Etiket: tüketici

Küresel ekonomiyi imalat sektörü zayıflatıyor, hizmet sektörü destekliyor

Küresel bazda Şubat ayında hizmet sektöründe toparlanma yaşanırken imalat sektörü Haziran 2016 seviyelerine geriledi.

JP Morgan Küresel Hizmet Sektörü PMI verisi aylık 0,7 puan artışla 53,3 seviyesine yükselirken, JP Morgan Küresel İmalat Sektörü PMI verisi 50,6 seviyesine geriledi.

Endeks değerlerinin 50 seviyesi ve üzerinde olması sektörlerin büyüme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Ancak özellikle ABD kaynaklı korumacılık eğiliminin arttığı 2018 yılı ile birlikte başta imalat sektörü daralma bölgesine doğru aşağı yönünü korurken hizmet sektörü gücünü korumaya devam ediyor.

İmalat sektöründe 2018 başlarından bu yana zayıflama sürüyor öyle ki 2018 sonunda zayıflama daha da hızlandı. Alt detaylarda tüketim malları imalatı gücünü korurken yatırım malları ve ara malların üretimi 2018 yılı başından bu yana düşüş eğilimini koruyor.

Hizmet sektörü ise 2018 yılındaki dalgalanmaya rağmen gücünü koruyor. Detaylara baktığımızda ise işletme hizmetleri ve finansal hizmetler gücünü korurken, tüketici hizmetlerinde güç kaybı var.

Ticaret savaşları ve Brexit belirsizliğine ek olarak ABD ve Avrupa merkez bankalarının para musluklarını kapatması tüketici güvenini dolayısıyla da tüketici talebini zayıflatıyor.

Her ne kadar küresel bazda (mevcut işlerin tamamlanması veya yeni siparişlerdeki artışa paralel olarak) istihdam artışları yaşansa da girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarındaki artış tüketicinin alım gücünü aşağı çekiyor.

Daralan talep kapsamında tüketiciye yönelik hizmetlerde zayıflık sürüyor.

İşletmeler ise kısmen talep artışı kısmen mevcut işleri tamamlamaya ek olarak finansal sektörün desteği ile ayakta kalmayı sürdürüyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Seçim ayına müjdelerle giriyoruz

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler öncesinde makro-ekonomik görünümü özetlersek: Yüksek enflasyon, yüksek işsizlik, düşük talep, düşük üretim. Seçim ayına girerken söz konusu zayıf görünümü güçlendirecek müjdeler gelmeye devam ediyor. Kasım 2018’de dayanıklı tüketim mallarına getirilen KDV ve ÖTV indirimlerinin 31 Mart 2019 tarihine kadar uzatılmasının ardından 10 Şubat’ta BDDK, tahsili geciken ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik ilgili yönetmelikte değişiklik yapmıştı.

Cuma günü (22 Şubat) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Mehmet Ali Akben’den bireysel tüketicilerin elini rahatlatmak ve iç talebin canlanmasına katkı sağlaması amacıyla kredi kartlarında taksit sayısının artırılması ve bireysel tüketici kredilerinde vade uzatımı yönünde çalışma yaptıkları açıklaması geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ise yeni haftaya 2019 yılında 2,5 milyon yeni istihdam, KOBİ’ler için yeni bir kredi paketi, faizlerde düşüş, doğrudan yabancı sermaye, yapısal reform müjdeleriyle girdi. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ise her ilave istihdama prim ve vergilerin yanı sıra ücret desteği verileceğini söyledi.

Kısacası Ağustos 2018’den bu yana gerileyen hane halkı harcamalarında artışa ek olarak devlet desteğiyle istihdam artışı hedefleniyor. 15 Şubat itibariyle toplam tüketici kredileri 911,2 milyar TL seviyesinde bulunuyor.

Peki, Ağustos 2018’de TL’de yaşanan sert değer kaybının ardından yaşanan ekonomik daralma ile enflasyonda ve işsizlikte artış kaydedilirken hükumetin cari açığı tehlikeye düşürmeden GSYH büyümesinde vites artırmayı gerektirecek ne gibi gelişmeler var?

Küresel yavaşlama endişeleri ve iç talepte daralmayla birlikte Türkiye ekonomisinin 2019’da yavaşlamaya devam edeceği (Hükumet: %2,3), hatta daralma yaşayacağı (Moody’s: eksi %2, S&P: eksi %0,5) beklentileri hükumeti yerel seçimler öncesinde aksiyon almaya yöneltti ki bunda tetikleyici unsurların enflasyonda düşüş ve doğrudan yabancı yatırımlarda artış beklentilerinin etkisi olduğunu düşünüyoruz.

Şöyle ki;

1 Eylül 2018’de hane halkının uzun süreli borçlanmasını önlemek amacıyla kredi kartında taksit sayısı ile ihtiyaç kredileri vadelerine sınırlama getirilmişti. O günden bugüne iç talepte daralma artarken, enflasyonla mücadele çerçevesinde alınan önlemlerle fiyatlarda yukarı yön sınırlanmış, Merkez Bankası (TCMB) enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlanana kadar sıkı para politikasını sürdüreceğini açıklamış, Dolar/TL kurunda sert dalgalanmaların yerini 5,20-5,40 aralığında istikrarlı bir görünüm kazanmasına sebep olmuştu. İç talepte daralma ve petrol fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle 12-aylık toplam cari açık Aralık 2018 itibariyle 27,6 milyar dolar seviyesine gerilemişti.

TL’de sert bir değer kaybı yaşatacak olumsuz bir gelişme olmaz ise baz etkisinin azalacağı Haziran ayı ile birlikte enflasyonda düşüş görmeye başlanacak olması TCMB’nin faizleri düşürmeye başlamasına sebep olacak. Ek olarak Brexit gölgesinde Avrupa ekonomisinde toparlanma beklentisi ihracatta (dolayısıyla da üretimde) artış beklentileri yaratıyor.

Söz konusu gelişmeler ithalat hacmini artıracaktır ancak hükumetin cari açıktaki olası kötüleşmeyi artan turizm gelirleriyle birlikte doğrudan yabancı sermaye girişleriyle sınırlandırmayı hesaba kattığını düşünüyoruz. Seçim sonrası açıklanacak yapısal reform takviminin ise kredi derecelendirme kuruluşlarının kredi notunda olmasa bile görünümde iyileştirme yaratabilecek şekilde ikna edici olması gerekiyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Almanya verileri yurt dışı talepte zayıflığı doğruladı

Almanya’da iş dünyası ortamını ölçen Ifo endeksi Mayıs ayında 102,2 seviyesi ile bir önceki aya göre değişmedi. Endeks Aralık 2017’den Nisan ayına kadar aralıksız düşüş kaydetmişti. Alt endekslere göre geleceğe yönelik beklentilerde gerileme var.

Son açıklanan GfK tüketici güven endeksi ise mayıs ayına göre 0,1 puan gerilemeyle 10,7 olarak gerçekleşti.  Son 1 yıldır endeks Temmuz 2017’de 10,6 ile en düşük değerini, Şubat 2018’de de 11,0 ile en yüksek değerini gördü. Tüketicilerin son 1 yıldır beklentilerinde kalıcı bir iyimserlik veya kötümserlik gözlemlemiyoruz.

Büyüme tarafına baktığımızda geleceğe yönelik endişelerin izlerini buluyoruz. 2018 yılı 1. Çeyrek nihai büyümesi önceki tahminlere benzer olarak bir önceki çeyreğe göre %0,3 oldu. 4Ç2017’de %0,6’lık büyüme kaydedilmişti.

Bir önceki yılın aynı dönemine göre karşılaştırıldığında reel sektör yatırım harcamalarında zayıflama görülürken önceki çeyrekle karşılaştırıldığında artış söz konusu.

Hane halkının tüketim harcamaları hem bir önceki çeyreğe hem de bir önceki yılın aynı dönemine göre artış kaydetmesi yurtiçi talepte canlılığın sürdüğüne işaret etti.

Hem bir önceki çeyreğe hem de bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracatta kaydedilen düşüş yurtdışı talebin zayıflığına işaret etti.

İthalat tarafında ise bir önceki çeyreğe göre düşüşün Türkiye dış ticaret rakamlarında bir değişiklik yaratıp yaratmadığı konusunda etkisini izleyeceğiz.