Etiket: tüketim

Gaz verip sert frene basmak yerine yeni bir yol haritası lazım: Yapısal reform

İmalat sektörü PMI endeksi Eylül 2018’de 42,7 ile 2008 krizinden sonraki en düşük seviyesini kaydetmiş, sonrasında yükselme eğilimini ortaya koymuştu; 2019’un ilk üç ayında da endeks yükselişini sürdürdü.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak 2019’da bir önceki aya göre %1 artış kaydetti. Şubat ve Mart aylarında imalat sektöründeki iyileşmenin sürmesi sanayi üretimi için olumlu bir gelişme. Ancak mevsimsellikten arındırılmış verilere göre Kasım 2018-Şubat 2019 dönemi boyunca ihracatın aylık bazda gerilemeye devam etmesi, 2019 yılının ilk iki ayında ihracatın sanayi üretimi ve dolayısıyla da GSYH büyümesine katkısının negatif olduğuna işaret ediyor.

Öte yandan mevsimsellikten arındırılmış ithalat hacmi aynı dönem boyunca aralıksız artışını sürdürürken dış ticaret açığı aylık bazda aralıksız artmaya devam ediyor (ki bu durum değer kaybeden TL’yi de dikkate aldığımızda cari açıkta artış eğilimini ortaya koyuyor). En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’dan özellikle de Almanya’dan gelen zayıflama işaretleri Türkiye’nin ihracat performansındaki gerilemeyi teyit eder nitelikte.

Tüketim tarafında ise perakende ticaret ve e.t.t.e. tüketim endekslerinin 2019 yılının ilk iki ayında hafif kıpırdandığını, artan iç talebi karşılamak adına da reel sektörün söz konusu dönemde yatırımlarını artırarak stoklarını güçlendirdiğini ortaya koydu.

Ancak takipteki alacaklar tarafına baktığımızda takipteki kredilerin toplam bankacılık sektörü kredilerine oranının Ağustos 2018’den bu yana aralıksız yükselmesiyle reel sektörün finansman tarafında giderek daha zorluk yaşadığını anlıyoruz. 2018 yılının son çeyreğinden 2019 yılı ilk çeyreği sonuna kadar tüketici ve kurumsal kredilerdeki artış eğiliminin sürdüğünü de dikkate aldığımızda takipteki alacakların bankacılık sistemi üzerinde ağırlığını daha da artırdığını anlayabiliriz hele de artan risk primimize bağlı olarak dış borçlanma maliyetleri artıyorken.

(Hatırlatalım: Dış finansman şartlarının giderek zorlu bir hal aldığı 2018 yılında TL’de yaşanan sert değer kaybı sebebiyle TCMB TL’yi korumak adına sert faiz artırım kararı aldı ve sıkı para politikası kararlılıkla sürdürülmeye devam edildi. Ekonomik faaliyette yaşanan fren etkisine paralel olarak yüksek kredi faizleri yurt içinde finansmana erişimi zorlaştırdı.)

Bunların yanında özellikle Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) katkısıyla 2017’de kaydedilen iç tüketimdeki hızlanma, 2018’de KGF’nin sonlanmasıyla yavaşlama ve düşme eğilimini beraberinde getirdi ve sonuç olarak işsizlik oranı 2017 yılında hızla düşerken 2018 yılında hızla arttı.

Enerji ve dış borca bağımlı olmamıza rağmen iç tüketimi pompalayarak büyümenin ateşlenmesi cari açık, TL’de ve üretimde sert değer kayıpları ve yüksek işsizlik oranlarıyla daha şiddetli döndü.

Hal böyle iken, küresel ekonominin yavaşlama eğilimine girdiği bir ortamda hızla artan Türkiye nüfusunu da dikkate aldığımızda Türkiye’nin mevcut tüketim, yatırım ve üretim resminde sürdürülebilir bir şekilde istihdamı artıracak, işsizliği azaltacak bir hikayesi var mı? Maalesef yok. Yerli araba da bir hikaye evet ama yapay zekanın üretim tarafında ağırlığını artırdığı bir ortamda katma değer yaratacak teknolojik ürünlerin üretilmesi, yeni iş alanları yaratması ve dünya çapında marka değeri taşıması daha güzel bir hikaye.

Gerçek şu ki mevcut yapı hem TL’yi hem de ekonomiyi daha da kırılgan hale getiriyor. Gaz verip frene basmak zorunda kalmaktansa istihdam ve sürdürülebilir bir hızda büyümeyi sağlayacak yeni bir yol haritası lazım. Mevcut yapıyla bu sağlanamadığına göre yapıyı değiştirmek yani reform yapmak gerekiyor. Bunu da “yapısal reform” olarak adlandırıyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Ocak ayında ekonomik aktivitede iyileşme var

Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre;

Üretim Ocak ayında artış kaydetti:

. Sanayi üretimi Ocak ayında bir önceki aya göre %1 arttı.
. Otomobil üretimi Ocak ayında kısmen yatay kaldı (%0,3 artış).
. Hammadde ithalatı Ocak ayında aylık %9,2 arttı.

Tüketim Ocak ayında artış kaydetti:

. Tüketim malları ithalat hacmi Ocak ayında bir önceki aya göre %15,8 arttı.
. E.T.T.E. tüketim endeksi Ocak ayında bir önceki aya göre yatay kaldı (% 0,13 artış).
. Perakende satış hacmi Ocak ayında bir önceki aya göre %1,25 arttı.
. Ekim-Aralık 2018 dönemi boyunca azalan elektrik tüketimi Ocak ayında bir önceki aya göre %0,87 arttı, Şubat ayı tüketimi bir önceki aya göre yatay kaldı (%0,06 artış).
. Otomobil satışları %64,7 arttı.
. Konut satışları %10,5 azaldı.

Yatırım göstergeleri Ocak ayında geriledi:

. Sermaye malı ithalat hacmi Ocak ayında bir önceki aya göre %10,3 geriledi.
. Makine ve teçhizat imalatı Ocak ayında bir önceki aya göre %5 geriledi.

Dış ticaret tarafında ihracat ve ithalat Ocak ayında artış kaydetti:

. İhracat miktar endeksi bir önceki aya göre %3,7 arttı.
. İthalat miktar endeksi bir önceki aya göre %6,9 arttı.

Toparlarsak;

Söz konusu veriler Ocak ayında üretim ve tüketimde artış olduğunu, yatırım tarafının ise zayıflamaya devam ettiğini gösterdi. Ek olarak Ocak-Şubat merkezi yönetim bütçe verileri kamu harcamalarında işaret etmişti.

Mevcut veriler 1Ç2019’da GSYH’nin bir önceki çeyreğe göre %1 civarında artabileceğine işaret ediyor.

Şirketlerin finansman tarafını kolaylaştırmayı amaçlayan hükumetin son hamlelerinin ise yatırım harcamalarında nasıl bir eğilime sebep olacağını takip edeceğiz.

Dr. Fulya Gürbüz

Artan belirsizlikler Euro Bölgesi’nde yatırımları öteliyor, büyümeyi iç talep destekleyecek

İmalat ve hizmet sektörlerini kapsayan Euro Bölgesi Kompozit Üretim PMI Endeksi Ocak 2019’da son 5 aylık düşüşünü koruyarak aylık 0,1 puan düşüşle 51,0 olarak sonuçlandı ve son 5,5 yılın en düşük değerine geriledi.

Geçen hafta açıklanan imalat sektörü PMI endeksi Ocak ayında aylık 0,9 puan düşüşle 50,5 seviyesine gerilemişti.

Hizmet sektörü PMI endeksi ise Ocak ayında aylık 0,4 puan artışla 51,2 seviyesine yükseldi.

İmalat ve hizmet sektörlerini baz alan Kompozit PMI verilerine göre;
. Üretimdeki zayıflık imalat sektöründeki yavaşlamadan kaynaklandı.
. İmalat sektörü küçülme bölgesine doğru gerilerken, hizmet sektörü son dört yılın en düşük performansını kaydetti. Böylece talep tarafı 2013 yılının ortalarından bu yana en zayıf noktasına ulaştı.
. Ekonomik aktivitede en sert düşüşler Fransa ve İtalya’da yaşandı. Almanya ve İspanya en iyi performans gösteren ülkeler oldular.
. İmalat sektöründe yeni siparişler son 6 yılın en sert düşüşünü yaşaması toplam yeni siparişlerdeki düşüşün ana sebebi oldu, hizmet sektöründe yeni siparişler yataya yakın kalarak durgunluk işareti verdi.
. İtalya’da yaşanan istihdam kaybı dışında Bölge genelinde istihdam zayıflayarak da olsa arttı.
. Girdi maliyetleri Ocak ayında artışını korudu. Ücret ve maaş artışları hizmet sektöründe işletme maliyetlerini artırdı, imalat sektöründe ise düşen petrol ürünleri fiyatları girdi maliyetleri üzerindeki baskıyı azalttı.
. Artan işletme ve girdi maliyetleri çıktı fiyatlarının son üç ayki en yüksek artışı kaydetmesine sebep oldu.
. İş güveni konusunda uluslararası ticaret, Brexit ve bölgesel ve küresel olarak artan politik belirsizlikler beklentilerin bozulmasına sebep oldu.

Raporda yer aldığı üzere PMI göstergeleri GSYH’nin ilk çeyrekte %0,1’lik artışa işaret ediyor. 2018 yılında çeyrek bazda ortalama %0,3’lük artış yaşanmış, en son 2013 yılında %0,1’lik artış kaydedilmişti. Aralık 2018’de yayınlanan beklentilerine göre Avrupa Merkez Bankası (AMB) Euro Bölgesi 2019 yılı 1. çeyreği için GSYH’de dönemlik %0,3-0,7 aralığında bir büyüme öngörüyor. Yıllık bazda bakıldığında AMB, Euro Bölgesi’nin 2018 yılında %1,9 büyümesinin ardından 2019 yılında %1,7 büyüyeceğini tahmin ediyor. 2020 ve 2021 yılları için tahminleri ise sırasıyla %1,7 ve %1,5. IMF ise Euro Bölgesi’nin 2019 ve 2020 yıllarında sırasıyla %1,6 ve %1,7 büyüyeceğini öngörüyor.

AMB 4 Şubat tarihli “Euro Bölgesi’nde iç talep ve buna bağlı riskler” başlıklı raporunda ise, önümüzdeki birkaç yıl boyunca ekonomik aktivitenin iyileşen istihdam piyasası ve hanehalkı gelir artışının desteğiyle iç talep kaynaklı olarak ılımlı bir hızda büyüyeceğini tahmin ediyor.

Söz konusu raporda anket verileri ve modellemelerin ortaya koyduğu sonuçlara göre AMB, küresel ekonomiye yönelik belirsizliklerin özel tüketimden daha çok yatırım ortamını olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.

Anket verileri küresel belirsizliklerdeki artışın yatırım kararlarının ötelenmesine sebep olduğunu ortaya koyarken, AMB çok ülkeli tahmin modeline göre artan küresel belirsizlikler sonucunda yatırımlarda meydana gelen kaybın yarısının belirsizliğin azalmasını takip eden yaklaşık 2,5 yıl sonra telafi edilebildiği sonucu elde edilmiştir.

İç talepteki daralmanın derinleştiği Türkiye özelinde baktığımızda en büyük ticaret ortağımız olan Euro Bölgesi’nde iç talebin korunması ihracat hacmimiz açısından yukarı potansiyel taşımasa da ümitli kalmamıza sebep oluyor.

Dr. Fulya Gürbüz

Coface: Enflasyon geriledi, güven endeksleri düştü

Coface tarafından yayınlanan ve makro ekonomik gelişmelerin değerlendirildiği aylık raporda Türkiye’de üretim ve tüketim dinamiklerinde yavaşlama olduğu belirtildi.

Raporda şu değerlendirmeler yer alıyor:

. Aralık ayında kurlardaki oynaklığın azalmasına karşın beklenti anketlerinde bir miktar düşüş var.

. “Üretim ve tüketim dinamiklerinde yavaşlama sinyalleri güçleniyor.

. İhracatta devam eden artışa rağmen sanayi üretimindeki gerileme
ve ithalattaki düşüş büyük ölçüde iç pazardaki daralmadan kaynaklanıyor.

. 2018’in ilk 11 ayında sermaye malı ithalatı önceki yılın aynı dönemine göre %8,3 gerilerken, tüketim malı ithalatı %17,6 azaldı. Yıllık bazda ise düşüşler özellikle Ağustos ayından beri hızlanmış durumda. Eylül-Kasım 2018 döneminde ortalama yıllık gerileme sermaye malı ithalatında %27, ara malı ithalatında %16 ve tüketim malı ithalatında %45 oldu. İthalattaki bu gerileme, ithal ara malına büyük ölçüde bağımlı olan ihracat performansını etkileyebilir.

. Çin’in büyümesinin beklenenden hızlı yavaşlama ihtimali, küresel ticaret savaşları, politik belirsizlikler gibi etmenler küresel büyüme ve ticaret hacminin yavaşlayacağına ilişkin endişeler yaratıyor. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde ihracatın artış hızında bir miktar yavaşlama görebiliriz.

. Ancak biz yine de 2019 yılının genelinde söz konusu risklerin sınırlı olacağını ve TL’deki değer kaybının ihracatçılara destek vermeye devam edeceğini değerlendiriyoruz.

. Öte yandan alınan önlemler, kurdaki ve petrol fiyatlarındaki gerilemeler ile birlikte enflasyonda senenin ilk çeyreğinde bir miktar gerileme görülme ihtimali bulunuyor. Bu dönemde enflasyonun %20-21 bandına oturması halinde Merkez Bankası’ndan, enflasyon görünümü ile uyumlu olarak kademeli faiz indirimi gelebilir.

. Küresel risk iştahında beklenmedik bir olumsuzluk ve kurlarda ani bir şok görülmediği takdirde, enflasyon 2019 yılında Yeni Ekonomi Programı ile uyumlu olarak %15-16 bandına gerileyebilir. Bu durumda, finansman kanallarının bir miktar rahatladığını görebiliriz.”