Etiket: para politikası

Fed Başkanı Powell: “Fed bilançosu kademeli olarak küçülmeye devam edecek”

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell dün ABD Kongre’sine ilk yarıyıl para politikası raporunu sundu. Powell faiz artırımları için ön koşulun Fed’in iki temel hedefi olan maksimum istihdam ve %2’lik enflasyon seviyesine ulaşmak olduğunu, bu sebeple veri bazlı para politikasını sürdüreceklerini, paralelinde 4,1 trilyon büyüklüğündeki Fed bilançosunun kademeli olarak azaltılmaya devam edeceğini söyledi. Konuşmasından satır başlarına bakarsak;

. ABD ekonomisi 2018 yılında tüketici harcamaları ve özel sektör yatırımlarındaki artışın önderliğinde %3’e çok yakın bir büyüme kaydetti (2017: %2,5). İstihdam ve ücretlerdeki artış, hanehalkı ve özel sektörün güven algısındaki iyileşme ve mali politikalar büyümeyi destekledi.

. Harcama tarafı gücünü korumakla birlikte kısmi hükumet kapanmalarına bağlı olarak son aylarda ekonomik verilerde yavaşlama var kapanmaların yarattığı olumsuz etki önümüzdeki birkaç ayda yok olacak.

. İstihdam piyasası gücünü koruyor, ücret artışları halen sürüyor. Düşük vasıflı çalışanların ücretlerinde güçlü artış var. Bununla birlikte Afrika ve Latin kökenli Amerikalıların işsizlik oranı beyaz ve Asya kökenli Amerikalıların çok üzerindeyken kentsel ve kırsal bölgeler arasındaki istihdam eşitsizliği son 10 yıldır artıyor.

. Düşük enerji fiyatlarına bağlı olarak yıllık kişisel tüketim harcamaları enflasyonunun (PCE) Aralık 2018’de %1,7 olması tahmin ediliyor. Gıda ve enerji hariç çekirdek PCE ise %2’lik hedefin hemen altında %1,9 seviyesinde.

. Ekonomik aktivite 2018 yılına göre yavaşlasa da gücünü koruyor.

. Geçen yıl sonunda finansal piyasalarda dalgalanmalar artarken finansal koşullar büyümeyi geçen yılın başlarına göre daha az destekledi. Özellikle Çin ve Avrupa ekonomilerinde yavaşlama var. Brexit ve ticaret müzakereleri yakından takip ediliyor.

. Uzun vadede karşı karşıya kalınacak zorluklar var. Üretkenlik artışı azalıyor, çalışabilecek yaştaki kadın ve erkeklerin istihdama katılımı 25 yıl öncesine göre daha düşük. Düşük gelir grubundaki aileler arasında ekonomik olarak yükselme kabiliyeti düşük olanlar mevcut. Hükumet borcu sürdürülemez noktada.

. Para politikasına yönelik veri bazlı yaklaşım devam edecek.

. Fed tarafından tutulan devlet tahvilleri ve kamusal menkul kıymetler kademeli olarak azaltılarak Fed bilançosu küçülmeye devam edecek. Fed bilançosunun büyüklüğü şu anda 4,1 trilyon dolar seviyesinde ki bu değer 2014 yılındaki zirvesinden 1,2 trilyon dolar daha az.

. Uzun vadede bilançonun büyüklüğü döviz ve banka rezervleri gibi Federal Rezerv yükümlülüklerine olan talep ile belirlenecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Üretim maliyetlerindeki yüksek seyir tüketici fiyatlarında aşağı yönü sınırlıyor

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Ocak 2019’da aylık %1,06, yıllık %20,35 artış kaydetti; çekirdek enflasyon aylık %0,18’lik artışla yıllık %19,55 değerini aldı.

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Ocak 2019’da aylık %0,45, yıllık %32,93 artış kaydetti.

Gıda, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın fiyat değişiklikleri dikkate alınmayan çekirdek enflasyonun manşet TÜFE’nin altında kalması olumlu olsa da gıda fiyatlarının enflasyon üzerinde baskı oluşturmaya devam etmesi enflasyonla mücadelede etkili çözümlerin ortaya konmadığını gösteriyor.

Küresel olarak bakıldığında Ocak ayı küresel imalat sektörü PMI verileri girdi maliyetlerinin yavaş hızla da olsa artmaya devam ettiğini, çıktı fiyatlarında ise daha hızlı bir artış yaşandığını göstermişti. Fiyatlarda artış eğiliminin korunduğunu görüyoruz. Nitekim yurt içi üretici fiyatlarında gerileyen ham petrol fiyatları girdi maliyetleri üzerindeki baskıyı azaltırken gıda, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler, elektrikli teçhizat, makine ve ekipmanlar, motorlu kara taşıtları, treyler ve mobilya üretim fiyatlarında artış kaydedildi. En büyük ihracat pazarımız olan otomotiv sektöründe maliyetlerin artması vergi indirimleri ile yurt içi tüketiciye yansıtılmamaya çalışılsa da üretim fiyatlarındaki yüksek seyir tüketici fiyatlarının aşağı gelmesini de engelliyor.

Küresel PMI verileri üretim beklentisinde artış öngörüyor. Gerçekleşmesi halinde fiyatlar genel seviyesinde başta enerji enerji fiyatları olmak üzere baskı göreceğimiz açık. Ancak mevcut görünüm 2019 yılı ilk çeyreğinde enflasyonist baskının artmayacağına işaret ediyor.

Şartların aynı kalması varsayımıyla, Fed’in uzun süre faiz artırmayacak olması, TCMB’nin de sıkı para politikasını korumasının da etkisiyle Dolar-TL’nin Mart ayı sonuna kadar 5,10-5,30 arasında kalmaya devam edeceğini tahmin ediyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Fed faizini değil Fed bilançosunu konuşacağız

ABD merkez bankası Fed 29-30 Ocak para politikası toplantısında %2,25-2,50 olan politika faiz aralığını değiştirmedi.

Fed ABD ekonomisini güçlü görmeye devam ediyor…

Toplantı sonrası yayınlanan notta ekonomiye yönelik şu gelişmeler sıralandı:

. Aralık toplantısından Ocak toplantısına kadar olan dönemde istihdam piyasası güçlenmeye devam ederken ekonomik aktivite önemli oranda arttı.
. Son aylarda istihdam artarken işsizlik oranı düşük kaldı; hane halkı harcamaları güçlü bir şekilde artmaya devam etti, iş sabit yatırımların artış hızı 2018 yılı başına göre yumuşadı.
. 12 aylık bazda bakıldığında enflasyon ve çekirdek enflasyon %2 seviyesine yakın seyretti.

Faiz artırımı için bir sebep yok…

Fed, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme, güçlü istihdam ortamı ve %2’ye yakın bir enflasyon görünümünü ortaya koyarken küresel ekonomik ve finansal gelişmeler ile azalan enflasyonist baskılara istinaden hedefleri desteklediği ölçüde politika faizini değiştirmekte sabırlı olacakları görüşünü tekrarladı.

Fed Başkanı Jerome Powell ise toplantı sonrasında yaptığı açıklamalarda faizlere yönelik şu noktalara dikkat çekti:

. “Faiz artırım ihtimali zayıfladı.
. Fonlama oran Komite’nin tahmini nötr faiz aralığı içinde bulunuyor.
. Faiz artışı için bir ihtiyaç olsun isterdim.”

Dolayısıyla her ne kadar Fed halen iki faiz artırımı öngörüyor olsa da “faiz artırımında sabırlı olunacağı” vurgusu küresel ve veri bazlı gelişmelere bağlı olarak belirsiz bir süre boyunca faiz artırımı olmayacağını gösteriyor.

4,1 trilyon dolar büyüklüğündeki Fed bilançosu öngörülenden daha büyük kalmaya devam edecek…

Fed bilançosuna yönelik olarak ise Powell politika değişikliği üzerinde çalışıldığını vurguladı:

. “4,5 trilyon dolardan 4,1 trilyon dolara küçülen Merkez Bankası bilançosuna yönelik toplantıda bir karar alınmadı, bilanço azaltma operasyonu öngörülenden daha erken yavaşlatılabilir. Komite zamanlama konusunu değerlendiriyor, önümüzdeki toplantılarda bu karara bağlanabilir. Bunun anlamı, portföy büyüklüğünün normalleşmesinin önceki tahminlere göre daha erken ve daha büyük bir bilanço ile tamamlanacak olmasıdır (Önceki Fed yetkililerinin yaptığı açıklamada söz konusu büyüklüğün 3 trilyon doların altına gerilemesi gerektiği ifade edilmişti).
. Bu politika değişikliği ekonominin durumundan bağımsız olarak finansal sistemin finansal krizden bu yana nasıl değiştiğiyle alakalıdır.
. Bankaların daha güvenli olabilmesi için likidite ve diğer düzenleyici gereklilikleri yerine getirmek adına bankalar, Fed bünyesinde kriz öncesine göre daha fazla nakit rezerv tutuyor.
. Fed, bilanço büyüklüğünün bankaların rezerv talebini karşılayabilecek kadar büyük ve buna ek olarak belirtilmemiş bir “tampon” hedefi ortaya koyacak.
. Ekonomik ve finansal gelişmeler ışığında değişiklik yapmakta tereddüt edilmeyecek. Bu, bilançoyu aktif bir araç olarak kullanacağımız anlamına gelmez, ancak zaman zaman değişiklik yapılması garanti edilebilir.”

Bilanço büyüklüğüne yönelik kararların piyasaları olumsuz etkileyebilecek bir sonuç ortaya koymayacak şekilde alınacağını tahmin ediyoruz.

Fed bir sonraki para politikası toplantısını 19-20 Mart tarihlerinde gerçekleştirecek.

Dr. Fulya Gürbüz

Küresel yavaşlama küresel borç miktarını artırabilir

Geçen hafta IMF’nin yayınladığı Dünya Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye’deki kırılganlığa bağlı olarak Avrupa ekonomisinin olumsuz etkilendiği vurgulanmıştı. Çarşamba yayınlanacak birinci çeyrek enflasyon görünümü raporunda Merkez Bankası’nın (TCMB) ekonomiye yönelik beklentilerini okuyacağız.

TCMB, 16 Ocak tarihli para politikası toplantısına ait tutanaklarda;
. İktisadi faaliyetteki yavaşlamanın sektörler geneline yayıldığı;
. Talepte daralma, TL’de yaşanan değer kazancı, düşen enerji fiyatları, temel mal grubu ve hizmet grubunda yaşanan fiyat azalışlarının etkisiyle enflasyonda yavaşlama kaydedildiğini belirtmişti.

Tutanaklarda küresel enflasyona yönelik riskler şöyle sıralanmıştı:
. Enerji fiyatlarındaki yüksek oynaklık
. Ücret enflasyonu.

Gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımları üzerindeki aşağı yönlü riskler olarak ise
. Küresel ekonomi politikalarına ilişkin belirsizlik ve
. Yüksek seviyedeki küresel finansal riskler ifade edilmişti.

Hem Fed hem de Avrupa Merkez Bankası ekonomide yavaşlamaya bağlı olarak gerekirse ek tedbirler alacaklarını tekrarlıyorlar. ABD-Çin ticaret anlaşmazlığı, Brexit ve Çin ekonomisine yönelik belirsizliklerin küresel ekonomi üzerinde yarattığı tahribatın artması halinde genişlemeci politikalara dönüleceği açık. Bu sürece Çin de dahil olacak. Çin hükümeti ekonomiyi hızlandırmak için miktarsal genişleme uygulamasına hazırlanıyor. Bu da 250 trilyon dolar seviyesindeki küresel borç tutarının artacağı anlamına geliyor.

Geçen hafta Davos’ta yapılan Dünya Ekonomi Forumu’nda küresel borç sorununun ele alındığı bir panelde gelişmiş ülkelerin düşük faizden dolayı borç yükünü artırdıkları, gelişmekte olan ülkelerin ise örneğin altyapı projelerinin borç yükünü artırdığı ve bilançoların kur riskiyle karşı karşıya kaldığı, bu sebeple özellikle gelişmekte olan ülkelerin bütçe disiplininden sapmamaları gerektiği ifade edildi.

Dahası, panelde küresel tasarrufların küresel yatırımlardan daha fazla artmasının etkisiyle küresel reel faizlerin düştüğü, dolayısıyla tasarrufların sermaye piyasalarına kaydığı; politika faizlerinin uzun süre düşük tutulmasının ise finansal riski artırdığı ve varlık fiyatlarını yükselttiği, bunda ekonomik temellerin güçlü olması değil nominal faizlerin düşük tutulmasının etkisi olduğu belirtildi.

Anlaşılacağı üzere risklerin giderek arttığı bir ortamda hükümetlerin ekonomiyi hızlandırma çabalarına karşı merkez bankalarının doğru bir şekilde para politikaları üretebilmeleri de giderek zorlaşıyor. Böyle bir ortamda kırılgan ekonomik yapıya sahip ülkelerin -ki Türkiye listenin başlarında- bütçe disiplininden asla taviz vermemeleri gerekiyor. Aksi halde güvenli liman arayışında kur riskini en ağır yaşayacak ülkelerden biri olacağız.

Dolayısıyla Fed’in Çarşamba günü açıklayacağı para politikası kararı büyük önem arz ediyor.

Dr. Fulya Gürbüz

BoJ politika faizini değiştirmedi, enflasyon beklentilerini aşağı çekti

Ocak ayı para politikası toplantısında Japonya Merkez Bankası (BoJ) politika faizi olan kısa vadeli faiz oranını eksi yüzde 0,1’de, 10-yıl vadeli devlet tahvili faizini yüzde 0’da sabit tuttu.

BoJ petrol fiyatlarındaki düşüş ve küresel ekonomik görünüme yönelik endişelere istinaden enflasyon tahminlerini 2018 mali yılı için %0,9’dan %0,8’e, 2019 mali yılı için %1,6’dan %1,1’e, 2020 mali yılı için %1,6’dan %1,5’e düşürdü.

GSYH büyüme öngörüleri de 2018 yılı için %1,4’ten %0,9 büyümeye düşürüldü, 2019 için %0,9 büyüme tahmin edildi, 2020 yılı için %0,8’den %1’e yükseltildi.

Yıllık 80 trilyon yen olan mevcut tahvil alım miktarı ise artırılıp azaltılabilecek.

Merkez Bankası temkinli tavrını korudu, faizi %24’te tuttu

Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu bugün gerçekleştirdiği yılın son toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını %24 seviyesinde sabit tuttu.

TCMB’nin temkinli tavrını sürdürerek faizlerde değişiklik yapmamasını doğru atılmış bir adım olarak görüyoruz. Zira toplantı öncesinde TCMB’nin faizleri düşüreceği söylentisini dikkate almamıştık.

Toplantı sonrası yayınlanan basın duyurusunda TCMB son dönemde açıklanan verilerin ekonomideki dengelenme eğilimini belirginleştirdiğini vurguluyor.  

Evet, dış talebin gücünü koruması ve Dolar-TL’nin 5,40 seviyelerinin altına gerilemesine bağlı olarak enflasyon baskısının azalması olumlu gelişmeler. Ancak finansal koşullardaki sıkılaşmanın iktisadi faaliyetlerin yavaşlamasına sebep olması, iç talebin daralması ve işsizliğin artmasını dikkate aldığımızda dengelenme eğiliminin nasıl belirginleştiği konusu açık değil. Umarız 5 gün sonra yayınlanacak toplantı tutanaklarında cevap buluruz.

Bu noktadan sonra, ABD merkez bankası Fed’in gelecek haftaki toplantısında nasıl bir ekonomik görünüm ortaya koyacağına, ABD-Çin ticaret görüşmelerinin seyrine ve petrol fiyatlarının nasıl dengeleneceğine odaklanacağız.

Bugün, Türkiye ve Avrupa merkez bankaları toplantılarını izleyeceğiz

90 günlük ateşkes gereği ABD-Çin arasında ticaret müzakerelerinin bu hafta olumlu gelişmelerle başlaması ve İngiltere Başbakanı May’in partisinden güven oyu alması beklentilerde bir miktar rahatlamaya sebep olduğunu düşünüyoruz. 

TCMB’nin bugünkü toplantısında söz konusu gelişmeleri dikkate alacağını düşünsek de etkisinin sınırlı olacağını düşünüyoruz. Zira ABD’de faiz artışları durmuş değil. Fed’in ekonomiye yönelik güvercin bakış açısına yönelmesiyle ABD dolarındaki değer kaybı TL üzerinde de rahatlama getirdi. Ancak bu rahatlama piyasada TCMB’nin bugünkü toplantısında faiz indirimi endişelerini ortaya koydu ki yurtdışı finansman şartlarının sıkılaşması, yurtiçinde yüksek girdi ve çıktı enflasyonunun devam etmesi ve gerileyen faizlerin cari açıkta artışı tetikleyebilecek olması sebebiyle biz TCMB’nin faizlerde bir değişiklik yapmaması taraftarıyız. Üstelik Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birkaç güne kadar Fırat’ın doğusuna harekat başlatacaklarını duyurması ABD ile ilişkilerde tekrar bir çatlağa sebep olabilir mi endişesi TL üzerindeki baskının düşmeyeceği anlamına geliyor. 

Avrupa Merkez Bankası (AMB) tarafında ise %0 seviyesindeki politika faizinde değişiklik beklemiyoruz. AMB Aralık ayı sonuyla birlikte varlık alım programını sona erdiriyor. Küresel ekonomi, Brexit ve İtalya konularındaki belirsizlikler dikkate alındığında AMB’nin 2019 yılı ekonomik görünümüne dair beklentileri ile olası faiz artırımı konusunda yorumlarını takip edeceğiz. 

Fed şeffaf yapısı ile piyasaları sürprizlerden uzak tuttu, sabit yatırımlardaki ılımlı artışa dikkat çekti

ABD merkez bankası Fed dün gerçekleştirdiği para politikası toplantısında politika faiz aralığını beklendiği gibi %2,0-2,25 aralığında tuttu. Toplantı sonrası yayınlanan bilgilendirme notunda Fed Eylül toplantısından son toplantıya kadar olan süreçte ekonomiyle ilgili gelişmeleri şöyle sıraladı:

. İstihdam piyasası güçlenmeye devam ederken ekonomik aktivite güçlü bir oranda artışını sürdürdü.

. Son aylarda işe alımlar ortalama olarak gücünü korurken işsizlik oranı geriledi.

. Hanehalkı harcamaları güçlü oranda arttı, şirketlerin sabit yatırımları sene başındaki hızlı artışa göre daha ılımlı bir artış sergiledi.

. 12-aylık değişimlere bakıldığında manşet enflasyon ve gıda ve enerji dışı enflasyon %2 seviyesine yakın.

. Uzun vadeli enflasyon beklentilerine dair göstergelerde çok küçük değişimler var.

. Ekonomik görünüme ilişkin riskler kabaca dengelenmiş görünüyor.

. Fed maksimum istihdam ve %2 enflasyon hedefine bağlı kalmayı sürdürecek.

Kısacası Fed güçlü ekonomik göstergelere bağlı olarak kademeli faiz artışlarına devam edecek. Toplantı tutanakları 29 Ekim’de yayınlanacak. Tutanaklarda, sabit yatırımlarda kaydedilen ılımlı artış vurgusunun sebeplerini arayacağız.

Fed bir sonraki para politikası toplantısını 18-19 Aralık tarihlerinde gerçekleştirecek. Toplantıda 25 baz puanlık artış öngörülüyor.

İlk sınav

Merkez Bankası piyasalarla arasındaki ilişkiyi düzeltmek noktasında ilk ciddi sınavını bugünkü faiz kararıyla verecek.

Ekonomi yönetiminin başındaki Sayın Berat Albayrak piyasa profesyonelleri ve akademisyenlerle yaptığı toplantılar ile iletişimi kuvvetlendirmeye çalışıyor.

Daha önce piyasaların çok fazla şey beklediği Mehmet Şimşek ismi yönetimden siyasi desteği bulamayınca hiçbir başarı elde edemedi.

Şimdi ise siyasetin tam desteğini almış bir ekonomi yönetimi var.

Bu yönetimin eksiği ise güven.

Yani piyasa ile ekonomi yönetimi arasında bir çevirmene ihtiyaç var.

Bu çevirmenin ya da güvenilir şahsiyetin oluşabilmesi için ilk adım bağımsız Merkez Bankası ve bugünkü Merkez Bankası faiz kararı sonrasında yapılmayacak olan açıklamalar.

Evet siyasilerden bir yorum duymamalıyız belki sadece Sayın Albayrak’tan.

Dolayısıyla toplantılarda eski danışmanlarını yanında tutmayarak yeni dönem daha yakın ilişki içerisinde ve konuya kişisel ilgi vereceğini söyleyen Sayın Albayrak’ın ortodoks bir paketi uygulama konusunda da ne kadar istekli olacağını göreceğiz.

Ortodoks paket sıkı maliye politikası, sıkı para politikası ve bunun sonucunda düşen enflasyon demek. Bu acı reçeteyi bakalım Sayın Albayrak erken seçimler öncesinde uygulayabilecek mi?

Yurtdışı piyasalar sakin olduğu için 75 baz puanlık bir faiz artırımı yeterli olabilir ancak yurtdışı bozulduğunda 75 baz puanlık faiz artırımının bir işe yaramayacağını göreceğiz.

Fed korkutmadı

Fed beklendiği gibi faiz aralığını 25 puan artırımla %1,75-2,00 seviyesine yükseltti.

Fed yetkilileri büyüme konusunda olumlu bir tablo çizdi:

. Büyüme oranı sert şekilde arttı,

. İşsizlik oranı düştü,

. Hanehalkı harcamaları hızlandı.

Enflasyonda yukarı yöne vurgu yapan Fed 2018’in geri kalanında iki ayrı faiz artırım olasılığına yer verdi. Böylece 2018 için öngörülen 3 faiz artırımı beklentilerini 4’e çıkarmış oldular.

Fed 2018 yılı sonunda çekirdek enflasyonun %2 seviyesine yükselmesini, işsizlik oranının %3,6’ya gerilemesini ve 2018 geneli için %2,8’lik büyüme tahmin ediyor.

2020 için fonlama faiz oranının %3,4 tepe noktasına ulaşacağını bekleyen Fed GSYH büyümesini 2019’da %2,4, 2020’de %2 ve uzun dönemde %1,8’e gerilemesini bekliyor.

2019 ve 2020 yılları için enflasyon bekletileri ise %2,1.

Dolayısıyla bilançosunu küçültmeye başlayan Fed faiz artırım sürecine girerken faiz artırımlarında hızlanma işareti almadık.

Avrupa Merkez Bankası yarın para politikası kararını açıklayacak. Faizde değişiklik beklemiyoruz ancak varlık alım programının sonlandırılmasına yönelik açıklamaları takip edeceğiz.

Fed şaşırtmadı. Para politikasında şeffaflığın tahmin etme kabiliyetini artırması sürpriz dalgalanmalarının önünü kesiyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da benzer öngörüleri paylaşmasını temenni ediyoruz. Küresel likiditede daralma ve yüksek faiz oranları ortamında Türkiye’de hakim olan siyasi belirsizlik TL üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek.