Etiket: imalat

Faiz indirimi talep artışı için yeterli olmayabilir

Türkiye ekonomisine yönelik ikinci çeyrek verileri henüz tamamlanmasa da öncü göstergeler tüketimdeki daralmanın ikinci çeyrekte de sürdüğünü, üretim tarafında ise ilk çeyreğin aksine ikinci çeyrekte kayıp yaşandığını, reel sektörün ise yatırım yapmadığını gösteriyor.

Yurt dışındaki ekonomik aktiviteyi gözlemlediğimiz PMI verileri ise yılın ilk yarısında küresel bazda canlanma işareti ortaya koymazken, girdi maliyetleri ve çıktı fiyat artışlarında yumuşama eğilimi var. Öte yandan ihracat hacminde Türkiye’nin aylık bazda kaydettiği performans dikkat çekici ancak bunda TL’de yaşanan yıllık yüzde 40’lık kaybın dolayısıyla da artan borçlanma maliyetlerinin payı büyük.

Mart 2019 işgücü verileri ise istihdamın kayıt dışına kaydığını, son 1 yılda istihdam edilenlerinin sayısının %2,5 azalışla 28 milyon 146 bin kişiye gerilediğini, işsiz sayısının ise %41 artışla 4 milyon 487 bin kişiye yükseldiğini gösterdi.

Küresel talepte daralmaya paralel olarak yurt içinde artan maliyetler sebebiyle hanehalkının satın alma gücünün azalması üretim kaybına, dolayısıyla da işsizliğin artmasına sebep olurken, şirketler yatırım yapmayı erteliyor. Merkez Bankasının 25 Temmuz toplantısında cuma günü görevinden alınan Murat Çetinkaya yerine atanan yeni Başkan Murat Uysal önderliğinde faiz indirimine tanık olacağız. Merkez Bankasının bağımsızlığının tekrar sorgulanmasına sebep olan son hamle, S-400 belirsizliği ve Doğu Akdeniz gerilimini dikkate aldığımızda mevcut ortamın, faizde indirim olsa bile talep artışını tetikleyecek bir zemin oluşturmadığını düşünüyoruz.

Detaylandırırsak:

İç talep daralmaya devam ediyor, miktar bazında ihracat ve ithalat küçülüyor…

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre tüketim endeksleri (E.T.T.E. ve perakende satış) Nisan ayında ilk çeyreğe göre daralırken otomobil satışlarında daralma Mayıs ayında da sürdü. İhracat ve ithalat miktar endeksleri ise Nisan ayında ilk çeyreğe göre daraldı.

İkinci çeyrekte kredi ve tüketim vergileri kapsamında reel bazda gerileme devam ederken otomobil ve konut satışlarındaki gerileme bu eğilimi teyit ediyor.

Üretim tarafında ilk çeyreğe göre performans kaybı var

Kredi Garanti Fonu (KGF) desteği ile Temmuz 2017’de zirve yapan mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS sanayi ve hizmet endeksleri 2018 yılı başında KGF’nin sonlanması, ABD’den gelen ticaret savaşı rüzgarları ile iç ve dış siyasette yaşanan olumsuzlukları ve TL’de yaşanan değer kaybının bir sonucu olarak Haziran 2018’den Haziran 2019 sonuna kadar daralma bölgesinde yer alıyor. SAMEKS bileşik endeksi ilk çeyrekte ortalama 45,1 değerini alırken 2. çeyrek performansı 43,8 oldu. Endeksin 50 değeri altında yer alması sektörde daralmayı gösteriyor. Sanayi endeksi performansı ilk çeyreğe göre değişiklik göstermedi.

Mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretiminde ise ilk çeyrekte aylık bazda kaydedilen büyüme eğiliminin ardından Nisan ayında önceki aya göre daralma kaydedildi. Nisan ayında hammadde ithalat hacmi ise Ocak 2019’dan bu yana aylık bazda artış eğilimini sürdürdü. Öncü göstergeler Mayıs ayında performans kaybına işaret ederken Haziran ayına ilişkin iyimser bir tablo var.

Yatırım harcamaları ilk çeyreğe göre azaldı…

Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi verilerine göre yatırım harcamaları ikinci çeyrekte ilk çeyreğe göre azaldı. Nisan ayında mevsimsellikten arındırılmış sermaye malı ithalat hacmi ve makine ve teçhizat imalatı ilk çeyrek ortalamasına göre daralma kaydetti.

Dr. Fulya Gürbüz

Euro Bölgesi’nde imalat ve tüketici güven endekslerindeki bozulma Haziran ayında da sürdü

Euro Bölgesi’nde Ekonomik Duyarlılık Endeksi (Economic Sentiment Indicator) 2019 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre 1,9 puan azalışla 103,3 ile Ağustos 2016 seviyesine geriledi. Ticaret savaşı, Brexit ve otomotiv sektörünün düzenlemeleri yerine getirmeye yönelik çalışmaları sebebiyle 2018 yılı başından itibaren endeks düşüş eğilimini koruyor. İmalat sektörü (-2,7), hizmet (-1,1) ve tüketici (-0,7) alt güven endeksleri Haziran ayında gerilerken perakende ticaret (+1,0) ve inşaat (+3,6) tarafında iyileşme var. Güven kaybı sırasıyla en fazla Almanya (-2,9), İtalya (-1,5), Fransa (-1,5), Hollanda (-1) ve İspanya’da (-0,6) yaşandı.

Euro Bölgesi’nde İş Durum Endeksi ise (Business Climate Indicator) Haziran ayında önceki aya göre 0,13 puan azalışla 0,17 değerine düşerek Ekim 2014 seviyelerine geriledi. Gerilemede işletmelerin üretim beklentileri, ihracat siparişleri ve stok seviyelerindeki kötüleşme etkili oldu. Geçmiş üretim seviyesinde ise iyileşme var.

Bölge’de Tüketici Güven Endeksi ise Haziran ayında bir önceki aya göre 0,7 puan düşüşle -7,2 seviyesine geriledi.

Haziran ayı imalat sektörü PMI ilk tahminlerine göre Euro Bölgesi’nde üretim önceki aya göre değişiklik göstermeyip daralma bölgesinde kalmayı sürdürürken hizmet sektörü büyüme bölgesinde gücünü korumaya devam ediyor. Her iki sektörde ihracat siparişleri güç kaybı yaşarken istihdamda görece iyileşme var. Fiyat tarafında ise maliyet enflasyonu Eylül 2016 seviyelerine gerilerken çıktı fiyat artışı son üç yılın en düşük artışını kaydetti.

Mayıs ayında tüketici enflasyonu yıllık %1,2 seviyesine gerilemişti ki bu seviye Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) %2 olan hedefinin hayli gerisinde. Üretici fiyat enflasyonu ise Nisan ayında yıllık %2,6 seviyesine geriledi. GSYH büyümesi ise 2019 yılı I. çeyreğinde kaydettiği %1,2 büyüme ile 2013 yılı sonu seviyelerine gerilemiş durumda. Parasal genişlemeye rağmen Bölge’de büyüme ve enflasyon dinamiklerinin zayıflamaya devam etmesine bağlı olarak AMB Başkanı Draghi hazine tahvillerinin alımına devam etmek suretiyle parasal genişleme sinyali verdi.

Euro Bölgesi’nde ihracat performansının Haziran ayında düşmeye devam etmesi küresel talepte daralmanın devam ettiğine işaret ediyor. Yarın Osaka’da başlayacak iki günlük G20 zirvesinde cumartesi günü ABD ve Çin liderlerinin bir araya gelecek olması küresel ekonomi açısından belki bir umut kaynağı olabilir.

Dr. Fulya Gürbüz

Enflasyon yıllık bazda gerilese de aylık bazda baskı devam ediyor

Tüketici fiyat endeksi Mayıs 2019’da aylık %0,95, yıllık %18,71 artış kaydetti; çekirdek enflasyonda (B endeksi: İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) aylık %1,57, yıllık %16,90 artış kaydedildi. Çekirdek TÜFE Nisan ayında aylık %1,45, yıllık %16,78 artış kaydetmişti. Çekirdek TÜFE’de son üç ayda aylık bazda artışlar sürüyor.

Arındırılmamış verilere göre aylık bazda baktığımızda gıda ve alkolsüz içeceklerin enflasyona etkisi Kasım 2018’den bu yana ilk kez negatif oldu. TL’deki değer kaybı ve artan benzin ve motorin fiyatlarına bağlı olarak ise ulaştırma fiyatlarının aylık bazda enflasyona etkisi Ocak 2019’dan bu yana artarak devam ediyor.

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre ise gıda ve alkolsüz içeceklerdeki aylık artış %0,77’ye gerilerken (Nisan: %1,99), B çekirdek TÜFE endeksi %0,81’e hızlandı (Nisan: %0,62).

Yurt içi üretici fiyat endeksi ise Mayıs 2019’da aylık %2,67, yıllık %28,71 artış kaydetti. Detaylara baktığımızda ara malı imalatı, sermaye malı imalatı ve dayanıksız tüketim malı imalatı fiyatları Ocak 2019’dan bu yana aylık bazda artışını sürdürürken, enerji üretim fiyatları Mart 2019’dan bu yana artış eğilimini koruyor. Mart ve Nisan 2019’da aylık bazda artan dayanıklı tüketim malı imalat fiyatları ise Mayıs ayında düştü. Mayıs ayı imalat sektörü PMI verileri de sektörde girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında artışı ortaya koydu.

Dr. Fulya Gürbüz

Çin’de kamu sanayi şirketlerinde üretim mayısta yavaşladı, siparişler daralıyor

Çin’de resmi imalat sektörü resmi NBS satın alma müdürleri endeksi (PMI) Mayıs 2019’da aylık 0,7 puan düşüşle 49,4 seviyesine gerileyerek Şubat 2019 sonrasında ilk kez daralmış oldu. Söz konusu düşüşte ABD ile artan ticaret gerginliğinin etkisi olduğu belirtildi. Endeksin 50 değerinin altındaki değerler sektörde daralmaya işaret ediyor.

Mayıs ayında imalat sektöründe yeni siparişler alt endeksi 49,8’e, ihracat satışları alt endeksi 46,5’e ve istihdam alt endeksi 47 seviyesine geriledi. Üretim alt endeksi 51,7 ve satın alımlar alt endeksi 50,5 seviyelerine gerileyerek yavaşlama gösterdi.

Girdi maliyetleri alt endeksi ise 1,3 puan artışla 53,1 seviyesine yükselirken çıktı fiyatları alt endeksi 3 puan düşüşle 49 seviyesine geriledi.
İş güveni alt endeksi de 2 puan düşüşle 54,5 seviyesine geriledi.

NBS imalat sektörü PMI endeksi Çin’de faaliyet gösteren büyük ölçekli kamu şirketlerini kapsıyor.

3 Haziran’da 430 adet özel sektör sanayi şirketini kapsayan Caixin PMI verisi açıklanacak. Endeks Nisan ayında 50,2 seviyesine gerilemişti.

Güven endeksleri mayısta gerilese de üretimde ılımlı artış II. çeyrekte de sürüyor

Hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerinde güven endeksleri Mayıs 2019’da sırasıyla %4,4, %0,7 ve %7,7 azalarak 79,4, 89,9 ve 49,8 seviyelerine geriledi. Reel kesim güven endeksi aylık %6,3 azalışla 98,9 oldu. Tüketici güven endeksi ise aylık %13 azalışla 55,3 seviyesine geriledi.

Takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi iç talepteki ılımlı iyileşmeye bağlı olarak 2019 yılı ilk çeyreğinde aylık bazda ortalama %1,5 artış kaydetmişti. ilk çeyrekte ortalama %74,2 olarak gerçekleşen imalat sektöründe kapasite kullanım oranı Nisan’da %75, Mayıs’ta ise %76,3 olarak gerçekleşti.

Bu paralelde Şubat-Mart-Nisan döneminde SAMEKS verileri sanayi üretiminde zayıflığın ardı ardına azalmaya devam ettiğini göstermişti.

Kapasite kullanımı ve SAMEKS verilerini dikkate aldığımızda sanayi üretiminin Nisan-Mayıs döneminde de aylık bazda ılımlı artışını koruyacağını tahmin ediyoruz.

Dr. FULYA GÜRBÜZ

Sanayi üretimi ilk çeyrekte aylık bazda büyüme kaydetti, riskler süreci belirleyecek

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Mart 2019’da bir önceki aya göre %2,13 artış kaydetti (Şubat: %1,4, Ocak: %0,98).

Takvim etkisinden arındırıldığında ise sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre %2,17 daraldı (Şubat: %4,99 azalma, Ocak: %7,41 azalma).

Böylece mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi 1Ç2019’da bir önceki çeyreğe göre %1,7 artış kaydetti. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %4,8 azaldı.

Aylık gelişmelere baktığımızda son üç ayda aramalı ve sermaye malı üretimindeki aralıksız artışı olumlu olarak değerlendiriyoruz.

Nisan ayı imalat sektörü PMI verilerine göre üretim ve yeni siparişler yavaşlamayı sürdürmüş, Nisan ayında ihracat hacmi gerilemişti. TL’deki değer kaybı girdi maliyetlerini artırırken çıktı fiyatları da artışını sürdürüyor. Nisan ayında sanayi üretiminde aylık bazda düşüş görme ihtimali var.

Teknoloji ölçeğini dikkate aldığımızda yüksek teknolojik ürünlerin üretiminin 2016 yılı ile birlikte diğer teknolojik düzeydeki ürünlerin üretiminin üzerinde performans göstermesi Türkiye sanayi sektörünün teknolojik olarak ilerlediğini ortaya koyuyor. Bunda Ar-Ge yatırımları ve inovasyondaki gelişmelerin önemli katkısı var.

Tüketici talebinde ılımlı artış ve yurt dışı siparişlerdeki azalışı dikkate aldığımızda büyüme eğilimindeki yavaşlamayla birlikte işsizlikte artışın devam etmesi harcanabilir gelirde azalışı beraberinde getirecektir. Şimdilik iç talepte devam eden iyileşmenin meyvesini yiyoruz ancak son açıklanan Mart ayı cari işlemler dengesi verileri cari açığın finansmanında zorlu şartların etkisini hissettirdiğini gösterdi. Her ne kadar özel sektör dış borcunu çevirebilse de Türkiye’nin risk primindeki artış borçlanma maliyetlerini olumsuz etkiliyor.

Risk primini aşağı çekecek olası her siyasi gelişme TL’de değer artışıyla birlikte güven algısının da iyileşmesine sebep olacaktır. Öte yandan, ABD’nin sürdürdüğü ticaret savaşının dünya ticaretini olumsuz etkilemeye devam etmesi ve artan maliyetler Türkiye’nin büyüme potansiyelini baskılamaya devam edecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Almanya sanayi sektöründe iyileşme sinyali var, devamlılığı önemli

Almanya’da sanayi üretimi Mart 2019’da bir önceki aya göre %0,5 büyüme kaydetti. Şubat ayında sektörde aylık %0,4’lük büyüme yaşanmıştı. Ocak ayında sektörde değişiklik yaşanmamıştı. Böylece 2019 yılı ilk çeyreğinde ortalama %0,3’lük büyüme kaydedilirken son 12-aya bakıldığında sanayi üretimi ortalama %0,6 daralmış oldu.

Tüketim malları üretimindeki %1,1’lik büyüme ve inşaat sektöründeki %1’lik artış talepte artışa işaret ediyor.

Sermaye, aramalı ve enerji imalatındaki sırasıyla %0,6, %0,4 ve %0,3’lük büyüme üretim tarafında beklentilerde iyileşmeye işaret ediyor olabilir.

Nitekim Almanya’da Zew Ekonomi Duyarlılığı Endeksi Ekim 2018’deki (eksi) -24,7 değerinden ardı ardına iyileşerek Nisan ayında ilk kez pozitif bölgeye geçerek 3,1 değerini almıştı. Bunda küresel ekonomide zayıflığın beklendiği kadar kötü olmadığı ve Brexit tarihinin ertelenmesinin etkili olabileceği ifade edilmişti.

Nisan ayında imalat sektörü PMI endeksi ise Mart ayında son 7 yılın en düşük seviyesi olan 44,1 seviyesinden Nisan ayında 44,4 seviyesine yükselerek üretimde ılımlı bir artışa işaret etmişti. Sektörde farklı kollardaki firmaların tamamına yakını otomotiv sektöründeki yavaşlamadan etkilendiklerini belirtmişlerdi. Sektörde enflasyonist baskılar azalmaya devam ederken, istihdam tarafında ise mevcut talep koşullarına göre kapasite fazlası olduğu ifade ediliyor.

Nisan ayındaki olumlu gelişmelerin devamlılığı adına dikkatlerimizi Mayıs ayı verilerine yönlendirdik.

Dr. Fulya Gürbüz

Gaz verip sert frene basmak yerine yeni bir yol haritası lazım: Yapısal reform

İmalat sektörü PMI endeksi Eylül 2018’de 42,7 ile 2008 krizinden sonraki en düşük seviyesini kaydetmiş, sonrasında yükselme eğilimini ortaya koymuştu; 2019’un ilk üç ayında da endeks yükselişini sürdürdü.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak 2019’da bir önceki aya göre %1 artış kaydetti. Şubat ve Mart aylarında imalat sektöründeki iyileşmenin sürmesi sanayi üretimi için olumlu bir gelişme. Ancak mevsimsellikten arındırılmış verilere göre Kasım 2018-Şubat 2019 dönemi boyunca ihracatın aylık bazda gerilemeye devam etmesi, 2019 yılının ilk iki ayında ihracatın sanayi üretimi ve dolayısıyla da GSYH büyümesine katkısının negatif olduğuna işaret ediyor.

Öte yandan mevsimsellikten arındırılmış ithalat hacmi aynı dönem boyunca aralıksız artışını sürdürürken dış ticaret açığı aylık bazda aralıksız artmaya devam ediyor (ki bu durum değer kaybeden TL’yi de dikkate aldığımızda cari açıkta artış eğilimini ortaya koyuyor). En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’dan özellikle de Almanya’dan gelen zayıflama işaretleri Türkiye’nin ihracat performansındaki gerilemeyi teyit eder nitelikte.

Tüketim tarafında ise perakende ticaret ve e.t.t.e. tüketim endekslerinin 2019 yılının ilk iki ayında hafif kıpırdandığını, artan iç talebi karşılamak adına da reel sektörün söz konusu dönemde yatırımlarını artırarak stoklarını güçlendirdiğini ortaya koydu.

Ancak takipteki alacaklar tarafına baktığımızda takipteki kredilerin toplam bankacılık sektörü kredilerine oranının Ağustos 2018’den bu yana aralıksız yükselmesiyle reel sektörün finansman tarafında giderek daha zorluk yaşadığını anlıyoruz. 2018 yılının son çeyreğinden 2019 yılı ilk çeyreği sonuna kadar tüketici ve kurumsal kredilerdeki artış eğiliminin sürdüğünü de dikkate aldığımızda takipteki alacakların bankacılık sistemi üzerinde ağırlığını daha da artırdığını anlayabiliriz hele de artan risk primimize bağlı olarak dış borçlanma maliyetleri artıyorken.

(Hatırlatalım: Dış finansman şartlarının giderek zorlu bir hal aldığı 2018 yılında TL’de yaşanan sert değer kaybı sebebiyle TCMB TL’yi korumak adına sert faiz artırım kararı aldı ve sıkı para politikası kararlılıkla sürdürülmeye devam edildi. Ekonomik faaliyette yaşanan fren etkisine paralel olarak yüksek kredi faizleri yurt içinde finansmana erişimi zorlaştırdı.)

Bunların yanında özellikle Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) katkısıyla 2017’de kaydedilen iç tüketimdeki hızlanma, 2018’de KGF’nin sonlanmasıyla yavaşlama ve düşme eğilimini beraberinde getirdi ve sonuç olarak işsizlik oranı 2017 yılında hızla düşerken 2018 yılında hızla arttı.

Enerji ve dış borca bağımlı olmamıza rağmen iç tüketimi pompalayarak büyümenin ateşlenmesi cari açık, TL’de ve üretimde sert değer kayıpları ve yüksek işsizlik oranlarıyla daha şiddetli döndü.

Hal böyle iken, küresel ekonominin yavaşlama eğilimine girdiği bir ortamda hızla artan Türkiye nüfusunu da dikkate aldığımızda Türkiye’nin mevcut tüketim, yatırım ve üretim resminde sürdürülebilir bir şekilde istihdamı artıracak, işsizliği azaltacak bir hikayesi var mı? Maalesef yok. Yerli araba da bir hikaye evet ama yapay zekanın üretim tarafında ağırlığını artırdığı bir ortamda katma değer yaratacak teknolojik ürünlerin üretilmesi, yeni iş alanları yaratması ve dünya çapında marka değeri taşıması daha güzel bir hikaye.

Gerçek şu ki mevcut yapı hem TL’yi hem de ekonomiyi daha da kırılgan hale getiriyor. Gaz verip frene basmak zorunda kalmaktansa istihdam ve sürdürülebilir bir hızda büyümeyi sağlayacak yeni bir yol haritası lazım. Mevcut yapıyla bu sağlanamadığına göre yapıyı değiştirmek yani reform yapmak gerekiyor. Bunu da “yapısal reform” olarak adlandırıyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

ABD ve Euro Bölgesi ekonomileri zayıflamaya devam ediyor

ABD ve Euro Bölgesi’nde imalat sektörü 2019 yılı ilk üç ayında ardı ardına zayıflarken çeyrek bazda bakıldığında 2018 yılı 4. çeyreğine göre daha zayıf bir performans ortaya koydu.

ABD Markit imalat sektörü PMI endeksi Mart 2019’da aylık 0,5 puan gerileyerek 52,5 olduğu tahmin edildi. Endeksin 50 ve yukarısındaki değerler sektörde büyümeye, altındaki değerler ise daralmaya işaret ediyor.

Euro Bölgesi Markit imalat sektörü PMI endeksi ise Mart 2019’da aylık 1,7 puan düşerek 47,6 seviyesine gerilediği tahmin edilerek daralmayı sürdürdü.

Hizmet sektörü tarafında ise ABD’de 2019 yılı ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre daha iyi bir performans ortaya konsa da Mart ayında sektörün aylık 1,2 puan düşüşle 54,8 seviyesine yavaşladığı tahmin edildi.

Euro Bölgesi’nde ise hizmet sektörü PMI verisi ise aylık 0,1 puan düşüşle 52,7 olarak tahmin edilerek büyüme bölgesinde kalmayı sürdürdü.

Hizmet ve imalat sektörlerinden oluşan kompozit PMI endeksi ise Mart ayında ABD’de aylık 1,2 puan düşüşle 54,3 seviyesine zayıflarken Euro Bölgesi’nde aylık 0,6 puan kayıpla 51,3 seviyesine zayıfladı.

Genel olarak her iki ekonomide de enflasyon, istihdam ve üretim tarafında zayıflık sinyalleri var. Avrupa Merkez Bankası 2019 yılında %1,1 GSYH büyümesi tahmin ederken geçen hafta ABD Merkez Bankası Fed reel büyüme beklentisini 0,2 puan düşüşle %2,1 seviyesine çektiğini duyurmuştu.

Türkiye için anlamı ise en büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi’nden (özellikle Almanya’dan) ithalat talebinin zayıflamaya devam edecek olması.

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimi aylık bazda %1 arttı, Şubat verileri devamlılığı sorgulatıyor

TÜİK verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak 2019’da bir önceki yılın aynı ayına göre %7,3 azaldı, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %1 artış kaydetti.

Sanayi üretimi verilerine baktığımızda Temmuz 2018’den bu yana aylık bazda aralıksız olarak düşen aramalı, enerji ve sermaye malı imalatı ilk kez Ocak ayında bir önceki aya göre artış kaydetti; sırasıyla %2,2, %1,4 ve %0,8.

TCMB’nin yayınladığı Şubat ayı Reel Kesim Güven Endeksi verileri, gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin azalış yönlü beklentilerin zayıflayarak devam ettiğine işaret etmişti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sermaye yatırım harcaması alt endeksi Ocak’taki 97,7 seviyesinden Şubat ayında 98,9 seviyesine yükseldi. Hükumetin KOBİ’lere sağladığı finansal desteğin üretim sektörü için nefes aldırıcı bir gelişme olduğunu düşünüyoruz.

Avrupa’daki gelişmeler Türkiye’nin otomotiv sektörünü zayıflattı, imalat sektörüne destek gıda, içecek, plastik ve tekstilden geldi

Ocak ayı imalat sektörü PMI verileri üretim, yeni siparişler ve istihdamdaki yavaşlamanın Aralık ayına kıyasla hız kestiğine işaret etmişti. Bu paralelde TÜİK tarafından açıklanan sanayi üretimi verileri bu gelişmeyi destekledi ve imalat sektörü Ocak ayında bir önceki aya göre %1,1 artış kaydetti.

Ara malı imalatındaki aylık %2,2’lik yükseliş olması otomotiv sektöründen kaynaklanmıyor. Ocak ayı ithalat detaylarında gıda, içecek, kimyasal madde, plastik, tekstile dayalı ürün ithalat miktarlarında artış, otomotiv sektörüne yönelik ürün ithalatında azalış, demiryolu ulaşım araçları aksam ve parçalarında artış var. Ocak ayı sanayi üretimi verilerine baktığımızda gıdada aylık %1,75, içecekte %3,3, tekstilde %1,6, plastik-kauçukta %2,3 artış olduğunu; motorlu kara taşıtı, treyler ve treyler imalatında %3,3, mobilya imalatında %1,7 azalış olduğunu görüyoruz.

Otomotiv sektörüne yönelik üretimde aylık bazda gerileme olması özellikle Almanya’daki olumsuz otomotiv sektörü gelişmeleriyle paralellik gösterdi. Almanya’da sanayi üretimi Ocak ayında bir önceki aya göre %0,8 daralma kaydetmiş, bunun otomotiv sektöründe yaşanan grevden kaynaklandığı ileri sürülmüştü. Almanya haricinde ticari ortağımız olan İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya ve Hollanda’da imalat sektörlerinde yaşanan artış genel bir iyileşmeye işaret etse de Şubat ayı PMI verileri Fransa dışında üretimde ve ihracat siparişlerinde yavaşlamaya işaret etmiş, özellikle aramalı ve sermaye imalatında yavaşlamanın daha belirgin olduğunu göstermişti.

Şubat ayı öncü verileri sanayi üretimi için umut vermiyor

Türkiye’ye ait Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri üretim ve yeni siparişlerdeki yavaşlamanın hafiflediğini, yeni ihracat siparişlerinin arttığını, istihdamdaki gerilemenin daha yavaş gerçekleştiğini göstermişti. Enflasyonun hız kaybetmesi ve TL’nin rekabetçi gücünün etkisiyle ihraç mallarımıza olan talebin artması olumlu bir gelişme. Ancak, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’dan gelen olumsuz sinyaller sürdürülebilir büyüme konusunda endişelerimizi artırırken Şubat ayı öncü göstergeler imalat sektöründe hızlanmaya işaret etmiyor.

Dr. Fulya Gürbüz