Etiket: imalat

İmalat sektörü PMI verileri enflasyonda ve ihracat talebinde zayıflığın sürdüğünü gösterdi

4 Kasım Pazartesi günü Ekim ayı enflasyon verileri açıklanacak. Eylül ayında TÜFE %9,26, yurt içi ÜFE ise %2,45 seviyelerine gerilemişti.

Cuma günü Asya ve Amerika kıtasına dair açıklanan imalat sektörü Markit PMI verileri çıktı fiyat enflasyonunda yumuşama eğiliminin, ihracat talebinde ise bozulmanın devam ettiğini gösterdi.

Türkiye’de de TL’de Ekim ayında yaşanan zayıflığa ve elektriğe yapılan zamma rağmen girdi maliyetlerinde ve çıktı fiyatlarında ılımlı seyrin sürdüğünü görüyoruz. TİM verileri ihracatımızın Eylül ayına göre 1,1 milyar dolar arttığına işaret etti.

TL’de değer kaybının küresel bazda rekabet gücümüzü artırmaya katkısı oluyor ancak düşük fiyatlarla satışların karlılık performansını aşağı çektiğini söylemek yanlış olmaz.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface Barometre: “Merkez bankalarının müdahalelerine rağmen küresel ekonomide genel bir yavaşlama yaşanıyor”

Dünya genelinde siyasi belirsizlik alanlarının katlanarak arttığı bir yaz döneminin işletmelerin morallerini etkilediği bir ortamda, 2020 yılının bir ekonomik yavaşlama yılı olması olası görünüyor.

Arjantin’deki kur krizi, Hong Kong ve Rusya’daki önemli gösteriler, Brexit, Suudi Arabistan’ın petrol tesislerine yapılan saldırı 2019 yılının üçüncü çeyreğine damgasını vuran olaylardan sadece bazıları olarak sayılabilir. Artan siyasi belirsizlikler, dünya ticaret hacmindeki daralma, petrol fiyatlarındaki oynaklıklar ve Avrupa ile Çin’de otomobil satışlarında yaşanan azalma ile birlikte işletmelerin morallerini etkilemeye devam etti.

İmalat şirketlerinin karamsarlığı ekonominin geri kalan alanlarına yayılacak mı?

Bugün Avrupa ve Asya şirketlerine ek olarak Amerikan şirketleri de artık Başkan Trump’ın korumacı söylemlerinden açık bir şekilde endişe duyduklarını ifade ediyorlar. Çin-ABD ticaret savaşının iki büyük küresel güç arasında bir ticaret anlaşmasına doğru evirildiği görülmekle birlikte, ABD Başkanının seçim kampanyası ve hakkında yürütülen azil süreci bağlamındaki eylemlerini kestirmek halen oldukça güç.

Öte yandan, Avrupa’daki emisyon standartları ve Çin’de tüketici davranışlarındaki değişiklikler dahil olmak üzere, otomotiv sektöründe yapısal değişiklikler yaşanmaya devam ediyor. Bu bağlamda, Avrupa ekonomileri şu anda iki farklı hızda ilerliyor: Bazıları küresel sanayiye ve ticarete özellikle bağlı iken (Almanya) ve/veya ticaret siyasi belirsizliklerden olumsuz etkilenirken (İtalya, Birleşik Krallık), Fransa, İspanya ve Hollanda ekonomileri daha dayanıklı bir görünüm sergiliyor.

Merkez bankaları hızla harekete geçiyor

ABD, Avro bölgesi ve birçok yükselen ülkedeki merkez bankaları mevcut durumu değerlendiriyor.

Hatta, büyümedeki keskin yavaşlama sonucunda, birçok merkez bankası parasal genişleme önlemleri uygulayacaklarını açıkladı.

Negatif nominal faiz oranları belirleyen para politikalarının etkileri belirsizdir. Negatif politika faiz oranları hane halklarını ve işletmeleri destekleyerek ekonomiyi canlandırabilirler, ancak bankaların karlılıklarını da aşındırabilirler. Bununla birlikte, teoride, faaliyet üzerindeki olumlu etki daha baskındır. Dolayısıyla, bu aşırı genişlemeci politikalar enflasyonun bu yaklaşımı benimseyen ülkelerin belirlediği hedeflere yaklaşmasına izin vermese de, özellikle avro bölgesi başta olmak üzere son zamanlarda uygulamaya konulan parasal genişleme önlemlerinin beklenen etkisi gerçek olacaktır.

Genel olarak, bu yaygın siyasi istikrarsızlık sebebiyle, Coface 2020 yılının bir ekonomik yavaşlama yılı olacağını öngörmektedir ancak yine de uyanma çağrısı olarak nitelenebilecek birçok olumlu sinyal tespit etmeye ve hükümetlerin ve merkez bankalarının buna karşı harekete geçtiğini gözlemlemeye devam etmektedir.

Bu bağlamda, bu çeyrekte ülke değerlendirme notlarında iki değişiklik gerçekleşti: Hong Kong (notu A2’den A3’e düşürüldü) ve Moritanya (notu D’den C’ye yükseltildi). Sektör bazında, haziran ayında otomotiv sektöründe gerçekleşen bir dizi not düşüşü sonrasında, bu çeyrekte daha az değişiklik yaşandı – ancak özellikle otomotiv sektöründe (üç ülkede daha nottu düşürüldü) ve ona bağımlı sektörlerde (örneğin Almanya’da kimya sektörü) riskler halen artmaya devam etti (13 not düşürme kaydedilirken, not artırımı olmadı). Öte yandan, Kuzey Amerika’da kağıt sektöründe şirket kredi riskleri yükseliyor. Son olarak, ticaretteki yükselen korumacılık rüzgarının yeni mağdurları ortaya çıkıyor (Kore’de bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü).

ABD Eylül ayı PMI verileri imalat ve hizmet sektörlerinde ılımlı büyüme ortaya koydu

ABD kompozit üretim endeksi Eylül ayında aylık 0,3 puan artışla 51,0 seviyesine yükseldiği tahmin edildi. Endeksin 50 seviyesinin üzerindeki değerler sektörde büyümeyi gösteriyor.

Hizmet sektörü PMI endeksi aylık 0,2 puan artışla 50,9 seviyesine, imalat sektörü PMI endeksi ise aylık 0,7 puan artışla 51,0 seviyesine yükseldi.

İmalat sektörü üretim alt endeksi ise aylık 0,9 puan artışla 51,7 oldu.

Eylül ayı hizmet sektörü PMI alt endeksleri 50 seviyesinin üzerinde olsa da ekonomik şartların daha az elverişli olması ekonomik aktivitenin daha yavaş seyretmesine sebep oluyor. Bu sebeple son veriler şirketlerin Ocak 2010’dan bu yana ilk kez Eylül ayında istihdamda kısıntıya gittiğini gösteriyor. Enflasyon bacağında ise girdi fiyatları son iki aydır düşerken çıktı fiyatları Eylül ayında değişiklik göstermedi.

İmalat tarafında ihracat siparişlerinin son beş ayın dördünde azalışını sürdürdüğü not ediliyor. Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarındaki artışlar ise ılımlı kaldı. Anket sonuçları imalatçıların dış talep kaynaklı ılımlı bir tablo ortaya koyduğuna işaret ediyor.

Geçen hafta politika faizinde 25 baz puan indirim yapan ABD merkez bankası Fed’in 29-30 Ekim’de gerçekleştireceği para politikası toplantısı kararında ülke içi ve küresel talep şartlarındaki gelişmelerin etkisi önemli olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Euro Bölgesi’nde imalat sektöründeki zayıflık servis sektörüne sıçradı

Eylül ayı ilk tahminlerine göre Almanya’da imalat sektörü PMI endeksi son 10 yılın en düşüğü olan 41,4 seviyesine geriledi. PMI endekslerinde 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde daralmaya işaret ediyor.

Hizmet sektörü PMI endeksi de son 9 ayın en düşüğü olan 49,1 değeri ile daralma bölgesine girdi.

Talepteki daralma ve beklentilerdeki kötüleşmeye bağlı olarak istihdam piyasası zayıfladı.

Üretimdeki düşüşe bağlı olarak mal ve hizmet fiyat baskıları geriledi.

Böylece Almanya kompozit PMI endeksi Ekim 2012’den bu yana ilk kez 50 seviyesinin altına 49,1 seviyesine gerilemiş oldu.

Euro Bölgesi genelinde de benzer tabloyla birlikte kompozit PMI endeksi 50,4, hizmet sektörü PMI 52, imalat sektörü PMI 45,6 seviyelerine geriledi.

12 Eylül para politikası toplantısında küresel ticaret gerginliği ve Brexit belirsizliğine bağlı olarak büyüme ve enflasyonu tetiklemek amacıyla Avrupa Merkez Bankası (ECB), mevduat faiz oranını 10 baz puan indirerek eksi yüzde 0,5 seviyesine düşürmüştü. Bunlara ek olarak ECB 2019 yılı için GSYH büyüme tahminini yüzde 1,2’den yüzde 1,1’e, 2020 yılı için büyüme tahminini yüzde 1,4’ten yüzde 1,2’ye düşürdü. Enflasyon tahminleri ise 2019 için yüzde 1,3’ten yüzde 1,2’ye, 2020 yılı için yüzde 1,4’ten yüzde 1’e, 2021 yılı için yüzde 1,6’dan yüzde 1,5’e düşürmüştü.

Eylül ayı PMI ilk tahmin detayları Bölge’de büyüme dinamikleri ve enflasyon baskısının giderek zayıfladığını teyit etmiş oldu.

Dr. Fulya Gürbüz

Talep darlığı büyüme ve enflasyonu aşağı çekiyor

2019 yılı ikinci çeyrek GSYH verileri şu sonuçları ortaya koydu:
. Harcamalar tarafında, önceki yılın aynı dönemine göre ihracat ve devlet harcamaları büyümeyi desteklerken hanehalkı harcamalarındaki daralma yavaşladı,
. Üretim tarafında tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü önceki yılın aynı dönemine göre büyümeyi desteklerken, sanayi ve hizmetler sektöründeki daralma yavaşladı, inşaat sektöründe sert daralma sürdü.
. Gelirler tarafında işletmelerin karma gelirinin GSYH içindeki payı önceki çeyreğe göre yüzde 3 puanlık artışla %40 seviyesine yükselse de finans dışı sektörün net döviz pozisyonunda artış firmaların faiz harcamaları üzerinde yük oluşturmaya devam ediyor.

Nitekim Mayıs 2019’da yayınlanan İSO 500 verilerine göre 2018 yılında İSO 500’ün finansman giderlerinin faaliyet karı içindeki payı 2017 yılındaki %49,8’den 2018 yılında %88,9’a yükselmiştir. İSO YK Başkanı Sayın Erdal Bahçıvan’ın da ifade ettiği üzere “Biz bugüne kadar yüzde 50’lerden şikayetçiyken şimdi sanayi firmaları 2018 yılında elde ettikleri karın neredeyse tamamını finansman giderlerine ayırmıştır. 2018 yılının ikinci yarısında hem mali borçlardaki hem de finansman maliyetlerindeki artışlar sanayi firmalarının finansman giderlerinde sıçramaya neden olmuştur.”

Sabit sermaye tüketiminin GSYH içindeki payı ise 2Ç2019’da yüzde 2 puanlık gerileme kaydetmiştir.

Öte yandan TCMB tarafından açıklanan Haziran 2019 finansal kesim dışındaki firmaların döviz pozisyonları verilerini dikkate aldığımızda firmaların ihracat alacaklarının artış eğilimini koruduğu Mart 2017’den 2Ç2019 sonuna kadarki dönemde ise sabit sermaye yatırımlarının alt kalemi olan makine ve teçhizat kullanımında da azalma olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle TL’de yaşanan değer kaybı paralelinde finansman giderleri altında ezilen reel sektör yatırım yapmayı tercih etmiyor.

Bununla birlikte, ABD-Çin ticaret savaşının etkisiyle ihracat destekli artan üretim hacmimizde yukarı yönün sınırlı olduğu da bir gerçek. Bunun ipuçlarını ise Ağustos ayı imalat sektörü PMI verilerinden edindik. Ağustos ayı verilerine göre Euro Bölgesinde güçlü iç talebe rağmen ihracat siparişlerinde zayıflık, satın alımlarda azalma ve işten çıkarmalar dikkat çekici. ABD-Çin ticaret savaşının da etkisiyle küresel imalatta derinleşen zayıflığın etkisiyle özellikle Almanya’da firmalar Ağustos ayında son sekiz yılın en kötümser tablosunu ortaya koydu. Küresel bazda otomotiv ve iş makineleri talebindeki gerileme özellikle Almanya imalat sektörünü olumsuz etkiliyor. Belirsiz ticaret görünümüne bağlı olarak düşük talep sebebiyle Bölge genelinde şirketler işçi çıkarmak gibi maliyetlerini kısma eğilimine girerken ithal ürün fiyatlarında iskonto talep etmelerinin ihracatçı firmalarımızın karlılığı açısından olumsuz bir gelişme olduğunu not edelim.

Küresel üretim maliyetlerinde yaşanan düşüş eğilimine paralel olarak Türkiye’de yurt içi üretici fiyat enflasyonu Ağustos ayında önceki aya göre 8,21 yüzde puanlık düşüşle %13,45 seviyesine, tüketici fiyat enflasyonu da 1,64 yüzde puanlık düşüşle %15,01 seviyesine geriledi.

Talep darlığı ve enflasyondaki düşüş eğilimine paralel olarak gelecek hafta yapılacak Merkez Bankası para politikası toplantısında %19,5 seviyesindeki politika faizinde 100-200 baz puan aralığında indirime gitme olasılığının güçlü olduğunu düşünüyoruz.

GSYH’de çeyrek bazdaki gelişmeleri dikkate aldığımızda ise, sanayi ve hizmetler sektörlerinin desteğiyle GSYH’nin 2019 yılı ilk iki çeyreğinde arka arkaya büyüme kaydetmesi olumlu bir gelişme olsa da Sayın Bahçıvan uzun vadede sürdürülebilir büyümeyi yakalayabilmemiz için mevcut üretim yapımız ve modelimiz ile çok fazla yol alma imkanımızın olmadığını belirterek şu önerilerde bulunuyor:
. “Var olan kaynakların daha rasyonel ve etkin kullanılması,
. “Sanayimizin inovasyon yetkinliğinin artırılması, teknolojiye, Ar-Ge’ye daha fazla yatırım yapılması,
. “Yüksek katma değerli üretim yapısına geçilmesi,
. “Eğitimli ve nitelikli işgücünün oluşturulması,
. “Uzun dönemde büyümenin ve küresel ölçekte rekabetin anahtarı olan verimliliğin artırılması.”

Nitekim 19 Ağustos 2019 tarihli konuşmasında MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan da nitelikli iş gücüne yönelik olarak şu değerlendirmeleri yapıyor: “Ancak kalifiye eleman konusunda da git gide fakirleşiyoruz. Bu bağlamda MÜSİAD olarak odak noktamızı mesleki eğitim olarak belirledik ve tematik lise kavramını geliştirdik. Bu kapsamda meslek liselerinin içinde mağazalar açtık. Yeni bir başlangıç ortaya koymaya çalışıyoruz. Meslek liselerini Türkiye’de arttırdığımız sürece, insan kaynağı ve dolayısıyla işsizlik ve işçisizlik sorununun azalacağına inanıyoruz.”

İSO ve MÜSİAD’ın eğitim alanına verdikleri desteklerin orta-uzun vadede olumlu şekilde cevap bulacağına inanıyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın Gündemi: Reel ve hizmet sektörleri güven endeksleri, dış ticaret ve turizm verileri

26-29 Ağustos haftasında Ağustos ayına ilişkin imalat, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait eğilimleri ve güven endeksleri ile Temmuz ayına ait dış ticaret ve turizm verilerine odaklanılacak. Üretim, tüketim ve yatırım tarafında zayıf seyrin sürdüğünü gösteren işaretlerin gelmeye devam etmesini bekliyoruz.

26 Ağustos 2019, Pazartesi

Ağustos ayı imalat sektörü kapasite kullanım oranı (Tem-19: 76,2), Reel Sektör Güven Endeksi (Tem-19: 98,3) ve Sektörel Güven Endeksleri (Tem-19: Hizmet 91,3; Perakende Ticaret 99,2; İnşaat 55,1) açıklanacak.

28 Ağustos 2019, Çarşamba

Ağustos ayı Ekonomik Güven Endeksi (Tem-19: 80,7) açıklanacak.

29 Ağustos 2019, Perşembe

Temmuz ayı dış ticaret verileri (Haz-19: İhracat %14,3 y/y düştü, İthalat %22,7 y/y düştü) açıklanacak.

Temmuz ayı turizm verileri (Haz-19: 5.318.984 kişi, 2,91 milyar dolar) açıklanacak.

Temmuz ayı PMI verileri AMB’den gevşek para politikası söylemlerini kuvvetlendirdi

Avrupa Merkez Bankası (AMB) bugün TSİ 14:45’te faiz kararını açıklayacak. Başkan Draghi TSİ 15:30’da basın toplantısını gerçekleştirecek. Beklenti, büyümeye yönelik risklerin ortaya konup para politikasında gevşemeyle ilgili bir yol haritası açıklanması yönünde.

AMB yürüttüğü miktarsal genişleme politikası ile 2017 yılının son yarısında Bölge ekonomisi %2,8’lik büyüme kaydederek 2010-2012 yılı performansını yakalamıştı. Ancak Bölge’de otomotiv sektörünün emisyon standartlarına yönelik düzenlemelerin etkisiyle daralması, ABD’nin yürüttüğü ticaret savaşına bağlı olarak küresel ekonomide yaşanan talep darlığı ve Brexit sorunu ekonomik büyümenin 2018 yılı son çeyreğinde ve 2019 yılı ilk çeyreğinde %1,2 seviyesine gerilemesine sebep oldu.

Küresel enflasyon eğilimindeki yumuşamaya paralel olarak Bölge’de enflasyon Haziran ayında yıllık %1,3 seviyesi ile AMB’nin %2 hedefinin gerisinde bulunuyor.

Büyüme ve enflasyon dinamikleri için öngösterge niteliğindeki imalat sektörü PMI (satın alma müdürleri endeksi) verileri ise ticaret savaşının başladığı 2018 yılından itibaren aralıksız düşüşünü sürdürüyor. Endeksin 50 seviyesinin altındaki değer sektörde daralmaya, yukarısındaki değerler ise sektörde büyümeye işaret ediyor.

Euro Bölgesi’nde imalat sektörü PMI ilk tahmin sonuçları Temmuz ayında 46,4 puan ile son 6,5 yılın en düşük seviyesine işaret etti ki bu gelişmede Almanya’da imalat sektöründeki daralmanın etkisi var.

İmalat sektöründe üretim alt PMI endeksi de son 6 yılın en düşük seviyesi olan 47 seviyesine geriledi. Özellikle yeni ihracat siparişlerindeki daralma küresel talep darlığını teyit ederken iç talep gücünü korumaya devam ediyor.

Euro Bölgesi’nde GSYH büyümesinin lokomotifi olan hizmet sektörü ise Temmuz ayında 53,3 puan ile hafif güç kaybı yaşadı.

2019 yılı ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %0,4 büyüme kaydeden Euro Bölgesi’nin ikinci çeyrekte %0,2 büyümesi bekleniyor.

AMB’nin değerlendirmeye aldığı bir diğer faktör de istihdam piyasasındaki gelişmeler. PMI verilerine göre istihdam piyasası zayıflıyor. Bölge’de mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı Mayıs ayında %7,5 seviyesine gerilemişti.

Dr. Fulya Gürbüz

Faiz indirimi talep artışı için yeterli olmayabilir

Türkiye ekonomisine yönelik ikinci çeyrek verileri henüz tamamlanmasa da öncü göstergeler tüketimdeki daralmanın ikinci çeyrekte de sürdüğünü, üretim tarafında ise ilk çeyreğin aksine ikinci çeyrekte kayıp yaşandığını, reel sektörün ise yatırım yapmadığını gösteriyor.

Yurt dışındaki ekonomik aktiviteyi gözlemlediğimiz PMI verileri ise yılın ilk yarısında küresel bazda canlanma işareti ortaya koymazken, girdi maliyetleri ve çıktı fiyat artışlarında yumuşama eğilimi var. Öte yandan ihracat hacminde Türkiye’nin aylık bazda kaydettiği performans dikkat çekici ancak bunda TL’de yaşanan yıllık yüzde 40’lık kaybın dolayısıyla da artan borçlanma maliyetlerinin payı büyük.

Mart 2019 işgücü verileri ise istihdamın kayıt dışına kaydığını, son 1 yılda istihdam edilenlerinin sayısının %2,5 azalışla 28 milyon 146 bin kişiye gerilediğini, işsiz sayısının ise %41 artışla 4 milyon 487 bin kişiye yükseldiğini gösterdi.

Küresel talepte daralmaya paralel olarak yurt içinde artan maliyetler sebebiyle hanehalkının satın alma gücünün azalması üretim kaybına, dolayısıyla da işsizliğin artmasına sebep olurken, şirketler yatırım yapmayı erteliyor. Merkez Bankasının 25 Temmuz toplantısında cuma günü görevinden alınan Murat Çetinkaya yerine atanan yeni Başkan Murat Uysal önderliğinde faiz indirimine tanık olacağız. Merkez Bankasının bağımsızlığının tekrar sorgulanmasına sebep olan son hamle, S-400 belirsizliği ve Doğu Akdeniz gerilimini dikkate aldığımızda mevcut ortamın, faizde indirim olsa bile talep artışını tetikleyecek bir zemin oluşturmadığını düşünüyoruz.

Detaylandırırsak:

İç talep daralmaya devam ediyor, miktar bazında ihracat ve ithalat küçülüyor…

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre tüketim endeksleri (E.T.T.E. ve perakende satış) Nisan ayında ilk çeyreğe göre daralırken otomobil satışlarında daralma Mayıs ayında da sürdü. İhracat ve ithalat miktar endeksleri ise Nisan ayında ilk çeyreğe göre daraldı.

İkinci çeyrekte kredi ve tüketim vergileri kapsamında reel bazda gerileme devam ederken otomobil ve konut satışlarındaki gerileme bu eğilimi teyit ediyor.

Üretim tarafında ilk çeyreğe göre performans kaybı var

Kredi Garanti Fonu (KGF) desteği ile Temmuz 2017’de zirve yapan mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS sanayi ve hizmet endeksleri 2018 yılı başında KGF’nin sonlanması, ABD’den gelen ticaret savaşı rüzgarları ile iç ve dış siyasette yaşanan olumsuzlukları ve TL’de yaşanan değer kaybının bir sonucu olarak Haziran 2018’den Haziran 2019 sonuna kadar daralma bölgesinde yer alıyor. SAMEKS bileşik endeksi ilk çeyrekte ortalama 45,1 değerini alırken 2. çeyrek performansı 43,8 oldu. Endeksin 50 değeri altında yer alması sektörde daralmayı gösteriyor. Sanayi endeksi performansı ilk çeyreğe göre değişiklik göstermedi.

Mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretiminde ise ilk çeyrekte aylık bazda kaydedilen büyüme eğiliminin ardından Nisan ayında önceki aya göre daralma kaydedildi. Nisan ayında hammadde ithalat hacmi ise Ocak 2019’dan bu yana aylık bazda artış eğilimini sürdürdü. Öncü göstergeler Mayıs ayında performans kaybına işaret ederken Haziran ayına ilişkin iyimser bir tablo var.

Yatırım harcamaları ilk çeyreğe göre azaldı…

Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi verilerine göre yatırım harcamaları ikinci çeyrekte ilk çeyreğe göre azaldı. Nisan ayında mevsimsellikten arındırılmış sermaye malı ithalat hacmi ve makine ve teçhizat imalatı ilk çeyrek ortalamasına göre daralma kaydetti.

Dr. Fulya Gürbüz

Euro Bölgesi’nde imalat ve tüketici güven endekslerindeki bozulma Haziran ayında da sürdü

Euro Bölgesi’nde Ekonomik Duyarlılık Endeksi (Economic Sentiment Indicator) 2019 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre 1,9 puan azalışla 103,3 ile Ağustos 2016 seviyesine geriledi. Ticaret savaşı, Brexit ve otomotiv sektörünün düzenlemeleri yerine getirmeye yönelik çalışmaları sebebiyle 2018 yılı başından itibaren endeks düşüş eğilimini koruyor. İmalat sektörü (-2,7), hizmet (-1,1) ve tüketici (-0,7) alt güven endeksleri Haziran ayında gerilerken perakende ticaret (+1,0) ve inşaat (+3,6) tarafında iyileşme var. Güven kaybı sırasıyla en fazla Almanya (-2,9), İtalya (-1,5), Fransa (-1,5), Hollanda (-1) ve İspanya’da (-0,6) yaşandı.

Euro Bölgesi’nde İş Durum Endeksi ise (Business Climate Indicator) Haziran ayında önceki aya göre 0,13 puan azalışla 0,17 değerine düşerek Ekim 2014 seviyelerine geriledi. Gerilemede işletmelerin üretim beklentileri, ihracat siparişleri ve stok seviyelerindeki kötüleşme etkili oldu. Geçmiş üretim seviyesinde ise iyileşme var.

Bölge’de Tüketici Güven Endeksi ise Haziran ayında bir önceki aya göre 0,7 puan düşüşle -7,2 seviyesine geriledi.

Haziran ayı imalat sektörü PMI ilk tahminlerine göre Euro Bölgesi’nde üretim önceki aya göre değişiklik göstermeyip daralma bölgesinde kalmayı sürdürürken hizmet sektörü büyüme bölgesinde gücünü korumaya devam ediyor. Her iki sektörde ihracat siparişleri güç kaybı yaşarken istihdamda görece iyileşme var. Fiyat tarafında ise maliyet enflasyonu Eylül 2016 seviyelerine gerilerken çıktı fiyat artışı son üç yılın en düşük artışını kaydetti.

Mayıs ayında tüketici enflasyonu yıllık %1,2 seviyesine gerilemişti ki bu seviye Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) %2 olan hedefinin hayli gerisinde. Üretici fiyat enflasyonu ise Nisan ayında yıllık %2,6 seviyesine geriledi. GSYH büyümesi ise 2019 yılı I. çeyreğinde kaydettiği %1,2 büyüme ile 2013 yılı sonu seviyelerine gerilemiş durumda. Parasal genişlemeye rağmen Bölge’de büyüme ve enflasyon dinamiklerinin zayıflamaya devam etmesine bağlı olarak AMB Başkanı Draghi hazine tahvillerinin alımına devam etmek suretiyle parasal genişleme sinyali verdi.

Euro Bölgesi’nde ihracat performansının Haziran ayında düşmeye devam etmesi küresel talepte daralmanın devam ettiğine işaret ediyor. Yarın Osaka’da başlayacak iki günlük G20 zirvesinde cumartesi günü ABD ve Çin liderlerinin bir araya gelecek olması küresel ekonomi açısından belki bir umut kaynağı olabilir.

Dr. Fulya Gürbüz

Enflasyon yıllık bazda gerilese de aylık bazda baskı devam ediyor

Tüketici fiyat endeksi Mayıs 2019’da aylık %0,95, yıllık %18,71 artış kaydetti; çekirdek enflasyonda (B endeksi: İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) aylık %1,57, yıllık %16,90 artış kaydedildi. Çekirdek TÜFE Nisan ayında aylık %1,45, yıllık %16,78 artış kaydetmişti. Çekirdek TÜFE’de son üç ayda aylık bazda artışlar sürüyor.

Arındırılmamış verilere göre aylık bazda baktığımızda gıda ve alkolsüz içeceklerin enflasyona etkisi Kasım 2018’den bu yana ilk kez negatif oldu. TL’deki değer kaybı ve artan benzin ve motorin fiyatlarına bağlı olarak ise ulaştırma fiyatlarının aylık bazda enflasyona etkisi Ocak 2019’dan bu yana artarak devam ediyor.

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre ise gıda ve alkolsüz içeceklerdeki aylık artış %0,77’ye gerilerken (Nisan: %1,99), B çekirdek TÜFE endeksi %0,81’e hızlandı (Nisan: %0,62).

Yurt içi üretici fiyat endeksi ise Mayıs 2019’da aylık %2,67, yıllık %28,71 artış kaydetti. Detaylara baktığımızda ara malı imalatı, sermaye malı imalatı ve dayanıksız tüketim malı imalatı fiyatları Ocak 2019’dan bu yana aylık bazda artışını sürdürürken, enerji üretim fiyatları Mart 2019’dan bu yana artış eğilimini koruyor. Mart ve Nisan 2019’da aylık bazda artan dayanıklı tüketim malı imalat fiyatları ise Mayıs ayında düştü. Mayıs ayı imalat sektörü PMI verileri de sektörde girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında artışı ortaya koydu.

Dr. Fulya Gürbüz