Etiket: işgücü

Eylül ayında sanayi üretimindeki sert artış perakende satışlarda cevap buldu

Takvim ve mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretimi Eylül ayında önceki aya göre %3,2 artış kaydederken perakende ticaret hacim endeksindeki artış %0,6 oldu. Ekim ayı merkezi yönetim bütçe verileri ithalde alınan katma değer vergisinde aylık %18,5 (ABD doları bazında %16,7)’lik artışa işaret etti. Söz konusu artış Ekim ayında tüketim malları ithalatında dolayısıyla da perakende satışlarda artış sinyali veriyor.

Eylül ayında perakende ticaretteki sınırlı artışı ve ithalat hacim endeksindeki azalışı dikkate aldığımızda sanayi üretimindeki artışın ihracatı desteklediğini anlıyoruz. Diğer bir deyişle sanayi üretimi ve dolayısıyla ihracat üçüncü çeyrekte de GSYH büyümesini destekleyecek ana etkenler olacak.

Arındırılmamış verilerle sanayi üretiminde 3. çeyrekte kaydedilen yıllık %0,9’luk artış GSYH büyümesini pozitif haneye taşıyacak…

Eylül ayı verisiyle birlikte takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi 2019 yılının ilk üç çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre sırasıyla %1,8, %0,7 ve %1,6 artış kaydetmiş oldu. Sanayi üretimindeki değişimle benzer hareket eden GSYH’de üçüncü çeyrekte artış görme ihtimalimiz yüksek.

İşgücü piyasasında ise iç talepteki daralmanın işsizlik oranı üzerindeki baskısını sürdürdüğünü görüyoruz…

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın ekonomi gündemi: Dış ticaret verileri, Fed faiz kararı, ABD işgücü verileri

30 Ekim 2019, Çarşamba

ABD merkez bankası Fed faiz kararını açıklayacak. Vadeli piyasalar %93,5 ihtimalle faiz indirimi yapılacağı beklentisini fiyatlıyor. Beklenti politika faiz aralığının 25 baz puan indirilerek %1,5-1,75 aralığına çekileceği yönünde.

Ekim ayı ekonomik güven endeksi açıklanacak (Eylül 2019: 86). Ekim ayı öncü göstergeleri endekste artışa işaret ediyor.

31 Ekim 2019, Perşembe

Japonya Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. Politika faizinde değişiklik öngörülmüyor.

Eylül ayı turizm istatistikleri açıklanacak. (Ağustos 2019: 6,3 milyon turist giriş yaptı)

Eylül ayı ihracat ve ithalat verileri açıklanacak. TİM verileri Eylül ayında ihracatın Ağustos ayına göre 2 milyar dolar arttığını göstermişti. Benzer olarak Eylül ayında ithalat hacminde de artış göreceğiz.

Euro Bölgesi 3. çeyrek GSYH büyüme tahmini açıklanacak. 2. çeyrekte önceki çeyreğe göre %0,2, önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,2 büyüme kaydedilmişti. 3. çeyrekte önceki çeyreğe göre %0,1, önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,1’lik büyüme bekleniyor.

1 Kasım 2019, Cuma

TİM Ekim ayı ihracat verilerini açıklayacak. (Eylül 2019: 15,2 milyar dolar)

Ekim ayı Markit imalat sanayi PMI verileri açıklanacak. (Eylül 2019: 50)

ABD Ekim ayı işgücü istatistikleri açıklanacak. Eylül ayında işsizlik oranı %3,5’e gerilerken ortalama saatlik kazançlar yıllık bazda %2,89 seviyesine düştü.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface: “Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde iflaslar artıyor”

Ticari alacak sigortası alanında önemli bir yere sahip olan Coface, Orta ve Doğu Avrupa (CEE) ülkelerinde iflasların arttığını ancak giderek zorlaşan küresel ekonomiye rağmen durumun halen olumlu olduğunu belirtiyor. 12 Eylül tarihli basın bülteninde Coface şu detaylara yer veriyor:

. Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde önümüzdeki yıllarda bir yavaşlama bekleniyor.

. 2017 ve 2018 yıllarında, bölgedeki GSYH artışı 2008 yılından bu yana kaydedilen en yüksek oranlar olan sırasıyla yüzde 4,6 ve yüzde 4,3’e yükseldi. CEE ekonomisindeki bu hızlanma temel olarak özellikle işsizlikteki azalmanın hanehalklarına sağladığı önemli fayda ile birlikte iç talepteki artıştan kaynaklandı. Hanehalkları aynı zamanda tüketim üzerinde doğrudan etkisi olan güçlü ücret artışından da yararlandı. Hanehalkı tüketiminin dışında, kamu ve özel sektör yatırımlarındaki artış da büyümeyi destekledi. Yukarıda belirtilen olumlu makroekonomik ortam CEE bölgesindeki şirketlerin ödeme güçleri üzerinde de etkili oldu. Bir yıl önce iflas işlemlerinde kaydedilen artışın aksine, GSYH’ya göre ağırlıklandırılmış ortalama iflas seviyesi 2018 yılında yüzde 4,2 azaldı.

. Bu olumlu gelişmelere karşın, düşük işsizlik oranı işgücü açığına yol açarken, bu durum hem gündelik faaliyetleri hem de potansiyel genişlemeleri bakımından işletmelerin önündeki ana engel haline geldi.

. İşgücü eksikliği, yüksek kapasite kullanım oranları, artan girdi maliyetleri ve dışarıdaki yavaşlamanın etkisi (doğrudan ve dolaylı) dâhil olmak üzere arz tarafı kısıtları CEE bölgesinde faaliyet gösteren şirketler için bir endişe kaynağı oluşturuyor.

. Sabit varlıklara yapılan yatırımlardaki sınırlı hızlanma ve azalan ihracat GSYH artışını biraz zayıflatsa da, hanehalkı tüketiminin GSYH artışının ana sürükleyici etkeni olmaya devam etmesi bekleniyor.

. Avro bölgesindeki yavaşlama, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının tırmanması ve İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkış sürecindeki belirsizlikler, şirketler ve ekonomi üzerindeki potansiyel etkileri sebebiyle ihracatçılar için endişeye yol açıyor.

. Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde GSYH artışında beklenen yavaşlama temel olarak dış talepteki bir yavaşlamanın doğrudan ve dolaylı etkilerinden kaynaklanacak.

. CEE bölgesinde ortalama büyümenin 2019 yılında yüzde 3,6 ve 2020 yılında yüzde 3,2 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

. CEE ekonomileri çoğunlukla dış piyasalara yüksek derecede açık olduklarından dolayı, dış talepteki zayıflama kendini sadece büyüme oranlarında değil zamanla iflas istatistikleri ile de gösterecektir. Bu bakımdan, otomotiv sektörü ile bu sektörel parça ve aksam tedarik eden kimya ve metal sektörleri gibi dış piyasalar ile güçlü bir şekilde iş yapan sektörler bu durumdan etkilenecektir.

Talep darlığı büyüme ve enflasyonu aşağı çekiyor

2019 yılı ikinci çeyrek GSYH verileri şu sonuçları ortaya koydu:
. Harcamalar tarafında, önceki yılın aynı dönemine göre ihracat ve devlet harcamaları büyümeyi desteklerken hanehalkı harcamalarındaki daralma yavaşladı,
. Üretim tarafında tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü önceki yılın aynı dönemine göre büyümeyi desteklerken, sanayi ve hizmetler sektöründeki daralma yavaşladı, inşaat sektöründe sert daralma sürdü.
. Gelirler tarafında işletmelerin karma gelirinin GSYH içindeki payı önceki çeyreğe göre yüzde 3 puanlık artışla %40 seviyesine yükselse de finans dışı sektörün net döviz pozisyonunda artış firmaların faiz harcamaları üzerinde yük oluşturmaya devam ediyor.

Nitekim Mayıs 2019’da yayınlanan İSO 500 verilerine göre 2018 yılında İSO 500’ün finansman giderlerinin faaliyet karı içindeki payı 2017 yılındaki %49,8’den 2018 yılında %88,9’a yükselmiştir. İSO YK Başkanı Sayın Erdal Bahçıvan’ın da ifade ettiği üzere “Biz bugüne kadar yüzde 50’lerden şikayetçiyken şimdi sanayi firmaları 2018 yılında elde ettikleri karın neredeyse tamamını finansman giderlerine ayırmıştır. 2018 yılının ikinci yarısında hem mali borçlardaki hem de finansman maliyetlerindeki artışlar sanayi firmalarının finansman giderlerinde sıçramaya neden olmuştur.”

Sabit sermaye tüketiminin GSYH içindeki payı ise 2Ç2019’da yüzde 2 puanlık gerileme kaydetmiştir.

Öte yandan TCMB tarafından açıklanan Haziran 2019 finansal kesim dışındaki firmaların döviz pozisyonları verilerini dikkate aldığımızda firmaların ihracat alacaklarının artış eğilimini koruduğu Mart 2017’den 2Ç2019 sonuna kadarki dönemde ise sabit sermaye yatırımlarının alt kalemi olan makine ve teçhizat kullanımında da azalma olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle TL’de yaşanan değer kaybı paralelinde finansman giderleri altında ezilen reel sektör yatırım yapmayı tercih etmiyor.

Bununla birlikte, ABD-Çin ticaret savaşının etkisiyle ihracat destekli artan üretim hacmimizde yukarı yönün sınırlı olduğu da bir gerçek. Bunun ipuçlarını ise Ağustos ayı imalat sektörü PMI verilerinden edindik. Ağustos ayı verilerine göre Euro Bölgesinde güçlü iç talebe rağmen ihracat siparişlerinde zayıflık, satın alımlarda azalma ve işten çıkarmalar dikkat çekici. ABD-Çin ticaret savaşının da etkisiyle küresel imalatta derinleşen zayıflığın etkisiyle özellikle Almanya’da firmalar Ağustos ayında son sekiz yılın en kötümser tablosunu ortaya koydu. Küresel bazda otomotiv ve iş makineleri talebindeki gerileme özellikle Almanya imalat sektörünü olumsuz etkiliyor. Belirsiz ticaret görünümüne bağlı olarak düşük talep sebebiyle Bölge genelinde şirketler işçi çıkarmak gibi maliyetlerini kısma eğilimine girerken ithal ürün fiyatlarında iskonto talep etmelerinin ihracatçı firmalarımızın karlılığı açısından olumsuz bir gelişme olduğunu not edelim.

Küresel üretim maliyetlerinde yaşanan düşüş eğilimine paralel olarak Türkiye’de yurt içi üretici fiyat enflasyonu Ağustos ayında önceki aya göre 8,21 yüzde puanlık düşüşle %13,45 seviyesine, tüketici fiyat enflasyonu da 1,64 yüzde puanlık düşüşle %15,01 seviyesine geriledi.

Talep darlığı ve enflasyondaki düşüş eğilimine paralel olarak gelecek hafta yapılacak Merkez Bankası para politikası toplantısında %19,5 seviyesindeki politika faizinde 100-200 baz puan aralığında indirime gitme olasılığının güçlü olduğunu düşünüyoruz.

GSYH’de çeyrek bazdaki gelişmeleri dikkate aldığımızda ise, sanayi ve hizmetler sektörlerinin desteğiyle GSYH’nin 2019 yılı ilk iki çeyreğinde arka arkaya büyüme kaydetmesi olumlu bir gelişme olsa da Sayın Bahçıvan uzun vadede sürdürülebilir büyümeyi yakalayabilmemiz için mevcut üretim yapımız ve modelimiz ile çok fazla yol alma imkanımızın olmadığını belirterek şu önerilerde bulunuyor:
. “Var olan kaynakların daha rasyonel ve etkin kullanılması,
. “Sanayimizin inovasyon yetkinliğinin artırılması, teknolojiye, Ar-Ge’ye daha fazla yatırım yapılması,
. “Yüksek katma değerli üretim yapısına geçilmesi,
. “Eğitimli ve nitelikli işgücünün oluşturulması,
. “Uzun dönemde büyümenin ve küresel ölçekte rekabetin anahtarı olan verimliliğin artırılması.”

Nitekim 19 Ağustos 2019 tarihli konuşmasında MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan da nitelikli iş gücüne yönelik olarak şu değerlendirmeleri yapıyor: “Ancak kalifiye eleman konusunda da git gide fakirleşiyoruz. Bu bağlamda MÜSİAD olarak odak noktamızı mesleki eğitim olarak belirledik ve tematik lise kavramını geliştirdik. Bu kapsamda meslek liselerinin içinde mağazalar açtık. Yeni bir başlangıç ortaya koymaya çalışıyoruz. Meslek liselerini Türkiye’de arttırdığımız sürece, insan kaynağı ve dolayısıyla işsizlik ve işçisizlik sorununun azalacağına inanıyoruz.”

İSO ve MÜSİAD’ın eğitim alanına verdikleri desteklerin orta-uzun vadede olumlu şekilde cevap bulacağına inanıyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

İşsizlik oranı zirveye yaklaşıyor

TÜİK verilerine göre işsizlik oranı Mart 2019 döneminde %14,1 seviyesinde gerçekleşti, tarım dışı işsizlik oranı 4,2 puanlık artış ile %16,1 olarak tahmin edildi; mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 0,1 puan artarak %13,7 oldu.

2005 baz yılına göre mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı en son Şubat 2018’de %9,8 seviyesinde iken söz konusu oran Mart 2019’a kadar aylık bazda aralıksız artış kaydediyor. Söz konusu baz yıla göre endeks verilerine baktığımızda işsizlik oranı Nisan 2009’da %13,9 değeri ile zirve yapmıştı. İşsizlik oranı bu zirveye ay be ay yaklaşıyor.

Mart 2018’den bu yana aralıksız artış kaydeden ve Şubat 2019’da 7,3 yüzde puan seviyesine yükselen mevsimsel etkilerden arındırılmış işgücüne katılma oranı ile istihdam edilenlerin oranı arasındaki fark Mart ayında değişiklik göstermedi.

Söz konusu iki oran arasındaki farkın açılması “işgücüne katılan kişi sayısı artarken istihdam edilenlerin payının azaldığı” anlamına geliyor. Bu da işsizlikte artış demek.

Devam eden yurt içi ve yurt dışı talep daralması, üretim kaybı ve yüksek borçlanma maliyetlerine bağlı olarak mevcut ekonomik ortam işsizlik oranında azalışa işaret etmiyor.

Dr. Fulya Gürbüz

İşsizlik oranı %13,5’e yükseldi, zirveyi henüz görmedik

Pazartesi açıklanan ve 2018 yılı 4. çeyreğinde (4Ç2018) %3 daralan GSYH verisinin ardından Aralık ayı işsizlik verileri de ekonomide daralmanın iz düşümü oldu. İşsizlik oranı %13,5 seviyesine tırmanarak rekor tazeledi.

Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 54 bin, sanayi sektöründe 182 bin, inşaat sektöründe 77 bin kişi azalırken, hizmet sektöründe ise 16 bin kişi arttı.

Ocak ve Şubat ayı verilerini dikkate aldığımızda;

. PMI verilerine göre imalat sektöründe istihdamın Ağustos 2018’den bu yana aralıksız azalması,

. Sektörel güven endekslerine göre hizmet sektöründe çalışan sayısında azalması, perakende ticaret iş hacminde azalma ve inşaat sektörü faaliyetlerindeki gerileme işsizlik oranındaki artışın Ocak ve Şubat aylarında da süreceğine işaret ediyor.

Aşağıdaki grafik mevsimsel etkilerden arındırılmış sektörel güven endeksleri ve işsizlik oranı arasındaki ters ilişkiyi açıkça gösteriyor:

Detaylar…

TÜİK tarafından açıklanan işsizlik oranı Aralık 2018 döneminde 3,1 puanlık artış ile %13,5 seviyesinde gerçekleşirken tarım dışı işsizlik oranı 3,3 puanlık artış ile %15,6 olarak tahmin edildi.

Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 375 bin, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 258 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin %17,3’ü tarım, %19,8’i sanayi, %5,8’i inşaat, %57’si ise hizmet sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 1 puan, inşaat sektörünün payı 1,5 puan azalırken, sanayi sektörünün payı 0,3 puan, hizmet sektörünün payı 2 puan arttı.

Kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,1 puan artarak %33,4 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 0,6 puan artarak %12,7 oldu, tarım dışı işsizlik oranı 0,7 puanlık artış ile %14,9 olarak tahmin edildi.

Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı 0,3 puan azalarak %53,1 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 54 bin, sanayi sektöründe 182 bin, inşaat sektöründe 77 bin kişi azalırken, hizmet sektöründe ise 16 bin kişi arttı.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed Başkanı Jerome Powell: “ABD ekonomisinde resesyon riski yok”

ABD merkez bankası Fed Başkanı Jerome Powell 12 Şubat tarihinde Missisipi eyaletinde katıldığı bir forum ve üniversite ziyaretinde yaptığı konuşmalarda beklediğimiz gibi para politikasına yönelik yorum yapmadı ancak ABD ekonomisine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Konuşmalarda şu noktalara dikkat çekti:

. Ulusal bazda ekonomi güçlü. Artan bir resesyon riski görmüyorum.

. İşsizlik son 50 yılın en düşük seviyesinde. Üretim güçlü bir şekilde artıyor. Ancak refah özellikle kırsal bölgeler dahil olmak üzere birçok yerde hissedilmiyor.

. ABD ekonomisi güçlü görünmesine rağmen Fed yoksullukla savaşmak için kırsal bölgelerde bankacılık ve finansman ihtiyacına yönelik olarak çalışıyor.

. ABD’de işgücüne katılım oranı %63,2 seviyesinde olmasına rağmen 2018 Dünya Bankası istatistiklerine göre dünyada 101. sırada yer alıyor.

. %3,9 seviyesindeki işsizlik oranı ile maksimum istihdam seviyesine yakın ancak ülkenin her bölgesinde aynı değil.

. Eşit eğitim fırsatları ve işgücünün eğitilmesi önemli.

. 10 yıllarca yapılan araştırmalara göre üniversite öncesinde yüksek kalitede öğretmenlerin desteğinde iyi eğitim almış olan öğrenciler ilerde daha iyi bir yaşam kalitesine sahip olmaktadırlar.

. Yerel bankaların hem kişisel olarak hem de girişimcilik düzeyinde ihtiyaç duyanlara finansman sağlama konusunda kısıtlamalar olmamasına yönelik düzenlemelere ihtiyaç var.