Etiket: pmi

Haftanın makro-ekonomik gündemi: GSYH, PMI, enflasyon ve ABD’de işsizlik verileri

2 Aralık 2019, Pazartesi

İmalat sektörü İSO satın alma müdürleri endeksi (PMI) açıklanacak. Kasım ayında endeks 49 olarak ölçülmüştü. Arındırılmamış dış ticaret verilerine göre, Ekim ayında ihracat önceki aya göre %0,5 düştü, ithalat %3,6 artış kaydetti. Dış ticaret açığı ise %33 artış kaydederek Eylül ayındaki 1,96 milyar dolardan 2,61 milyar dolar seviyesine yükseldi. Ekim ayında Türkiye’yi ziyaret eden turist sayısı ise önceki aya göre 1,14 milyon kişi azaldı. Söz konusu iki veri Ekim ayında cari işlemler dengesinde bozulmayı beraberinde getirecek öyle ki dış ticaret açığında azalma gördüğümüz Eylül ayında bile turizm gelirindeki azalmanın cari dengede güç kaybı getirdiğine şahit olmuştuk. Eylül ayında cari denge Ağustos ayındaki 2,68 milyar dolardan Eylül ayında 2,48 milyar dolara gerilemişti.

2019 yılı üçüncü çeyrek GSYH büyüme verileri açıklanacak. İkinci çeyrekte Türkiye ekonomisi yıllık bazda %1,52 daralma yaşamış, çeyrek bazda ise %1,25 büyüme kaydetmişti. Anketlere göre üçüncü çeyrekte yıllık bazda %1 civarı bir büyüme bekleniyor.

3 Aralık 2019, Salı

Kasım ayı enflasyon verileri açıklanacak (Ekim: TÜFE %2,0 a/a, %8,55 y/y, Yİ-ÜFE %0,17 a/a, %1,70 y/y). Kasım ayında TÜFE’de aylık bazda %0,7, yıllık bazda %11 artış bekleniyor.

4 Aralık 2019, Çarşamba

Küresel hizmet sektörü ve kompozit Markit PMI verileri açıklanacak.

5 Aralık 2019, Perşembe

Euro Bölgesi üçüncü çeyrek büyüme verileri üçüncü tahmini yayınlanacak. GSYH’nin önceki çeyreğe göre %0,2, önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,2 büyüme kaydetmesi bekleniyor.

6 Aralık 2019, Cuma

ABD’de Kasım ayı işsizlik verileri açıklanacak. Ekim ayında işsizlik oranı %3,6’ya yükselmiş, saat başına ortalama ücret artışı yıllık bazda %3 artış kaydetmişti. Beklenti işsizlik oranının %3,7’ye yükselmesi, saat başına ortalama ücret artışının yıllık %3 ile değişiklik göstermeyeceği yönünde.

Dr. Fulya Gürbüz

Üretici birim maliyetlerinde zayıflama sinyali devam ediyor

TCMB tarafından yayınlanan Kasım ayı reel kesim güven endeksi verilerine göre ortalama birim maliyetlerde, son üç ayda artış olduğunu bildirenler ile gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir zayıfladı.

Gelecek on iki aylık dönem sonu itibarıyla üreticilerin yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak %15,1 seviyesine geriledi. Gelecek üç aydaki satış fiyatı artış beklentileri ise güçlenerek devam etti.

TÜİK verilerine göre Ekim ayında yurt içi üretici fiyatları bir önceki aya göre %0,17 artmış, bir önceki yılın aynı ayına göre %1,70 seviyesine gerilemişti. Tüketici fiyatları da Ekim ayında aylık bazda %2 artmış, yıllık bazda %8,55 seviyesine gerilemişti.

Kasım ayında TL’nin yabancı para birimlerine karşı dar bantta hareket etmesi (ABD dolarına karşı ortalama 5,76 seviyesinde) üretici maliyetleri üzerindeki baskının azalmasında önemli bir faktör.

Markit PMI verileri de Euro Bölgesi, ABD ve İngiltere‘de Kasım ayında üretim maliyetlerinde zayıflama sinyali verdi.

Son olarak, Türkiye’de üretici maliyetlerindeki zayıflamaya rağmen imalat sektöründe iç piyasa satış fiyatı beklentisinin artmaya devam etmesi ise tüketici fiyatları üzerinde baskı sinyali veriyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Tüketici fiyatlarında aylık artışlar sürecek, düşük talep çıktı fiyatlarını aşağı çekiyor

Enflasyonda dibi gördük

Ekim ayı enflasyon verilerine göre TÜFE yıllık bazda %8,6’ya Yİ-ÜFE %1,7 gerilemiş olsa da aylık değişimler farklı bir resim ortaya koyuyor: TÜFE ilk 10 ayda aylık bileşik olarak %10,6, Yİ-ÜFE ise %6,7 artış kaydetti.

Havalar soğumaya ve günler kısalmaya başladıkça ısınma ve elektrik harcamaları da beraberinde artacak. Gıda tarafında ise Ekim ayında önceki aya göre %1,7 artış yaşandı ki gıda fiyatlarındaki artış kış aylarıyla birlikte devam edecek.

Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ve tütün ürünleri hariç TÜFE, yani çekirdek enflasyon (C-endeksi) Ekim ayında önceki aya göre %1,8 artış kaydetti. Yıllık rakamları dikkate aldığımızda enflasyonda dibe ulaştık.

Küresel üretimde zayıflık Türkiye’nin potansiyelini aşağı çekiyor

Ekim ayına ait Markit PMI verileri küresel bazda üretimin zayıfladığını, ihracat siparişlerinin düşmeye devam ettiğini, istihdamın azaldığını ve güven algısının rekor düşük seviyelere gerilediğini gösterdi. Türkiye PMI verileri de üretimde hafif yavaşlamaya, iç talep ve ihracat talebinde zayıflığa, istihdam tarafında artışa, nihai ürün fiyatlarında üst üste ikinci ay düşüşe işaret etti.

Küresel yavaşlama ihracat performansımızı sınırlıyor

TİM verileri ise Ekim ayında ihracatımızın Eylül ayına göre 1,1 milyar dolar arttığına işaret etti. TL’de değer kaybının küresel bazda rekabet gücümüzü artırmaya katkısı oluyor ancak düşük fiyatlarla satışların karlılık performansını aşağı çektiğini söylemek yanlış olmaz. Öte yandan artan turizm gelirleri ve düşük iç talep cari işlemler dengesinde olumlu bir tablo ortaya koyuyor.

Mevcut veriler Fitch’in görünüm kararını teyit etti, devamlılığı bütçe performansına bağlı

Fitch’in Türkiye’nin kredi not görünümünü “durağan” seviyesine yükseltmesi sürpriz olmadı. Kritik konu ise mevcut şartların devam etmesi halinde bütçe verilerindeki performansın ne şekilde gelişeceği.

Küresel büyüme ve küresel ticarette iyileşme yaşanmazsa, Barış Pınarı operasyonuna yurt dışından mali destek sağlanamazsa Hükümetin 2020 yılında %5’lik ekonomik büyüme hedefi şimdilik olası gözükmüyor özellikle de en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa ekonomisi durgunluğa girmişken.

Dr. Fulya Gürbüz

İmalat sektörü PMI verileri enflasyonda ve ihracat talebinde zayıflığın sürdüğünü gösterdi

4 Kasım Pazartesi günü Ekim ayı enflasyon verileri açıklanacak. Eylül ayında TÜFE %9,26, yurt içi ÜFE ise %2,45 seviyelerine gerilemişti.

Cuma günü Asya ve Amerika kıtasına dair açıklanan imalat sektörü Markit PMI verileri çıktı fiyat enflasyonunda yumuşama eğiliminin, ihracat talebinde ise bozulmanın devam ettiğini gösterdi.

Türkiye’de de TL’de Ekim ayında yaşanan zayıflığa ve elektriğe yapılan zamma rağmen girdi maliyetlerinde ve çıktı fiyatlarında ılımlı seyrin sürdüğünü görüyoruz. TİM verileri ihracatımızın Eylül ayına göre 1,1 milyar dolar arttığına işaret etti.

TL’de değer kaybının küresel bazda rekabet gücümüzü artırmaya katkısı oluyor ancak düşük fiyatlarla satışların karlılık performansını aşağı çektiğini söylemek yanlış olmaz.

Dr. Fulya Gürbüz

ABD Eylül ayı PMI verileri imalat ve hizmet sektörlerinde ılımlı büyüme ortaya koydu

ABD kompozit üretim endeksi Eylül ayında aylık 0,3 puan artışla 51,0 seviyesine yükseldiği tahmin edildi. Endeksin 50 seviyesinin üzerindeki değerler sektörde büyümeyi gösteriyor.

Hizmet sektörü PMI endeksi aylık 0,2 puan artışla 50,9 seviyesine, imalat sektörü PMI endeksi ise aylık 0,7 puan artışla 51,0 seviyesine yükseldi.

İmalat sektörü üretim alt endeksi ise aylık 0,9 puan artışla 51,7 oldu.

Eylül ayı hizmet sektörü PMI alt endeksleri 50 seviyesinin üzerinde olsa da ekonomik şartların daha az elverişli olması ekonomik aktivitenin daha yavaş seyretmesine sebep oluyor. Bu sebeple son veriler şirketlerin Ocak 2010’dan bu yana ilk kez Eylül ayında istihdamda kısıntıya gittiğini gösteriyor. Enflasyon bacağında ise girdi fiyatları son iki aydır düşerken çıktı fiyatları Eylül ayında değişiklik göstermedi.

İmalat tarafında ihracat siparişlerinin son beş ayın dördünde azalışını sürdürdüğü not ediliyor. Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarındaki artışlar ise ılımlı kaldı. Anket sonuçları imalatçıların dış talep kaynaklı ılımlı bir tablo ortaya koyduğuna işaret ediyor.

Geçen hafta politika faizinde 25 baz puan indirim yapan ABD merkez bankası Fed’in 29-30 Ekim’de gerçekleştireceği para politikası toplantısı kararında ülke içi ve küresel talep şartlarındaki gelişmelerin etkisi önemli olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Euro Bölgesi’nde imalat sektöründeki zayıflık servis sektörüne sıçradı

Eylül ayı ilk tahminlerine göre Almanya’da imalat sektörü PMI endeksi son 10 yılın en düşüğü olan 41,4 seviyesine geriledi. PMI endekslerinde 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde daralmaya işaret ediyor.

Hizmet sektörü PMI endeksi de son 9 ayın en düşüğü olan 49,1 değeri ile daralma bölgesine girdi.

Talepteki daralma ve beklentilerdeki kötüleşmeye bağlı olarak istihdam piyasası zayıfladı.

Üretimdeki düşüşe bağlı olarak mal ve hizmet fiyat baskıları geriledi.

Böylece Almanya kompozit PMI endeksi Ekim 2012’den bu yana ilk kez 50 seviyesinin altına 49,1 seviyesine gerilemiş oldu.

Euro Bölgesi genelinde de benzer tabloyla birlikte kompozit PMI endeksi 50,4, hizmet sektörü PMI 52, imalat sektörü PMI 45,6 seviyelerine geriledi.

12 Eylül para politikası toplantısında küresel ticaret gerginliği ve Brexit belirsizliğine bağlı olarak büyüme ve enflasyonu tetiklemek amacıyla Avrupa Merkez Bankası (ECB), mevduat faiz oranını 10 baz puan indirerek eksi yüzde 0,5 seviyesine düşürmüştü. Bunlara ek olarak ECB 2019 yılı için GSYH büyüme tahminini yüzde 1,2’den yüzde 1,1’e, 2020 yılı için büyüme tahminini yüzde 1,4’ten yüzde 1,2’ye düşürdü. Enflasyon tahminleri ise 2019 için yüzde 1,3’ten yüzde 1,2’ye, 2020 yılı için yüzde 1,4’ten yüzde 1’e, 2021 yılı için yüzde 1,6’dan yüzde 1,5’e düşürmüştü.

Eylül ayı PMI ilk tahmin detayları Bölge’de büyüme dinamikleri ve enflasyon baskısının giderek zayıfladığını teyit etmiş oldu.

Dr. Fulya Gürbüz

Talep darlığı büyüme ve enflasyonu aşağı çekiyor

2019 yılı ikinci çeyrek GSYH verileri şu sonuçları ortaya koydu:
. Harcamalar tarafında, önceki yılın aynı dönemine göre ihracat ve devlet harcamaları büyümeyi desteklerken hanehalkı harcamalarındaki daralma yavaşladı,
. Üretim tarafında tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü önceki yılın aynı dönemine göre büyümeyi desteklerken, sanayi ve hizmetler sektöründeki daralma yavaşladı, inşaat sektöründe sert daralma sürdü.
. Gelirler tarafında işletmelerin karma gelirinin GSYH içindeki payı önceki çeyreğe göre yüzde 3 puanlık artışla %40 seviyesine yükselse de finans dışı sektörün net döviz pozisyonunda artış firmaların faiz harcamaları üzerinde yük oluşturmaya devam ediyor.

Nitekim Mayıs 2019’da yayınlanan İSO 500 verilerine göre 2018 yılında İSO 500’ün finansman giderlerinin faaliyet karı içindeki payı 2017 yılındaki %49,8’den 2018 yılında %88,9’a yükselmiştir. İSO YK Başkanı Sayın Erdal Bahçıvan’ın da ifade ettiği üzere “Biz bugüne kadar yüzde 50’lerden şikayetçiyken şimdi sanayi firmaları 2018 yılında elde ettikleri karın neredeyse tamamını finansman giderlerine ayırmıştır. 2018 yılının ikinci yarısında hem mali borçlardaki hem de finansman maliyetlerindeki artışlar sanayi firmalarının finansman giderlerinde sıçramaya neden olmuştur.”

Sabit sermaye tüketiminin GSYH içindeki payı ise 2Ç2019’da yüzde 2 puanlık gerileme kaydetmiştir.

Öte yandan TCMB tarafından açıklanan Haziran 2019 finansal kesim dışındaki firmaların döviz pozisyonları verilerini dikkate aldığımızda firmaların ihracat alacaklarının artış eğilimini koruduğu Mart 2017’den 2Ç2019 sonuna kadarki dönemde ise sabit sermaye yatırımlarının alt kalemi olan makine ve teçhizat kullanımında da azalma olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle TL’de yaşanan değer kaybı paralelinde finansman giderleri altında ezilen reel sektör yatırım yapmayı tercih etmiyor.

Bununla birlikte, ABD-Çin ticaret savaşının etkisiyle ihracat destekli artan üretim hacmimizde yukarı yönün sınırlı olduğu da bir gerçek. Bunun ipuçlarını ise Ağustos ayı imalat sektörü PMI verilerinden edindik. Ağustos ayı verilerine göre Euro Bölgesinde güçlü iç talebe rağmen ihracat siparişlerinde zayıflık, satın alımlarda azalma ve işten çıkarmalar dikkat çekici. ABD-Çin ticaret savaşının da etkisiyle küresel imalatta derinleşen zayıflığın etkisiyle özellikle Almanya’da firmalar Ağustos ayında son sekiz yılın en kötümser tablosunu ortaya koydu. Küresel bazda otomotiv ve iş makineleri talebindeki gerileme özellikle Almanya imalat sektörünü olumsuz etkiliyor. Belirsiz ticaret görünümüne bağlı olarak düşük talep sebebiyle Bölge genelinde şirketler işçi çıkarmak gibi maliyetlerini kısma eğilimine girerken ithal ürün fiyatlarında iskonto talep etmelerinin ihracatçı firmalarımızın karlılığı açısından olumsuz bir gelişme olduğunu not edelim.

Küresel üretim maliyetlerinde yaşanan düşüş eğilimine paralel olarak Türkiye’de yurt içi üretici fiyat enflasyonu Ağustos ayında önceki aya göre 8,21 yüzde puanlık düşüşle %13,45 seviyesine, tüketici fiyat enflasyonu da 1,64 yüzde puanlık düşüşle %15,01 seviyesine geriledi.

Talep darlığı ve enflasyondaki düşüş eğilimine paralel olarak gelecek hafta yapılacak Merkez Bankası para politikası toplantısında %19,5 seviyesindeki politika faizinde 100-200 baz puan aralığında indirime gitme olasılığının güçlü olduğunu düşünüyoruz.

GSYH’de çeyrek bazdaki gelişmeleri dikkate aldığımızda ise, sanayi ve hizmetler sektörlerinin desteğiyle GSYH’nin 2019 yılı ilk iki çeyreğinde arka arkaya büyüme kaydetmesi olumlu bir gelişme olsa da Sayın Bahçıvan uzun vadede sürdürülebilir büyümeyi yakalayabilmemiz için mevcut üretim yapımız ve modelimiz ile çok fazla yol alma imkanımızın olmadığını belirterek şu önerilerde bulunuyor:
. “Var olan kaynakların daha rasyonel ve etkin kullanılması,
. “Sanayimizin inovasyon yetkinliğinin artırılması, teknolojiye, Ar-Ge’ye daha fazla yatırım yapılması,
. “Yüksek katma değerli üretim yapısına geçilmesi,
. “Eğitimli ve nitelikli işgücünün oluşturulması,
. “Uzun dönemde büyümenin ve küresel ölçekte rekabetin anahtarı olan verimliliğin artırılması.”

Nitekim 19 Ağustos 2019 tarihli konuşmasında MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan da nitelikli iş gücüne yönelik olarak şu değerlendirmeleri yapıyor: “Ancak kalifiye eleman konusunda da git gide fakirleşiyoruz. Bu bağlamda MÜSİAD olarak odak noktamızı mesleki eğitim olarak belirledik ve tematik lise kavramını geliştirdik. Bu kapsamda meslek liselerinin içinde mağazalar açtık. Yeni bir başlangıç ortaya koymaya çalışıyoruz. Meslek liselerini Türkiye’de arttırdığımız sürece, insan kaynağı ve dolayısıyla işsizlik ve işçisizlik sorununun azalacağına inanıyoruz.”

İSO ve MÜSİAD’ın eğitim alanına verdikleri desteklerin orta-uzun vadede olumlu şekilde cevap bulacağına inanıyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: Büyüme, ihracat, PMI ve enflasyon rakamları

2 Eylül 2019, Pazartesi

2. çeyrek GSYH büyüme verileri açıklanacak (1Ç2019: %-2,6 y/y, %1,3 ç/ç)… GSYH ile sanayi üretiminin arasında güçlü bir ilişki var. 1. çeyrekte mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretimi bir önceki çeyreğe göre %1,6 büyürken 2. çeyrekte sanayi üretimi çeyrek bazda %0,6 artış kaydetti. 2. çeyrekte bir önceki çeyreğe göre GSYH’de %0,5’lik bir artış öngörüyoruz. Yıllık bazda ise GSYH’de %0,3 ile %1 arasında daralma bekliyoruz.

Mevsimsellikten arındırılmış çeyrek dönemdeki değişim olarak değerlendirdiğimizde; üretim tarafında ilk çeyrekteki iyileşmenin ardından ikinci çeyrekte de kısmen iyileşmeye paralel olarak tüketim tarafında da kısmi bir iyileşme var. Yatırım göstergelerinde ise bozulma devam ediyor. Dış talep göstergelerinde ise ihracat ve ithalat hacminde düşüş var.

TCMB Beklenti Anketine göre 2019 yılı için büyüme beklentisi %0,02 seviyesinde.

Ağustos ayı TİM ihracat verileri açıklanacak… TÜİK verilerine göre ihracat Temmuz 2019’da yıllık %7,9 artışla 15,2 milyar dolar, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat Temmuz ayında bir önceki aya göre %15,2 artış kaydetmişti.

İSO ve IHS Markit işbirliğiyle hazırlanan Ağustos ayı imalat sektörü PMI verisi açıklanacak… Haziran ayında 47,9 olarak ölçülen PMI endeksi Temmuz’da hafif çapta gerileyerek 46,7 düzeyinde gerçekleşmişti. TCMB tarafından yayınlanan Ağustos ayı Reel Kesim Güven Endeksi ihracat siparişlerinde iyileşme, iç talepte zayıflık, birim maliyetlerde ise düşüş sinyali vermişti.  Küresel imalat sektörü PMI verisi ise Temmuz ayında 49,3 değeri ile daralma bölgesinde yer alıyor.

3 Eylül 2019, Salı

Ağustos ayı enflasyon verileri açıklanacak… TCMB Beklenti Anketine göre tüketici fiyatlarında aylık %1,3’lük artış beklenirken yıllık bazda %15,5 artış öngörülüyor. Üretici fiyatlarının ise %16,3 seviyesine gerilemesi bekleniyor. (Temmuz 2019: TÜFE %16,65, Yİ-ÜFE %21,66).

6 Eylül 2019, Cuma

ABD’de Ağustos ayı işsizlik verileri açıklanacak… Temmuz ayında işsizlik oranı %3,7 olarak değişiklik göstermemiş, enflasyon üzerindeki etkisi olan ortalama saatlik kazançlar ise yıllık %3,21 seviyesine yükselmişti.

Dr. Fulya Gürbüz

İç talebi harcanabilir gelirdeki artış tetikleyebilir

ABD Merkez Bankası Fed’in 2008 krizinden bu yana ilk kez 31 Temmuz’da gerçekleştirdiği 25 baz puanlık indirimin gerekçesinde yer aldığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının yine aynı gün yayınladığı 3. çeyrek Enflasyon Raporu’nda mevcut riskler kapsamında sıralandığı üzere küresel ekonomilerdeki yavaşlama, korumacılık çatısı altında devam eden ticaret savaşı ve jeopolitik gelişmeler uluslararası ticareti olumsuz etkilediği gibi yerel imalat sektörlerinin de güç kaybetmesinde etkili oluyor.

Her ne kadar basın toplantısında Fed Başkanı Powell söz konusu faiz indiriminin uzun süreli bir indirim sürecine girildiği anlamı taşımadığını söylese de son PMI verileri imalat sektöründe ülkede istihdamın zayıfladığını ortaya koydu. Enflasyonist baskıların küresel bazda azalması ve istihdamdaki zayıflığın devam etmesi halinde Fed’den faiz indirimi beklentileri de canlı kalacaktır. ABD-Çin arasındaki ticaret savaşı ABD yönetiminin 1 Eylül’den itibaren geçerli olmak üzere 300 milyar dolarlık Çin ithal ürünlerine %10 vergi uygulayacak olması iki ülke arasındaki müzakerelerde sürecin zorlu geçtiğinin işareti. Olumlu adımlar gelmediği sürece ticaret savaşı faktörü küresel ekonomiler üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek.

Hal böyle iken üstün ihracat performansımıza rağmen Türkiye imalat sektörünün yaşadığı kan kaybının aksine turizm sektöründe yaşanan olumlu hava bir miktar nefes alışımızı rahatlatıyor. İşsizlik oranı yükselmeye devam ederken TCMB’nin 425 baz puanlık faiz indiriminin kredi faizlerine düşüş yönünde yansımaya başlaması iç talebi kısa vadede canlandırmaya yetecek mi kuşkuluyuz. Enflasyon Raporu’nda da vurgulandığı üzere merkezi yönetim bütçe hedeflerinden uzaklaşmaya devam edilmesi halinde faizler dolayısıyla da enflasyon hedefi üzerinde risk oluşturacaktır ki bu ek vergi artışlarını beraberinde getirecektir ki hane halkının harcanabilir geliri üzerinde yük oluşturmaya devam edecek bir gelişme. İşsizlik rakamının yükselmeye devam ettiği mevcut ortamda gerileyen kredi faizlerinin iç talebi canlandırmaya yetmeyeceği aşikar. Sürdürülebilir istihdamı yaratacak iş ortamının sağlanması dolayısıyla harcanabilir gelirde artış güven algısındaki artışla birlikte iç talebi artıracaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Haftanın gündemi: Fed faiz kararı

30 Temmuz 2019, Salı

Japonya Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. Politika faizinde değişiklik beklenmiyor.

31 Temmuz 2019, Çarşamba

ABD Merkez Bankası Fed faiz kararını açıklayacak. %2,25-2,50 olan politika faiz aralığının 0,25 yüzde puan düşürülmesi bekleniyor.

TCMB Enflasyon Raporu’nu yayınlayacak. 25 Temmuz PPK toplantısında TCMB enflasyondaki düşüş eğilimine vurgu yapmıştı. Toplantı sonrası yayınlanan basın duyurusunda enflasyondaki düşüş eğilimi ve finansal koşullardaki kısmi iyileşmeyle birlikte ekonomideki kademeli toparlanmanın devam edeceği öngörülmüştü.

TÜİK Haziran ayı dış ticaret verilerini açıklayacak. Mayıs ayında ihracat yıllık bazda %12,1 artmış, ithalat %19,3 azalmıştı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat bir önceki aya göre %8,1 artmış, ithalat %4,1 azalmıştı. Ticaret Bakanlığının yayınladığı Haziran ayı dış ticaret verileri ise Ramazan Bayramı etkisinden dolayı ihracat verilerinde düşüş ortaya koymuştu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler ise eğilimi daha kolay anlamamızı sağlayacak.

1 Ağustos 2019, Perşembe

İngiltere Merkez Bankası faiz kararını açıklayacak. %0,75 olan politika faizinde değişiklik beklenmiyor.

Küresel ve Türkiye imalat sektörü PMI verileri açıklanacak.

2 Ağustos 2019, Cuma

TİM Temmuz ayı ihracat verilerini açıklayacak.

ABD işgücü istatistikleri yayınlanacak. Haziran ayında işsizlik oranı %3,7 seviyesine yükselmişti. ABD merkez bankası Fed, para politikasını belirlemede işsizlik oranını %4’ün altında tutmayı hedefliyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu S&P, Türkiye değerlendirmesini açıklayacak.

Dr. Fulya Gürbüz