Etiket: seçim

S-400 gerginliği TL’yi vurdu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yaptığı “S-400 konusunda işi bitirdik, geri dönüşümüz asla olamaz. Ruslarla anlaştık, ortak üretime gireceğiz, belki S-400’den sonra S-500’e gireceğiz” açıklamanın ardından Dolar/TL kuru 5,43 seviyesinin üzerinde işlem görüyor.

Türkiye’nin Rusya tarafından üretilen S-400 alımına karşı çıkan ABD yönetimi 5 Mart’ta Türk ithal ürünlerine vergi muafiyetini kaldıracağını duyurmuştu.

Dış politikadaki olumsuz gelişmelere ek olarak;

. 31 Mart yerel seçimlerine yaklaşırken erken seçim ihtimalinin konuşulmaya başlanması,

. Daralma işaretleri veren ekonomik görünüm,

. En büyük ticaret ortağımız olan ve Brexit sorunuyla uğraşan Avrupa’dan gelen zayıflama işaretleri ve

. ABD dolarının gücünü koruması Türk lirasını sert dalgalanmalara açık bırakıyor.

Neyse ki TCMB dünkü toplantısında temkinli tavrını koruyup faizde bir değişiklik yapmadı; bu en azından dalga boyunu sınırlandırıyor.

Karşıdan esen rüzgarlara karşı kürek çekmeye devam. 2019 yılı sürprizlere açık olacak. Etkisinin 2020’ye uzayacağı çok ağır bir daralma yaşanabilir. Her şey seçim sonrasında atılacak ekonomik adımlara bağlı. Geçici değil kalıcı çözümlerle sağlam bir reform paketi gelmeli.

Dr. Fulya Gürbüz

ABD seçimlerinin belirsizliği artırması Fed’in bugünkü toplantısında beklemede kalacağı beklentisini kuvvetlendirdi

2008-2009 Küresel Finansal Kriz döneminde %3,9 daralan ABD ekonomisi Fed’in şeffaflık ve miktarsal genişleme politikaları ile 2016 yılı 2. çeyreğinden itibaren istikrarlı bir şekilde büyüyerek 2018 yılı 3. çeyreğinde uzun-vadeli ortalaması olan %3 büyümeyi tekrar yakaladı. Fed’in işsizlik oranında %4, enflasyonda ise %2 hedefini yakalayacağına inanması ile birlikte Fed kademeli faiz artırım sürecine 2016 yılı Aralık ayı toplantısında başladı.  Fed’in para politikası kriterlerinden biri olan işsizlik oranı Ekim 2018 itibariyle %3,7, enflasyon (çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi) Eylül 2018 itibariyle %2 seviyesinde bulunuyor.

Trump’ın istihdam ve büyümeyi artırıcı politikalarıyla iç talep gücünü korurken dış ticaret açığı son 10 yılın en yüksek ikinci seviyesine yükseldi. Korumacılık politikaları ise ithal girdi maliyetini artırarak şirket karlılıkları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmaya başladı.

6 Kasım ara seçimleri ile Trump’ın dahil olduğu Cumhuriyetçiler Kongre’nin Senato kanadındaki hakimiyetini korurken Demokratlar beklentilere paralel olarak Kongre’nin diğer kanadı olan Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde ettiler. Diğer bir deyişle istihdam ve büyümede Trump yönetiminin sağladığı başarı Senato’da gücünü korumasını sağlarken izlediği politikalardan memnun olmayanlar ise Trump’ın kontrol edilmesini sağlamak adına Demokratların Meclis çoğunluğunu elde etme yolunu seçtiler. Diğer bir deyişle Meslis’te Trump hakkında soruşturma açma kararı alınabileceği gibi 2019 yılında Meksika sınırına duvar örmek için gerekli bütçe desteğini alamayabilir. Veya büyümeyi artırıcı hedeflerinden olan altyapı çalışmalarının önü kesilebilir. Veya borçlanma tavanının yükseltilmesi engellenebilir. Tüm bunlar ABD ekonomisinin büyüme potansiyelini aşağı çekecek gelişmeler olacak.

Öte yandan ABD, Kanada ve Meksika ile ticaret anlaşması sağlanması önemli bir adım olacaktır ancak asıl kritik olan ABD-Çin ticaret anlaşmasının ne yönde sonuçlanacağı. 29 Kasım’da Arjantin’de yapılacak G20 zirvesinde Trump ve Xi Jinping’in ikili görüşmesi bu konuda önemli bir dönüm noktası olacak.

Dolayısıyla 2019 yılı dikkate alındığında Trump’ın politikalarına yönelik belirsizlikler korunurken Fed ve Avrupa Merkez Bankası likiditeyi kısarken zorlu küresel finansal şartların ekonomiler üzerinde olumsuz etkisi büyüme performansı üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmaya devam edecek.

Söz konusu belirsizlikler bugün (8 Kasım) faiz kararını açıklayacak olan Fed’in beklemede kalmasına sebep olacak. Öte yandan Fed’in ekonomiye yönelik beklentilerini ve olası riskleri toplantı sonrasında yayınlanacak basın duyurusunda okuyacağız.

5-9 Kasım haftası başlıkları: Enflasyon, ABD ara seçimleri ve Fed faiz kararı

Eylül ayında TL’deki sert değer kaybına bağlı olarak TÜFE yıllık bazda %24,52, yurt içi ÜFE  %46,15, çekirdek enflasyon (C-endeksi) %24,05 artış göstermişti.

TÜFE Eylül ayında aylık bazda %6,28, yurt içi ÜFE ise %10,9 artış kaydetmişti. Aynı ay %50-50 ABD doları ve eurodan oluşan döviz sepeti ortalama olarak %9,7, Ağustos ayında ise %21,2 değer kazanmıştı.

Ekim ayına baktığımızda döviz sepetinin aylık bazda ortalama %8,6 değer kaybettiğini görüyoruz. Söz konusu gerilemeye bağlı olarak Reel Kesim Güven Endeksi ve imalat sektörü PMI verileri üretim tarafında fiyat baskısının kısmen azaldığına işaret etti. Petrol fiyatlarında ise Ekim ayında aylık ortalama %2,8’lik artış kaydedildi. TÜFE’de beklenti %25 civarında artış olacağı yönünde.

6 Kasım Salı günü yapılacak olan ABD ara seçimlerinde Başkan Trump ve icatlarının ne derece desteklenip desteklenmeyeceğini anlayacağız. Olası bir güven kaybının bütçe ve dış ticaret politikaları konusunda Başkan Trump’ın elini zorlaştırabileceğine değiniliyor.

Fed tarafına baktığımızda ise 7 Kasım Çarşamba günü açıklanacak olan para politikası kararında faizlerde bir değişiklik beklemiyoruz, Aralık ayındaki toplantıda ise faiz artırımına kesin gözüyle bakılıyor. İşsizlik oranının Ekim ayında %3,7 ile son 49 yılın en düşük seviyesini son iki aydır koruması, tarım dışı istihdamın 250 bin ile Ekim ayında beklentilerin çok üzerinde artması, ortalama saatlik ücret artışının Ekim ayında aylık bazda %0,2, yıllık bazda %3,1 olması, 2. çeyrekte %3,5 büyüme kaydeden ABD ekonomisinin gücünü koruduğuna işaret etti.  Ancak ticaret savaşının ABD ekonomisi üzerinde (şirket bilançolarında) olumsuz etkisini göstermeye başlaması 2019’da %25’e yükselecek olan gümrük tarifelerinin şirket karlılıkları üzerinde daha büyük tahribat yaratacağı beklentisi ekonomik büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor.  Bu sebeple toplantı notlarında Fed’in 2019 yılı için öngördüğü 3 faiz artırımına yönelik beklentisinde değişiklik olup olmadığını dikkatle izleyeceğiz.

Önce Türkiye sonra ekonomi

İlk turda Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olacağını söyleyerek yine haklı çıkan siyaset yorumcumuzun seçim sonrası görüşleriyle devam edelim.

“24 Haziran seçimlerinde AK Parti ciddi bir kayıp yaşadı. Özellikle ekonomik gelişmeler AKP’nin oyunu aşağı çekti.

16 yılın ardından Türkiye yine koalisyon dönemlerini yaşayacak.

Ayrıca görünen o ki…

İYİ Parti CHP’den ciddi oy almış. MHP ise AKP’ye giden oyları geri çekmiş.”

Oluşan yeni siyasi tablonun ardından Avrupa ve ABD merkez bankalarının likiditeyi sıkılaştırmaya başladıkları mevcut küresel ortamda Türkiye’nin makro-ekonomik görünümünü şöyle özetleyelim:

Yüksek enflasyon, yüksek faiz, kötüleşen yatırım ortamı, zayıf istihdam piyasası, yüksek dış borç, yüksek cari açık, işsizlikte azalma, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’da ılımlı büyümenin bir sonucu olarak ihracat performansımızda zayıflama.

Bu tabloyu iyileştirecek, güven ortamını oluşturacak, sürdürülebilir büyümenin temellerini atacak, yapısal ekonomik reformlara ağırlık verecek bir yeni ekonomik program görmek istiyoruz.

Para politikasının sürdürülmesinde ise Merkez Bankası’nın bağımsızlığı kilit öneme sahip.

Aksi durumda ve yeni hükümetin yapısal reformlar yerine Mart 2019 yerel seçimlerine ağırlık vermesi halinde TL’de sert değer kayıpları, faiz artırımlarında hızlanma, yüksek enflasyon, finansman şartlarında bozulma yani kısacası uzun soluklu bir ekonomik yavaşlama ve durgunluk dönemine tanık olacağız.