Etiket: para politikası

Merkez Bankası temkinli kaldı, faizi değiştirmedi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bugün gerçekleştirdiği para politikası toplantısında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olan politika faizini %24 seviyesinde sabit tuttu.

Fiyat baskıları ve belirsizliklere bağlı olarak faiz değişikliği beklemiyorduk.

TCMB’nin faiz değişikliğine gitmeme sebeplerini ve ilgili yorumlarımızı sıralayalım:

“Son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğini göstermektedir. Dış talep nispeten gücünü korurken finansal koşullardaki sıkılığın da etkisiyle iktisadi faaliyet yavaş bir seyir izlemektedir. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.”

İç talepte daralma, ihracat hacminde ve turizm gelirlerinde artış 12-aylık cari açığın Aralık 2018’de 27,6 milyar gerilemesine sebep oldu. TL’deki değer kaybı ihraç ürünlerimizin rekabetçi konumunu güçlendirdi. TİM verilerine göre Ocak ayında hafif gerileyen ihracat Şubat ayında bir miktar arttı. İthalattaki düşüşün devam etmesiyle birlikte ilk çeyrekte cari işlemler dengesinde iyileşme sürecek. Ancak, olası bir talep artışı ithalatı tetikleyeceğinden söz konusu gelişmeyi “dengelenme” değil “şimdilik nefes aldırıcı” olarak değerlendiriyoruz.

“İthal girdi maliyetleri ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon göstergelerinde bir miktar iyileşme gözlenmektedir. Bununla birlikte, fiyat istikrarına yönelik riskler devam etmektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.”

Tüm önlemlere rağmen Şubat ayında gıda enflasyonu yıllık %29,3 artış kaydetti, tüketici fiyat enflasyonundaki (TÜFE) artış %19,7 oldu. Üretici fiyatları (yurt içi ÜFE) ise %29,3 arttı. Emtia fiyatları, TL’deki değer kaybı ve yapısal sorunlar enflasyonda sürdürülebilir iyileşmenin önünde engel.

31 Mart yerel seçimlerin ardından TCMB ilk toplantısını 25 Nisan’da yapacak. Reuters anketine göre katılımcılar TCMB’nin yıl sonuna kadar toplam 200 baz puan ile 900 baz puan arasında (medyan 500 baz puan) indirim yapacağını tahmin ediyorlar.

Şubat ayı küresel PMI verileri hem girdi maliyetlerinde hem de çıktı fiyatlarında artışa işaret ediyor. Türkiye’de düşük talebin etkisiyle çıktı fiyatlarında kısmen yavaşlama oldu. Seçim sonrasındaki tablonun sonucuna, yurt içi ve yurt dışı talep koşullarına bağlı olarak enflasyonun yönü de belli olacak.

Mevcut şartlarda TCMB’nin Haziran ayı ile birlikte indirime gitmesini ve kademeli olarak yıl sonuna kadar toplamda 500 baz puanlık indirim yapmasını öngörüyoruz.

TCMB’nin 2019 yılı sonuna kadar toplantı takvimi şöyle: 25 Nisan, 12 Haziran, 25 Temmuz, 12 Eylül, 24 Ekim ve 12 Aralık.

Dr. Fulya Gürbüz

TL için kritik hafta: TCMB faiz kararını açıklayacak

4 Mart 2019, Pazartesi

Şubat ayı enflasyon verileri açıklanacak. TÜFE Ocak ayında %20,35, yurt içi ÜFE ise %33,64 seviyesinde bulunuyor. Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri hem girdi maliyetlerinde hem de çıktı fiyatlarında sınırlı bir artış olduğuna işaret etmişti. Devam eden talep daralmasına istinaden TÜFE’de %20 seviyesinin korunacağını tahmin ediyoruz.

6 Mart 2019, Çarşamba

TCMB faiz kararını açıklayacak. TL’deki değer kaybına ek olarak enflasyonist baskıların devam etmesi sebebiyle TCMB’den faiz değişikliği beklemiyoruz. Bankalara kredi faiz oranlarını düşürme ve kredi musluklarını açma baskıları geçen hafta TL’de değer kaybı getirdi. TCMB’nin olası bir faiz indirme hamlesi TL’de satışı hızlandıracaktır.

7 Mart 2019, Perşembe

Avrupa Merkez Bankası (AMB) faiz kararını açıklayacak. Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri Euro Bölgesi’nde Almanya ve İtalya’da üretim daralmasına işaret ederken girdi maliyetleri ve çıktı fiyat artışlarında yavaşlama var. Nitekim Şubat ayında enflasyonun Ocak’taki %1,4 seviyesinden %1,5 seviyesine yükselmesi bekleniyor. Brexit ve otomotiv sektörüne yönelik devam eden belirsizlikleri de dikkate aldığımızda AMB’den faiz değişikliği beklemiyoruz.

8 Mart 2019, Cuma

ABD’de Şubat ayı işgücü istatistikleri yayınlanacak. Ocak ayında %4’e yükselen işsizlik oranının Şubat ayında tekrar %3,9’a gerilemesi bekleniyor. Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri istihdamda hızlanmaya işaret etti.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed Başkanı Powell: “Fed bilançosu kademeli olarak küçülmeye devam edecek”

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell dün ABD Kongre’sine ilk yarıyıl para politikası raporunu sundu. Powell faiz artırımları için ön koşulun Fed’in iki temel hedefi olan maksimum istihdam ve %2’lik enflasyon seviyesine ulaşmak olduğunu, bu sebeple veri bazlı para politikasını sürdüreceklerini, paralelinde 4,1 trilyon büyüklüğündeki Fed bilançosunun kademeli olarak azaltılmaya devam edeceğini söyledi. Konuşmasından satır başlarına bakarsak;

. ABD ekonomisi 2018 yılında tüketici harcamaları ve özel sektör yatırımlarındaki artışın önderliğinde %3’e çok yakın bir büyüme kaydetti (2017: %2,5). İstihdam ve ücretlerdeki artış, hanehalkı ve özel sektörün güven algısındaki iyileşme ve mali politikalar büyümeyi destekledi.

. Harcama tarafı gücünü korumakla birlikte kısmi hükumet kapanmalarına bağlı olarak son aylarda ekonomik verilerde yavaşlama var kapanmaların yarattığı olumsuz etki önümüzdeki birkaç ayda yok olacak.

. İstihdam piyasası gücünü koruyor, ücret artışları halen sürüyor. Düşük vasıflı çalışanların ücretlerinde güçlü artış var. Bununla birlikte Afrika ve Latin kökenli Amerikalıların işsizlik oranı beyaz ve Asya kökenli Amerikalıların çok üzerindeyken kentsel ve kırsal bölgeler arasındaki istihdam eşitsizliği son 10 yıldır artıyor.

. Düşük enerji fiyatlarına bağlı olarak yıllık kişisel tüketim harcamaları enflasyonunun (PCE) Aralık 2018’de %1,7 olması tahmin ediliyor. Gıda ve enerji hariç çekirdek PCE ise %2’lik hedefin hemen altında %1,9 seviyesinde.

. Ekonomik aktivite 2018 yılına göre yavaşlasa da gücünü koruyor.

. Geçen yıl sonunda finansal piyasalarda dalgalanmalar artarken finansal koşullar büyümeyi geçen yılın başlarına göre daha az destekledi. Özellikle Çin ve Avrupa ekonomilerinde yavaşlama var. Brexit ve ticaret müzakereleri yakından takip ediliyor.

. Uzun vadede karşı karşıya kalınacak zorluklar var. Üretkenlik artışı azalıyor, çalışabilecek yaştaki kadın ve erkeklerin istihdama katılımı 25 yıl öncesine göre daha düşük. Düşük gelir grubundaki aileler arasında ekonomik olarak yükselme kabiliyeti düşük olanlar mevcut. Hükumet borcu sürdürülemez noktada.

. Para politikasına yönelik veri bazlı yaklaşım devam edecek.

. Fed tarafından tutulan devlet tahvilleri ve kamusal menkul kıymetler kademeli olarak azaltılarak Fed bilançosu küçülmeye devam edecek. Fed bilançosunun büyüklüğü şu anda 4,1 trilyon dolar seviyesinde ki bu değer 2014 yılındaki zirvesinden 1,2 trilyon dolar daha az.

. Uzun vadede bilançonun büyüklüğü döviz ve banka rezervleri gibi Federal Rezerv yükümlülüklerine olan talep ile belirlenecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Üretim maliyetlerindeki yüksek seyir tüketici fiyatlarında aşağı yönü sınırlıyor

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Ocak 2019’da aylık %1,06, yıllık %20,35 artış kaydetti; çekirdek enflasyon aylık %0,18’lik artışla yıllık %19,55 değerini aldı.

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Ocak 2019’da aylık %0,45, yıllık %32,93 artış kaydetti.

Gıda, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın fiyat değişiklikleri dikkate alınmayan çekirdek enflasyonun manşet TÜFE’nin altında kalması olumlu olsa da gıda fiyatlarının enflasyon üzerinde baskı oluşturmaya devam etmesi enflasyonla mücadelede etkili çözümlerin ortaya konmadığını gösteriyor.

Küresel olarak bakıldığında Ocak ayı küresel imalat sektörü PMI verileri girdi maliyetlerinin yavaş hızla da olsa artmaya devam ettiğini, çıktı fiyatlarında ise daha hızlı bir artış yaşandığını göstermişti. Fiyatlarda artış eğiliminin korunduğunu görüyoruz. Nitekim yurt içi üretici fiyatlarında gerileyen ham petrol fiyatları girdi maliyetleri üzerindeki baskıyı azaltırken gıda, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler, elektrikli teçhizat, makine ve ekipmanlar, motorlu kara taşıtları, treyler ve mobilya üretim fiyatlarında artış kaydedildi. En büyük ihracat pazarımız olan otomotiv sektöründe maliyetlerin artması vergi indirimleri ile yurt içi tüketiciye yansıtılmamaya çalışılsa da üretim fiyatlarındaki yüksek seyir tüketici fiyatlarının aşağı gelmesini de engelliyor.

Küresel PMI verileri üretim beklentisinde artış öngörüyor. Gerçekleşmesi halinde fiyatlar genel seviyesinde başta enerji enerji fiyatları olmak üzere baskı göreceğimiz açık. Ancak mevcut görünüm 2019 yılı ilk çeyreğinde enflasyonist baskının artmayacağına işaret ediyor.

Şartların aynı kalması varsayımıyla, Fed’in uzun süre faiz artırmayacak olması, TCMB’nin de sıkı para politikasını korumasının da etkisiyle Dolar-TL’nin Mart ayı sonuna kadar 5,10-5,30 arasında kalmaya devam edeceğini tahmin ediyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed faizini değil Fed bilançosunu konuşacağız

ABD merkez bankası Fed 29-30 Ocak para politikası toplantısında %2,25-2,50 olan politika faiz aralığını değiştirmedi.

Fed ABD ekonomisini güçlü görmeye devam ediyor…

Toplantı sonrası yayınlanan notta ekonomiye yönelik şu gelişmeler sıralandı:

. Aralık toplantısından Ocak toplantısına kadar olan dönemde istihdam piyasası güçlenmeye devam ederken ekonomik aktivite önemli oranda arttı.
. Son aylarda istihdam artarken işsizlik oranı düşük kaldı; hane halkı harcamaları güçlü bir şekilde artmaya devam etti, iş sabit yatırımların artış hızı 2018 yılı başına göre yumuşadı.
. 12 aylık bazda bakıldığında enflasyon ve çekirdek enflasyon %2 seviyesine yakın seyretti.

Faiz artırımı için bir sebep yok…

Fed, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme, güçlü istihdam ortamı ve %2’ye yakın bir enflasyon görünümünü ortaya koyarken küresel ekonomik ve finansal gelişmeler ile azalan enflasyonist baskılara istinaden hedefleri desteklediği ölçüde politika faizini değiştirmekte sabırlı olacakları görüşünü tekrarladı.

Fed Başkanı Jerome Powell ise toplantı sonrasında yaptığı açıklamalarda faizlere yönelik şu noktalara dikkat çekti:

. “Faiz artırım ihtimali zayıfladı.
. Fonlama oran Komite’nin tahmini nötr faiz aralığı içinde bulunuyor.
. Faiz artışı için bir ihtiyaç olsun isterdim.”

Dolayısıyla her ne kadar Fed halen iki faiz artırımı öngörüyor olsa da “faiz artırımında sabırlı olunacağı” vurgusu küresel ve veri bazlı gelişmelere bağlı olarak belirsiz bir süre boyunca faiz artırımı olmayacağını gösteriyor.

4,1 trilyon dolar büyüklüğündeki Fed bilançosu öngörülenden daha büyük kalmaya devam edecek…

Fed bilançosuna yönelik olarak ise Powell politika değişikliği üzerinde çalışıldığını vurguladı:

. “4,5 trilyon dolardan 4,1 trilyon dolara küçülen Merkez Bankası bilançosuna yönelik toplantıda bir karar alınmadı, bilanço azaltma operasyonu öngörülenden daha erken yavaşlatılabilir. Komite zamanlama konusunu değerlendiriyor, önümüzdeki toplantılarda bu karara bağlanabilir. Bunun anlamı, portföy büyüklüğünün normalleşmesinin önceki tahminlere göre daha erken ve daha büyük bir bilanço ile tamamlanacak olmasıdır (Önceki Fed yetkililerinin yaptığı açıklamada söz konusu büyüklüğün 3 trilyon doların altına gerilemesi gerektiği ifade edilmişti).
. Bu politika değişikliği ekonominin durumundan bağımsız olarak finansal sistemin finansal krizden bu yana nasıl değiştiğiyle alakalıdır.
. Bankaların daha güvenli olabilmesi için likidite ve diğer düzenleyici gereklilikleri yerine getirmek adına bankalar, Fed bünyesinde kriz öncesine göre daha fazla nakit rezerv tutuyor.
. Fed, bilanço büyüklüğünün bankaların rezerv talebini karşılayabilecek kadar büyük ve buna ek olarak belirtilmemiş bir “tampon” hedefi ortaya koyacak.
. Ekonomik ve finansal gelişmeler ışığında değişiklik yapmakta tereddüt edilmeyecek. Bu, bilançoyu aktif bir araç olarak kullanacağımız anlamına gelmez, ancak zaman zaman değişiklik yapılması garanti edilebilir.”

Bilanço büyüklüğüne yönelik kararların piyasaları olumsuz etkileyebilecek bir sonuç ortaya koymayacak şekilde alınacağını tahmin ediyoruz.

Fed bir sonraki para politikası toplantısını 19-20 Mart tarihlerinde gerçekleştirecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Küresel yavaşlama küresel borç miktarını artırabilir

Geçen hafta IMF’nin yayınladığı Dünya Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye’deki kırılganlığa bağlı olarak Avrupa ekonomisinin olumsuz etkilendiği vurgulanmıştı. Çarşamba yayınlanacak birinci çeyrek enflasyon görünümü raporunda Merkez Bankası’nın (TCMB) ekonomiye yönelik beklentilerini okuyacağız.

TCMB, 16 Ocak tarihli para politikası toplantısına ait tutanaklarda;
. İktisadi faaliyetteki yavaşlamanın sektörler geneline yayıldığı;
. Talepte daralma, TL’de yaşanan değer kazancı, düşen enerji fiyatları, temel mal grubu ve hizmet grubunda yaşanan fiyat azalışlarının etkisiyle enflasyonda yavaşlama kaydedildiğini belirtmişti.

Tutanaklarda küresel enflasyona yönelik riskler şöyle sıralanmıştı:
. Enerji fiyatlarındaki yüksek oynaklık
. Ücret enflasyonu.

Gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımları üzerindeki aşağı yönlü riskler olarak ise
. Küresel ekonomi politikalarına ilişkin belirsizlik ve
. Yüksek seviyedeki küresel finansal riskler ifade edilmişti.

Hem Fed hem de Avrupa Merkez Bankası ekonomide yavaşlamaya bağlı olarak gerekirse ek tedbirler alacaklarını tekrarlıyorlar. ABD-Çin ticaret anlaşmazlığı, Brexit ve Çin ekonomisine yönelik belirsizliklerin küresel ekonomi üzerinde yarattığı tahribatın artması halinde genişlemeci politikalara dönüleceği açık. Bu sürece Çin de dahil olacak. Çin hükümeti ekonomiyi hızlandırmak için miktarsal genişleme uygulamasına hazırlanıyor. Bu da 250 trilyon dolar seviyesindeki küresel borç tutarının artacağı anlamına geliyor.

Geçen hafta Davos’ta yapılan Dünya Ekonomi Forumu’nda küresel borç sorununun ele alındığı bir panelde gelişmiş ülkelerin düşük faizden dolayı borç yükünü artırdıkları, gelişmekte olan ülkelerin ise örneğin altyapı projelerinin borç yükünü artırdığı ve bilançoların kur riskiyle karşı karşıya kaldığı, bu sebeple özellikle gelişmekte olan ülkelerin bütçe disiplininden sapmamaları gerektiği ifade edildi.

Dahası, panelde küresel tasarrufların küresel yatırımlardan daha fazla artmasının etkisiyle küresel reel faizlerin düştüğü, dolayısıyla tasarrufların sermaye piyasalarına kaydığı; politika faizlerinin uzun süre düşük tutulmasının ise finansal riski artırdığı ve varlık fiyatlarını yükselttiği, bunda ekonomik temellerin güçlü olması değil nominal faizlerin düşük tutulmasının etkisi olduğu belirtildi.

Anlaşılacağı üzere risklerin giderek arttığı bir ortamda hükümetlerin ekonomiyi hızlandırma çabalarına karşı merkez bankalarının doğru bir şekilde para politikaları üretebilmeleri de giderek zorlaşıyor. Böyle bir ortamda kırılgan ekonomik yapıya sahip ülkelerin -ki Türkiye listenin başlarında- bütçe disiplininden asla taviz vermemeleri gerekiyor. Aksi halde güvenli liman arayışında kur riskini en ağır yaşayacak ülkelerden biri olacağız.

Dolayısıyla Fed’in Çarşamba günü açıklayacağı para politikası kararı büyük önem arz ediyor.

Dr. Fulya Gürbüz

BoJ politika faizini değiştirmedi, enflasyon beklentilerini aşağı çekti

Ocak ayı para politikası toplantısında Japonya Merkez Bankası (BoJ) politika faizi olan kısa vadeli faiz oranını eksi yüzde 0,1’de, 10-yıl vadeli devlet tahvili faizini yüzde 0’da sabit tuttu.

BoJ petrol fiyatlarındaki düşüş ve küresel ekonomik görünüme yönelik endişelere istinaden enflasyon tahminlerini 2018 mali yılı için %0,9’dan %0,8’e, 2019 mali yılı için %1,6’dan %1,1’e, 2020 mali yılı için %1,6’dan %1,5’e düşürdü.

GSYH büyüme öngörüleri de 2018 yılı için %1,4’ten %0,9 büyümeye düşürüldü, 2019 için %0,9 büyüme tahmin edildi, 2020 yılı için %0,8’den %1’e yükseltildi.

Yıllık 80 trilyon yen olan mevcut tahvil alım miktarı ise artırılıp azaltılabilecek.

Merkez Bankası temkinli tavrını korudu, faizi %24’te tuttu

Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu bugün gerçekleştirdiği yılın son toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını %24 seviyesinde sabit tuttu.

TCMB’nin temkinli tavrını sürdürerek faizlerde değişiklik yapmamasını doğru atılmış bir adım olarak görüyoruz. Zira toplantı öncesinde TCMB’nin faizleri düşüreceği söylentisini dikkate almamıştık.

Toplantı sonrası yayınlanan basın duyurusunda TCMB son dönemde açıklanan verilerin ekonomideki dengelenme eğilimini belirginleştirdiğini vurguluyor.  

Evet, dış talebin gücünü koruması ve Dolar-TL’nin 5,40 seviyelerinin altına gerilemesine bağlı olarak enflasyon baskısının azalması olumlu gelişmeler. Ancak finansal koşullardaki sıkılaşmanın iktisadi faaliyetlerin yavaşlamasına sebep olması, iç talebin daralması ve işsizliğin artmasını dikkate aldığımızda dengelenme eğiliminin nasıl belirginleştiği konusu açık değil. Umarız 5 gün sonra yayınlanacak toplantı tutanaklarında cevap buluruz.

Bu noktadan sonra, ABD merkez bankası Fed’in gelecek haftaki toplantısında nasıl bir ekonomik görünüm ortaya koyacağına, ABD-Çin ticaret görüşmelerinin seyrine ve petrol fiyatlarının nasıl dengeleneceğine odaklanacağız.

Bugün, Türkiye ve Avrupa merkez bankaları toplantılarını izleyeceğiz

90 günlük ateşkes gereği ABD-Çin arasında ticaret müzakerelerinin bu hafta olumlu gelişmelerle başlaması ve İngiltere Başbakanı May’in partisinden güven oyu alması beklentilerde bir miktar rahatlamaya sebep olduğunu düşünüyoruz. 

TCMB’nin bugünkü toplantısında söz konusu gelişmeleri dikkate alacağını düşünsek de etkisinin sınırlı olacağını düşünüyoruz. Zira ABD’de faiz artışları durmuş değil. Fed’in ekonomiye yönelik güvercin bakış açısına yönelmesiyle ABD dolarındaki değer kaybı TL üzerinde de rahatlama getirdi. Ancak bu rahatlama piyasada TCMB’nin bugünkü toplantısında faiz indirimi endişelerini ortaya koydu ki yurtdışı finansman şartlarının sıkılaşması, yurtiçinde yüksek girdi ve çıktı enflasyonunun devam etmesi ve gerileyen faizlerin cari açıkta artışı tetikleyebilecek olması sebebiyle biz TCMB’nin faizlerde bir değişiklik yapmaması taraftarıyız. Üstelik Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birkaç güne kadar Fırat’ın doğusuna harekat başlatacaklarını duyurması ABD ile ilişkilerde tekrar bir çatlağa sebep olabilir mi endişesi TL üzerindeki baskının düşmeyeceği anlamına geliyor. 

Avrupa Merkez Bankası (AMB) tarafında ise %0 seviyesindeki politika faizinde değişiklik beklemiyoruz. AMB Aralık ayı sonuyla birlikte varlık alım programını sona erdiriyor. Küresel ekonomi, Brexit ve İtalya konularındaki belirsizlikler dikkate alındığında AMB’nin 2019 yılı ekonomik görünümüne dair beklentileri ile olası faiz artırımı konusunda yorumlarını takip edeceğiz. 

Fed şeffaf yapısı ile piyasaları sürprizlerden uzak tuttu, sabit yatırımlardaki ılımlı artışa dikkat çekti

ABD merkez bankası Fed dün gerçekleştirdiği para politikası toplantısında politika faiz aralığını beklendiği gibi %2,0-2,25 aralığında tuttu. Toplantı sonrası yayınlanan bilgilendirme notunda Fed Eylül toplantısından son toplantıya kadar olan süreçte ekonomiyle ilgili gelişmeleri şöyle sıraladı:

. İstihdam piyasası güçlenmeye devam ederken ekonomik aktivite güçlü bir oranda artışını sürdürdü.

. Son aylarda işe alımlar ortalama olarak gücünü korurken işsizlik oranı geriledi.

. Hanehalkı harcamaları güçlü oranda arttı, şirketlerin sabit yatırımları sene başındaki hızlı artışa göre daha ılımlı bir artış sergiledi.

. 12-aylık değişimlere bakıldığında manşet enflasyon ve gıda ve enerji dışı enflasyon %2 seviyesine yakın.

. Uzun vadeli enflasyon beklentilerine dair göstergelerde çok küçük değişimler var.

. Ekonomik görünüme ilişkin riskler kabaca dengelenmiş görünüyor.

. Fed maksimum istihdam ve %2 enflasyon hedefine bağlı kalmayı sürdürecek.

Kısacası Fed güçlü ekonomik göstergelere bağlı olarak kademeli faiz artışlarına devam edecek. Toplantı tutanakları 29 Ekim’de yayınlanacak. Tutanaklarda, sabit yatırımlarda kaydedilen ılımlı artış vurgusunun sebeplerini arayacağız.

Fed bir sonraki para politikası toplantısını 18-19 Aralık tarihlerinde gerçekleştirecek. Toplantıda 25 baz puanlık artış öngörülüyor.