Etiket: üfe

Gıda enflasyonu Şubat ayında hızını kesmedi, gözümüz seçim sonrası reform takviminde

Şubat ayında tüketici fiyatları (TÜFE) yıllık bazda %19,67, yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) ise %29,59 seviyelerine geriledi. Tanzim satışlar ve fiyat indirimlerine rağmen gıda ve alkolsüz içecekler enflasyon üzerinde baskı oluşturmaya devam etti, öyle ki gıda ve alkolsüz içecekler Şubat 2019’da aylık %0,9, yıllık bazda %29,25 artış kaydetti.

Şubat ayı imalat sektörü PMI verileri de hem girdi maliyetlerinde hem de çıktı fiyatlarında sınırlı bir artış olduğuna işaret etmiş, daralan talebin çıktı fiyatları üzerindeki baskıyı azalttığı belirtilmişti. TL’de değer kaybı ve petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam edecek.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE ise (B-çekirdek enflasyon) ise aylık bazda %0,15 düşerken yıllık bazda artış %18,48 seviyesine geriledi. Üretim maliyetlerindeki artışın devam etmesi tüketici fiyatlarında kalıcı bir düşüşü engellese de zayıf talep fiyatlardaki artışı sınırlıyor.

Söz konusu tablo, 6 Mart Çarşamba günü para politikasını görüşmek üzere toplanacak olan TCMB’nin beklemede kalmasını ve TL’deki zayıflığa bağlı olarak sıkı para politikasını sürdürmesi gerektiğini söylüyor. Hatta seçim sonrasında, başta tarım sektörü olmak üzere yapısal sorunlara reform başlığına uygun akılcı çözüm üretilememesi halinde ne ekonomik büyümede ne de enflasyonda sürdürülebilir bir iyileşme görmemiz hayal olacak.

Dr. Fulya Gürbüz

Gıda enflasyonundaki hızlanmaya tanzim satış çözümü

Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE), 2018 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %3,28, bir önceki yılın Aralık ayına göre ise %15,89 artış kaydetmişti.

Tüketici fiyatları enflasyonu (TÜFE) ise Ocak ayında bir önceki aya göre %1,1, bir önceki yılın aynı ayına göre %20,4 artmış, aylık ve yıllık bazda en yüksek artış gıda ve alkollü içecekler grubunda kaydedilmişti.

TÜİK tarafından gıda ürünlerinin TÜFE içindeki ağırlığı %21,7, alkolsüz içeceklerin %1,6, alkollü içeceklerin %0,4, sigaranın payı ise %3,9 olarak belirlenmiştir.

Gıda enflasyonu Ocak ayında yıllık bazda %31 seviyesine sıçrarken gıda dışı TÜFE yıllık bazda %16,6 seviyesine geriledi. Küresel bazda bakıldığında imalat sektörü PMI verileri de gıda fiyatlarında artış yaşandığını gösteriyor.

TL’de yaşanan değer kaybının gıda enflasyonu üzerindeki etkisini de hatırlatmakta fayda var:

Tarım ürünleri üretici fiyatlarını incelediğimizde kuru soğan ve patates fiyatları 2018 yılında en sert artış yaşayan iki ürün oldu. Kuru soğan üretim fiyatları 2018 yılında yıllık ortalama %70, patates ise % 39 artış kaydetti. Aralık 2018’de sırasıyla yıllık bazda %168 ve %78 artış yaşandı. Her iki ürünün TÜFE içindeki ağırlıkları ise sırasıyla %0,23 ve %0,51 seviyesindedir.

Fiyat artışlarını kontrol altına almak amacıyla özellikle 2018 yılı sonundan itibaren hal yasası düzenlemeleri ve depo baskınları ile enflasyonla mücadele kapsamında fiyat indirimleri uygulamaları gündeme geldi ancak Aralık ve Ocak ayı verileri tarım ve gıda fiyatlarında henüz dizginlerin ele alınmadığını gösteriyor. Önümüzdeki aylardaki gelişmeler uygulamada başarılı olup olunmadığını gösterecek.

Dünya Gazetesi haberine göre sebzelerin aracılar olmadan üreticiyi doğrudan tüketiciyle buluşturan tanzim satış mağazalarının kurulmasının ardından geçen iki haftaya yakın süreçte marketlerdeki sebze fiyatlarının yarıya düşerek tanzim satış fiyatlarına yaklaştığı hatta aşağısına geldiği bildiriliyor.

Gelelim Tarım ÜFE’de seçtiğimiz ürünlerde yaşanan fiyat gelişmelerine…

14 Şubat Cuma günü Ocak ayı verileri açıklanacak olan Tarım ÜFE’de 2017-2018 dönemindeki gelişmeleri inceledik:

Kuru Soğan: 2017 yılı genelinde yıllık ortalama %21 fiyatı düşen kuru soğan, 2018 yılında ortalama %70 fiyat artışı yaşadı. 2018’in ilk yarısında ortalama %32 fiyat artışı yaşanırken ikinci yarısında %108’lik artış kaydedildi. Aralık 2018’de ise yıllık artış %168 oldu.

Patates: 2017 yılında yıllık ortalama %19 artan patates fiyatları 2018 yılında yıllık %39 artış kaydetti. 2018’in ilk yarısında ortalama %15, ikinci yarısında ise %64’lük artış yaşandı. Aralık 2018’de yıllık %78 artış yaşandı.

Buğday: 2017 yılında ortalama %10 artan buğday fiyatları 2018 yılında ortalama %6 artış kaydetti.

Arpa, Çavdar, Yulaf: 2017 yılında ortalama %16 artan arpa, çavdar, yulaf fiyatları 2018 yılında ortalama %8 artış kaydetti.

Mısır: 2017 yılında ortalama %11 artan mısır fiyatları 2018 yılında ortalama %14 artış kaydetti.

Ayçiçeği: 2017 yılında ortalama %14 artan ayçiçeği fiyatları 2018 yılında ortalama %11 artış kaydetti.

Kuru Baklagiller: Nohut, mercimek, kuru fasulyeyi kapsayan kuru baklagiller 2017 yılında %25 artış kaydetmiş, 2018 yılında ise %4 oranında fiyat düşüşü yaşanmıştır.

İnek Sütü: 2017 yılında ortalama %8 artış kaydeden inek sütü fiyatları 2018 yılında ortalama %21 artış kaydetti.

Yumurta: 2017 yılında ortalama %8 artan yumurta fiyatları 2018 yılında ortalama %15 artış kaydetti. 2018’in ilk yarısında fiyatlar yıllık olarak değişmezken ikinci yarısında ise %30’luk artış yaşandı.

Zeytin: 2017 yılında ortalama %4 artan zeytin fiyatları 2018 yılında ortalama %13 artış kaydetti.

Domates: 2017 yılında ortalama %17 artan domates fiyatları 2018 yılında ortalama %18 artış kaydetti. 2018’in ilk yarısında ortalama %3, ikinci yarısında ise %32’lik artış yaşandı. Özellikle 2018 yılı Haziran-Ekim döneminde yıllık ortalama %42 artış yaşandıktan sonra Kasım-Aralık döneminde ortalama yıllık %3’lük artış yaşandı

Sivri Biber: 2017 yılında ortalama %19 artan sivri biber fiyatları 2018 yılında ortalama %8 geriledi. 2018’in ilk yarısında ortalama %32 oranında fiyat düşerken, ikinci yarısında ise %17’lik artış yaşandı.

Patlıcan: 2017 yılında ortalama %24 artan patlıcan fiyatları 2018 yılında ortalama %2 geriledi. 2018’in ilk yarısında ortalama %13 oranında fiyat düşerken, ikinci yarısında ise %9’luk artış yaşandı.

Balık: 2017 yılında ortalama %17 oranında artan balık ve su ürünleri fiyatları 2018 yılında %18 arttı.

Fındık, Ceviz, Antep Fıstığı: Ayçiçeği: 2017 yılında ortalama %4 artan fındık, ceviz, antep fıstığı fiyatları 2018 yılında ortalama %19 artış kaydetti.

Dr. Fulya Gürbüz

Üretim maliyetlerindeki yüksek seyir tüketici fiyatlarında aşağı yönü sınırlıyor

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Ocak 2019’da aylık %1,06, yıllık %20,35 artış kaydetti; çekirdek enflasyon aylık %0,18’lik artışla yıllık %19,55 değerini aldı.

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) Ocak 2019’da aylık %0,45, yıllık %32,93 artış kaydetti.

Gıda, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın fiyat değişiklikleri dikkate alınmayan çekirdek enflasyonun manşet TÜFE’nin altında kalması olumlu olsa da gıda fiyatlarının enflasyon üzerinde baskı oluşturmaya devam etmesi enflasyonla mücadelede etkili çözümlerin ortaya konmadığını gösteriyor.

Küresel olarak bakıldığında Ocak ayı küresel imalat sektörü PMI verileri girdi maliyetlerinin yavaş hızla da olsa artmaya devam ettiğini, çıktı fiyatlarında ise daha hızlı bir artış yaşandığını göstermişti. Fiyatlarda artış eğiliminin korunduğunu görüyoruz. Nitekim yurt içi üretici fiyatlarında gerileyen ham petrol fiyatları girdi maliyetleri üzerindeki baskıyı azaltırken gıda, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler, elektrikli teçhizat, makine ve ekipmanlar, motorlu kara taşıtları, treyler ve mobilya üretim fiyatlarında artış kaydedildi. En büyük ihracat pazarımız olan otomotiv sektöründe maliyetlerin artması vergi indirimleri ile yurt içi tüketiciye yansıtılmamaya çalışılsa da üretim fiyatlarındaki yüksek seyir tüketici fiyatlarının aşağı gelmesini de engelliyor.

Küresel PMI verileri üretim beklentisinde artış öngörüyor. Gerçekleşmesi halinde fiyatlar genel seviyesinde başta enerji enerji fiyatları olmak üzere baskı göreceğimiz açık. Ancak mevcut görünüm 2019 yılı ilk çeyreğinde enflasyonist baskının artmayacağına işaret ediyor.

Şartların aynı kalması varsayımıyla, Fed’in uzun süre faiz artırmayacak olması, TCMB’nin de sıkı para politikasını korumasının da etkisiyle Dolar-TL’nin Mart ayı sonuna kadar 5,10-5,30 arasında kalmaya devam edeceğini tahmin ediyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

Enflasyon Aralık ayında geriledi ancak faiz indirimi için henüz erken

Tüketici fiyatları (TÜFE) Aralık ayında aylık %0,4 düşüşle %20,3, yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) aylık %2,22 düşüşle %33,64 seviyelerine geriledi.

Eylül ayında yurt içi ÜFE yıllık %46,15, Ekim ayında ise TÜFE %25,24 değerleri ile endeks tarihinde en yüksek seviyelerine yükselmişti.

Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE verilerini kapsayan çekirdek enflasyon (C endeksi) Aralık ayında bir önceki aya göre %0,46 düşüşle yıllık bazda %19,53 seviyesine geriledi. Enflasyonla mücadele kapsamında şirketlerin gönüllü fiyat indirimleri ile ÖTV ve KDV indirimlerinin çekirdek enflasyonda düşüşü desteklediğini düşünüyoruz.

ÖTV ve KDV indirimlerinin 31 Mart seçimlerine kadar uzatılması sebebiyle enflasyon baskısı ilk çeyrekte azalmaya devam edecek.

Üretici fiyatlarındaki artış baskısı her ne kadar enerji fiyatlarındaki düşüşle azalmış olsa da üretici fiyatlarının yüksek kalmaya devam etmesi her ne kadar talep daralsa da tüketici fiyatlarında aşağı yönü baskı altında tutacaktır.

Öte yandan Aralık ayı imalat sektörü PMI verileri küresel bazda gelişmekte olan ülkelerin üretimde gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldığına işaret etmişti. Düşen enerji fiyatlarının küresel olarak girdi maliyetleri üzerindeki baskıyı azaltmasıyla çıktı fiyatlarında kaydedilen düşüşler ihracatta rekabeti daha da kızıştıran bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Hükümet’in finansal olarak destekleyici tedbirleri üreticiye nefes aldırabilir ancak küresel olarak da yatırımlara çekinceli yaklaşılan bir dönemi yaşamaya devam ediyoruz. Dolayısıyla üretim kaybının enflasyonda yumuşamayla desteklenmesi olumlu ancak üretimde hızlanma için şartlar oluşmuş değil. Önümüzdeki yol uzun.

Söz konusu sebepler TCMB’nin 16 Ocak’ta yapacağı yılın ilk para politikası toplantısında faizde indirime açık kapı bıraksa da küresel belirsizlikler, fiyat istikrarı ve bütçe disiplini açısından faiz indirimi için erken olduğu kanaatindeyiz. Şartların olumlu olması halinde ilk faiz indirimi yılın 2. yarısında gündeme gelebilir.

Vergi indirimleri, fiyat indirimleri, TL’de değerlenme ve petrol fiyatlarındaki düşüş Kasım’da enflasyonu aşağı çekti

Kasım ayında TÜFE aylık %1,44 düşüşle yıllık bazda %21,62 seviyesine geriledi. Vergi indirimleri ve enflasyonla mücadelede fiyat indirimlerine ek olarak ulaştırma fiyatlarındaki %6,46 düşüş tüketici fiyatlarındaki gerilemede etkili oldu.

TÜFE-2018-Kasım

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ise Kasım ayında aylık %2,53 düşüşle yıllık bazda %38,54 seviyesine geriledi.

FE-2018-Kasım

Petrol fiyatlarındaki gerileme ve TL’deki değerlenmenin üretici fiyatlarının gerilemesinde etkili olduğunu düşünüyoruz.

Çekirdek enflasyon (C-endeksi: Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç) ise Kasım ayında aylık %1,87 düşüşle bir önceki yılın aynı ayına göre %20,72 seviyesine geriledi.

Ekim 2018’de TÜFE yıllık bazda %25,24, yurtiçi ÜFE %45,01 artış kaydetmişti. Çekirdek enflasyon (C-endeksi) %24,34 seviyesine yükselmişti.

ABD’de stok stoklara istinaden petrol fiyatlarındaki düşüş Kasım ayında fiyatları aşağı çekmesine rağmen devamlılığı konusunda 6 Aralık’ta Viyana’da toplanacak olan OPEC’in üretim kısıntısına yönelik kararı belirleyici olacak. OPEC üyesi olmayan Rusya üretimde kısıntıyı destekleyeceğini açıklamıştı. Toplantıdan günlük 1 milyon varil civarı bir kesinti bekleniyor.

Enflasyonun yuları Fed’de

TÜFE’de 2018 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre %2,67, bir önceki yılın Aralık ayına göre %22,56, bir önceki yılın aynı ayına göre %25,24 ve on iki aylık ortalamalara göre %14,90 artış gerçekleşti.

TÜFE-2018-Ekim

FE-2018-Ekim

Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler, tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE (çekirdek enflasyon; C-endeksi) ise aylık bazda %2,61, yıllık bazda ise %24,34 artış kaydetti.

Tüketici fiyatlarında gıdanın ağırlığı sürüyor. Üretici fiyatlarında ise emtia fiyatlarındaki artış etkili oldu. Çekirdek enflasyondaki sert artışta Ağustos ve Eylül ayındaki TL’de yaşanan sert değer kaybının ve artan borçlanma maliyetlerinin çıktı fiyatlarına yansıtılmasının etkili olduğunu düşünüyoruz.

İmalat sektörü PMI ve Reel Sektör Güven Endeksine ait Ekim ayı verileri imalat tarafında Ağustos ve Eylül ayı verilerine kıyasla fiyat baskısının azaldığına işaret etmişti. Ancak çekirdek enflasyondaki eğilimin Kasım ayı verileri ile nasıl yönlendiği önemli olacak.

Borçlanma maliyetleri konusuna geri döndüğümüzde, 2017 yılında ortalama %14,95 olan ticari kredi faizlerinin 2018 yılı Eylül ayı sonunda ortalama %38,4 ile zirve yapmasının ardından 26 Ekim haftasında %28,91 seviyesine gerilediğini görüyoruz. ABD merkez bankası Fed’in kademeli faiz artırımlarına devam etmesi borçlanma maliyetleri üzerinde baskı oluşturuyor. 7 Kasım Çarşamba günü Fed’in para politikası toplantısında 2019 yılı faiz artırım beklentilerine yönelik yaklaşımı (önceki toplantıda 3 faiz artırımı beklentisi korunmuştu) önemli. Her ne kadar ticaret savaşının olası olumsuz etkilerine karşılık 2019 yılı için faiz artırım sayısı beklentisinin 2’ye düşürülmesi yurt içinde borçlanma maliyetleri üzerindeki baskıyı azaltacaktır ancak asıl etken ABD ve AB ile politik ilişkilerin iyileşmesi olacaktır.

TL’deki sert değer kaybı ihraç mal üretim fiyatlarını yukarı çekmeyi sürdürüyor

%50-50 ABD doları ve Euro’dan oluşan döviz sepeti Eylül 2018’de bir önceki aya göre %9,7, yılbaşına göre %63,7 ve bir önceki yılın aynı ayına göre %80,3 değer kazanmasının doğrudan etkisini yurt dışı üretici fiyat endeksi değişiminde (YD-ÜFE) gördük. YD-ÜFE Eylül ayında bir önceki aya göre %10,14, bir önceki yılın Aralık ayına göre %59,58 ve bir önceki yılın aynı ayına göre %75,04 artış gösterdi.

Yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) ise Ağustos ayında aylık %6,60 (yıllık %32,13), Eylül ayında aylık %10,88 (yıllık %46,15) artış kaydetmişti.

2011 yılından bu yana döviz sepeti ile yurt içi ve yurt dışı üretici fiyat endekslerindeki  yıllık değişimleri baz aldığımız aşağıdaki grafiklerde de görüleceği gibi döviz sepetindeki değişime bağlı olarak yurt dışı üretim fiyatlarındaki değişim doğrudan yurt içi üretim fiyatlarına yansımaktadır.

sil2sil3

Döviz sepetinin Eylül ayında kaydettiği sert yükselişin ardından Ekim ayında yaşanan gerilemenin yurt içi üretici fiyatlarını Eylül ayındaki yıllık %46 seviyesinden Ekim ayında yıllık %35 civarına çekmesini tahmin ediyoruz.

ÜFE depremi TÜFE’yi vuracak

Eylül ayında tüketici enflasyonu (TÜFE) bir önceki aya göre %6,30, bir önceki yılın aynı ayına göre %24,52 artış kaydetti. TÜFE’nin yıllık %21 civarında artması bekleniyordu. Gıda fiyatları aylık %6,4, yıllık %27,7 yükseldi.

Çekirdek enflasyon ise artışını sürdürerek beklentilerin üzerinde %24 seviyesine yükseldi.

Yurt içi üretici fiyatları da hız kesmiyor: aylık artış %10,88, yıllık artış %46,15 oldu. Aylık bazda en yüksek artış %40,21 (yıllık %71,88) ile elektrik ve gaz sektöründe yaşandı. Ana sanayi gruplarında aylık en fazla artış ise %25,55 ile enerjide gerçekleşti.

Çekirdek enflasyondaki yükselişin Ekim ayında daha ılımlı artmasını  bekliyoruz.

Enflasyon verisi sonrasında Dolar/TL  6 seviyesinin hemen altından 6.0972 seviyesine yükseldi. Kur, TSİ 1135 itibariyle 6,0301 seviyesinde.

Türk ekonomisini kur artışına bağlı enflasyon yükselişi, enflasyon yükselişine bağlı faiz talebi, faiz baskısının yerine getirilmemesinin yarattığı tekrar kur artışı sarmalından kurtarmanın yolu ileriye dönük politikalar konusunda daha açık, net ve tek sesli olmaktan geçiyor.

Beklentilerin düzeltilmesi noktasında elbette uluslararası siyaset çok önemli bir yer tutuyor. Bununla birlikte tekrar Avrupa Birliği çıpasının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir büyüme noktasında bütçe açığının kontrol edilmesi hayati önem taşıyor.

Son olarak yeni dönemde yani hem ekonomik durgunluk hem de arz yönlü şoklar sebebiyle fiyatlardaki artış, stagflasyona uygun bir para politikası ve maliye politikasını gerektiriyor. Şirketler açısından da bu yeni dönemi anlamak ve buna göre uygun pozisyon almak çok ama çok önemli. Unutmayalım ki stagflasyon önümüzdeki dönemde sınırlı da olsa -talep düşük de olsa- eninde sonunda tüketici fiyatlarını vuracak. ÜFE artçı TÜFE deprem.

Enflasyon Ağustos ayında zirve yaptı, TCMB faiz artırım sinyali verdi

TL’deki değer kaybı, girdi maliyetleri ve ürün fiyatlarını yukarı çekmeye devam ediyor: Ağustos ayında yurt içi ÜFE yıllık %32,13, TÜFE %17,90, çekirdek TÜFE %17,22 artış kaydetti. Üretici fiyatlarında kaydedilen sert artışın önümüzdeki aylarda tüketici fiyatlarına yansıtılarak %18 seviyelerini aşması ve çekirdek enflasyonda yukarı yönlü seyrin sürmesi olası gözüküyor. TCMB de enflasyon görünümüne ilişkin gelişmelerin fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret ettiğini, bu sebeple 13 Eylül’deki PPK toplantısında elindeki tüm araçları kullanacağını duyurarak faiz artışı sinyali verdi. Halen 1 haftalık repo faizi olan politika faizi %17,75 seviyesinde bulunuyor.  TCMB’nin ortalama fonlama maliyeti ise %19,25 seviyesinde. Ağustos ayında 12-aylık ileriye dönük beklenen reel faiz %9,44 ile 2008 finansal kriz dönemi seviyelerine yükseldi.  TL’deki sert değer kayıplarının etkisiyle artan enflasyon baskısına bağlı olarak, yüksek reel getiri talebi tahvil faizleri üzerindeki baskının artmasına sebep olabilir. TCMB’den en az 150 baz puanlık faiz artışı bekliyoruz ancak yeterli olmayacaktır. Fiyat istikrarı konusundaki kararlılığını karmaşık araçlar yerine yapacağı 400-600  baz puan arasındaki faiz artırımı kanıtlayacaktır. 

Detaylar…

TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları (TÜFE) Mart ayından bu yana yükselişini sürdürerek Ağustos ayında bir önceki aya göre %2,30, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,90 artış kaydetti.

Yurt içi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) ise Şubat ayından bu yana yükselişini aralıksız sürdürerek Ağustos ayında bir önceki aya göre %6,60, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,13 artış kaydetti.

Üretici fiyatlarındaki sert artışı imalat sektörü PMI endeksi verileri de doğruladı. İmalat sektörü  girdi maliyetleri ve ürün fiyatlarında TL’deki değer kaybına paralel olarak Ağustos ayında anketin başladığı Haziran 2005’den bu yana gözlenen en yüksek artışların yaşandığı belirtildi.

Ağustos ayında %50-50 Dolar ve Euro’dan oluşan döviz sepeti bir önceki yılın aynı ayına göre %63,49 değer kaybederken, çekirdek enflasyon (enerji, gıda, alkolsüz ve alkollü içecekleri, tütün ürünleri ve altın hariç tüketici fiyatları C-endeksi) aynı dönemde %17,22’lik artış ile 2005’ten bu yana gözlenen rekorunu kırdı.

Haziran ayında enflasyon rekor kırdı

Tüketici fiyatları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %15,4 (Mayıs: %12,15), yurtiçi üretici fiyatları ise %23,7 (Mayıs: %20,16), çekirdek enflasyon %14,6 artış ile 2004’ten bu yana kaydedilen en yüksek seviyelere yükseldi.

Dün açıklanan Haziran ayı Türkiye imalat sektörü PMI verilerinde artan hammadde fiyatlarının etkisiyle girdi maliyetlerinin arttığını ancak çıktı fiyatlarının tüketiciye aynı derecede yansıtılmadığını gördük.

Üretim maliyetleri sadece Türkiye’de değil dün açıklanan Çin, Avrupa ve ABD PMI verilerinin gösterdiği gibi küresel olarak da artıyor. Üreticiler devam edecek enflasyonist baskıya istinaden çıktı fiyatlarını da artıracaklar. JP Morgan küresel imalat sektörü PMI verileri de girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında artan bir hızla yükseliş olduğunu teyit etti.

Üretim, yeni sipariş ve ihracat tarafında küresel olarak yavaşlamanın etkisiyle talep baskısından ziyade arz baskısı fiyatları yukarı itmeye devam edecek. Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın para politikasını sıkılaştırmaya başladığı mevcut ortamda tahvil ve kredi faizlerinin artması borçlu ve likidite sorunu yaşayan şirketleri zorluyor. Kısacası azalan talebin ekonomik durgunluğa ve yüksek enflasyon sürecinin uzun döneme yayılacağını görüyoruz.