite 2018 yılına göre yavaşlasa da gücünü koruyor.

. Geçen yıl sonunda finansal piyasalarda dalgalanmalar artarken finansal koşullar büyümeyi geçen yılın başlarına göre daha az destekledi. Özellikle Çin ve Avrupa ekonomilerinde yavaşlama var. Brexit ve ticaret müzakereleri yakından takip ediliyor.

. Uzun vadede karşı karşıya kalınacak zorluklar var. Üretkenlik artışı azalıyor, çalışabilecek yaştaki kadın ve erkeklerin istihdama katılımı 25 yıl öncesine göre daha düşük. Düşük gelir grubundaki aileler arasında ekonomik olarak yükselme kabiliyeti düşük olanlar mevcut. Hükumet borcu sürdürülemez noktada.

. Para politikasına yönelik veri bazlı yaklaşım devam edecek.

. Fed tarafından tutulan devlet tahvilleri ve kamusal menkul kıymetler kademeli olarak azaltılarak Fed bilançosu küçülmeye devam edecek. Fed bilançosunun büyüklüğü şu anda 4,1 trilyon dolar seviyesinde ki bu değer 2014 yılındaki zirvesinden 1,2 trilyon dolar daha az.

. Uzun vadede bilançonun büyüklüğü döviz ve banka rezervleri gibi Federal Rezerv yükümlülüklerine olan talep ile belirlenecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Büyüme ve kredibilite arasındaki yol ayrımı

Küresel yavaşlama endişeleri ile Türkiye’nin dış borç stoku azalıyor…

TCMB verilerine göre Eylül 2018 sonu itibarıyla toplam dış borç stoku 448,45 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Finans dışı sektörün dış borç yükü finans sektörünü geçti…

Mart 2015’ten Eylül 2018 sonuna kadar finans dışı sektörün dış borç stoku içindeki payı artarken finans sektörünün payı azalıyor öyle ki Eylül 2018 sonunda finans sektörünün toplam dış borcu 128,1 milyar dolar iken finans dışı sektörün dış borcu 160,3 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Aşağıdaki grafiği dikkate aldığımızda; 2008 Finansal Krizin ardından özellikle ABD, Avrupa, İngiltere ve Japonya merkez bankalarının yürüttüğü düşük faiz politikasıyla birlikte özel sektör dış borçlanmasını artırırken finans dışı sektörün toplam dış borç içindeki payı finans sektörünün üzerine çıktı.

Düşük maliyetli dış borçlanma imkânı finans dışı şirketlerin yurtdışından borçlanmasını cazip hale getirirken ekonomik büyüme 2016 yılı 3. çeyreğine kadar gücünü korumuş, 2017 yılında aktif olarak devreye giren Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) katkısıyla artan iç talep finans dışı sektörün yurt dışından borçlanmasını hızlandırmıştı. Ancak 2017 yılının son çeyreğinde KGF’nin sonlanması ve 2018 ile birlikte ABD’den esen sert korumacılık rüzgarlarının yanı sıra AB ve ABD ile olan siyasi gerginliklere ek olarak yüksek özel sektör dış borç ve yüksek cari işlemler açığına sahip Türkiye ekonomisinin kırılganlığına yönelik yorumlar Ağustos 2018’de TL’de sert değer kaybına sebep olmuş, daralan iç talebe bağlı olarak arka arkaya ekonomik yavaşlama görülmüştür. 2018 yılının son çeyreğinde ise GSYH’de sert bir daralma bekliyoruz.

Yukarıdaki grafikte görüldüğü üzere, küresel büyümeye yönelik endişelerle birlikte Türkiye’de daralan iç talebe bağlı olarak 2018 yılının 2. ve 3. çeyreklerinde finans dışı sektörün yurt dışı borç stokunda azalma var.

Dış borç yükü azalırken Türk bankacılık sektörünün takipteki alacaklar yükü artıyor…

Bankacılık sektörünün takipteki krediler hacminde Ağustos 2018’den bu yana sert bir artış yaşanıyor. Brüt takipteki alacaklar hacmi Şubat 2019 itibarıyla 100,6 milyar TL seviyesine yükselmiş durumda.

Benzer olarak bankacılık sisteminin vadesi geçmiş alacaklarının toplam kredilere oranı (takipteki alacaklar rasyosu) 18 Ocak itibarıyla %4,41 seviyesinde bulunuyor.

2008 Finansal Krizinin ardından 2009 yılında %6,20 seviyesine kadar yükselen takipteki alacaklar rasyosunun 2005’ten bu yana ortalaması ise 3,85 seviyesinde bulunuyor.

S&P kredi riskinde artışa işaret ederken Türkiye Bankalar Birliği’nden “kredinin ilk verildiği tarihe göre kredibilitesinde kısmen azalma olabileceği” değerlendirmesi geldi…

Özellikle finans dışı sektörün artan dış borç yükünü mercek altına alan kredi derecelendirme kuruluşu S&P Türk Lirası’nın önümüzdeki üç yıl boyunca istikrarlı bir şekilde değer kaybedeceğini ve takipteki alacaklar rasyosunun önümüzdeki 12 ayda ikiye katlanarak %8 düzeyine yükseleceğini tahmin ediyor. S&P, takipteki ve yeniden yapılandırılan kredilerden oluşan sorunlu kredi oranının yaklaşık %10-15 aralığında olduğunu tahmin ediyor. Bankalar Birliği ise S&P’ye yönelik olarak yazılı bir açıklama ile “…ileriye yönelik yapılan tahminler ve hesaplamalara göre ikinci grupta, yakın izlemedeki kredilerin tamamının sorunlu hale geleceğine ilişkin değerlendirme doğru değildir. Ülkemiz realitesi ile de uyuşmamaktadır” değerlendirmesine yer vermiştir.

Bankaların riskli varlıklarına karşılık ayırması gereken sermaye miktarının hesaplanmasında kullanılan sermaye yeterlilik rasyosuna ilişkin olarak Bankalar Birliği’nin Ekim 2018 tarihli “Uluslararası Karşılaştırmalar İtibariyle Bankacılık Sektörü” raporunda yer alan ve aşağıya kopyaladığımız karşılaştırmalı sermaye yeterlilik rasyosu grafiğine göre Türkiye bankacılık sektörü riskli bir resim ortaya koymuyor.

Nitekim asgari sermaye yeterlilik oranı %8 iken Türkiye bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik oranı Aralık 2018 itibarıyla %17,3 seviyesinde bulunmaktadır.

GSYH büyümesi ve takipteki alacaklar arasındaki korelasyon ters yönlü…

Bankacılık sektörü gücünü korusa da büyüme dinamikleri ile bankaların takipteki alacakları rasyosu arasında yakın bir ilişki olduğunu görüyoruz. Aşağıdaki grafikte de görüleceği gibi tarihsel veriler GSYH büyümesinde yavaşlama olduğu zaman takipteki alacakların arttığını, GSYH’de büyüme olduğu dönemlerde de takipteki alacaklar oranının düşmektedir.

2019’da Türkiye ekonomisinin daralacağı beklentisi takipteki alacaklarda artış getirecek…

Dolayısıyla 2019 yılı için %0,5 daralma öngören S&P’nin bankaların kredi profiline yönelik endişelerine katılıyoruz. Yılın ikinci yarısında enflasyon dinamiklerinde kalıcı iyileşmenin TCMB’ye faiz düşürmek için imkân sağlayacağı, paralelinde iç talebin artacağı ve büyüme dinamiklerinin yukarı döneceği ihtimalinde S&P’nin Ağustos ayındaki Türkiye değerlendirmesinde daha az endişe tonu duyma konusunda şüpheliyiz çünkü iç talepte olası bir artış ithalatta artış getireceğinden cari açık problemine yönelik söylemleri duyma ihtimalimiz artacaktır. Eklemekte fayda var, olası bir siyasi belirsizlik Türk Lirası’nda sert değer kayıpları yaşanmasına sebep olabilir ki bu da büyüme dinamiklerini aşağı çekecektir.

Fed’in faiz artırım belirsizliği dış borç maliyetlerinde artış demek…

Buna ek olarak Fed’in faiz artırım konusunda beklemede kalacağı ihtimali Fed Başkanı Powell’in dile getirdiği gibi yüksek görünmüyor. Ocak ayı Fed para politikası toplantı tutanaklarında belirtildiği gibi Fed üyelerinin faiz değişikliğine yönelik olarak görüş birliği ortaya koymamaları ekonomik verilerin güçlü gelmesi halinde faiz artırımının görünenden uzak olmayabileceğine işaret etti. Diğer bir deyişle Fed’in faiz artırımlarına devam etmesi Türk şirketlerinin borç alma ve döndürme maliyetlerini yukarı çekecek bir gelişme olacak.

Dönüp dolaşıp tekrar güven algısına geliyoruz…

TÜİK’in yayınladığı Tüketici Güven Endeksi Şubat ayında 57,9 seviyesine gerileyerek 2008 yılı sonu seviyelerine düştü. İşsizlik oranının %12,3 seviyesine yükseldiği, yüksek üretim maliyetlerinin çıktı fiyatlarında aşağı yönü sınırladığı, artan temel ihtiyaç maliyetleri sebebiyle yaşam şartlarının giderek zorlaştığı mevcut durumda sürdürülebilir büyümeyi getirecek yapısal reformların arka planda tutulması kısa ve orta vadeye dair bir umut ışığı vermiyor. 31 Mart seçimleri güven algısında kısa süreli bir iyileşme getirebilir ancak TL’deki seyir ve yapısal reformlara yönelik haberler S&P’nin endişelerinde haklı veya haksız olduğunu gösterecek.

Dr. Fulya Gürbüz