Etiket: üretim

ABD ekonomisinin yıldızı Ocak ayında imalat sektörü oldu

Markit PMI verilerine göre, ABD’de ekonomik aktivite Ocak ayında imalat sektöründe hızlanırken hizmet sektöründe geriledi. Üretim ve istihdamdaki artışın kaynağı imalat sektörü oldu. Yavaşlayan ihracat siparişlerinin aksine iç talepteki artış imalat sektöründeki büyümenin tetikleyicisi oldu. Girdi maliyetleri zayıflarken çıktı fiyatları yükseldi.

Böylece ABD ekonomisi 2018’de kaydettiği hızlanmanın ardından 2019 yılına hafif vites düşürerek girdi. Ocak ayı tarım dışı işsizlik oranı %4 seviyesine hafif yükselirken, çıktı fiyatlarındaki artışa rağmen, enflasyon üzerinde baskılar girdi maliyetlerindeki ve ortalama saatlik ücretlerdeki düşüşe bağlı olarak azaldı. 2018 ortalamasına yakın bir performans sergileyen Ocak ayı PMI verileri, 2019 yılında %2,9 büyümesi beklenen ABD ekonomisinin 2019 yılında %2,5 seviyesine yavaşlayacağı beklentisine paralel bir performansa işaret ediyor. Dolayısıyla Fed’in faiz artırımında sabırlı olunacağı söyleminin de Ocak ayı istihdam ve PMI verileriyle doğrulandığını düşünüyoruz.

Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi olan Blackrock’ın Sabit Getirili Varlıklar Yatırım Direktörü Rick Rieder ise Reuters ile yaptığı röportajda bir adım öteye gidiyor ve birçok yatırımcının 2020 yılında ABD ekonomisinin resesyona gireceğini bu sebeple Fed’in faiz düşüreceğini beklediklerini ifade etti. Rieder piyasanın bu beklentisini aşırı bulurken Fed’in 2019 yılı ikinci yarısında güçlü ekonomik performansla birlikte bir veya iki faiz artırımı yapabileceği ihtimalini ortaya koyuyor.

Görüldüğü üzere beklentiler farklılık gösterebiliyor ancak asıl olan açıklanan ekonomik veriler. Fed’in veri bazlı hareket edecek olması Rieder’i veya resesyon bekleyen diğer yatırımcıları da haklı konuma getirebilir. Hükümet kapanmasını da dikkate aldığımızda, şimdilik ABD ekonomisinin vitesi hafif düşürdüğünü söyleyebiliyoruz.

Gelelim detaylara…

İmalat ve hizmet sektörleri PMI endekslerinin ağırlıklı ortalamasından oluşan ABD Kompozit PMI Üretim endeksi Ocak 2019’da Aralık ayına göre değişmeden 54,4 değerini aldı. Hizmet sektörü PMI endeksi Ocak ayında 0,2 puan düşüşle 54,2 değerine gerilerken, imalat sektörü PMI endeksi aylık 1,1 puan artışla 54,9 değerine yükseldi.

. Toplam sektörde yeni siparişler, imalat sektöründeki hızlı artışın etkisiyle yükseldi.
. İmalat sektöründe yeni ihracat siparişleri yavaş bir hızda artarken hizmet sektörü yeni ihracat siparişlerinde düşme yaşandı. Böylece toplam sektörün yeni ihracat siparişleri Ekim 2018’den bu yana en yavaş artışını kaydetti.
. Her iki sektörde girdi maliyetlerindeki azalmaya bağlı olarak fiyat baskıları azaldı.
. Güçlü müşteri talebinin etkisiyle şirketler çıktı fiyatlarını daha hızlı bir oranda artırdılar.
. İmalat sektöründe yaşanan istihdam artışına karşılık hizmet sektöründe istihdam zayıfladı. Böylece toplam istihdam artışı Haziran 2017’den bu yana en zayıf artışını gerçekleştirdi.
. Gelecek 12 aya yönelik beklentilerde güçlü artış yaşansa da 2018 yılı ortalamasının altında kaldı.

ABD-Çin arasındaki iyileşme Japonya’ya yaramadı, ihracat siparişleri düştü

Japonya imalat sektörü Nikkei PMI endeksi Ocak 2019’da aylık 2,3 puanlık kayıpla 50,3 seviyesine düşerek Ağustos 2016 seviyelerine geriledi. Detayları sıralarsak;

. Üretim ve yeni siparişler son 2,5 yılda ilk kez aynı anda düştü.

. Üretim Aralık 2018’de kaydedilen güçlü yükselişin ardından Ocak ayında hafif de olsa düştü. Üretimdeki azalışın ana kaynağı düşen talep oldu.

. Yeni siparişler yurt içi ve yurt dışından gelen talep daralmasına bağlı olarak Eylül 2016’dan bu yana ilk kez düştü. Özellikle yarı iletken ile ilgili ürün siparişlerinde düşüş dikkat çekti.

. Yeni ihracat siparişleri Aralık ayındaki düşüşün ardından Ocak ayında Temmuz 2016’dan bu yana kaydedilen en hızlı düşüşü yaşadı. Çin ve ABD’den gelen düşük talep bunda etkili oldu.

. Satın alımlar azaldı.

. Nihai ürünler ve girdi malları stokları düşen talebe bağlı olarak geriledi.

. Azalan girdi talebi, Ocak ayında tedarik zincirleri üzerindeki baskıların bir kısmını hafifletti, ancak tedarikçilerdeki stok kıtlığı ve kapasite sorunları girdi teslimatında daha fazla gecikmelere neden oldu.

. Azalan iş yükü, firmaların mevcut işlerini tamamlamak için kaynaklarını tahsis etmelerini sağladı. Birikmiş işler Ağustos 2017’den bu yana ilk kez düştü.

. İstihdam piyasasındaki büyümede son 2 yılın en yavaş artışı yaşandı.

. Yüksek taşıma, enerji ve materyal maliyetleri sebebiyle girdi maliyetleri artışını sürdürse de Aralık 2017’den bu yana en düşük artış kaydedildi. Çıktı fiyatlarında ise güçlü artış yaşandı.

. Güven alt endeksi son sekizinci ayda da düşüşünü sürdürdü. Bunda önceden planlanan tüketim vergilerinde yapılacak artış ve ABD-Çin ticaret savaşına yönelik artan belirsizlik etkili oldu.

Çin’de imalat sektörü PMI endeksi azalan talebe bağlı olarak Ocak 2019’da daralmayı sürdürdü

Çin’de imalat sektörü Aralık 2018’in ardından Ocak 2019’da da daralmayı sürdürerek GSYH büyümesindeki zayıflığın 2019 yılı ilk çeyreğinde de süreceğine işaret etti, tabi Çin hükümetinden ek tedbirler, ABD ile ilişkilerde yeni somut gelişmeler görülmez ise.

Çin’de imalat sektörü Caixin PMI endeksi Ocak 2019’da aylık 1,4 puan düşüşle 48,3 değerine geriledi. Böylece son iki aydır imalat sektörü daralma bölgesinde yer alıyor. Endeksin alt detaylarında şu gelişmeler gözlendi:

. Daralan talebe bağlı olarak üretim zayıfladı.

. Nihai ürün stokları alt endeksi 50 seviyesinin altına geriledi, satın alınan ürün stoku alt endeksi düşüşünü sürdürdü, böylece üreticiler stoklarını azaltma eğilimine girdiler.

. Yeni toplam siparişlerde azalmaya bağlı olarak satın alım aktivitesi zayıfladı; öte yandan ABD ile düzelmeye başlayan ticaret görüşmelerine bağlı olarak ihracat siparişleri son 10 ayda ilk kez hafif bir artış kaydetti.

. Tedarikçilerin teslimat süreleri negatif bölgeye geri döndü.

. Hükümetin aldığı önlemlere bağlı olarak istihdam alt endeksi 50 seviyesinin üzerinde kaldı ve son 9 ayın en zayıf düşüşünü kaydetti.

. Fiyat tarafında düşen hammadde fiyatlarına bağlı olarak girdi maliyetleri, düşen piyasa fiyatlarına bağlı olarak ise çıktı fiyatları düştü.

. Önümüzdeki 12 ayı ölçen güven alt endeksi ise Mayıs 2018’den bu yana en yüksek değerini aldı. Şirketlerin önümüzdeki 12 ayda yeni ürün geliştirme ve şirket büyütme planları dikkat çekti.

Markit Economics ekonomisti Zhengsheng Zhong, Çin’in daha fazla mali ve parasal önlem alma ve uygulamalarını hızlandırmasının muhtemel olduğunu ancak borçluluk oranı ve katı düzenlemelerin dengelenmesine yönelik duruşun henüz değişmediğini, bu sebeple ekonominin zayıflama eğilimini sürdüreceği yorumunu yapıyor.

Coface: Enflasyon geriledi, güven endeksleri düştü

Coface tarafından yayınlanan ve makro ekonomik gelişmelerin değerlendirildiği aylık raporda Türkiye’de üretim ve tüketim dinamiklerinde yavaşlama olduğu belirtildi.

Raporda şu değerlendirmeler yer alıyor:

. Aralık ayında kurlardaki oynaklığın azalmasına karşın beklenti anketlerinde bir miktar düşüş var.

. “Üretim ve tüketim dinamiklerinde yavaşlama sinyalleri güçleniyor.

. İhracatta devam eden artışa rağmen sanayi üretimindeki gerileme
ve ithalattaki düşüş büyük ölçüde iç pazardaki daralmadan kaynaklanıyor.

. 2018’in ilk 11 ayında sermaye malı ithalatı önceki yılın aynı dönemine göre %8,3 gerilerken, tüketim malı ithalatı %17,6 azaldı. Yıllık bazda ise düşüşler özellikle Ağustos ayından beri hızlanmış durumda. Eylül-Kasım 2018 döneminde ortalama yıllık gerileme sermaye malı ithalatında %27, ara malı ithalatında %16 ve tüketim malı ithalatında %45 oldu. İthalattaki bu gerileme, ithal ara malına büyük ölçüde bağımlı olan ihracat performansını etkileyebilir.

. Çin’in büyümesinin beklenenden hızlı yavaşlama ihtimali, küresel ticaret savaşları, politik belirsizlikler gibi etmenler küresel büyüme ve ticaret hacminin yavaşlayacağına ilişkin endişeler yaratıyor. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde ihracatın artış hızında bir miktar yavaşlama görebiliriz.

. Ancak biz yine de 2019 yılının genelinde söz konusu risklerin sınırlı olacağını ve TL’deki değer kaybının ihracatçılara destek vermeye devam edeceğini değerlendiriyoruz.

. Öte yandan alınan önlemler, kurdaki ve petrol fiyatlarındaki gerilemeler ile birlikte enflasyonda senenin ilk çeyreğinde bir miktar gerileme görülme ihtimali bulunuyor. Bu dönemde enflasyonun %20-21 bandına oturması halinde Merkez Bankası’ndan, enflasyon görünümü ile uyumlu olarak kademeli faiz indirimi gelebilir.

. Küresel risk iştahında beklenmedik bir olumsuzluk ve kurlarda ani bir şok görülmediği takdirde, enflasyon 2019 yılında Yeni Ekonomi Programı ile uyumlu olarak %15-16 bandına gerileyebilir. Bu durumda, finansman kanallarının bir miktar rahatladığını görebiliriz.”

Küresel imalat sektöründe üretim ve uluslararası ticarette zayıflık Türkiye için de baskı oluşturuyor

JP Morgan küresel imalat sektörü PMI endeksi Aralık 2018’de bir önceki aya göre 0,5 puan düşüşle son 27 ayın düşüğü olan 51,5 seviyesine geriledi. Performans kaybında şu faktörler öne çıktı:

. Gelişmekte olan ekonomilerin imalat sektöründe üretim gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldı,

. Tüketici malları üretimi yüzleri güldürse de ara mallar ve yatırım malları üretimindeki bozulmaya bağlı olarak üretimde artış zayıflamaya devam etti,

. Yeni siparişler ve istihdamda artış yavaşladı,

. Yeni ihracat siparişlerinin son dört ayda düşüşünü korumasına bağlı olarak küresel ticaret zayıf kalmaya devam etti,

. Şirketlerin sektöre karşı güveni tarihsel olarak en zayıf seviyesine geriledi,

. Çıktı fiyat enflasyonu gelişmiş ekonomilerde azalırken girdi maliyetleri gelişmekte olan ekonomilerde son üç yılda ilk kez düştü.

Küresel bazda imalat sektöründe üretim ve ticarette zayıflama sürerken fiyat baskıları azalıyor. Yüksek çelik fiyatlarına rağmen petrol fiyatlarındaki düşüş enflasyonda baskıyı azaltan ana etken oldu. Petrol fiyatlarında olası bir artış enflasyon baskısını tekrar gündeme taşıyabilir.

Türkiye ekonomisi de küresel yavaşlama endişelerinden nasibini alırken imalat sektörü daralmaya devam ediyor. Başta Avrupa ekonomisine yönelik belirsizlikler ve küresel bazda çıktı fiyat indirimleri Türkiye’nin ihracat gelirlerini aşağı çekebilecek unsurlar. Ek olarak ÖTV ve KDV indirimlerinin 31 Mart seçimlerine kadar uzatılması bütçe üzerinde soru işaretleri yaratıyor. Enflasyondaki gerilemenin TCMB’yi ilk toplantısında faiz düşürmeye yönelteceği beklentilerine katılmıyoruz. Finansal şartlarda sıkılaşma ve talepte daralmaya bağlı olarak Türkiye’nin imalat sektörü üzerinde aşağı yönlü risklerin yılın ilk çeyreğinde korunmasını bekliyoruz.

Çok zor bir 2019 yılı bizi bekliyor

Dün yayınlanan reel sektöre ilişkin Aralık ayı verilerine göre;

. Reel kesim güven endeksi Aralık 2018’de aylık 1,3 puan azalışla 91,5 seviyesine geriledi, mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi aylık 0,9 puan artışla 97,7 puan oldu; iç piyasada zayıflık sürerken yatırım ve istihdam beklentilerindeki bozulmaya rağmen sektör gelecekten umutlu

. İmalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı, Aralık 2018’de bir önceki aya göre değişmeyerek %74,1 seviyesinde gerçekleşti

. Hizmet ve perakende ticaret sektörlerinde güven Aralık 2018’de bir önceki aya göre sırasıyla %2,2 ve %6,3 artarken inşaat sektöründe %2,1 azaldı.

İnşaat sektöründe vergi indirimlerine rağmen arz fazlasının yarattığı doygunluk sektöre yönelik olumlu bir tablo ortaya koymuyor.

Perakende ticarette vergi indirimleri, kampanyalar, yılbaşı hareketliliği ve indirim sezonuna girilmesi Ocak ve Şubat aylarında da hareketliliğin sürmesine sebep olabilir.

Turizm sektöründe 2017 yılı Mayıs ayı ile birlikte 12-aylık toplam ülkeye gelen turist sayısındaki artış eğiliminin aralıksız korunmasına rağmen gelir artış hızının turist artış hızının gerisinde kalması sektörde hizmet kalitesinin genele yayılmasının önünde engel oluşturduğunu düşünüyoruz.

İmalat sektörünü dikkate aldığımızda;

  • İç talepteki kımıldanmanın stokların azalmasında etkili olduğunu anlıyoruz.
  • Dış talep tarafında ise mevsimsellikten arındırılmış ihracat miktar endeksindeki bir önceki aya göre artışlar Ağustos-Ekim döneminde aralıksız olarak zayıflayarak Ekim ayında eksi değere geriledi. 2019 yılına dair küresel büyümeye yönelik endişelerin artması dış ticaret tarafında zorlu bir 2019 yılına işaret ediyor.

Finansal şartlarda ise zorluk devam ediyor;

  • Avrupa ve ABD merkez bankalarının likidite musluklarını kapattıkları mevcut ortamda, toplayabildiği mevduattan çok daha fazlasını kredi olarak vermek durumunda kalan Türkiye bankacılık sektöründe kredi şartlarının zorlu bir tablo ortaya koyması 2019 yılında hizmet ve üretim tarafında arz ve talep dengesi açısından çok daha zorlu bir ortama işaret ediyor.

Trump faktörü hem ekonomi hem de piyasalar üzerindeki baskıyı artırıyor;

  • ABD-Çin arasındaki ticaret savaşı ateşkesinden çok hızlı sonuçlar alınamaması, küresel büyümeye yönelik endişeler, bütçe talebine kırmızı ışık yanan ve vergi indirimlerini olanağının 2019 yılında kaybedecek olan ABD Başkanı Trump’ın Fed’e yönelik faiz düşürme baskısının piyasalarda yarattığı satış baskısının beklenti ve güven endekslerini aşağı çekerek piyasalarda ayı piyasa baskısının artması hem Türkiye piyasaları dolayısıyla da TL üzerindeki baskıların korunmasında etkili olacak.

Ekim ayı PMI verileri Asya ekonomilerinde genel olarak imalat sektörünün gücünü koruduğuna işaret etti

Asya ekonomilerinin 2018 yılı Ekim ayı PMI verileri imalat sektöründe genel olarak iyileşmenin sürdüğüne işaret etti.

Özetle;

▪ Çin, Hindistan, Japonya, Rusya ve Vietnam’da imalat sektörü PMI endeksleri bir önceki aya göre yükselirken G. Kore, Tayland, Malezya, Endonezya ve Tayvan’da düşüş kaydedildi. Malezya, Tayland ve Tayvan’da imalat sektörü PMI değeri 50 seviyesinin altına gerileyerek sektörde daralmaya işaret etti.

▪ Hindistan, Japonya, Malezya, Rusya ve Vietnam’da ihracat siparişlerinde artış; Çin, Endonezya, G. Kore, Tayland ve Tayvan’da düşüş yaşandı.

▪ Üretim hacmi Çin’de aynı kalırken Endonezya, G. Kore, Hindistan, Japonya, Rusya ve Vietnam’da arttı; Tayland ve Tayvan’da düşüş yaşandı.

▪ Bölgede girdi maliyetlerinde artış sürmesine rağmen G. Kore ve Tayland rekabet güçlerini artırmak adına çıktı fiyatlarını düşürdü.

▪ G. Kore, Hindistan, Japonya, Malezya, Rusya ve Vietnam’da istihdam arttı.

 

Ülke bazında detayları sıralayalım:

 

Çin: Caixin PMI endeksi Ekim ayında aylık 0,1 puan artışla 50,1 seviyesine yükseldi; üretim geriledi

▪ Üretim bir önceki aya göre aynı kaldı

▪ Yurt dışı talep zayıf kaldı

▪ Toplam yeni siparişler kısmen arttı, ihracat satışları son 7 aydır düşüyor

▪ Girdi maliyetleri sert şekilde arttı

▪ Zayıf piyasa şartları sebebiyle istihdam geriledi

▪ Satın alımlar kısmen yükseldi

▪ İş görünümüne yönelik güven son 11 ayın en düşüğüne geriledi

 

Endonezya: Nikkei PMI endeksi Ekim ayında aylık 0,2 puan düşüşle 50,5 seviyesine gerileyerek son üç ayın en düşüğünü gördü

▪ Üretimde ılımlı bir artış yaşandı, toplam yeni siparişler ve yeni ihracat siparişleri düştü

▪ Şirketler satın alımlarını ve girdi stoklarını artırdı

▪ Enflasyonist baskı son 3 yılın en yükseğinde

 

Güney Kore: Nikkei PMI endeksi Ekim ayında aylık 0,3 puan düşüşle 51,0 seviyesine geriledi; istihdam ve çıktı artışı sektörde iyileşmeyi destekledi

▪ Üretim artışı yeni iş yaratımını destekledi

▪ İhracat satışları Ağustos ayından bu yana düşüşünü korurken yeni siparişlerdeki artış zayıfladı

▪ Yüksek girdi maliyetlerine rağmen şirketler çıktı fiyatlarında indirim yapmak suretiyle rekabet güçlerini artırmayı tercih ettiler

▪ Zorlu küresel iş şartlarına bağlı olarak iş güveni endeksi tarihi düşük seviyelerine geriledi

 

Hindistan: Nikkei PMI endeksi Ekim ayında aylık 0,9 puan artışla 53,1 seviyesine yükseldi; siparişlerdeki artış üretim ve istihdamda artış getirdi

▪ Yeni siparişler ve üretim son 4 ayın en hızlı yükselişini kaydetti.

▪ İhracat siparişleri son 3 ayın en zayıf artışını yaşadı.

▪ İstihdam son 10 ayın en yükseğine çıktı.

▪ Son 15 aydır sektörde büyüme devam ediyor.

▪ Enflasyonist baskılar korundu.

 

Japonya: Nikkei PMI endeksi Ekim ayında aylık 0,4 puan artışla 52,9 seviyesine yükseldi; imalat sektörü Haziran ayından bu yana en hızlı yükselişini kaydetti

▪ Son 5 ayda ilk kez dış talep arttı

▪ Çıktı fiyatları son 10 yılın en yüksek artışını yaşadı

▪ İşe alımlar güçlendi

 

Malezya: Nikkei PMI endeksi Ekim ayında aylık 2,3 puan düşüşle 49,2 seviyesine geriledi; yeni siparişlerdeki belirgin düşüş PMI endeksini daralma bölgesine geriletti

▪ İç talep zayıfladı, dış talep son 9 ayın en hızlı artışını yaşadı

▪ Toplam yeni satışlar düştü ancak ihracat siparişleri yükseldi

▪ Maliyet düşürme çabalarına bağlı olarak istihdam artışı zayıfladı

▪ Yüksek girdi maliyetleri bağlı enflasyonist baskılar arttı, çıktı fiyatları yükseldi, satın alımlar azaldı

 

Rusya: IHS Markit PMI endeksi Ekim ayında aylık 1,3 puan artışla 51,3 seviyesine yükseldi; üretim, yeni siparişler ve dış talepte artış kaydedildi

▪ İstihdam Ocak 2017’den bu yana en hızlı yükselişini kaydetti

▪ Dış talep arttı, yeni ihracat siparişlerinde sert yükseliş yaşandı

▪ Fabrikaların satın alımları son 1 yılın en hızlı artışını kaydetti

▪ Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatları uzun vadeli ortalamasının artında artış kaydetti

▪ Yeni ürün geliştirme üretim beklentilerinde artışı tetikledi

 

Tayland: Nikkei PMI endeksi Ekim ayında aylık 1,1 puan düşüşle 48,9 seviyesine geriledi; imalat koşulları kötüleşti

▪ Talep zayıfladı

▪ Üretim ve yeni siparişler geriledi

▪ İhracat satışları geriledi

▪ İstihdam geriledi

▪ Yüksek girdi maliyetlerine rağmen şirketler satışlardaki zayıflamaya bağlı olarak çıktı fiyatlarını düşürdü

 

Tayvan: Nikkei PMI endeksi Ekim ayında aylık 2,1 puan düşüşle 48,7 seviyesine geriledi; üretim sert şekilde daraldı

▪ Yurt içi ve yurt dışı talep geriledi

▪ Üretim ve yeni işlerde son 3 yılın en düşüğü yaşandı

▪ Satın alımlar Mayıs 2016’dan bu yana ilk kez düştü

▪ Yeni ihracat satışları sert geriledi

▪ Şirketler gelecek 12 ayda üretimde düşüş bekliyor

 

Vietnam: Nikkei PMI endeksi Ekim ayında aylık 2,4 puan artışla 53,9 seviyesine yükseldi; güçlü talebin etkisiyle üretim ve istihdam artışı hızlandı

▪ Fabrika satın alımları belirgin bir artış yaşadı

▪ Üretim büyümesi son 3 ayın en yükseğinde

▪ İş yaratımı ortalamaların üzerinde artış kaydetti

▪ Girdi maliyetleri artışında zayıflama var

 

TL’de kırılganlık devam edecek

6 Kasım’da ABD’de yapılacak olan parlamento seçimleri önemli çünkü Demokratlar en az iki yeni sandalye kazanması halinde meclis kontrolünü tekrar elde etmiş olacaklar. Diğer bir deyişle Başkan Trump meclis hakimiyetini kaybetmiş olacak. Böyle bir durumda Trump’ın başlattığı ticaret savaşının daha kontrollü olacağı ihtimalini dikkate almak istiyoruz. Zira dolardaki belirsizliğin küresel bazda fiyatlamalar üzerinde de belirsizlik yaratması kur ve likidite riskine karşı şirketlerin pozisyon almalarını gerektirecek.

Peki ABD ekonomisi ABD dolarını yeterince güçlü kılıyor mu?

Hem evet hem hayır.

Açıklamaya çalışalım.

ABD’nin uluslararası ticaret hacminde (ihracat ve ithalat) 2016 yılında başlayan yükseliş devam ederken son açıklanan makro-ekonomik veriler ekonominin gücünü koruduğunu doğruladı:

. GSYH 1. Çeyrekteki %2,2’lik büyümenin ardından 2. çeyrekte %4,2 büyüme kaydetti. (2017 ortalaması %2,5)

. İşsizlik oranı Eylül ayında kaydettiği %3,7 seviyesi ile son 49 yılın en düşük seviyesine geriledi.

. Enflasyonda ılımlı yükseliş yaşansa da dinamikler güçlü. Ağustos ayında TÜFE yıllık %2,7 seviyesine hafif gerilerken Fed’in dikkate aldığı çekirdek kişisel harcamalar fiyat endeksi yıllık %2 ile Temmuz ayına göre değişiklik göstermedi.

. Saatlik ortalama işçi ücretleri Ağustos ayında yıllık bazda %2,9 artış ile son 9 yılın yükseğini gördü. İstihdam piyasası gücünü koruyor ancak kişisel gelir ve kişisel harcamaların tarihsel ortalamalarının altında seyretmesi enflasyon üzerindeki baskıyı azaltıyor. Ücret artışlarında devamlılık enflasyon üzerindeki baskıyı artıracaktır.

. Sanayi üretimi Ağustos ayında yıllık %4,9’luk artış ile son 8 yılın en güçlü artışını kaydetti.

Kısacası ABD makro-ekonomik verileri son 9 yıldır süren ekonomik büyüme eğiliminin devam ettiğini teyit ediyor.

Güçlü ekonomik görünüme bağlı olarak ABD merkez bankası Fed, politika faizini Eylül ayındaki toplantısında beklentiler dahilinde 25 baz puan artırarak %2,25 seviyesine yükseltmiş, sene sonuna kadar ek bir faiz artırım ihtimalini korumuştu. Fed 2019 yılında toplam üç faiz artırımı öngörüyor. Dolayısıyla önümüzdeki yıl bu zamanlar politika faizi %3 seviyesine yükselmiş olacak.

Seçim belirsizliği, güçlü ekonomik görünüm ve ABD’nin Çin üzerinde yarattığı ticaret savaşı baskısı üçlemesine bağlı olarak 10 yıl vadeli ABD tahvilinin faizi son 7 yılın yükseği olan %3,23 seviyesine çıktı. Devamı gelir mi? Evet, söz konusu üçlemeye bağlı olarak faizlerde yukarı yönlü hareket devam edecek.

Kısacası makro-ekonomik görünüm ABD dolarını destekliyor ancak meclis aritmetiğindeki belirsizliğin ABD doları üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyoruz.

Avrupa tarafında ise özellikle ABD’nin çelik ithalatına yönelik yaptırımları sebebiyle Avrupa otomotiv üreticilerinin maruz kaldığı olumsuz durum ve düşük talep 3. çeyrek GSYH büyümesi üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.  3. çeyrekte otomobil üretimi tarihinde en büyük düşüşünü yaşadı. Düşüş, daralan talep ve emisyon ölçümündeki yeni standartlardan kaynaklandı. Güçlü ücret artışları ve istihdam piyasasında devam eden iyileşme önümüzdeki dönemde talep koşullarını iyileştirmesi halinde ekonomik büyüme üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir ancak bu konuda pek de ümitli olamıyoruz. Çünkü ABD’nin Avrupa’yı da baz alan ticaret savaşının bölge halkının beklentileri üzerinde olumsuz etkisi devam ediyor. Haziran ayında eksi bölgeye geçen Zew ekonomik duyarlılık endeksi son dört aydır pozitif bölgeye geçebilmiş değil. Etkisini, son iki aydır daralma kaydeden perakende satışlarda görüyoruz. Halihazırda korumacılığa yönelik endişeler, yüksek petrol fiyatları, Brexit kaynaklı belirsizlikler ve dünyanın 9. büyük ekonomisi olan İtalya’da henüz istikrar ortamının sağlanamamış olması sebebiyle Avrupa’da sağlıklı bir güven ortamı için şartlar mevcut değil. Zayıflayan küresel ticareti de dikkate aldığımızda yakın vadede Avrupa’da ekonomik büyümede hızlanma öngörmüyoruz.

Dolayısıyla ABD’den gelecek her olumlu haberin Euro-Dolar paritesinde dolar lehine momentum yaratacağını düşünüyoruz.

Türkiye açısından baktığımızda ABD’nin yürüttüğü ticaret savaşına bağlı olarak yaptırım uygulamaları Türk şirketlerini de etkiliyor. Hem dövizdeki şiddetli oynaklığa hem de likidite riskine karşı ayakta kalmaya çalışan Türkiye ekonomisinin kırılganlığı devam ediyor. T.C. Merkez Bankası’nın politika faizini Eylül ayında 6,25 yüzde puan artırarak %24 seviyesine yükseltmesi Dolar-TL kurunun 7,0 seviyesinin altına gelmesinde etkili oldu ancak sadece makro-ekonomik belirsizlikler değil Papaz Brunson davası ve Halk Bankası’nın ABD kaynaklı olarak olası bir cezaya maruz kalmasına bağlı olarak kurdaki dalgalanmanın sert rüzgarlara karşı kırılganlığını artıracağını düşünüyoruz.

Özetle kısa-orta vadede Türk lirasını destekleyecek ne ekonomik ne de siyasi ortamın varlığını hissedebiliyoruz.

Büyüme hızında yavaşlama uzun soluklu görünüyor

2018 yılı 2. çeyreğinde %5,2 seviyesinde GSYH büyümesi kaydeden Türkiye ekonomisi 2017’den bu yana gözlemlenen büyüme performansının gerisinde kaldı. 2017 yılı genelinde %7,4’lük GSYH büyümesine karşın 2018 yılının ilk yarısında %6,3’lük büyüme gerçekleşti,

Üretim yöntemi baz alındığında, %5,21’lik GSYH büyümesinin kaynaklarına baktığımızda 1,79 puanı hizmet sektöründen, 1,29’luk puanı kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetlerinden, 0,88 puanı ise sanayi sektöründen gelmiştir.

Harcamalar yöntemiyle %5,21’lik GSYH büyümesinin kaynaklarına baktığımızda 3,81 puanı yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşların tüketiminden, 0,96 puanı devletin nihai tüketim ve harcamalarından, 1,03’lük puanı mal ve hizmet ihracatından kaynaklanmıştır.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış verilere göre ise GSYH 2Ç2108’de bir önceki çeyreğe göre %0,9 artış kaydetti ki bu değer de 4Ç2106’dan bu yana kaydedilen en düşük büyümeyi temsil etti. 2017 yılı genelinin ortalaması %1,8 olmuşken 2018’in ilk yarısında ortalama %1,7 büyüme gerçekleşti.

Detaylarda dikkatimizi çeken kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetlerinde kaydedilen %13’lük sıçrayışın seçim öncesi yapılmış hamleden ziyade sürekliliğini arzu ediyoruz.

Sanayi sektörü 2Ç2018’de ihracatın verdiği destekle %4,3’lük büyüme ile gücünü korusa da 4Ç2016’dan bu yana en düşük büyümeyi gerçekleştirdi. Sektör 2017 yılında ortalama %9,2 büyümüşken 2018 yılı ilk yarısında ortalama %6,2’lik büyüme kaydetti.

Rusya ile ilişkilerin iyileşmesine rağmen 2Ç2018’de %1,5 daralan tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün dışa bağımlılığı azaltması bakımından büyümesinin desteklenmesini ümit ediyoruz. Tam tersine geçen hafta gündeme gelen tarımsal destekleme ödemesi almaya hak kazanan çiftçilerin su kullanım hizmet bedeli ile tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerji borcu alacağı destekten mahsup edileceği haberine şaşırmamak elde değil.

Artan borç yükü ve cari açık risklerine rağmen 2. çeyrekte seçim öncesi olması sebebiyle ekonomik aktivitenin canlı olduğunu gördük. 3. çeyrek öncü göstergeleri ise likidite problemine, enflasyonda hızlanmaya, iç talepte daralmaya ve üretimde hız kaybına işaret ediyor. TL’deki sert değer kayıplarının öngörülebilirliği azaltması ve likidite ihtiyacı sebebiyle özel sektörün yatırım harcamaları gerilerken kamu harcamalarında artış var. Merkez Bankası’nın faiz artırım sürecine girmesi gereken mevcut dönemde doğrudan yabancı yatırımları tetikleyecek ve sürdürülebilir büyümeyi ortaya koyacak elle tutulur bir gelişmenin yokluğunda ekonominin kırılganlığının arttığını düşünüyoruz.

Türkiye, küresel ekonomideki iyileşmenin çok gerisinde kaldı

Küresel bazda imalat sektöründe üretim Ağustos ayında artarken, yeni siparişler ve istihdam artışlarında zayıflama yaşandı, yeni ihracat siparişleri değişiklik göstermedi, artan girdi maliyetlerine bağlı olarak enflasyonist baskılar arttı, önümüzdeki 1 yıl için güven algısı son iki yılın en düşüğüne geriledi. Genel olarak güçlü iç dinamiklerin hakim olduğu küresel ekonomide imalat sektörünün durgunluk yaşayan Türkiye’de güven algısı tazelenmedikçe ekonomisinin iyileşmesi mümkün gözükmüyor. Katma değeri yüksek yapısal reformların devreye alınıp dış politikada olumlu adımlar atılması halinde hem likidite olanakları hem fiyatlar genel seviyesi hem talep hem üretim hem de istihdam tarafında iyileşme görülecektir. Aksi halde ekonomi uzun dönemli bir kısır döngüde savrulacak.

Detaylar…

ABD’de imalat sektörü Ağustos ayında güçlü seyrini korudu. Üretim, yeni siparişler ve ihracat satışlarındaki artıştan kaynaklandı; istihdam arttı. Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarındaki artışta düşüş kaydedildi.

Euro Bölgesi’nde imalat sektörü güçlü büyüme seyrini korurken özellikle ihracat siparişlerinde son 2 yılın en zayıf artışı görüldü. Bu zayıflıkta Euro’daki değerlenmeden ziyade talepteki zayıflık ve riskten kaçınmanın etkisi olduğu belirtiliyor. Öte yandan fabrika satış fiyatlarında son 1 yılın en zayıf artışın görülmesi önümüzdeki aylarda tüketici enflasyonunda aşağı yön ihtimalini doğurdu.

Çin’de imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında son 14 ayın düşüğü olan 50,6 seviyesine geriledi. Yeni siparişler Mayıs 2017’den bu yana en düşük artışını kaydetti, yeni ihracat siparişleri son beş aylık düşüşünü sürdürdü, istihdamda zayıf yönlü eğilim devam etti. Girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarında ise yukarı yönlü baskı görüldü.

Japonya’da ise imalat sektörü PMI endeksi Ağustos ayında yurt içi piyasanın desteğiyle 52,5 seviyesine yükseldi, ihracat siparişlerinde düşüş yaşandı. Enflasyon tarafında satış fiyatlarında son 10 yılın en hızlı yükselişi yaşandı.

Vietnam, Filipin, Endonezya, Malezya, Tayland, Singapur, Myanmar’dan oluşan Asya bölgesinde imalat sektörü üretimi ve yeni siparişlerde hızlı bir artış kaydedilirken ihracat satışlarında düşüş yaşandı. Bölge genelinde artan girdi maliyetleri enflasyonist baskıyı artırıyor. Her ne kadar çıktı fiyatları 6 ayın en yükseğine çıkmış olsa da hala girdi maliyetlerindeki artışın gerisinde.

Meksika’da imalat sektöründe büyüme zayıflama eğilimde. Sektörde istihdam ve üretim kaybı gözlendi. Fiyat tarafında girdi maliyetleri ve fabrika satış fiyatlarında yükseliş hâkim.

Brezilya’da Dolar-Real kurunda yılbaşından Ağustos sonuna kadar yaşanan %28’lik değer kaybının Brezilya’nın ihracat performansında artış getirmiş olsa da ithal girdi maliyetlerindeki sert artış üreticilerin maliyetlerini yukarı çekerek ürün çıkış enflasyonunda sert yükselişe sebep olmuştur. Brezilya’da imalat firmaları girdi maliyetlerini düşürmek amacıyla satın alımlarını azaltırken işten çıkarma yolunu tercih etmişlerdir.