Etiket: Tcmb

İktisadi yönelim verileri TCMB’nin “yavaşlama” vurgusunu doğruladı, kredi-mevduat faiz farkı 2002 yılı seviyelerinde

TCMB Ekim ayı reel kesim güven endeksi (RKGE) verilerine göre endeks aylık bazda 2 puan azalışla 87,6 seviyesine gerilese de Ocak-Eylül 2018 döneminde aralıksız düşen mevsimsellikten arındırılmış RKGE (RKGE-MA) ise aylık 0,7 puan artışla 91,1 puan seviyesine yükseldi.  RKGE-MA verilerini dikkate aldığımızda bir önceki aya göre;

. Mevcut toplam sipariş miktarında azalış son 5 aydır devam ediyor,

. Son 3 aylık toplam sipariş miktarı arttı,

. Mevcut mal stoku azaldı,

. Gelecek 3 aylık üretim hacmi beklentisi son 3 aydır düşüyor,

. Gelecek 3 aylık toplam istihdam beklentisi son 3 aydır düşüyor,

. Gelecek 3 aylık toplam sipariş beklentisi düştü,

. Yatırım harcaması hafif yükseldi,

. Genel gidişatta iyimserlik arttı.

İktisadi Yönelim Anketi detaylarında

. Talep yetersizliği ve mali imkansızlıkların üretimi daha fazla kısıtladığını,

. Yurt içinde rekabet güçlerinin azaldığını,

. AB dışındaki yurt dışı piyasalardaki rekabet gücünün arttığını, AB’de hafif gerilediğini,

. Mevcut iç piyasa siparişlerinde ve geleceğe yönelik beklentilerde azalma olduğunu,

. Geçmiş 12 aya kıyasla gelecek 12 ayda sabit sermaye yatırım harcamalarında azalma olduğunu,

. Yıllık üretici fiyat enflasyon beklentisinde artış olduğunu görüyoruz.

Genel olarak bakıldığında reel sektör tarafında bir canlanma yok; sektör mali yetersizlik ve zayıflayan talebe karşı ayakta durmaya çalışıyor. Merkez Bankası dün gerçekleştirdiği para politikası toplantısının ardından yayınladığı notta yer alan “Dış talep gücünü korumakla birlikte finansal koşullardaki sıkılaşmanın da etkisiyle iktisadi faaliyetteki yavaşlama devam etmektedir” değerlendirmesine paralel gelişmeler görüyoruz RKGE detaylarında. Haftalık kredi hacmi detaylarına baktığımızda tüketici ve kurumsal kredi hacimlerinde sert kur artışlarının yaşandığı Ağustos ve Eylül sonrasında son 3-4 haftadır düşüş olması Ekim ayında talep şartlarının zayıfladığını kanıtlıyor.

Ek olarak “İç talep koşullarındaki zayıflamanın enflasyon görünümündeki bozulmayı kısmen sınırlayacağı düşünülse de fiyatlama davranışlarına dair yukarı yönlü riskler devam etmektedir.” değerlendirmesine paralel olarak reel kesim profesyonelleri üretici fiyatlarında yukarı seyrin sürmesini bekliyorlar. TL üzerinden açılan ticari kredi faiz oranı 12 Ekim itibariyle %35,4, tüketici kredileri ise %31,2 seviyesine çıkmış durumda. TL üzerinden açılan mevduat faizleri ise ortalama %24,1 seviyesinde bulunuyor. Kredi ve mevduat faizleri arasındaki fark ise 17 Ağustos’tan bu yana yüzde 13,9 puana çıkarken son üç haftadır yüzde 11-12 puan aralığına yerleşmiş durumda; en son 2002 yılı Ekim ayında bu seviyeleri görmüştük.

Kredi-Mevduat-Faiz Farkı-2002-2018.png

Kredi ve mevduat arasındaki artan faiz makasına rağmen Ekim ayında kurda yaşanan gerilemenin Merkez Bankası’nın elini sağlamlaştırdığını ve faizde değişiklik yapmadığını anlıyoruz. Dış politika ve 31 Mart 2019 yerel seçimlerine yönelik olarak kurda hareketlenme yaşanabilir. Kurda dengelenme görene kadar faizler üzerindeki baskının, dolayısıyla da ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın, devam edeceğini düşünüyoruz.

Türkiye ve Avrupa merkez bankası kararları ile ABD büyüme verisini takip edeceğiz

En son 13 Eylül toplantısında uzun bir bekleyişin ardından bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 625 baz puan artırarak %17,75’ten %24,0 seviyesine yükselten Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kararının ardından Dolar-TL kuru 6,5 seviyesinin altına gerilemişti. ABD-Türkiye ilişkilerini baskı altında tutan Rahip Brunson’un tutukluluğunun sona ermesi ise kuru daha aşağı 5,50-5,70 aralığına getirdi.  25 Ekim Perşembe günü para politikasını görüşmek üzere toplanacak olan TCMB’den faiz artırımı beklemiyoruz ancak sembolik bir faiz artırımı yapması halinde Dolar-TL kuru 5,30 seviyelerine gerileyebilir.

Yine aynı gün reel sektör güven endeksi verileri açıklanacak. Eylül ayı verileri gelecek 3 aya yönelik ihracat siparişlerinde artış beklenmesine karşılık diğer tüm kalemlerde (toplam sipariş, istihdam, yatırım ve üretim) sert kayıplara işaret etmişti. Benzer eğilimin Ekim ayında da sürmesini bekliyoruz. En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa bölgesi GSYH büyümesinde hız kaybı yaşansa da Bölge’den ihracat potansiyelimizi düşürecek bir gelişme beklemiyoruz.

25 Ekim Perşembe günü Avrupa Merkez Bankası (AMB) da para politikasını görüşmek üzere toplanacak. Euro Bölgesi 2018 yılı 1. çeyreğinde %2,4 büyümesinin ardından 2. çeyrekte beklentilerden aşağıda %2,1 büyüme kaydetmişti. Son PMI verilerine göre sanayi sektöründe büyüme hızında yavaşlama, servis sektöründe ise  hızlanma var. Ticaret savaşı ve Brexit belirsizliklerinin bölge ekonomisi üzerinde baskı oluşturmaya devam etmesi sebebiyle para politikasında bir değişiklik beklenmiyor.

ABD tarafında ise güçlü ekonomik aktivitesini sürdürdüğünü ve ABD merkez bankası Fed’in kademeli faiz artırımlarını desteklemeye devam ettiğini geçen hafta yayınlanan Fed tutanaklarında tekrar okuduk. 2018 yılı 2. çeyreğinde yıllık %4,2 büyüyen ABD ekonomisi böylece 2018 yılı ilk yarısında ortalama %3,2 büyüme kaydetmiş oldu. 26 Ekim Cuma günü 3. çeyrek GSYH büyümesi ilk tahminleri açıklanacak. Beklenti ABD ekonomisinin 3. çeyrekte %3,3 büyüyeceği yönünde. Fed bölge başkanları ekonominin aşırı ısınma ve soğuma ihtimaline karşılık faiz seviyesine yönelik tartışmalarını sürdürürken kesin olan yüksek faiz döneminden geriye dönüş olmayacağı.

 

 

Merkez Bankası’ndan faiz artırım beklentileri 75-125 baz puan arasında

Yarın (24 Temmuz) para politikasını görüşmek üzere toplanacak TCMB’den faiz artırımı kararı bekliyoruz. Sebeplerimizi sıralayalım:

. Enflasyonda rekorlar kırılıyor. TL’de değer kaybıyla birlikte tüketici fiyatları %15,39, yurt içi üretici fiyatları %23,71, yurt dışı üretici fiyatları %35,33 seviyelerine yükseldi.

. Cari açık Mayıs ayında 57,6 milyar dolara yükselerek 2014 yılı seviyelerine ulaştı. Haziran ayı verileri (TİM ihracat ve Markit PMI) cari açıkta yumuşamaya işaret etmiyor.

. Kredi şartlarında kısıtlamalara paralel olarak kredi faizleri yükseliyor. 13 Temmuz tarihinde TL üzerinden açılan kredi faiz oranları tüketici kredilerinde (ihtiyaç+taşıt+konut) %22,43, ticari kredilerde %23,81 seviyesine yükseldi.

. Şirketler finansman zorluğu yaşarken kur etkisinden arındırılmış 13-haftalık ortalamaya göre ticari kredi büyüme hızı yavaşlıyor. Şirketlerin finansman bulmakta zorlanması TL üzerindeki baskıyı artırıyor.

. Haziran ayı bütçe verilerine göre vergi gelirleri azalırken faiz dışı giderler artıyor.

. Hazine’nin itfa tutarından daha fazla borçlanmaya başlaması tahvil faizlerini baskı altında tutuyor.

Son anketler Merkez Bankası’ndan 75-125 baz puanlık artışa işaret etti.

Yeni Seçim yaklaşıyor: Ya ekonomik yavaşlama ya IMF

Seçimlere 4,70 seviyelerinin hemen altından giren Dolar-TL kuru seçimin 2. tura uzamamasıyla birlikte 4,50 seviyesine geriledi. Ancak sorunun seçimin uzaması olmadığı gerçeği ile kur tekrar 4,70 seviyesine yükseldi.

Neydi bu görmezden gelinen gerçek?

TL üzerindeki kara bulutların dağılmadığı:

. Değer kaybeden TL’nin enflasyon üzerindeki baskısı

. Nisan’dan bu yana TCMB’nin toplam 500 baz puanlık faiz artırımı

. Beraberinde kredi ve tahvil faizlerinde artış

. Seçim öncesi devlet kasasından yapılan harcamaların bütçeye ve iç borçlanma gereğine artısıyla yansıtılması

. Cari açığın yükselmesi ve finansmanına yönelik belirsizlik

. Yüksek iç ve dış borç

. Borçlanma maliyetlerinin artması

. Başkanlık sistemiyle birlikte meclisin ve bakanlığın etkinliğini kaybetmesi

. OHAL’in Temmuz ayında son bulacağına yönelik belirsizlik.

Nitekim Haziran ayı enflasyonu TÜFE’de %15, yurt içi ÜFE’de %23, çekirdek enflasyonda %14 seviyelerini geçtik.Yansımasını 2 yıl vadeli gösterge tahvilin faizinin %20’ye, kredi faizlerinin %25’e yaklaşmasında gördük.

Reel sektör tarafında ise likidite sorunu yaşayan şirketlerin haberlerine ek olarak üretimde yavaşlama verileri geliyor, gelmeye de devam edecek.

Zam haberleri gelmeye başladı, sırada doğal gaz ve ekmeğe yansıtılacak zamlar var. Zincirleme etki devam edecek. TÜFE’nin yılı %15 civarında tamamlayacağını düşünüyoruz.

Enflasyondaki baskı ve TL’deki istikrarsızlık Merkez Bankası’nı 23 Temmuz toplantısında mevcut %17,50 olan politika faizini 100–150 baz puan artırmak zorunda bırakabilir. Ancak Sayın Erdoğan’ın 8 Temmuz yemin töreninden sonra faizlere yönelik tavrı önemli olacak.

Eğer yapısal reformlar, kurumların bağımsızlığı, demokratikleşme, özgürlük, OHAL ve büyümeye ilişkin somut gelişmeler ortaya konmaz ise yüksek faiz, yüksek enflasyon ve büyümede sert iniş ve paralelinde IMF programı uzak bir son değil.

Merkez Bankası politika faizini 125 baz puan artırdı

50-100 baz puan arasında faiz artışı öngören piyasa beklentisine karşın Merkez Bankası  1-hafta vadeli repo ihale faiz oranı olan politika faizini 125 baz puan artırarak %17,75 seviyesine yükseltti.

Merkez Bankası basın duyurusunda “Talep koşullarındaki ılımlı görünüme rağmen enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyeler fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir” açıklamasına yer verdi.

Güne 4,55-4,58 aralığında başlayan Dolar-TL kuru beklenenden güçlü gelen faiz artırım kararı sonrasında 4,4565 seviyesine kadar gerilerken TSİ 1440 itibariyle 4,47 seviyesinden işlem görüyor.

YORUM: Faiz artmış olsa da küresel piyasalarda belirsizlik bitmedi. Seçim yaklaşırken yurt dışı kaynaklı olumsuzluklar Doları tekrar yükseltebilir.