Etiket: yapısal reform

Dolar/TL 5,79, Euro/TL 6,53 seviyesini aştı

Türk lirası üzerindeki baskının azalmasında 12-aylık cari açığın Şubat ayında 17 milyar dolar seviyesine gerilemesi de etkili olmadı. Zaten olamazdı. Çünkü Şubat 2018’de 53,6 milyar dolar seviyesindeki cari açığın 36 milyar dolar azalması daralan iç talepten kaynaklandı. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Mart ayı dış ticaret verileri ihracatta ve ithalatta Mart ayında bir önceki aya göre sırasıyla 1,89 milyar dolar ve 1,84 milyar dolarlık artışa işaret etmişti. Dolayısıyla 12-aylık cari açık Mart ayında da düşmeye devam edecek. Tersinden okuduğumuzda, Avrupa ekonomisindeki yavaşlamaya bağlı olarak sınırlı ihracat potansiyelimiz ve net enerji ithalatçısı ülke konumumuzu dikkate aldığımızda iç talepte kımıldanma cari açıkta artış anlamına geliyor.

10 Nisan’da açıklanan yapısal reform başlıkları niyeti ortaya koysa da sürdürülebilir büyümeye yönelik somut adımların henüz gösterilememesi, Merkez Bankası’nın rezervlerine yönelik endişeler, özel sektörün yüksek dış borcu, sorunlu kredi görünümüne rağmen bankacılık sektörü kredi hacminde artış, ABD ile süregelen S-400 alım sorununun yaptırımlar getireceği ihtimali Türk lirası üzerinde baskının artmasına sebep oluyor. TSİ1005 itibariyle Dolar/TL kuru 5,79, Euro/TL kuru ise 6,54 seviyelerinden işlem görüyor.

Dolayısıyla ABD’de Washington’da başlayan IMF – Dünya Bankası ilkbahar toplantılarında yapılan bir ankette 2019’da en kötü performans beklenen gelişmekte olan ülke sıralamasında Türkiye’nin en üst sırada yer alması şaşırtıcı olmasa gerek.

Dr. Fulya Gürbüz

Yapısal Dönüşüm Adımları 2019’un detayları Mayıs ayında gelmeye başlayacak

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımları 2019 programını açıkladı. 2019-2023 dönemini kapsayan program ile “ihracata dayalı, teknolojik üretimi önceleyen, rekabetçi, katma değerli ürün üretimi alt yapısını tamamlamış bir ekonomi dönüşümü” hedefleniyor.

Bu hedef doğrultusunda 2019 yılını içeren ve reel sektörün finansman ihtiyacını karşılayacak, vergi adaletini sağlayacak, enflasyonda kalıcı düşüş getirecek, 7 stratejik sektörde üretim ve ihracatı artıracak adımlar Mayıs ayı ile birlikte ilan edilmeye başlanacak.

Öncelikle Mayıs ayında Tarımda Milli Birlik Projesi ve Sanayide Yerlileştirme Programı açıklanacak.

Ağustos ayında İhracat Master Planı açıklanacak.

Eylül ayında İstihdam Bazlı Eğitim Planlaması, Turizm Master Planı ve Lojistik Master Planı açıklanacak.

Yıl sonuna kadar ise BES ve Kıdem Tazminatı Reformu, Sosyal Güvenlik Reformu ve Yargı Reformu açıklanacak.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan özet sunum ve Sayın Albayrak’ın konuşmasını değerlendirdiğimizde kısa vadeli değil orta-uzun vadeli önlemlerle arz-talep dengesi doğrultusunda sürdürülebilir büyümenin temellerinin atılmak istendiğini, hükumetin bu konuda niyetli olduğunu anlıyoruz. Mayıs ayı ile birlikte açıklanmaya başlanacak proje, program, plan ve reformların detaylı olarak takvime bağlanması, sürecin işleyişinin düzenli olarak kontrolü, denetimi ve değerlendirmesi Türkiye’nin büyüme hikayesinin daha net anlaşılmasını sağlayacaktır. Özellikle orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin üretilmesi ve istihdamı destekleyecek ve Eylül ayında açıklanacak eğitim planlamasının detaylarını merakla bekliyoruz. Örneğin, tematik liselerin sayısının ve kapsamının yetkin ve yeterli eğitim kadrosu ve olanaklarıyla birlikte artırılması Yapısal Dönüşüm Adımları’nda belirtilen 7 sektörün (enerji, maden, petrokimya, turizm, bilişim, otomotiv ve ilaç) gelişiminde önemli rol oynayacaktır.

Gelelim 2019 yılı takviminde yer alan detaylara…

FİNANSAL SİSTEMİN GÜÇLENDİRİLMESİ

Finansal sektörün reel sektörü destekleyebilmesi adına öncelikle bankaların sermayelerinin güçlendirilmesi ve aktif kalitesinin artırılması amaçlanıyor.

Tasarrufların, ekonominin kırılganlıklarını gidermedeki en önemli araç olduğunu öne süren Albayrak emeklilik sisteminin reforme edilmesiyle birlikte artacak tasarruf miktarının dış finansman bağımlılığını azaltacağını ifade ediyor.

Tahsili gecikmiş alacakların, bankacılık sektörü için bir risk oluşturmayacağını öngören Albayrak, bankacılık sektörünün daha dirençli hale getirilmesini ve sermaye yeterlilik oranlarının güçlendirmesini önemsediklerini belirtti. Bu amaçla;

. Kamu bankalarının sermayelerini güçlendirmek için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ihraç edeceği 28 milyar TL’lik İkrazen Özel Tertip Devlet İç Borçlanma Senetleri kamu bankalarına verilecek.

. Özel bankalar Bankalar Birliği koordinasyonunda, BDDK ile birlikte sermayelerini güçlendirmek için 2018 yılı karlarını dağıtamayacak.

. Mali sistemin gözetim ve denetiminin güçlendirilmesi ve veriye dayalı iktisadi politikalar geliştirilmesi amacıyla, risk ve potansiyellerin çok daha erken ve etkili analiz edilmesini sağlayacak olan Ulusal Veri Merkezi kurulacak.

. Konkordato ve kredi yapılandırma meselesi yeni bir yasal çerçeve ile yeniden yapılandırma ve alacak tahsil süreçleri hızlandırılacak.

. Borç ödeme kabiliyetini yitirmiş şirketlerin hızlı şekilde tasfiyesini sağlayacak bir çerçeve ile icra-iflas ve ipoteklerin nakde çevrilmesinin daha kolay olacağı bir yapı oluşturulacak.

. Bankalar Birliği öncülüğünde, kamunun olmadığı bir yapıda, enerji ve inşaat gibi NPL’ler (nonperforming loans-sorunlu krediler) noktasında önem teşkil eden iki sektörde, sorunlu varlıkları borç-hisse takası ile dışarı çıkaracak ve bankalarımızın bilançolarını daha iyi bir hale getirecek Enerji Girişim Sermaye Fonu ve Gayrimenkul Fonu kurulacak. Bu yeni finansal model ile sorunlu varlıkların ayrılıp, bankaların, yerli ve yabancı yatırımcıların iştirak edebileceği fonlarla yönetilmesi sağlanacak.

. Sağlıklı ve sürdürülebilir büyümenin dayanağı olan ihracat ve katma değerli ürün üretimini, yerlileştirmeyi sağlayan sektörlerin kredi arzından daha fazla yararlanmasını sağlamak amacıyla Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi (FİKKO) bünyesinde bir kurul ile bu stratejik alanlara daha fazla kredi sağlanması için teşvik mekanizmaları devreye alınacak.

. Bankacılık sektöründe toplam 100 milyon TL ve üzeri riski olan şirketlerin, mali yılın kapanmasının ardından 120 gün içerisinde bankalarına bağımsız denetimden geçmiş finansal tablolarını ve borç ödeme kapasitesi, likidite riski, kur riski ve karlılık gibi unsurları da içeren bir mali denetim raporu sunmak zorunda olacak. Aksi halde sektörden ek kredi alamayacak.

. Ulusal kredi derecelendirme kuruluşu işlemleri 2019 yılı içinde tamamlanacak.

BES VE KIDEM TAZMİNATI REFORMU (2019 yılı sonu)

. Tasarrufları güçlendirmek ve dış finansman bağımlılığını azaltmak adına zorunlu bireysel emeklilik sistemi (tamamlayıcı emeklilik sistemi) yeniden ele alınacak ve Kıdem Tazminatı Reformu hayata geçirilecek. Çalışanlardan olduğu gibi iş verenden de yapılacak kesintiler BES ile entegre Kıdem Tazminatı Fonu’nda toplanacak. Her iki fonun 2020 yılında fiilen hayata geçirilmesi hedefleniyor. 5 yılda, sistemde biriken fonların milli gelirin %10’unun üstüne çıkması hedefleniyor.

. Sigortacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu kurarak sektörün izlenmesi ve denetlenmesi daha yakından takip edilecek. Milli Reasurans şirketi ile birlikte sigorta şirketleri desteklenecek, sigortalanmayan sektörlerin sigortalanmasına imkân sağlanacak.

BÜTÇE DİSİPLİNİ KORUNACAK

. Yeni Ekonomi Programında 76 milyar TL’lik tasarrufu ve gelir artırıcı önlemleri devreye alınacağı duyurulmuştu. Şu ana kadar, 2019 bütçesinde bu rakamın 44 milyar TL’lik kısmı uygulamaya alındı. Bütçe hedeflerini tutturacak tasarruf adımları devam edecek.

VERGİ DÖNÜŞÜMÜ REFORMLARI

Mali tarafta güçlü, uyumlu ve koordineli süreç devam edecek. Gelirlerimizi arttırmak için, toplumun genelini etkilemeyen ve yüksek vergi noktasında bakıldığında yüksek gelir gruplarının daha adil vergilendirilmesini sağlayacak ve enflasyona etkisi minimumda olacak bazı adımlar önümüzdeki süreçte hayata geçirilecek.

. Yeni Vergi Mimarisi: İstisna ve muafiyetler azaltılacak. Kurumlar vergisi kademeli olarak düşürülecek. Gelire göre artan oranlarda vergilendirme daha etkin hale getirilecek. Beyannameyi yaygınlaştırarak gelir artışlarının sağlayacağı potansiyelle dolaylı vergileri azaltıp, dolaysız vergileri artırarak verginin daha da fazla tabana yayılması hedefleniyor.

. Kayıtdışılık ile Mücadele: Gönüllü uyum adı verilen yeni bir sistemle mükelleflerin beyanlarının esas olduğu ve ilk inceleme sonrasında sorun görülmediği takdirde süreçlerin tamamlandığı sadeleştirilmiş bir süreç hayata geçirilecek. Sahte ve yanıltıcı belge ile mücadele için, etkin yaptırım, teknik çözüm, e-fatura ve e-faturanın eş zamanlı takibi, benzersiz kodlu mal hareketi takip sistemi ile kayıtdışılığa karşı etkin bir yapı devreye alınacak.

. Mükellef hakları: Mükellef dostu bir vergi sistemiyle süreçlerin başarısını artıracak Mükellef Hakları İcra Kurulu kurulacak. Mükelleflerin, vergi süreçlerindeki beyanları ile ilgili yazılı destekleri devreye alınacak. Mükellef memnuniyeti düzenli ve sürekli olarak ölçülecek, süreçlerdeki eksikler anında tespit edilecek.

. Gelecek dönem için geçici beyanname sayısının 4’ten 3’e düşürülmesi ve elektronik çeklerin ücretten muafiyet konusu üzerinde çalışılıyor. İnşaat izinlerinde, elektrik bağlamada, işe başlamada belediyeler ile SGK, belediyeler, ticaret sicil müdürlükleri gibi ilgili kamu kuruluşları arasındaki elektronik imzanın sürece dahil edilmesi için mevcut sistemler entegre edilecek.

. Vergi dönüşümü ile süreçler kolaylaştırılacak. Kayıtdışılıkla mücadele ile gelirler artırılacak. Kaynakların 7 stratejik sektöre (enerji, maden, petrokimya, turizm, bilişim, otomotiv ve ilaç) sanayilerine yönlendirilmesi daha etkin kılınacak.

YARGI REFORMU (2019 yılı sonu)

Yargı reformu paketinin “Yargı Reformu Strateji Belgesi” Adalet Bakanlığı tarafından yakın bir süreçte kamuoyu ile paylaşılacak.

Yargı Reformu’nun vizyonu “güven veren ve erişilebilir bir adalet sistemi” olacak. Sayın Albayrak şöyle detaylandırıyor:

“Güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomik kalkınmayla, adil ve etkin işleyen bir hukuk sistemi arasındaki ilişki açıktır. Uzun vadeli yatırımlar, öngörülebilir, sonuçları kestirilebilir bir hukuk pratiğine yakından bağlıdır. Yargı sisteminin kalitesi, hızı, ihtiyaçlara cevap verme kapasitesi yatırım ortamını geliştirmenin temel şartları arasındadır. Bugüne kadar, ülkemize üretim ve istihdam katkısı sunan, piyasa kural ve koşullarında faaliyet yürüten her yatırımcıya desteğimizi sunmaktan geri durmadık.

Yatırımcının, hukuki güvence ve istikrar beklentisini, mümkün olan en yüksek seviyede karşıladık. Hukukun kolaylaştırıcı, teşvik edici ve güvence verici imkânlarını geliştirme irademizi koruduk. Bu iradenin bir tezahürü olarak Adalet Bakanlığımız da yargı alanında önemli reformlara imza attı. Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin güncellenmesi çalışmaları devam ediyor. Yakın zamanda Adalet Bakanımız tarafından bu yıl içerisinde paylaşılacak.”

TARIMDA MİLLİ BİRLİK PROJESİ (Mayıs 2019)

. Bölge ve ürün bazında bir makro arz, talep ve ticari planlama sürecinin kurumsal alt yapıları tesis edilecek. Sahada operasyonel yetkinlik kooperatif yapısının merkezde olduğu güçlü kurumsal alt yapılarla sağlanacak. Bu kurumsal altyapı ürün ve bölge bazında sözleşmeli tarımın daha da yaygınlaştırılmasını sağlayacak.

. Mevsimsel dalgalanmalarla enflasyonla mücadelede önemli yer tutan taze meyve sebze pazarında dengeleyici unsur olması amacıyla Tarım Kredi Kooperatifi ortaklığıyla Sera AŞ kurulacak. Sera AŞ bünyesinde 2019 yılında ilk etapta 2 bin hektar teknolojik sera inşa edilecek. Orta vadede 5 bin hektar üretim alanına ulaşılırken uzun vadede örtü altı sebze üretiminin %25’inin karşılanması hedeflenecek.

. Ülkemiz coğrafi gerçeklerine uygun şekilde kırmızı et fiyat istikrarı Küçükbaş Hayvancılık Hamlesi ile desteklenecek. Verilecek desteklerle 47 milyon olan küçükbaş hayvan varlığımız 4 yıl içinde 100 milyona yükseltilecek.

. Hal yasası kapsamında üretici kooperatiflerinin haller içerisindeki payının artırılması hedeflenerek toptan, perakende ve lojistik alanlarında daha rekabetçi bir yapının oluşturulmasını sağlanacak. Bu kapsamda tarladan sofraya daha kısa, daha etkin, daha rekabetçi ve daha denetlenebilir bir değer zinciri oluşturulması hedefleniyor. Ayrıca, üretimde rekabeti, toptan, perakende ve lojistikte denetim ve gözetimi sağlayacak bir regülasyon çerçevesi devreye alınacak.

SANAYİDE YERLİLEŞTİRME PROGRAMI (Mayıs 2019)

Sanayi Bakanlığı, bu programla, Ar-Ge’den yatırım ve ihracata tüm adımların tek pencereden yönetildiği, arz-talep bileşenlerinin desteklendiği, öncelikli orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlere yönelik stratejileri hayata geçirecek.

300 ürünün yerlileştirmesini ortaya koyacak bu program mayıs ayında kamuoyu ile paylaşılacak.

İHRACAT MASTER PLANI (Ağustos 2019)

İhracat noktasında Ticaret Bakanlığının, ağustos ayında açıklayacağı planla kısa-orta ve uzun vadede ihracat potansiyeli belirlenerek Türkiye’nin ihracatının arttırılması için sürdürülebilir bir stratejinin yürürlüğe konması ve bu stratejiden sapmadan doğru adımların atılması hedefleniyor. İhracatın ithalatı karşılama oranının sürdürülebilir bir şekilde artırılması için stratejiler oluşturulup bunların uygulanması için gerekli adımlar ortaya konacak.

Ağustos ayında açıklanacak bu plan ile katma değeri yüksek ürün ihracatının arttırılması amacıyla, etki analizleri yapılarak ihracatta devlet yardımlarını yeniden düzenlemek, hedef ürün ve pazarlara odaklanmış bir bakış açısıyla, birim ihraç fiyatlarının yükseltilmesi sağlanacak.

LOJİSTİK MASTER PLANI (Eylül 2019)

Türkiye’nin stratejik konumundan kaynaklanan lojistik avantajının ve rekabet gücünün artırılarak, iktisadi ve sosyal gelişmeyi hızlandırmak ve Türkiye’nin uluslararası ticarette bölgesel lojistik üs haline getirme bakış açışıyla Lojistik Master Planı, ilişkili bakanlık ve Türkiye Varlık Fonu tarafından hazırlanıyor.

Taşımacılıkla ilgili tüm hizmetlerin tek bir merkezden ve etkin bir şekilde verildiği ve birden fazla taşımacılık moduna erişim imkanı sağlayacak lojistik merkez planlaması sayesinde, taşıma modları arasındaki tüm bu rekabetin artırılması başta olmak üzere, mevcut lojistik alt yapısının karayolu, denizyolu ve havayolu eksenlerinde etkin bir şekilde incelenmesi, lojistik ihtiyaçların belirlenmesi, rekabet ve güvenliği esas alarak stratejik önceliklerin saptanması, belirlenen ihtiyaçlar ve önceliklere göre kamu lojistik varlıkları arasındaki potansiyel sinerjilerin ortaya çıkartılarak etkin bir model mimarisinin oluşturulması, planlanan hedeflerin gerçekleştirilmesi için yerli ve yabancı tüm paydaşlara kazan-kazan modeline dönük iş birliklerinin gerçekleştirilmesi kurumsal ve uluslararası kamusal iş birlikleri ile hayata geçirilecek.

TURİZM MASTER PLANI (Eylül 2019)

Tüm paydaşların katılımı ile hazırlanacak olan Turizm Master Planı, Turizm Bakanı tarafından en geç eylül ayında kamuoyu ile paylaşılacak.

. Bu plan çerçevesinde turizmde hem ülke ve destinasyon çeşitliliğini hem turist sayısını hem de turist başına düşen geliri arttırarak 4 yıl içerisinde 70 milyon turist 70 milyar dolar turizm gelirine ulaşma hedefi gerçekleştirilecek.

. Bu plan çerçevesinde gastronomi, inanç, kültür, golf, kış ve kongre turizmleri başta olmak üzere kıyı turizmine çeşitlilik ve turizm gelirimize katkı sağlanmış olacak.

. 2019 yılı içerisinde YEP planlarıyla uyumlu olarak 2019 yılında turist sayısının 50 milyon, turizm gelirinin 35 milyar doların üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor.

. Kurulacak olan Turizm Geliştirme Fonu ile ülke turizminin tanıtımı daha etkin yapılacak ve turizmde bölgesel çeşitliliğin arttırılması için yatırımcılar teşvik edilerek yatırımlara destek olunacak.

İSTİHDAM BAZLI EĞİTİM PLANLAMASI (Eylül 2019)

. Kurumlardaki eğitim ve istihdam verileri entegre edilerek, eğitim programı ve meslek bazında arz talep dengesi oluşturulacak, böylece eğitim ve istihdam uzun vadeli perspektifle planlanacak.

. PISA 2021 uygulamasında ortaokullar lehine farkın %20, bölgeler arası farkın %10 azaltılması hedefleniyor.

Sayın Albayrak söz konusu planlamanın Eylül ayında açıklanacağını belirtti.

Dr. Fulya Gürbüz

Gaz verip sert frene basmak yerine yeni bir yol haritası lazım: Yapısal reform

İmalat sektörü PMI endeksi Eylül 2018’de 42,7 ile 2008 krizinden sonraki en düşük seviyesini kaydetmiş, sonrasında yükselme eğilimini ortaya koymuştu; 2019’un ilk üç ayında da endeks yükselişini sürdürdü.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi Ocak 2019’da bir önceki aya göre %1 artış kaydetti. Şubat ve Mart aylarında imalat sektöründeki iyileşmenin sürmesi sanayi üretimi için olumlu bir gelişme. Ancak mevsimsellikten arındırılmış verilere göre Kasım 2018-Şubat 2019 dönemi boyunca ihracatın aylık bazda gerilemeye devam etmesi, 2019 yılının ilk iki ayında ihracatın sanayi üretimi ve dolayısıyla da GSYH büyümesine katkısının negatif olduğuna işaret ediyor.

Öte yandan mevsimsellikten arındırılmış ithalat hacmi aynı dönem boyunca aralıksız artışını sürdürürken dış ticaret açığı aylık bazda aralıksız artmaya devam ediyor (ki bu durum değer kaybeden TL’yi de dikkate aldığımızda cari açıkta artış eğilimini ortaya koyuyor). En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa’dan özellikle de Almanya’dan gelen zayıflama işaretleri Türkiye’nin ihracat performansındaki gerilemeyi teyit eder nitelikte.

Tüketim tarafında ise perakende ticaret ve e.t.t.e. tüketim endekslerinin 2019 yılının ilk iki ayında hafif kıpırdandığını, artan iç talebi karşılamak adına da reel sektörün söz konusu dönemde yatırımlarını artırarak stoklarını güçlendirdiğini ortaya koydu.

Ancak takipteki alacaklar tarafına baktığımızda takipteki kredilerin toplam bankacılık sektörü kredilerine oranının Ağustos 2018’den bu yana aralıksız yükselmesiyle reel sektörün finansman tarafında giderek daha zorluk yaşadığını anlıyoruz. 2018 yılının son çeyreğinden 2019 yılı ilk çeyreği sonuna kadar tüketici ve kurumsal kredilerdeki artış eğiliminin sürdüğünü de dikkate aldığımızda takipteki alacakların bankacılık sistemi üzerinde ağırlığını daha da artırdığını anlayabiliriz hele de artan risk primimize bağlı olarak dış borçlanma maliyetleri artıyorken.

(Hatırlatalım: Dış finansman şartlarının giderek zorlu bir hal aldığı 2018 yılında TL’de yaşanan sert değer kaybı sebebiyle TCMB TL’yi korumak adına sert faiz artırım kararı aldı ve sıkı para politikası kararlılıkla sürdürülmeye devam edildi. Ekonomik faaliyette yaşanan fren etkisine paralel olarak yüksek kredi faizleri yurt içinde finansmana erişimi zorlaştırdı.)

Bunların yanında özellikle Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) katkısıyla 2017’de kaydedilen iç tüketimdeki hızlanma, 2018’de KGF’nin sonlanmasıyla yavaşlama ve düşme eğilimini beraberinde getirdi ve sonuç olarak işsizlik oranı 2017 yılında hızla düşerken 2018 yılında hızla arttı.

Enerji ve dış borca bağımlı olmamıza rağmen iç tüketimi pompalayarak büyümenin ateşlenmesi cari açık, TL’de ve üretimde sert değer kayıpları ve yüksek işsizlik oranlarıyla daha şiddetli döndü.

Hal böyle iken, küresel ekonominin yavaşlama eğilimine girdiği bir ortamda hızla artan Türkiye nüfusunu da dikkate aldığımızda Türkiye’nin mevcut tüketim, yatırım ve üretim resminde sürdürülebilir bir şekilde istihdamı artıracak, işsizliği azaltacak bir hikayesi var mı? Maalesef yok. Yerli araba da bir hikaye evet ama yapay zekanın üretim tarafında ağırlığını artırdığı bir ortamda katma değer yaratacak teknolojik ürünlerin üretilmesi, yeni iş alanları yaratması ve dünya çapında marka değeri taşıması daha güzel bir hikaye.

Gerçek şu ki mevcut yapı hem TL’yi hem de ekonomiyi daha da kırılgan hale getiriyor. Gaz verip frene basmak zorunda kalmaktansa istihdam ve sürdürülebilir bir hızda büyümeyi sağlayacak yeni bir yol haritası lazım. Mevcut yapıyla bu sağlanamadığına göre yapıyı değiştirmek yani reform yapmak gerekiyor. Bunu da “yapısal reform” olarak adlandırıyoruz.

Dr. Fulya Gürbüz

İç talepsiz büyüme lazım

2018 yılında GSYH büyümesi önce zayıfladı sonra daraldı…

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %2,4 azaldı. 2018 yılında çeyrek bazda bir önceki döneme göre kıyasla %0,92 büyüme, %0,05 büyüme, %1,57 daralma ve %2,45 daralma yaşandı. Bu düşüşün tetikleyicileri sırasıyla 2017 yılı son çeyreğinde sonlanan KGF (Kredi Garanti Fonu), ABD’den gelen korumacılık rüzgarları, Rahip Brunson Krizi’ne bağlı olarak Ağustos ayında TL’de yaşanan sert değer kaybı ve özellikle Avrupa ekonomisinde yaşanan kademeli momentum kaybı oldu.

TL’de yaşanan değer kaybı ve artan enflasyona bağlı olarak iç talep 1Ç2009’dan bu yana ilk kez 4Ç2018’de daralma yaşadı…

Yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşların toplam nihai tüketim harcamaları 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %5,41 daraldı; bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %8,9 azaldı. Devletin nihai tüketim harcamaları bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %0,5 arttı, gayrisafi sabit sermaye oluşumu %12,9 azaldı.

İç talepte daralma 3Ç2016’dan bu yana ilk kez sanayi üretiminde düşüş getirdi…

GSYH’nin %22,25’ini oluşturan sanayi üretimi 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %1,30 daraldı.

GSYH’nin %5,76’sını oluşturan inşaat sektörü 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %0,64 daraldı.

GSYH’nin %54,31’ini oluşturan hizmet sektörü 4Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %0,06 daraldı.

Küresel büyüme endişeleri ve iç talepte daralma yatırım harcamalarının 2018 yılı son iki çeyreğinde arka arkaya daralmasına sebep oldu…

Gayri safi sabit sermaye oluşumu 3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %1,38 daralmasının ardından 4Ç2018’de %3,85 daralma yaşadı.

Son 9 çeyrektir mal ve hizmet ihracatı büyümeye pozitif katkı sağlıyor…

TL’deki değer kaybının getirdiği artan rekabet gücünün etkisiyle son iki çeyrektir ihracatın büyümeye katkısında artış var. İhracat 3Ç2018’de bir önceki çeyreğe göre %2,95 artış kaydetmesinin ardından 4Ç2018’de %2,21 büyüme kaydetti. Bu gelişmeye paralel olarak 2018 yılının son iki çeyreğinde mal ve hizmet ithalatı daha hızlı arttı (sırasıyla %3,79 ve %6,19).

Gelin ihracat, ithalat, iç talep ve büyüme arasındaki aşağıdaki grafiği inceleyelim:

KGF desteğiyle 2017 yılında GSYH %7,44 büyüdü, ithalat artışı ihracatın önüne, 12 aylık cari işlemler açığı 2017 yılında sürekli artarak yıl genelinde %43 artış kaydetti. 2017 yılı sonunda KGF’nin sonlanması iç talepte yavaşlamaya sebep oldu ve ithalatta düşüşü getirdi. Küresel korumacılık dalgasıı ile başladığımız 2018 yılı artan politik riskle birlikte TL’de sert değer kaybı ile birlikte iç talepte keskin daralma getirdi. 12 aylık cari işlemler açığı Mayıs 2018’de 58 milyar dolar yükselmiş olduğu seviyeden ihracat performansının da desteğiyle 2018 yılı sonunda 27,8 milyar dolara kadar geriledi. 2018 yılının son iki ayında ithalat tarafında yaşanan yükselme ise ihracattaki artıştan kaynaklanan bir gelişme.

Bundan sonra ne olacak?

Avrupa ve küresel ekonominin zayıfladığı ortamda iç talebi tetiklemek ekonomik büyümeyi hızlandıracaktır ancak ithalatta daha hızlı artış getirecektir. İhracat potansiyelinde artışın sınırlı olması cari açıkta daha hızlı artışa, finansmanında ise yüksek faiz ortamında dış borçlanmaya eğilimi artıracaktır. Kısacası ihracat potansiyeli sınırlıyken büyüme uğruna iç talebi tetiklemek kısa vadede büyüme, sanal bir güven artışı getirse de orta-uzun vadede enflasyon, güven bunalımı, ekonomik zayıflama ve işsizlikte artış getirecektir. Evet 12 aylık toplam cari işlemler açığı Mayıs 2018’deki 58 milyar dolar seviyesinden Ocak 2019 sonunda 21,6 milyar dolar seviyesine geriledi, doğru, ancak bunda iç talepte daralmanın etkisi var.

Dolayısıyla 31 Mart seçimleri sonrasında hükumet sürdürülebilir büyümeyi getirecek yapısal reformlar ortaya koymadan iç talep artırıcı hamleleri devreye sokarsa rota belli: Belki kısa süreli bir rahatlama, sonrasında ise özellikle cari açıkla ilgili veriler bozulmaya başladıkça TL’de sert dalgalanmalara karşı şimdiden tedbirli olmakta fayda var.

Dr. Fulya Gürbüz