Etiket: ihracat

Reel sektör de hanehalkı da kemer sıkmaya devam ediyor

Temmuz ayı bütçe verileri ithalatta artış olduğunu, söz konusu artışın etkisiyle Temmuz ayında 19,5 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirildiğini, böylece Temmuz ayında 3,4 milyar dolarlık dış ticaret açığına tanık olacağımızı tahmin ediyoruz. Haziran ayında 3,2 milyar dolarlık dış ticaret açığı kaydedilmişti. Turizm sektöründeki iyileşmeye bağlı olarak cari işlemler dengesindeki iyileşmenin Temmuz ayında da süreceğini tahmin ediyoruz. Cari işlemler açığı, Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 2,47 milyar dolar azalışla 548 milyon dolar olmuş, böylece 12-aylık cari işlemler hesabı 538 milyon dolar fazla vermişti. Söz konusu azalışta dış ticaret açığındaki gerileme ve turizm gelirlerindeki artış etkili olmuştu.

Tüketim tarafında ise yine Temmuz ayı bütçe verilerini baz aldığımızda KDV gelirlerindeki azalış yurt içi tüketimde Temmuz ayında artış olmayacağına işaret ediyor. Diğer bir deyişle Temmuz ayında perakende satışlarda düşüş görme olasılığı yüksek. Perakende satış hacmi Haziran ayında aylık bazda %2,3 artmış, yıllık bazda %1,2 daralmıştı. Gıda, içecek ve tütün tüketimi aylık bazda artışlar kaydetse de önceki yılın gerisinde kalmaya devam etti. Perakende ciro ise aylık %1,2 ve yıllık %14,6 artış kaydetti.

Yukarıdaki veriler ışığında Temmuz ayında imalat sektöründe dış talep kaynaklı bir büyümeden söz edebiliyoruz, diğer bir değişle ekonomi dış taleple beslenmeye devam ederken iç talep kan kaybetmeye devam ediyor. Haziran ayında sanayi üretimi aylık bazda %3,7, yıllık bazda ise %3,9 daralma yaşamış, imalat sektörü aylık bazda %4,2 küçülmüştü.

Haziran ayı seçimlerinin ardından TL’de yaşanan değer kazancının etkisiyle TL’de Temmuz-Ağustos döneminde yaşanan değer artışı TCMB’den faiz indirimiyle cevap bulmuşken Temmuz ayında gıda fiyatlarında gerileme ve üretici fiyat endeksindeki düşüşe rağmen tüketici fiyatlarında artış yaşandı. Üreticilerin ithal girdi maliyetlerindeki düşüşe rağmen ayakta kalabilmek için Temmuz ayında çıktı fiyatlarını yükseltmek zorunda kaldıklarını tahmin ediyoruz.

Sonbaharla birlikte gıda fiyatlarında artış ve yılın son çeyreğinde artacak olan enerji tüketimi ve paralelinde ödenecek ağır fatura yükünü de dikkate aldığımızda istihdamda iyileşme sağlanmadıkça önümüzdeki dönemde hanehalkının kemer sıkmaya devam edeceğini anlıyoruz. İşsizlik oranı Mayıs döneminde 3,1 puanlık artışla %12,8 seviyesinde gerçekleşmiş, tarım dışı işsizlik oranı 3,4 puanlık artış ile %15,0 olarak tahmin edilmiş, genç işsizlik oranı 3,2 puanlık artış ile %13,1 olarak gerçekleşmişti. Kayıt dışı çalışanların oranı ise Şubat 2019 döneminden bu yana aralıksız artıyor.

Bir tarafta Arjantin’de yaşanan siyasi ve finansal kaos Türk lirası üzerinde baskı oluştururken öte yandan Almanya Finans Bakanı Scholz’dan 50 milyar Euro’luk destek müjdesi ihracat hacmimiz için iyimser kalmamıza sebep oluyor.

Dr. Fulya Gürbüz

İç talebi harcanabilir gelirdeki artış tetikleyebilir

ABD Merkez Bankası Fed’in 2008 krizinden bu yana ilk kez 31 Temmuz’da gerçekleştirdiği 25 baz puanlık indirimin gerekçesinde yer aldığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının yine aynı gün yayınladığı 3. çeyrek Enflasyon Raporu’nda mevcut riskler kapsamında sıralandığı üzere küresel ekonomilerdeki yavaşlama, korumacılık çatısı altında devam eden ticaret savaşı ve jeopolitik gelişmeler uluslararası ticareti olumsuz etkilediği gibi yerel imalat sektörlerinin de güç kaybetmesinde etkili oluyor.

Her ne kadar basın toplantısında Fed Başkanı Powell söz konusu faiz indiriminin uzun süreli bir indirim sürecine girildiği anlamı taşımadığını söylese de son PMI verileri imalat sektöründe ülkede istihdamın zayıfladığını ortaya koydu. Enflasyonist baskıların küresel bazda azalması ve istihdamdaki zayıflığın devam etmesi halinde Fed’den faiz indirimi beklentileri de canlı kalacaktır. ABD-Çin arasındaki ticaret savaşı ABD yönetiminin 1 Eylül’den itibaren geçerli olmak üzere 300 milyar dolarlık Çin ithal ürünlerine %10 vergi uygulayacak olması iki ülke arasındaki müzakerelerde sürecin zorlu geçtiğinin işareti. Olumlu adımlar gelmediği sürece ticaret savaşı faktörü küresel ekonomiler üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek.

Hal böyle iken üstün ihracat performansımıza rağmen Türkiye imalat sektörünün yaşadığı kan kaybının aksine turizm sektöründe yaşanan olumlu hava bir miktar nefes alışımızı rahatlatıyor. İşsizlik oranı yükselmeye devam ederken TCMB’nin 425 baz puanlık faiz indiriminin kredi faizlerine düşüş yönünde yansımaya başlaması iç talebi kısa vadede canlandırmaya yetecek mi kuşkuluyuz. Enflasyon Raporu’nda da vurgulandığı üzere merkezi yönetim bütçe hedeflerinden uzaklaşmaya devam edilmesi halinde faizler dolayısıyla da enflasyon hedefi üzerinde risk oluşturacaktır ki bu ek vergi artışlarını beraberinde getirecektir ki hane halkının harcanabilir geliri üzerinde yük oluşturmaya devam edecek bir gelişme. İşsizlik rakamının yükselmeye devam ettiği mevcut ortamda gerileyen kredi faizlerinin iç talebi canlandırmaya yetmeyeceği aşikar. Sürdürülebilir istihdamı yaratacak iş ortamının sağlanması dolayısıyla harcanabilir gelirde artış güven algısındaki artışla birlikte iç talebi artıracaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: Fed faiz kararı

30 Temmuz 2019, Salı

Japonya Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. Politika faizinde değişiklik beklenmiyor.

31 Temmuz 2019, Çarşamba

ABD Merkez Bankası Fed faiz kararını açıklayacak. %2,25-2,50 olan politika faiz aralığının 0,25 yüzde puan düşürülmesi bekleniyor.

TCMB Enflasyon Raporu’nu yayınlayacak. 25 Temmuz PPK toplantısında TCMB enflasyondaki düşüş eğilimine vurgu yapmıştı. Toplantı sonrası yayınlanan basın duyurusunda enflasyondaki düşüş eğilimi ve finansal koşullardaki kısmi iyileşmeyle birlikte ekonomideki kademeli toparlanmanın devam edeceği öngörülmüştü.

TÜİK Haziran ayı dış ticaret verilerini açıklayacak. Mayıs ayında ihracat yıllık bazda %12,1 artmış, ithalat %19,3 azalmıştı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat bir önceki aya göre %8,1 artmış, ithalat %4,1 azalmıştı. Ticaret Bakanlığının yayınladığı Haziran ayı dış ticaret verileri ise Ramazan Bayramı etkisinden dolayı ihracat verilerinde düşüş ortaya koymuştu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler ise eğilimi daha kolay anlamamızı sağlayacak.

1 Ağustos 2019, Perşembe

İngiltere Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. %0,75 olan politika faizinde değişiklik beklenmiyor.

Küresel ve Türkiye imalat sektörü PMI verileri açıklanacak.

2 Ağustos 2019, Cuma

TİM Temmuz ayı ihracat verilerini açıklayacak.

ABD işgücü istatistikleri yayınlanacak. Haziran ayında işsizlik oranı %3,7 seviyesine yükselmişti. ABD merkez bankası Fed, para politikasını belirlemede işsizlik oranını %4’ün altında tutmayı hedefliyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu S&P, Türkiye değerlendirmesini açıklayacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimindeki aylık artış ihracattaki artışı destekledi, iç talep daralmaya devam ediyor

Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Mayıs ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,3 azalırken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %1,3 artış kaydetti.

Yüksek teknolojili ürün üretimi aylık %25,5, orta-yüksek teknoloji ürün üretimi ise %2,9 artış gösterdi.

Alt sektörler bazında bakıldığında sermaye malı imalatında aylık bazda %6,53’lük artış kaydedildi. Bilgisayarların, Elektronik ve Optik Ürünlerin üretimi aylık bazda %7,39, Elektrikli Teçhizat İmalatı %4,59, Diğer Ulaşım Araçları İmalatı %59,63 artış kaydetmesine rağmen Makine ve Teçhizat İmalatı önceki aya göre değişiklik göstermedi.

Sanayi üretimi verilerine Diğer Ulaşım Araçları İmalatı damgasını vurduğunu görüyoruz. Üretimdeki gelişmeleri bir de Mayıs ayı dış ticaret verileriyle anlamaya çalışalım…

Takvim ve mevsimsellikten arındırılmış ihracat hacmi Mayıs ayında aylık bazda %8,5 artarken Yatırım Malları İthalat Hacmi Mayıs ayında %2,2 artış kaydetti, hammadde ithalatı ve tüketim malları ithalatı sırasıyla aylık bazda %3,4 ve %1,8 düşüş kaydedildi.

Hem sanayi üretimi hem de dış ticaret endeksleri detaylarına baktığımızda Dolar-TL’nin %5,1 yükseldiği Mayıs ayında sanayi üretimindeki artışın ihracat artışından kaynaklandığını, iç talepteki daralmanın ise sürdüğünü düşünüyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Faiz indirimi talep artışı için yeterli olmayabilir

Türkiye ekonomisine yönelik ikinci çeyrek verileri henüz tamamlanmasa da öncü göstergeler tüketimdeki daralmanın ikinci çeyrekte de sürdüğünü, üretim tarafında ise ilk çeyreğin aksine ikinci çeyrekte kayıp yaşandığını, reel sektörün ise yatırım yapmadığını gösteriyor.

Yurt dışındaki ekonomik aktiviteyi gözlemlediğimiz PMI verileri ise yılın ilk yarısında küresel bazda canlanma işareti ortaya koymazken, girdi maliyetleri ve çıktı fiyat artışlarında yumuşama eğilimi var. Öte yandan ihracat hacminde Türkiye’nin aylık bazda kaydettiği performans dikkat çekici ancak bunda TL’de yaşanan yıllık yüzde 40’lık kaybın dolayısıyla da artan borçlanma maliyetlerinin payı büyük.

Mart 2019 işgücü verileri ise istihdamın kayıt dışına kaydığını, son 1 yılda istihdam edilenlerinin sayısının %2,5 azalışla 28 milyon 146 bin kişiye gerilediğini, işsiz sayısının ise %41 artışla 4 milyon 487 bin kişiye yükseldiğini gösterdi.

Küresel talepte daralmaya paralel olarak yurt içinde artan maliyetler sebebiyle hanehalkının satın alma gücünün azalması üretim kaybına, dolayısıyla da işsizliğin artmasına sebep olurken, şirketler yatırım yapmayı erteliyor. Merkez Bankasının 25 Temmuz toplantısında cuma günü görevinden alınan Murat Çetinkaya yerine atanan yeni Başkan Murat Uysal önderliğinde faiz indirimine tanık olacağız. Merkez Bankasının bağımsızlığının tekrar sorgulanmasına sebep olan son hamle, S-400 belirsizliği ve Doğu Akdeniz gerilimini dikkate aldığımızda mevcut ortamın, faizde indirim olsa bile talep artışını tetikleyecek bir zemin oluşturmadığını düşünüyoruz.

Detaylandırırsak:

İç talep daralmaya devam ediyor, miktar bazında ihracat ve ithalat küçülüyor…

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre tüketim endeksleri (E.T.T.E. ve perakende satış) Nisan ayında ilk çeyreğe göre daralırken otomobil satışlarında daralma Mayıs ayında da sürdü. İhracat ve ithalat miktar endeksleri ise Nisan ayında ilk çeyreğe göre daraldı.

İkinci çeyrekte kredi ve tüketim vergileri kapsamında reel bazda gerileme devam ederken otomobil ve konut satışlarındaki gerileme bu eğilimi teyit ediyor.

Üretim tarafında ilk çeyreğe göre performans kaybı var

Kredi Garanti Fonu (KGF) desteği ile Temmuz 2017’de zirve yapan mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS sanayi ve hizmet endeksleri 2018 yılı başında KGF’nin sonlanması, ABD’den gelen ticaret savaşı rüzgarları ile iç ve dış siyasette yaşanan olumsuzlukları ve TL’de yaşanan değer kaybının bir sonucu olarak Haziran 2018’den Haziran 2019 sonuna kadar daralma bölgesinde yer alıyor. SAMEKS bileşik endeksi ilk çeyrekte ortalama 45,1 değerini alırken 2. çeyrek performansı 43,8 oldu. Endeksin 50 değeri altında yer alması sektörde daralmayı gösteriyor. Sanayi endeksi performansı ilk çeyreğe göre değişiklik göstermedi.

Mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretiminde ise ilk çeyrekte aylık bazda kaydedilen büyüme eğiliminin ardından Nisan ayında önceki aya göre daralma kaydedildi. Nisan ayında hammadde ithalat hacmi ise Ocak 2019’dan bu yana aylık bazda artış eğilimini sürdürdü. Öncü göstergeler Mayıs ayında performans kaybına işaret ederken Haziran ayına ilişkin iyimser bir tablo var.

Yatırım harcamaları ilk çeyreğe göre azaldı…

Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi verilerine göre yatırım harcamaları ikinci çeyrekte ilk çeyreğe göre azaldı. Nisan ayında mevsimsellikten arındırılmış sermaye malı ithalat hacmi ve makine ve teçhizat imalatı ilk çeyrek ortalamasına göre daralma kaydetti.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: 1Ç2019 GSYH büyüme ve Nisan ayı dış ticaret verileri

28 Mayıs 2019, Salı

Mayıs ayı ekonomik güven endeksi açıklanacak. Mayıs ayında tüketici güven endeksi, reel kesim güven endeksi, hizmet sektörü güven endeksi ve inşaat sektörü güven endeksinde kaydedilen gerilemeye bağlı olarak Nisan ayında 84,7 puana yükselen endeksin Mayıs ayında gerilemesini bekliyoruz.

31 Mayıs 2019, Cuma

2019 yılı birinci çeyrek GSYH büyüme verisi açıklanacak. Reuters anketinde %2,5 daralma öngörülüyor. GSYH 4Ç2018’de %2,98 daralmış böylece 2018 yılı genelinde ortalama %2,7 büyüme kaydedilmişti (2017: %7,44). Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre %2,4 azaldı. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (Betam) 1Ç2019’da yıldan yıla %3,7 daralma, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle bir önceki çeyreğe %0,2 büyüme öngörüyor. Bilgi Üniversitesi simditahmin.com’a göre yıldan yıla %2,2 daralma, mevsim etkilerinden arındırılmış verilerle bir önceki çeyreğe göre %1,8 büyüme öngörülüyor.

Nisan ayı dış ticaret verileri açıklanacak. Mart ayında ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre %0,44, ithalat ise %17,79 daralmıştı. Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre ihracat Mart ayında %2,4, ithalat ise %2,5 artmıştı. TİM verilerine göre ihracat Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %4,13 artış kaydetti. Kasım 2018’den Mart 2019 sonuna kadar mevsimsellikten arındırılmış ithalat aylık bazda aralıksız artarken merkezi yönetim bütçe verisi Nisan ayında hafif gerileme işareti ortaya koyuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimi ilk çeyrekte aylık bazda büyüme kaydetti, riskler süreci belirleyecek

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Mart 2019’da bir önceki aya göre %2,13 artış kaydetti (Şubat: %1,4, Ocak: %0,98).

Takvim etkisinden arındırıldığında ise sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %2,17 daraldı (Şubat: %4,99 azalma, Ocak: %7,41 azalma).

Böylece mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi 1Ç2019’da bir önceki çeyreğe göre %1,7 artış kaydetti. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %4,8 azaldı.

Aylık gelişmelere baktığımızda son üç ayda aramalı ve sermaye malı üretimindeki aralıksız artışı olumlu olarak değerlendiriyoruz.

Nisan ayı imalat sektörü PMI verilerine göre üretim ve yeni siparişler yavaşlamayı sürdürmüş, Nisan ayında ihracat hacmi gerilemişti. TL’deki değer kaybı girdi maliyetlerini artırırken çıktı fiyatları da artışını sürdürüyor. Nisan ayında sanayi üretiminde aylık bazda düşüş görme ihtimali var.

Teknoloji ölçeğini dikkate aldığımızda yüksek teknolojik ürünlerin üretiminin 2016 yılı ile birlikte diğer teknolojik düzeydeki ürünlerin üretiminin üzerinde performans göstermesi Türkiye sanayi sektörünün teknolojik olarak ilerlediğini ortaya koyuyor. Bunda Ar-Ge yatırımları ve inovasyondaki gelişmelerin önemli katkısı var.

Tüketici talebinde ılımlı artış ve yurt dışı siparişlerdeki azalışı dikkate aldığımızda büyüme eğilimindeki yavaşlamayla birlikte işsizlikte artışın devam etmesi harcanabilir gelirde azalışı beraberinde getirecektir. Şimdilik iç talepte devam eden iyileşmenin meyvesini yiyoruz ancak son açıklanan Mart ayı cari işlemler dengesi verileri cari açığın finansmanında zorlu şartların etkisini hissettirdiğini gösterdi. Her ne kadar özel sektör dış borcunu çevirebilse de Türkiye’nin risk primindeki artış borçlanma maliyetlerini olumsuz etkiliyor.

Risk primini aşağı çekecek olası her siyasi gelişme TL’de değer artışıyla birlikte güven algısının da iyileşmesine sebep olacaktır. Öte yandan, ABD’nin sürdürdüğü ticaret savaşının dünya ticaretini olumsuz etkilemeye devam etmesi ve artan maliyetler Türkiye’nin büyüme potansiyelini baskılamaya devam edecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın başlığı: Fed toplantısı

29 Nisan 2019, Pazartesi

Nisan ayı Ekonomik Güven Endeksi açıklanacak (Mart: 81,9). Öncü veriler endekste Şubat ve Mart aylarındaki iyileşmenin Nisan ayında da sürdüğüne işaret ediyor.

30 Nisan 2019, Salı

Mart ayı dış ticaret ve turizm verileri açıklanacak. İhracat Şubat ayında %3,4 artmış, ithalat ise %16,9 azalmıştı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise Şubat ayında bir önceki aya göre ihracat %0,2 azalmış, ithalat ise %2,8 artmıştı.

Merkez Bankası 2019 yılı 2. çeyreğine ilişkin Enflasyon Raporu’nu yayınlayacak. 25 Nisan tarihli para politikası toplantısında enflasyon patikasındaki düşüşü ön plana çıkaran Merkez Bankasının TL’deki son değer kaybı ve olası risklere yönelik vurgularını takip edeceğiz.

1 Mayıs 2019, Çarşamba

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Nisan ayı ihracat verilerini açıklayacak. Mart ayı ihracatı, Özel Ticaret Sistemi kayıtlarına göre 15 milyar 488 milyon dolar olurken ihracatın ithalatı karşılama oranı %87,9 oldu. Genel Ticaret Sistemi’ne göre ise, ihracat 16 milyar 334 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye ve küresel bazda imalat sektörü PMI verileri açıklanacak. Nisan ayında Türkiye imalat sektörü PMI endeksi 47,2 seviyesine yükselmişti. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde daralmaya, üzerindeki değerler ise sektörde büyümeye işaret ediyor.

ABD merkez bankası Fed para politikası faiz kararını açıklayacak. Mevcut durumda Fed’in politika faiz aralığı %2,25-2,50 aralığında bulunuyor. Geçen hafta yayınlanan verilere göre 1. çeyrekte GSYH %3,2 ile beklentilerden yukarıda büyüme kaydetmiş olmasına rağmen enflasyon dinamikleri güçsüz seyrediyor. Fed önceki toplantısında faiz artırımında sabırlı bir tutum sergileyeceğini tekrarlamış ve akabinde ekonomik aktivitedeki zayıf işaretler sebebiyle faiz indirim söylemlerine tanık olmuştuk. Son GSYH verisi beklenenden güçlü gelse de imalat tarafında Nisan ayında yaşanan hız kaybı ve enflasyondaki zayıflık sebebiyle Fed’in Çarşamba günkü toplantısında faizde değişiklik yapmayacağını öngörüyoruz.

3 Mayıs 2019, Cuma

Nisan ayı enflasyon verileri açıklanacak. Mart ayında TÜFE aylık %1,03, yıllık %19,71 artış kaydetmişti. Yurtiçi ÜFE ise aylık %1,58, yıllık %29,64 artış kaydetmişti.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye değerlendirmesini yayınlaması bekleniyor. Türkiye’nin kredi notu “BB”, not görünümü ise “negatif” seviyesinde bulunuyor.

ABD’de Nisan ayı işgücü verileri açıklanacak. Mart ayında işsizlik oranı %3,8 ile önceki aya göre değişiklik göstermemişti. Ortalama saatlik kazançlar ise Mart ayında yıllık %3,2’lik artış kaydetmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Mart ayında ihracat bir önceki aya göre yüzde 0,5 arttı, ithalat yüzde 17,8 azaldı

Ticaret Bakanlığı Genel Ticaret Sistemi’ne (GTS) göre 2019 yılı Mart ayında ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre %0,50 artışla 16,33 milyar dolara yükseldi. İthalat ise %17,81 azalarak 18,3 milyar dolara geriledi.

Dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre %67,30 azalışla 1,97 milyar dolara geriledi. Dış ticaret hacmi ise %10,08 azalarak 34,63 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

2018 yılının Mart ayında %73 olarak gerçekleşen ihracatın ithalatı karşılama oranı 2019 yılının Mart ayında %89,3 düzeyine yükseldi.

Son 12 aylık dönemde ihracat bir önceki yıla göre % 6,46 oranında artış ile 178 milyar 324 milyon dolar, ithalat ise % 13,20 oranındaki azalış ile 217 milyar 383 milyon dolar oldu. Dış ticaret hacmi bir önceki yıla göre %5,32 oranında azalarak 395 milyar 707 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise % 82,0 oldu.

2019 yılı Mart ayında Geniş Ekonomik Grupların sınıflamasına göre ihracat incelendiğinde; en çok ihracat “Hammadde (ara mallar)” (7 milyar 619 milyon dolar) grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla “Tüketim malları” (6 milyar 680 milyon dolar) ve “Yatırım (sermaye) malları” (1 milyar 971 milyon dolar) grupları takip etti.

2019 yılı Mart ayında Geniş Ekonomik Grupların sınıflamasına göre ithalat incelendiğinde; en çok ithalat “Hammadde (ara mallar)” (14 milyar 354 milyon dolar) grubunda yapılırken, bu grubu sırasıyla “Yatırım (sermaye) malları” (2 milyar 92 milyon dolar) ve “Tüketim malları” (1 milyar 826 milyon dolar) grupları takip etti.

2019 yılı Mart ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya (1 milyar 504 milyon dolar) olurken, bu ülkeyi sırasıyla İngiltere (899 milyon dolar) ve Irak (894 milyon dolar) izledi. GTS’ye göre 2019 yılı Mart ayında; Irak’a ihracat %8,8, İspanya’ya ihracat %10,3, ABD’ye ihracat %4,4, Romanya’ya ihracat %8,3 ve Suudi Arabistan’a ihracat %30,2 artış kaydedildi.

2019 yılı Mart ayında en fazla ithalat yapılan ülke Rusya (2 milyar 69 milyon dolar) olurken, bu ülkeyi sırasıyla Almanya (1 milyar 698 milyon dolar) ve Çin (1 milyar 426 milyon dolar) izledi.

Gaz verip sert frene basmak yerine yeni bir yol haritası lazım: Yapısal reform

İmalat sektörü PMI endeksi Eylül 2018’de 42,7 ile 2008 krizinden sonraki en düşük seviyesini kaydetmiş, sonrasında yükselme eğilimini ortaya koymuştu; 2019’un ilk üç ayında da endeks yükselişini sürdürdü.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak 2019’da bir önceki aya göre %1 artış kaydetti. Şubat ve Mart aylarında imalat sektöründeki iyileşmenin sürmesi sanayi üretimi için olumlu bir gelişme. Ancak mevsimsellikten arındırılmış verilere göre Kasım 2018-Şubat 2019 dönemi boyunca ihracatın aylık bazda gerilemeye devam etmesi, 2019 yılının ilk iki ayında ihracatın sanayi üretimi ve dolayısıyla da GSYH büyümesine katkısının negatif olduğuna işaret ediyor.

Öte yandan mevsimsellikten arındırılmış ithalat hacmi aynı dönem boyunca aralıksız artışını sürdürürken dış ticaret açığı aylık bazda aralıksız artmaya devam ediyor (ki bu durum değer kaybeden TL’yi de dikkate aldığımızda cari açıkta artış eğilimini ortaya koyuyor). En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’dan özellikle de Almanya’dan gelen zayıflama işaretleri Türkiye’nin ihracat performansındaki gerilemeyi teyit eder nitelikte.

Tüketim tarafında ise perakende ticaret ve e.t.t.e. tüketim endekslerinin 2019 yılının ilk iki ayında hafif kıpırdandığını, artan iç talebi karşılamak adına da reel sektörün söz konusu dönemde yatırımlarını artırarak stoklarını güçlendirdiğini ortaya koydu.

Ancak takipteki alacaklar tarafına baktığımızda takipteki kredilerin toplam bankacılık sektörü kredilerine oranının Ağustos 2018’den bu yana aralıksız yükselmesiyle reel sektörün finansman tarafında giderek daha zorluk yaşadığını anlıyoruz. 2018 yılının son çeyreğinden 2019 yılı ilk çeyreği sonuna kadar tüketici ve kurumsal kredilerdeki artış eğiliminin sürdüğünü de dikkate aldığımızda takipteki alacakların bankacılık sistemi üzerinde ağırlığını daha da artırdığını anlayabiliriz hele de artan risk primimize bağlı olarak dış borçlanma maliyetleri artıyorken.

(Hatırlatalım: Dış finansman şartlarının giderek zorlu bir hal aldığı 2018 yılında TL’de yaşanan sert değer kaybı sebebiyle TCMB TL’yi korumak adına sert faiz artırım kararı aldı ve sıkı para politikası kararlılıkla sürdürülmeye devam edildi. Ekonomik faaliyette yaşanan fren etkisine paralel olarak yüksek kredi faizleri yurt içinde finansmana erişimi zorlaştırdı.)

Bunların yanında özellikle Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) katkısıyla 2017’de kaydedilen iç tüketimdeki hızlanma, 2018’de KGF’nin sonlanmasıyla yavaşlama ve düşme eğilimini beraberinde getirdi ve sonuç olarak işsizlik oranı 2017 yılında hızla düşerken 2018 yılında hızla arttı.

Enerji ve dış borca bağımlı olmamıza rağmen iç tüketimi pompalayarak büyümenin ateşlenmesi cari açık, TL’de ve üretimde sert değer kayıpları ve yüksek işsizlik oranlarıyla daha şiddetli döndü.

Hal böyle iken, küresel ekonominin yavaşlama eğilimine girdiği bir ortamda hızla artan Türkiye nüfusunu da dikkate aldığımızda Türkiye’nin mevcut tüketim, yatırım ve üretim resminde sürdürülebilir bir şekilde istihdamı artıracak, işsizliği azaltacak bir hikayesi var mı? Maalesef yok. Yerli araba da bir hikaye evet ama yapay zekanın üretim tarafında ağırlığını artırdığı bir ortamda katma değer yaratacak teknolojik ürünlerin üretilmesi, yeni iş alanları yaratması ve dünya çapında marka değeri taşıması daha güzel bir hikaye.

Gerçek şu ki mevcut yapı hem TL’yi hem de ekonomiyi daha da kırılgan hale getiriyor. Gaz verip frene basmak zorunda kalmaktansa istihdam ve sürdürülebilir bir hızda büyümeyi sağlayacak yeni bir yol haritası lazım. Mevcut yapıyla bu sağlanamadığına göre yapıyı değiştirmek yani reform yapmak gerekiyor. Bunu da “yapısal reform” olarak adlandırıyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz