Etiket: moody’s

Ekvador: “Yakıt sübvansiyonlarının sona ermesi yaygın toplumsal huzursuzluğa yol açtı”

Coface, 10 Ekim tarihli raporunda sosyal protestoların arttığı Ekvador’u mercek altına alıyor. Coface, yüksek risk grubunda değerlendirdiği Ekvador’un 2019 yılında %0,5 daralacağını, 2020 yılında ise %0,2 büyüyeceğini öngörüyor.

Raporda yer aldığı üzere 1 Ekim 2019’da Başkan Lenin Moreno, IMF programı çerçevesinde ülke ekonomisinin rekabet gücünü artırmak amacıyla 2,27 milyar dolarlık bir mali reform paketi açıklamıştı. Pakette yer alan tedbirler raporda şöyle sıralanıyor:

. Yakıt fiyatlarındaki sübvansiyonların kaldırılması ile 1,55 milyar dolar sağlanması (ülke GSYH’sinin %1,4’ü)

. Yılda 100 milyon dolar gelir elde eden şirketlere üç yıl boyunca sağlanacak özel katkılar,

. Uber ve Netflix gibi online platform hizmetlerine KDV ve plastik torba kullanımına vergi getirilmesi,

. Kamu sektöründeki geçici işçilerin ücretlerine %20 oranında kesinti yapılması ve tatil sürelerinin azaltılması,

. Kamu şirketlerinin 2020 yılında masraflarını 100 milyon dolar azaltmaları,

. Yüksek yakıt fiyatlarının hane halkı üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla vergi teşviklerinin sağlanması,

. Teknoloji ithal malları üzerindeki vergilerin sıfırlanması/azaltılması,

.  İhracatçılara KDV iadesi sağlanması,

. KOBİ’lerin ithal ettiği tarımsal ve endüstriyel makinelerin, teçhizatların ve hammaddelerin üzerindeki vergilerin azaltılma veya sıfırlanması,

.  Kurumlar vergisi stopajlarının kaldırılması,

. Sermaye çıkış vergilerinin azaltılması,

. Düşük gelirli 300 bin aileye aylık 15 dolarlık teşvik sağlanması.

Ancak halktan, özellikle yakıt fiyatları ile ilgili bazı adımlara yönelik gelen büyük itirazlara bağlı olarak Coface, petrol fiyatlarının hızla yükseldiğine, dizel yakıtlarının %123, benzin fiyatlarının ise %29 arttığına dikkat çekiyor. Artan protestolar sebebiyle Başkan Moreno 3 Ekim 2019’da Olağanüstü Hal ilan ederken 7 Ekim Pazartesi günü hükümet Anayasa dahilinde başkent Kito’dan en büyük liman şehri olan Guayaquil’e taşındıi

Devamında,  8 Ekim Salı günü, yüzlerce protestocu Ulusal Meclis’e saldırdı ve güvenlik güçlerinin göz yaşartıcı bomba kullanmalarıyla Meclis’ten çıkartıldılar. 9 Ekim Çarşamba günü de genel grev başladı. Geçen Perşembe gününden bu yana en az 570 kişi gözaltına alındı (Quito en şiddetli protestoları kaydetti).

NEDEN?

Coface Ekvador’da sosyal patlamaya sebep olan gelişmeleri şöyle anlatıyor:

Rafael Correa’nın Başkanlık yaptığı 2007-2017 döneminde Ekvador devlet harcamaları ve petrol gelirlerinin katkısıyla yıllık ortalama %3,3 büyüme kaydetmişti. Petrol gelirleri kamu gelirlerinin üçte birini ve ihracat gelirlerinin %32’sini oluşturuyor.

2014 yılı ortalarında petrol fiyatlarında yaşanan düşüş eğilimi ülkenin büyüme lokomotifinin sürdürülemez olduğunun bir kanıtı oldu (Editörün notu: 2013 yılı sonunda 112 dolar seviyesindeki Brent petrolün varil fiyatı 45 dolar seviyesine kadar gerilemiş, Ocak 2016’da 26 dolar ile ikinci bir dip yapmıştı): Kamu borcunun GSYH’ye oranı %27,1’lerden 2018 yılın %46 seviyesine kadar yükseldi; uluslararası rezervler pozisyonu Eylül 2014’teki 6,7 milyar dolar seviyesinden Aralık 2017’de 2 milyar dolar seviyesine geriledi ki bu tutar sadece dış borç ödemesini karşılayabiliyordu. 4 Ekim 2019 itibariyle söz konusu değer 4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. IMF anlaşmasına göre ülkenin uluslararası rezervleri ülkenin en az 3 aylık ithalat harcamalarını karşılaması gerektiği kurala bağlanmışken söz konusu değer 2,3 aylık ithalat harcamalarını kapsıyor.

Başkan Moreno mali sürdürülebilirliğe olan bağlılığını güçlendirmesiyle birlikte, IMF 29 Mart 2019’da Ekvador’a 4,2 milyar dolarlık ek fon sağlarken diğer kurumlardan 10,2 milyar dolar tutarında kredi ve finansal yardım sağlanacak. Coface bu kaynakların ülkenin üç yıl içinde temerrüde uğrama riskini azaltacağını belirtiyor.

Ek olarak hükümetin 2020 yılı için dış finansman ihtiyacını önemli ölçüde azalttığı belirtilen raporda daha ihtiyatlı mali yaklaşımın ekonomiyi etkilemeye başladığı ifade ediliyor. 2019 yılı 2. çeyreğinde GSYH önceki çeyreğe göre %0,4 büyürken (1Ç2019: %0,9 daralma) önceki yılın aynı çeyreğine göre %0,3 büyüdü (1Ç2019: %0,6 büyüme). Yıllık bazdaki yavaşlamada sabit yatırımlar ve hükumet harcamalarındaki azalmanın etkisi olduğu vurgulanıyor.

RİSKLER

Coface ülke ekonomisine yönelik riskleri ise şöyle sıralıyor:

1) IMF desteği mali görünüm açısından olumlu olsa da mevcut sosyal çatışmayı çözmeye yardımcı olmuyor zira IMF, Ekvador dahil Latin Amerika ülkeleri genelinde rağbet görmüyor. Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s açıklananan tedbirlerin tasarrufu sağlayacağı ve yatırımları tetikleyeceğine rağmen ekonominin yeni büyüme motorlarına ihtiyacı olduğu konusunda uyarıyor.  Ülkenin borç yapısı göz önüne alındığında – birçok tahvil 2022’den itibaren itfa olacak-, yönetilebilir faiz oranlarında kredilere erişme kapasitesi konusunda hala şüpheler var (itfalar 2022 yılında 2,4 milyar dolar artacak).

2) Enflasyon mevcut durumda çok düşük seviyelerde olmasına rağmen (Eylül 2019’da enflasyon yıllık %0,07 düştü), petrol fiyatlarındaki artışın ulaştırma ve gıda fiyatlarına dolaylı olarak artış etkisi yaratacağından enflasyon yükselmeye başlayacak. Son olarak da artan tansiyondan fiyat artışı ile fayda sağlamaya çalışanların olması. Nitekim Ekvador hükumeti geçen Pazar günü temel ürün fiyatlarındaki artışı önlemek amacıyla kontrol operasyonları yaptıklarını duyurmuştu.

3) Açıkçası sosyal çatışma ne kadar uzun sürerse ekonomiye etkisi o kadar fazla olacaktır. Bir yerel gazeteye göre, ülke ekonomisi günde 300 milyon dolar kaybediyor (GSYH’nin %0,3’ü). Havaalanına erişimin kısıtlı olması, göstericilerin sebep olduğu zararlar ve sivil kargaşa sebebiyle ihracatta kayıplar var. Mesele sadece ekonomideki günlük kayıplarla ilgili değil, girişimcileri, yatırımcıları ve hanehalkının güvenini de etkiliyor. Kısa vadede büyük ihtimalle ticaret, ulaştırma ve ihracatla ilgili sektörler (tarım ve madencilik gibi) en fazla etkilenen sektörler olacaklar. Kriz devam ederse, güven endeksleri çok daha düşecek ve yıpranma diğer sektörlere de (düşük yatırımlardan dolayı inşaat) sıçrayacak.

4) Not etmekte fayda var, son üç dönemde başkanlık yapan Abdalá Bucaram (1997), Jamil Mahuad (2000) and Lucio Gutiérrez (2005) sosyal karışıklıklar sonucunda devrilmişlerdi ki bunlarda başlıca rol oynayan Ekvador Yerli Milletler Konfederasyonundan hareket lideri Jaime Vargas yine mevcut kargaşaya liderlik ediyor. Ayrıca Başkan Moreno’ya %24’lük seviyesindeki düşük destek de yardımcı olmuyor. Öte yandan Ekvador ordusu ve polis teşkilatının üst yöneticilerinin Başkan Moreno’yu desteklemeleri olası darbe ihtimalini de azaltıyor. Son olarak, Başkan Moreno, halen Belçika’da sürgünde olan ve Ekvador’daki yolsuzluk suçlamalarıyla karşıya karşıya olan selefi Rafael Correa’yı Venezuella Başkanı Nicolas Maduro’dan yardım alarak kendisini görevden almaya çalışmasıyla suçladı.

Dr. FULYA GÜRBÜZ

APEC anlaşmazlığı 29 Kasım’da yapılacak Trump-Xi Jinping görüşmesine gölge düşürdü

Papua Yeni Gine’de hafta sonu düzenlenen Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi’nin bitiminde ABD ve Çin arasında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle 29 yıl aradan sonra ilk kez sonuç bildirisi yayımlanamadı. Böylece 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde yapılacak olan G20 zirvesi öncesinde 29 Kasım’da bir araya gelmesi planlanan Trump ve Xi Jinping’in de uzlaşacağı beklentilerine gölge düşmüş oldu.

Diğer bir deyişle ABD-Çin arasındaki ticaret anlaşmazlığı küresel ekonominin gidişatını etkileyen ana unsur olarak kalmaya devam ediyor. Bir de üzerine yüksek enflasyon sebebiyle sıkılaşan finansal şartları eklediğimizde ülkelerin ve şirketlerin böyle bir ortamda ayakta kalabilmeleri için güçlü temeller ortaya koymaları gerekiyor. Moody’s’in son yayınladığı raporda özetlediği gibi: Güçlü bilanço, güçlü iç talep ve destekleyici politikalar.

Dolayısıyla bu hafta ABD tarafında Pazartesi Fed San Francisco Başkanı Williams’ın yapacağı konuşma, Salı ve Çarşamba konut, Çarşamba dayanıklı tüketim malı siparişleri ve Cuma PMI verileri önemli olacak ancak daha da önemlisi 29 Kasım öncesi ABD ve Çin tarafından gelebilecek olası haberleri takip edeceğiz.

Moody’s Türkiye’nin Ba2 olan kredi notunu düşürmek üzere izlemeye aldı

Mart 2018’de Türkiye’nin kredi notunu Ba1’den bir not aşağı Ba2 seviyesine düşüren kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin Ba2 olan uzun vadeli kredi notunu olası bir düşüş için izlemeye aldığını duyurdu. Kararda şu gerekçeler sıralandı:

. Makroekonomik politikaya yönelik artan belirsizlikler ve

. Kırılgan yapıdaki dış pozisyonun ödemeler dengesi üzerindeki baskıyı artırma olasılığı.

Kararda, söz konusu gerekçelere yönelik şu açıklamalara yer verildi:

. 24 Haziran seçimleri sonrasında güvenilir politik aksiyonlar alınmadığı takdirde yatırımcı güveni daha da erozyona uğrayacak ve ödemeler dengesi üzerinde baskı oluşturacak.

. Güven kaybına neden olan sebeplerden biri 17 ay erkene alınan başkanlık seçimleri. Erken seçim kararı yatırımcıların ekonomi, mali ve para politikalarına yönelik olarak yeni yönetimin alacağı kararların ekonomik ve finansal istikrarı daha da tehlikeye atabileceği endişelerini artırdı.

. Zayıf Türk lirası ve yurt içi talepte daralmaya bağlı olarak yılın ikinci yarısında cari işlemler açığı daralsa bile söz konusu açık yüksek seviyesini sürdürecek.

. Büyük ve çeşitlendirilmiş ekonomisi ve hala güçlü olan mali yapısına bağlı olarak Türkiye ciddi ekonomik ve finansal şokların üstesinden gelmeyi başardı. Ancak mevcut ekonomik ve finansal kırılganlıklar, tahmin edilmesi zorlaşan siyasi durum ve küresel faiz oranlarındaki artış tehditleri artırıyor.

Bu sebeplere dayanarak Moody’s Türkiye’nin yüksek dış borç finansman ihtiyacını onarmanın seçimlerden sonra tutarlı ve öngörülebilir politikalara bağlı olduğunu savunuyor.

Seçim sonrası izleme sürecinde şu başlıklara odaklanılacak:

. Politikalarda anlaşılırlık,

. Politikaların yurt içi ekonomik ve finansal istikrarı destekleyip desteklemediği,

. Türkiye’nin şoklara karşı dayanıklılığı,

. Ödemeler dengesi,

. Seçilecek yeni başkanın yasama ve yargı kolları üzerindeki otoritesi ve

. Merkez bankasının bağımsızlığı.

Moody’s Türkiye’nin dışsal pozisyonunun bozulmaya devam etmesi ve dolayısıyla ödemeler dengesi krizi riskinde artış görmesi halinde Türkiye’nin kredi notunu düşürecek.

Moodys’e göre kredi notunda artış ihtimalini ise hayli düşük görüyor.

Öte yandan Moody’s yeterli ölçüde şeffaf ve öngörülebilir bir politika oluşturma çerçevesinde finansal istikrarı ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen güvenilir makroekonomik politikaların büyük dış finansman gereksinimlerini karşılama kapasitesini kuvvetlendirmesi halinde Türkiye’nin Ba2 olan kredi notunun teyit edileceğini belirtti.

YORUM: Türkiye seçim sonrasında tutarlı, güvenilir ve anlaşılabilir politikalar ortaya koymadığı takdirde finansman kabiliyeti zarar görecek.

S&P Türkiye’nin kredi notunu ‘çöp’ seviyesinin altına çekti

Büyük holdinglerden gelen borç yapılandırma talepleri ve Başbakan Yıldırım’ın açıkladığı erken seçim öncesi 24 milyar TL’lik affın ardından S&P Türkiye’nin kredi notunu Moody’s ve Fitch’in altına indirdi

Türkiye’nin yabancı para cinsinden kredi notu “BB”den “BB-“ye, yerli para cinsinden notu “BB+”dan “BB”ye düşürüldü, görünüm “negatif”ten “durağan”a çevrildi.

Sebep?

. Kötüleşen dış performans (yani artan cari açık)

. Yüksek enflasyon

. TL’nin değer kaybı (yılbaşından bu yana %7,4) ve dalgalanmaların Türkiye’nin mali dengesi için risk oluşturması

. Özel sektörün artan dış borcu ve TL’de olası kayıpların dış borç üzerindeki baskıyı artırabileceği

. Mali dengelerde bozulma

. Ekonominin aşırı ısınması

Özel sektörün kırılganlığının artması durumunda S&P, Türkiye’nin kredi notunu daha da aşağıya çekebileceklerini belirtti.

YORUM: Yeni hükümet enflasyonda düşüş ve bütçe performansını artırıcı tedbirler almadığı sürece yeni not indirimleri görmeye devam edeceğiz.