Etiket: pmi

İlk çeyrek verileri ekonomide iyileşme işareti veriyor

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi 2019 yılının ilk iki ayında -2018 yılı başından bu yana ilk kez- ardı ardına yükseliş kaydetti. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimindeki daralma, yıllık bazda, yine son iki aydır yavaşlıyor. Sanayi üretimi Şubat 2019‘da bir önceki aya göre %1,3 artarken bir önceki yılın aynı ayına göre %5,1 daralma gösterdi.

Öte yandan Şubat ayı perakende satışları verilerine baktığımızda mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmi 2019 yılın ilk iki ayında aylık bazda ardı ardına yükselirken, takvim etkilerinden arındırılmış perakende satış hacmindeki bir önceki yıla göre daralma eğiliminin zayıfladığını görüyoruz. Perakende satış hacmi Şubat 2019’da bir önceki aya göre %0,8 artarken bir önceki yılın aynı ayına göre %4,9 daraldı.

Mart ayına ilişkin veriler sanayi sektöründe bir önceki aya göre iyileşmenin sürdüğünü gösteriyor…

İhracat sektörünün en büyük kalemini oluşturan otomotiv sektörüne ilişkin OSD verilerini dikkate aldığımızda, Mart ayında otomotiv sektöründe üretim bir önceki aya göre %10,6 artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,1 daraldı. Ocak-Mart döneminde üretim bir önceki döneme göre %5,6, bir önceki yılın aynı dönemine göre %15 daralma gösterdi.

Markit imalat sektörü PMI endeksi Mart ayı verileri üretimdeki yavaşlamanın son 8 ayın en düşük oranında gerçekleştiğini, istihdam düzeyindeki gerilemenim daha düşük hızda gerçekleştiğini, öte yandan zorlu talep koşullarının devam ettiğini ve yeni siparişlerin hem iç hem de dış pazarlarda (özellikle Avrupa) hız kestiğini ortaya koymuştu. Markit imalat sektörü PMI endeksi Mart ayında bir önceki aya göre 0,8 puan yükselişle 47,2 puan seviyesine yükselmişti.

2019 yılı ilk çeyrek GSYH büyümesi bir önceki çeyreğe göre hafif büyümeye işaret ediyor…

2019 yılı ilk çeyreğine ilişkin makro-ekonomik verileri dikkate aldığımızda, GSYH büyümesinin 2019 yılı ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %1’e yakın büyüyeceğini, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise %3’e yakın bir daralma kaydedeceğini tahmin ediyoruz.

2019 yılı ikinci çeyreği ve devamına ilişkin olarak dış siyasette atılacak adımlar ve yapısal reform takvimine ilişkin detaylı açıklamalar ekonominin seyrinde belirleyici olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Gaz verip sert frene basmak yerine yeni bir yol haritası lazım: Yapısal reform

İmalat sektörü PMI endeksi Eylül 2018’de 42,7 ile 2008 krizinden sonraki en düşük seviyesini kaydetmiş, sonrasında yükselme eğilimini ortaya koymuştu; 2019’un ilk üç ayında da endeks yükselişini sürdürdü.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak 2019’da bir önceki aya göre %1 artış kaydetti. Şubat ve Mart aylarında imalat sektöründeki iyileşmenin sürmesi sanayi üretimi için olumlu bir gelişme. Ancak mevsimsellikten arındırılmış verilere göre Kasım 2018-Şubat 2019 dönemi boyunca ihracatın aylık bazda gerilemeye devam etmesi, 2019 yılının ilk iki ayında ihracatın sanayi üretimi ve dolayısıyla da GSYH büyümesine katkısının negatif olduğuna işaret ediyor.

Öte yandan mevsimsellikten arındırılmış ithalat hacmi aynı dönem boyunca aralıksız artışını sürdürürken dış ticaret açığı aylık bazda aralıksız artmaya devam ediyor (ki bu durum değer kaybeden TL’yi de dikkate aldığımızda cari açıkta artış eğilimini ortaya koyuyor). En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’dan özellikle de Almanya’dan gelen zayıflama işaretleri Türkiye’nin ihracat performansındaki gerilemeyi teyit eder nitelikte.

Tüketim tarafında ise perakende ticaret ve e.t.t.e. tüketim endekslerinin 2019 yılının ilk iki ayında hafif kıpırdandığını, artan iç talebi karşılamak adına da reel sektörün söz konusu dönemde yatırımlarını artırarak stoklarını güçlendirdiğini ortaya koydu.

Ancak takipteki alacaklar tarafına baktığımızda takipteki kredilerin toplam bankacılık sektörü kredilerine oranının Ağustos 2018’den bu yana aralıksız yükselmesiyle reel sektörün finansman tarafında giderek daha zorluk yaşadığını anlıyoruz. 2018 yılının son çeyreğinden 2019 yılı ilk çeyreği sonuna kadar tüketici ve kurumsal kredilerdeki artış eğiliminin sürdüğünü de dikkate aldığımızda takipteki alacakların bankacılık sistemi üzerinde ağırlığını daha da artırdığını anlayabiliriz hele de artan risk primimize bağlı olarak dış borçlanma maliyetleri artıyorken.

(Hatırlatalım: Dış finansman şartlarının giderek zorlu bir hal aldığı 2018 yılında TL’de yaşanan sert değer kaybı sebebiyle TCMB TL’yi korumak adına sert faiz artırım kararı aldı ve sıkı para politikası kararlılıkla sürdürülmeye devam edildi. Ekonomik faaliyette yaşanan fren etkisine paralel olarak yüksek kredi faizleri yurt içinde finansmana erişimi zorlaştırdı.)

Bunların yanında özellikle Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) katkısıyla 2017’de kaydedilen iç tüketimdeki hızlanma, 2018’de KGF’nin sonlanmasıyla yavaşlama ve düşme eğilimini beraberinde getirdi ve sonuç olarak işsizlik oranı 2017 yılında hızla düşerken 2018 yılında hızla arttı.

Enerji ve dış borca bağımlı olmamıza rağmen iç tüketimi pompalayarak büyümenin ateşlenmesi cari açık, TL’de ve üretimde sert değer kayıpları ve yüksek işsizlik oranlarıyla daha şiddetli döndü.

Hal böyle iken, küresel ekonominin yavaşlama eğilimine girdiği bir ortamda hızla artan Türkiye nüfusunu da dikkate aldığımızda Türkiye’nin mevcut tüketim, yatırım ve üretim resminde sürdürülebilir bir şekilde istihdamı artıracak, işsizliği azaltacak bir hikayesi var mı? Maalesef yok. Yerli araba da bir hikaye evet ama yapay zekanın üretim tarafında ağırlığını artırdığı bir ortamda katma değer yaratacak teknolojik ürünlerin üretilmesi, yeni iş alanları yaratması ve dünya çapında marka değeri taşıması daha güzel bir hikaye.

Gerçek şu ki mevcut yapı hem TL’yi hem de ekonomiyi daha da kırılgan hale getiriyor. Gaz verip frene basmak zorunda kalmaktansa istihdam ve sürdürülebilir bir hızda büyümeyi sağlayacak yeni bir yol haritası lazım. Mevcut yapıyla bu sağlanamadığına göre yapıyı değiştirmek yani reform yapmak gerekiyor. Bunu da “yapısal reform” olarak adlandırıyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Avrupa’daki zayıflık Türkiye’de yeni ihracat siparişlerini zayıflattı

Türkiye’de imalat sanayi PMI endeksi Mart 2019’da aylık 0,8 puan artışla 47,2 seviyesine yükseldi.

. Üretimde Temmuz 2018’den beri en ılımlı yavaşlama gözlendi,

. İstihdamdaki düşüş hız kesti,

. Zorlu talep koşullarının yansıması olarak yeni siparişler hem iç hem de dış pazarlarda hız kesti,

. Türk lirasındaki zayıflamaya bağlı olarak girdi maliyetleri arttı, nihai ürün fiyatları üst üste ikinci ay arttı ve artış Şubat ayına göre ivme kazandı.

Endeksin 50,0 değerinin üzerinde ölçülen tüm rakamlar sektörde genel anlamda iyileşmeye, altındaki değerler ise daralmaya işaret ediyor.

PMI endeksi Eylül 2018’de 42,7 ile 2008 krizinden sonraki en düşük seviyesini kaydetmiş, sonrasında yükselme eğilimini ortaya koymuştu; 2019’un ilk üç ayında ise endeks yükselişini sürdürdü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak 2019’da bir önceki aya göre %1 artış kaydetmişti. Şubat ve Mart aylarında imalat sektöründeki iyileşmenin sürmesi sanayi üretimi için olumlu bir gelişme. Ancak özel sektör yatırımlarındaki toparlanmaya rağmen talep tarafındaki zayıflıkları dikkate aldığımızda 2019 yılı ilk çeyreğinde sanayi üretiminde bir önceki çeyreğe göre dikkate değer bir hızlanma işareti görmüyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Çin’de imalat sektörü Mart 2019’da büyüdü ancak hızlanma potansiyeli sınırlı

Çin Caixin imalat sektörü PMI endeksi Mart 2019’da aylık 0,9 puan artışla 50,8 puan seviyesine yükselerek büyüme bölgesine geri döndü. Markit tarafından yayınlanan raporda şu detaylar yer alıyor:

. Üretim ve toplam yeni siparişler hızla arttı.

. Yurt içi ve yurt dışı talep arttı… Yeni siparişler alt endeksi Kasım 2018’den bu yana en yüksek seviyesini kaydetti, yeni ihracat siparişleri alt endeksi büyüme bölgesi olan 50 seviyesinin üzerine çıktı.

. Şubat ayındaki zayıf işsizlik verisinin ardından, istihdam alt endeksi son 5 yılın en yüksek seviyesini kaydetti.

. Girdi stokları Kasım 2018’den bu yana ilk kez yükseldi.

. Kısmi artış kaydeden girdi maliyetlerine bağlı olarak çıktı fiyatları yükseldi.

. Gelecek 12 aya yönelik beklentilerde artış kaydedildi.

Japonya’da ise Nikkei imalat sektörü PMI endeksi 2019 yılı ilk çeyreğinde 2016 yılı ikinci çeyreğinden bu yana en kötü performansını gösterdi. Yurt içi ve yurt dışı talepte düşüş üretimi de aşağı çekerken sektörde istihdam artışı 2016’nın sonlarından bu yana en zayıf performansını kaydetti.

Güney Kore imalat sektörü PMI endeksi de 50 seviyesinin altında daralma bölgesinde yerini korudu. Zayıf yurt içi ve yurt dışı talebe bağlı olarak düşmeye devam eden yeni siparişlerin etkisiyle üretim kaybı sürdü.

2018 yılında %2,6 reel büyüme kaydeden Tayvan ekonomisinde ise imalat sektörü zayıf performans göstermeye devam ediyor. 2019’da %2,1 büyüme tahmini öne süren IHS Markit raporuna göre ülkede yurt içi ve yurt dışı talepteki zayıflığa bağlı olarak imalat sektörü PMI endeksi daralma bölgesi olan 50 seviyesinin altındaki yerini korumaya devam ediyor.

Endonezya, Filipinler, Malezya, Myanmar, Singapur, Tayland ve Vietnam’ı kapsayan ASEAN imalat sanayi PMI endeksi de Mart ayında tekrar büyüme bölgesi olan 50 seviyesinin üzerine yükseldi. Üretim ve satışlardaki artış iş güvenini yükseltti. Bölgede enflasyonist baskılar azalırken istihdam Şubat ayının ardından Mart ayında da yükseldi.

ABD ve Çin arasındaki ticaret görüşmelerine yönelik olumlu adımlar Mart ayında bölgede ticaret ve üretimin artmasında etkili oldu. Devamlılığı mümkün ancak ABD ekonomisindeki zayıflama sinyalleri, durgunluk emareleri gösteren Avrupa ekonomisi ve iç talepte zayıflama kaydeden Japonya ekonomisini dikkate aldığımızda Çin ve komşu ülkelerin üretim ve satış potansiyellerinin sınırlı olduğunu düşünüyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

ABD ve Euro Bölgesi ekonomileri zayıflamaya devam ediyor

ABD ve Euro Bölgesi’nde imalat sektörü 2019 yılı ilk üç ayında ardı ardına zayıflarken çeyrek bazda bakıldığında 2018 yılı 4. çeyreğine göre daha zayıf bir performans ortaya koydu.

ABD Markit imalat sektörü PMI endeksi Mart 2019’da aylık 0,5 puan gerileyerek 52,5 olduğu tahmin edildi. Endeksin 50 ve yukarısındaki değerler sektörde büyümeye, altındaki değerler ise daralmaya işaret ediyor.

Euro Bölgesi Markit imalat sektörü PMI endeksi ise Mart 2019’da aylık 1,7 puan düşerek 47,6 seviyesine gerilediği tahmin edilerek daralmayı sürdürdü.

Hizmet sektörü tarafında ise ABD’de 2019 yılı ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre daha iyi bir performans ortaya konsa da Mart ayında sektörün aylık 1,2 puan düşüşle 54,8 seviyesine yavaşladığı tahmin edildi.

Euro Bölgesi’nde ise hizmet sektörü PMI verisi ise aylık 0,1 puan düşüşle 52,7 olarak tahmin edilerek büyüme bölgesinde kalmayı sürdürdü.

Hizmet ve imalat sektörlerinden oluşan kompozit PMI endeksi ise Mart ayında ABD’de aylık 1,2 puan düşüşle 54,3 seviyesine zayıflarken Euro Bölgesi’nde aylık 0,6 puan kayıpla 51,3 seviyesine zayıfladı.

Genel olarak her iki ekonomide de enflasyon, istihdam ve üretim tarafında zayıflık sinyalleri var. Avrupa Merkez Bankası 2019 yılında %1,1 GSYH büyümesi tahmin ederken geçen hafta ABD Merkez Bankası Fed reel büyüme beklentisini 0,2 puan düşüşle %2,1 seviyesine çektiğini duyurmuştu.

Türkiye için anlamı ise en büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi’nden (özellikle Almanya’dan) ithalat talebinin zayıflamaya devam edecek olması.

Dr. Fulya Gürbüz

İşsizlik oranı %13,5’e yükseldi, zirveyi henüz görmedik

Pazartesi açıklanan ve 2018 yılı 4. çeyreğinde (4Ç2018) %3 daralan GSYH verisinin ardından Aralık ayı işsizlik verileri de ekonomide daralmanın iz düşümü oldu. İşsizlik oranı %13,5 seviyesine tırmanarak rekor tazeledi.

Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 54 bin, sanayi sektöründe 182 bin, inşaat sektöründe 77 bin kişi azalırken, hizmet sektöründe ise 16 bin kişi arttı.

Ocak ve Şubat ayı verilerini dikkate aldığımızda;

. PMI verilerine göre imalat sektöründe istihdamın Ağustos 2018’den bu yana aralıksız azalması,

. Sektörel güven endekslerine göre hizmet sektöründe çalışan sayısında azalması, perakende ticaret iş hacminde azalma ve inşaat sektörü faaliyetlerindeki gerileme işsizlik oranındaki artışın Ocak ve Şubat aylarında da süreceğine işaret ediyor.

Aşağıdaki grafik mevsimsel etkilerden arındırılmış sektörel güven endeksleri ve işsizlik oranı arasındaki ters ilişkiyi açıkça gösteriyor:

Detaylar…

TÜİK tarafından açıklanan işsizlik oranı Aralık 2018 döneminde 3,1 puanlık artış ile %13,5 seviyesinde gerçekleşirken tarım dışı işsizlik oranı 3,3 puanlık artış ile %15,6 olarak tahmin edildi.

Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 375 bin, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 258 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin %17,3’ü tarım, %19,8’i sanayi, %5,8’i inşaat, %57’si ise hizmet sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 1 puan, inşaat sektörünün payı 1,5 puan azalırken, sanayi sektörünün payı 0,3 puan, hizmet sektörünün payı 2 puan arttı.

Kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,1 puan artarak %33,4 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 0,6 puan artarak %12,7 oldu, tarım dışı işsizlik oranı 0,7 puanlık artış ile %14,9 olarak tahmin edildi.

Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı 0,3 puan azalarak %53,1 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 54 bin, sanayi sektöründe 182 bin, inşaat sektöründe 77 bin kişi azalırken, hizmet sektöründe ise 16 bin kişi arttı.

Dr. Fulya Gürbüz

Sanayi üretimi aylık bazda %1 arttı, Şubat verileri devamlılığı sorgulatıyor

TÜİK verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak 2019’da bir önceki yılın aynı ayına göre %7,3 azaldı, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre %1 artış kaydetti.

Sanayi üretimi verilerine baktığımızda Temmuz 2018’den bu yana aylık bazda aralıksız olarak düşen aramalı, enerji ve sermaye malı imalatı ilk kez Ocak ayında bir önceki aya göre artış kaydetti; sırasıyla %2,2, %1,4 ve %0,8.

TCMB’nin yayınladığı Şubat ayı Reel Kesim Güven Endeksi verileri, gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin azalış yönlü beklentilerin zayıflayarak devam ettiğine işaret etmişti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sermaye yatırım harcaması alt endeksi Ocak’taki 97,7 seviyesinden Şubat ayında 98,9 seviyesine yükseldi. Hükumetin KOBİ’lere sağladığı finansal desteğin üretim sektörü için nefes aldırıcı bir gelişme olduğunu düşünüyoruz.

Avrupa’daki gelişmeler Türkiye’nin otomotiv sektörünü zayıflattı, imalat sektörüne destek gıda, içecek, plastik ve tekstilden geldi

Ocak ayı imalat sektörü PMI verileri üretim, yeni siparişler ve istihdamdaki yavaşlamanın Aralık ayına kıyasla hız kestiğine işaret etmişti. Bu paralelde TÜİK tarafından açıklanan sanayi üretimi verileri bu gelişmeyi destekledi ve imalat sektörü Ocak ayında bir önceki aya göre %1,1 artış kaydetti.

Ara malı imalatındaki aylık %2,2’lik yükseliş olması otomotiv sektöründen kaynaklanmıyor. Ocak ayı ithalat detaylarında gıda, içecek, kimyasal madde, plastik, tekstile dayalı ürün ithalat miktarlarında artış, otomotiv sektörüne yönelik ürün ithalatında azalış, demiryolu ulaşım araçları aksam ve parçalarında artış var. Ocak ayı sanayi üretimi verilerine baktığımızda gıdada aylık %1,75, içecekte %3,3, tekstilde %1,6, plastik-kauçukta %2,3 artış olduğunu; motorlu kara taşıtı, treyler ve treyler imalatında %3,3, mobilya imalatında %1,7 azalış olduğunu görüyoruz.

Otomotiv sektörüne yönelik üretimde aylık bazda gerileme olması özellikle Almanya’daki olumsuz otomotiv sektörü gelişmeleriyle paralellik gösterdi. Almanya’da sanayi üretimi Ocak ayında bir önceki aya göre %0,8 daralma kaydetmiş, bunun otomotiv sektöründe yaşanan grevden kaynaklandığı ileri sürülmüştü. Almanya haricinde ticari ortağımız olan İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya ve Hollanda’da imalat sektörlerinde yaşanan artış genel bir iyileşmeye işaret etse de Şubat ayı PMI verileri Fransa dışında üretimde ve ihracat siparişlerinde yavaşlamaya işaret etmiş, özellikle aramalı ve sermaye imalatında yavaşlamanın daha belirgin olduğunu göstermişti.

Şubat ayı öncü verileri sanayi üretimi için umut vermiyor

Türkiye’ye ait Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri üretim ve yeni siparişlerdeki yavaşlamanın hafiflediğini, yeni ihracat siparişlerinin arttığını, istihdamdaki gerilemenin daha yavaş gerçekleştiğini göstermişti. Enflasyonun hız kaybetmesi ve TL’nin rekabetçi gücünün etkisiyle ihraç mallarımıza olan talebin artması olumlu bir gelişme. Ancak, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’dan gelen olumsuz sinyaller sürdürülebilir büyüme konusunda endişelerimizi artırırken Şubat ayı öncü göstergeler imalat sektöründe hızlanmaya işaret etmiyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Merkez Bankası temkinli kaldı, faizi değiştirmedi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bugün gerçekleştirdiği para politikası toplantısında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı olan politika faizini %24 seviyesinde sabit tuttu.

Fiyat baskıları ve belirsizliklere bağlı olarak faiz değişikliği beklemiyorduk.

TCMB’nin faiz değişikliğine gitmeme sebeplerini ve ilgili yorumlarımızı sıralayalım:

“Son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğini göstermektedir. Dış talep nispeten gücünü korurken finansal koşullardaki sıkılığın da etkisiyle iktisadi faaliyet yavaş bir seyir izlemektedir. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.”

İç talepte daralma, ihracat hacminde ve turizm gelirlerinde artış 12-aylık cari açığın Aralık 2018’de 27,6 milyar gerilemesine sebep oldu. TL’deki değer kaybı ihraç ürünlerimizin rekabetçi konumunu güçlendirdi. TİM verilerine göre Ocak ayında hafif gerileyen ihracat Şubat ayında bir miktar arttı. İthalattaki düşüşün devam etmesiyle birlikte ilk çeyrekte cari işlemler dengesinde iyileşme sürecek. Ancak, olası bir talep artışı ithalatı tetikleyeceğinden söz konusu gelişmeyi “dengelenme” değil “şimdilik nefes aldırıcı” olarak değerlendiriyoruz.

“İthal girdi maliyetleri ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon göstergelerinde bir miktar iyileşme gözlenmektedir. Bununla birlikte, fiyat istikrarına yönelik riskler devam etmektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.”

Tüm önlemlere rağmen Şubat ayında gıda enflasyonu yıllık %29,3 artış kaydetti, tüketici fiyat enflasyonundaki (TÜFE) artış %19,7 oldu. Üretici fiyatları (yurt içi ÜFE) ise %29,3 arttı. Emtia fiyatları, TL’deki değer kaybı ve yapısal sorunlar enflasyonda sürdürülebilir iyileşmenin önünde engel.

31 Mart yerel seçimlerin ardından TCMB ilk toplantısını 25 Nisan’da yapacak. Reuters anketine göre katılımcılar TCMB’nin yıl sonuna kadar toplam 200 baz puan ile 900 baz puan arasında (medyan 500 baz puan) indirim yapacağını tahmin ediyorlar.

Şubat ayı küresel PMI verileri hem girdi maliyetlerinde hem de çıktı fiyatlarında artışa işaret ediyor. Türkiye’de düşük talebin etkisiyle çıktı fiyatlarında kısmen yavaşlama oldu. Seçim sonrasındaki tablonun sonucuna, yurt içi ve yurt dışı talep koşullarına bağlı olarak enflasyonun yönü de belli olacak.

Mevcut şartlarda TCMB’nin Haziran ayı ile birlikte indirime gitmesini ve kademeli olarak yıl sonuna kadar toplamda 500 baz puanlık indirim yapmasını öngörüyoruz.

TCMB’nin 2019 yılı sonuna kadar toplantı takvimi şöyle: 25 Nisan, 12 Haziran, 25 Temmuz, 12 Eylül, 24 Ekim ve 12 Aralık.

Dr. Fulya Gürbüz

Küresel ekonomiyi imalat sektörü zayıflatıyor, hizmet sektörü destekliyor

Küresel bazda Şubat ayında hizmet sektöründe toparlanma yaşanırken imalat sektörü Haziran 2016 seviyelerine geriledi.

JP Morgan Küresel Hizmet Sektörü PMI verisi aylık 0,7 puan artışla 53,3 seviyesine yükselirken, JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI verisi 50,6 seviyesine geriledi.

Endeks değerlerinin 50 seviyesi ve üzerinde olması sektörlerin büyüme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Ancak özellikle ABD kaynaklı korumacılık eğiliminin arttığı 2018 yılı ile birlikte başta imalat sektörü daralma bölgesine doğru aşağı yönünü korurken hizmet sektörü gücünü korumaya devam ediyor.

İmalat sektöründe 2018 başlarından bu yana zayıflama sürüyor öyle ki 2018 sonunda zayıflama daha da hızlandı. Alt detaylarda tüketim malları imalatı gücünü korurken yatırım malları ve ara malların üretimi 2018 yılı başından bu yana düşüş eğilimini koruyor.

Hizmet sektörü ise 2018 yılındaki dalgalanmaya rağmen gücünü koruyor. Detaylara baktığımızda ise işletme hizmetleri ve finansal hizmetler gücünü korurken, tüketici hizmetlerinde güç kaybı var.

Ticaret savaşları ve Brexit belirsizliğine ek olarak ABD ve Avrupa merkez bankalarının para musluklarını kapatması tüketici güvenini dolayısıyla da tüketici talebini zayıflatıyor.

Her ne kadar küresel bazda (mevcut işlerin tamamlanması veya yeni siparişlerdeki artışa paralel olarak) istihdam artışları yaşansa da girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarındaki artış tüketicinin alım gücünü aşağı çekiyor.

Daralan talep kapsamında tüketiciye yönelik hizmetlerde zayıflık sürüyor.

İşletmeler ise kısmen talep artışı kısmen mevcut işleri tamamlamaya ek olarak finansal sektörün desteği ile ayakta kalmayı sürdürüyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Türkiye’de imalat sektöründeki yavaşlama Şubat 2019’da hız keserken ihracat siparişleri arttı

• Üretimdeki yavaşlama daha sınırlı bir oranda gerçekleşti
• Yeni ihracat siparişleri yeniden büyümeye geçti
• İstihdamdaki azalış son 7 ayın en düşük hızında kaydedildi

İstanbul Sanayi Odası ve IHS Markit’ten elde edilen PMI® anket verileri, faaliyet koşullarındaki yavaşlamanın Şubat’ta son 6 ayın en ılımlı düzeyinde gerçekleştiğine işaret etti. Üretim ve yeni siparişlerdeki yavaşlama hafiflerken yeni ihracat siparişleri artış gösterdi. İstihdamdaki gerileme de Şubat ayında daha yavaş gerçekleşti.

Ocak’ta 44,2 olarak kaydedilen manşet PMI endeksi Şubat’ta son 6 ayın en yüksek düzeyi olan 46,4’e yükseldi. Ancak faaliyet koşullarındaki yavaşlama eğilimi on birinci ayı geride bıraktı.

Manşet endeksteki eğilime paralel olarak üretim de Ocak ayına kıyasla daha düşük oranda geriledi. Yeni siparişlerdeki yavaşlama üst üste beşinci ay olacak şekilde hız kesti. Yeni ihracat siparişlerinin büyüme bölgesine geçmesi, toplam yeni iş akışını destekledi.

Yeni siparişlerin yavaş seyri firmaların Şubat ayında da istihdam azaltmasına neden oldu. Yine de yedi aydır devam eden bu süreçte en sınırlı istihdam azalışı Şubat’ta gerçekleşti.

Türk lirasındaki zayıflık, girdi maliyetlerinde bir kez daha aylık bazda artışa neden oldu. Enflasyon oranı Ocak ayına göre hafif çapta yükseldi, ancak 2018 yılı boyunca gözlenen seviyelerin belirgin bir şekilde altında kaldı. Maliyet yüklerindeki artışın yansıması olarak firmalar ürün fiyatlarında da artışa gitti. Ancak görece zayıf talep koşulları, satış fiyatlarındaki artışın oldukça sınırlı kalmasına neden oldu.

İmalatçılar satın alma faaliyetlerini Şubat’ta da azaltırken hem girdi hem de nihai ürün stoklarında azalma kaydedildi.