Etiket: ticaret savaşı

19 Aralık tarihi Fed için bağımsızlık sınavı olacak

ABD’de Kasım ayı enflasyon verileri 19 Aralık toplantısında Fed’i 25 baz puanlık faiz artırımına bir adım daha yaklaştırdı.

Ancak kademeli faiz artışlarını bırakıp veri odaklı gelişmelere bağlı faiz kararı modeline geçen Fed’in 2019 yılından itibaren nasıl bir aksiyon alacağı konusu belirsiz.

Bu noktada, ışık tutacağına inandığımız bir anket çalışmasından bahsedelim.

Duke Üniversitesi 2019 CFO Küresel İş Görünümü anket sonuçlarını yayınladı. Anket sonuçlarına göre,

. ABD’deki CFO’ların %49’u ABD ekonomisinin 2019 yılı sonunda, %82’si ise 2020 yılı sonunda resesyona gireceğine inanıyor.

. Afrika’daki CFO’ların %97’si, Kanada’daki CFO’ların%86’sı, Avrupa’daki CFO’ların %67’si, Asya’daki CFO’ların %54’ü ve LatınAmerika’daki CFO’ların %42’si kendi ülkelerinin 2019 yılı sonunda resesyona gireceğine inanıyor.

. ABD’deki CFO’lar 2019 yılı için %3’ün altında büyüme bekliyorlar. Yeni yılın başlarında sermaye harcamaları ve istihdamın %3 büyüyeceği tahmin ediliyor.

. ABD’deki CFO’lar başlıca endişe unsurları olarak nitelikli çalışan bulma ve elde tutma zorluğu, çalışanların artan maliyeti, hükümet politikaları ve ekonomik belirsizlikleri sayıyorlar. ABD-Çin arasındaki ticari anlaşmazlık sebebiyle birçok şirketin yatırımları ve iş aksiyonlarını askıya aldıkları belirtiliyor.

. Avrupalı CFO’lar nitelikli çalışan bulma ve elde tutma zorluğu, ekonomik belirsizlikler, hükümet politikaları, kur riski ve işçi verimliliğini başlıca risk unsurları olarak sıralıyorlar.

. Asyalı CFO’lar için başlıca risk unsurları ekonomik belirsizlik, nitelikle çalışan bulma zorluğu ve kur riski.

. Latin Amerikalı CFO’lar için başlıca risk unsurları ekonomik belirsizlik, hükümet politikaları, talepte zayıflama ve kur riski

. Afrikalı CFO’lar için başlıca risk unsurları ekonomik belirsizlik, hükümet politikaları ve düzenleme gereksinimleri.

Anket sonuçları bize ABD Başkanı Trump’ın “Önce Amerika”hedefine bağlı olarak 2018 yılı başından itibaren yürüttüğü ticaret savaşının dünyaya ekonomik belirsizlik ve ülke para birimlerinde oynaklık ihraç ettiğini kanıtlamış oldu.

Ancak hem 6 Kasım seçimlerinde Temsilciler Meclisi’nde gücünü kaybeden hem de 2019 ile birlikte vergi indirimlerinin son bulmak zorunda olması Trump’ı Çin ile uzlaşı platformuna çekmek zorunda bıraktı. Öyle ki Çarşamba günü Huawei Technologies Co.’nun CFO’su Meng Wanzhou’nun iade davasına müdahale edebileceğini söyledi. Meclis çoğunluğunu kaybeden Trump ülke içinde de büyüme dinamiklerini canlı tutmak adına elindeki kozları kullanmayı sürdürüyor: Fed’e faiz düşürmesi konusunda baskı yapıyor ki Trump’a kadar hiçbir başkanlık döneminde Fed’e sözlü müdahale edilmemişti.

Trump’ın sözlü müdahalelerinin akabinde  şaşırtıcı bir şekilde Fed Aralık ayı başında büyüme endişelerini dile getirerek kademeli faiz artırımlarından vazgeçtiğini ve veri odaklı faiz artırım modeline geçtiğini duyurmuştu. 2019 yılında Fed ekonomik verilerin seyrine göre faiz kararı verecek. 19 Aralık toplantısında Fed güçlü ekonomik görünüme rağmen faiz değişikliği yapmayıp bağımsızlığını kaybettiğini ispatlar ise bu küresel ekonomiler açısından kura yönelik beklentilerde bozulmanın süreceği anlamına geliyor.

Öte yandan bu hafta başında ABD-Çin ticaret anlaşmasına yönelik olumlu haberler almıştık. 90 günlük ateşkes süresince atılacak her somut adımın küresel büyüme açısından belirsizliğin azalmasında etkili olacağını düşünüyoruz.

ABD’de enflasyon baskısı azalırken ABD-Çin’den uzlaşı sinyalleri Fed’in öngörülerini etkileyecek mi?

ABD’de üretici fiyatları Kasım ayında aylık %0,1, yıllık %2,5 artış ile 2018 yılının en düşük yıllık artışını kaydetti. Aylık bazda gıda fiyatları Ekim ayına göre hızlanırken enerji fiyatları 2015 yılı Eylül ayından bu yana en hızlı düşüşünü yaşadı.

Çarşamba günü ise ABD’de tüketici fiyatları açıklanacak. Ekim ayında yıllık %2,5 artışın ardından enflasyonun Kasım ayında %2,2’ye gerilemesi bekleniyor.

3. çeyrekte %3 büyüyen ABD ekonomisi 2018 yılının ilk üç çeyreğinde ortalama %2,8 büyüme kaydetmiş oldu. Eylül, Ekim, Kasım aylarında son 49 yılın en düşük işsizlik oranı olan %3,7 seviyesi korunurken Fed’in dikkate aldığı ortalama saatlik ücretler Kasım ayında aylık bazda %0,2’lik artışla beklentilerin altında kalırken yıllık bazda %3,1 yükseldi.

19 Aralık’ta para politikasını görüşmek üzere toplanacak olan Fed’in 25 baz puanlık artırım yapma ihtimalini yüksek görüyoruz. Zira ABD-Çin ticaret görüşmeleri cephesinde bugün

. Çin’in ABD’de imal edilmiş olan arabalara yönelik %40 gümrük vergisinin %15’e indireceklerini duyurması,

. ABD Başkanı Trump’ın attığı bir tweet ile iyi haberler duyacağımızı ifade etmesi,

. Çin Başkan Yardımcısı Liu’nun ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer ile küresel bir ticaret savaşını hafifletmek amacıyla görüştüğünü söylemesi büyüme dinamikleri açısından olumlu gelişmeler oldu.

Fed yetkilileri ticaret savaşını büyüme üzerinde baskı oluşturan başlıca riskler arasında sayıyor. 19 Aralık’a kadar, Başkan Trump’ın ipucu verdiği üzere, ateşkes sürecinden gelecek olası olumlu adımlar Fed’i Aralık ayında faiz artırımına daha da yaklaştıracak. Dahası kademeli artırımlar yerine veri odaklı faiz kararına yönelen Fed’in toplantıda öne süreceği 2019 yılı için öngörüleri çok daha önem kazanmış durumda.

Aşırı ısınma sinyali vermeyen ABD ekonomisinde 19 Aralık Fed toplantısı önemli

ABD’de Kasım ayında işsizlik oranı 49-yılın düşüğü olan %3,7 ile Eylül ve Ekim aylarına göre değişiklik göstermedi. Tarım-dışı istihdam 200bin artış beklentisine karşılık 155bin olarak gerçekleşti (Ekim: 250bin). Tarım-dışı sektörde ortalama saatlik ücretler ise aylık %0,3 artış beklentisine karşılık %0,2 (yıllık: %3,1) artış kaydetti. Fed’in takip ettiği çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonu Ekim ayında aylık %0,1 (yıllık %1,8) artmıştı. Fed, faiz kararında çekirdek PCE’de %2 seviyesini hedefliyor.

Kasım ayında aylık ortalama ücret artışlarının beklentilerden düşük gelmesine ek olarak ISM imalat sektörü PMI endeksi verilerine göre üretim artarken çelik ve alüminyum fiyatlarında Kasım ayında yaşanan gerilemeye bağlı olarak fiyatlar endeksi gerilemişti. ISM imalat dışı sektör ise yine Kasım ayında büyüme kaydederken sektörde fiyatlar son 33 aydır aralıksız yükseliyor. 

Kasım ayı IHS Markit imalat sektörü PMI endeksi sektörde Eylül 2017’den bu yana en yavaş büyümesini kaydetmişti. Yüksek hammadde fiyatlarına bağlı olarak girdi ve çıktı fiyatları arttı. IHS Markit imalat dışı sektör ise Ekim ayına göre hafif gerilerken yeni işlerde Ekim 2017’den bu yana en yavaş büyüme kaydedildi. Yüksek petrol fiyatları ve işçi maliyetlerine bağlı olarak girdi ve çıktı fiyatları arttı.

Not olarak belirtelim: IHS Markit PMI verilerinin sektördeki gerçek değişimle korelasyonunun ISM verilerine göre daha yüksek olduğu ifade edilmektedir. (https://ihsmarkit.com/research-analysis/comparisons-of-us-manufacturing-output-soft-data-accuracy.html)

6 Aralık’ta başlayan OPEC toplantısından ise ancak 7 Aralık’ta uzlaşıya varıldı ve OPEC ülkeleri günlük 800 bin varil, OPEC üyesi olmayan Rusya ise günlük 400 bin varil üretim kısıntısına gitme kararı aldı. Uygulama 2019 yılı Ocak ayında başlayıp Haziran ayı sonuna kadar geçerli olacak.

OPEC toplantı kararının ABD ham petrol fiyatlarını yukarı çekmesi ABD enflasyonu üzerinde baskı oluşturacaktır. 2018 yılında kaydedilen güçlü ekonomik büyümenin kaynağı vergi indirimleri ve kredi şartlarında yumuşama olmuştu. 2019 yılında vergi indirimlerinin son bulacak olması ve gümrük tarifeleri ile ilgili belirsizlikler büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. “Kademeli” faiz artırım beklentisini “veri odaklı görünüme bağlı olarak” değiştiren Fed’in 18-19 Aralık para politikası toplantısında güçlü ekonomik görünüme bağlı olarak politika faizini 25 baz puanlık artışla %2,25-2,50 aralığına yükseltme ihtimalini hala olası görüyoruz. Ancak fiyatlar tarafında ABD’nin muhalefetine rağmen OPEC’in petrol kesinti kararını alması 2019 yılında enflasyon görünümü üzerinde baskı yaratacaktır. 90 günlük ABD-Çin ticaret savaşı ateşkesinin ve petrol fiyatlarındaki seyrin makro-ekonomik verilere yansımasının 2. çeyrekte daha belirgin hale geleceğini dikkate aldığımızda Fed’in 18-19 Haziran toplantısından önce harekete geçmeyeceğini düşünüyoruz.

Bugün açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verileri Fed kararı için ipucu verecek

ABD’de bugün açıklanacak Kasım ayı tarım dışı istihdam verileri Fed’in 18-19 Aralık’ta yapacağı para politikası toplantısı için önemli ipucu olacak.

Perşembe açıklanan özel sektör ADP istihdam verilerinde beklentinin daha aşağısında gelen bir sonuç gördük. Kasım ayı için piyasa beklentisi 195 bin istihdam artışı yönündeyken 179 bin artış kaydedildi, Ekim ayı verisi aşağı 225 bin olarak revize edildi.

Bugün açıklanacak Kasım ayı tarım dışı istihdam verisi için piyasa beklentisi 200 bin artış olacağı yönünde. Ekim ayında tarım dışı istihdamında 250 bin artış yaşanmış, işsizlik oranı %3,7 ile Ekim ayında kaydedilen 49 yılın en düşük seviyesini korumuş, ortalama ücret artışları yıllık %3,1 oranında artış göstermişti. Beklenenden düşük bir istihdam verisi gelmesi halinde Fed’in 2019 için faiz artırım öngörüsü 3’ten aşağı revize edilebilir. 3’ten 2’ye düşürülmesi 2019’da vergi indirimlerinin son bulacak olması sebebiyle talep daralması ihtimali açısından anlamlı olabilir ancak beklentinin 1 veya sıfıra düşürülmesi ekonomide ciddi bozulmaya işaret edeceğinden böyle radikal bir düşüş öngörmüyoruz.

Geçen hafta Fed Başkan ve Başkan Yardımcısının açıklamaları ile yayınlanan Fed tutanakları faiz artırımlarının kademeli olması yerine veri destekli olarak artırılabileceği seçeneğini ortaya koymuş piyasalarda ABD’nin 2019 yılında resesyona gireceğine dair endişeleri gündeme getirmişti. Söz konusu endişeler ile ABD kısa vadeli tahvil faizlerinde yükseliş yaşanırken uzun vadeli tahvil faizleri gerileyerek kısa vadeli faizlerin aşağısında işlem görmeye başladı. 19 Aralık Fed kararı bu eğilimi ne derece değiştirebilecek göreceğiz.

Öte yandan 2019’da vergi indirimlerinin sonlanacak olması sebebiyle de ABD dış ticaret politikasının seyri ABD ekonomisine yönelik daha güçlü ipuçları verecek.

G20 toplantısında ABD-Çin ticaret savaşının 90 gün süreyle durdurulması ve iki taraflı ticaret görüşmelerine başlanması olumlu bir gelişme olmuştu. Toplantı sonrası karşılıklı yapılan açıklamalardan iki tarafın da uzlaşıya açık olduğu mesajını anlıyoruz.

ABD-AB tarafında ise ABD’de üretim yapan Alman otomobil şirketlerinin üst temsilcilerinin 4 Aralık’ta Trump ve ABD yetkilileriyle yaptıkları toplantılar işbirliğine açık gibi görünse de Almanya Başbakanı Merkel’in de belirttiği gibi “ticaret müzakereleri AB’nin sorumluluğunda”.

2019 yılında kırılgan yapıdaki ülkelerde resesyon riski korunurken, gelişmiş ekonomilerde büyüme hızı yavaşlayacak

ABD’nin 2018’de kaydettiği güçlü performans 2019’da zayıflayacak…

2017 yılında %2,2 büyüyen ABD ekonomisi, mali teşvikler ve Fed’in yürüttüğü şeffaf para politikasının desteğiyle güçlü istihdam ve enflasyon görünümü ortaya koyarak 2018 yılında %2,9’luk büyümeyi yakaladı. ABD’nin özellikle Çin’e karşı yürüttüğü ticaret savaşına rağmen ABD hanehalkı ve reel sektörünün yüksek ekonomik güven algısı iç talebin canlı kalmasında etkili oldu. Teşvikler ve ABD’nin korumacılık politikası iç talebi canlı tutarken korumacılık politikasının şirketler üzerindeki olumsuz etkisinin düşük düzeyde kaldığını gördük. 3. çeyrek bilanço verileri açıklamalarında şirketlerin 2019 yılı ile birlikte tarifelerin %25’e yükseltilmesi halinde satış ve kar rakamlarında düşüş olasılığının artacağı yorumlarını okuduk. Ancak yine de devam eden mali teşviklerin ABD ekonomisi büyümesini 2019’da %2,5 gibi bir seviyede tutması bekleniyor. 2020 yılı ise kritik çünkü mali teşviklerin sonlanması talepte daralmayla birlikte GSYH büyümesini %2’nin altına çekeceği tahmin ediliyor.

Çin hükümeti büyümeyi destekleyici adımlar atmaya devam edecek…

Karşı kanatta yani Çin ekonomisinde ise 2017 yılında kaydedilen %6,9’luk büyümenin ardından 2018 yılında %6,5’lik bir büyüme tablosu var önümüzde. Çin hükümeti de ticaret savaşının etkilerini azaltabilmek adına şirketlerin ekonomik faaliyetlerini sürdürmesi ve hanehalkının harcama eğilimini devam ettirmesinde etkili olan parasal ve mali tedbirler alıyor. 2019 yılında da hükümet desteğini sürdürmeye devam edecek ki bu durum Uzak Doğu ülkelerinin ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmeleri açısından da önemli.

Euro Bölgesi yavaşlıyor…

Avrupa tarafında ise 2017’de kaydedilen %2,5’lik büyümeden sonra ekonomi 2018’de %1,9 ile vites düşürdü. Bunda özellikle otomotiv sektörü üzerindeki baskılar ve ticaret savaşının bölge halkı ve şirketleri üzerinde yarattığı ekonomik güven kaybı etkili oldu. Oxford Economics 2019 için %1,6’lık büyüme öngörüyor.

Japonya ekonomisi doğal afetlerin gölgesinde kaldı…

Japonya’da ise 2018 yılında yaşanan doğal afetler ekonomi üzerinde olumsuz bir tablo yaşanmasına sebep oldu. 2017 yılında kaydedilen %1,7’lik büyüme sonrasında 2018 yılında %1’lik bir büyümeye tanık oluyoruz. Oxford Economics Japon ekonomisinin 2019 yılında %1,2, 2020 yılında ise %0,1 büyüyeceğini tahmin ediyor.

Küresel büyüme hız kesiyor…

Görünen tablo 2019 ve 2020 yıllarında büyüme performansında hız kaybı yaşanacağına işaret ediyor. 2017’de %3,1 büyüyen dünya ekonomisinin 2018 yılında %3, 2019’da %2,8, 2020’de ise %2,7 büyüyeceğini tahmin ediyor Oxford Economics. Yavaşlamanın şiddetinin ABD politikalarına ve ekonomik performansına bağlı olacağını düşünüyoruz. Brexit ve İtalya sorunlarıyla boğuşan Avrupa Birliği’ni dikkate aldığımızda Euro’nun seyrini çözüm süreci belirleyecek. ABD ekonomisinin güçlü yapısı korundukça ABD doları Euro’ya karşı görece güçlü kalmaya devam edecek.

Kırılgan ülkelerde resesyon riski artıyor…

Küresel ekonominin dümenini ABD politikaları yönlendirirken bir yanda ABD ekonomisinin aşırı ısındığına dair tartışmalar sürerken, diğer yanda Brexit, İtalya endişeleri ve sıkılaşan finansman şartlarının kırılgan yapıdaki gelişmekte olan ekonomiler üzerinde artan baskısının ABD ekonomisi büyümesi üzerinde aşağı yönlü risk oluşturacağına dair söylemler Fed’in faiz artırım beklentilerinin sorgulanmasına sebep oluyor. Fed Aralık ayında 1, 2019 yılı genelinde ise 3 olmak üzere 2019 yılı sonuna kadar toplam 4 faiz artırımı öngörüyor. Mevcut risklerin küresel ekonomide “resesyon” endişelerini artırması Fed’in Aralık ayı toplantısında beklemede kalacağı beklentilerini gündeme taşıdı.

ABD ekonomisi son 9 çeyrektir büyümesini sürdürürken işsizlik oranı 49 yılın en düşük seviyesi olan %3,7 seviyesine gerilerken Fed’in baz aldığı çekirdek kişisel tüketim harcamaları endeksi tarihi rekor seviyesini Ağustos 2018’de kırarak yıllık bazda %2 hedefine ulaştı ve Eylül ayında da %2’lik artışını sürdürdü. Fed’in Aralık ayı toplantısında faizde beklemede kalacağını düşünmüyoruz, 25 baz puanlık artış hamlesini gerçekleştirecektir. Ancak Fed’in küresel ekonomiye yönelik yorumları ve 2019 yılına dair faiz artırım beklentileri önemli olacak. 2019 yılı için faiz artırım sayısında artış beklemiyoruz. Finansal koşulların sıkılaşmasının 2019 yılında küresel bazda stagflasyon riskini azalttığını, Türkiye gibi kırılgan yapıdaki gelişmekte olan ekonomiler için ise resesyon riskini artırdığını düşünüyoruz. Çin hükümetinin ekonomi politikaları Asya-Pasifik ekonomileri üzerinde etkili olmaya devam ederken Latin Amerika ülkelerinin yatırım açısından daha cazip görüldüğünü raporlardan okuyoruz. Türkiye ekonomisinin ayakta kalması dış politika ve sürdürülebilir büyüme açısından atacağı somut adımlara bağlı olacak. ABD ve AB ile ilişkiler konusunda suların durulduğunu, yapıcı görüşmelerin Türk lirası üzerinde olumlu etkisini gördük. Sürdürülebilir büyüme tarafında yapısal reformlara yönelik atılacak her adım ise TL’ye güvenin artmasını sağlayacaktır.

Mark Mobius alım fırsatı veren ülkeleri ve sektörleri sıraladı

Mobius Capital Partners kurucu ortağı Mark Mobius, CNBC’e verdiği 12 Kasım tarihli röportajında gelişen ülke piyasalarının alım fırsatı verdiğine dikkat çekti.

Mobius, finansal problemler yaşayan Türkiye ve Arjantin, ABD dolarında değerlenme ve artan petrol fiyatlarının etkisiyle yüksek dış borç taşıyan ve net petrol ithalatçısı konumundaki gelişen ülkelerin hisse senetleri piyasasında yaşanan sert satışların etkisiyle (yılbaşından bu yana %16’lık kayıp yaşandı) hisse senetlerinin çok ucuzladığını ve alım fırsatı yarattığını ifade ediyor.

Mobius’un favori ülke listesinde Brezilya, Çin, Endonezya, Hindistan, Malezya ve Tayland var.

Favori sektörleri arasında verimliliklerini teknoloji ile iyileştiren güçlü bilanço, düşük borçluluk yapısına sahip, yatırım yapan ve temettü ödeyen perakende şirketleri var.

Mobius ABD-Çin arasında ticaret gerginliğinin artması halinde en çok Güney Asya ülkelerinin etkileneceğini ancak bu olasılığı düşük gördüğünü belirtiyor.

Petrol fiyatlarına ilişkin olarak ise Mobius 100 dolar beklentilerini kısa vadede olası görmüyor. Gerçekleşmesi halinde gelişen ülke para birimlerinin ABD dolarına karşı toparlanmasının etkisiyle finansal yapılarının çok olumsuz etkilenmeyeceğini dile getiriyor.

Ticaret savaşının olumsuz etkileri şirket karlılıkları üzerinde artarak devam ediyor

ABD ve Çin’in gümrük vergisi uygulamalarının olumsuz etkisi ABD şirketlerinin bilançolarında görülmeye başlandı.

Caterpillar 3. çeyrekte yüksek çelik fiyatları ve gümrük vergilerinin şirketin üretim maliyetlerini yukarı çektiğini ifade etti. Bir diğer şirket 3M ise tarife kaynaklı maliyet artışlarına ek olarak ABD dolarındaki değerlenmenin 3. çeyrekte satış gelirlerini aşağı çektiğini bildirdi. United Technologies yine tarif kaynaklı maliyet artışlarını fiyat artışları ile dengelediklerini belirtirken, Harley-Davidson yüksek maliyet artışlarına dikkat çekti.

Bloomberg, ABD’nin Çin’e yönelik 200 milyar dolar, Çin’in ise ABD’ye yönelik 60 milyar dolar büyüklüğünde karşılıklı başlattıkları gümrük tarifelerinin şirketleri nasıl etkilediklerine dair hazırladığı sayfasında (https://www.bloomberg.com/graphics/tariff-tracker/) şirket yetkilileri tarafından yapılan toplam 64 yorum içerisinde 57 tanesinin olumsuz etkilendiğini yazıyor. Artan maliyetlerin satış gelirlerini azalttığı ve bu sebeple ürün fiyatlarında artışa gidildiği belirtiliyor.  Geleceğe yönelik olarak ise tarife oranının 2019 yılında %25 seviyesine yükselmesi ile birlikte satış ve karlılık beklentilerinde daha hızlı bir düşüş öngörülüyor.

Kısacası, ticaret savaşının getirdiği maliyet artışları gelir beklentilerini aşağı çekerken tüketiciler fiyat artışlarından etkilenmeye başladılar. 2019 ile birlikte bu etki daha da artacak.

ABN-AMRO %10’luk tarifenin ABD enflasyonu üzerinde önemli bir değişiklik yaratmayacağını öte yandan %25’lik tarifenin 2019 sonunda TÜFE’yi %2,4, çekirdek TÜFE’yi %2,4 ve Fed’in para politikasında dikkate aldığı çekirdek PCE’nin %2,3 seviyelerine yükselebileceğini belirtiyor. Fed sıkı para politikasına geçiş için çekirdek PCE’de %2 hedefini koymuş, bu seviyeye yaklaşılmasıyla birlikte kademeli faiz artırımlarına başlamıştı. Enflasyonist baskının dolayısıyla da yüksek faizlerin büyümeyi soğutabileceği endişeleri Fed üyeleri arasında faiz artırımları konusunda fikir ayrılığı yaratıyor. 8 Kasım’da para politikasını görüşmek üzere toplanacak olan Fed’in enflasyon ve büyüme üzerindeki riskleri yinelemesini ancak faiz oranlarında değişikliğe gitmemesini bekliyoruz.

Büyüme tarafında ise, ticaret savaşının küresel ekonomiye yönelik en büyük tehlike olduğunu ifade eden IMF küresel ekonominin 2018-2019-2020 yıllarında büyüme oranını 2017 ile aynı %3,7 olarak öngörürken 2017 yılında %2,3 büyüme kaydeden gelişmiş ekonomilerin 2020 yılı sonunda 0,6 yüzde puan kayıpla %1,7’lik büyüme göstereceğini öngörüyor. IMF, söz konusu riske istinaden küresel ekonomide yukarı doğru bir sürpriz beklemiyor.

ABD-Çin arasında ticaret savaşı 34 milyar dolar ile başladı, 500 milyar dolara yükselme riski var

ABD-Çin arasındaki ticaret savaşı 6 Temmuz’da fiilen başladı…

ABD halkına Çin ile arasındaki ticaret açığını kapatacağı sözünü veren ABD Başkan Trump dün yaptığı açıklamada 818 ürünü kapsayan 34 milyar dolarlık Çin ithal mallarına %25 ek vergi uygulamasına bugün itibariyle (6 Temmuz) başlanacağını, 16 milyar dolarlık diğer dilimin ise iki hafta içinde devreye alınacağını duyurdu.

Trump’ın Çin’e yönelik hamlesi 500 milyar dolara yükselebilir… 

Çin hükümeti önceki açıklamasında uygulamanın başlatılması halinde misilleme olarak 34 milyar dolarlık ABD ithal mallarına aynı tarihte aynı uygulamayı başlatacağını, ancak uygulamayı başlatacak ilk ülke olmayacaklarını duyurmuştu. Trump dün yaptığı açıklamada Çin’in karşı misilleme yapması halinde 500 milyar dolarlık Çin ithal mallarına ek vergi geleceği uyarısını tekrarladı. Çin 2017 yılında ABD’ye 505,5 milyar dolarlık ihracat yaparken ABD Çin’e 130 milyar dolar mal ihraç etmişti.

ABD’nin vergi tarifelerini başlatmasının ardından Financial Times ve Bloomberg’in yerel haberleri kaynak göstererek yayınladığı haberlere göre Çin’in karşı hamlelere başladığı, cnbc.com ise devlet haber ajansı Xinhua’a dayandırdığı haberinde ABD ithal mallarına vergi tarifesinin ABD ile aynı şekilde %25 olduğu belirtildi.

Çin ekonomisi ticaret savaşı söylemleriyle momentum kaybına uğradı, devamı gelecek…

ABD’den sonra dünyanın 2. büyük ekonomisine sahip olan Çin 2017 yılında ortalama %6,85 oranında büyürken 2018 yılı 1. çeyreğinde %6,8’lik büyüdü; işsizlik oranı 1. çeyrekte %3,89 seviyesine, enflasyon ise Mayıs ayında yıllık %1,8 seviyesine geriledi. Çin’in ABD’ye olan ticaret fazlası 2018 yılı Ocak-Mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %12,9 azalışla 104,85 milyar dolar seviyesine gerilerken sanayi üretiminde aynı dönemde bir önceki yıla göre hafif de olsa bir momentum kaybı var. ABD ile yaşanan sözlü ticaret savaşındaki seyrin Çin ekonomisini yılın ilk 5 ayında olumsuz etkilediği gördük. 6 Temmuz ile birlikte uygulamanın fiili olarak başlaması ile karşılıklı misilleme hareketlerinin momentum kaybının süreceğine işaret ediyor.

ABD-Avrupa Birliği arasında otomotiv piyasası ticaret savaşında son durum ne?

Trump 1,1 trilyon dolarlık ticaret hacmine sahip olduğu Kanada ve Meksika ile müzakerelerini sürdürürken Haziran ayında Avrupa otomotiv sektörünü hedef alan %20’lik gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunmuştu. The Guardian, Daimler’in ABD’de ürettiği Mercedes SUV’lerinin Çin’e ihracının söz konusu ticaret anlaşmazlığı ile karlılıklarında ciddi oranda düşüş yaratacağı uyarısını hatırlatıyor ki Reuters da Çin yerel gazetelerinde yer alan haberlerde ticaret savaşının sadece Çin ekonomisini değil küresel ekonomiyi de olumsuz etkileyeceğine dair haberlere yer veriyor. Kuzey Amerika’dan Çin’e 80 bin taşıt satışı yapan Ford şirketi ise söz konusu tarifelerin özellikle lüks Lincoln modellerinde karlılık marjlarının düşeceği uyarısında bulunduğuna dikkat çekiyor cnbc.com. Bu sadece buzdağının su üstünde görünen kısmı. Financial Times 3 Temmuz tarihli makalesinde ABD’nin ülkelere açtığı ticaret savaşının 1 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşabileceğine dikkat çekmişti.

Avrupa otomotiv pazarı üzerindeki ticaret savaşına konu kara bulutun dağılmasına yönelik olarak Almanya’nın üç büyük otomotiv üretici şirketi olan BMW, Volkswagen ve Daimler’in üst yöneticileri Çarşamba günü ABD konsolosu ile bir araya gelerek ABD-AB arasında karşılıklı otomotiv ithalatında sıfır vergi uygulamasını teyit taleplerini iletirken aksi bir uygulamanın ABD’den üretim ağını çekmekle sonuçlanabileceklerini belirtmişlerdi. Bir umut mudur bilinmez Başkan Trump dün ABD’nin Almanya konsolosu aracılığıyla AB’nin ABD taşıtlarına yönelik tarifeleri kaldırması karşılığında AB’den ithal edilen otomobillere yönelik tarifeleri askıya alacağını duyurdu. Haber sonrası Avrupa otomobil sektörü hisseleri Perşembe gününü %3,4’lük artışla kapattı.

Dünyanın 4. büyük ekonomisi olan Almanya’da ise GSYH  2017 yılı son çeyreğinde kaydettiği yıllık %2,9’luk büyümenin ardından 2018 yılı başında Trump’ın ticaret savaşı söylemleriyle ilk çeyrekte %2,3’e geriledi. ABD ile ticaret anlaşmalarındaki süreç başta Almanya olmak üzere AB ekonomisi üzerinde önemli rol oynamaya devam edecek.

ABD-Çin ticaret görüşmelerinden somut adım geldi, sıra Rusya ve İran’da

Washington’da süren görüşmeler sonrasında Pekin yönetiminin en üst düzey ekonomi yetkilisi Liu He ile ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin haftasonu ortak bir bildiriye imza attılar:

“Taraflar Çin’in ABD’den tarım ve enerji ürünleri ithalatında anlamlı bir artışta anlaştı. Bu ABD’nin büyümesine ve istihdamına olumlu katkı yapacak”

YORUM: Anlaşma bu şekilde mi kalacak yoksa örneğin teknoloji ürünleri ile ilgili nasıl bir gelişme olacak bekleyip göreceğiz.

ABD-Çin arasındaki ticaret savaşında Başkan Trump’ın amacı ABD mallarının aleyhine işleyen ticari anlaşmaları dengeye getirmekti, ilk uzlaşı geldi. Şimdi sırada ABD’nin Rusya ve İran ile dengelenme süreci var.

ABD dolar endeksi Aralık 2017 seviyelerine yükseldi

ABD-Çin arasındaki ticaret savaşında hafta sonu gelen somut adımlar ve bugün açıklanan ve beklentileri karşılamayan Japonya ihracat verileri sonrasında Dolar-Yen paritesi 111,25 ile Ocak ayı seviyelerine yükseldi.

ABD dolar endeksi ise 93,79 ile Aralık 2017’den bu yana en yüksek seviyede işlem görüyor.

Dolar-TL ise 4,53 sınırında yukarı yönlü hareketini sürdürüyor.