Etiket: ticaret savaşı

Coface: “Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde iflaslar artıyor”

Ticari alacak sigortası alanında önemli bir yere sahip olan Coface, Orta ve Doğu Avrupa (CEE) ülkelerinde iflasların arttığını ancak giderek zorlaşan küresel ekonomiye rağmen durumun halen olumlu olduğunu belirtiyor. 12 Eylül tarihli basın bülteninde Coface şu detaylara yer veriyor:

. Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde önümüzdeki yıllarda bir yavaşlama bekleniyor.

. 2017 ve 2018 yıllarında, bölgedeki GSYH artışı 2008 yılından bu yana kaydedilen en yüksek oranlar olan sırasıyla yüzde 4,6 ve yüzde 4,3’e yükseldi. CEE ekonomisindeki bu hızlanma temel olarak özellikle işsizlikteki azalmanın hanehalklarına sağladığı önemli fayda ile birlikte iç talepteki artıştan kaynaklandı. Hanehalkları aynı zamanda tüketim üzerinde doğrudan etkisi olan güçlü ücret artışından da yararlandı. Hanehalkı tüketiminin dışında, kamu ve özel sektör yatırımlarındaki artış da büyümeyi destekledi. Yukarıda belirtilen olumlu makroekonomik ortam CEE bölgesindeki şirketlerin ödeme güçleri üzerinde de etkili oldu. Bir yıl önce iflas işlemlerinde kaydedilen artışın aksine, GSYH’ya göre ağırlıklandırılmış ortalama iflas seviyesi 2018 yılında yüzde 4,2 azaldı.

. Bu olumlu gelişmelere karşın, düşük işsizlik oranı işgücü açığına yol açarken, bu durum hem gündelik faaliyetleri hem de potansiyel genişlemeleri bakımından işletmelerin önündeki ana engel haline geldi.

. İşgücü eksikliği, yüksek kapasite kullanım oranları, artan girdi maliyetleri ve dışarıdaki yavaşlamanın etkisi (doğrudan ve dolaylı) dâhil olmak üzere arz tarafı kısıtları CEE bölgesinde faaliyet gösteren şirketler için bir endişe kaynağı oluşturuyor.

. Sabit varlıklara yapılan yatırımlardaki sınırlı hızlanma ve azalan ihracat GSYH artışını biraz zayıflatsa da, hanehalkı tüketiminin GSYH artışının ana sürükleyici etkeni olmaya devam etmesi bekleniyor.

. Avro bölgesindeki yavaşlama, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının tırmanması ve İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkış sürecindeki belirsizlikler, şirketler ve ekonomi üzerindeki potansiyel etkileri sebebiyle ihracatçılar için endişeye yol açıyor.

. Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde GSYH artışında beklenen yavaşlama temel olarak dış talepteki bir yavaşlamanın doğrudan ve dolaylı etkilerinden kaynaklanacak.

. CEE bölgesinde ortalama büyümenin 2019 yılında yüzde 3,6 ve 2020 yılında yüzde 3,2 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

. CEE ekonomileri çoğunlukla dış piyasalara yüksek derecede açık olduklarından dolayı, dış talepteki zayıflama kendini sadece büyüme oranlarında değil zamanla iflas istatistikleri ile de gösterecektir. Bu bakımdan, otomotiv sektörü ile bu sektörel parça ve aksam tedarik eden kimya ve metal sektörleri gibi dış piyasalar ile güçlü bir şekilde iş yapan sektörler bu durumdan etkilenecektir.

ABD-Çin ticaret görüşmeleri haftaya Pekin’de devam edecek

ABD-Çin arasında 2 Mart’ta dolacak olan ticaret savaşı ateşkesi öncesinde bir grup ABD’li yetkili gelecek hafta Pekin’e gidiyor. Konuya ilişkin açıklama ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin’den geldi.

Mnuchin geçen hafta Çin Başbakan Yardımcısı Liu He ile yaptıkları görüşmelerin hayli verimli olduğunu, gelecek hafta görüşmelere Pekin’de devam edeceklerini belirtti.

ABD’li yetkililer Çin ile ticaret açığını daraltacak serbest ve adil bir ticaret anlaşması, fikri mülkiyet hakları, ticari sırların ifşa edilmemesi, teknoloji transferi gibi konularda Çin ile anlaşma sağlanamaması halinde 200 milyar dolarlık Çin ithal mallarına uygulanan %10 gümrük vergisi 2 Mart itibariyle %25’e çıkartılacak.

Reuters haberine göre ticaret savaşı öncesinde Çin ABD’den yıllık ortalama 30 milyon ton soya fasulyesi alırken 2018 yılında toplam satın alım 23 milyon ton oldu. Aralık 2018 başında başlayan ateşkesten bu yana Çin tarafı ABD’den 2,6 milyon ton soya fasulyesi aldı, geçen haftaki görüşmelerde ise Çin tarafı 5 milyon ton soya fasulyesi alım sözü verdi.

ABD-Çin görüşmeleri ateşkesin devam edeceğine işaret ediyor

ABD-Çin arasında 2 Mart’ta süresi dolacak olan ateşkese yönelik olarak 7-9 Ocak tarihlerinde yapılan ikili görüşmeler sonrasında ABD Ticaret Temsilciliği tarafından yayınlanan bir açıklamaya göre Çin ABD’den tarım ve enerji mallarını da içeren çeşitli kategorilerde ve büyük miktarlarda ABD ürünleri satın alacak.

Beklendiği üzere görüşmelerde en hızlı gelişme satın alımlar konusunda gerçekleşti. Teknoloji transferleri, fikri mülkiyet koruması, tarife dışı engeller, siber saldırılar, ticari sırların çalınması gibi konularda da Çin tarafının uzlaşıya açık olduğu sinyalleri geliyor.

Görünen o ki ABD-Çin ticaret savaşı yerini uzatmalı ateşkese bırakıyor ki bu da 2 Mart’ta ek tarifelerin devreye girmeyeceği anlamına geliyor.

Pekin görüşmelerinden ilk gün iyi niyet mesajları geldi

ABD-Çin arasında geçen Kasım sonunda Arjantin’de yapılan G20 toplantısında uzlaşıya varılan 3 aylık ticaret savaşı ateşkesi kapsamında, Çin’in başkenti Pekin’de dün başlayan 2 günlük görüşmelerle ilgili olarak dün iki taraftan birer açıklama geldi:

. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lu Kang ABD ile olan ticari ihtilafların eşit şartlarda çözülmesini istediklerini söyledi.

. ABD Ticaret Sekreteri Wilbur Ross ise dün CNBC’ye verdiği röportajda ABD’deki tarifelerin Çin ekonomisine ve Çin’in toplumsal huzursuzluğu önleyebilecek istihdam yaratma yeteneğine baskı yaptığını söyledi.

ABD yönetimi söz konusu tarifelerin Çin’in ekonomik büyüme ve istihdam piyasası üzerinde olumsuz etkisi olduğunu kabul ederken Çin de eşit şartlarda bir anlaşmaya razı olduğunu dile getiriyor. İki taraflı iyi niyet olarak algıladığımız bu gelişmenin bugünkü görüşmelerde somut adımlarla desteklenmesini arzu ediyoruz. Zira ardı ardına gelen ABD makro ekonomik verileri de küresel yavaşlama endişelerinden olumsuz etkilenildiğini teyit ediyor.

2018 yılında ABD 250 milyar dolar büyüklüğündeki Çin ithal mallarına, Çin ise 110 milyar dolarlık ABD ithal mallarına ek gümrük vergisi uygulamaya başlamış, ABD Başkanı Trump 2019 yılı ile birlikte ek tarifelerin %25’e yükseltileceğini açıklamıştı. Ateşkes anlaşması ile Trump ek tarifeyi 2 Mart’a kadar dondurmuş oldu.

ABD’de Kasım ayı kişisel harcama verileri Fed’i destekledi, ihracat ateşkese bağlı

ABD’de 3. çeyrek büyüme verisi %3,5 seviyesinden %3,4 seviyesine revize edildi. Revizyonda, kişisel harcamalar endeksinin (PCE) 3. çeyrekte yıllık %1,9 seviyesinden %1,6 seviyesine revize edilmesi ve özellikle Çin’in gümrük tarifesini artırmasına bağlı olarak soya fasulyesi ihracatındaki düşüş etkili oldu. Fed’in baz aldığı çekirdek PCE artışı ise %1,5 seviyesinden yukarı %1,6 seviyesine revize edildi.

ABD’de 4. çeyrek verilerine göre çekirdek PCE’de yıllık %1,9 artış kaydedildi. Fed para politikasında çekirdek PCE’de %2 seviyesini hedefliyor. Geçen Çarşamba yapılan yılın son toplantısında Fed çekirdek PCE’nin %2 hedefinin hemen altında %1,9 seviyesinde olması ve güçlü ekonomik aktiviteye bağlı olarak politika faizini 25 baz puan artışla %2,25-2,50 seviyesine yükseltmişti.

İhracat tarafında ise Arjantin’de 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde yapılan G20 zirvesinde ABD-Çin ticaret savaşına ilişkin olarak 90 günlük bir ateşkes imzalanmış ve hemen arkasından Çin hükümeti ABD’den soya fasulyesi sipariş etmişti. Dün (23 Aralık 2018) ise Çin Ticaret Bakanlığı yaptığı bir açıklamada ABD-Çin arasında ateşkese bağlı olarak geçen hafta bakan yardımcıları seviyesinde ticaret dengesi ile fikri mülkiyet haklarının güçlendirilmesine ilişkin çalışmalar yapıldığını duyurdu. Hatırlatalım, 17 Aralık’ta Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ABD’nin ticaret politikasını 14. kez İsviçre’nin Cenevre kentinde değerlendirmiş ve Trump yönetimi başa geçtiği tarihten bu yana ilk kez söz konusu incelemeyi kabul etmişti. Bu gelişmeleri küresel durgunluk endişeleri artarken önemli olarak değerlendiriyoruz.

19 Aralık tarihi Fed için bağımsızlık sınavı olacak

ABD’de Kasım ayı enflasyon verileri 19 Aralık toplantısında Fed’i 25 baz puanlık faiz artırımına bir adım daha yaklaştırdı.

Ancak kademeli faiz artışlarını bırakıp veri odaklı gelişmelere bağlı faiz kararı modeline geçen Fed’in 2019 yılından itibaren nasıl bir aksiyon alacağı konusu belirsiz.

Bu noktada, ışık tutacağına inandığımız bir anket çalışmasından bahsedelim.

Duke Üniversitesi 2019 CFO Küresel İş Görünümü anket sonuçlarını yayınladı. Anket sonuçlarına göre,

. ABD’deki CFO’ların %49’u ABD ekonomisinin 2019 yılı sonunda, %82’si ise 2020 yılı sonunda resesyona gireceğine inanıyor.

. Afrika’daki CFO’ların %97’si, Kanada’daki CFO’ların%86’sı, Avrupa’daki CFO’ların %67’si, Asya’daki CFO’ların %54’ü ve LatınAmerika’daki CFO’ların %42’si kendi ülkelerinin 2019 yılı sonunda resesyona gireceğine inanıyor.

. ABD’deki CFO’lar 2019 yılı için %3’ün altında büyüme bekliyorlar. Yeni yılın başlarında sermaye harcamaları ve istihdamın %3 büyüyeceği tahmin ediliyor.

. ABD’deki CFO’lar başlıca endişe unsurları olarak nitelikli çalışan bulma ve elde tutma zorluğu, çalışanların artan maliyeti, hükümet politikaları ve ekonomik belirsizlikleri sayıyorlar. ABD-Çin arasındaki ticari anlaşmazlık sebebiyle birçok şirketin yatırımları ve iş aksiyonlarını askıya aldıkları belirtiliyor.

. Avrupalı CFO’lar nitelikli çalışan bulma ve elde tutma zorluğu, ekonomik belirsizlikler, hükümet politikaları, kur riski ve işçi verimliliğini başlıca risk unsurları olarak sıralıyorlar.

. Asyalı CFO’lar için başlıca risk unsurları ekonomik belirsizlik, nitelikle çalışan bulma zorluğu ve kur riski.

. Latin Amerikalı CFO’lar için başlıca risk unsurları ekonomik belirsizlik, hükümet politikaları, talepte zayıflama ve kur riski

. Afrikalı CFO’lar için başlıca risk unsurları ekonomik belirsizlik, hükümet politikaları ve düzenleme gereksinimleri.

Anket sonuçları bize ABD Başkanı Trump’ın “Önce Amerika”hedefine bağlı olarak 2018 yılı başından itibaren yürüttüğü ticaret savaşının dünyaya ekonomik belirsizlik ve ülke para birimlerinde oynaklık ihraç ettiğini kanıtlamış oldu.

Ancak hem 6 Kasım seçimlerinde Temsilciler Meclisi’nde gücünü kaybeden hem de 2019 ile birlikte vergi indirimlerinin son bulmak zorunda olması Trump’ı Çin ile uzlaşı platformuna çekmek zorunda bıraktı. Öyle ki Çarşamba günü Huawei Technologies Co.’nun CFO’su Meng Wanzhou’nun iade davasına müdahale edebileceğini söyledi. Meclis çoğunluğunu kaybeden Trump ülke içinde de büyüme dinamiklerini canlı tutmak adına elindeki kozları kullanmayı sürdürüyor: Fed’e faiz düşürmesi konusunda baskı yapıyor ki Trump’a kadar hiçbir başkanlık döneminde Fed’e sözlü müdahale edilmemişti.

Trump’ın sözlü müdahalelerinin akabinde  şaşırtıcı bir şekilde Fed Aralık ayı başında büyüme endişelerini dile getirerek kademeli faiz artırımlarından vazgeçtiğini ve veri odaklı faiz artırım modeline geçtiğini duyurmuştu. 2019 yılında Fed ekonomik verilerin seyrine göre faiz kararı verecek. 19 Aralık toplantısında Fed güçlü ekonomik görünüme rağmen faiz değişikliği yapmayıp bağımsızlığını kaybettiğini ispatlar ise bu küresel ekonomiler açısından kura yönelik beklentilerde bozulmanın süreceği anlamına geliyor.

Öte yandan bu hafta başında ABD-Çin ticaret anlaşmasına yönelik olumlu haberler almıştık. 90 günlük ateşkes süresince atılacak her somut adımın küresel büyüme açısından belirsizliğin azalmasında etkili olacağını düşünüyoruz.

ABD’de enflasyon baskısı azalırken ABD-Çin’den uzlaşı sinyalleri Fed’in öngörülerini etkileyecek mi?

ABD’de üretici fiyatları Kasım ayında aylık %0,1, yıllık %2,5 artış ile 2018 yılının en düşük yıllık artışını kaydetti. Aylık bazda gıda fiyatları Ekim ayına göre hızlanırken enerji fiyatları 2015 yılı Eylül ayından bu yana en hızlı düşüşünü yaşadı.

Çarşamba günü ise ABD’de tüketici fiyatları açıklanacak. Ekim ayında yıllık %2,5 artışın ardından enflasyonun Kasım ayında %2,2’ye gerilemesi bekleniyor.

3. çeyrekte %3 büyüyen ABD ekonomisi 2018 yılının ilk üç çeyreğinde ortalama %2,8 büyüme kaydetmiş oldu. Eylül, Ekim, Kasım aylarında son 49 yılın en düşük işsizlik oranı olan %3,7 seviyesi korunurken Fed’in dikkate aldığı ortalama saatlik ücretler Kasım ayında aylık bazda %0,2’lik artışla beklentilerin altında kalırken yıllık bazda %3,1 yükseldi.

19 Aralık’ta para politikasını görüşmek üzere toplanacak olan Fed’in 25 baz puanlık artırım yapma ihtimalini yüksek görüyoruz. Zira ABD-Çin ticaret görüşmeleri cephesinde bugün

. Çin’in ABD’de imal edilmiş olan arabalara yönelik %40 gümrük vergisinin %15’e indireceklerini duyurması,

. ABD Başkanı Trump’ın attığı bir tweet ile iyi haberler duyacağımızı ifade etmesi,

. Çin Başkan Yardımcısı Liu’nun ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer ile küresel bir ticaret savaşını hafifletmek amacıyla görüştüğünü söylemesi büyüme dinamikleri açısından olumlu gelişmeler oldu.

Fed yetkilileri ticaret savaşını büyüme üzerinde baskı oluşturan başlıca riskler arasında sayıyor. 19 Aralık’a kadar, Başkan Trump’ın ipucu verdiği üzere, ateşkes sürecinden gelecek olası olumlu adımlar Fed’i Aralık ayında faiz artırımına daha da yaklaştıracak. Dahası kademeli artırımlar yerine veri odaklı faiz kararına yönelen Fed’in toplantıda öne süreceği 2019 yılı için öngörüleri çok daha önem kazanmış durumda.

Aşırı ısınma sinyali vermeyen ABD ekonomisinde 19 Aralık Fed toplantısı önemli

ABD’de Kasım ayında işsizlik oranı 49-yılın düşüğü olan %3,7 ile Eylül ve Ekim aylarına göre değişiklik göstermedi. Tarım-dışı istihdam 200bin artış beklentisine karşılık 155bin olarak gerçekleşti (Ekim: 250bin). Tarım-dışı sektörde ortalama saatlik ücretler ise aylık %0,3 artış beklentisine karşılık %0,2 (yıllık: %3,1) artış kaydetti. Fed’in takip ettiği çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonu Ekim ayında aylık %0,1 (yıllık %1,8) artmıştı. Fed, faiz kararında çekirdek PCE’de %2 seviyesini hedefliyor.

Kasım ayında aylık ortalama ücret artışlarının beklentilerden düşük gelmesine ek olarak ISM imalat sektörü PMI endeksi verilerine göre üretim artarken çelik ve alüminyum fiyatlarında Kasım ayında yaşanan gerilemeye bağlı olarak fiyatlar endeksi gerilemişti. ISM imalat dışı sektör ise yine Kasım ayında büyüme kaydederken sektörde fiyatlar son 33 aydır aralıksız yükseliyor. 

Kasım ayı IHS Markit imalat sektörü PMI endeksi sektörde Eylül 2017’den bu yana en yavaş büyümesini kaydetmişti. Yüksek hammadde fiyatlarına bağlı olarak girdi ve çıktı fiyatları arttı. IHS Markit imalat dışı sektör ise Ekim ayına göre hafif gerilerken yeni işlerde Ekim 2017’den bu yana en yavaş büyüme kaydedildi. Yüksek petrol fiyatları ve işçi maliyetlerine bağlı olarak girdi ve çıktı fiyatları arttı.

Not olarak belirtelim: IHS Markit PMI verilerinin sektördeki gerçek değişimle korelasyonunun ISM verilerine göre daha yüksek olduğu ifade edilmektedir. (https://ihsmarkit.com/research-analysis/comparisons-of-us-manufacturing-output-soft-data-accuracy.html)

6 Aralık’ta başlayan OPEC toplantısından ise ancak 7 Aralık’ta uzlaşıya varıldı ve OPEC ülkeleri günlük 800 bin varil, OPEC üyesi olmayan Rusya ise günlük 400 bin varil üretim kısıntısına gitme kararı aldı. Uygulama 2019 yılı Ocak ayında başlayıp Haziran ayı sonuna kadar geçerli olacak.

OPEC toplantı kararının ABD ham petrol fiyatlarını yukarı çekmesi ABD enflasyonu üzerinde baskı oluşturacaktır. 2018 yılında kaydedilen güçlü ekonomik büyümenin kaynağı vergi indirimleri ve kredi şartlarında yumuşama olmuştu. 2019 yılında vergi indirimlerinin son bulacak olması ve gümrük tarifeleri ile ilgili belirsizlikler büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. “Kademeli” faiz artırım beklentisini “veri odaklı görünüme bağlı olarak” değiştiren Fed’in 18-19 Aralık para politikası toplantısında güçlü ekonomik görünüme bağlı olarak politika faizini 25 baz puanlık artışla %2,25-2,50 aralığına yükseltme ihtimalini hala olası görüyoruz. Ancak fiyatlar tarafında ABD’nin muhalefetine rağmen OPEC’in petrol kesinti kararını alması 2019 yılında enflasyon görünümü üzerinde baskı yaratacaktır. 90 günlük ABD-Çin ticaret savaşı ateşkesinin ve petrol fiyatlarındaki seyrin makro-ekonomik verilere yansımasının 2. çeyrekte daha belirgin hale geleceğini dikkate aldığımızda Fed’in 18-19 Haziran toplantısından önce harekete geçmeyeceğini düşünüyoruz.

Bugün açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verileri Fed kararı için ipucu verecek

ABD’de bugün açıklanacak Kasım ayı tarım dışı istihdam verileri Fed’in 18-19 Aralık’ta yapacağı para politikası toplantısı için önemli ipucu olacak.

Perşembe açıklanan özel sektör ADP istihdam verilerinde beklentinin daha aşağısında gelen bir sonuç gördük. Kasım ayı için piyasa beklentisi 195 bin istihdam artışı yönündeyken 179 bin artış kaydedildi, Ekim ayı verisi aşağı 225 bin olarak revize edildi.

Bugün açıklanacak Kasım ayı tarım dışı istihdam verisi için piyasa beklentisi 200 bin artış olacağı yönünde. Ekim ayında tarım dışı istihdamında 250 bin artış yaşanmış, işsizlik oranı %3,7 ile Ekim ayında kaydedilen 49 yılın en düşük seviyesini korumuş, ortalama ücret artışları yıllık %3,1 oranında artış göstermişti. Beklenenden düşük bir istihdam verisi gelmesi halinde Fed’in 2019 için faiz artırım öngörüsü 3’ten aşağı revize edilebilir. 3’ten 2’ye düşürülmesi 2019’da vergi indirimlerinin son bulacak olması sebebiyle talep daralması ihtimali açısından anlamlı olabilir ancak beklentinin 1 veya sıfıra düşürülmesi ekonomide ciddi bozulmaya işaret edeceğinden böyle radikal bir düşüş öngörmüyoruz.

Geçen hafta Fed Başkan ve Başkan Yardımcısının açıklamaları ile yayınlanan Fed tutanakları faiz artırımlarının kademeli olması yerine veri destekli olarak artırılabileceği seçeneğini ortaya koymuş piyasalarda ABD’nin 2019 yılında resesyona gireceğine dair endişeleri gündeme getirmişti. Söz konusu endişeler ile ABD kısa vadeli tahvil faizlerinde yükseliş yaşanırken uzun vadeli tahvil faizleri gerileyerek kısa vadeli faizlerin aşağısında işlem görmeye başladı. 19 Aralık Fed kararı bu eğilimi ne derece değiştirebilecek göreceğiz.

Öte yandan 2019’da vergi indirimlerinin sonlanacak olması sebebiyle de ABD dış ticaret politikasının seyri ABD ekonomisine yönelik daha güçlü ipuçları verecek.

G20 toplantısında ABD-Çin ticaret savaşının 90 gün süreyle durdurulması ve iki taraflı ticaret görüşmelerine başlanması olumlu bir gelişme olmuştu. Toplantı sonrası karşılıklı yapılan açıklamalardan iki tarafın da uzlaşıya açık olduğu mesajını anlıyoruz.

ABD-AB tarafında ise ABD’de üretim yapan Alman otomobil şirketlerinin üst temsilcilerinin 4 Aralık’ta Trump ve ABD yetkilileriyle yaptıkları toplantılar işbirliğine açık gibi görünse de Almanya Başbakanı Merkel’in de belirttiği gibi “ticaret müzakereleri AB’nin sorumluluğunda”.

2019 yılında kırılgan yapıdaki ülkelerde resesyon riski korunurken, gelişmiş ekonomilerde büyüme hızı yavaşlayacak

ABD’nin 2018’de kaydettiği güçlü performans 2019’da zayıflayacak…

2017 yılında %2,2 büyüyen ABD ekonomisi, mali teşvikler ve Fed’in yürüttüğü şeffaf para politikasının desteğiyle güçlü istihdam ve enflasyon görünümü ortaya koyarak 2018 yılında %2,9’luk büyümeyi yakaladı. ABD’nin özellikle Çin’e karşı yürüttüğü ticaret savaşına rağmen ABD hanehalkı ve reel sektörünün yüksek ekonomik güven algısı iç talebin canlı kalmasında etkili oldu. Teşvikler ve ABD’nin korumacılık politikası iç talebi canlı tutarken korumacılık politikasının şirketler üzerindeki olumsuz etkisinin düşük düzeyde kaldığını gördük. 3. çeyrek bilanço verileri açıklamalarında şirketlerin 2019 yılı ile birlikte tarifelerin %25’e yükseltilmesi halinde satış ve kar rakamlarında düşüş olasılığının artacağı yorumlarını okuduk. Ancak yine de devam eden mali teşviklerin ABD ekonomisi büyümesini 2019’da %2,5 gibi bir seviyede tutması bekleniyor. 2020 yılı ise kritik çünkü mali teşviklerin sonlanması talepte daralmayla birlikte GSYH büyümesini %2’nin altına çekeceği tahmin ediliyor.

Çin hükümeti büyümeyi destekleyici adımlar atmaya devam edecek…

Karşı kanatta yani Çin ekonomisinde ise 2017 yılında kaydedilen %6,9’luk büyümenin ardından 2018 yılında %6,5’lik bir büyüme tablosu var önümüzde. Çin hükümeti de ticaret savaşının etkilerini azaltabilmek adına şirketlerin ekonomik faaliyetlerini sürdürmesi ve hanehalkının harcama eğilimini devam ettirmesinde etkili olan parasal ve mali tedbirler alıyor. 2019 yılında da hükümet desteğini sürdürmeye devam edecek ki bu durum Uzak Doğu ülkelerinin ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmeleri açısından da önemli.

Euro Bölgesi yavaşlıyor…

Avrupa tarafında ise 2017’de kaydedilen %2,5’lik büyümeden sonra ekonomi 2018’de %1,9 ile vites düşürdü. Bunda özellikle otomotiv sektörü üzerindeki baskılar ve ticaret savaşının bölge halkı ve şirketleri üzerinde yarattığı ekonomik güven kaybı etkili oldu. Oxford Economics 2019 için %1,6’lık büyüme öngörüyor.

Japonya ekonomisi doğal afetlerin gölgesinde kaldı…

Japonya’da ise 2018 yılında yaşanan doğal afetler ekonomi üzerinde olumsuz bir tablo yaşanmasına sebep oldu. 2017 yılında kaydedilen %1,7’lik büyüme sonrasında 2018 yılında %1’lik bir büyümeye tanık oluyoruz. Oxford Economics Japon ekonomisinin 2019 yılında %1,2, 2020 yılında ise %0,1 büyüyeceğini tahmin ediyor.

Küresel büyüme hız kesiyor…

Görünen tablo 2019 ve 2020 yıllarında büyüme performansında hız kaybı yaşanacağına işaret ediyor. 2017’de %3,1 büyüyen dünya ekonomisinin 2018 yılında %3, 2019’da %2,8, 2020’de ise %2,7 büyüyeceğini tahmin ediyor Oxford Economics. Yavaşlamanın şiddetinin ABD politikalarına ve ekonomik performansına bağlı olacağını düşünüyoruz. Brexit ve İtalya sorunlarıyla boğuşan Avrupa Birliği’ni dikkate aldığımızda Euro’nun seyrini çözüm süreci belirleyecek. ABD ekonomisinin güçlü yapısı korundukça ABD doları Euro’ya karşı görece güçlü kalmaya devam edecek.

Kırılgan ülkelerde resesyon riski artıyor…

Küresel ekonominin dümenini ABD politikaları yönlendirirken bir yanda ABD ekonomisinin aşırı ısındığına dair tartışmalar sürerken, diğer yanda Brexit, İtalya endişeleri ve sıkılaşan finansman şartlarının kırılgan yapıdaki gelişmekte olan ekonomiler üzerinde artan baskısının ABD ekonomisi büyümesi üzerinde aşağı yönlü risk oluşturacağına dair söylemler Fed’in faiz artırım beklentilerinin sorgulanmasına sebep oluyor. Fed Aralık ayında 1, 2019 yılı genelinde ise 3 olmak üzere 2019 yılı sonuna kadar toplam 4 faiz artırımı öngörüyor. Mevcut risklerin küresel ekonomide “resesyon” endişelerini artırması Fed’in Aralık ayı toplantısında beklemede kalacağı beklentilerini gündeme taşıdı.

ABD ekonomisi son 9 çeyrektir büyümesini sürdürürken işsizlik oranı 49 yılın en düşük seviyesi olan %3,7 seviyesine gerilerken Fed’in baz aldığı çekirdek kişisel tüketim harcamaları endeksi tarihi rekor seviyesini Ağustos 2018’de kırarak yıllık bazda %2 hedefine ulaştı ve Eylül ayında da %2’lik artışını sürdürdü. Fed’in Aralık ayı toplantısında faizde beklemede kalacağını düşünmüyoruz, 25 baz puanlık artış hamlesini gerçekleştirecektir. Ancak Fed’in küresel ekonomiye yönelik yorumları ve 2019 yılına dair faiz artırım beklentileri önemli olacak. 2019 yılı için faiz artırım sayısında artış beklemiyoruz. Finansal koşulların sıkılaşmasının 2019 yılında küresel bazda stagflasyon riskini azalttığını, Türkiye gibi kırılgan yapıdaki gelişmekte olan ekonomiler için ise resesyon riskini artırdığını düşünüyoruz. Çin hükümetinin ekonomi politikaları Asya-Pasifik ekonomileri üzerinde etkili olmaya devam ederken Latin Amerika ülkelerinin yatırım açısından daha cazip görüldüğünü raporlardan okuyoruz. Türkiye ekonomisinin ayakta kalması dış politika ve sürdürülebilir büyüme açısından atacağı somut adımlara bağlı olacak. ABD ve AB ile ilişkiler konusunda suların durulduğunu, yapıcı görüşmelerin Türk lirası üzerinde olumlu etkisini gördük. Sürdürülebilir büyüme tarafında yapısal reformlara yönelik atılacak her adım ise TL’ye güvenin artmasını sağlayacaktır.