Etiket: korumacılık

İç talepsiz büyüme lazım

2018 yılında GSYH büyümesi önce zayıfladı sonra daraldı…

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %2,4 azaldı. 2018 yılında çeyrek bazda bir önceki döneme göre kıyasla %0,92 büyüme, %0,05 büyüme, %1,57 daralma ve %2,45 daralma yaşandı. Bu düşüşün tetikleyicileri sırasıyla 2017 yılı son çeyreğinde sonlanan KGF (Kredi Garanti Fonu), ABD’den gelen korumacılık rüzgarları, Rahip Brunson Krizi’ne bağlı olarak Ağustos ayında TL’de yaşanan sert değer kaybı ve özellikle Avrupa ekonomisinde yaşanan kademeli momentum kaybı oldu.

TL’de yaşanan değer kaybı ve artan enflasyona bağlı olarak iç talep 1Ç2009’dan bu yana ilk kez 4Ç2018’de daralma yaşadı…

Yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşların toplam nihai tüketim harcamaları 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %5,41 daraldı; bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %8,9 azaldı. Devletin nihai tüketim harcamaları bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %0,5 arttı, gayrisafi sabit sermaye oluşumu %12,9 azaldı.

İç talepte daralma 3Ç2016’dan bu yana ilk kez sanayi üretiminde düşüş getirdi…

GSYH’nin %22,25’ini oluşturan sanayi üretimi 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %1,30 daraldı.

GSYH’nin %5,76’sını oluşturan inşaat sektörü 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %0,64 daraldı.

GSYH’nin %54,31’ini oluşturan hizmet sektörü 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %0,06 daraldı.

Küresel büyüme endişeleri ve iç talepte daralma yatırım harcamalarının 2018 yılı son iki çeyreğinde arka arkaya daralmasına sebep oldu…

Gayri safi sabit sermaye oluşumu 3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %1,38 daralmasının ardından 4Ç2018’de %3,85 daralma yaşadı.

Son 9 çeyrektir mal ve hizmet ihracatı büyümeye pozitif katkı sağlıyor…

TL’deki değer kaybının getirdiği artan rekabet gücünün etkisiyle son iki çeyrektir ihracatın büyümeye katkısında artış var. İhracat 3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %2,95 artış kaydetmesinin ardından 4Ç2018’de %2,21 büyüme kaydetti. Bu gelişmeye paralel olarak 2018 yılının son iki çeyreğinde mal ve hizmet ithalatı daha hızlı arttı (sırasıyla %3,79 ve %6,19).

Gelin ihracat, ithalat, iç talep ve büyüme arasındaki aşağıdaki grafiği inceleyelim:

KGF desteğiyle 2017 yılında GSYH %7,44 büyüdü, ithalat artışı ihracatın önüne, 12 aylık cari işlemler açığı 2017 yılında sürekli artarak yıl genelinde %43 artış kaydetti. 2017 yılı sonunda KGF’nin sonlanması iç talepte yavaşlamaya sebep oldu ve ithalatta düşüşü getirdi. Küresel korumacılık dalgasıı ile başladığımız 2018 yılı artan politik riskle birlikte TL’de sert değer kaybı ile birlikte iç talepte keskin daralma getirdi. 12 aylık cari işlemler açığı Mayıs 2018’de 58 milyar dolar yükselmiş olduğu seviyeden ihracat performansının da desteğiyle 2018 yılı sonunda 27,8 milyar dolara kadar geriledi. 2018 yılının son iki ayında ithalat tarafında yaşanan yükselme ise ihracattaki artıştan kaynaklanan bir gelişme.

Bundan sonra ne olacak?

Avrupa ve küresel ekonominin zayıfladığı ortamda iç talebi tetiklemek ekonomik büyümeyi hızlandıracaktır ancak ithalatta daha hızlı artış getirecektir. İhracat potansiyelinde artışın sınırlı olması cari açıkta daha hızlı artışa, finansmanında ise yüksek faiz ortamında dış borçlanmaya eğilimi artıracaktır. Kısacası ihracat potansiyeli sınırlıyken büyüme uğruna iç talebi tetiklemek kısa vadede büyüme, sanal bir güven artışı getirse de orta-uzun vadede enflasyon, güven bunalımı, ekonomik zayıflama ve işsizlikte artış getirecektir. Evet 12 aylık toplam cari işlemler açığı Mayıs 2018’deki 58 milyar dolar seviyesinden Ocak 2019 sonunda 21,6 milyar dolar seviyesine geriledi, doğru, ancak bunda iç talepte daralmanın etkisi var.

Dolayısıyla 31 Mart seçimleri sonrasında hükumet sürdürülebilir büyümeyi getirecek yapısal reformlar ortaya koymadan iç talep artırıcı hamleleri devreye sokarsa rota belli: Belki kısa süreli bir rahatlama, sonrasında ise özellikle cari açıkla ilgili veriler bozulmaya başladıkça TL’de sert dalgalanmalara karşı şimdiden tedbirli olmakta fayda var.

Dr. Fulya Gürbüz

ABD seçimlerinin belirsizliği artırması Fed’in bugünkü toplantısında beklemede kalacağı beklentisini kuvvetlendirdi

2008-2009 Küresel Finansal Kriz döneminde %3,9 daralan ABD ekonomisi Fed’in şeffaflık ve miktarsal genişleme politikaları ile 2016 yılı 2. çeyreğinden itibaren istikrarlı bir şekilde büyüyerek 2018 yılı 3. çeyreğinde uzun-vadeli ortalaması olan %3 büyümeyi tekrar yakaladı. Fed’in işsizlik oranında %4, enflasyonda ise %2 hedefini yakalayacağına inanması ile birlikte Fed kademeli faiz artırım sürecine 2016 yılı Aralık ayı toplantısında başladı.  Fed’in para politikası kriterlerinden biri olan işsizlik oranı Ekim 2018 itibariyle %3,7, enflasyon (çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi) Eylül 2018 itibariyle %2 seviyesinde bulunuyor.

Trump’ın istihdam ve büyümeyi artırıcı politikalarıyla iç talep gücünü korurken dış ticaret açığı son 10 yılın en yüksek ikinci seviyesine yükseldi. Korumacılık politikaları ise ithal girdi maliyetini artırarak şirket karlılıkları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmaya başladı.

6 Kasım ara seçimleri ile Trump’ın dahil olduğu Cumhuriyetçiler Kongre’nin Senato kanadındaki hakimiyetini korurken Demokratlar beklentilere paralel olarak Kongre’nin diğer kanadı olan Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde ettiler. Diğer bir deyişle istihdam ve büyümede Trump yönetiminin sağladığı başarı Senato’da gücünü korumasını sağlarken izlediği politikalardan memnun olmayanlar ise Trump’ın kontrol edilmesini sağlamak adına Demokratların Meclis çoğunluğunu elde etme yolunu seçtiler. Diğer bir deyişle Meslis’te Trump hakkında soruşturma açma kararı alınabileceği gibi 2019 yılında Meksika sınırına duvar örmek için gerekli bütçe desteğini alamayabilir. Veya büyümeyi artırıcı hedeflerinden olan altyapı çalışmalarının önü kesilebilir. Veya borçlanma tavanının yükseltilmesi engellenebilir. Tüm bunlar ABD ekonomisinin büyüme potansiyelini aşağı çekecek gelişmeler olacak.

Öte yandan ABD, Kanada ve Meksika ile ticaret anlaşması sağlanması önemli bir adım olacaktır ancak asıl kritik olan ABD-Çin ticaret anlaşmasının ne yönde sonuçlanacağı. 29 Kasım’da Arjantin’de yapılacak G20 zirvesinde Trump ve Xi Jinping’in ikili görüşmesi bu konuda önemli bir dönüm noktası olacak.

Dolayısıyla 2019 yılı dikkate alındığında Trump’ın politikalarına yönelik belirsizlikler korunurken Fed ve Avrupa Merkez Bankası likiditeyi kısarken zorlu küresel finansal şartların ekonomiler üzerinde olumsuz etkisi büyüme performansı üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmaya devam edecek.

Söz konusu belirsizlikler bugün (8 Kasım) faiz kararını açıklayacak olan Fed’in beklemede kalmasına sebep olacak. Öte yandan Fed’in ekonomiye yönelik beklentilerini ve olası riskleri toplantı sonrasında yayınlanacak basın duyurusunda okuyacağız.

Japonya’da Eylül ve Ekim aylarındaki olumlu ekonomik gelişmeler BOJ’u harekete geçirmeye yetmedi, uzun süre de geçiremeyecek

Japon Merkez Bankası (BOJ) bugün (31 Ekim) gerçekleştirdiği para politikası toplantısında beklendiği gibi kısa vadeli politika faizini eksi %0,1 seviyesinde tutarken 10-yıl vadeli devlet tahvili faizini %0 seviyesinde tutma kararını sürdürdü.

Genel makro-ekonomik görünüm BOJ’un yakın-orta vadede para politikasında sıkılaştırmayı gerektiren bir resim ortaya koymuyor:

. Japon ekonomisi 2018 yılı ilk yarısında yıllık %1 büyüdü; 2017 yılı genelinde %1,8’lik büyüme kaydedilmişti. Çeyrek bazında ise bir önceki çeyreğe göre %0,7 büyürken yıllıklandırılmış olarak ekonomi %3 büyüme kaydetmiş oldu. Bunda özel sektör harcamaları ve hanehalkı tüketiminde yaşanan güçlü seyir etkili olmuştu.

. İşsizlik oranı Eylül ayında %2,3 seviyesine geriledi.

. Enflasyon Eylül ayındaki %1,2’lik artış ile BOJ’un %2 hedefinden hayli uzakta. Son enflasyon raporunda BOJ, Mart 2019’da biten mali yılda enflasyon beklentisini %1,1’den %0,9 seviyesine düşürmüştü. Mart 2021 için tahmini ise %1,5.

. Bankacılık sektörü kredi hacmi Eylül 2018’de bir önceki yıla göre %2,3 artış kaydetti. (Ocak-Ağustos ortalaması: %2,1)

. İmalat sektörü PMI endeksi Ekim 2018’de son altı ayın yükseği olan 53,1 seviyesine yükseldi.

. Perakende satışlar Eylül 2018’de yıllık %2,1 artış ile Ocak-Ağustos ortalaması olan %1,5’in üzerinde.

2018 yılı yaz aylarında yaşanan doğal felaketler ve ardından Eylül ayındaki %6,7’lik depremin sebep olduğu üretim kaybının ardından Ekim ayında kaydedilen artış olumlu.

BOJ önümüzdeki döneme ilişkin olarak 31 Ekim 2018 tarihli aylık ekonomik görünüm ve fiyat gelişmeleri raporunda (https://www.boj.or.jp/en/mopo/outlook/gor1810a.pdf) şu riskleri ortaya koyuyor:

– Küresel ekonomiye yönelik riskler

. ABD makro-ekonomi politikaları ve küresel finansal piyasalar üzerindeki etkileri

. Korumacılık hamleleri ve etkileri

. Gelişmekte olan ve emtia ihraç eden ekonomilerdeki gelişmeler

. İngiltere’nin AB’den ayrılmasına yönelik müzakereler

. Jeopolitik riskler

– Ekim 2019’da devreye girecek olan tüketim vergisindeki artış

– Şirket ve hane halkının orta ve uzun vadeye yönelik büyüme beklentileri

– Orta-uzun vadede mali istikrara yönelik güven kaybı

 

 

Trump’ın korumacılık politikası Japonya’nın dış ticaret verilerinde hissedilmeye başlandı

Mayıs 2018’de Japonya’nın ihracat hacmi bir önceki yılın aynı ayına göre beklentilerin yukarısında %8,1, ithalat ise %14 artış kaydetti.

Japonya’nın ABD’ye ihracatı aynı dönemde %5,8, ithalat ise %19,9 artarken ABD’ye olan dış ticaret fazlası %17,3 düşüş kaydetti; Nisan ayında ticaret fazlası %4,7 artış kaydetmişti.

Fed, hızlı faiz artırımlarına temkinli yaklaşıyor

Fed, 1-2 Mayıs tarihlerinde yaptığı para politikası toplantı tutanaklarını yayınladı. 12-13 Haziran’da toplanacak olan Fed’in faiz artıracağı ihtimali kuvvetlendi.

%1,9 seviyesindeki çekirdek tüketici enflasyonu Fed’in %2 hedefine çok yaklaşmışken işsizlik oranı %3,9 seviyesine geriledi. Enflasyonun önümüzdeki süreçte artışının ne hızda olacağı ve  istihdamdaki artışın enflasyon ve büyüme üzerinde nasıl bir etkiye sahip olacağı şu an tartışılan konular arasında.

Dolayısıyla Fed’in faizleri hızlı artırması konusunda aceleci davranmayacağını anlıyoruz.

Trump yönetiminin yılbaşında vergi indirimleri ve teşvikleri devreye sokmasının meyveleri toplanıyor; imalat ve hizmet sektörünü kapsayan ve ekonomik aktiviteyi ölçen PMI endeksi Mayıs ayında da artışını sürdürdü.

Tartışmaların Fed’in ekonominin aşırı ısınmasını engelleyecek ve fiyat istikrarının korunacağı bir para politikasına yoğunlaştığını görüyoruz.

Öte yandan, beklentileri karşılamayan başta Almanya olmak üzere Euro Bölgesi ekonomisi ABD’deki korumacılık politikasından olumsuz etkileniyor. Euro-Dolar paritesi de bu olumsuzluğu kanıtlar şekilde Nisan ortasından bu yana düşüşünü koruyor. Paritenin 1,17 sınırını aşağı yönlü kırması ve 1,10 seviyelerine doğru gerilemesi bekleniyor.

ABD’nin korumacılığına karşı Çin’den küresel açılım hamlesi

Çin Başkanı Xi Jinping bugün yaptığı konuşmada Çin ekonomisini dünyayla daha fazla entegre etmek amacıyla tedbirler alınacağını açıkladı:

İthalat artışı için ithal otomobillere uygulanan gümrük tarifeleri düşürülecek, diğer ürünler üzerindeki gümrük vergi oranları azaltılacak, yabancı firmaların yasal fikri mülkiyet hakları güçlendirilecek ve uluslararası şirketler için yatırım ortamı iyileştirilecek.

YORUM: Xi Jinping, uluslararası birliklerle ilişkilerin daha da güçlenmesini savunuyor. Daha açık bir Çin ekonomisi yolunda önemli adımlar. İthal mallarda artış ülkede genel fiyat seviyesini yukarı çekebilir, yabancı yatırımların artması büyümeyi güçlendirebilir.

2017 yılında Davos’ta açılış konuşmasını Çin Devlet Başkanı Xi Jinping yapmıştı. ABD korumacılığı savunurken Çin küreselleşmeden yana. Dolayısıyla ticaret savaşının önümüzdeki günlerde bambaşka bir boyut alacağını söyleyebiliriz. Önemli olan Avrupa Birliği bu konuda ABD’nin yanında mı olacak yoksa Çin ile birlikte büyümeyi sürdürmek için mi çalışacak? Geçtiğimiz günlerde Fransa Devlet Başkanı Macron küresel ısınma ile mücadele için Xi Jinping’in desteğini almış ve yaptığı konuşmada Çince “Dünyayı tekrar harika hale getirelim” demişti.