Etiket: talep

Cari işlemler dengesinde iyileşme ihracat performansına bağlı olacak

Cari işlemler fazlası, Eylül 2019’da 2,5 milyar dolar oldu, 12-aylık cari işlemler fazlası 5,9 milyar dolara yükseldi; ödemeler dengesindeki iyileşmede dış ticaret açığında azalma ve turizm gelirlerinde artış etkili oldu.

Yaz mevsiminin ardından turizm gelirlerinin azalmaya başladığını görmeye başladık. Ekim ayında turizm gelirlerinde azalma cari işlemler fazlasını aşağı yönlü etkileyecek.

TİM, Ekim ayında ihracat hacminde önceki aya göre 1,1 milyar dolarlık artış ortaya koymuştu. Cuma günü açıklanacak Ekim ayı merkezi bütçe verileri, ithalde alınan katma değer vergisindeki değişimi gösterecek ki bu da Ekim ayında dış ticaret dengesindeki değişim hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayacak.

Özetle, sonbahar ve kışla birlikte turizm gelirlerinde azalma cari işlemler dengesini olumsuz etkileyecek. Mevcut iç ve dış talep şartlarının canlanmaya işaret etmemesi cari işlemler dengesinin ihracat performansı ile yön bulacağını ortaya koyuyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Barış Pınarı Harekatı’nın süresi ekonomiyi etkileyecek, sertliği yaptırımlara ve finansmana bağlı

7-14 Ekim tarihlerinde açıklanan makro ekonomik verileri ve 9 Ekim’de başlayan Barış Pınarı Harekatı’nın olası etkilerini değerlendireceğiz.

Öncelikle makro-ekonomik veriler:

– Sanayi üretimi Ağustos 2019’da bir önceki yılın aynı ayına göre %3,6, bir önceki aya göre %2,8 azaldı.

– Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi Ağustos 2019’da aylık %1,9, ithalat miktar endeksi %0,9 azaldı.

– Cari işlemler fazlası Ağustos 2019’da 2,6 milyar dolara, 12-aylık cari fazla 5,1 milyar dolara yükseldi.

Ağustos ayında mevsimsellikten arındırılmış dış ticaret verilerinin Temmuz ayına göre yataya yakın kalması sanayi üretimindeki azalışı açıklıyor. Eylül ayı TİM ihracat verileri ise önceki aya göre 2 milyar dolarlık (%16’lık) artışa işaret ediyor. Eylül ayı merkezi yönetim bütçe verileri de uluslararası ticaret ve muamelelerden alınan vergilerde Ağustos ayına göre artış olduğunu gösteriyor. Diğer bir deyişle ihracattaki artışa ek olarak ithalatta da Eylül ayında artış var. İhracat desteğiyle büyüyen Türkiye ekonomisinin mevcut seyrini dikkate aldığımızda Eylül ayında sanayi üretiminde düzelme göreceğiz.

İç talepte zayıflığın devam etmesi ithalatın ihracat performansıyla orantılı hareket etmesine sebep oluyor. Turizm gelirlerindeki iyileşmeler, ihracat performansındaki olumlu seyir ve iç talepte zayıflık cari dengede iyileşme sağlarken Barış Pınarı Harekatı’nın TL üzerinde yarattığı baskı ve yaptırımlara yönelik belirsizlikler cari denge üzerinde baskı oluşturacaktır.

İlk sekiz aylık merkezi yönetim bütçe verilerine baktığımızda hedeflerin ulaşılabilir olduğunu söyleyebiliyoruz. Ancak Barış Pınarı Harekatı’nın uzaması ve finansmanına destek sağlanamaması ise bütçe üzerindeki baskıların dolayısıyla da borçlanma maliyetleri üzerindeki baskının artacağı anlamına gelecektir.

Öte yandan küresel ekonomideki zayıflığın giderek belirgin hal alması Fed ve ECB’nin düşük faiz politikasına devam edeceğini gösteriyor olsa da bu gelişmenin TL üzerindeki baskıyı azaltmakta yetersiz kalacağı aşikâr.

Nitekim ABD Başkanı Trump 14 Ekim’de attığı son tweet ile Türkiye’nin Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik harekatının bölgede insan haklarının ihlal edilmesine, barış, güven ve istikrarın tehlikeye atılmasına yol açması halinde uygulanacak yaptırımları şöyle sıraladı:

. “Buna sebep olacak, destekleyecek ve finansman sağlayacak herkese ağır ekonomik yaptırımlar uygulanması,

. Türk ithal çelik ürünlerine uygulanan gümrük vergisinin tekrar %50’ye yükseltilmesi,

. ABD Ticaret Bakanlığının Türkiye ile 100 milyar dolarlık ticaret anlaşması müzakerelerini sonlandırması,

. Kuzey Suriye’ye yönelik harekatın tüm (mevcut ve önceki) sorumlularına yönelik yaptırımlar uygulanması (finansal yaptırımlar, varlıklarının dondurulması, ABD’ye giriş yasağı).”

Yönetmesi zor bir süreç. Açık olan Türkiye ekonomisinin belini bükecek her hamle doğrulmasını çok daha fazla zorlaştıracak.

Dr. FULYA GÜRBÜZ

Reel sektör de hanehalkı da kemer sıkmaya devam ediyor

Temmuz ayı bütçe verileri ithalatta artış olduğunu, söz konusu artışın etkisiyle Temmuz ayında 19,5 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirildiğini, böylece Temmuz ayında 3,4 milyar dolarlık dış ticaret açığına tanık olacağımızı tahmin ediyoruz. Haziran ayında 3,2 milyar dolarlık dış ticaret açığı kaydedilmişti. Turizm sektöründeki iyileşmeye bağlı olarak cari işlemler dengesindeki iyileşmenin Temmuz ayında da süreceğini tahmin ediyoruz. Cari işlemler açığı, Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 2,47 milyar dolar azalışla 548 milyon dolar olmuş, böylece 12-aylık cari işlemler hesabı 538 milyon dolar fazla vermişti. Söz konusu azalışta dış ticaret açığındaki gerileme ve turizm gelirlerindeki artış etkili olmuştu.

Tüketim tarafında ise yine Temmuz ayı bütçe verilerini baz aldığımızda KDV gelirlerindeki azalış yurt içi tüketimde Temmuz ayında artış olmayacağına işaret ediyor. Diğer bir deyişle Temmuz ayında perakende satışlarda düşüş görme olasılığı yüksek. Perakende satış hacmi Haziran ayında aylık bazda %2,3 artmış, yıllık bazda %1,2 daralmıştı. Gıda, içecek ve tütün tüketimi aylık bazda artışlar kaydetse de önceki yılın gerisinde kalmaya devam etti. Perakende ciro ise aylık %1,2 ve yıllık %14,6 artış kaydetti.

Yukarıdaki veriler ışığında Temmuz ayında imalat sektöründe dış talep kaynaklı bir büyümeden söz edebiliyoruz, diğer bir değişle ekonomi dış taleple beslenmeye devam ederken iç talep kan kaybetmeye devam ediyor. Haziran ayında sanayi üretimi aylık bazda %3,7, yıllık bazda ise %3,9 daralma yaşamış, imalat sektörü aylık bazda %4,2 küçülmüştü.

Haziran ayı seçimlerinin ardından TL’de yaşanan değer kazancının etkisiyle TL’de Temmuz-Ağustos döneminde yaşanan değer artışı TCMB’den faiz indirimiyle cevap bulmuşken Temmuz ayında gıda fiyatlarında gerileme ve üretici fiyat endeksindeki düşüşe rağmen tüketici fiyatlarında artış yaşandı. Üreticilerin ithal girdi maliyetlerindeki düşüşe rağmen ayakta kalabilmek için Temmuz ayında çıktı fiyatlarını yükseltmek zorunda kaldıklarını tahmin ediyoruz.

Sonbaharla birlikte gıda fiyatlarında artış ve yılın son çeyreğinde artacak olan enerji tüketimi ve paralelinde ödenecek ağır fatura yükünü de dikkate aldığımızda istihdamda iyileşme sağlanmadıkça önümüzdeki dönemde hanehalkının kemer sıkmaya devam edeceğini anlıyoruz. İşsizlik oranı Mayıs döneminde 3,1 puanlık artışla %12,8 seviyesinde gerçekleşmiş, tarım dışı işsizlik oranı 3,4 puanlık artış ile %15,0 olarak tahmin edilmiş, genç işsizlik oranı 3,2 puanlık artış ile %13,1 olarak gerçekleşmişti. Kayıt dışı çalışanların oranı ise Şubat 2019 döneminden bu yana aralıksız artıyor.

Bir tarafta Arjantin’de yaşanan siyasi ve finansal kaos Türk lirası üzerinde baskı oluştururken öte yandan Almanya Finans Bakanı Scholz’dan 50 milyar Euro’luk destek müjdesi ihracat hacmimiz için iyimser kalmamıza sebep oluyor.

Dr. Fulya Gürbüz

İç talebi harcanabilir gelirdeki artış tetikleyebilir

ABD Merkez Bankası Fed’in 2008 krizinden bu yana ilk kez 31 Temmuz’da gerçekleştirdiği 25 baz puanlık indirimin gerekçesinde yer aldığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının yine aynı gün yayınladığı 3. çeyrek Enflasyon Raporu’nda mevcut riskler kapsamında sıralandığı üzere küresel ekonomilerdeki yavaşlama, korumacılık çatısı altında devam eden ticaret savaşı ve jeopolitik gelişmeler uluslararası ticareti olumsuz etkilediği gibi yerel imalat sektörlerinin de güç kaybetmesinde etkili oluyor.

Her ne kadar basın toplantısında Fed Başkanı Powell söz konusu faiz indiriminin uzun süreli bir indirim sürecine girildiği anlamı taşımadığını söylese de son PMI verileri imalat sektöründe ülkede istihdamın zayıfladığını ortaya koydu. Enflasyonist baskıların küresel bazda azalması ve istihdamdaki zayıflığın devam etmesi halinde Fed’den faiz indirimi beklentileri de canlı kalacaktır. ABD-Çin arasındaki ticaret savaşı ABD yönetiminin 1 Eylül’den itibaren geçerli olmak üzere 300 milyar dolarlık Çin ithal ürünlerine %10 vergi uygulayacak olması iki ülke arasındaki müzakerelerde sürecin zorlu geçtiğinin işareti. Olumlu adımlar gelmediği sürece ticaret savaşı faktörü küresel ekonomiler üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek.

Hal böyle iken üstün ihracat performansımıza rağmen Türkiye imalat sektörünün yaşadığı kan kaybının aksine turizm sektöründe yaşanan olumlu hava bir miktar nefes alışımızı rahatlatıyor. İşsizlik oranı yükselmeye devam ederken TCMB’nin 425 baz puanlık faiz indiriminin kredi faizlerine düşüş yönünde yansımaya başlaması iç talebi kısa vadede canlandırmaya yetecek mi kuşkuluyuz. Enflasyon Raporu’nda da vurgulandığı üzere merkezi yönetim bütçe hedeflerinden uzaklaşmaya devam edilmesi halinde faizler dolayısıyla da enflasyon hedefi üzerinde risk oluşturacaktır ki bu ek vergi artışlarını beraberinde getirecektir ki hane halkının harcanabilir geliri üzerinde yük oluşturmaya devam edecek bir gelişme. İşsizlik rakamının yükselmeye devam ettiği mevcut ortamda gerileyen kredi faizlerinin iç talebi canlandırmaya yetmeyeceği aşikar. Sürdürülebilir istihdamı yaratacak iş ortamının sağlanması dolayısıyla harcanabilir gelirde artış güven algısındaki artışla birlikte iç talebi artıracaktır.

Dr. Fulya Gürbüz

Faiz indirimi için zemin hazır

Türk lirasındaki değer kaybı ve enflasyondaki yüksek seyir yurt içi satışları olumsuz etkiliyor…

Ağustos 2018’de Türk lirasında reel bazda yaşanan %17’lik değer kaybına paralel olarak perakende satışlar Eylül-Ekim 2018 döneminde Ağustos 2018’e göre nominal %8,5 gerilemişti.

Kasım 2018-Mart 2019 döneminde devreye alınan ÖTV ve KDV indirimlerinin etkisiyle perakende satışlar %4 toparlanma yaşadı. ÖTV ve KDV indirimlerinin Nisan ayı ile birlikte devreden kalkması perakende satışlarda Mayıs sonuna kadar iki aylık sürede %1’lik güç kaybı ortaya koydu.

Mevsimsellikten arındırılmış perakende hacim endeksi 2018 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %6,1 daralma kaydetmiş, 2019 yılı birinci çeyreğinde ise ÖTV ve KDV indirimlerinin etkisiyle %2,4 artış kaydetmişti.

Konut satışları çeyrek bazda bakıldığında 2018 yılı dördüncü çeyreğine göre nominal bazda %39 düşerken otomotiv sektörü ihracatı aynı dönemde %9,2, otomotiv ithalatı %42, yurt içi otomotiv satışları ise %32 geriledi.

Mevsimsellikten arındırılmış E.T.T.E. gıda tüketim endeksi ise ilk çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %2 gerilerken taşıt hariç gıda dışı tüketim aynı dönemde yatay kaldı.

Talepte daralma işsizlik oranında artış getiriyor…

Tüketimde gerilemenin başlıca etkeni fiyat artışları oldu. Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi çeyrek bazda bakıldığında 2019 yılı birinci çeyreğinde yıllık %26, ikinci çeyreğinde yıllık %29 artış kaydetti. Yurt içi üretici fiyat endeksi ise 2019 yılı birinci çeyreğinde yıllık %31, ikinci çeyreğinde yıllık %28 artış kaydetti.

Yurtiçi tüketimde 2019 yılının ilk yarısında yaşanan gerileme talepte daralmayı teyit ederken KGF’nin etkisiyle Ocak 2018’de %9,8’e gerileyen mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı KGF’nin sonlanması ve Ağustos 2018’de TL’de yaşanan sert değer kaybının etkisiyle Nisan 2019’da %13,8’e yükseldi.

TCMB’den faiz indirimi borçlanma maliyetlerini aşağı çekecektir ama…

TCMB’nin ekonomistler ile gerçekleştirdiği Beklenti Anketi Temmuz ayı sonuçları enflasyon ve faizde düşüş eğilimini ortaya koydu.

Perşembe günü yapılacak para politikası toplantısında TCMB’nin mevcut %24 seviyesindeki politika faizinin %20 seviyesine çekilme ihtimali var.

12 Temmuz itibariyle TL cinsinden ticari krediler faiz oranı ortalama %25,3, tüketici kredisi faiz oranı ortalama %27,1, TL cinsinden mevduat oranları ise ortalama %21,9 seviyesinde bulunuyor.

Elbette politika faizinde düşüş mevduat faizleri ve paralelinde kredi faizlerinde düşüş getirecektir.

ABD ve Avrupa merkez bankalarının faiz indirim sürecine girecek olması Türkiye’nin dış borç maliyetlerini aşağı çekecek ve hatta ABD-Çin arasındaki ticaret savaşında olumlu atılacak her adım ihracat rakamlarımıza olumlu yansıyacaktır.

Ancak yurt içi talep artışının tabana yayılabilmesi için öncelik olarak istihdamda artış getirecek hamlelere ihtiyaç var, kredi hacminde artış değil.

Dr. Fulya Gürbüz

Faiz indirimi talep artışı için yeterli olmayabilir

Türkiye ekonomisine yönelik ikinci çeyrek verileri henüz tamamlanmasa da öncü göstergeler tüketimdeki daralmanın ikinci çeyrekte de sürdüğünü, üretim tarafında ise ilk çeyreğin aksine ikinci çeyrekte kayıp yaşandığını, reel sektörün ise yatırım yapmadığını gösteriyor.

Yurt dışındaki ekonomik aktiviteyi gözlemlediğimiz PMI verileri ise yılın ilk yarısında küresel bazda canlanma işareti ortaya koymazken, girdi maliyetleri ve çıktı fiyat artışlarında yumuşama eğilimi var. Öte yandan ihracat hacminde Türkiye’nin aylık bazda kaydettiği performans dikkat çekici ancak bunda TL’de yaşanan yıllık yüzde 40’lık kaybın dolayısıyla da artan borçlanma maliyetlerinin payı büyük.

Mart 2019 işgücü verileri ise istihdamın kayıt dışına kaydığını, son 1 yılda istihdam edilenlerinin sayısının %2,5 azalışla 28 milyon 146 bin kişiye gerilediğini, işsiz sayısının ise %41 artışla 4 milyon 487 bin kişiye yükseldiğini gösterdi.

Küresel talepte daralmaya paralel olarak yurt içinde artan maliyetler sebebiyle hanehalkının satın alma gücünün azalması üretim kaybına, dolayısıyla da işsizliğin artmasına sebep olurken, şirketler yatırım yapmayı erteliyor. Merkez Bankasının 25 Temmuz toplantısında cuma günü görevinden alınan Murat Çetinkaya yerine atanan yeni Başkan Murat Uysal önderliğinde faiz indirimine tanık olacağız. Merkez Bankasının bağımsızlığının tekrar sorgulanmasına sebep olan son hamle, S-400 belirsizliği ve Doğu Akdeniz gerilimini dikkate aldığımızda mevcut ortamın, faizde indirim olsa bile talep artışını tetikleyecek bir zemin oluşturmadığını düşünüyoruz.

Detaylandırırsak:

İç talep daralmaya devam ediyor, miktar bazında ihracat ve ithalat küçülüyor…

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre tüketim endeksleri (E.T.T.E. ve perakende satış) Nisan ayında ilk çeyreğe göre daralırken otomobil satışlarında daralma Mayıs ayında da sürdü. İhracat ve ithalat miktar endeksleri ise Nisan ayında ilk çeyreğe göre daraldı.

İkinci çeyrekte kredi ve tüketim vergileri kapsamında reel bazda gerileme devam ederken otomobil ve konut satışlarındaki gerileme bu eğilimi teyit ediyor.

Üretim tarafında ilk çeyreğe göre performans kaybı var

Kredi Garanti Fonu (KGF) desteği ile Temmuz 2017’de zirve yapan mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS sanayi ve hizmet endeksleri 2018 yılı başında KGF’nin sonlanması, ABD’den gelen ticaret savaşı rüzgarları ile iç ve dış siyasette yaşanan olumsuzlukları ve TL’de yaşanan değer kaybının bir sonucu olarak Haziran 2018’den Haziran 2019 sonuna kadar daralma bölgesinde yer alıyor. SAMEKS bileşik endeksi ilk çeyrekte ortalama 45,1 değerini alırken 2. çeyrek performansı 43,8 oldu. Endeksin 50 değeri altında yer alması sektörde daralmayı gösteriyor. Sanayi endeksi performansı ilk çeyreğe göre değişiklik göstermedi.

Mevsimsellikten arındırılmış sanayi üretiminde ise ilk çeyrekte aylık bazda kaydedilen büyüme eğiliminin ardından Nisan ayında önceki aya göre daralma kaydedildi. Nisan ayında hammadde ithalat hacmi ise Ocak 2019’dan bu yana aylık bazda artış eğilimini sürdürdü. Öncü göstergeler Mayıs ayında performans kaybına işaret ederken Haziran ayına ilişkin iyimser bir tablo var.

Yatırım harcamaları ilk çeyreğe göre azaldı…

Mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi verilerine göre yatırım harcamaları ikinci çeyrekte ilk çeyreğe göre azaldı. Nisan ayında mevsimsellikten arındırılmış sermaye malı ithalat hacmi ve makine ve teçhizat imalatı ilk çeyrek ortalamasına göre daralma kaydetti.

Dr. Fulya Gürbüz

İkinci çeyreğe üretim ve tüketim kaybı ile başladık

Ocak-Mart döneminde yükseliş eğilimine giren sanayi üretimi ve perakende satışlar Nisan ayında hızlı bir güç kaybı yaşadı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Nisan 2019’da bir önceki aya göre %1, perakende satışlar %1,8 düşüş kaydetti.

Sanayi üretiminde aramalı, dayanıklı tüketim malı ve sermaye malı üretimi bir önceki aya göre sırasıyla %1,5, %3,7 ve %2,3 daraldı. Dayanıksız tüketim malı üretiminde aylık bazda %0,3 artış ile zayıflama yaşandı, enerji malı üretimi %1,4 artış kaydetti.

Üretim ve perakende harcamalarındaki güç kaybının ana kaynağı yurt içi ve yurt dışında yaşanan talep darlığı. Nisan ayında tüketim malları ithalat hacminde düşüş yaşanırken kredilerde zayıflama devam ediyor.

Hanehalkı temel gıda ihtiyacını karşılayabiliyor ancak otomotiv yakıtı dışında gıda dışı tüketimde vergi indirimlerinin olumlu etkisinin sürdüğünü görüyoruz.

Otomotiv yakıtı ve gıda dışı tüketimde internet satışlarının güç kazanmaya, giyim ve sağlık harcamalarının yatay kalmaya devam ettiğini, ev aletleri ve mobilya gibi harcamalarda ise tasarrufa gidildiğini anlıyoruz. Ek olarak, bilgisayar donanım ve yazılımlardaki artış şirketlerin internet satışlarına ağırlık vermeye devam ettiğini destekleyen bir gelişme.

Elbette 31 Mart seçimi öncesi ve sonrasında Hükumetin talep artırıcı hamleleri tüketimi destekliyor ancak seçimin iptal edilmesi, dış politikada yaşanan gerilimler ve iz düşümü olarak TL’deki sert dalgalanmalar fiyat seviyelerini yukarı çekerken harcama eğilimini ve yatırımları azaltıyor. Sonuç olarak da ekonomik daralma ve işsizlik artışına tekrar tekrar tanık oluyoruz.

Türkiye ekonomisi 2019 yılı birinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %1,3 büyüme kaydetmişti. Ön göstergeler Nisan ayında üretim, tüketim ve yatırım tarafında yaşanan güç kaybının Mayıs ayında da devam edeceğine işaret ediyor.

Dr. Fulya Gürbüz

İşsizlik oranı zirveye yaklaşıyor

TÜİK verilerine göre işsizlik oranı Mart 2019 döneminde %14,1 seviyesinde gerçekleşti, tarım dışı işsizlik oranı 4,2 puanlık artış ile %16,1 olarak tahmin edildi; mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 0,1 puan artarak %13,7 oldu.

2005 baz yılına göre mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı en son Şubat 2018’de %9,8 seviyesinde iken söz konusu oran Mart 2019’a kadar aylık bazda aralıksız artış kaydediyor. Söz konusu baz yıla göre endeks verilerine baktığımızda işsizlik oranı Nisan 2009’da %13,9 değeri ile zirve yapmıştı. İşsizlik oranı bu zirveye ay be ay yaklaşıyor.

Mart 2018’den bu yana aralıksız artış kaydeden ve Şubat 2019’da 7,3 yüzde puan seviyesine yükselen mevsimsel etkilerden arındırılmış işgücüne katılma oranı ile istihdam edilenlerin oranı arasındaki fark Mart ayında değişiklik göstermedi.

Söz konusu iki oran arasındaki farkın açılması “işgücüne katılan kişi sayısı artarken istihdam edilenlerin payının azaldığı” anlamına geliyor. Bu da işsizlikte artış demek.

Devam eden yurt içi ve yurt dışı talep daralması, üretim kaybı ve yüksek borçlanma maliyetlerine bağlı olarak mevcut ekonomik ortam işsizlik oranında azalışa işaret etmiyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Küresel bazda üretim Mayıs’ta otomotiv sektörü önderliğinde daraldı, hizmetlere olan talep sürdü

IHS Markit verilerini dikkate aldığımızda küresel bazda Mayıs ayında üretimde gerileme ve hizmetlerde ise büyümenin sürdüğünü gördük:

. JP Morgan küresel hizmet sektörü PMI endeksi Mayıs ayında 51,6 değeri ile zayıflayarak da olsa büyümeye devam etti. İmalat sektörü PMI endeksi ise Mayıs ayında kaydettiği 49,8 değeri ile Ekim 2012’den bu yana ilk kez daralma bölgesine girdi. Yatırım ve ara mal üretimi daralırken, tüketim malları üretimi yavaşlasa da büyüme bölgesinde yer aldı.

. IHS Markit sektör bazlı verilerine göre küresel bazda otomotiv sektörü Mayıs ayında son sekiz aydır daralmasını sürdürürken teknolojik yazılım ve hizmetleri, finans, gıda ve içecek, sigorta, sağlık, ilaç ve telekomünikasyon sektörleri büyümeyi sürdürdü.

. ABD’de tüketici malları üretimi Mayıs ayında zayıflayarak büyümeye devam etti, 2013’ten bu yana en düşük oranlı artış kaydedildi. Sektörler genelinde girdi maliyetlerindeki artış çıktı maliyetlerinin hayli üzerinde seyrediyor.

. Avrupa’da yazılım ve hizmetleri, gıda ve içecek, kağıt, ulaştırma, finans sektörleri büyürken başta otomotiv sektörü olmak üzere sanayi sektörü ile sağlık ve gayrimenkul sektörlerindeki yavaşlama dikkat çekici.

. Asya’da sanayi, makine ve ekipmanları ile kimya sektörleri daralmaya devam ederken bankacılık sektörü önderliğinde hizmet sektörü büyümeyi sürdürdü.

. Özellikle Asya kaynaklı olarak küresel bazda çelik talebi düşerken, bakır talebindeki düşüş Avrupa kaynaklı oldu. Alüminyumda ise ABD kaynaklı talepte artış görülürken Avrupa ve Asya’dan talep geriledi. Otomotiv ve gayrimenkul talebindeki gerileme emtialara olan talebin gerilemesinde etkili olmaya devam ediyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface: Enflasyonda maliyet baskısı devam ediyor, üretimdeki düşüş hız kesiyor

Ticari alacak (kredi) sigortası alanında dünyadaki en yaygın şirket olan Coface Grubu 2019 yılı Mayıs ayına ilişkin Aylık Ekonomi Raporu’nu yayınladı.

Raporda, sanayi üretimindeki aylık toparlanmanın Şubat ayında da devam ettiği; yıllık bazda hala pozitif alanda olunmasına karşın, sanayi üretimindeki gerilemenin şiddetinin azaldığı, bunda ihracatın etkisi olduğu belirtildi.

Aylık satışların arttığı, ipotekli satışlardaki azalmanın yavaşladığı konut satışlarındaki toparlanmanın ise vergi indirimlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda Nisan ayı verisinin daha iyi fikir vereceği ifade edildi.

Coface raporuna göre diğer göstergeler arz ve talep tarafındaki zayıflığın devam ettiğine işaret ediyor:

. Yeni siparişlerdeki yetersizlik sebebiyle Nisan ayında 46,8 seviyesine gerileyen imalat sektörü PMI verisi 13 aydır yavaşlama trendini sürdürüyor.

. Yurt içi talepte zayıflık devam ediyor. Perakende satışlar geçen senenin Eylül ayından beri yıllık bazda gerilemeye devam ediyor ancak aylık bazda bir miktar toparlanma var.

. Enflasyonun, %20 seviyesine yakın seyretmesi ve hanehalkı harcamalarının dörtte birine yakınını oluşturan gıda fiyatlarındaki artışın %33’e çıkması (taze sebze ve meyvede %74) alım gücünü olumsuz etkilemeye devam ediyor.

. Kurdaki artış üretim maliyetlerini olumsuz etkiliyor.

. Tüketici fiyatlarındaki artışın birçok kalemde, üretici fiyatlarının altında kalması önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarının artmasına ya da iç talepteki zayıflık nedeniyle bu artışları tüketici fiyatlarına yansıtamayan ya da kısmi yansıtabilen üreticiler için kar marjlarının daha fazla baskı altında kalmasına neden olabilir.

Reel sektörün risk tablosuna oluşturan Coface, orta riskli sektörler arasında ilaç ve ulaştırma sektörlerini sıralarken en riskli sektörler olarak inşaat, enerji, elektronik ve bilgi teknolojileri, metaller ve perakende sektörleri sıralanıyor.