Etiket: Tahvil

Emlak Bank gayrimenkul fonu yeşil tahvil ve yeşil sukuk pazarının gelişimi açısından öncü olabilir

Türkiye genelinde satışı bekleyen 800 bin konut için Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ortak yürüttüğü bir çalışmada sektöre fon sağlamak ve satışı bekleyen konut sayısını azaltmak için Emlak Bank nezdinde bir fon kurulması planlanıyor.

Basında yer alan haberlere göre fon; İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER), Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) ile Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği’ne (GYODER) üye olan firmaların stoklarından oluşacak.

Fondaki stoklar sukuk ya da tahville menkul kıymetleştirilerek yatırımcılara satılacak.

İhraç edilecek gayrimenkul tahvillerinin şirket tahvillerine göre avantajı kredi notlarının şirket tahvillerine kıyasla daha yüksek olacağını düşünüyoruz ki finansal zorluk yaşayan gayrimenkul ve inşaat şirketlerinin bu sayede daha ucuz finansman sağlama şansı yakalayacaktır. Hatırlatalım şirket tahvillerinin kredi notu en fazla ülkenin kredi notuna eşit olabiliyor.

Fon tarafından ihraç edilecek tahvillerin yeşil tahvil benzeri olarak çıkarılabilmesinin çevre dostu projeleri desteklemek adına olumlu bir etki yapacağını düşünüyoruz. Yeşil tahvillerin vergi indirimi ve/veya muafiyeti kazandırması hem yeşil tahvil pazarının gelişmesini sağlayacak hem de çevre dostu projelerin artmasına katkı sağlayacaktır.

2017 yılında dünyada 160 milyar dolarlık yeşil tahvil ihraç edilirken ilk yeşil sukuk ihracı yine 2017 yılında gerçekleştirildi. Yeşil tahvil pazarı, toplam büyüklüğü 65 trilyon dolar olan küresel tahvil piyasasının çok küçük bir kısmını oluştursa da hızla büyüyor ve Şubat 2018’de 350,3 milyar dolara yükseldiğini görüyoruz. Sukuk ihracı pazarın büyümesini destekleyecektir.

Emlak Bank nezdinde kurulacak olan fonda yer alacak olan stokların menkul kıymetleştirilmesine yönelik bilgiler henüz sınırlı. Hükümetin söz konusu tahvil ve sukukları cazip bir yatırım aracı olmaları yönünde hareket edeceğini düşünüyoruz.

Ekim ayında tüketici güveni 57,3 seviyesine geriledi

2018 yılı Eylül ayında TL’de sert yaşanan dalgalanmanın Ekim ayında da sürmesi ve zorlu likidite şartları sebebiyle tüketici güveni gerilemeye devam ediyor. Eylül ayında 59,3 seviyesine gerileyen endeks Ekim ayında 57,3 olarak ölçüldü. Tüketici güven endeksi 2017 yılını 65,12 seviyesinden kapatırken Ocak-Eylül 2018 döneminde ortalama 69,85 değerini almıştı.

Mart ayı yerel seçimleri yaklaşırken MHP Başkanı Bahçeli’nin son grup toplantısında AKP ittifakından bağımsız hareket edecekleri haberiyle Dolar-TL kuru 5,87, Euro-TL 6,74 seviyelerine yükseldi.

Önce ABD’de 6 Kasım’da gerçekleşecek ara seçimler ardından Mart 2019’da Türkiye’de gerçekleşecek yerel seçimler siyasi belirsizliğin önümüzdeki 5 ayda devam edeceğine işaret ediyor.

Söz konusu belirsizliklerle 2-yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi %26,20 seviyesine yükselirken 5 yıllık CDS risk primi 392 seviyesinden işlem görüyor. 5 yıllık CDS risk primi Eylül ayında 574 seviyesine yükselmişti.

Yeni Seçim yaklaşıyor: Ya ekonomik yavaşlama ya IMF

Seçimlere 4,70 seviyelerinin hemen altından giren Dolar-TL kuru seçimin 2. tura uzamamasıyla birlikte 4,50 seviyesine geriledi. Ancak sorunun seçimin uzaması olmadığı gerçeği ile kur tekrar 4,70 seviyesine yükseldi.

Neydi bu görmezden gelinen gerçek?

TL üzerindeki kara bulutların dağılmadığı:

. Değer kaybeden TL’nin enflasyon üzerindeki baskısı

. Nisan’dan bu yana TCMB’nin toplam 500 baz puanlık faiz artırımı

. Beraberinde kredi ve tahvil faizlerinde artış

. Seçim öncesi devlet kasasından yapılan harcamaların bütçeye ve iç borçlanma gereğine artısıyla yansıtılması

. Cari açığın yükselmesi ve finansmanına yönelik belirsizlik

. Yüksek iç ve dış borç

. Borçlanma maliyetlerinin artması

. Başkanlık sistemiyle birlikte meclisin ve bakanlığın etkinliğini kaybetmesi

. OHAL’in Temmuz ayında son bulacağına yönelik belirsizlik.

Nitekim Haziran ayı enflasyonu TÜFE’de %15, yurt içi ÜFE’de %23, çekirdek enflasyonda %14 seviyelerini geçtik.Yansımasını 2 yıl vadeli gösterge tahvilin faizinin %20’ye, kredi faizlerinin %25’e yaklaşmasında gördük.

Reel sektör tarafında ise likidite sorunu yaşayan şirketlerin haberlerine ek olarak üretimde yavaşlama verileri geliyor, gelmeye de devam edecek.

Zam haberleri gelmeye başladı, sırada doğal gaz ve ekmeğe yansıtılacak zamlar var. Zincirleme etki devam edecek. TÜFE’nin yılı %15 civarında tamamlayacağını düşünüyoruz.

Enflasyondaki baskı ve TL’deki istikrarsızlık Merkez Bankası’nı 23 Temmuz toplantısında mevcut %17,50 olan politika faizini 100–150 baz puan artırmak zorunda bırakabilir. Ancak Sayın Erdoğan’ın 8 Temmuz yemin töreninden sonra faizlere yönelik tavrı önemli olacak.

Eğer yapısal reformlar, kurumların bağımsızlığı, demokratikleşme, özgürlük, OHAL ve büyümeye ilişkin somut gelişmeler ortaya konmaz ise yüksek faiz, yüksek enflasyon ve büyümede sert iniş ve paralelinde IMF programı uzak bir son değil.

İtalya’da 10-yıl vadeli tahvilin faizi Mayıs ayı başına göre yaklaşık 2 kat arttı

İtalya artan siyasi riske bağlı olarak 2018 yılı sonbaharı veya 2019 yılı başında erken seçime gidecek.

Azalan güven kaybının etkisiyle 10-yıllık tahvil 2014 başından bu yana gördüğü en yüksek seviye olan %3,39 seviyesine yükseldi.

Son bir yıldır %1,6-2,3 aralığında işlem gören 10-yıllık tahvil en son Mayıs 2018 başında  %1,74 seviyesindeyken artan siyasi riskin etkisiyle 165 baz puan artışla bugün itibariyle %3,39 zirvesini görmüş oldu.

Brent petrol fiyatının son 3 yılın zirvesine çıkmasıyla ABD tahvil faizleri yükseliyor

OPEC raporuna göre Nisan ayında petrol üretim miktarı arttı, 2018 yılı için petrol talep beklentisi yükseltildi.

İran’a yönelik yaptırımların arz endişesi yaratması beraberinde Brent petrol fiyatlarını son 3 yılın zirvesi olan 78,53 dolar seviyesine taşıdı.

Artan petrol fiyatlarının enflasyonist baskıyı artıracağı beklentisi ile ABD 10-yıllık tahvilleri %3,02 seviyesine yükseldi.

ABD’de ılımlı enflasyon kalıcı olabilir mi?

ABD’de üretici fiyatları Nisan ayında artan enerji fiyatlarına rağmen gıda fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak bir önceki aya göre %0,1 artış kaydetti; beklenti %0,2 artış olacağı yönündeydi.

Tüketici fiyatları ise artan enerji fiyatları ve yatay kalan gıda fiyatlarıyla %0,3’lük artış beklentisine karşılık bir önceki aya göre %0,2 artış kaydetti.

Çekirdek tüketici fiyatları bir önceki aya göre değişmeyerek %2,1 seviyesinde kaldı.

YORUM: ABD’de enflasyon tahmin edildiği hızda artış kaydedemiyor. ABD’nin İran’a yaptırım uygulamasıyla birlikte enerji ve metal fiyatlarında artışın etkisini enflasyon üzerinde hissetmeye devam edeceğiz. Şimdilik Fed’in faiz artırımlarını hızlandıracak bir gelişme yok. Dolayısıyla ABD tahvil piyasasında dar aralıktaki hareketlerin sürmesini bekliyoruz. Yılın son çeyreğiyle birlikte dinamikler daha agresif bir ortama işaret edebilir.