Etiket: gsyh

Coface avro bölgesinde büyümenin tahmin edilmesinde kullanılacak yeni tahmin aracı CRAFT’ı tanıttı

Coface, 21 Ekim tarihli basın bülteninde, avro bölgesindeki önemli ekonomilerde resesyon veya hafif bir küçülme halinde yavaşlamanın anahtarlarını ortaya koyduğu CRAFT tahmin aracını tanıttı. Bültende yer alan detaylar şöyle:

“2019 yılının başlarından bu yana, küresel büyümede yavaşlama işaretleri giderek artıyor. Tüm ekonomistler 2017 yılında döngünün zirvesine ulaşan yavaşlama sonrasında bu aşağı yönlü eğilim üzerinde hemfikir iken, şu anda soru işaretleri özellikle avro bölgesinde olmak üzere bu yavaşlamanın şiddeti üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bazıları 2020 yılı için bir resesyon yaşanacağını öngörürken, ekonomistlerin çoğu “sadece” hafif bir yavaşlama olacağını tahmin ediyor.

Dolayısıyla, daha net bir tablonun ortaya konulabilmesi için, mevcut göstergelerden yararlanacak güvenilir ve yenilikçi tahmin araçlarına sahip olmak önem taşımaktadır. Bu sebeple, Coface CRAFT (Coface Araştırma Faaliyeti Tahmin Aracı) adı verilen kendi tahmin aracını geliştirmiştir.

CRAFT: Önemli eğilimlerin tespiti için değerli bir araç

Faaliyet göstergesi Ana Bileşen Analizi (PCA) olarak adlandırılan istatistik yöntemine dayanmaktadır. Makine öğrenimi modellerinin kullanılması, yaklaşık yüz değişkenin analiz edilmesine olanak tanımaktadır ve sadece GSYH büyüme oranının modellenmesi için gerekli olanlar tutulmaktadır. Tutulan değişkenler, (her bir ülke için otuz ile elli arasında) PCA analizine dahil edilmekte ve beş ayrı kategori altında gruplandırılabilmektedir.
. Rakamsal veriler;
. Anket verileri;
. Parasal ve finansal değişkenler;
. Uluslararası göstergeler;
. Şirketlerin Coface tarafından sigortalanan ticaret alacaklarındaki temerrüt oranı.

İlk dört değişken türü faaliyet göstergelerinin oluşturulmasında yaygın bir şekilde kullanılırken, beşinci değişken sadece Coface tarafından kullanılmaktadır. CRAFT üç aylık dönemlere ait GSYH artış oranı ile direkt ilişkilidir ve içinde bulunulan üç aylık dönem (cari dönem tahmini) ve takip eden dönem (gelecek dönem tahmini) için doğru tahmin yapılabilmesini mümkün kılmaktadır.

Fransız ve İspanyol ekonomileri dayanıklılık sergilerken, Almanya’nın resesyona, İtalya’nın ise durgunluğa girmesi bekleniyor

Bu modelden elde edilen sonuçlara göre, Almanya üçüncü çeyrekte resesyona girecek (bir önceki çeyrekteki yüzde -0,1’in üzerine yine yüzde -0,1), sonrasında ise yılın son üç aylık döneminde durağanlaşacaktır. Özellikle sanayiye bağımlı olan ve ihracatın ağırlığı sebebiyle dış çalkantılara maruz kalan Almanya ekonomisi 2018 yılının başlarından bu yana uluslararası ekonomik ortamdaki kötüleşmeden etkilenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Birleşik Krallık Almanya’nın en büyük beş ihracat pazarı arasında yer aldığından dolayı, bu bölgelerdeki gelişmeler faaliyetteki büyüme bakımından büyük önem taşıyacaktır.

Fransız ekonomisinin de üçüncü çeyrekte yavaşlaması (yüzde 0,2), sonrasında ise bu zorlu ortama dayanıklılık göstererek yılın son çeyreğinde yüzde 0,3 büyümesi beklenmektedir. Böylelikle yılın tamamına ait GSYH artış oranı yüzde 1,3 olacaktır. 2017 yılından bu yana faaliyette yavaşlama kaydedilmesine rağmen, (2017 yılında yüzde 2,4 ve 2018 yılında yüzde 1,7), Fransa’nın büyüme performansı pozitif seviyelerde kalmıştır ve çeyrekler bazında tutarlı bir şekilde yüzde 0,2’nin altına inmemiştir. Dolayısıyla Fransa dış talebe daha az bağımlı olması sebebiyle komşularının çoğundaki inişli çıkışlı seyirden uzak kalmıştır.

CRAFT sonuçlarına göre, İtalya’nın büyüme hızı üçüncü çeyrekte hafif bir yükselişle yüzde 0,1 olarak gerçekleşecek, sonrasında yılın son çeyreğinde tekrar durağanlaşacaktır. Ancak, İtalyan ekonomisi avro bölgesindeki ekonomiler arasında 2019 yılında da üst üste ikinci yılda en kötü performansı sergilemiştir.

İspanya’da da GSYH artışının üçüncü çeyrekte hızlanması (yüzde 0,6), yılın son çeyreğinde ise biraz yavaşlaması (yüzde 0,5) beklenmektedir. Her çeyrekte yüzde 0,8 ile 0,9 arasında bir büyüme kaydedilen 2017 yılına göre faaliyet daha az dinamik olmakla birlikte, halen sağlam bir görünüm sergilemekte ve oldukça kademeli bir şekilde yavaşlamaktadır. Halen oldukça yüksek bir işsizlik oranına sahip olmasına (Haziran sonu itibariyle çalışma çağındaki nüfusun yüzde 14’ü) ve siyasi istikrarsızlığa rağmen, İspanya ekonomisi 2013 sonunda başlayan toparlanmadan bu yana kayda değer bir düzenlilik sergilemiştir.”

Coface: Polonya’da iktidar ikinci kez seçimleri kazansa da muhalefet gücünü artırdı

Coface, Polonya’da yapılan son seçimlerin sandalye sayısı ve iktidarın kontrol gücünü nasıl etkilediği, ekonomik sonuçlarının neler olabileceğini değerlendiren bir rapor yayınladı. Yorum katmadan rapordaki detayları sıralayalım.

Polonya’nın iktidarda olan sağcı Hukuk ve Adalet Partisi (PiS), kıl payı da olsa ikinci kez seçimleri kazandı; ancak güçlü konumdaki alt meclisteki (Sejm-avam kamarası) çoğunluğunu artıramaması sebebiyle Senato’daki (üst meclis) kontrolünü kaybetti. Komünizmin sona erdiği son 30 yılda yapılan milletvekili seçimlerinde seçime katılım oranı ilk kez %61,7 seviyesine yükseldi.

Oyların %43,6’sını kazanıp 235 koltuk sayısı ile 460 kişilik Sejm’in çoğunluğunu elde eden PiS yeniden hükümet kuracak. PiS, 2015 yılında yapılan seçimlerde oyların %38’ünü almış ve yine 235 sandalye sayısına sahip olmuştu. Sivil Koalisyon (KO) oyların %27,4’ünü alarak 134 sandalye sayısına ulaşırken, sol kanattan Demokratik Sol İttifakı (SLD) %12,6’lık oy oranı ile 49 sandalye, Polonya Halk Partisi (PSL) %8,6’lık oyla 30 sandalye ve yeni aşırı sağ parti olan Konfederesyon (Konfederacja) %6,8 oyla 11 sandalyeye sahip oldu.

Bununla birlikte 100 sandalyeden oluşan ve üst meclis olarak adlandırılan Senato’nun kontrolünü 51 sandalye sayısı ile muhalefet partileri sahip olurken PiS 49 sandalyeye sahip oldu. Coface bu dağılımı şöyle yorumluyor “Senato yasaları erteleyebilir ve değiştirebilir, PiS’in mutlak çoğunluğa sahip olduğu Sejm ise bu tür manevraları hükümsüz kılabilir”. Coface, Senato’nun birçok kilit makamlara aday gösterme konusunda söz hakkına sahip olmasının PiS’in hükumetin tüm kurumlarını kontrol altında tutma hamlelerini zayıflatacağını öne sürüyor.

Seçimler öncesi yapılan anketler PiS’e daha fazla desteğe işaret etmişti. Bunda çocuk yardımı programı, emeklilik yaşının düşürülmesi ve 26 yaşın altındaki vatandaşların gelir vergisini rafa kaldırmayı kapsayan çeşitli sosyal tedbirlerin daha fazla seçmeni çekmesinde etkili olduğunu belirtiyor Coface. Sosyal harcamadaki artış ekonomide canlanma ve rekor seviyesindeki tüketici güveni bağlamında yapıldı. 2018 yılında %5,1 büyüyen Polonya ekonomisinin bu yıl hanehalkı harcamalarının öncülüğünde %4,4’lük büyümeye ulaşacağı bekleniyor.

Coface son seçimlerde muhalefetin oylarının artmasının büyük bir sürpriz olmadığını şöyle açıklıyor: “Seçmenlerin bir kısmı, milliyetçi ve gelenekselci söylemlere ve Polonya toplumundaki bölünmeleri daha da şiddetlendiren otoriter bir siyasi tarza karşı muhalif olduklarını dile getirdi”. Coface, Polonya’nın ilk PiS döneminde, Polonya’daki hukukun üstünlüğünü ihlal etme endişesiyle AB’nin temelini oluşturan liberal demokratik değerlerin aktif bir rakibi olarak ortaya çıktığını belirtiyor ve Aralık 2017’de Avrupa Birliği anlaşmasının 7. Maddesi’nin Polonya’ya karşı devreye alındığını, söz konusu mekanizmanın Avrupa Birliğinin temel prensip ve değerlerinin üye ülkelerden biri tarafından ihlal edilmesi durumunda devreye girdiğini ekliyor.

Riskler

PiS’in yeniden Sejm’de mutlak çoğunluğu elde etmesi iktidardaki partiye yasaları istediği formda sunulması imkanını veriyor. Ancak önceki dönemle kıyaslandığında, muhalefetin kontrolündeki üst meclis ile artık çok daha zor olacak. Bu özellikle gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde PiS’in cumhurbaşkanlığını kaybetmesi halinde geçerli olacak. 2020 yılında 5 yıllık süresi dolacak olan Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, PiS kökenli ve PiS tarafından parlamentoya sunulan yasa tasarılarının çoğunu destekledi. Coface, Polonya’daki muhalefetin yeni hedefi cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmak olsa da Duda’nın anketlerde yüksek destek alması dikkate alındığında bunun ihtimal dahilinde de olsa görece olarak zor olduğunu vurguluyor. Muhalefet son seçimlerden sonra gücünü artırdı. Bu Senato’yu kontrol altına almakla ilgili fakat parlamentoya sol-kanat parti ile gelen hükumet için zor bir siyasi durum. Sol kanat parti PiS’in kürtaj yasalarını iptal ve eşcinsel haklarını teşvik ederek PiS politikalarına meydan okumayı planlıyor.

Bu dönem ekonomik ve mali durum daha az destekleyici. Hanehalkı harcamalarını güçlü seviyede tutacak sosyal tedbirlere rağmen zayıflayan küresel ortam durumu kötüleştirecek ve Polonya’nın GSYH büyümesini kademeli olarak aşağı çekecek. Alman ekonomisine bağlı olarak halihazırda cansız küresel talepten olumsuz etkileniyor, fakat bunun yanında Brexit sonrasında AB fonlarına ulaşım azalacak ve hatta Polonya’nın hukukun üstünlüğünü ihlal etmesi endişeleriyle kesintiye de uğrayabilecek. 2020 yılında hükumet devlet bütçesini dengelemeyi planlıyor fakat bu emeklilik reformu ücretleri, karbondioksit emisyon sertifikaları ve 5G frekanslarının satışı gibi tek seferlik gelirlerle sağlanacak. Bütçeyi dengelemek için dolaylı vergilerin artırılması ve sosyal katkılarda değişim gibi tedbirlerin devreye girmesi gerekecek. Zorlu ekonomik şartlarda sosyal harcamaların ele alınmasının zorlaşacağına inanıyor Coface.

Coface A3 (yeterli) olarak riskini değerlendirdiği Polonya’nın 2019 ve 2020 yılları için GSYH büyümesini sırasıyla %4,4 ve %3,6 öngörüyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın ekonomi gündemi: Sanayi üretimi, işsizlik, bütçe, dış borç ve beklenti anketi

14 Ekim 2019, Pazartesi

Eylül ayı tarım ürünleri üretici fiyat endeksi açıklanacak. Ağustos ayında Tarım-ÜFE aylık bazda %0,7 azalmış, yıllık bazda %19,7 artış göstermişti. Eylül ayı yurt içi ÜFE verileri gıda üretim fiyatlarında aylık bazda %1,4’lük düşüşe işaret etti.

Ağustos ayı sanayi üretimi verileri açıklanacak. Temmuz ayında takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %1,22 daralmış, takvim ve mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %4,27 artış kaydetmişti. Artışta ihracat odaklı sektörlerdeki artışların yanında diğer ulaşım araçları imalatındaki %44,6 artış dikkat çekiciydi. Bu artışın savunma sanayi kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. Ağustos ayında hammadde ithalat hacmindeki aylık artış sanayi üretimini destekleyen bir gösterge olarak karşımıza çıkıyor.

15 Ekim 2019, Salı

Eylül ayı merkezi yönetim bütçe verileri açıklanacak.

Temmuz dönemi işgücü piyasası verileri açıklanacak. Haziran döneminde işsizlik oranı %13’e yükselmişti. Temmuz ayında sanayi sektöründeki artış istihdamda artış ihtimalini ortaya koyuyor.

Ağustos ayı perakende ve sanayi ciro verileri açıklanacak.

16 Ekim 2019, Çarşamba

Ağustos ayı Merkez Bankası konut fiyat endeksi açıklanacak. Temmuz ayında konut fiyatları aylık bazda %0,9 artış kaydetmişti.

Eylül ayı konut satışları açıklanacak. Ağustos ayında konut satışları aylık bazda %8,1 artış kaydetmişti.

Ağustos ayı özel sektör uzun vadeli kredi borcu açıklanacak. Temmuz ayında kredi borcu aylık 3,2 milyar dolar azalışla 198,5 milyar dolara gerilemişti.

17 Ekim 2019, Perşembe

Türkiye’nin Ağustos ayı toplam kısa vadeli dış borç stoku açıklanacak. Temmuz ayında stok, aylık 3,6 milyar dolar artışla 126 milyar dolara yükselmişti.

18 Ekim 2019, Cuma

Ekim ayı Merkez Bankası beklenti anketi açıklanacak. Eylül ayında yılsonu TÜFE %13,96’ya, cari yıl sonu GSYH büyüme beklentisi %0,1’e, 2020 yılı sonu GSYH büyüme beklentisi %2,6’ya, yıl sonu 12-aylık toplam cari açık 5,9 milyar dolara gerilemiş; yıl sonu Dolar/TL kuru beklentisi 5,995 seviyesine yükselmişti.

Dr. FULYA GÜRBÜZ

Coface: “Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde iflaslar artıyor”

Ticari alacak sigortası alanında önemli bir yere sahip olan Coface, Orta ve Doğu Avrupa (CEE) ülkelerinde iflasların arttığını ancak giderek zorlaşan küresel ekonomiye rağmen durumun halen olumlu olduğunu belirtiyor. 12 Eylül tarihli basın bülteninde Coface şu detaylara yer veriyor:

. Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde önümüzdeki yıllarda bir yavaşlama bekleniyor.

. 2017 ve 2018 yıllarında, bölgedeki GSYH artışı 2008 yılından bu yana kaydedilen en yüksek oranlar olan sırasıyla yüzde 4,6 ve yüzde 4,3’e yükseldi. CEE ekonomisindeki bu hızlanma temel olarak özellikle işsizlikteki azalmanın hanehalklarına sağladığı önemli fayda ile birlikte iç talepteki artıştan kaynaklandı. Hanehalkları aynı zamanda tüketim üzerinde doğrudan etkisi olan güçlü ücret artışından da yararlandı. Hanehalkı tüketiminin dışında, kamu ve özel sektör yatırımlarındaki artış da büyümeyi destekledi. Yukarıda belirtilen olumlu makroekonomik ortam CEE bölgesindeki şirketlerin ödeme güçleri üzerinde de etkili oldu. Bir yıl önce iflas işlemlerinde kaydedilen artışın aksine, GSYH’ya göre ağırlıklandırılmış ortalama iflas seviyesi 2018 yılında yüzde 4,2 azaldı.

. Bu olumlu gelişmelere karşın, düşük işsizlik oranı işgücü açığına yol açarken, bu durum hem gündelik faaliyetleri hem de potansiyel genişlemeleri bakımından işletmelerin önündeki ana engel haline geldi.

. İşgücü eksikliği, yüksek kapasite kullanım oranları, artan girdi maliyetleri ve dışarıdaki yavaşlamanın etkisi (doğrudan ve dolaylı) dâhil olmak üzere arz tarafı kısıtları CEE bölgesinde faaliyet gösteren şirketler için bir endişe kaynağı oluşturuyor.

. Sabit varlıklara yapılan yatırımlardaki sınırlı hızlanma ve azalan ihracat GSYH artışını biraz zayıflatsa da, hanehalkı tüketiminin GSYH artışının ana sürükleyici etkeni olmaya devam etmesi bekleniyor.

. Avro bölgesindeki yavaşlama, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının tırmanması ve İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkış sürecindeki belirsizlikler, şirketler ve ekonomi üzerindeki potansiyel etkileri sebebiyle ihracatçılar için endişeye yol açıyor.

. Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde GSYH artışında beklenen yavaşlama temel olarak dış talepteki bir yavaşlamanın doğrudan ve dolaylı etkilerinden kaynaklanacak.

. CEE bölgesinde ortalama büyümenin 2019 yılında yüzde 3,6 ve 2020 yılında yüzde 3,2 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

. CEE ekonomileri çoğunlukla dış piyasalara yüksek derecede açık olduklarından dolayı, dış talepteki zayıflama kendini sadece büyüme oranlarında değil zamanla iflas istatistikleri ile de gösterecektir. Bu bakımdan, otomotiv sektörü ile bu sektörel parça ve aksam tedarik eden kimya ve metal sektörleri gibi dış piyasalar ile güçlü bir şekilde iş yapan sektörler bu durumdan etkilenecektir.

Talep darlığı büyüme ve enflasyonu aşağı çekiyor

2019 yılı ikinci çeyrek GSYH verileri şu sonuçları ortaya koydu:
. Harcamalar tarafında, önceki yılın aynı dönemine göre ihracat ve devlet harcamaları büyümeyi desteklerken hanehalkı harcamalarındaki daralma yavaşladı,
. Üretim tarafında tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü önceki yılın aynı dönemine göre büyümeyi desteklerken, sanayi ve hizmetler sektöründeki daralma yavaşladı, inşaat sektöründe sert daralma sürdü.
. Gelirler tarafında işletmelerin karma gelirinin GSYH içindeki payı önceki çeyreğe göre yüzde 3 puanlık artışla %40 seviyesine yükselse de finans dışı sektörün net döviz pozisyonunda artış firmaların faiz harcamaları üzerinde yük oluşturmaya devam ediyor.

Nitekim Mayıs 2019’da yayınlanan İSO 500 verilerine göre 2018 yılında İSO 500’ün finansman giderlerinin faaliyet karı içindeki payı 2017 yılındaki %49,8’den 2018 yılında %88,9’a yükselmiştir. İSO YK Başkanı Sayın Erdal Bahçıvan’ın da ifade ettiği üzere “Biz bugüne kadar yüzde 50’lerden şikayetçiyken şimdi sanayi firmaları 2018 yılında elde ettikleri karın neredeyse tamamını finansman giderlerine ayırmıştır. 2018 yılının ikinci yarısında hem mali borçlardaki hem de finansman maliyetlerindeki artışlar sanayi firmalarının finansman giderlerinde sıçramaya neden olmuştur.”

Sabit sermaye tüketiminin GSYH içindeki payı ise 2Ç2019’da yüzde 2 puanlık gerileme kaydetmiştir.

Öte yandan TCMB tarafından açıklanan Haziran 2019 finansal kesim dışındaki firmaların döviz pozisyonları verilerini dikkate aldığımızda firmaların ihracat alacaklarının artış eğilimini koruduğu Mart 2017’den 2Ç2019 sonuna kadarki dönemde ise sabit sermaye yatırımlarının alt kalemi olan makine ve teçhizat kullanımında da azalma olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle TL’de yaşanan değer kaybı paralelinde finansman giderleri altında ezilen reel sektör yatırım yapmayı tercih etmiyor.

Bununla birlikte, ABD-Çin ticaret savaşının etkisiyle ihracat destekli artan üretim hacmimizde yukarı yönün sınırlı olduğu da bir gerçek. Bunun ipuçlarını ise Ağustos ayı imalat sektörü PMI verilerinden edindik. Ağustos ayı verilerine göre Euro Bölgesinde güçlü iç talebe rağmen ihracat siparişlerinde zayıflık, satın alımlarda azalma ve işten çıkarmalar dikkat çekici. ABD-Çin ticaret savaşının da etkisiyle küresel imalatta derinleşen zayıflığın etkisiyle özellikle Almanya’da firmalar Ağustos ayında son sekiz yılın en kötümser tablosunu ortaya koydu. Küresel bazda otomotiv ve iş makineleri talebindeki gerileme özellikle Almanya imalat sektörünü olumsuz etkiliyor. Belirsiz ticaret görünümüne bağlı olarak düşük talep sebebiyle Bölge genelinde şirketler işçi çıkarmak gibi maliyetlerini kısma eğilimine girerken ithal ürün fiyatlarında iskonto talep etmelerinin ihracatçı firmalarımızın karlılığı açısından olumsuz bir gelişme olduğunu not edelim.

Küresel üretim maliyetlerinde yaşanan düşüş eğilimine paralel olarak Türkiye’de yurt içi üretici fiyat enflasyonu Ağustos ayında önceki aya göre 8,21 yüzde puanlık düşüşle %13,45 seviyesine, tüketici fiyat enflasyonu da 1,64 yüzde puanlık düşüşle %15,01 seviyesine geriledi.

Talep darlığı ve enflasyondaki düşüş eğilimine paralel olarak gelecek hafta yapılacak Merkez Bankası para politikası toplantısında %19,5 seviyesindeki politika faizinde 100-200 baz puan aralığında indirime gitme olasılığının güçlü olduğunu düşünüyoruz.

GSYH’de çeyrek bazdaki gelişmeleri dikkate aldığımızda ise, sanayi ve hizmetler sektörlerinin desteğiyle GSYH’nin 2019 yılı ilk iki çeyreğinde arka arkaya büyüme kaydetmesi olumlu bir gelişme olsa da Sayın Bahçıvan uzun vadede sürdürülebilir büyümeyi yakalayabilmemiz için mevcut üretim yapımız ve modelimiz ile çok fazla yol alma imkanımızın olmadığını belirterek şu önerilerde bulunuyor:
. “Var olan kaynakların daha rasyonel ve etkin kullanılması,
. “Sanayimizin inovasyon yetkinliğinin artırılması, teknolojiye, Ar-Ge’ye daha fazla yatırım yapılması,
. “Yüksek katma değerli üretim yapısına geçilmesi,
. “Eğitimli ve nitelikli işgücünün oluşturulması,
. “Uzun dönemde büyümenin ve küresel ölçekte rekabetin anahtarı olan verimliliğin artırılması.”

Nitekim 19 Ağustos 2019 tarihli konuşmasında MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan da nitelikli iş gücüne yönelik olarak şu değerlendirmeleri yapıyor: “Ancak kalifiye eleman konusunda da git gide fakirleşiyoruz. Bu bağlamda MÜSİAD olarak odak noktamızı mesleki eğitim olarak belirledik ve tematik lise kavramını geliştirdik. Bu kapsamda meslek liselerinin içinde mağazalar açtık. Yeni bir başlangıç ortaya koymaya çalışıyoruz. Meslek liselerini Türkiye’de arttırdığımız sürece, insan kaynağı ve dolayısıyla işsizlik ve işçisizlik sorununun azalacağına inanıyoruz.”

İSO ve MÜSİAD’ın eğitim alanına verdikleri desteklerin orta-uzun vadede olumlu şekilde cevap bulacağına inanıyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: Büyüme, ihracat, PMI ve enflasyon rakamları

2 Eylül 2019, Pazartesi

2. çeyrek GSYH büyüme verileri açıklanacak (1Ç2019: %-2,6 y/y, %1,3 ç/ç)… GSYH ile sanayi üretiminin arasında güçlü bir ilişki var. 1. çeyrekte mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretimi bir önceki çeyreğe göre %1,6 büyürken 2. çeyrekte sanayi üretimi çeyrek bazda %0,6 artış kaydetti. 2. çeyrekte bir önceki çeyreğe göre GSYH’de %0,5’lik bir artış öngörüyoruz. Yıllık bazda ise GSYH’de %0,3 ile %1 arasında daralma bekliyoruz.

Mevsimsellikten arındırılmış çeyrek dönemdeki değişim olarak değerlendirdiğimizde; üretim tarafında ilk çeyrekteki iyileşmenin ardından ikinci çeyrekte de kısmen iyileşmeye paralel olarak tüketim tarafında da kısmi bir iyileşme var. Yatırım göstergelerinde ise bozulma devam ediyor. Dış talep göstergelerinde ise ihracat ve ithalat hacminde düşüş var.

TCMB Beklenti Anketine göre 2019 yılı için büyüme beklentisi %0,02 seviyesinde.

Ağustos ayı TİM ihracat verileri açıklanacak… TÜİK verilerine göre ihracat Temmuz 2019’da yıllık %7,9 artışla 15,2 milyar dolar, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat Temmuz ayında bir önceki aya göre %15,2 artış kaydetmişti.

İSO ve IHS Markit işbirliğiyle hazırlanan Ağustos ayı imalat sektörü PMI verisi açıklanacak… Haziran ayında 47,9 olarak ölçülen PMI endeksi Temmuz’da hafif çapta gerileyerek 46,7 düzeyinde gerçekleşmişti. TCMB tarafından yayınlanan Ağustos ayı Reel Kesim Güven Endeksi ihracat siparişlerinde iyileşme, iç talepte zayıflık, birim maliyetlerde ise düşüş sinyali vermişti.  Küresel imalat sektörü PMI verisi ise Temmuz ayında 49,3 değeri ile daralma bölgesinde yer alıyor.

3 Eylül 2019, Salı

Ağustos ayı enflasyon verileri açıklanacak… TCMB Beklenti Anketine göre tüketici fiyatlarında aylık %1,3’lük artış beklenirken yıllık bazda %15,5 artış öngörülüyor. Üretici fiyatlarının ise %16,3 seviyesine gerilemesi bekleniyor. (Temmuz 2019: TÜFE %16,65, Yİ-ÜFE %21,66).

6 Eylül 2019, Cuma

ABD’de Ağustos ayı işsizlik verileri açıklanacak… Temmuz ayında işsizlik oranı %3,7 olarak değişiklik göstermemiş, enflasyon üzerindeki etkisi olan ortalama saatlik kazançlar ise yıllık %3,21 seviyesine yükselmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankası temkinli kaldı, faizi değiştirmedi

Merkez Bankası (TCMB) Haziran ayı para politikası toplantısında politika faizini beklediğimiz gibi %24 seviyesinde sabit tuttu.

Evet bekliyorduk çünkü;

. Küresel enflasyonist baskıların azalması ve özellikle ABD’de düşük enflasyon dinamiklerine bağlı olarak Fed’in faiz düşüreceği beklentilerinin ağırlık kazanması,

. ancak buna rağmen Türk lirası üzerindeki risklerin artması (S-400 alımı sebebiyle ABD’den yaptırım tehditleri, TCMB’nin rezervlerine ilişkin endişeler, enflasyonist baskıların sürmesi, bütçe gelirlerindeki azalmanın vergi artışları ihtimalini doğurması, 23 Haziran İBB seçimine yönelik belirsizlik) TCMB’nin Haziran ayı toplantısında beklemede kalmasına işaret ediyordu.

Fed 19 Haziran Çarşamba günü faiz kararını açıklayacak. ABD’de Mayıs ayı enflasyonunun %1,8’e gerilemesine rağmen ticaret savaşındaki gelişmelerin büyüme ve enflasyon üzerinde risk oluşturmaya devam etmesine bağlı olarak Fed Haziran toplantısında politika faizini değiştirmeyecek.

Öte yandan küresel ekonomideki yavaşlama eğilimi ve paralelinde hem küresel enflasyon baskılarının azalması hem de ABD özelinde enflasyon dinamiklerindeki yumuşama eğilimine bağlı olarak Fed’in 31 Temmuz tarihli toplantısında faiz indirimi yapma ihtimali giderek artıyor. Fed’in 31 Temmuz toplantısında faiz indirimine gitme olasılığı vadeli piyasalarda yükselerek %83 olarak fiyatlanıyor.

Evet, Fed’in düşük faiz politikasının Türkiye piyasaları için anlamı dış borçlanma maliyetlerinin aşağı gelmesi demek ancak Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme rotasına girmeden harcamaları artıracak olası bir eğilim enflasyon dolayısıyla da faiz üzerindeki baskıyı daha da artıracaktır.

Büyüme dinamiklerine baktığımızda ikinci çeyrek öngöstergeleri ihracattaki performansın korunmasına rağmen iç talepteki daralmanın devam ettiğine, yatırımlarda ise yavaşlamaya işaret ediyor. Bu sebeple Türkiye ekonomisinin birinci çeyrekte GSYH’de bir önceki çeyreğe göre kaydettiği %1,3’lük büyüme performansının ikinci çeyrekte yakalanamayacağını tahmin ediyoruz (1. çeyrekte bir önceki çeyreğe göre GSYH %1,3 artmıştı).

Ancak ekonomik büyümedeki zayıflama eğilimine rağmen mevcut risklerin TL üzerindeki baskıları canlı tutması sebebiyle TCMB’nin sıkı para politikasını sürdürüp faiz indiriminde sabırlı davranacağı senaryosunu daha olası görüyoruz.

Mevcut risklerin azalması halinde TCMB, 25 Temmuz toplantısında politika faizinde sınırlı bir indirime gidebilir. Aksi durumda 12 Eylül tarihli toplantısındaki faiz kararı yine risklerdeki gelişmeye bağlı olacak.

TCMB’nin 2019 yılının geri kalanında PPK toplantı tarihleri 25 Temmuz, 12 Eylül, 24 Ekim ve 12 Aralık. ABD merkez bankası Fed ise 19 Haziran, 31 Temmuz, 18 Eylül, 30 Ekim ve 11 Aralık tarihlerinde faiz kararını açıklayacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: 1Ç2019 GSYH büyüme ve Nisan ayı dış ticaret verileri

28 Mayıs 2019, Salı

Mayıs ayı ekonomik güven endeksi açıklanacak. Mayıs ayında tüketici güven endeksi, reel kesim güven endeksi, hizmet sektörü güven endeksi ve inşaat sektörü güven endeksinde kaydedilen gerilemeye bağlı olarak Nisan ayında 84,7 puana yükselen endeksin Mayıs ayında gerilemesini bekliyoruz.

31 Mayıs 2019, Cuma

2019 yılı birinci çeyrek GSYH büyüme verisi açıklanacak. Reuters anketinde %2,5 daralma öngörülüyor. GSYH 4Ç2018’de %2,98 daralmış böylece 2018 yılı genelinde ortalama %2,7 büyüme kaydedilmişti (2017: %7,44). Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre %2,4 azaldı. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (Betam) 1Ç2019’da yıldan yıla %3,7 daralma, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle bir önceki çeyreğe %0,2 büyüme öngörüyor. Bilgi Üniversitesi simditahmin.com’a göre yıldan yıla %2,2 daralma, mevsim etkilerinden arındırılmış verilerle bir önceki çeyreğe göre %1,8 büyüme öngörülüyor.

Nisan ayı dış ticaret verileri açıklanacak. Mart ayında ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre %0,44, ithalat ise %17,79 daralmıştı. Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre ihracat Mart ayında %2,4, ithalat ise %2,5 artmıştı. TİM verilerine göre ihracat Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %4,13 artış kaydetti. Kasım 2018’den Mart 2019 sonuna kadar mevsimsellikten arındırılmış ithalat aylık bazda aralıksız artarken merkezi yönetim bütçe verisi Nisan ayında hafif gerileme işareti ortaya koyuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Çin ilk çeyrekte %6,4 büyüdü, Mart ayında hızlanma var

Çin ekonomisi 2019 yılı ilk çeyreğinde yıllık bazda %6,4 büyüme kaydetti. Piyasada beklenti GSYH’nin %6,3 büyüyeceği yönündeydi. GSYH bir önceki çeyreğe göre ise %1,4 büyüme kaydetti, 2018 yılı 4. çeyreğinde çeyrek bazda %1,5’lik büyüme kaydedilmişti.

Çin’de Mart ayı üretim ve tüketim göstergeleri ise beklentilerden yukarıda performans gösterdi…

Çin’de sanayi üretimindeki beklentilerin çok üzerindeki artış moral verdi. Sanayi üretiminin Mart 2019’da bir önceki yılın aynı ayına göre %5,9 büyümesi beklentilerine karşılık %8,5 büyüme kaydetti. Şubat ayında sektörde yıllık bazda %5,3 büyüme kaydedilmişti. Sektör genelinde tüm kalemler büyüme gösterdi. Yılın ilk çeyreğinde sanayi üretimi %6,5 büyümüş oldu.

Öte yandan perakende satışlar Mart 2019’da bir önceki yılın aynı ayına göre %8,7 artış yaşadı. Şubat ayında perakende satışlarda %8,2’lik artış kaydedilmişti. Böylece 2019 yılı ilk çeyreğinde büyüme %8,3 olarak gerçekleşti.

Dr. Fulya Gürbüz

İlk çeyrek verileri ekonomide iyileşme işareti veriyor

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi 2019 yılının ilk iki ayında -2018 yılı başından bu yana ilk kez- ardı ardına yükseliş kaydetti. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimindeki daralma, yıllık bazda, yine son iki aydır yavaşlıyor. Sanayi üretimi Şubat 2019‘da bir önceki aya göre %1,3 artarken bir önceki yılın aynı ayına göre %5,1 daralma gösterdi.

Öte yandan Şubat ayı perakende satışları verilerine baktığımızda mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmi 2019 yılın ilk iki ayında aylık bazda ardı ardına yükselirken, takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmindeki bir önceki yıla göre daralma eğiliminin zayıfladığını görüyoruz. Perakende satış hacmi Şubat 2019’da bir önceki aya göre %0,8 artarken bir önceki yılın aynı ayına göre %4,9 daraldı.

Mart ayına ilişkin veriler sanayi sektöründe bir önceki aya göre iyileşmenin sürdüğünü gösteriyor…

İhracat sektörünün en büyük kalemini oluşturan otomotiv sektörüne ilişkin OSD verilerini dikkate aldığımızda, Mart ayında otomotiv sektöründe üretim bir önceki aya göre %10,6 artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,1 daraldı. Ocak-Mart döneminde üretim bir önceki döneme göre %5,6, bir önceki yılın aynı dönemine göre %15 daralma gösterdi.

Markit imalat sektörü PMI endeksi Mart ayı verileri üretimdeki yavaşlamanın son 8 ayın en düşük oranında gerçekleştiğini, istihdam düzeyindeki gerilemenim daha düşük hızda gerçekleştiğini, öte yandan zorlu talep koşullarının devam ettiğini ve yeni siparişlerin hem iç hem de dış pazarlarda (özellikle Avrupa) hız kestiğini ortaya koymuştu. Markit imalat sektörü PMI endeksi Mart ayında bir önceki aya göre 0,8 puan yükselişle 47,2 puan seviyesine yükselmişti.

2019 yılı ilk çeyrek GSYH büyümesi bir önceki çeyreğe göre hafif büyümeye işaret ediyor…

2019 yılı ilk çeyreğine ilişkin makro-ekonomik verileri dikkate aldığımızda, GSYH büyümesinin 2019 yılı ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %1’e yakın büyüyeceğini, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise %3’e yakın bir daralma kaydedeceğini tahmin ediyoruz.

2019 yılı ikinci çeyreği ve devamına ilişkin olarak dış siyasette atılacak adımlar ve yapısal reform takvimine ilişkin detaylı açıklamalar ekonominin seyrinde belirleyici olacak.

Dr. Fulya Gürbüz